السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.
قُلْ سِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَانْظُرُوا (27:69)
Allah Azze ve Celle buyuruyor; "Yeryüzünde yürüyün, bakın, gördüğünüz şeylerden de ibret alın."
Gördüğümüz kadarıyla şu dünyanın ve insanların hâlinde, insanlığa dair hiçbir şey kalmamış.
Herkes insanlıktan çıkmış.
Hacı Anne derdi ki; "İnsan kendisinde ne yoksa, en çok onu metheder."
"Ben dürüstüm" diyen herkes "biz dürüstüz" diyor ama onlarda dürüstlük falan yok.
Maalesef bu dünyanın ve insanların hâli budur.
Dürüstlük falan kalmamış, emanet diye bir şey kalmamış.
Herkes nefsine uyuyor; nefsi ne diyorsa, dürüstlüğün o olduğunu sanıyor.
"Benim bildiğim dürüstlük, nefsim nasıl istiyorsa odur." diyorlar.
"Başka kimsenin benim hayatıma karışma hakkı yok."
"Ben yine istediğimi yapacağım."
Şimdiki insanlar, "Bende kimseye merhamet etmek diye bir şey yok." diyorlar.
Fakirin hakkıymış, başkasının hakkıymış, şuydu buydu hiç umurlarında değil.
Maalesef insanlığın şu anki vaziyeti budur.
İşte bu yüzden insanlıktan çıkılmış.
İnsanlık adalettir; her şeyden önce insanlık merhamettir.
Bunlar olmadıktan sonra vahşi hayvanlar insanlardan daha iyidir.
Vahşi hayvan yiyecek bir şey bulsa, yer, yatar, yuvarlanıp gider.
Kin beslemez.
"İleride nasıl daha fazla kişiyi öldüreyim, nasıl daha çok zarar vereyim" gibi bir düşünce hayvanda yoktur.
İnsanda ise hem o kin var hem de asla doymak bilmeyen bir nefis var.
Onun için zamanımız maalesef böyledir.
Sürüye uyup gidiyoruz; sürüye uyduğumuz için de her şey insana normal geliyor.
Hâlbuki normal değil.
Onlar yapıyorsa da sen yapma.
En büyük hüccet ve delilleri şudur: "İşte başkaları da yapıyor."
Herkes yapıyorsa bile senin yapmaman lazım.
Herkes kötülük yapıyorsa sen yapma.
Sen kenarda dur, uzak dur; sele kapılma ki sel seni de alıp götürmesin.
Sen beride dur, hakla beraber ol, dürüst ol.
Nefsinin dürüstlüğü üzerine değil, Allah'ın emrettiği dürüstlük üzere ol.
Nefis, "Her şey benimdir." der.
Vaziyet ortada; dürüst olarak bilinen, yüceltilen insanların bile en sonunda nefislerine uydukları ortaya çıkıyor.
Ama yine de "Rezil olduk, rüsva olduk." deyip utanma diye bir şey kalmamış.
Utanma için "El-hayâu minel-îmân" denmiştir; yani utanmak imandandır.
Utanmak güzel bir şeydir ama bu dünyanın ve insanların şu hâlinde, utanmayı artık iyi bir şey olarak görmüyorlar.
"Kız utanıyor, dışarı çıkmıyor, konuşmuyor." diyorlar.
Hâlbuki utanıyorsa çok iyi bir şey yapıyor.
Onlara göre kişi istediğini yapacak, utanmayacak, her türlü şeyi yapacak; işte makbul insan odur.
Bu zamanda utanan insan, makbul insan sayılmıyor.
Allah hâlimize acısın, bize bir kurtarıcı göndersin inşaAllah.
Bekliyoruz inşallah.
Allah tez zamanda bu insanları yeniden insanlıklarına döndürsün inşaAllah.
Kendi kendilerine dönecek hâlleri yok; Allah bize bir sahip göndersin, o bize yol gösterecektir inşaAllah.
2026-07-21 - Bedevi Tekkesi, Beylerbeyi, İstanbul
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "أَفْضَلُ الصَّدَقَةِ صَدَقَةٌ فِي رَمَضَانَ."
Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: "Sadakanın en faziletlisi Ramazan ayında verilen sadakadır."
Normalde bir sadakaya bire on sevap verilirken, Ramazan ayında bu sevap yedi yüze kadar çıkmaktadır.
Bu sebeple her zaman sadaka vermek gerekse de, zekât için Ramazan ayını tercih etmek insanlar için çok daha faziletlidir.
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "أَفْضَلُ الصَّدَقَةِ صَدَقَةُ اللِّسَانِ." قِيلَ: وَمَا صَدَقَةُ اللِّسَانِ؟ قَالَ: "الشَّفَاعَةُ تَفُكُّ بِهَا الأَسِيرَ، وَتَحْقِنُ بِهَا الدَّمَ، وَتَجُرُّ بِهَا الْمَعْرُوفَ وَالإِحْسَانَ إِلَى أَخِيكَ، وَتَدْفَعُ عَنْهُ الْكَرِيهَةَ."
Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem, "Sadakanın en faziletlisi dil ile yapılan sadakadır." buyurmuştur.
Sahabeler, "Dilin sadakası nedir?" diye sorunca, Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu: "Şefaattir; yani bir başka insan için aracı olman, onu koruman, 'Ben buna kefilim, bu iyi bir insandır.' diyerek ona şahitlik etmendir. İşte bu, dilin sadakasıdır."
Yani bir insanı kötü şeylerden, kötü hallerden ve zor bir durumdan kurtarmak, tatlı dille konuşup o kişiyi affettirmek gibidir.
Bu sayede bir esiri bile kurtarabilirsin.
Konuşarak esir kurtarabileceğin gibi, kan dökülmesine de engel olabilirsin.
Yani bir insana nasihat etmek onun için sadaka olur. Bazen büyüyüp kan dökülmesine kadar varabilecek kavgaları konuşarak engellemek, işte dilin sadakası budur.
Peygamber Efendimiz, "Müslüman kardeşine bir iyilik ve ihsan gelmesine vesile olman veya ona gelecek bir kötülüğü defetmen de dilin sadakasıdır." cevabını vermiştir.
Yani bir insanın ihtiyacını dile getirerek ona yardım edilmesine vesile olmak veya onu kötü bir şeyden uzak tutmak; bunların hepsi dilin sadakasıdır.
Tatlı dilli insanlar, diğer insanları iyi durumlara yönlendirir ve kötülükleri onlardan uzak tutar.
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "أَفْضَلُ الصَّدَقَةِ أَنْ تُشْبِعَ كَبِدًا جَائِعًا."
Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem, "Sadakanın en faziletlisi aç olan bir canlıyı doyurmandır." buyuruyor.
Yani açlık çeken herhangi bir canlıyı doyurmak.
Peki kimdir bu aç olan?
İnsan, hayvan veya herhangi bir canlı...
Aç olan canlıyı doyurmak... Allah Azze ve Celle sadece insan demiyor, "aç olanı doyurmak sadakanın en faziletlisidir" buyuruyor.
İster insan olsun ister hayvan, aç bir canlıyı doyurmak, Allah katında sadakanın en faziletlisi ve en makbul olanıdır.
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "أَفْضَلُ الصَّدَقَةِ إِصْلَاحُ ذَاتِ الْبَيْنِ."
Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem sadakanın pek çok çeşidi olduğunu izah ederek, "Sadakanın en faziletlisi ve en hayırlısı, iki kişinin arasını bulmaktır." buyuruyor.
Yani küs olan insanların arasını bulmak ve problemlerini çözmek de sadakadandır.
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "أَفْضَلُ الصَّدَقَةِ حِفْظُ اللِّسَانِ."
Peygamber Efendimiz yine şöyle buyuruyor: "Sadakanın en faziletlisi ve en hayırlısı dili muhafaza etmektir."
Yani insanlara dilinle eziyet etmekten sakınmak, dili muhafaza ederek yalnızca hayır konuşmaktır.
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "أَفْضَلُ الصَّدَقَةِ سِرٌّ إِلَى فَقِيرٍ، وَجُهْدٌ مِنْ مُقِلٍّ."
Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem, sadakaların en faziletlisi ve en hayırlısının fakire gizlice verilen ve malı az olan kimsenin imkânlarını zorlayarak verdiği sadaka olduğunu buyuruyor.
Yani fakire gizlice sadaka vermek çok daha faziletlidir.
Ayrıca, az malı olmasına rağmen imkânlarını zorlayarak sadaka veren kişi, varlık içindeyken sadaka veren kişiden daha faziletli bir iş yapmış olur.
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "أَفْضَلُ الصَّدَقَةِ الْمَنِيحَةُ؛ أَنْ تَمْنَحَ الدِّرْهَمَ، أَوْ ظَهْرَ الدَّابَّةِ."
Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem, "Sadakanın en faziletlilerinden biri de birine bir miktar para vermek veya bineğini ödünç ya da hibe olarak kullandırmaktır." buyuruyor.
Yani bir insanın bir yere gidebilmesi için ona yol parası vermek veya bineğini tahsis etmek de en faziletli sadakalardandır.
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "أَفْضَلُ النَّاسِ رَجُلٌ يُعْطِي جُهْدَهُ."
Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem, "İnsanların en faziletlisi, imkânlarını zorlayarak malından sadaka veren kimsedir." buyuruyor.
Yani çok çalışıp elde ettiği kazançtan sadaka veren insandır.
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "خَيْرُ الصَّدَقَةِ مَا كَانَ عَنْ ظَهْرِ غِنًى، وَابْدَأْ بِمَنْ تَعُولُ."
Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem, "Sadakanın en hayırlısı, kişinin mali durumu yerindeyken verdiğidir." buyuruyor.
"Sadaka vermeye, geçimini sağlamakla yükümlü olduğun kimselerden başla."
Yani malı mülkü olan kimse, verdiği sadakanın hayrını fazlasıyla görür.
Hayır yaparken önce kendi ailesinden başlar, daha sonra akrabalarına ve diğer yakınlarına doğru sıralayarak sadakasını verir.
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "خَيْرُ الصَّدَقَةِ مَا أَبْقَتْ غِنًى، وَالْيَدُ الْعُلْيَا خَيْرٌ مِنَ الْيَدِ السُّفْلَى، وَابْدَأْ بِمَنْ تَعُولُ."
Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem, "Sadakanın en hayırlısı ve makbul olanı, ihtiyaç fazlası maldan verilendir." buyuruyor.
"Veren el, alan elden daha hayırlıdır."
Peygamber Efendimiz, "Sadaka vermeye öncelikle geçimini sağlamakla yükümlü olduğun aile fertlerinden başla." diye ekliyor.
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "خَيْرُ الصَّدَقَةِ الْمَنِيحَةُ، تَغْدُو بِأَجْرٍ وَتَرُوحُ بِأَجْرٍ."
Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem, "Sadakanın en hayırlılarından biri de sağılması için ödünç verilen süt hayvanıdır." buyuruyor.
Bu hayvan giderken de dönerken de sahibine sevap kazandırır.
Tabii eskiden çoğu insan hayvan beslerdi ve bunun kendi içinde çeşitli usulleri vardı.
Örneğin bir koyunu veya keçiyi ödünç verip; "Bir iki ay sende kalsın, sütünü sağ ve ondan istifade et." demek, en hayırlı sadakalardan birisidir.
O hayvan ihtiyaç sahibine giderken de, sana geri dönerken de senin amel defterine sevap yazılır.
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "لَيْسَ صَدَقَةٌ أَعْظَمَ أَجْرًا مِنْ مَاءٍ."
Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem, susayan bir kişiye su vermekten daha fazla sevabı olan bir sadaka olmadığını buyuruyor.
Yani Peygamber Efendimiz, en faziletli sadakalardan birinin su vermek olduğunu ifade ediyor.
Çünkü susayan bir insan için en büyük iyilik ona su ikram etmektir.
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "مَا صَدَقَةٌ أَفْضَلَ مِنْ ذِكْرِ اللَّهِ تَعَالَى."
Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem, "Hiçbir sadaka Allah'ı zikretmekten daha faziletli değildir." buyuruyor.
Yani Allah'ı zikretmek de başlı başına bir sadakadır.
Hatta en büyük sadakalardan birisidir.
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "مَا مِنْ صَدَقَةٍ أَفْضَلَ مِنْ قَوْلٍ."
Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem, "Hiçbir sadaka, darda kalan birinin sıkıntısını gidermek için söylenen teselli sözünden daha faziletli değildir." buyuruyor.
Sıkıntıya düşmüş, dar durumda kalmış ve kimsenin yardım etmediği bir insana sadece tatlı bir sözle bile olsa yardım edip onu ferahlatan kişi, çok büyük bir sadaka sevabı kazanmış olur.