السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.
Allah'a şükür bu bu ay da geçti inşa’Allah.
Bu akşam mübarek Ramazan başlıyor.
Bereketli ay, güzel ay.
Allah'ın Azze ve Celle'nin Ümmet-i Muhammediye'ye ikram ettiği aydır.
Bu ay, insanlara nur olan, insanlara Allah'ın Azze ve Celle'nin ikramı olan, Peygamber Efendimiz'in mucizesi olan, kıyamete, sonsuza kadar sürecek olan Kur'an-ı Azimuşşan'ın indiği, Kadir Gecesi'nin olduğu aydır.
Bereketli ay!
Bu bereketten dolayı ve Peygamber Efendimiz'e ikram olanlardan dolayı mübarek aydır.
Bu ay, sıhhat ve selamet ayıdır.
Her türlü hayrın ayıdır.
Onun için bu ay, hepimize, müslümanlara Allah'ın Azze ve Celle'nin ikramıdır.
Her güzelliği, Allah Azze ve Celle bu ayda insanoğluna tattırır, ikram eder
Oruç güzel bir şeydir.
İnsanların bazısı zorlanır.
Ama müslüman için hem sıhhattir hem Allah'ın Azze ve Celle'nin ikramıdır.
'Orucun mükafatını ben veririm' diyor Allah Azze ve Celle.
Allah cömertlerin en cömertidir.
Onun için bu ayı ağırlayıp ona hürmet etmek, dikkat etmek lazım.
Allah'a şükür müslüman olan bu ayı ağırlayıp ona hürmet eder.
Başkaları var, bakarsın oruç yiyorlar, bu aya hürmet etmiyorlar.
Onlara da kızmamak lazım, acımak lazım.
Çünkü bu güzel şeyden nasiplerini alamıyorlar.
Allah kısmet etmemiş.
Onun için onlar onlara üzülmek lazım ki bu ikramdan nasiplerini almıyorlar.
Boş boşuna yaşıyorlar.
Boş boşuna vakitlerini geçiriyorlar.
Vakitlerini öldürüyorlar.
Hakikaten öldürüyorlar.
Allah ikram etmiş.
'Bol bol alın bu ikramdan' diyor Allah Azze ve Celle.
Bazı insanlar alıyor.
Çoğu almıyor.
Allah'a şükretmek lazım.
Bu yolda olan, 'başkasına da nasip olsun' diye dua etmesi lazım.
Çünkü insan nefsine uyup 'ben yapıyorum, başkaları yapmıyor' demek tehlikelidir, güzel değil.
Tarikat bu edebi öğretiyor.
Tarikat yoluyla edebi öğrenmeyenler, şeriatı kendileri sayesinde yaşıyormuş gibi başkalarına kötü gözle bakıyorlar.
Tabii Allah'ın Azze ve Celle'nin emrettiği yolda olmayanlardan razı değiliz, ama onlara acımak lazım.
Çünkü boşuna gidiyor hayatları bir hayli.
Ama Allah Azze ve Celle Gafur-ur Rahim'dir.
Tövbe ederlerse onların tövbeleri kabul olur.
Daha tövbe kapısı açıktır.
Kapalı değildir.
O yaptıkları günahları Allah Azze ve Celle sevaba tebdil eder.
Tövbe kapı kapanmış değildir.
Allah hepimize hidayet versin.
Hidayetten ayırmasın bizi inşa’Allah.
Nefsimize uydurmasın.
Son nefese kadar insan tehlikededir.
Çok insan vardır alimdir, okumuştur, mümindir.
Bir ayağı kaydı mı kendini uçurumdan aşağıya düşmüş buluyor.
'Ben oruçluyum, ben oruç tuttum, ben şey yaptım' diye kendine güvenme.
Daima Allah Azze ve Celle'ye sığın.
O'ndan yardım iste.
Bizi bu yolda sabit kadem kılsın.
Allah hepimizi sabit kadem kılsın.
Doğru yoldan ayırmasın.
Bu güzel hallerden bizi ayırmasın.
En güzel haller, Allah Azze ve Celle'ye ibadet ettiğimiz hallerdir.
Onlar çok güzeldir.
Büyük nimetlerdir.
Allah muhafaza etsin hepimizi.
Hayırlı, bereketli olsun.
Inşa’Allah imanımıza da kuvvet olsun hepimize.
İnsanlara da hidayet olsun.
Sıkıntılar zail olsun.
2024-03-09 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Hud Suresi'ne bir ayet var.
O ayet hakkında, sakalıma ak düşürttü diyor Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem.
O ayet mübarek ayet.
بسم الله الرحمن الرحيم
فَٱسْتَقِمْ كَمَآ أُمِرْتَ وَمَن تَابَ مَعَكَ وَلَا تَطْغَوْا۟
(11:112)
İstikamet üzerine olun.
Allah Azze ve Celle'nin emridir.
İstikamet üzerine olun.
Yoldan sapmayın.
Bu, bütün Müslümanlara emirdir.
Yapabilen yapıyor.
Ama yapamayan, yoldan çıkaracak çok şeylerle karşılaşıyor.
Onun için bu yolda durmak, nefsine mücadele etmek büyük bir savaştır inşa’Allah.
Bu yol, Allah'a şükür yolumuz, Peygamber Efendimiz'in yoludur.
Bu yol, O'nun getirdiği güzel yol inşa’Allah. Bu yol, istikamet üzerine.
Bu yolda devam ederiz.
Kimseye yağcılık olsun diye yahut onun hoşuna gitsin diye yoldan çıkamayız.
Bizim yolumuz İslam yolu, şeriat yolu.
Şeriat nedir?
Mezhep üzerine olmaktır.
Peygamber Efendimiz'in getirdiği şeyleri, O'nun sevdiği şeyleri sevmek, sevmediği şeyleri sevmemek.
Sevdiği kimlerdir?
Sevdiği, Ehli Beyt, Ashabı Kiram'dır.
Onlar sevdiğidir.
Onların yolunda gitmezsen yoldan çıkarsın.
Kendi kafana göre yaparsın o vakit.
Yoldan çıkanlar çok var.
Bu dört mezhep üzerine olmayanlar, kendi kafalarına göre yoldan çıkmışlardır.
Yok bu böyle yaptı, şu şöyle yaptı deyip şeytan onları kandırıp yoldan çıkarır.
Şimdiki bu zamanın illeti olan bilgisayardı, şuydu buydu, herkes istediğini yazıyor, yalan yanlış.
Millet de işte bu şöyle söyledi, bu böyle dedi diye inanıp giderse o vakit başı belaya girer.
Dünyada başı belaya girmek bir şey değil de ahirette başı belaya girmek zordur.
Onun telafisi yok.
Dünyada yine cezanı çekersin, af olunursun.
Ahirette o şans sana yok.
Ancak doğru olarak gidersen, kurtulursun.
Doğru yolda belli.
Tarikat ve şeriat.
Tarikatla şeriat olması lazım.
Daha kuvvetli olur.
Öteki türlü bir tanesi olursa bir yerden yoldan çıkarsın.
Sırf ötekisi olsa ötekisi de başka yoldan çıkarsın.
Kendini emniyette zannedersin.
Halbuki tam belaya düşmüşsün.
Allah muhafaza etsin.
Allah hepimizi istikameti üzerine eylesin.
Tarikatla şeriat ikisi beraber olması lazım.
Din de kendi kafana göre olmaz.
'Bence böyle olması lazım.'
Sen kimsin de ben diyorsun.
Zaten ben dedin mi sen hiçbir şeysin.
Benlik bencillik, nefis demek.
Allah muhafaza etsin.
Doğru yoldan ayırmasın hepimizi inşa’Allah.
2024-03-08 - Dergah, Akbaba, İstanbul
İnşa'Allah bugün Şaban-ı Şerif'in son cumasıdır, bugün mübarek gün.
Üç ayların ikisi hemen hemen geçti.
Şimdi Ramazan geliyor, Ramazan mübarek aydır.
Günler geçiyor, insanlar gaflet içinde.
Ramazan'a hazırlanın.
Mümin devamlı hazır olması lazım.
Bütün hayatı Allah'ın yolunda olması lazım.
Bazı aylar daha güzel.
Bunların tabii kıymetini bilen bilir.
Bilmeyen ise günleri öldürüp boş boşunu harcar.
Zarardan nereden dönersen kârdır.
Dönse insan bu güzel ayın hürmetine, Allah Azze ve Celle günahlarını affeder.
Günahları sevaplara tebdil eder.
Tövbe edince Allah Azze ve Celle günahları yerine sevap yazıyor.
Bu Kur'an'da da yazılıdır.
Allah Azze ve Celle'nin vaadi hak'tır.
Kur'an Allah Azze ve Celle'nin kadim kelamdır.
Peygamber Efendimiz'in hadis-i şerifi aynı şekildedir.
İnsanlara bize zulüm oldu demesinler diye her türlü imkanı Allah Azze ve Celle veriyor.
لَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ
Şeytanın peşinden gitmeyin. (24:21)
Sakın gitmeyin.
Şeytanı bırakın.
Yine de insanlar aynı şekilde devam ediyor.
Ondan sonra 'nasıl böyle olur mu olmaz mı?' yakarırlar.
Allah Azze ve Celle insana irade vermiş.
İstedikten sonra iradesini kullanıp, nefsini bırakacak.
İradesinin nefsine teslim etmeyecek.
Allah Azze ve Celle'nin irade dediği nimeti nefsi zapt etmek, nefsi kontrol kontrol etmek için vermiştir.
İrade herkeste vardır.
Ama kullanan azdır.
Kullanamayan çoktur.
Nefsine uyup da helak olan da çok oluyor.
Bu mübarek günlerdir, mübarek aylardır.
Şimdi gelen ay da Allah'a şükür Rahmet ayı, güzellik ayı, mağfiret ayı Ramazan-ı Şerif'tir.
O ay kıymetli bir aydır.
Onun kıymetini bilen kazanır.
Bilmeyen kazanmaz, değer bilmez, atar.
Dünya temsili olarak:
Dünyanın en pahalı elması var burada Osmanlı'nın elinde.
Onu bulan adam çöplükten bulmuş.
Kıymetini bilmemiş.
Bir kaşık tahta kaşık yerine vermiş.
İşte bizim de böyle kıymet bilmeyen insanlar bu kıymetli şeylere ehemmiyet vermeyip değerli olanı ellerinden kaçırıyorlar.
Dünyada pişman olmak var ama ahirette pişman olmak var.
Ahirette pişman olman, artık daha fayda etmeyen bir pişmanlıktır.
Allah muhafaza etsin.
Allah bu günleri ayları bize kıymetini bilenlerden eylesin.
Bize de mübarek eylesin inşa’Allah.
2024-03-07 - Dergah, Akbaba, İstanbul
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم
عَسَىٰٓ أَن تَكْرَهُوا۟ شَيْـًۭٔا وَهُوَ خَيْرٌۭ لَّكُمْ
صدق الله العظيم
(2:216)
Allah Azze ve Celle Kur'an-ı Azimuşşan'da buyuruyor:
Bazı şeyleri sevmezsiniz.
Kötü olacak zannedersiniz size.
Onda hayır olur.
Bazı şeyleri de hayır zannedersiniz, o da şer olur diyor Allah Azze ve Celle.
Allah Azze ve Celle insanın istediği değil de kendi istediğini yapar.
Onun için her olan şeyde bir hayır var diye bilmek lazım.
Bazı sevmediğiniz haller oluyor.
Kendinizde, ailenizde yahut dünyada, memlekette nerede olursa olsun şer gibi gözüküyor ama onda hayır oluyor.
Onun için Allah Azze ve Celle'nin takdir ettiği şeylere itiraz etmemek lazım.
Kendi aklınla kıyaslarsan her şey ters gider.
Allah sana hayır kastetmiş.
Bir şey çıkıyor karşına, sana mani oluyor.
Ne için bu çıktı, bana mani oldu derken öteki taraftan büyük bir felaketten kurtulmuş oluyorsun.
Büyük bir musibetten kurtulmuş oluyorsun ufak bir şeyle.
Onun için Allah'a tevekkül etmek müminin sıfatıdır, iman edenlerin sıfatıdır.
Tarikat ehlinin sıfatıdır.
Müslümanlık derecelerdir.
Herkes Kelime-i Şehadet'e getirdikten sonra Müslümandır.
Ne yaparsa yapsın dinden çıkmadıktan sonra Müslümandır.
Lakin, imanın dereceleri vardır.
İslam'dan sonra imanın dereceleri var.
En zayıf imanı olanlar var.
En yüksek imanı olanlar var.
Müslüman oldum diye, her şey istediğin gibi olacak demek değildir.
Veyahut Müslüman oldum diye, hiçbir şeyi kabul etmeyeceksin demek değildir.
Zayıf imanı olan itiraz eder, isyan eder.
İtiraz, isyan eden kendine eziyet etmiş olur.
İmanı olan Allah'a tevekkül eder.
‚Allah Azze ve Celle böyle istedi, Allah’ın muradı böyledir, bunda bir hayır vardır‘ deyip inanması lazım.
Bu hayatta boşuna giden bir şey yok.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem dediği gibi, müminin hali hem iyide hem zor ve kötüde değişmez. İman olduktan sonra her haldeki ecri ve sevabı görür ve kazanır.
Ona iman etmek lazım.
İsyan etmemek lazım.
Dünyanın hali böyledir, halden hale geçer.
Evliyalar dünyanin halini güzel sözlerle tarif etmiştir.
İşte Yunus şöyle der, ‚Görelim Mevlam neyler. Neylerse Güzel Eyler.‘
Bu çok güzel bir sözdür.
Müminler için mühimdir.
Bunu akıllarında, kalplerinde tutmaları lazım.
Her şeyde bir hayır var.
Dünya şöyle oldu, böyle oldu diye üzülmeyin.
Kim kazandı, kim kaybetti diye de üzülmeyin.
Kazanan mümindir.
Onun için Allah imanımıza kuvvet versin, inşa’Allah.
Zayıf iman olmasın bizde, inşa’Allah.
2024-03-06 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Allah Azze ve Celle'nin sevdiği kulları var.
Allah'ın sevdiği kullar kurtulan, saadete kavuşmuş olan insanlardır.
Onun için Allah'ın rızasını talep etmek lazım.
Her şeyde, her harekette, nefeste Allah'ın rızasını talep etmek lazım.
Allah'ın rızasını istemek, Allah'ı zikretmek demektir, Allah'ı hatırlamak demektir.
Allah'ı hatırlayan zakirlerden olur, unutmayanlardan olur.
Allah'ın lütfu, keremi üzerine olur.
Dünyaya millet dalmış.
Hiç Allah Azze ve Celle'yi hatırladıkları yok.
Dünya meşgul etti insanları.
Ne kadar dünyaya dalarsa insan o kadar daha fazla ister.
Her şeyi unutur.
Dünyaya musallat olur.
Dünyanın peşinden gider.
Dünyanın peşinden gittikçe de Allah Azze ve Celle'den uzaklaşır.
Dünyayı kalbe koymamak lazım.
Dünya peşinden gitmek için değil de hayır işlemek için, Allah rızasını kazanmak için dünya vardır.
Başka türlü helak olur insan.
İşte bu dünyanın vaziyeti ortada.
İnsanlar perişan, hiç kimse rahat değil, kimse memnun değil bu hayattan.
Memnun olanlar Allah Azze ve Celle'yle beraber olanlardır.
Her daim Allah'tan gelene razı olup O'nu hatırlayan insanlardır.
Başka türlü fayda yok.
Hiçbir ümit yok insanlığa.
Allah bu insanları yaratıp da onların yapacakları şeyleri söylemiş.
Onlar da onu yapmayıp başka şeyler yapıyor.
Allah Azze ve Celle buyuruyor:
بسم الله الرحمن الرحيم
وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُوْنِ
(51:56)
İnsanları ibadet etsinler diye yarattım.
İnsanlar buna inanmıyorlar.
Kendi kafalarına göre gidiyorlar.
'Ben ne için yaratıldım' diye sormuyorlar.
Daha ne için yaratıldıklarını bilmiyorlar.
'Benim ne işim var burada, ben ne için yaratıldım' diyen yok.
Zannediyor ki annesinden babasından yaratıldı yalnız.
'Yaratıcı yok' diyorlar.
Onun için hiçbir zaman rahat olmuyor.
Ne yaparlar, nasıl yapsınlar rahat olmuyor.
Allah'ın rızasını talep eden insan rahat eder.
Kendine verilen şeylere razı olur.
Ne olursa onu Allah'tan bilir.
Allah'ın rızasını talep eden saadete kavuşur.
Allah onlardan eylesin bizi inşa'Allah.
Çünkü dünya hali zor.
Allah muhafaza etsin şerlerden, kötülüklerden inşa'Allah.
2024-03-05 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Allah'ın takdiri, Allah'ın takdirine inanmak lazım.
Ahsen-ül-hâlıkîn, Yaratıcı Allah Azze ve Celle her şeyi en mükemmel şekilde yaratmıştır.
İstediğini yükseltir, istediğini alçaltır, Allah Azze ve Celle.
Kim izzet isterse Allah'la beraber olsun ki o izzet ve şerefle yaşar.
İzzet istemeyen, zelil olmak isteyen yani aşağılık olmak isteyen Allah'a karşı gelsin.
Şimdiki zaman insanların umurunda değil.
Kendi menfaatleri olsun da onun ötesi mühim değil.
Her türlü şey yaparlar ki kendi menfaatleri olsun.
Yüksek anlayışı bırak, alçak anlayış ta kalmamış onlarda.
İnsanlarda anlayış kalmamış.
Onun için her şeyi yapıyorlar.
Her şeye gidiyorlar, kötü şeylere de daha fazla.
Çünkü menfaat orada zannediyorlar.
Menfaat yok orada.
Orada hiçbir menfaat yok.
Sırf kendilerine ihanet edip kendi nefsine mağlup olmak, şeytana mağlup olmaktan başka şey değildir.
Nefsine uyan rezil olur, rüsvay olur.
Kıymeti kalmaz.
Kıymetli olan Allah indinde kıymetli olandır.
İnsanı izzet, şeref sahibi yapan Allah Azze ve Celle'dir. İzzet ve şerefe talip olan ona kavuşur.
Allah Azze ve Celle'nin yükselttiği insan olalım inşa'Allah.
O'nun yolunda, emrinde olalım inşa'Allah.
Bu dünyaya meyletmeyip kötüyü iyi görmeyelim inşa'Allah.
Elimizden o kadar geliyor.
Başka şey gelmiyor.
Şimdi bu vakit elimizden gelen tek şey imanımız muhafaza edip kötülüğü kalpten kabul etmemek.
Çok şeyler oluyor.
Kötülüğü kalpten kabul etmemekten başka insanın elinden başka bir şey gelmiyor.
Kalbinde kabul etmemek de imanın en zayıf seviyesidir.
İmanın en zayıf olduğu zamanda yaşıyoruz.
İmanın en zayıf olan zamanında yaşıyoruz.
Kafirden maada Müslümanlar, Müslümanız diye geçinenler de, her türlü kötülüğü yapıyor.
Allah muhafaza etsin şeytanın şerrinden, nefsimizin şerrinden.
Onların yoluna, onlara tabi olmayalım.
Nefsimize tabi olmayalım.
Nefsimizi zapt edelim inşa'Allah.
Ne zamana kadar? Son nefese kadar nefsini zapt etmek lazım.
Zannetme ki nefsin sana itaat etti.
Ondan sonra rahat yaşayacaksın.
Öyle bir şey yok.
Onu beceren çok nadir insanlardır.
Nefsi zapt edenler çok nadir insanlardır.
Büyük evliyalardır onlar.
Başka türlü herkes son nefesine kadar nefsine savaş açması lazım.
Nefsini zapt etmesi lazım.
Hiçbir dakika, dakika değil de bir saniye bile fırsat vermemek lazım.
Allah yardımcımız olsun
2024-03-04 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Allah bu ziyaretimizi makbul eylesin.
Şeyh Baba'mızın makamı âli olsun.
Himmeti ziyade olsun.
MaşaAllah O'nun bereketi, himmeti her daim beraberdir bizimle inşa’Allah.
O'nunla beraber olan kazanır.
O'nunla en yüksek makamlara eriştirir inşa’Allah.
Evliyalarla beraber olmak, Allah'ın sevdiği kullarla beraber olmak gaye olması lazım.
Çünkü onlar kötülüklerden uzak tutar insanı.
İnsanın nefsi her zaman kötülük ister.
Onların himmeti, Allah inayeti insanı kurtarır.
Akşam üstü, Allah'a şükür İngiltere, Londra ziyaretinden döndük.
İnsanlar oraya dünya için gitmişler ama dünyada istedikleri mutluluğu bulamıyorlar.
Onun için Allah yoluna yöneliyorlar ki ona yönelen kazanır.
Yanlış etmez.
Kaybetmez.
Ama öteki, dünyaya daha fazla dalayım derse hem ahiretini kaybeder hem dünyasını kaybeder.
Dünyada da bir işe yaramaz.
Çünkü dünya müminler için faydalı bir yer olması lazım.
İman edenler insanlar için faydalı bir yerdir.
Çünkü makamları yükselir, ahiret için çalışırlar.
Dünya için çalışanlar hiçbir fayda etmez.
Hiçbir faydası olmaz.
Zarardan başka bir şey bulamazlar.
Allah Azze ve Celle bu dünyayı imtihan yeri diye yaratmış.
Bazen fakirlikle, bazen zenginlikle insanı imtihan eder.
O imtihanı geçen saadete kavuşmuş olur.
Çünkü dünyada bir hayli 'oraya gideceğiz' diye insan uğraşır çalışır.
'Buraya gideceğiz' diye insan uğraşır çalışır.
Devamlı dünya için.
O dünya için imtihanlar bitmez.
Ahiret için çalışıyorsan başka imtihana gerek yok.
Allah yolunda saadete kavuşursun, kurtulursun.
Kurtuluş budur.
Dünyada her türlü imtihan var.
Harp var, darp var, hastalık var.
Her türlü akla gelmeyecek şeyler oluyor.
O imanlı olan insan her şeyi kabul etmiş.
Allah'tan geldiğini kabul etmiş.
O kazanmıştır.
Ötekiler çare arar 'ne yapayım ne edeyim' diye.
Çare de, Allah istemedikten sonra olmaz.
Allah bizi yolundan ayırmasın.
Allah yolunda muhabbetleri olanları çoğaltsın inşa’Allah.
Maşa'Allah Şeyh Baba'mızın bereketiyle doluyor, taşıyor.
İngiltere küfrün merkezi.
Dünyayı oynatan, elinde oynatan kafirin yeridir.
Ama Allah'ın izniyle, Allah'a şükür Şeyh Baba'mız küfrün göbeğine kalesini dikmiş inşa’Allah.
Oradakilere kurtuluş olur. Amin
Makamları âli olsun.
2024-02-14 - Dergah, Akbaba, İstanbul
İnşaAllah bugün yolculuk var İngiltere'ye.
Epeyce bir yerlere inşaAllah seyahat olacak.
Bu yerlerde Müslümanlar var.
Sonradan da Müslüman olanlar var.
Şeyh Babamız, Şeyh Nazım Hazretleri'nin senelerce gidip orada irşad ederdi.
İnsanları bütün dünyadan oraya gelirlerdi.
Hemen hemen her mübarek üç ayda orada kalırdı.
Gelen giden hem Müslümanlar tarikata girerler.
Gayri Müslümanlar da dinleyerek İslam'a girerlerdi.
İslam'la müşerref olurlardı.
İslam şereftir.
Onun için nereye giderse İslam, orada nur olur.
İslam'ın gitmediği yerde zulmet var, kötülük var.
Tabi şeytan da boş durmaz.
Şeytan da onu yıkmaya uğraşır.
Bu Londra'nın içinde Allah'a şükür Şeyh Efendimiz'in dergahların en büyüğü oradadır.
Küfrün kalbindedir.
Küfrü yıkmak için inşaAllah.
Şeyh Baba'mızın niyeti küfrü yıkmaktı.
Küfür nedir?
Küfür kötülüktür.
Başka şey değil.
İyilik gelsin diye, Allah Azze ve Celle nuru her tarafa ulaşsın diye uğraşıyordu Şeyh Baba.
Niyeti odur.
Allah niyetine göre mükafatlandırdı.
Onun makamını âli etti.
Kerametleri yine devam ediyor Allah'a şükür.
Berzah'tan da insanlara hidayete vesile oluyor.
Onların yola gelmeleri için yardımcı oluyor.
Allah makamlarını âli etsin.
İnşaAllah bu, onun yolu daimdir.
Niçin oralara gitmek lazım?
Çünkü dediğimiz gibi küfrün en koyu yer orası.
Müslümanlar çok var.
Ama tehlike de büyüktür.
Onları yoldan çıkarmak için, onları eritmek için elinden geleni yapıyor şeytan.
Onun için böyle iman kalelerini yapmak lazım.
O kaleleri dde devam ettirmek lazım.
Niyetimiz de inşaAllah Şeyh Babamız gibi aynı yolda gitmek.
İnsanlara hidayet olsun diye, imanları kuvvetlensin diye.
Bu tarikat neye lazım derler?
İmanı kuvvetlendirmek için.
İmansız olunca inançsız demektir.
Müslüman olur ama iman etmek, inançlı olmak, daha kuvvetli bir Müslüman olmak demek.
Müslüman olmak demek küfrü yıkacağız diye, vuracağız kıracağız diye bir şey öyle saldırmıyoruz oraya.
Allah'ın rahmetini, merhametini, nurunu oraya yetişsin diye uğraşıyoruz.
Allah yardım etsin.
Bize de yolda olan ihvanlarımıza da, oradaki insanlara da inşaAllah hidayet olsun.
2024-02-13 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Bazen insana zenginlik iyi olur, bazen kötü olur.
Bazı insanlar parası çok olunca kendini bir şey zanneder.
Başkalarını beğenmez, üstten kibir eder.
Hakkı kabul etmez.
Kendi kafasına göre bir şeyler yapmaya uğraşır.
Ne için bunu yapıyor?
İnsanın nefsinde firavun gibi tanrılık iddiası vardır.
Ona göre biraz kuvvet, para her zaman para kuvvettir, altın kuvvettir.
Onun için bu şaşkın insanlar onu bulunca kendilerini bir şey zanneder.
Bu eskiden beri ta, yeni bir şey değil.
Allah Azze ve Celle insanı böyle yaratmış.
Nefsi de yaratmış, şeytanı da yaratmış.
Ona tabi olanlar bir şey bulunca kendilerine tanrılık iddiası yaparlar.
Bu şimdiki zamanda da aynı şekildedir.
Şimdi daha beter.
Biraz hem bilgi var, hem para kuvveti var.
'Biz dünyaya hükmedeceğiz' diye biraz da Allah Azze ve Celle bilgi vermiş.
O bilgiyi bir şey zannediyorlar ki zerre bile değil.
Allah Azze ve Celle'nin azametinin karşısında zerre mukayese etmemiz bize hatadır.
Firavun dedi 'Ben sizin en büyük tanrınızım. Rabbukumu-l'a'lâ. En yüksek tanrınızım.' diye tanrılık iddia etti firavun.
Firavunlar her zaman var.
Bu zamanda da aynı şekilde devam ediyor.
Ama Allah'ın hikmeti onlar sevilmeyen insanlardır.
Çünkü Allah'ın düşmanıdır.
Allah'ın düşmanı olan, millet ona buğz eder.
Menfaat için yanında olsa bile kalplerinde zerre kadar muhabbet yok o insanlara.
O insanlar bir kaç gün bu dünyada yaşar.
Ondan sonra o da firavun gibi geçip gider.
Onun için bu mala mülke kanmak akıl işi değil.
Allah yolunda veren insan, parası olur.
O da sevilen insandır.
Çünkü Allah cömertleri sever.
Allah Azze ve Celle verdiğinde başkalarına da versin diye verenleri sever.
Onlarda bu iddialar olmaz.
Çünkü kalplerinde biliyorlar mülk sahibi, mal sahibi Allah Azze ve Celle'dir.
Bir vesile yapıp da hizmet için bize vermişse büyük bir şansdır, büyük bir mutluluktur.
Onun için bu dünya uzun bir şey değil.
Bütün dünya senin olsa yine bırakıp gideceksin.
Onun için akıllı olan insan, bu Allah'ın emrettiği, ikram ettiği şeyleri Allah yolunda versin.
Allah yolunda olsun.
Allah hepimize nasip etsin bu ikramları, Allah'ın yolunda harcamaları.
Allah Azze ve Celle'nin sevdiği insanlar oluruz.
Allah razı olsun.
2024-02-12 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Kıymetli şeyleri elde etmek için çok düşmanlar olur.
Mücevher olsun, para olsun, mülk olsun.
Bütün vakit düşman onu nasıl elde edeceğim diye düşünüp durur.
En kıymetli şey imandır.
En büyük düşman da şeytandır.
O imanı elden, senden çalmak için bütün vakit uğraşır.
Bütün vakit bunu senden almaya uğraşır.
Onun için ne hikmettir derler.
Müslümanlar aralarında birlik olamaz.
Birbirlerine yardım edemez.
Devamlı araları ihtilaflıdır.
Ama bozuk olanlar, imansız olanlar, her türlü kötü olanlar birliktir.
Onların çünkü zaten kıymetli bir şeyleri yoktur.
Kıymetli şey olmadığı için şeytan 'bunlar zaten benimdir' diye onlara hiç yaklaşmaz.
Zaten onlar, şeytandan beterdir.
Aynı yolda gidiyorlar.
Onun için onlara hiç yaklaşmaz yaklaşmaz.
'Bunlar tam benim istediğim gibidirler.'
'İmanlı insanlara, Müslümanlara düşmandırlar.'
'Aynı saftayız. Onlara korku yok.'
'Bizim düşmanımız iman sahipleridir.'
'Bu kıymetli imanı çalıp onları da böyle bu vaziyette bırakalım.'
Bunu manevi izahat olarak gösteriyoruz.
Maddi olarak da, dünyada aynı şekilde nerede kıymetli bir şey varsa bütün bu şeytanın insanları onlara talip olur.
Oraya hücum eder.
Oradaki o kıymetli şeyi ellerinden alıp insanların başına bela olurlar.
Yani bazı şeyler beladır.
Bazıları da kıymetli şeydir.
Onu muhafaza etmek lazım.
Altındır, petroldür, neydir, şuydu buydu onların düşmanları çoktur, belli olur.
O kıymetli şeylerin bulunduğu memleketlerin insanları dünyanın her yerinde zulüm görmüş.
Onların elinden alınmış.
Onların durduğu yerde fakirlik diz boyu, altlarında üstlerinde her şey var ama ellerinde bir şey yok.
Düşman almış ellerinden.
İman da daha mühimdir.
Onu muhafaza etmek lazım.
Düşmanı çoktur.
Düşman dediğimiz gibi en büyük düşman şeytandır.
Nefistir.
Ona dikkat edip yeise düşmeden devam etmek lazım.
Onu korumak lazım.
Allah korur.
O da namazla, Allah Azze ve Celle'nin yolunda, Peygamber Efendimiz'in yolunda gitmekle muhafaza olunur.
Allah muhafaza etsin.
Dünyanın pisliğine tamah edip de elimizdeki kıymetli şeyi kaybetmeyelim inşa'Allah.