السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.
Peygamber Efendimiz'in sallallahu aleyhi ve sellem'in buyurduğu tehlikeli şeyler var nefis için.
En büyük tehlike şöhrettir.
İnsanlar şöhret olsun diye her türlü şeyi yaparlar.
Şöhret felakettir diyor Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem.
Şöhret olunca nefsini kontrol edemezsin.
Nefsini şişirirsin, büyütürsün.
Herkes 'vay neymişim ben' deyip nefis bütün Allah Azze ve Celle'nin verdiği şeyleri harap eder.
Şöhret de işte nefsin çok sevdiği şeylerden birisidir.
Zamanımızda, eskiden de vardı bu şöhret olayı tabi şimdiki iyicene millet azdı.
Nasıl olursa olsun her türlü şeyi yapabiliyor.
İyiden fazla kötü şeyleri yapıyorlar ki bir şeyi kazanıyoruz zannederler.
Halbuki kazandıkları değil, çok şey kaybediyorlar.
Çok nimetler kaybediyorlar.
Ama nefis Allah'ın hikmeti öyle bir şey ki onu kontrol etmezsen seni mahveder, harap eder.
Kontrol edersen o vakit Allah yolunda olursun, Allah'ı sevindirirsin.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'i sevindirsin.
Allah Azze ve Celle kullarının doğru yolda olduğunu görünce sevinir.
Peygamber Efendimiz de aynı şekilde.
Ama bu zaman kötü zamandır.
Onun için dikkat etmek lazım.
Herkesin yaptığı iyi değil.
Herkes yapıyor, herkes şunu yapıyor, herkes bunu yapıyor.
Herkes sonra hesaba çekilecek.
Herkes hesabını verecek.
Bu adetleri, kötü huyları var olan cezasını çekecek.
Kötü huylardan kurtulmuş olan Allah affeder.
Allah'ın af kapısı, mağfiret kapısı açıktır.
Onun için Allah muhafaza etsin nefsimizin şerrinde bu kötü huylardan.
Allah hepimizi muhafaza etsin.
Çünkü bu zamanın en büyük fitnelerinden biridir bu da.
Allah yardım etsin ümmete, Allah muhafaza etsin.
2024-01-22 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in sözlerine hadis denir.
Kur'an ve Hadis İslam'ın esasıdır.
Şimdiki ahir zaman insanları hadis yok diyor.
Yani kendilerini okumuş, İslam'ı okumuş, din okumuş diyenler, Allah'ın hikmeti, okudukça İslam'dan uzaklaşıyor.
İman'dan uzaklaşıyor.
İman'dan uzaklaştı mı İslam'dan da uzaklaşmış oluyor.
Onlar kibire müptela olmuşlar.
Kibir de şeytanın sıfatıdır.
Şeytan hiçbir şeyi beğenmez.
En yüksek benim diye 'insanoğlu nedir' der.
Onlar topraktan, çamurdan yapılmış.
Ben ateşten yapılmışım, ben daha iyiyim der şeytan.
O kibir sahibi şeytan gibi olur.
Bir şey çıkarmak ister.
Halbuki sen okumuşsun, o kadar seneler harcamışsın.
Zaten şimdiki bütün okuyanların çoğu bir şey anladıkları yok.
Bir diploma alalım diye uğraşıyorlar.
Halbuki anlayan çok azdır.
Okuduklarını anlayan çok azdır.
Din okuyanları Allah muhafaza etsin.
Okumasa galiba imanı daha kuvvetli olabilir.
Okudukça şeytan o fikirleri verir daha beter musallat oluyor.
Ona kibri pompalıyor ta ki imanını bitirene kadar.
Şimdi bu meselede büyük alimlere bakıyorsun.
Bazen şaşırıp kalıyorsun.
Geçenlerde bir alim, Receb ayına dair hiçbir hadis yok diyor.
Sahih değildir o hadisler diyor.
Sahih dediği yani doğru demek.
Ama terim olarak sahih hadis demek kuvvetli hadistir.
Biraz sonra söylüyor işte bu ve şu hadis var, bu hadis var.
Ama bunlar kuvvetli değil diyor.
Demek ki hadis varmış.
Hadis var.
Ama sen başta insanları şaşırtmak için sahih değil, yani doğru değil diyorsun
Sahih onların Arapçasında sahih demek doğru demek.
Halbuki doğru hadis var ama tabi o kadar çok sahabe rivayet etmediği için o çok kuvvetli sayılmaz.
Ama hadis var!
Yok değil, var!
Mevzu hadis var dedikleri sonradan konmuş demektir.
Peygamber Efendimiz sonra çok konan hadisleri var.
İsrail Yahudiler koymuş.
Onları hadis alimleri temizledi.
Hazreti Buhari, Müslüm, Tirmizi Hadis alimleri çok var.
Onların hepsini temizlediler.
Peygamber Efendimiz'in söylemediği hadisler yok.
Hepsi var.
Şimdi sen kalkıp da bir şey olsun diye milletin itikadını bozmaya ne hakkın var?
Zaten bu 3-5 günlük dünyadır.
Fazladan ibadet etseler sana zarar mı olacak? İşte bu vaziyet böyledir.
Aliminden okumuşuna, İlahiyet okuyanlar, İmam Hatip okuyanlar, onlara da doğrudan söyleyelim ki dikkat etsinler.
Başkalarının lafına inanmasınlar.
Okuduklarını Allah rızası için okusunlar.
Allah rızası okuyan insan Allah onun rızkını tekeffül eder.
Başkasının lafına para kazanacağım diye sakın ahiretini dünyaya satmayın.
Ahiret ebedidir.
Dünya göz açıp kapayana kadar gider.
Çok mühimdir bu.
Çünkü insanlar bunlar alimdir biz bunlara tabi olalım diye çoğu zaman yaptıkları güzel işleri bile yapmıyorlar, vazgeçiyorlar.
Allah muhafaza etsin ahir zaman fitnelerinden.
Şeytan dediğimiz gibi en can yerinden vurur.
Can yeri de tabi alimlerdir.
Onun için o alimler dikkat etmesi lazım.
Çok dikkat etmeleri lazım ki onların cezaları daha büyüktür.
Çünkü cahil bilmeyen insan da tabi herkes öğrenmesi lazım ama hepsini o kadar öğrenemez.
Yani esas şeyleri öğrenmesi lazım Müslüman.
Ama ötekilerinin öğrenen kimse iyi öğrenmesi lazım başkalarına da hidayete vesile olsun diye.
Başkalarını yoldan çıkarırsa o vakit her çıkardığı adam için de ceza var.
Ne kadar insan onun vesilesine, hidayete gelirse onun yine ecri o kadardır.
Allah muhafaza etsin Şeytanın şerrinden, ahir zaman fitnelerinden.
2024-01-21 - Dergah, Akbaba, İstanbul
بسم الله الرحمن الرحيم
وَإِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ
(26:80)
Hastalanınca Allah şifa verir.
Şifa da hastalıkta, Allah Azze ve Celle'den olur.
Şifa da O'ndan.
Her şeyde bir hayır vardır.
Mümin için, Müslüman için her hal, Allah'ın verdiği şeyler güzeldir.
Onların faydası var.
Maddiden faydası var, maneviden.
Bazı şeylerin kötü olduğunu zanneder insan ama onda hayır var.
Her şey de hayır var.
Makamını yükseltmek yahut günahlarını affetmek için de olur.
O da var.
Yine işte böyle ufak tefek hastalıklar da başka hastalıkların gelmesine mani olur.
Yani bu Allah'ın hikmetine akıl ermez tabii.
Allah'ın hikmeti büyüktür.
İnsanlar bilmez.
Hemen başlar isyan etmeye, Allah'a karşı gelmeye.
Halbuki Allah insanlara her şeyi onların faydası için vermiş, onun yolunda olduktan sonra.
Allah'ın yolunda gitmeyenlere bakarsın onlarda paralar var, zenginlik var, güzel hayat var dersin.
Ama tüm bunları onların daha fazla ahirette azap çeksinler diye veriyor Allah Azze ve Celle.
Onun için bize verilen her şeye şükür etmek lazım, hamd etmek lazım.
Şifa da Allah'tandır.
O'nun muhakkak şifası var.
Hastalık da yine o da bir ikramdır Mümin için, Müslüman için.
Allah muhafaza etsin.
Şifası olmayan hastalıktan, dermanı olmayan dertten Allah şifa versin hepimize.
Muhafaza etsin, imtihan etmesin bizi.
Ufak tefek şeyler olur.
Olması lazım.
Olmazsa zaten insan biraz halinden şüphe etmesi lazım.
Bu eski zamanda, anlatırlar.
Karı koca yaşıyorlar, güzel halleri, çok iyi.
Ansızın hanımı demiş, ben boşanacağım senden.
Ne var, biz ne güzel geçinip gidiyoruz.
Bir şeyimiz yok, hiçbir derdimiz yok demiş.
Tutturmuş kadın, boşanacağım.
Tamam, bir bakayım, düşüneyim derken adam düşmüş, ayağını kırmış.
Bu defa adam boşanalım, kadın yok demiş.
Ben seni boşayacaktım çünkü sen de ne hastalık gördüm ne de bir şey.
Allah seni sevmeyen bir insan zannettim.
Onun için boşanmaya kalktım.
Şimdi tamamdır artık boşanmıyoruz demiş.
Eski insanların da düşünceleri öyle.
Başlarına bir şey gelmeyince, Allah'tan uzak zannederler kendilerini.
Şimdiki insanlar en ufak bir şeyde bilmem ilaçtı, serumdu, şuydu hastaneydi, şuydu buydu telaş ederler.
Halbuki Allah'a yönelmeleri lazım ki Allah'a hamd etmeleri lazım ki bu daha fazla ikram oldu, günahlarımız affoldu diye.
Günahlar affolması için olduğu için şükür etmek lazım.
Allah hepimizi affetsin, hepimizi affetsin.
Günahlarımızı bağışlasın, hasenata tebdilesin inşaAllah.
2024-01-20 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Emanet mühimdir.
Emanete riayet mühimdir.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Muhammed-ül Emin, Peygamberlik olmadan önce Emin Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem diye anılırdı.
Emanet edilecek ne varsa, her şeyi Peygamber Efendimiz'e teslim ederlerdi ki Efendimiz emaneti olduğu gibi iade ederdi.
Eski zaman insanları tabi emin insanlar isterdi de ki bir şey verdi mi onu geldi mi alacak.
En mühim şeydir emanet.
Emanete hiyanet hainliktir.
Allah Azze ve Celle'nin sevmediği şeydir.
Bu zamanın insanlarında emanete riayet diye bir şey kalmamış.
Emanet diye bir şey kalmamış.
Çok nadir olarak gözüküyor, nadir olarak emanete riayet ediliyor.
Her türlü işlerde emanete riayet kalmamış.
Emanet mühimdir.
Sana bir insan bir şey emanet etti mi, 'bunu şu niyet için veriyoruz, bunun için veriyoruz' deyince o emaneti ehline yani dediği yere teslim etmeniz lazım.
Ondan menfaat beklemek emanete hiyanet olur.
Bu ince bir hesaptır.
İnsanlar zaten o kadarını da düşünmüyor.
Doğrudan aldı mı zaten artık yazsan bile zor alıyorsun.
Yazmasan hiç alamazsın artık.
Onun için bu fayda değil.
Hiyanet yapan insan akıllı insan değil.
Ahmak insandır, akılsızdır.
Çünkü kendi aldığı şeyden kazanç elde edeceğini zannediyorsa o kazanç değil, zarardır.
Kazanç nedir? Sana fayda veren şey.
Hiyanet, emanete hiyanet etmek hiçbir zaman fayda vermez.
Bereket kalmaz.
Sana o dert olur, hastalık olur.
Sana kötülük olur.
Akıllı insan Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'e uyacak.
Allah Azze ve Celle'nin en akıllı, en yüksek zekası olanı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem.
O emanete riayet etti.
Emaneti hiç hiyanet etmedi.
Onun dünyada hiçbir fayda olmadığını gördü, gösterdi.
Biliyor zaten Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem.
Onun için bu mühim meseledir.
İnsanlar onu hafife alıyor.
Yahut dediğimiz gibi ya doğrudan hiç riayet etmiyor.
Yahut emaneti başka türlü kullanıp yine bir fayda sağlamak istiyor.
Allah muhafaza etsin.
Bilerek bilmeyerek emanete hiyanet etmememizi nasip etsin.
Emaneti riayet etmemizi nasip etsin inşaAllah.
Allah yardım etsin hepimize.
2024-01-19 - Dergah, Akbaba, İstanbul
بسم الله الرحمن الرحيم
أَلَآ إِنَّ أَوْلِيَآءَ ٱللَّهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
(10:62)
Allah onların sırlarını bize de nail olmasını nasip etsin inşaAllah.
Bugün Şeyh Babamızın, Şeyh Nazım Hazretleri'nin Hicri olarak onuncu senesi vefatından sonra.
Onun yıldönümünü hem 8 Recep hem 7 Mayıs'ta ikisinde de Allah'a şükür anıyoruz.
Her gün Allah'a şükür Şeyh Efendi'ye dualar gidiyor her taraftan.
Onun adı zikrolunuyor Allah razı olsun diye.
İnsanlar hidayete eriyor inşaAllah.
Nasibi olan hidayete eriyor.
Nasibi olmayan, Allah ona da hidayet versin.
Çünkü Allah'ın evliyalarına buğz edeni Allah sevmez onu.
Onlar benim sevdiklerim insanlar.
Kim benim evliyama düşmanlık yaparsa ben ona harp ilan ederim demiş Allah Azze ve Celle Hadis-i Kudsi'de.
Onun için sevenler çok.
Biraz cahiller de çok oluyor.
Sevenlerden Allah razı olsun.
Cahiller de Allah hidayet versin.
Çoğu insan yaptıklarında dünyada pişman oluyor.
Dünyada pişman olan Allah'ın razı rızasına kavuşmuş oluyor.
İnat edip de pişman olmayan dünyada, ahirette pişman olacak.
O vakitte pişmanlığın faydası yok.
Dünyada pişman olmak faydalıdır
Telafisi oluyor.
Ahirette telafisi olmaz.
Onun için Allah akıl fikir versin insanlara.
Çoğu insan ağzından çıkanı kafasında düşünmeden söylüyor.
Onun için onlar zarara uğruyor.
Büyük zarara uğruyor.
Dediğimiz gibi dünyada yaşadıkça imkan var.
Nefes aldıkça Allah'ın affına, mağfiretine kavuşmaya imkanı oluyor.
Ama o artık nefes kalmayınca o şeyle gidersen ahirete o vakit Allah muhafaza etsin.
Allah Şeyhimizden razı olsun.
90 sene, 92 sene ümmete hizmet etti.
Gece gündüz Allah rızası için güzel yollar gösterdi insanlara, güzel yolu gösterdi insanlara.
Allah makamı az olsun.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in dediği gibi insan sevdiğiyle beraber olur.
Ahirette, cennette de beraber olur.
Bu dünya zaten kısa bir vakittir.
İşte daha 10 sene geçmiş aradan.
Ne kadar artık 10 sene daha da geçer rahat.
20 sene de geçer.
Göz kapatıp açana kadar onlara kavuşuruz cennette inşaAllah.
Hep beraber onları seviyoruz.
Evliyaullah'ları seviyoruz, Peygamber'i seviyoruz.
Eshabını, Âli Eshabını hepsini seviyoruz.
Onlara düşman olanı da sevmiyoruz.
Allah'ın sevmediğini biz de sevmeyiz.
Zorla bir şey olmaz.
Onun için gönül meselesi, İslam meselesi, iman meselesi budur.
Allah'ın sevdiğini seveceksin, sevmediğini sevmeyeceksin.
Şu böyle yaptı, böyle yaptı, o mühim değil.
Dünya boş iştir.
Ahirettir mühim olan.
Allah makamlarını âli eylesin inşaAllah.
2024-01-18 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Allah'a şükür mübarek aya yetiştik.
Receb ayı Allah'ın sevdiği aylardan.
Allah Azze ve Celle'nin benim ayımdır dediği Receb.
İşte bir hafta oldu, şimdi bugün.
Allah'a şükür, bu bereketli aylardır.
Allah Azze ve Celle müminlere fırsat veriyor.
Her zaman insanlar daha fazla sevap kazansın diye mübarek günler, mübarek aylar var.
Her şeyi fırsat olarak insanlara veriyor.
Alın bu cevherlerden, alın bu nimetlerden, alın bu bereketlerden istifade edin diyor.
Yok, biz istemeyiz diyorlar.
Hiç haberleri bile yok.
Haberleri olsa bile istemeyiz diyorlar.
Biz gübre istiyoruz, fışkı istiyoruz, zehir istiyoruz, kötü şeyler istiyoruz diye bu nimetleri bırakıp kötü şeylere insanoğlu gidiyor.
Bu akıl işi değil, sonrasında da akıllıyız diye geçiniyorlar.
Bunu yapanları beğenmiyorlar.
Beğenmesinler. Mühim değil.
Bizim en mühim şey Allah bizi beğensin.
Biz zaten kendimizi beğenmiyoruz, tabii de. Allah beğensin!
Rahmetine, merhametine O'nun ikramına talibiz.
O da veriyor.
İkramından veriyor.
Biz müstehak olmadığımız halde yine de veriyor.
İstemeyenler de o vakit onlar kendileri çekecek, pişman olacaklar.
Pişman oldukları vakit artık fayda etmeyen bir vakittir.
O vakit pişman olmaya fayda yok.
Allah Azze ve Celle verdiği nimetlere şükretmek lazım.
O'nun ikramlarından almak lazım.
Nasıl cömert insan bir şey verir, almassan darılır.
Allah Azze ve Celle de aynı şekilde.
Nimetine kıymet vermezsen, Allah Azze ve Celle de darılır size.
Onun için bu mübarek aylar bize ikramdır.
İstifade edebileceğiniz kadar ondan istifade edin.
Namazlarınızı kılın. Namaz kılmayan namaza başlasın.
Hepsini yapamayan yavaş yavaş başlasın.
Oruca da dikkat. Birkaç gün kandillerde bari tutun.
Onun dışında da daha pazartesi, perşembe tutsa yine iyi.
Nafile oruçlar bu ama çok büyük kıymeti var.
Sevabı var.
Sizin ahiretiniz için büyük bir definedir.
Şimdi millet defineden peşine koşturuyor.
Millet bütün nereye gidersen onun peşindedir.
Halbuki esas kıymetli cevher budur.
Bunun peşinden koşalım inşa'Allah.
Allah hayırlı ve mübarek eylesin bu ayları.
Onun kıymetini bilenlerden eylesin inşa'Allah.
Bizim yaptığımız şeylerin kıymeti yok ama Allah'ın ikramının kıymeti var.
Sen O'nun ikramından aldın mı, sevinecek, senden razı olacak.
Bizim iddiamız yok.
Bizim amellerimiz iyidir, kötüdür diye amellerimizden ümitlenmiyoruz.
Sırf Allah Azze ve Celle'nin rızası bize bunları takdim ettiğinden dolayı yapıyoruz.
Yoksa bizim ne orucumuzda hayır var, ne namazımızda ne hiçbir şeyimizde var.
Allah affetsin bizi.
2024-01-17 - Dergah, Akbaba, İstanbul
بسم الله الرحمن الرحيم
مِن كُلِّ شَيْءٍ سَبَبًا
(18:84)
صدق الله العظيم
Allah Azze ve Celle her şeyi yaratmıştır.
Yaratıcı, el-Hâlık, Allah Azze ve Celle'dir.
Her zerreyi, her şeyi Allah Azze ve Celle yaratmış.
Kainatı Allah Azze ve Celle, dünyayı, ahireti O yaratmış.
Onun azameti insanın aklına sığmaz.
Allah yarattı ve bazı insanlar, cahiller, "Allah Azze ve Celle ne için kötüleri de yarattı?" diye eleştirir.
Şeytanı ne için yarattı?
Fareyi, sıçanı niye yarattı?
Biti, sineği niye yarattı?
Kötü insanları niye yarattı?
Zalimleri niye yarattı? diye ahkam keserler.
Allah Azze ve Celle, her şeyi bir sebep için yaratmıştır.
Sebebi nedir? İyilik yapmak, kötülük yapmak.
Bazı şeyleri Allah Azze ve Celle, iyilik yapması için yaratmıştır.
Bazıları ise kötülük olsun diye.
Bunlar ne için olacak? İmtihan için.
بْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا
(67:02)
diyor Allah Azze ve Celle.
Gökleri, yerleri, her şeyi yarattı Allah Azze ve Celle imtihan olarak .
Bu kötüdür, kötünün arkasına gitme.
Şeytanın arkasına gitme.
Seni şeytanın peşinden gitmen için yaratmadı.
Ondan kaçman için yarattı.
Şeytandan kaçtıkça merteben yükselir.
Kaçtıkça kazanırsın.
Onun peşinden gittikçe zarar görürsün.
Fareyi, sıçanı niye yarattı? Hastalık olsun diye.
Biti niye yarattı? Aynı sebeple.
Onların sebeplerini Allah bilir.
Ama akıllı insan bunu görür.
Bu kötüdür, bundan uzak duralım.
Bunu tüketelim.
Bunun yanında durmayalım.
Temiz olalım.
Dikkat edelim diyerek hem dünya için dikkat etmeliyiz.
İşte dünya için dikkat ediyor insanlar:
Şıçanlar hastalık yaptı, veba çıkardı.
İnsanların akılları ondan sonra başlarına geldi:
Bunları temizlememiz lazım.
Sivrisinekler de başka türde hastalıklar yayıyor.
Bunlarıda temizlememiz lazım.
Bu temizlik zahiri olarak.
Manevi olarak da,
Kötü insanları ise onların peşinden gitmemen için onları sana gösteriyor.
Onların peşinden gidenler helak olur.
Dünyada bir şey kazanmazlar.
Ahirette de bitmiş olur.
Şeytanın peşinden gidenler, cennete gidemezler.
Elbette cehenneme giderler.
Şeytandan uzaklaşan cennete gider, makamı âli olur
Bu yüzden, bu dünyada her şeyle karşılaşabilirsin, itiraz etme.
Allah'ın işlerine karışmak, eleştirmek insanı tehlikeye atar.
İmanın gider.
İman gittiği zaman, küfür gelir.
Bu yüzden dikkat etmek gerekiyor.
Şimdi aynı şekilde bazı insanlar Büyük Peygamber Efendimiz'e saldırır, sahabelere saldırır, Ehli Beyt'e saldırır.
Onların da vazifesi, insanları yoldan çıkarmaktır.
Onlara karşı çıkanlar, onları dinlemeyenler kazanmıştır.
Öyle insanlar Allah'ın iradesiyle vardır.
Onlar öyle yaratılmışlar.
Dediğimiz gibi, iyiler ve kötüler bir sebeple yaratılmışlar.
Burası, dünyadır.
Her şey olabilir.
Kendini koruyacaksın.
Nasıl ki, insan savaşta kendini korur, saklanır, müdafaa eder.
Tıpkı onun gibi, bu kötü insanlardan uzak durmalı, onlara karşı kendini korumalısın.
İyi insanlarla beraber olmalı ve imanını güçlendirmek için de onlardan ders almalısın.
Allah hepimize yardım etsin.
Kötülerle olmayalım, kötü insanlarla ve kötü hallerde olmayalım inşallah.
Ahir zamanda olduğumuz için, kötüler ve kötülük çok kuvvetlendi ve birçok insanı yoldan çıkardı.
Çoklukla bir şey olmaz.
Azınlıkta olsa bile, daima Hak'ta olan, hak yolunda sabit duran ve kuvvetli insanlar var, Allah'ın izniyle.
Hem manevi olarak, hem de maddi olarak inşallah,
Onlar kazanacaklardır inşallah.
2024-01-16 - Dergah, Akbaba, İstanbul
الَّذِينَ يَسْتَمِعُونَ الْقَوْلَ فَيَتَّبِعُونَ أَحْسَنَهُ
(39:18)
Azze ve Celle buyuruyor ki, nasihat, vaazları ya da ders dinleyip ilim öğrenen ve ilim bilip o bilgi üzerine amel edenler en iyisidir.
Allah'ın makbul kullarıdır.
Peygamber Efendimiz buyuruyor ki
نَعُوذُ بِكَ مِنْ قَوْلٍ بِلَا فِعْل
Konuşup, söyleşip de sadece konuşup da yapmayanlardan Allah'a sığınırız.
Çünkü çoğu insan "şunu yap, bunu yap" der.
Kendi hiçbirini yapmaz.
Başkalarına kızar.
Niçin siz yapmıyorsunuz, yapmadınız, etmediniz?
Halbuki kendisi ilk başta yapması gereken odur.
Ulema amelin diyor.
Amil ulema yani ilmiyle amel eden ulema makbuldür.
Şimdi çoğu kişi vazife yapmak için okuyor.
Ama vazifeyle beraber hem dünya vazifesini hem de ahiret vazifesini yapmış olur.
O makbul insanlardır, o kazananlardır.
Öteki türlü okumadan yapsa bile daha iyi, en azından "bilmiyorum" der, "bu kadar yapabildim".
Ama her şeyi bilip de hiçbir şeyini yapmayan insan kendini kandırmıştır.
Etraftakileri de kandırmıştır.
Onun ilminden bir fayda gelmez.
Fayda değil de zarar da gelebilir.
Çünkü kendi kafasına göre de söyleyebilir, insanlara yanlış fikir verir.
Hakiki olmayan bir fikir.
Çünkü kendi yapmadığı için ya söyleyip de yapmaz ya da yapmadığı için değiştirip de söyleyenler de çok olur.
Bu, ahir zamanlarda yaşıyoruz.
Alim var, ilim yok.
Bunlar nadir olarak kalan insanlar.
Allah'a inanan insan, bildiği kadarını yapacak.
Yapamadığını da "bu kadar biliyorum ama yapamıyorum" demeli.
Ama insanları kandırıp da yoldan uzaklaştırıp, kalplerine şüphe düşüren yahut yoldan çıkaran insanlar, her çıkardığı insan için ceza alacak.
Onun için alim olmak kolay.
İlmiyle amel etmek zor.
Eğer ilminle yapamıyorsan, "bu kadar yapıyoruz" desin.
"Biz size söylüyoruz ama inşallah biz de hepimiz yaparız" desin.
"Bu söylediklerimizi elimizden geldiği kadar yapalım" desin.
Gururlanıp "ben bilirim" diyerekten atıp tutup ondan sonra hiçbir şey yapmak olmaz.
Dediğimiz gibi iki tür insan var.
Hem yapmayan var.
Bir de değiştirip insanları kandıran var.
Allah muhafaza etsin.
Bu zamanın fitneleri bunlar.
Ahir zamanın fitnelerinden Allah bizi korusun, muhafaza etsin.
Fitnenin en büyüğü, dinde olan insanları yoldan çıkarmaktır.
Tabi ki, şu anda yaşadığımız ahir zamanlarda yüz binlerce fitne var.
Ancak en tehlikelisi budur:
İnsanları imandan, dinden çıkarmak.
O en kötüsüdür.
Diğer tüm olanlardan daha ağırdır bu.
Allah muhafaza etsin.
Allah hepimizi korusun, imanımızı muhafaza etsin inşa'Allah.
2024-01-15 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Mübarek bir yere gittik Allah'a şükür olsun.
Allah Azze ve Celle, Mısır'a bereket vermiş.
ادْخُلُوا مِصْرَ إِن شَاءَ اللَّهُ آمِنِينَ
(12:99)
Kur'an'da da zikri oluyor.
Çok büyük evliyalar,
Peygamber Efendimiz'in torunları,
Ehli Beyt orada çok.
Başta Hazreti Hüseyin, Hazreti Zeyneb Hanımefendi.
Çok sayıda alimler, evliyalar var.
Oraya ilim ve irşad için gitmişler.
Orada onların bereketi oluyor.
Evliyaların olduğu yerlerde bereket olur.
Onların faydaları ve Allah'ın rahmeti daima oraya iner.
Üstlerine indiğinde çevredekiler de faydalanır.
Çoğu zaman insanların hali kötü olur.
Kabirde azap çekerler.
Aniden rüyada görünür ki bu insan azap çekiyor.
Sonra o kişi için tövbe ve istiğfar ederler.
Rüyada görünür ki kurtulmuş, cennettedir.
Nasıl böyle bir şey yaptığını sorarlar.
Bizim kabristana salih bir kişi defnedildi.
Onun sayesinde ve şefaati ile, çevredekiler de şefaat bulmuş.
Onların da azapları kalkmış.
Cennete dönmüşler, rahatlamışlar.
O yerlerde ne kadar salih evliya, Ehli Beyt ve Sahabe varsa üzerlerine rahmet iner.
Oradaki hem ölüler hem de diriler faydalanır.
Birçok insanın bunu bilmediğini ve kabul etmediğini görüyoruz.
Şimdiki müslümanlardan bazıları bu durumu kabul etmiyor.
Gayrimüslimler ise hiçbir şeyi kabul etmiyorlar.
Onlar kendilerini bereketsiz bir hayata mahkum ederek yaşıyorlar.
Neden yaşadıklarını sorguluyorlar ve hayatları sıkıntı ve darlık içinde geçiyor.
Darlık dediğimiz dünya darlığı değil.
Dünya malları onlarada var.
Yani en çok dünyalık gayri müslümanlardadır.
Ama bizim gittiğimiz yerlerde dünyalık yok, fakirlik vardır.
Eksiklik olmasına rağmen gönül zenginliği ve iman zenginliği vardır.
Dünyada olan ve Allah yolundan gitmeyenler, Allah'a karşı olanlar mutlaka sıkıntıdadırlar.
Allah Azze ve Celle Kur'an'da
‘وَمَنْ أَعْرَضَ عَن ذِكْرِي فَإِنَّ لَهُ مَعِيشَةً ضَنكًا’
(20:124)
benim yolumdan uzaklaşanların hayatı sıkıntılı olur dedi.
Stresli olurlar.
Her türlü kötülük onlarda bulunur.
Allah yolunda gidenler, saadeti bulurlar inşallah.
Hem dünyada hem de ahirette.
Yani dünyada fakir olsa da, Allah'ın verdiği nimetten mutlu olur, sevinir, şükreder.
Diğer yandan ne kadar versen de hala kızar, karşı gelir.
Herkesi eleştirmeye devam eder, hükümet ve başındakiler dahil. Doymaz.
Daha fazla isteyerek mutluluğa ulaşacığını sanır.
Oysa asıl mutluluğu Allah yolunda olan bulmuştur.
Allah hepimizi o yolda sabit kadem kılsın.
Dünya ve ahirette herkese saadet versin inşallah.
2024-01-06 - Dergah, Akbaba, İstanbul
İnşallah, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in sünneti üzerine yolculuğa çıkıyoruz.
Allah razı olsun, makamı ali olsun, Şeyh Nazım Hazretleri'nin ihvanları her tarafta.
Kendisini görenler vardır.
Görmeyenler de çoktur.
Onların gönlünü yapmak için Allah rızası için yolculuğa, sefere çıkıyoruz.
Allah onlara da mübarek etsin.
Bize de mübarek olsun.
Allah kabul etsin.
Seferler Allah rızası için.
Bunlar dünya için değil.
Dünya için seferler bir işe yaramaz.
Her yapılan iş Allah rızası için yapmak lazım.
Onun için her yaptığın hareket, ne varsa Allah için olmalıdır.
بسم الله الرحمن الرحيم
قُلْ إِنَّ صَلَاتِى وَنُسُكِى وَمَحْيَاىَ وَمَمَاتِى لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ لَا شَرِيكَ لَهُۥ ۖ
(6:162-163)
Hazreti İbrahim'in dediği gibi hayatım, yaşantım, ölümüm Allah içindir.
Allah yolunda olsun diye.
Bununla emrolduk.
Kur'an-ı Azimuşşan'da bu güzel ayet.
Yani bunun için yaşıyoruz.
Maksadımız budur.
Bizim maksadımız yiyip içmek, şişmanlamak, keyif yapmak için değil.
Onlar da oluyor tabi insanın halidir ama onları yaparken Allah rızası için olunca o vakit kazanmış oluyorsun, faydası oluyor sana.
Öteki türlü hiçbir faydası olmadan yaşıyorsun.
Hele Allah'a Azze ve Celle'ye inanmayanlar olunca o büsbütün işleri kötü, işleri zarardır.
Normal Müslüman o da tarikatta olmayınca yine gaflette oluyor.
Tarikatta olan biraz inşa'Allah kalpleri açılıyor, gözleri açılıyor.
Onların yaptıkları güzel oluyor.
Çünkü önlerinde yol gösterecek insan oluyor.
Yol göstermeyen olunca ya olduğu yerde sayar yahut şaşırıp başka yerlere gider.
Onun için mürşid mühimdir.
O yol gösterendir.
Peygamber Efendimiz'in yolunu gösterir.
İnsanların, doğru yol olan Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem yolunda olması için daima yol gösterir.
İnsanların, yoldan çıkmaması için yol gösterir.
Mürşidi olmayan muhakkak kaybolur.
Onun için Allah'ın yolunda olmak, mürşide bağlanmak lazımdır.
İnşa'Allah, hepimize o güzel yolda daim olmak nasıb olur.
İnşa'Allah, sabit kadem kılar bizi.
Dünyanın dediğimiz gibi her tarafında ihvanlar var.
Allah Azze ve Celle'nin bereketiyle, Şeyh Efendimiz'in himmetiyle çoğalıyorlar.
Kimseye karışmayan, kimseyle kavgası olmayan insanlar inşa'Allah.
Allah onlara bir şey nasip etmiş.
Sana güzel şey nasip etmişse şükret.
Ötekisine nasip etmemişse ona alakadar olma.
Çünkü fitne zamanıdır.
Ne olacak belli olmaz.
Onun için sen yolunda git.
Gelmek isteyen varsa onlar gelsin inşa'Allah.
İtiraz olan kimseyle de fazla kavgaya, gürültüye gerek yok.
Sen yolunda git.
Allah sana yardım eder inşa'Allah.
Allah yolumuz mübarek etsin, hayırlı olsun inşa'Allah.