السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.

Mawlana Sheikh Mehmed Adil. Translations.

Translations

2025-12-24 - Dergah, Akbaba, İstanbul

وَمَا ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَآ إِلَّا مَتَٰعُ ٱلۡغُرُورِ (3:185) Allah Azze ve Celle buyuruyor ki: "Dünya hayatı geçicidir, kalıcı değildir." Bizden önce milyonlar, milyarlarca insan gelip geçti. Ama her şeyin bir sonu var. İnsanın hayatı gibi dünyanın ömrü de sona eriyor. Peygamber Efendimiz'in (sall'Allahu alayhi wa sallam) buyurduğu gibi; Adem Aleyhisselam'ın nesli, son peygamber ile artık kıyamete çok yaklaştı. Peygamber Efendimiz bunu söyleyeli bin dört yüz seneden fazla oldu. Şimdi artık sona gelindi ama insanlar dünyaya daha çok dalmış durumda. Hiç farkında değiller; ne olduğunun, ne kadar kaldığının farkında değiller. Ama Allah’ın emri olacak. Her şeyin bir sonu var, dünyanın da bir sonu var. Ahir zamanda, zamanın sonunda yaşıyoruz. Her şey altüst olmuş durumda. Ne olduğu belli değil. وَهُمۡ فِي غَفۡلَةٖ مُّعۡرِضُونَ (21:1) İnsanlar gaflet içindedir. Hiç haberleri yok, dünyaya dalmış gidiyorlar. Halbuki bunun bir sonu var. Dünyanın sonu gelmese bile insanın sonu var. Peygamber Efendimiz'in (sall'Allahu alayhi wa sallam) dediği gibi; kişinin ölümü, onun kıyametidir. Ama hakikatte artık dünyanın da sonu gelmiş. Bu sebeple biraz uyanmak lazım. Dünyada yaşıyorsun, tamam, her şey olabilir. İstediğin gibi yaşa ama Allah Azze ve Celle'nin emirlerini de yerine getir. Allah Azze ve Celle'yi unutma, ahireti unutma. Sana fayda sağlayacak olanlar onlardır. Bu dünya geçicidir, bir oyun ve eğlencedir. Bir serap gibi gelir ve geçer. Onun için buna aldanmayın, dünyaya kanmayın. Ahirete inanın, geçici olana bel bağlamayın. O geçip gidecek; bizden önce milyarlarca insan gelip geçmiş. Bundan sonra gelecek olanlar da geçip gidecek. Ama artık fazla zaman yok. İnsanoğlu zamanının kıymetini bilsin, Allah yolunda olsun. Dediğimiz gibi; Allah Azze ve Celle her şeyi güzel yaratmış, nimetler vermiş; istifade edebilirsiniz. Esas olan; Allah Azze ve Celle'yi unutmadan ondan istifade etmektir. Her şeyi güzel yapın; yiyin, için, gezin ama Allah Azze ve Celle'yi unutmayın. Allah Azze ve Celle'nin emirlerini de yerine getirin. Çünkü bunu yapmazsanız, o vakit her şeyiniz ne kadar iyi olursa olsun bir faydası yoktur. Asıl fayda, Allah Azze ve Celle'nin rızasıdır. Allah bizden razı olsun inşa'Allah. Onun rızasına nail olalım inşa'Allah.

2025-12-23 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Allah Azze ve Celle bizi karanlıktan, zulmetten nura çıkarmak ister buyruluyor ayet-i kerimede. Allah Azze ve Celle, insanlar için daima güzellik olsun ister. Onlara irade de vermiştir. Hikmetini ancak Kendisi bilir ama Allah Azze ve Celle insanların hayrını ister. Şeytan ise nurda olan insanları zulmete, karanlığa ve kötülüğe götürmek ister. İnsanoğlu işte bu iki yol arasındadır; ya zulmette olur ya da nurda. Bunun dışında üçüncü bir yol yoktur. Bu sebeple Allah Azze ve Celle'nin emirlerine uymak insanı selamete erdirir. Nur; selamettir, aydınlıktır, güzelliktir, açıklıktır, iyiliktir; her türlü güzelliktir. Karanlık ise her türlü zorluktur, kötülüktür, kasvettir. Tüm bilinmeyen şeyler karanlığın içindedir. Bu yüzden gece vakti insan için daha zordur. O karanlığı aydınlatan ise ibadettir, bilhassa gece ibadetleri. Bu sebeple gece yapılan ibadetler, gündüz ibadetlerinden çok daha kıymetlidir. Çünkü o ibadet, karanlığı aydınlığa çevirir. Karanlık gider; insana ferahlık ve aydınlık gelir. Allah Azze ve Celle güzel olanı ister ve güzelliklere ulaşmanız için size yol gösterir. Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in yolu öyle bir yoldur ki; aydınlıktır, nurdur, Nur'un ala nurdur. Allah, "Nûrus semâvâti vel ard" (Göklerin ve yerin nurudur) buyuruyor (24:35); Allah Nurdur. O, mutlak güzelliktir, Allah'a şükürler olsun. Kendi iyiliğimiz ve faydamız için o yolu tutmamız lazım. Bu, Allah Azze ve Celle'nin bize bir hediyesidir; onu reddetmemek gerekir. Allah muhafaza buyursun. Allah hepinizi zulmetten, karanlıktan ve kötülükten korusun inşa'Allah.

2025-12-23 - Bedevi Tekkesi, Beylerbeyi, İstanbul

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: صَلَاةُ اللَّيْلِ مَثْنَى مَثْنَى، فَإِذَا خِفْتَ الصُّبْحَ فَأَوْتِرْ بِوَاحِدَةٍ، فَإِنَّ اللَّهَ وِتْرٌ يُحِبُّ الْوِتْرَ. Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Gece namazı ikişer ikişer kılınır; nafileler de ikişer ikişerdir. Sabah namazı vaktinin girmesinden korkan kimse, son olarak bir rekat (vitir) kılsın. Muhakkak ki Allah tektir, teki sever. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: صَلَاةُ اللَّيْلِ مَثْنَى مَثْنَى، وَالْوِتْرُ رَكْعَةٌ فِي آخِرِ اللَّيْلِ. Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) yine buyuruyor ki: Gece namazı ikişer ikişerdir. Vitir namazı ise gecenin sonunda kılınan tek rekattır. Dediğimiz gibi; bu tek rekat Şafiiler içindir, onlar tek kılabilir. Hanefilerin ise üç rekatı birden kılması gerekir. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: الْوِتْرُ حَقٌّ فَمَنْ لَمْ يُوتِرْ فَلَيْسَ مِنَّا. Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Vitir haktır, yani vaciptir. Onu kılmayan kimse bizden değildir. Yani onu nafile zannedip terk etmek olmaz; o vaciptir. Onu kılmak herkesin yapması gereken bir vazifedir. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ لِلَّهِ تِسْعَةً وَتِسْعِينَ اسْمًا مِائَةً غَيْرَ وَاحِدٍ، لَا يَحْفَظُهَا أَحَدٌ إِلَّا دَخَلَ الْجَنَّةَ، وَهُوَ وِتْرٌ يُحِبُّ الْوِتْرَ. Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Şüphesiz Allah’ın doksan dokuz, yani yüzden bir eksik ismi vardır. Bunları ezberleyen (sayıp manasını anlayan) kişi mutlaka cennete girer. Allah tektir, teki sever. Yani doksan dokuz ismi ezberleyen cennete girer; ezberleyemeyen de o isimleri okuyarak feyz alabilir. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ لِلَّهِ عَزَّ وَجَلَّ تِسْعَةً وَتِسْعِينَ اسْمًا مِائَةً غَيْرَ وَاحِدٍ، إِنَّهُ وِتْرٌ يُحِبُّ الْوِتْرَ، وَمَا مِنْ عَبْدٍ يَدْعُو بِهَا إِلَّا وَجَبَتْ لَهُ الْجَنَّةُ. Şüphesiz Allah’ın doksan dokuz, yani yüzden bir eksik ismi vardır. Allah Azze ve Celle'nin isimleri çoktur ama Peygamber Efendimize ve ümmetine hususi olarak bildirilen doksan dokuz isim vardır. Allah tektir ve teki sever. Allah, isimlerinin sayısında da tek olmayı sever. İşte bu doksan dokuz isim, Allah Azze ve Celle'nin Peygamber Efendimize bildirdiği isimlerdir. Allah'ın bu isimleriyle dua eden her kula cennet mutlaka vacip olur. Dediğimiz gibi; ezberlerse iyi olur, ezberleyemezse de okur ve o isimlerin hürmetine cennetlik olur inşa'Allah. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: الْوِتْرُ رَكْعَةٌ فِي آخِرِ اللَّيْلِ. Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Vitir namazı gecenin sonunda bir rekattır. Yani vitir, en son kılınan namazdır. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَا وِتْرَانِ فِي لَيْلَةٍ. Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) yine buyuruyor: Bir gecede iki vitir kılınmaz. Yani yatsıdan sonra vitri kıldıysan, sabah namazından önce veya teheccüdde tekrar vitir kılınmaz; vitir bir keredir. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: زَادَنِي رَبِّي صَلَاةً وَهِيَ الْوِتْرُ، وَوَقْتُهَا مَا بَيْنَ الْعِشَاءِ إِلَى طُلُوعِ الْفَجْرِ. Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) şöyle buyuruyor: Rabbim benim beş vakit namazıma bir namaz daha ilave etti. Bu vitir namazıdır. Vakti de yatsı namazı ile sabah namazı arasındadır. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: الَّذِي لَا يَنَامُ حَتَّى يُوتِرَ حَازِمٌ. Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Vitir namazını kılmadan uyumayan kişi ihtiyatlı davranmış, işini sağlama almış kişidir. Peygamberimiz, "Sonra unuturum veya uyuya kalırım endişesiyle yatmadan önce kılan, işini sağlama bağlamış olur" demektedir. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ لَمْ يُوتِرْ فَلَا صَلَاةَ لَهُ. Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Vitir namazı kılmayan kişinin diğer namazları da tam sayılmaz, eksik kalır. Yani vitirsiz kılınan namazlar manen eksiktir tabii. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ نَامَ عَنْ وِتْرِهِ أَوْ نَسِيَهُ فَلْيُصَلِّهِ إِذَا ذَكَرَهُ. Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor: Kim vitir namazını uykuda kalarak veya unutarak geçirirse, uyandığında veya hatırladığında hemen kılsın. Hatırladığı zaman o namazı kaza kılması lazım. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اسْتَعِينُوا بِطَعَامِ السَّحَرِ عَلَى صِيَامِ النَّهَارِ، وَبِالْقَيْلُولَةِ عَلَى قِيَامِ اللَّيْلِ. Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Gündüz orucu tutmak için sahur yemeğinden destek alın; zira sahur yemeği oruç tutacak kişiye kolaylık sağlar. Gece ibadetine kalkmak için de öğle uykusundan (kaylule yaparak) yardım alın. Yani öğleden sonra, ikindiden önce bir miktar uyumak (kaylule), gece namaza kalkmak için kolaylık sağlar. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَقِلُّوا الْخُرُوجَ بَعْدَ هَدْأَةِ الرِّجْلِ، فَإِنَّ لِلَّهِ تَعَالَى دَوَابَّ يَبُثُّهُنَّ فِي الْأَرْضِ فِي تِلْكَ السَّاعَةِ. Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Geceleyin yolda ve sokakta ayak sesleri kesildikten sonra evlerden dışarı çıkmayı azaltınız. Bizim milletimiz gece oldu mu sokağa çıkıp dolaşmak ister ama Peygamber Efendimiz "Azaltın" diyor. Çünkü Yüce Allah'ın bu saatte yeryüzüne saldığı birçok canlı mahlukatı vardır. Yani görünür görünmez canlılar vardır. O vakitte fazlaca dışarı çıkmak iyi değildir, evde oturmak daha makbuldür. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِيَّاكُمْ وَالسَّمَرَ بَعْدَ هَدْأَةِ الرِّجْلِ، فَإِنَّكُمْ لَا تَدْرُونَ مَا يَأْتِي اللَّهُ مِنْ خَلْقِهِ. Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) yine buyuruyor: Geceleyin sokakta el ayak çekildikten sonra dışarıda sohbet etmekten sakının. Yani sohbete dalıp dışarıda dolaşmayın diyor Peygamber Efendimiz. Zira Allah'ın yarattıklarından ne göndereceğini bilemezsiniz. Allah Azze ve Celle'nin mahlukatı çoktur; musallat olurlar veya başka bir zarar gelir, Allah muhafaza etsin. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: قِيلُوا فَإِنَّ الشَّيَاطِينَ لَا تَقِيلُ. Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) yine buyuruyor ki: Öğle vaktinde istirahat edin, kaylule yapın. Zira şeytanlar bu vakitte istirahata çekilmezler (siz onlara muhalefet edin). Şeytanlar kayluleyi sevmezler. Bu hem Peygamber Efendimizin sünnetidir hem de insan bu sayede dinlenmiş olur. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ قَرَضَ بَيْتَ شِعْرٍ بَعْدَ الْعِشَاءِ لَمْ تُقْبَلْ لَهُ صَلَاةٌ تِلْكَ اللَّيْلَةَ حَتَّى يُصْبِحَ. Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Yatsı namazından sonra bir beyit şiir (malayani) okuyan kişinin, o gece sabahlayana kadar hiçbir namazı kabul edilmez. Peygamber Efendimiz, bu sözle lüzumsuz işlerin yapılmamasını tavsiye ediyor. İnsan, "Müslümanız her şeyi yapabiliriz" der ama bazı hususlara dikkat etmek lazımdır. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: خَفِّفُوا بُطُونَكُمْ وَظُهُورَكُمْ لِقِيَامِ الصَّلَاةِ. Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Gece namazına kalkabilmek için karnınızı ve sırtınızı hafif tutunuz. Yani midenizi tıka basa doldurmayınız. Mideyi çok doldurursanız uyku bastırır, gece ibadete kalkmak zorlaşır. قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: نَهَى عَنِ النَّوْمِ قَبْلَ الْعِشَاءِ وَالْحَدِيثِ بَعْدَهَا. Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem), yatsıdan önce uyumayı, yatsıdan sonra ise gereksiz konuşmayı yasaklamıştır. Yani akşam ile yatsı arasında yatmaya gerek yoktur, hatta ikindiden sonra yatmak da iyi değildir; Peygamber Efendimiz bunu buyuruyor. Ayrıca geceleyin boş yere konuşulmasını da istememiş, yasaklamıştır. Tabii bu hassasiyet sahabelerin halidir; bizleri de Allah affetsin, inşa'Allah.

2025-12-22 - Dergah, Akbaba, İstanbul

هُوَ ٱلَّذِي يُسَيِّرُكُمۡ (10:22) وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ (67:1) Allah sizi nasıl dilerse öyle sevk ve idare eder. Ne yapacaksanız, O'nun iradesiyle olur. Allah Azze ve Celle'nin iradesi hepimizin üzerindedir. Mümin, her şeyde kendisi için bir hayır olduğunu bilmelidir. İslam yolunda olduğu için Allah'a şükretmesi lazımdır. Bundan dolayı O'na binlerce, Allah Azze ve Celle'ye milyonlarca şükürler olsun. Çünkü bizi başka yollara sevk etmedi. İnşaAllah bu yolda bizi sabitkadem kılar. Son nefesimize kadar bu yolda oluruz inşaAllah. Zira O, başka insanları başka yollara sevk etmiş. Saadet ehli var, şakavet ehli var. Saadet ehli, Allah'ın kendi yoluna sevk etmiş olduğu insanlardır. Şakavet ehli ise o yolun tersine gidenlerdir. İşte dün, Allah'a şükür bir yeri ziyaret ettik. Orası, saadet ehlini şakavete sürükleyen büyük hadiselerin yaşandığı bir yerdi. O olaydan sonra orada Allah yoluna düşman oldular. Şeytanın yolundan gittiler. Neydi o? Hazreti İsa'nın yolunu bırakıp dalalet yoluna saptılar. Hazreti İsa'yı peygamberlikten çıkarıp Tanrı ilan ettikleri o yere gittik. İşte bu, 1700 sene önce yaşanmış bir hadiseydi. O yer, orasıydı işte. Hak yolda olanları oradan çıkardılar. Öldürdüler. Seslerini kıstılar. İncillerini yaktılar. Onlara ait her şeyi, tüm malumatı ortadan kaybettiler güya. Yok etmeye çalıştılar ama hakikat muhakkak vardır, hakikat gitmez. Onun için Allah'a şükretmek lazım ki, Allah bizi doğru yoldan ayırmasın. Çünkü şeytan boş durmuyor. Onları nasıl yoldan çıkarıp putlara taptırdıysa, buradaki insanları da yoldan çıkarıp şeytana taptırıyor. Kendi nefislerine taptırıyor. Allah şerlerden muhafaza etsin. Bu muhakkak Allah'ın takdiridir ama doğru yolda olan da şükretsin. Yoldan ayrılmasın inşaAllah. Allah hepimizi o yoldan ayırmasın. Hak yol, Allah Azze ve Celle'nin bize ikram ettiği yoldur. Nimetler şükürle daim olur. Bu en büyük nimettir, ona devamlı şükretmek gerekir. Allah'a, iman nimeti için şükürler olsun inşaAllah. Bu mübarek aylar da mübarek olsun. Onun hürmetine imanımız daha da kuvvetli olsun. Yani insan için sadece İslam yetmiyor, iman lazımdır. İslam ile birlikte iman lazımdır. İman nedir? Gayba iman etmektir. Şimdi bir tayfa var, herkesi yoldan çıkarıyorlar. Gayba inanmıyorlar. "Öyle olmaz, böyle olmaz..." "O öldü ondan fayda gelmez", "O şuydu, buydu" derken... Kendilerinin yoldan çıktıklarının farkında değiller, başkalarını da yoldan çıkarıyorlar. Allah şerlerden muhafaza etsin. Allah imanımıza kuvvet versin inşaAllah.

2025-12-21 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Allah'a şükürler olsun, üç aylarımız mübarek olsun. Dün akşamdan girdi, bugünü hayırlı ve bereketli olsun. Bu aylar büyük ve güzel aylardandır. Allah Azze ve Celle'nin özel olarak ayırdığı, müstesna aylardandır. Recep ayı Hurum Ayları'ndanır. O aylarda savaş yapılmazdı. Yani saldırılmazdı; ancak müdafaa için olurdu, başka türlü olmazdı. Tabii şimdiki vaziyet... Durum nedir? İnsanlar neyi kabul eder, etmez... Kendi kafalarına göre hareket ediyorlar. Ama mühim olan, bu güzel ayların insanlara, bilhassa Müslümanlara çok büyük bir nimet olmasıdır; Allah Azze ve Celle'nin hediyesidir. Yapılan hayır hasenatlar, bu aylarda kat kat sevap kazandırır. Normalde bire on ise, bu aylarda bire yüz, bire yedi yüzdür... Allah Ramazan için, "Onun hesabı Bana aittir, Ben bilirim" buyuruyor. "Onun hesabı Bendendir." Allah Azze ve Celle'nin keremi ve cömertliği kimseninkine benzemez. Her şey O'nun elindedir. İstediği gibi verir, istediği gibi alır. Allah bize versin inşa'Allah, hayırlı olanı versin. Allah verir ama bazı insanlar... Şeytan cimridir. Vermeyi sevmez. Vereceği şey kötülüktür, başka bir şey değil. Allah Azze ve Celle ise hayırları verir, her türlü güzelliği verir, insanlara "Alın" der. Alan alıyor Allah'a şükür. Ama şeytanın vesvesesine kapılan insanlar haset ediyor, kabul etmiyor. "Öyle bir şey yok" diyor. "Öyle olmaz" diyor. Yahu Allah Azze ve Celle veriyor, sen ne karışıyorsun Allah'ın işine? Senden, senin cebinden mi çıkıyor? "Yok öyle olmaz, yok böyle olmaz, şunu yapmayın, bunu yapmayın, fazla ibadet etmeyin, fazla tesbih çekmeyin..." Hemen, "Sünnet de kılmayın, sünnetlere gerek yok, fazla nafileye gerek yok" diyerek insanları hayır yapmaktan, kazanmaktan men ediyorlar. Allah Azze ve Celle hazinelerini önümüze sermiş, "Alın" diyor. İstediğiniz kadar... Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki; "Cennet bahçelerine girdiniz mi, fertaû." 'Fertaû' dediği; "Alın, bol bol alın, istifade edin" diyor Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem). Orası neresidir? İşte zikir meclisleri, ibadet yapılan yerler, kendi evinde ibadet edilen yerlerdir. Oralardan ne kadar alabilirseniz alın, kazanç buradadır. Yoksa, ahirete gözünü yumdun mu artık... Eğer arkandan bir şey bırakmadıysan o defter kapanmıştır. Onun için bu dünyada, Allah Azze ve Celle ne kadar hayır kapısı açmışsa, ondan bol bol alın. Allah'a şükür ki bu ayları bize vermiş. Bugün de işte birinci günüdür inşa'Allah. Bizim bu memlekete göre böyle; başkalarına göre biraz daha değişik olabiliyor. Onun için bu mübarek günler, kazanç günleridir. Rahmet günleridir, güzellik günleridir. Bol bol istifade edelim. En azından bu günlerin tesbihatları var. İsteyen oruç tutar. İsteyen tamamını tutar, ister birkaç gün tutar, ister Perşembe-Pazartesi tutsun. Hepsi Allah Azze ve Celle'nin hediyesidir. Onları kabul edelim inşa'Allah. Seneye İslam alemi daha güzel, daha iyi olsun inşa'Allah. Bütün dünya İslam olsun. Mehdi Aleyhisselam gelmiş olsun inşallah. Allah tez zamanda göndersin, çünkü bu dünyanın hali çok kötüdür. Allah şerlerden muhafaza etsin. Şeytanlar da hiç durmuyor, onlarla beraber olanlar da durmuyor. İnsanlara zarar veriyor, çoluk çocuğa zarar veriyor, imanlarıyla oynuyorlar. İman mühimdir. İslam'dır; İslam'la beraber iman olması lazım. İman da Peygamber Efendimizin muhabbetidir, yoludur, tarikattır. Tarik, yoldur; Peygamber Efendimize giden yoldur. Öteki türlü kuru kuru yapıp da, iman olmadıktan sonra insan hemen yıkılıyor. Şeytan onu yıkıyor. Onu kötü şeylere, kötü yollara götürüyor. Kötü şeyler yaptırmaya muvaffak oluyor. Allah muhafaza etsin. Çok tehlikeli bir zamandır. Bu zamanda iman lazımdır, imanımızı kuvvetlendirmek lazımdır. Allah imanımızı kuvvetlendirsin inşa'llah. Bugün işte bu günün bereketine, ihvanlar hatimler yapmışlar; 500 tane hatim. Yapılan bütün hatimler; Kuran hatimleri, salavatlar, tesbihatlar, tehliller, sureler... Allah kabul etsin. Evvela Peygamber Efendimiz, âl-i, ashabına, cümle enbiya, evliya, asfiya, meşayıhların ruhları için ve cümle geçmişlerin ruhları için... Okuyanların da ne gibi hayır maksatları varsa hasıl olsun. İnşa'Allah iman kuvveti olsun. Hidayet vesilesi olsun. Çoluk çocuğa da hidayet olsun, bize de hidayet olsun inşa'Allah. İmanda sabit kadem olalım inşa'Allah. Allah şaşırtmasın. Kimseye muhtaç etmesin. Hayırlı bol rızıklar olsun. Dünya ahiret saadeti olsun.

2025-12-20 - Dergah, Akbaba, İstanbul

فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ أَحۡسَنُ ٱلۡخَٰلِقِينَ (23:14) Allah Azze ve Celle her şeyi güzel yaratmıştır. O'nun ismine tazim ediyoruz; "Tebârek" diyoruz. O'ndan daha yüksek, daha iyi olamaz. Her şeyin en güzelini O, Allah Azze ve Celle yaratmıştır. Fakat insanoğlu beğenmiyor, değiştirmek istiyor. Değiştirince de güzel olmuyor; güzel görünse bile sonradan insana zarar veriyor. İşte bu, ahir zaman dediğimiz dönemde insanlar zannediyor ki; "Biz daha iyisini yaparız, her şeyi daha güzel yaparız." Halbuki "Daha iyi yapayım" derken daha beter hale getiriyorlar. Sonra da eskisine dönmek isterler ama artık mümkün olmaz. Bir defa bozmuşsun, yeniden düzeltemezsin; Allah Azze ve Celle'nin yarattığını sen yapamazsın. Onun için fazla karışmamak lazım. Allah Azze ve Celle ne verdiyse ona kanaat edip, şükredip yaşayıp gitmek gerekir. Hani "Ben daha güzel olayım" diye lüzumsuz işlere girmeye gerek yok. Tabii bazı zaruri ihtiyaçlar olur, onlar yapılır. Sıhhat için gereken bazı müdahaleler olabilir ama sırf keyif için yapmak doğru değildir. فَلَيُغَيِّرُنَّ خَلۡقَ ٱللَّهِۚ (4:119) "Allah'ın yarattığını değiştirirler." Ufak tefek şeyler olduğu gibi, daha sonra gelen büyük müdahaleler de var. Hâşâ; bu ahir zamanda erkekler kadına, kadınlar erkeğe benzemeye çalışıyorlar. Bunun dışında yüzlerini, gözlerini, boylarını; uzatmaya, kısaltmaya veya değiştirmeye uğraşıyorlar. Yaparlar yapmasına ama sonradan bunun zararı yine kendilerine dokunur. Onun için Allah Azze ve Celle'nin yarattığına kanaat getirip şükretmek lazımdır. Zaten hayat ne kadar ki? İlelebet yaşayacak değilsin. Elli sene, yüz sene... Ne kadar yaşasan da seni herkes olduğun halinle biliyor ve kabul ediyor. Sen niçin kalkıp da kendini değiştirmeye uğraşıyorsun? Bunlar son derece lüzumsuz işlerdir. Sen bir şeyi değiştireceksen kendi nefsini değiştir, daha iyi bir insan ol. Nefsine uyma, nefsin sana uysun. Allah bize bu şekli şemaili takdir etmiş. Ey nefis, sen buna razı ol. Sen kendini düzelt. Kendine ameliyat yap. Kötü huylarını söküp at. Allah'ın yarattığı vücudu beğenmiyorsan; asıl sen değişmelisin ki Allah senden razı olsun. Yoksa dış görünüş mühim değildir. Şekil değil, insanın özü, insanlığı mühimdir. İnsanlığın iyi değilse sen onu değiştir. Allah'tan razı değilsen bu halini değiştir, O'ndan razı ol. Allah'ın verdiği şeye şükret, kanaat et. Mühim olan budur. Dış görünüş önemli değildir. Beden en sonunda toprak olup gidecek, geriye bir şey kalmayacak. Ama senin nefsin ve ruhun baki kalır; asıl onların faydasını görürsün. Allah insanlara bu bilgiyi verdiği gibi, akıl ve fikirlerini kullanmayı da nasip etsin ki huzur bulsunlar. Aksi takdirde insanlar rahat edemez, hiçbir şeyden memnun olmazlar. Hiçbir şeye kanaat etmezler. Allah insanlara yardım etsin. Şeytanın ve nefsin şerrinden muhafaza eylesin.

2025-12-19 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Allah Azze ve Celle'nin bu mübarek ayı yaklaşıyor. Aslında tüm aylar Allah Azze ve Celle'nindir; ancak O, bu ayı öyle tahsis etmiştir ki... "Recep ayı Allah'ın ayı, Şaban Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in ayı... Ramazan ise ümmetin ayıdır" buyuruluyor. Bu aylar çok mübarek aylardır. Hazırlık yapmak, onları unutmamak ve daima hatırlamak lazım. Şimdi yılbaşı yaklaşıyor, bakıyorsunuz her tarafı süslemişler. Güya büyük bir halt varmış gibi... Yılbaşı gelince ne olacak sanki? Maalesef insanlar böyle faydasız işler için çok emek sarf ediyorlar. Kendisine ve ahiretine zerre kadar faydası olmayan lüzumsuz şeylere büyük ehemmiyet veriyorlar. Esas ehemmiyet verilmesi gereken şeyler ise akıllarına bile gelmiyor. Bu yüzden devamlı hatırlatıyoruz: Bu aylar mübarek aylardır. Eskiden günah işleyenler bile bu aylara hürmeten günahlarından vazgeçerlerdi. İçkiye müptela olanlar dahi bu üç aylarda o haram şeyi ağızlarına sürmezlerdi. "Bu aylar mübarektir" diyerek hürmet ederlerdi. Şimdi ise bırakın bunu, Müslüman geçinen bazıları "bu üç aylara gerek yok, lüzumsuz şeyler" diyerek insanların kafasını karıştırıyorlar. Hâlbuki bunlar çok mühim meselelerdir. "Mühim değil" diyenlere karşı her fırsatı değerlendirmeli; Allah Azze ve Celle'nin bize açtığı bu güzel manevi kapıları ve manevi ziyafetleri unutmamalıyız. Onlardan istifade edelim, onlara hürmet ve tazim gösterelim. Allah'a şükredelim, bizi Müslüman yarattı. Müslümanlığın güzelliklerini bize bahşetti; o güzelliklerden istifade edelim. Diğer dünyevi süslemeler ve kutlamalar lüzumsuz işlerdir. Başka insanlara benzemek de güzel değil. Allah sana en güzelini vermiş; neden başkalarına benzeyeceksin? Onlar sana benzesin. Başkasına, hele ki kâfire benzemek güzel bir şey değildir. Onların yaptığı her şey sadece görünüştedir, kabuktan ibarettir. Her yerleri, binaları, hatta mabetleri bile dışarıdan süslü püslüdür ama içeriye gelince... Sarayları da aynı şekildedir. Krallarının saraylarına gitseniz dışarıdan çok güzel görünür; fakat içine girdiğinizde kasvetten başka bir şey bulamazsınız, hiçbir şey yok. Oralarda İslam'ın saraylarındaki o huzur ve güzellik yoktur. İslam'dadır güzellik; onun için başka yerde huzur, güzellik ve iyilik arama. Allah hepsini zaten sana vermiş. Allah nimetlerini ziyade etsin, Müslümanlara uyanıklık versin inşa'Allah.

2025-12-18 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Allah’a şükür, üç aylar geliyor. Aradan koca bir sene geçti. Günler geçiyor, seneler geçiyor, ömür bitiyor. Bu yüzden bu manevi mevsimlerden istifade etmek lazım. Ahiret için lazım olan azıklar bunlardır. Tarikat ehli, yani Peygamber Efendimiz’in yolunda olanlar, bunların kıymetini bilir ve istifade eder. Ama ondan nasipsiz olan insanlar buna kıymet vermez. Hiçbir şeyden istifade edemezler. Dediğimiz gibi; Şeytan her zaman müminin zararını ister, faydasını istemez. İyi bir şey varsa onu devamlı kötüler. Sanki nasihat verir gibi; "Ondan uzak durun, o yaramaz, siz bunu yaparsanız yoldan çıkarsınız, şirk koşarsınız, bu sünnet değildir" deyip durur. Halbuki Allah Azze ve Celle buyurmuştur ki; sene on iki aydır, dördü haram aydır. Birincisi Receb’dir. Recep ayı mübarek bir aydır. Şaban ayı da Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in en çok oruç tuttuğu ve ibadet ettiği aylardan biridir. Ramazan ise zaten apayrıdır, onun mübarek olduğunda şüphe yoktur. Bu yüzden bu üç aylara hürmet etmek, bu aylarda daha fazla ibadet etmek büyük faydadır; bu fırsatı kaçırmamak lazım. Bu aylarda oruç tutulur. İki ay (60 gün) kefaret orucu borcu olanların, Recep ayı girmeden iki gün önce başlamaları gerekir ki o altmış bir günü tamamlasınlar. Çünkü aylardan biri, ya Recep ya Şaban, yirmi dokuz çekebilir. O yüzden Recep girmeden, iki gün önceden başlamak lazım. Oruç tutmayan veya bozan bir insanın, hayatında bir defa kefaret ödemesi gerekir. İster bir gün tutmamış olsun, ister yüz gün; o tek kefaret hepsine yeter. Kefaretten sonra borçlarını kaza etmeye uğraşsın. Böylece senenin herhangi bir zamanında kefaret bitmiş olur. Ardından farz olan kaza oruçlarını tutmaya başlarlar. Birincisi bu; çünkü dediğimiz gibi üç aylarda sevaplar daha fazladır, daha çoktur. Bu konuda çok Hadis-i Şerif var ama onları inkar eden şeytan ahalisi de çok. Onları dinlemeyin. Tarikat, Allah’a şükür en güzel yolu gösteriyor. Tarikat; Peygamber Efendimize giden yoldur, O'nun sünnetini ve yaptıklarını yapmaktır inşa'Allah. Bunun yanında riyazet ve halvet vardır. Normalde dervişlere kırk günlük halvet olurdu. Ama bu zamanda tam halvet gerekmez, çünkü zor olur, tahammül edilmez. Başka sıkıntılara vesile olabilir. Onun için kırk gün boyunca; sabah namazından bir saat önce kalkıp güneş doğana kadar ibadet eder, Kuran’ını okur, tesbihatını yapar. Kazası varsa sabah namazından önce onu kılar. Tabii gece namazlarını hepsini kılar. İşrak vaktine kadar buna devam eder. Sonra oruçluysa orucuna devam eder, değilse kahvaltısını yapar. Veyahut bu ibadeti ikindi ile akşam arası ya da akşam ile yatsı arası yapabilir. Bu, riyazet ve halvet niyetine yapılır, Allah da kabul eder. Dervişin hayatında bir defa yapması gereken halvet burada yapılır. Burada yapmazsa, derviş onu kabirde yapmak zorunda kalır. Ama burada yapması çok daha faziletlidir ve daha rahat olur. Allah bu günlerimizi, aylarımızı mübarek eylesin; kıymet bilenlerden eylesin inşa'Allah. Allah'a şükredip verdiği bu nimete teşekkür etmek lazım. Allah nimetlerini üzerimizde daim etsin inşa'Allah.

2025-12-17 - Dergah, Akbaba, İstanbul

وَمَن جَٰهَدَ فَإِنَّمَا يُجَٰهِدُ لِنَفۡسِهِ (29:6) Cihad, nefsimizledir. Çünkü insan, cihadı tek başına yapamaz. Onun için Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) savaştan, cihaddan dönünce; "Biz küçük cihaddan büyük cihada döndük" buyuruyor. Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) bu sözüyle; düşmanla savaşmanın, nefisle savaşmaktan daha kolay olduğu manasını kastediyor. İnsanın, nefsinin her istediğini yapmaması lazım. Ona karşı gelmesi lazım. Bunun için çok sebepler var. İnsanın nefsine karşı gelip onunla savaşması, kendi nefsine harp etmesi için pek çok sebep var. Onlardan birisi de; kötü olduğu ve hiçbir faydası olmadığı için... Büyük Şeyh Efendi, Şeyh Abdullah Dağıstani Hazretleri; "Şeytanın pisliğinden yapılmıştır" derdi. O da bu tütün mamulleri; sigaraydı, şuydu buydu; ondan çıkan her türlü şeyler. Zerre kadar faydası olmayan bir bitkidir o. Kötülükten başka bir şey değildir. Her türlü hastalığa yol açarak, etrafa rahatsızlık vererek; hem kendisine hastalık getiriyor hem de başkasına zarar veriyor. Yani etrafında bulunanlara da kötülük dokunduran bir şeydir bu. Allah muhafaza etsin; ona müptela olan, onun esiri oluyor. Kurtulması çok zordur. Ondan kurtulan az oluyor. Ama nefis terbiyesi için... Allah'ın emri olan cihad, müminin şiarıdır; İslam'da yapılması gereken bir şeydir. Tabii şimdi cihadı tek başımıza yapamadığımız için, bu cihadı kendimize karşı, hiç olmazsa nefsimize karşı yapmamız lazım. Bundan kurtulmaya uğraşmalıyız. Ondan kurtulalım. Hiçbir şey yok ki faydası olsun diye söylensin; onun bir faydası var diyecek hiçbir insan yok. Yani ekildiği yerlerde bile toprağı mahvediyor. O yerin kendine gelip yeniden başka bir bitki bitirebilmesi için aradan birkaç sene geçmesi lazım. Allah'a şükür, eskiden binlerce, yüz binlerce dönüm araziye bu pis bitkiyi ekerlerdi. Sonra toplayıp depolara koyar, çiftçiye parasını verirlerdi. Birkaç sene sonra da kullanışlı olmadığı için denize dökerlerdi. Allah'tan o işten vazgeçtiler. Onun yerine hiç olmazsa daha faydalı, insana yarayan bitkiler ekildi. O mesele ortadan kalktı Allah'a şükür. Dediğimiz gibi her taraftan zarar; ekilmesi zarar... O mazot parasına, alet edevat parasına, depolara, masraflara yazık. O kadar arazi, boşu boşuna zararlı bir bitki ekmek için kullanılıyor. Allah'tan ondan kurtulduk. İnşallah insanlar da bu illetten kurtulur. Ama ne hikmetse şeytan hiç yorulmuyor, durmuyor. Bakarsın çoluk çocuk sigaraya başlar; güya dünyayı kurtarmış gibi bir sigara yaktı mı böyle tavırlara girer. Tuvalette de içilir o. Sigara içenlerin en çok sevdikleri yer, tuvalette içmektir. O pis kokuların içinde bu koku da onları bastırıyor galiba; çünkü bu daha pistir. Onun için, en çok orada memnun oluyorlar. Allah muhafaza etsin. Tabii bazı insanlara tesir etmiyor gibi görünse de çoğuna tesir ediyor. Yüzde doksan dokuzuna muhakkak bir zarar veriyor. Zarar görmeyen yüzde bir olabilir. Mesela bundan seneler önce Kıbrıs'ta bir camide abdest alıyorduk. Yaşlı bir adam vardı orada, sigara içiyordu. Bizim rahmetli Ahmet Salman Efendi -ki o da eskiden çok içermiş, bırakmış- Adama söyledi: "Amca sen bunu içme, bu zarar verir. İçmezsen uzun ömürlü olursun." Adama sordu "Kaç yaşındasın?", "Doksan beş yaşındayım" dedi. "Ne zamandır içiyorsun?", "Küçüklüğümden beri içerim" dedi. Bazılarına bir şey olmuyor ama çoğuna zarardır; etrafına da zarar. Adamın üstüne o pis koku siniyor, her tarafa yayılıyor. İnsanlar yanlarından uzaklaşmaya çalışıyor. Yanınıza gelince külhan gibi kokarlar. Yani zararlarını, kötülüğünü saymakla bitmez. Allah kurtarsın. Allah insanları bu kötü hale düşmekten muhafaza etsin. Allah kurtarsın, Allah yardım etsin. Çoğu insan bize geliyor, "Dua et kurtulalım bu illetten" diye. Dua edeceğiz inşa'Allah. Allah bu şeytan tuzağından kurtarsın.

2025-12-16 - Dergah, Akbaba, İstanbul

وَاَنَّ اللّٰهَ لَا يَهْد۪ي كَيْدَ الْخَٓائِن۪ينَ (12:52) Allah Azze ve Celle hainlerle beraber olmaz. Onun için şimdilerde acayip bir dünyada yaşıyoruz. İnsanlar birbirlerini kötülemek, birbirlerine zarar vermek için her şeyi yapıyorlar. İftira atıyorlar. İftira atılan insan korkuyor. Ne derler? "Korkan kimdir?" Hain olandır. Yani içinde sakladığı bir şey vardır da, o açığa çıkacak diye korkar insan. Bu devirde menfaat sağlamak için her türlü yola başvuruyorlar. Korkutup para istiyorlar, tehdit edip başka şeyler yaptırmak istiyorlar. Her yolu deniyorlar. İnsan temiz olduktan sonra korkmasına gerek yok. Allah onunla beraberdir. Ama içinde, yaptığı bir kötülük varsa; o vakit korkar, üzülür. "Acaba bir şey yaptım da mı bu insanlar bana musallat oldu, bana zarar verecekler?" diye endişelenir. Korkutup, "Biz senden şunu istiyoruz, bunu istiyoruz" diyorlar. Sen temizsen, kendini biliyorsan, bir hatan veya kusurun yoksa asla korkma. İstedikleri kadar iftira atsınlar, istediklerini yapsınlar. Allah indinde temizsen, kalbini temiz tutuyorsan Allah'a sığınacaksın. Allah seni korur. Ancak bir hainlik varsa, kendinde bir kötülük varsa; o kötülüğü düzelt. Doğruya dön, doğru yola gel. Kul hakkı varsa, hak sahiplerine haklarını ver. Başka türlü kurtulamazsın. Dünyada kurtulsan, ahirette kurtulamazsın. Çünkü o haklar muhakkak alınacak. Onun için dünyadayken helalleşirsen hem sen kurtulursun. Öteki türlü hayat boyu korkuyla, endişeyle yaşarsın. Pek çok insanı, haberleri bile olmadan bir şeylerle itham ediyorlar; "Sen şöylesin, sen böylesin" diye. İnsanlar da korkuyor. Bir şeyin yoksa, hatan ve günahın yoksa korkma, Allah'a tevekkül et. İsterse bütün dünya sana karşı gelsin, sen korkma. Ama hatan varsa, onu düzelt. Hak hukuk meselesi varsa onları hallet. Allah ile aranda bir günah varsa tövbe istiğfar et, Allah seni korur. Çünkü yaşadığımız zaman hakikaten zor bir zamandır. İnsanlık kalmamış, vicdan kalmamış; ar, utanma, hiçbir şey kalmamış. Yüzsüzlük desen, haddi hesabı yok. Onun için sen kendini muhafaza et, Allah Azze ve Celle seni korur. Yoksa bütün hayatın zor geçer; ondan korkarsın, bundan korkarsın. "Ne yapacağım?" diye şaşırıp kalırsın. Allah'la beraber olan korkmaz Allah'ın izniyle. Allah hepimizi muhafaza etsin. Şerlerden, nefsimizin şerrinden Allah muhafaza etsin.