السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.
أَلَا فِي الْفِتْنَةِ سَقَطُوا ۗ وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمُحِيطَةٌ بِالْكَافِرِينَ (9:49)
Fitneye düşenler cehenneme layık olur.
Fitne dediğimiz, insanlara zarar veren bir şeydir.
Fitne de şeytandandır.
Şeytan insanlara rahatlık vermek istemez, hepsini cehenneme götürmek ister.
O cehennem yolu da fitneden geçer.
Fitne yolu cehenneme götürür.
Fitne zarar veren bir şeydir.
Allah Azze ve Celle onu lanetlemiştir; Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in de fitneyi çıkarana laneti vardır.
Onun için dikkat etmek lazım.
Bazıları iyilik yapıyorum zanneder, fitne çıkarır.
Fitneden dolayı insanlara zarar verir, en başta da kendine zarar verir.
İşte bu fitne, Adem Aleyhisselam zamanından beri devamlı çıkmıştır ama en son Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem zamanında da büyük fitneler olmuştur.
O fitneler de onu yapanlara zarar verdi.
Fitneye maruz kalanların dünyada zararı olsa da ahirette ecirleri büyüktür.
Onun için fitneye düşmemek lazım.
Uyanık olmak lazım.
Şeytan seni tuzağa çekiyor.
Şeytan ve avanesi seni tuzağa çekiyor ki elinde avucunda ne kadar hayır, hasenat ve sevap varsa hepsini götürsün.
Üstüne de bir hayli günah yüklesin ki garanti olarak cehenneme gidesin.
Allah muhafaza etsin.
Ahir zamanda yaşıyoruz.
Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem, ahir zaman fitneleri için "karanlık gece gibi" diyor.
Onun için olan bitene fazla kafayı takmaya gerek yok.
Allah'ın dediği oluyor.
Sen ister beğen ister beğenme, ne olacaksa olacaktır; sen sadece bekleyeceksin.
Allah ne zaman bir kurtarıcı gönderirse, o vakit seni kurtarır.
Sen kendi kendini kurtaramazsın.
Kendini kurtarmak istiyorsan, yeter ki fitneye düşme.
Kimseye bulaşma, kimseye tabi olma! Şeytanın avanesinden uzak durursan selamet bulursun.
Onun için Şeyh Babamız derdi ki; büyük fitneler ortaya çıkınca evden çıkma, kimseyi dinleme.
Allah muhafaza etsin.
Şeytanın fitnelerinden, ahir zaman fitnelerinden Allah hepimizi muhafaza etsin.
Uyanıklık versin hepimize inşaAllah.
2026-04-07 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: "Allah Azze ve Celle bir kimseye bir iş, yani normal olmayan bir şey yaptırmak isterse, onun aklını başından alır ve ona yapacağını yaptırır."
"Ondan sonra insan, 'Ben bunu nasıl yaptım? Bu hatayı, bu işi nasıl yaptım?' diye şaşırır." diyor Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem.
Her şey Allah'ın iradesiyle gerçekleşir elbette ancak hayatta normal giden şeyler de vardır, normal olmayan şeyler de.
İnsan doğru yolda giderken birdenbire hiç iyi olmayan, akla dahi gelmeyecek şeyler yaparsa, bu da Allah Azze ve Celle'nin bir tecellisidir.
Bu durum herkes için geçerlidir; küçük, büyük, başkan veya başbakan... Kim olursa olsun, Allah'ın iradesi caridir.
Bu dünya cennet olmadığı için elbette aksilikler, iyilikler ve kötülükler olacaktır.
Bunlar muhakkak olacak ki ilahi irade tecelli etsin ve kıyamet süreci işlesin.
Allah Azze ve Celle'nin okuduğumuz isim ve sıfatlarından en sonuncusu "Es-Sabûr"dur.
Yani "çokça sabreden" demektir. Bizler şu an bu ismin tecellisini yaşıyoruz.
Eğer yaşanan bu olaylar eski kavimler döneminde olsaydı, Allah Azze ve Celle onlara azap gönderir ve hepsini yerle yeksan ederdi.
Ancak şimdi bu son ismin tecellisi gereği Allah Azze ve Celle sabrediyor; çünkü her şeyin bir vakti var.
Her şey O'nun iradesiyle oluyor.
Onun için Allah muhafaza etsin.
Allah Azze ve Celle bizlere uygunsuz işler yaptırmasın.
Bizleri pişman ettirmesin inşaAllah.
Hayırlı işlerde daim olalım inşaAllah.
Bizleri kötü işlerden uzak tutsun.
Allah, Kendi iradesiyle bizleri hak yolda sabitkadem kılsın.
Çünkü dünya geçicidir ve dünyanın sonuna gelinmiştir.
Allah Müslümanları muhafaza etsin, İslam'a sahip göndersin.
Dünyanın hali gördüğünüz gibi; artık dünyanın sonuna gelinmiştir.
İnşaAllah sahip çıkar ve hepimizi kurtarır.
Bütün insanlık, sırf Müslümanlar değil, kurtulacaktır Mehdi Aleyhisselam çıkınca, Allah'ın izniyle.
Allah tez zamanda göndersin onu inşaAllah.
2026-04-07 - Bedevi Tekkesi, Beylerbeyi, İstanbul
قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: زكاة الفطر طهرة للصائم من اللغو والرفث وطعمة للمساكين، من أداها قبل الصلاة فهي زكاة مقبولة ومن أداها بعد الصلاة فهي صدقة من الصدقات.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem diyor ki: Fıtır sadakası, yani bizim fitre dediğimiz fıtır zekâtı, oruçluları gereksiz ve çirkin sözlerden, günahlardan arındırmak ve yoksullara gıda temin içindir.
Yani insan Ramazan'da oruç tutar.
Oruç tuttuğu vakit kendini kötü sözden ve kötü amelden sakınması gerekir.
Eğer bunlara düşerse, fitre zekâtı bu günahları temizlemek içindir.
Aynı zamanda yoksullara da gıda oluyor.
Kim bunu bayram namazından önce verirse, o kabul edilmiş bir fitre zekâtı olur.
Bayram namazından sonra verirse, o sadece normal bir sadaka sayılır.
Yani bayram namazına kadar verilirse zekât-ı fıtır, yani fitre olarak kabul edilir.
Namaz kılındıktan sonra verilirse fitre yerine geçmez, normal sadaka sayılır.
Çünkü fitrenin sevabı çok daha fazladır ve Allah katında daha makbuldür.
Vaktinde vermeyen kimse hem fitre borcunu ödememiş olup vebale girer hem de o büyük sevaptan mahrum oluyor.
Bu yüzden zaten çoğu insan fitresini bayram namazından önce, Ramazan ayı içinde verir.
Uygun olan da budur.
قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: زكاة الفطر على كل حر وعبد، ذكر وأنثى، صغير وكبير، فقير وغني، صاعا من تمر أو نصف صاع من قمح.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem diyor ki: Fitre sadakası; hür, köle, erkek, kadın, çocuk, bebek, fakir veya zengin herkes için hurmadan bir sa, buğdaydan ise yarım sa olmak üzere vaciptir.
Tabii isteyen dilediği kadar fazla da verebilir.
Fakir kendi haline göre vermelidir.
Zengin ise belirlenen bu miktardan daha fazlasını da verebilir.
O problem değil.
قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: شهر رمضان معلق بين السماء والأرض لا يرفع إلى الله إلا بزكاة الفطر.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem diyor ki: Ramazan ayı orucu yer ve gök arasında asılı kalır.
Ancak fitre sadakası verildiğinde Allah katına yükselir.
Yani fitre verilmezse oruç tam olarak makbul olmaz.
İnsanın mutlaka fitresini vermesi gerekir.
قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: صدقة الفطر صاع تمر أو صاع شعير عن كل رأس، أو صاع بر بين اثنين، صغيرا أو كبير، حر أو عبد، ذكر أو أنثى، غني أو فقير. أما غنيكم فيزكيه الله تعالى، وأما فقيركم فيرد الله عليه أكثر مما أعطى.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem diyor ki: Fitre sadakası; küçük, büyük, çocuk, yetişkin, hür, köle, erkek veya kadın herkes için hurmadan, arpadan veya buğdaydan bir sa'dır.
Sa, eski bir ölçü birimidir.
Günümüzde bu ölçü kullanılmadığı için, ne kadar verileceğini Diyanet veya müftüler insanlara bildiriyor.
Fakir olan kimse, kendi maddi durumuna göre belirlenen miktarın altında da verebilir.
Zengin olan ise daha fazlasını verebilir.
Zengininizi Allah fitre sayesinde günahlarından temizler.
Fakirinizden gelince, Allah verdiklerinden çok daha fazlasını onlara geri döndürür.
Yani kişi, "Ben fakirim, veremem." dememelidir.
Fakir de vermelidir ki Allah'ın izniyle verdiğinin çok daha fazlasını Allah ona geri ihsan etsin.
قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: صدقة الفطر على كل إنسان مدان من دقيق أو قمح، ومن الشعير صاع، ومن التمر والزبيب أو تمر صاع صاع.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem diyor ki: Fitre sadakası; undan veya buğdaydan iki müd miktarıdır.
Günümüzde tabii bunları bu şekilde erzak olarak vermek zor olabiliyor.
Burada pek yapılmıyor ama duyduğumuza göre Mekke, Medine gibi bazı Arap ülkelerinde adamlara un veriyorlar, buğday veriyorlar.
Fakat ihtiyaç sahibi bunları ne yapsın?
Alıp onda bir fiyatına geri satmak zorunda kalıyor.
Buna gerek yoktur.
Fakirlere doğrudan bu erzakların değerince para verilebilir.
Bu da caizdir, illa da erzak olarak verilmesine gerek yoktur.
Arpadan, kuru üzümden veya hurmadan birer sa olmak üzere her bireyin üzerine vaciptir.
Yani bir aile için sadece bir tane verilmez; her fert için ayrı ayrı fitre verilmesi gerekir.
قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: صدقة الفطر صاع من تمر أو صاع من شعير أو مدان من حنطة عن كل صغير وكبير حر وعبد.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem diyor ki: Fitre zekâtı; küçük, büyük, hür, köle, çocuk, bebek, kadın, erkek, ihtiyar veya genç herkes için verilmelidir.
Hurma veya arpadan bir sa olarak belirlenmiştir.
Sa denilen ölçü, galiba bir kilo kadardır.
Buğdaydan ise iki müd olmak üzere verilmesi gerekir.
Eskiden tabii kilo gram yoktu, bu ölçülere göre hesaplanırdı.
Günümüzde bunun karşılığı ne ise o verilir, Allah kabul eder.
Ancak bunun bayram namazından önce verilmesi gerekir.
قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: صدقة الفطر على كل صغير وكبير، ذكر وأنثى، يهودي أو نصراني، حر أو مملوك، نصف صاع من بر أو صاع من تمر أو صاع من شعير.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem diyor ki: Fitre sadakası; buğdaydan yarım sa, hurma veya arpadan ise bir sa olmak üzere küçük, büyük, erkek, kadın, Yahudi, Hristiyan, hür veya köle herkes için vaciptir.
Yani Müslüman birinin Yahudi veya Hristiyan kölesi varsa, onların adına da fitre vermesi vacip olur.
İnsanın, onların yerine de fitre ödemesi gerekir.
قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: الفطرة على كل مسلم.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem diyor ki: Fitre zekâtı her Müslümana vaciptir.
Yani kişi hem kendisinin hem de altında olan insanların fitresini vermelidir.
2026-04-06 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Şeyh Babamız, Şeyh Nazım Hazretleri, derdi ki; insanın yaşarken vaktinin kıymetini bilmesi lazımdır.
Bin sene kabirde yatan bir insanın bir kez "La ilahe illallah Muhammedur Resulullah" demesi ondan daha hayırlıdır.
Onun için insanın dünyada yaşarken bu vaktin kıymetini bilmesi lazımdır.
Hazırlığını ona göre yapsın.
İnsanın elinden ne gelirse, ahireti için ne kadar dua okuyabilirse, hayır hasenat yapabilirse yapması lazımdır.
Çünkü ahirette, kabirde yapılabilecek bir şey yoktur.
Ancak arkasından okuyacak hayırlı bir evlat bırakırsa faydası olur; ama yine de en iyisi, insanın yaşarken hayatının kıymetini bilip onu boşa harcamamasıdır.
Çünkü insanlar çok fazla lüzumsuz meşgaleye ve gereksiz şeylere takılıyorlar.
Eskiden kahveye takılırlardı, oraya buraya giderlerdi.
Şimdi kahveye de gitmiyorlar; sabahtan akşama, akşamdan sabaha kadar evden çıkmadan onu bunu seyrederek vakitlerini boşa harcıyorlar.
Vakitlerini boşa harcadıkları gibi bazen günaha da girmiş oluyorlar.
Kötü şeyler de seyrediyorlar.
Kafalarını bulandıracak şeyler seyrediyorlar.
Onun için bu kıymetli vaktimizi böyle lüzumsuz işlerle harcamamamız gerekir.
Bunu yapanlar, sadece oyalandıklarını zannediyorlar.
Hâlbuki bu oyalanmak "lehv"dir.
Ayet-i kerimede "İnnemel hayatü'd-dünya lehvün ve laib" buyuruluyor.
Yani "Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden ibarettir."
Bu boş işleri yapmamak lazımdır.
Sadece faydalı olan şeyleri yapmalı; lüzumsuz şeyleri yapmasanız da olur.
O lüzumsuz işler size yeni bir ömür veya herhangi bir şey kazandırmaz.
Buna dikkat etmek lazımdır.
Hayat kıymetlidir, vaktimiz kıymetlidir.
Vaktimizi boş işlere harcamak büyük bir kayıptır.
Kıymetli mücevherleri bir kenara atıp lüzumsuz çöplerle uğraşmak akıl kârı değildir.
Allah hepimize hayırlı ömürler versin.
Ahiret için çalışalım inşaAllah.
Allah yardımcımız olsun.
Bizleri şeytanın tuzaklarından uzak tutsun.
Allah yardım etsin ümmete.
2026-04-05 - Dergah, Akbaba, İstanbul
إِنَّ ٱللَّهَ يُدَٰفِعُ عَنِ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْۗ (22:38)
Allah Azze ve Celle, iman edenleri müdafaa eder ve korur.
Bu, O'nun hak olan vaadidir, sözüdür.
İman edenler, hakiki iman sahipleri, Allah'ın koruması ve himayesi altındadır.
Onların zaten Allah Azze ve Celle'nin zikrinden ve O'na ibadetten başka meşgaleleri olmaz.
Kim ne yapmaya çalışırsa çalışsın, Allah onları muhafaza eder.
Onlar, Allah'ın himayesi altında, Allah ile beraberdirler.
Onun için Allah ile beraber olan daima kurtuluşa ermiştir.
Daima zaferdedir, muzafferdir.
Bütün hayırların sahibidir.
Allah Azze ve Celle ile beraber olmayan ise; büyük küçük ne kadar sıkıntı varsa hepsine düçar olur.
Onun için Allah yolunda olmak büyük bir nimettir, büyük bir fazilettir.
Çünkü Allah Azze ve Celle istediğine hidayet verir, istemediğine vermez.
Günümüzde insanlar yaptıkları kötülüklerle iftihar ediyorlar.
İyi bir şey yaptıklarını zannediyorlar.
Hâlbuki o yaptıkları sadece kendilerine zarardır.
Tabii ki başkalarına da zarardır.
Başkalarına zarar verdiklerinde, onun vebali de üzerlerine olur.
Zaten sonunda kendileri de cezalarını bulurlar.
Onun için Allah ile beraber olan daima iyiliktedir, güzelliktedir, her türlü ihsan içindedir.
Bu yüzden insan kalbini kötülüğe meylettirmesin.
Çünkü şeytan insanlara kötülüğü iyi gösterir, iyiyi kötü gösterir.
Allah muhafaza etsin.
Şeytanın tuzaklarından, şeytanın şerlerinden bizleri muhafaza etsin.
Allah Azze ve Celle bizi Kendi himayesinden, o imandan ayırmasın.
İmanımıza kuvvet versin.
Ahir zamandayız; bin türlü şey insanın kalbine vesvese düşürür, aklına doğru olmayan şeyleri getirir.
Onun için hak yoldan daima ayrılmamak lazım.
Yolu buldunuz mu, o yola sıkı sıkıya tutunun.
Allah Azze ve Celle buyuruyor:
وَٱعۡتَصِمُواْ بِحَبۡلِ ٱللَّهِ جَمِيعٗا وَلَا تَفَرَّقُواْۚ (3:103)
Allah Azze ve Celle, "Allah'ın ipine, yoluna sımsıkı sarılın, ayrılmayın" diyor.
Allah muhafaza etsin, daima sebatla kalalım inşaAllah bu yolda.
2026-04-04 - Dergah, Akbaba, İstanbul
فَعَّالٞ لِّمَا يُرِيدُ (85:16)
İstediğini yapan, dilediğini gerçekleştiren Allah Azze ve Celle'dir.
Şairin dediği gibi: "Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler."
Seyredin diyor.
Şimdiki vaziyet böyle.
İnsanlar "Dünya yıkılıyor," diyor ama her şey Allah'ın takdiriyle, Allah'ın emriyle oluyor.
Ne senin elinden ne bizim elimizden, hiç kimsenin elinden bir şey gelmez.
İstediğini yapıyor. "Fa'al" diyor, yani dilediğini mutlak surette yapan, her şeyi tam da istediği gibi gerçekleştiren Allah Azze ve Celle'dir.
O'nun iradesine karşı durulamaz, O'nun iradesinin önüne hiçbir şey geçemez.
Onun için Müslüman teslimiyet içindedir.
Allah Azze ve Celle'ye teslim olacaksın.
"Ne yapacağım, ne edeceğim" diye fazla düşünmeye gerek yok; sonuçta Allah Azze ve Celle'nin dediği oluyor.
Onun için O'nunla olun. Allah Azze ve Celle ile beraber olalım ki O bize merhamet etsin, ihsanda bulunsun.
Endişeye, korkuya gerek yok.
O, ErhamürRahimin'dir; merhamet edenlerin en merhametlisidir.
O'ndan daha merhametlisi yoktur.
İnsanoğlunun elinde her şey olsa da merhamet, Allah Azze ve Celle'nin bizzat kendi iradesidir.
Allah Azze ve Celle'nin, Celle Celaluhu'nun güzel sıfatlarından biridir.
O'nun sıfatı merhamettir.
Onun için Müslüman her şeyini Allah'a teslim etmiştir.
O'nun iradesi, Allah'ın izniyle Müslüman için faydadır.
Müslüman olmayana ise kahırdır, azaptır. Allah muhafaza etsin.
İnşallah hayatımızda rahat olalım. Teslim olan için her şey rahatça gelip geçer.
Teslim olmayana ise devamlı eziyet, ıstırap ve rahatsızlık vardır.
Allah muhafaza etsin.
Allah hepimizi muhafaza etsin inşaAllah.
2026-04-03 - Dergah, Akbaba, İstanbul
إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلۡمُحۡسِنِينَ (2:195)
Allah Azze ve Celle ihsan sahibidir.
İhsan edenleri sever; ihsan edenler, yani verenlerdir.
Biz de Allah Azze ve Celle'nin bize ihsanla muamele etmesini isteriz.
Dualarımızda O'na, "Bize ihsan et" deriz.
İki çeşit muamele vardır: İhsan ve imtihan.
Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem), "İmtihan istemeyin" buyuruyor, çünkü zordur.
Herkes buna dayanamaz, bunu kaldıramaz.
Kendine güvenip "Ben yaparım" diyerek imtihan isteyen insan, yanlış yapmış olur.
Bunu ancak çok büyük evliyalar yapabilir.
Onlar da ümmet tahammül edebilsin, ümmetin üzerindeki ağırlığı kaldırsınlar diye yaparlar.
Onlar da aslında imtihan istemezler, fakat gelirse "Hoş geldi" derler.
Ama normal bir insanın daima, "Bize ihsanınla muamele et" demesi lazımdır.
Dualarımızda Allah Azze ve Celle'den ihsan istememiz lazımdır.
"Bizi imtihan etme yâ Rabbi!"
"Biz imtihanı kaldıramayız, bize göre değil."
"Sen bize imtihanla değil, ihsanınla muamele et."
İhsan kolaydır, hayırlıdır; Allah ihsan edenleri de sever.
Bu yüzden, O'nun sevdiği kullarından olmak için daima ihsanını isteriz.
İhsan demek; her türlü kolaylık, güzellik, bereket ve şifadır. Her türlü iyilik ihsandadır.
Bunun karşılığında da O'na şükretmeniz lazımdır.
Bize ihsan ettiğinde, Allah'a şükredeceğiz.
İmtihan ise... Allah muhafaza etsin, inşaAllah imtihan olmayalım.
İmtihana da hamdetmek lazımdır.
Şükür ihsana, hamd ise imtihana edilir.
Onun için Allah hepimize ihsanıyla muamele etsin.
Bizi imtihan etmesin.
İmtihanlar çoktur, akla hayale gelmeyecek kadar çok.
İnşallah imtihan olmayalım.
Allah muhafaza etsin.
Hatta insanın aklında kalmasın diye imtihanın çeşitlerini bile söylemek istemeyiz.
Daima ihsanı isteriz; Allah bize, hepimize ihsanından versin inşaAllah.
2026-04-02 - Dergah, Akbaba, İstanbul
وَأَنَّا ظَنَنَّآ أَن لَّن تَقُولَ ٱلۡإِنسُ وَٱلۡجِنُّ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبٗا (72:5)
Allah Kuran-ı Azimüşşan cinler meselesi hakkında şöyle buyuruyor: Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'den Kur'an'ı duyduklarında, cinler de insanlar gibi kendi kafalarına göre bir şeyler uydurup Allah Azze ve Celle'nin adına "Şöyle yapın, böyle yapın" diyerek yalan söyleyebildiklerini fark ettiler.
Halbuki Allah'ın yolu dosdoğrudur.
Onun için Allah adına yalan uydurup, Allah'ın söylemediğini ve istemediğini söyleyen insan, Allah'ın gazabına ve cezasına uğrar.
Bu yüzden bu tür şeylere çok dikkat etmek gerekir.
Ahiretini dünya için satan insanlar ne yazık ki çoktur.
Âlim geçinip kendi menfaati için dilediği gibi konuşur, istediği şeyi yapar.
Kendi uydurduklarını "Bu Allah'ın emridir" diye insanlara söyleyince, hem kendisi ceza alır hem de saptırdığı insanların ceza görmesine sebep olur.
Üstelik saptırdığı her insanın günahı ve cezası ona da yazılır.
Aynı vebal onun da boynuna yüklenir.
Kaç kişiyi yoldan çıkarırsa, o kadar çok ceza çekecektir.
Bu dünya geçicidir.
Ebedî hayatı, yani ahiretini bu dünya için satan insan akılsızdır, aklını kullanmamaktadır.
Çünkü bu hayat ufak, kısa geçiyor.
Ebedî hayata karşılık bu dünyayı daha kıymetli görmek hiç de akıl kârı değildir.
Bu durum elbette hem akılsızlık hem de imansızlıktır.
İman etmek; gayba ve ahirete inanmak, her müminin ve Müslümanın üzerine farz olan bir görevdir.
Bunlara inanmak farzdır.
Buna inanan kişi dikkat eder.
Dünya için ahiretini satmaz.
Dünya bir anda geçip gider.
İnsan bin sene yaşasa bile bu ömür yine de gelip geçer.
Ancak ahiret sonsuzdur; ebediyet, sonsuzluk demektir.
Orada artık ölüm yoktur.
Allah hepimizi muhafaza etsin.
Allah adına yalan uyduran, Allah Azze ve Celle'nin söylemediği şeyleri "Bu böyledir" diye anlatan insanlardan Allah bizleri muhafaza etsin.
Allah bizleri de böyle hatalara düşmekten muhafaza etsin.
Eğer bilerek veya bilmeyerek yanlış bir şey söylediysek tövbe etmeliyiz; nitekim Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem bile, "Ben günde yetmiş defa Estağfurullah diyerek tövbe ediyorum" buyurmuştur.
Bizler de bilerek veya bilmeyerek yaptığımız tüm hatalar için her zaman tövbe ve istiğfar ediyoruz.
Allah hepimizi affetsin inşaAllah.
2026-04-01 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Allah Azze ve Celle insanı mükemmel yarattı.
Allah Azze ve Celle'nin buyurduğu gibi, insanı "ahsen-i takvim" üzere, en güzel şekilde yarattı.
Allah her şeyi mükemmel yarattığı için, insan O'nun yolunda ve emrettiği gibi yaşarsa her bakımdan rahat eder.
Şimdiki insanlar çok vesvese yapıyor. "Acaba ne oldu, bir bakayım, en ufak bir şeyde doktora gideyim." diyorlar.
Doktorlar da "Kendinize bakmanız, kontrol ettirmeniz lazım." derler.
Aslında buna pek gerek yoktur.
İnsan doğru dürüst, Allah Azze ve Celle'nin emrettiği gibi yaşasa, mükemmel olan vücut kendi kendini tamir eder.
Ama tabii şimdiki insanlar ve şimdiki vaziyet daha farklı.
Hem yiyeceklerden hem içeceklerden, hem aşırı yemekten hem de "sağlıklı" denilen sağlıksız gıdalardan dolayı vücudun dengesi bozuluyor.
Üstüne bir de doktora gidip bir sürü ilaç falan kullanınca durum daha da beter oluyor.
Onun için en iyisi dikkatli bir hayat yaşamaktır.
Hem manevi hem de maddi olarak.
Maddi olarak ne aldığına, ne verdiğine, ne yediğine ve ne içtiğine dikkat edip ona göre hareket edeceksin.
Tabii Allah Azze ve Celle'nin iradesi her şeyin üstündedir.
Bunlar insan için sadece birer sebeptir; hastalık da sebeptir, sağlık da sebeptir.
Allah indinde yaşadığınız hiçbir şey boşa gitmez.
Ama dediğim gibi, vesvese yapıp da sürekli kendine eziyet etmeye gerek yok.
Tabii ki kendine dikkat edeceksin; bir ağrın, sızın varsa doktora görüneceksin.
Fakat hiçbir şeyin yoksa, vesvese yapıp da durduk yere kendine eziyet etmeye ve kafanı karıştırmaya gerek yok.
Allah sağlık vermiş, saadet vermiş; buna göre hareket edeceksin.
Günümüzde, Allah devletimizden razı olsun, hastaneleri ve muayeneleri bedava yapmış.
İnsanlar da böyle olunca "Gidip bir baktıralım." diyorlar.
Baktırınca da kafaları kurcalanıyor, moralleri bozuluyor; moralleri bozulunca da sıhhatleri bozuluyor.
Şimdi o insanlar bir doktor gördü mü hemen, "Bende bir şey var mı, şu var mı, bu var mı?" diye sormaya başlıyorlar.
Bizim, Allah selamet versin, Ağrılı bir ihvanımız var; ikide bir doktora gidiyor, MR'a giriyor, tahliller yaptırıyor.
"Acaba kanser miyim, deli miyim, akıllı mıyım?" diye habire bize mesaj da gönderir.
"Hiçbir şeyin yok arkadaşım, aslan gibi adamsın." diyoruz ama hiç ay geçmez ki bu evhamı yapmasın.
Bu sadece bir örnekti, Allah ona selamet versin; Allah hepinize sağlık ve sıhhat versin inşaAllah.
Dediğimiz gibi, fazla bir ağrınız sızınız olmadıktan sonra sürekli doktora gitmek gerekmez.
Sen Allah'a tevekkül et, besmeleyle ye, helal lokma ye; Allah'ın izniyle rahat olursunuz inşaAllah.
Allah hepinize sağlık ve selamet versin inşaAllah.
2026-03-31 - Dergah, Akbaba, İstanbul
وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَٰتِ أُوْلَـٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡجَنَّةِۖ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ (2:82)
Allah Azze ve Celle bu mübarek ayette buyuruyor ki; iman edip iyilik yapanlar cennet ahalisidir.
İlelebet, ölümsüz olarak orada kalacaklardır.
Bu büyük bir kazançtır.
Ancak insanlar bunu unutup, sadece dünya için çalışıyorlar.
İman etmeyip yalnızca dünya için çabalıyorlar.
Ama esas olan; iman edip salih amel işlemek, iyi ve güzel işler yapmak, iyilik yapmaktır.
İslam iyiliktir, Allah'ın emirleri iyiliktir.
İslam'da kötülük yoktur.
Kötülük şeytandadır.
Onun avanesi olanlar da ona yardım ederler.
Bunun aksine, kötülük yapanlar ise cehennemde olurlar.
Bunun bir cezası ve bir mükafatı vardır.
Doğru yolda olan, Allah'a iman edip O'nun emirlerini yerine getiren; insanlara ve her şeye iyilik yapan kimseler, ilelebet cennette kalır.
Cennet, herkesin giremeyeceği bir yerdir.
Ancak isterlerse herkes kolayca girebilir.
Nefsine uymayan, nefsini yenen, şeytana uymayıp Allah'a itaat eden kimse ilelebet cennette kalır.
Cennet de dünyaya hiç benzemez.
Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in bahsettiği cennet meclisleri vardır.
Onun mübarek kabrinin yanı, dünyadaki cennet meclislerinden, cennet bahçelerindendir.
Bunlar da ahiretin güzel bir örneğidir.
Oradan geçen, orada duranlar huzur bulur ve cennetin o güzel halini yaşarlar.
Bu yüzden iyilik, iyilik getirir.
İyilikten başka bir şey düşünmemek lazımdır.
Kötülük düşünen insan kendine eziyet etmiş, kendine zarar vermiş olur.
Allah muhafaza etsin.
İyilikte daim olalım inşaAllah.