السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.

Mawlana Sheikh Mehmed Adil. Translations.

Translations

2024-01-30 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم اللَّهُ نُورُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ (24:35) Nur, Allah'ın nuru, her şey O'nun nuruyla iyi olur. Çünkü bu kainat nur olmasa karanlıkta olur. Kainat olmaz zaten. Kainat, Allah Azze ve Celle'nin kudreti ve azametinin bir zerresini gösteriyor. Kainat kalkıyor, oluyor. İnsanlar şimdi 'uzaya çıkıyoruz, şunu yapıyoruz, bunu yapıyoruz, bakıyoruz' diye araştırıyoruz diyorlar. 'Şunu bulacağız, bunu bulacağız.' Halbuki Allah Azze ve Celle Kur'an-ı Azimuşşan'da her şeyi yazmış. Her şeyi söylemiş. Ademoğluna bütün bu ilimleri vermiş Allah Azze ve Celle. Ademoğlu kendi kendine bir şeyler yapmaya uğraşıyor. Her şeyin bir sınırı var, limiti var. İnsanoğlunun yapacağı şeyler belli. İnsanoğlu 'yaparız, ederiz' diye ortalığa çıkar. 'Şunu yaparız, bunu yaparız.' Nemrud'un yaptığı gibi 'Allah Azze ve Celle göktedir' diye burçlar yapmış, kuleler yapmış. Oradan havaya ok atmış ki 'Allah Azze ve Celle'ye karşı savaş açtım' diye. Ondan sonra Allah Azze ve Celle onu bir sivrisinekle gebertti, mahvetti. Kendisini ve bütün askeriyle beraber. Onun için Allah Azze ve Celle'nin azametini insanlar bilmesi lazım. Azametini bilmeyen böyle 'bir şey yaptım' zanneder, Allah Azze ve Celle de önünü açar. Ama tabi bir limit var, oraya kadar. İnsanoğlunun gideceği yer, bu dünya etrafında biraz dolaşıp gelebilir. Daha sonra öteki taraflara bu insanın vücudu taşıyamaz, Allah Azze ve Celle ona göre yaratmamış. O'nun yarattığı vücut ancak burası için; Kalkıp biraz gökyüzüne çıkıp dolaşıp gelmesi için. Öteki türlü 'şunu yapacağız, bunu yapacağız' diyerek ortalıkta gezinmemesi lazım insan. Yani sen daha dünyadaki fırtınayı rüzgarı, soğuğu, sıcağı kontrol edemiyorsun. Kalkıp da yok aya çıkacağız, yok güneşe çıkacağız, bilmem nereye çıkacağız diye insanlar cahil cahil konuşuyorlar. Bir de alimiz diyorlar. Yani bu insan haddini hududunu bilmesi lazım. Haddi hududu aşmaması lazım. İnsanlar hep haddini aşmışlar. Allah'a karşı gelmişler. Ondan sonra da hayır göreceğiz diyorlar. Hayır göremez. Haddini aşan insan hiçbir zaman fayda bulamaz, hiçbir huzur bulamaz. Kendi kendine boş işler yapıp ondan sonra bir şey yaptım diye insanların karşısına çıkar. Her şeyi yapan Allah Azze ve Celle. Bu imkanı veren de Allah Azze ve Celle'dir. Dediğimiz gibi O'nun muhakkak bir sınırı var. Biz her şeyi yaptık bitirdik, yaparız ederiz deyince O'nu bilmeleri lazım, okumaları lazım. Dünyayı her şeyi biz süsledik. Her şey kontrol altında diyorlar. Allah'ı aradan çekip, sanki her şeyin başını sonunu onlar tayin ediyorlar. Her şeyin vakti var. Allah Azze ve Celle ta binlerce sene önce Adem aleyhisselam'ı yarattı. O ilimleri verdi onlara. Ama yavaş yavaş, yavaş yavaş çıktı o ilimler. En sonunda bu otuz kırk sene içinde o ilimlerin bin katını, on bin katını verdi. İnsanoğlu da şaşırdı. Ben bir şeyim diye zannetti. Nasıl Firavun'la Nemrut kendilerini bir şey zannettiyse, şimdiki insanlar da aynı şekilde kendilerini bir şey zannediyorlar. Allah'a karşı geldiler. Allah yok dediler. Yok olacak kendileridir. Allah yok eder. Yoktan var eden Allah. Onlar da muhakkak bir hesapları vardır. Allah muhafaza etsin nefsimizin şerrinden, haddi aşmaktan. Allah muhafaza etsin hepimizi.

2024-01-29 - Dergah, Akbaba, İstanbul

أعوذ بالله من الشيطان الرجيم بسم الله الرحمن الرحيم وَتِلْكَ الأيَّامُ نُدَاوِلُهَا بَيْنَ النَّاسِ (3:140) صدق الله العظيم Allah Azze ve Celle bu dünya hayatı günlerden ibaret oldğunu belirtiyor. 'İnsanların arasında günleri gezdirip dururuz.' Bazen bazıları yükselir. Bazen alçalır insan. Her türlü hal gelir başına. Dünya hayatını Allah Azze ve Celle anlatıyor. Bütün Kur'an-ı Azimuşşan'da çok anlatır. Bu daha kısa ama çok manası olan ayettir. Bu dünya hayatı kimseye kalmaz diyor Allah Azze ve Celle. Bizden önce milyonlar, milyarlarca insan geldi. Bazıları dünyaya hükmetti, bazıları hükmolundu. Kimse kalmadı. Hepsi sırayla gelip geçiyor diyor Allah Azze ve Celle. İnsanoğlu akıllıyım diyor. Akıllı olan bunun manasını bilir. Akıllı olmayan dünya benim zanneder. 'Bütün şey benimdir.' 'Ben hükmederim.' Biraz sonra bakar ki her şey elinden gitmiş. Toprağın altında kalmış. Başkası gelmiş onun yerine. Ötekisi de yine aynı şekilde benim zanneder ki ilelebet gidecek bu şey. Onun vakti gelince o da gidiyor. Bu işte bu Ayet-i Azimuşşan'ın manasıdır. İnsanlar bu dünyada geçicidir diyor Allah Azze ve Celle. Günler geçer, günler geçtikçe insan da biter. Yeni günler gelir başka insanlar gelir. Onlar gider başkası gelir. Ta ki kıyamet olup da hesap kitap yapılıp ondan sonra günler kalmaz, seneler kalmaz. Ondan sonra ilelebet yaşanır. Bu dünyada muvakkat olarak yaşadığını akıllı insan bilir. 'Ben çok okumuşum, çok bilmişim' deyip de 'bütün dünya benim elimdedir, elimin altındadır' diyen insanlar yanılmıştır. Kendi kendilerini kandırmışlardır. Kandırılmıştır şeytandan, nefsinden. Allah muhafaza etsin. Allah bu günlerimizi mübarek eylesin, her gün mübarektir inşa'Allah. Allah Azze ve Celle'nin yolunda olup, taatında, ibadetinde olduktan sonra bütün günler faydalıdır. Onlar boşa gitmez. Boşa gidenler yaramaz. Allah muhafaza etsin. Allah yardımcımız olsun inşa'Allah Sabit kadem kılsın bizi bu yollarda.

2024-01-28 - Dergah, Akbaba, İstanbul

وَّيُحِبُّونَ أَن يُحْمَدُوا بِمَا لَمْ يَفْعَلُوا (3:188) صدق الله العظيم Allah Azze ve Celle insanın tabiatını, Kur'an-ı Azimüşan'da tarif edip her şeyi yazmış. لَا رَطْبٍ وَلَا يَابِسٍ إِلَّا فِى كِتَـٰبٍ مُّبِينٍ (6:59) İnsanın tabiatını da yazmış. Çoğu insan yapmadıkları şey için teşekkür ister. Halbuki hiç alakası olmayan bir şey yapmış olur. Kendi yapmış gibi ona şükretmelerini ister, teşekkür etmelerini ister. Bu kötü bir tabiattır. Nefsin kötü tabiatıdır. Yapsa bile, yapan insan Allah'tan korkar, 'Bu Allah'ın bir nimetidir' diye 'bizim bir şeyimiz yok' der. 'Allah bize fazlı keremiyle nasip etti' diyebilir. İnsan bir şey yaptı mı zaten her tarafı velveleye verir. 'Ben yaptım, ben ettim, şunu yaptım, bunu yaptım' diye. O güzel bir huy değil. Hele hiç yapmadan bir iyilik yapmışım gibisinden kalkıp da söylemesi hiç hoş değil. Allah Azze ve Celle'nin sevmediği bir durumdur. Böylece insan kendine iyilik değil, kendine kötülük yapar. 'Ben yapamadım' deseydi ve niyeti yapmak olsaydı ona göre ecir alırdı. Ama yapmadan başkasının yaptığını menfaat için 'Ben yaptım' diyen Allah'ın sevmediği bir şey yapmış olur. Allah Azze ve Celle'nin sevmediği şey de fayda vermez. İnsanlar zaten hiç sevmez. Onun yaptığından hayır gelmez. Zaten yapmamış olduğu için hem yalandan dolayı hem insanları aldatmasından dolayı Allah ona gazab eder. Gazaba uğrar çünkü bu Allah Azze ve Celle'nin sevmediği şeydir. Ama Allah Azze ve Celle'nin merhameti sonsuzdur. Yapılan her şeyi Allah Azze ve Celle affeder. Tövbe istiğfar eden insan kurtulur. İnsanda daha nefes varken yaptığı hatalardan, günahlardan dolayı Allah Azze ve Celle'den aff dilerse, tövbe ederse onlar gider. Yok bu kötü tabiatı, kötü huyu bir mağrif zanedip de devam ederse o vakit kendi cezasını çeker. Allah muhafaza etsin nefsimizin şerrinde. Çünkü nefis hiçbir şey kazanmasa bile pohpohlamayı sever. Milletin ona 'ne kadar iyilik yapan adam' demesini bekleyen insan, ancak nefsini kabartma derdindedir. Halbuki hakikaten yapılan şeyler gizli olsa, onların ecri daha büyüktür. Allah nefsimizden muhafaza etsin, nefsimizin şerrinden muhafaza etsin. Bu kötü huylardan bizi kurtarsın inşa'Allah.

2024-01-27 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًۭا يَرَهُۥ وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍۢ شَرًّۭا يَرَهُۥ (99:7-8) صدق الله العظيم Allah Azze ve Celle hayır yapan hayır bulur diyor. Hayır hiç kaybolmaz. Şer yapan da şer bulur. Bu Allah Azze ve Celle'nin koyduğu kuraldır, kaidedir. Bu değişmez. Dünyada kötülük yapan, kötülük işleyen kötülük bulur. İster şahıs olsun, ister cemiyet olsun, ister cemaat olsun, ister devlet olsun, hayır eken hayır bulur karşısında. Şer eken de şer bulur. Yani şer ekip de onunla fayda bulacağım diye kimse kendini aldatmasın. Başkasına kötülük yaparlar, kazandım zanneder. Halbuki kazanma değil de kaybetmedir o. İster şahıs, ister devlet, ister cemaat olsun, kim olursa olsun, o kötülüğü yapan devam etmez. Zulüm devam etmez. Zulüm biter, hayır kalır. Peygamber Efendimiz'in zamanından şimdiye kadar kaç tane böyle zalim, şer yapan insanlar varsa, devletler varsa, cemaatler varsa hepsi tükendi bitti, izleri yok. Ama hak olan yol, hayır yolu. İnsanlara hayır isteyen, hayır veren, hayırı seven onun karşılığında dünyada da şimdiye kadar hayır bulmuştur. Zulüm görse bile o hak yol daimdir, devam etmiştir. Kıyamette de o kazanmış olur. Dünyada ötekiler kazandık zannetseler bile daim olmaz. On sene, yirmi sene, elli sene, yüz sene, iki yüz sene bile olsa en sonunda yıkılıp giderler. Ama hak olan, hak yol yıkılmaz. Allah Azze ve Celle'nin yolu yıkılmaz, kimse yıkamaz Allah'ın izniyle. Onun için kimse şeytana aldanıp da, kötülük yapıp da onun karşılığında fayda bulacağını zannetmesin. Allah bu insanlara yardım etmez. Allah hakla olanları yardım eder. Onun için hak yıkılmaz Allah'ın izniyle. Allah bizi hakla olanlardan daim eylesin. Hakla olanlarla beraber olalım daima inşa'Allah.

2024-01-26 - Dergah, Akbaba, İstanbul

يهدي الله من يشاء ويضل من يشاء صدق الله العظيم Allah Azze ve Celle istediğine hidayete eriştirir. İstediğine dalalete eriştirir diyor Allah Azze ve Celle. Allah'ın şanslı kulları hidayete erişenlerdir. Hidayete erişen insan yine Allah'a şükür edip Allah'tan Azze ve Celle'den yardım isteyecek. Bu yolda sabit olması için. Çünkü büyük evliyalar bile son nefeslerinde imanlarını kaybetmekten korkarlardı. Allah'ın hikmeti, ne olur ne kalır Allah bilir ancak. Onun için daima Allah'a yalvarırsan, Allah kabul eder duaları. Bizi bu yolda sabit kıl diye dualar makbuldür muhakkak. Ama nefsine uyup da ben alimim, ben şeyhim, ben iyi insanım deyip de kendine güvenen o zor işler o vakit. Allah'a güvenmek lazım, Allah'a yalvarmak lazım. Allah Azze ve Celle buyuruyor, bana dua edin de size icabet ederim, duaları kabul ederim. En mühim dua imanda kalmak. İman yolunda, Allah'ın bu güzel yolunda kalmak için dua etmek en büyük kazançtır. Bundan daha büyük kazanç olmaz. Çünkü bütün dünya senin olsa sen Allah Azze ve Celle'nin yolunda olmadıktan sonra sen şanslı değilsin. Sen şanssız bir insansın. Görüyoruz, çok bu insanlar. Dünyalıkları, dünya kadar var ama Allah yolunda olan işleri yok. Allah yolunda olmadıktan sonra hiçbir kıymeti yok. Allah Azze ve Celle Kur'an-ı Azimuşşan'da bütün dünyanın bir sivrisineğin kanadının kadar kıymeti olmadığını buyuruyor. Sivrisineğin kıymeti ne? Kanadının kıymeti ne olsun? Onun için imanla giden, imanı olan insan şanslı insandır. Allah onu seçmiş, ona bu nimeti vermiş. İmansız olanlar da onlar da bedbaht, şanssız insanlardır. Allah muhafaza etsin. Sabit kadem kılsın bizim inşaAllah bu güzel yolda, O'nun yolunda inşaAllah.

2024-01-25 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem insanların öfkelenmesini istemezdi. Kendisine 'Vasiyet et' denilince, 'Öfkelenme' dedi. Öfkelenme demek nefsin için öfkelenme. Kendi nefsini tatmin edip de başkalarına zulmetmek için öfkelenme diyor. لا تغضب La tağdab diyor. Ama Allah yolunda, Hak yolunda o makbul bir şeydir. Elinden geldiği kadar öfkeleneceksin Allah'a karşı olan şeylere. Onlara karşı gelip onlardan razı olmayacaksın. Elinden geldiği kadar mani olmaya çalışacaksın. Engel olamıyorsan, o zaman tabi konuşarak karşı çıkacaksın konuşarak da yapamazsan kalbinden buğz edeceksin. Bunu kabul etmeyeceksin. Bu Allah'ın sevmediği şey, Peygamber Efendimiz'in sevmediği şeydir. 'Tamam', 'Olur', musamaha, tolarans diye onlar boş laflar. Yapamıyorsun çoğu zaman, doğruya doğru. Bu yaşadığımız zamanda bir şey söylemeye kalkarsan daha kötü olabiliyor, daha beter oluyor. Onun için kalbinden 'bu normal bir şey değil' diyeceksin. İnsanlık için de normal değil, İslam için de normal bir şey değil. Bunu öyle kabul edip de 'hadi hadi' deyip de geçiştirme. Nefsin kabul etmesin. Bu gördüğümüz şey Allah'ın sevmediği şey. Biz de sevmiyoruz. Bir şey yapamıyoruz ama kalbimizde ona karşı olalım. Dışımızla karşı çıkamıyoruz ama içimiz ona karşı olsun. Çünkü onu kabul edersen, Allah muhafaza etsin, sonra sen de yavaş yavaş onu yapmaya başlarsın. Onun için nerede bu kötü şeyleri görürsen 'bizim buna kabulümüz yok' diyeceksin. Bunu kabul etmeyiz, bunu sevmeyiz. Niçin sevmiyoruz? Allah Azze ve Celle sevmediği için, Peygamber Efendimiz sevmediği için. Allah'ın sevdiğini severiz. Sevmediğini sevmeyiz. Dışımızla bir şey söylemesek de içimize kimse hükmedemez Allah'tan başka. Onun için imanın en zayıf olduğu zamanda yaşıyoruz şimdi biz. Onun için kalbimizde onu kabul etmeyelim. Onu karşı olalım. Onun da ecri var. Öteki türlü onun zararı var. Onu kabul etmek, onu müsamaha etmek, 'tamam' deyip de ona karşı gelmemek, içten bile olsa imanınızı bitirir. İman zayıftır. İman da kalmaz ondan sonra. Allah muhafaza etsin. Bu zamanın şerri dünyanın her tarafında var. Sırf bir yerde değil. Şimdi tam kara cehalet zamanında yaşıyoruz. İlmin en yüksek zamanında, bilimin en yüksek zamanında diyorlar. Onların ilmi ve bilmi de Allah Azze ve Celle'nin ilminin yanında sıfır bile değil. Onun için tam cehalet zamanında yaşıyoruz. Cahil, kendini bilmiş zannediyor. Her şeyi biliyor zannediyor. Halbuki kapkaranlık cehalet zamanında yaşıyoruz. Allah muhafaza etsin. Bu münkerleri de kabul etmiyoruz. Allah sabit kadem kılsın bizi. Allah insanlara da hidayet versin.

2024-01-24 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم يُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُخَفِّفَ عَنكُمْ ۚ وَخُلِقَ ٱلْإِنسَـٰنُ ضَعِيفًۭا (4:28) صدق الله العظيم Allah Azze ve Celle insanlara takatı getiremeyecekleri şeyleri yüklemek istemiyor. İnsan zayıf yaratıldı. İnsan ne kadar kendini kuvvetli zannederse zayıftır. Hem bedeni olarak zayıftır. Başka mahlukata göre kuvvet olarak yani onlarınla yarışmaya kalksa onların yaptıklarını yapamaz. Manevi olarak da nefsine yenildiği için zayıftır. Manevi olan mühim olan, maddi olan mühim değil. Şimdi çoğu 'şöyle yaparım, böyle yaparım' der, ne kadar yapsan insanın zayıftır. Nadir olarak bazı insanlar var hayvanlardan daha kuvvetli olan nadir insanlar var. Ama manevi olarak hepsinden kuvvetlidir. Allah Azze ve Celle'nin emrettiği gibi giderse manevi kuvvet, maddi kuvvetle beraber onu kimse yenemez. Hepsinden daha kuvvetli olur. Öteki türlü hem nefsine yenilmiş olur hem de her şeyi kaybetmiş olur. Şimdiki insanlar maalesef hepsi nefsine yenilmiş, nefsine köle olmuş. Nefsinin istediğini yapıyor. Allah Azze ve Celle'ye karşı geliyor. Kendini kuvvetli zannediyor. Allah Halbuki Allah Azze ve Celle insanların üzerinden o yükü kaldırmak istiyor. Allah Azze ve Celle insanların hafiflemesini istiyor. O günah yükünden kurtulsunlar, günah yükünün altında ezilmesinler. Günahın yükü çok ağırdır. Görünmüyor ama çok büyük bir yüktür. Tonlarca, yüz binlerce ton oluyor insanın üstüne ama o farkında değil. Zannediyor ki ben iyilik yapıyorum. Hele şimdiki zamanda Allah muhafaza etsin. Şeytanla nefis iyice insanları azdırmış. Allah Azze ve Celle'ye karşı da edepsizlik yapıyorlar. Kendilerini bir şey zannediyorlar. Halbuki Allah Azze ve Celle buyuruyor ki 'Zayıf yarattım seni'. خُلِقَ ٱلْإِنسَـٰنُ ضَعِيفًۭا Zayıf yaratılmışsın, zayıfsın. Sen istediğin kadar bağır. Sen kimsin? Toz bile olamazsın. Sen bir şey değilsin. Sen bu kainatın içinde bu yeryüzünün tozu kadar bile değilsin. Bir de kalkıp da Allah Azze ve Celle'ye karşı geliyorsun. Şu şudur, bu budur diye ahkam kesiyorsun. Allah'ın azametini bilmiyorsun. Sen kendi kendine zarar veriyorsun. Allah muhafaza etsin bu nefsin şerrinden. من عرف نفسه فقد عرف ربّه Kendini bilen Allah Azze ve Celle'yi bilir diyor. Yani kendini ne kadar zayıf olduğunu bilip Allah'a tevazu eden o vakit Allah bilmiş olur. Öteki türlü kendini bilmeden cahil kalırsın. Kendini bir de okumuş zannediyor. Üniversiteler bitirdik, şunu yaptık, bunu yaptık. Sen zır cahilsin. Sen nesin bu kainatın içinde? Bu koca dünya karşısında sen zerre kadar bile değilsin. Kalkıp da sen şey yapıyorsun, Allah'a karşı gelirsin? Allah akıl fikir versin diyeceğiz. Cahil insanlar zayıf insanlar. Allah bize kuvvet versin, iman kuvvet versin inşaAllah.

2024-01-23 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz'in sallallahu aleyhi ve sellem'in buyurduğu tehlikeli şeyler var nefis için. En büyük tehlike şöhrettir. İnsanlar şöhret olsun diye her türlü şeyi yaparlar. Şöhret felakettir diyor Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Şöhret olunca nefsini kontrol edemezsin. Nefsini şişirirsin, büyütürsün. Herkes 'vay neymişim ben' deyip nefis bütün Allah Azze ve Celle'nin verdiği şeyleri harap eder. Şöhret de işte nefsin çok sevdiği şeylerden birisidir. Zamanımızda, eskiden de vardı bu şöhret olayı tabi şimdiki iyicene millet azdı. Nasıl olursa olsun her türlü şeyi yapabiliyor. İyiden fazla kötü şeyleri yapıyorlar ki bir şeyi kazanıyoruz zannederler. Halbuki kazandıkları değil, çok şey kaybediyorlar. Çok nimetler kaybediyorlar. Ama nefis Allah'ın hikmeti öyle bir şey ki onu kontrol etmezsen seni mahveder, harap eder. Kontrol edersen o vakit Allah yolunda olursun, Allah'ı sevindirirsin. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'i sevindirsin. Allah Azze ve Celle kullarının doğru yolda olduğunu görünce sevinir. Peygamber Efendimiz de aynı şekilde. Ama bu zaman kötü zamandır. Onun için dikkat etmek lazım. Herkesin yaptığı iyi değil. Herkes yapıyor, herkes şunu yapıyor, herkes bunu yapıyor. Herkes sonra hesaba çekilecek. Herkes hesabını verecek. Bu adetleri, kötü huyları var olan cezasını çekecek. Kötü huylardan kurtulmuş olan Allah affeder. Allah'ın af kapısı, mağfiret kapısı açıktır. Onun için Allah muhafaza etsin nefsimizin şerrinde bu kötü huylardan. Allah hepimizi muhafaza etsin. Çünkü bu zamanın en büyük fitnelerinden biridir bu da. Allah yardım etsin ümmete, Allah muhafaza etsin.

2024-01-22 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in sözlerine hadis denir. Kur'an ve Hadis İslam'ın esasıdır. Şimdiki ahir zaman insanları hadis yok diyor. Yani kendilerini okumuş, İslam'ı okumuş, din okumuş diyenler, Allah'ın hikmeti, okudukça İslam'dan uzaklaşıyor. İman'dan uzaklaşıyor. İman'dan uzaklaştı mı İslam'dan da uzaklaşmış oluyor. Onlar kibire müptela olmuşlar. Kibir de şeytanın sıfatıdır. Şeytan hiçbir şeyi beğenmez. En yüksek benim diye 'insanoğlu nedir' der. Onlar topraktan, çamurdan yapılmış. Ben ateşten yapılmışım, ben daha iyiyim der şeytan. O kibir sahibi şeytan gibi olur. Bir şey çıkarmak ister. Halbuki sen okumuşsun, o kadar seneler harcamışsın. Zaten şimdiki bütün okuyanların çoğu bir şey anladıkları yok. Bir diploma alalım diye uğraşıyorlar. Halbuki anlayan çok azdır. Okuduklarını anlayan çok azdır. Din okuyanları Allah muhafaza etsin. Okumasa galiba imanı daha kuvvetli olabilir. Okudukça şeytan o fikirleri verir daha beter musallat oluyor. Ona kibri pompalıyor ta ki imanını bitirene kadar. Şimdi bu meselede büyük alimlere bakıyorsun. Bazen şaşırıp kalıyorsun. Geçenlerde bir alim, Receb ayına dair hiçbir hadis yok diyor. Sahih değildir o hadisler diyor. Sahih dediği yani doğru demek. Ama terim olarak sahih hadis demek kuvvetli hadistir. Biraz sonra söylüyor işte bu ve şu hadis var, bu hadis var. Ama bunlar kuvvetli değil diyor. Demek ki hadis varmış. Hadis var. Ama sen başta insanları şaşırtmak için sahih değil, yani doğru değil diyorsun Sahih onların Arapçasında sahih demek doğru demek. Halbuki doğru hadis var ama tabi o kadar çok sahabe rivayet etmediği için o çok kuvvetli sayılmaz. Ama hadis var! Yok değil, var! Mevzu hadis var dedikleri sonradan konmuş demektir. Peygamber Efendimiz sonra çok konan hadisleri var. İsrail Yahudiler koymuş. Onları hadis alimleri temizledi. Hazreti Buhari, Müslüm, Tirmizi Hadis alimleri çok var. Onların hepsini temizlediler. Peygamber Efendimiz'in söylemediği hadisler yok. Hepsi var. Şimdi sen kalkıp da bir şey olsun diye milletin itikadını bozmaya ne hakkın var? Zaten bu 3-5 günlük dünyadır. Fazladan ibadet etseler sana zarar mı olacak? İşte bu vaziyet böyledir. Aliminden okumuşuna, İlahiyet okuyanlar, İmam Hatip okuyanlar, onlara da doğrudan söyleyelim ki dikkat etsinler. Başkalarının lafına inanmasınlar. Okuduklarını Allah rızası için okusunlar. Allah rızası okuyan insan Allah onun rızkını tekeffül eder. Başkasının lafına para kazanacağım diye sakın ahiretini dünyaya satmayın. Ahiret ebedidir. Dünya göz açıp kapayana kadar gider. Çok mühimdir bu. Çünkü insanlar bunlar alimdir biz bunlara tabi olalım diye çoğu zaman yaptıkları güzel işleri bile yapmıyorlar, vazgeçiyorlar. Allah muhafaza etsin ahir zaman fitnelerinden. Şeytan dediğimiz gibi en can yerinden vurur. Can yeri de tabi alimlerdir. Onun için o alimler dikkat etmesi lazım. Çok dikkat etmeleri lazım ki onların cezaları daha büyüktür. Çünkü cahil bilmeyen insan da tabi herkes öğrenmesi lazım ama hepsini o kadar öğrenemez. Yani esas şeyleri öğrenmesi lazım Müslüman. Ama ötekilerinin öğrenen kimse iyi öğrenmesi lazım başkalarına da hidayete vesile olsun diye. Başkalarını yoldan çıkarırsa o vakit her çıkardığı adam için de ceza var. Ne kadar insan onun vesilesine, hidayete gelirse onun yine ecri o kadardır. Allah muhafaza etsin Şeytanın şerrinden, ahir zaman fitnelerinden.

2024-01-21 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم وَإِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ (26:80) Hastalanınca Allah şifa verir. Şifa da hastalıkta, Allah Azze ve Celle'den olur. Şifa da O'ndan. Her şeyde bir hayır vardır. Mümin için, Müslüman için her hal, Allah'ın verdiği şeyler güzeldir. Onların faydası var. Maddiden faydası var, maneviden. Bazı şeylerin kötü olduğunu zanneder insan ama onda hayır var. Her şey de hayır var. Makamını yükseltmek yahut günahlarını affetmek için de olur. O da var. Yine işte böyle ufak tefek hastalıklar da başka hastalıkların gelmesine mani olur. Yani bu Allah'ın hikmetine akıl ermez tabii. Allah'ın hikmeti büyüktür. İnsanlar bilmez. Hemen başlar isyan etmeye, Allah'a karşı gelmeye. Halbuki Allah insanlara her şeyi onların faydası için vermiş, onun yolunda olduktan sonra. Allah'ın yolunda gitmeyenlere bakarsın onlarda paralar var, zenginlik var, güzel hayat var dersin. Ama tüm bunları onların daha fazla ahirette azap çeksinler diye veriyor Allah Azze ve Celle. Onun için bize verilen her şeye şükür etmek lazım, hamd etmek lazım. Şifa da Allah'tandır. O'nun muhakkak şifası var. Hastalık da yine o da bir ikramdır Mümin için, Müslüman için. Allah muhafaza etsin. Şifası olmayan hastalıktan, dermanı olmayan dertten Allah şifa versin hepimize. Muhafaza etsin, imtihan etmesin bizi. Ufak tefek şeyler olur. Olması lazım. Olmazsa zaten insan biraz halinden şüphe etmesi lazım. Bu eski zamanda, anlatırlar. Karı koca yaşıyorlar, güzel halleri, çok iyi. Ansızın hanımı demiş, ben boşanacağım senden. Ne var, biz ne güzel geçinip gidiyoruz. Bir şeyimiz yok, hiçbir derdimiz yok demiş. Tutturmuş kadın, boşanacağım. Tamam, bir bakayım, düşüneyim derken adam düşmüş, ayağını kırmış. Bu defa adam boşanalım, kadın yok demiş. Ben seni boşayacaktım çünkü sen de ne hastalık gördüm ne de bir şey. Allah seni sevmeyen bir insan zannettim. Onun için boşanmaya kalktım. Şimdi tamamdır artık boşanmıyoruz demiş. Eski insanların da düşünceleri öyle. Başlarına bir şey gelmeyince, Allah'tan uzak zannederler kendilerini. Şimdiki insanlar en ufak bir şeyde bilmem ilaçtı, serumdu, şuydu hastaneydi, şuydu buydu telaş ederler. Halbuki Allah'a yönelmeleri lazım ki Allah'a hamd etmeleri lazım ki bu daha fazla ikram oldu, günahlarımız affoldu diye. Günahlar affolması için olduğu için şükür etmek lazım. Allah hepimizi affetsin, hepimizi affetsin. Günahlarımızı bağışlasın, hasenata tebdilesin inşaAllah.