السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.
بسم الله الرحمن الرحيم
أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ مِهَـٰدًۭا وَٱلْجِبَالَ أَوْتَادًۭا
(78:6-7)
صَدَقَ الله العظيم
Allah her şeyi hikmetle yaratmış.
O'nun hikmetine çok az insan vakıf olabilir.
Allah Azze ve Celle'nin ilminde sınır diye bir şey yoktur.
Akıl ve hayalimizin erişemeyeceği ilimlerdir, Allah Azze ve Celle'nin ilminde olanlar.
İnsan bazen öğrendim zannederken daha da cahil hale gelir, daha fazla inkar eder.
Bazı insanlar böyledir.
Ama Allah Azze ve Celle'den çok korkan alimlerdir gerçek alimler.
İlim sahipleri.
Hakiki ilim, Allah'a götürür.
Bu ilim dedikleri şey ise cehalete götürür.
Aynı ilim, hidayete de götürebilir.
Allah nasıl kısmet etmişse, insana öyle olur.
Allah onun basiretini açıp da bu ilim Allah'a inancın kuvvetlenmesine vesile olursa, o hayırlı ilimdir.
Aynı ilim bazen Allah Azze ve Celle'yi inkar etmeye götürürse, o ilim şer olur.
Allah her şeyi hikmetle yarattım buyuruyor.
Dağlar, taşlar yeri sabitlemek içindir.
Bu bir hikmettir.
Dağlar için, vadiler için, her şey için bir ilim vardır.
Tabii insanlar sürekli araştırıyor, inceliyor.
Bakıyorsun insanlar dağın tepesinde gökyüzüne bakıyorlar.
Ne diye bakıyorsun?
İşte duruyor yerinde.
Ne diye bakıyorsun?
Ne ilimler çıkıyor ondan.
İnsanoğlunun bir şeye bile aklı ermiyor.
Dünyada olanlara bile akıl erdiremiyor.
Bazı cahiller ise Allah Azze ve Celle'nin ilmine kafa tutuyor.
Allah muhafaza etsin.
Öğrendiklerimiz hakiki güzel ilimler olsun.
Güzel ilim, Allah'ı tanıtan ilimdir.
Allah Azze ve Celle'yi tanıtan ilmi talep ediyoruz inşa'Allah.
Şimdi milyonlarca insan okuyor.
Eskiden Türkiye'de bir tane üniversite vardı.
Şimdi binlerce üniversite var.
Dünyada desen milyonlarca üniversite var.
Hepsi bir şey öğrenmek için okuyor.
Faydalı olan ilim, Allah Azze ve Celle'ye giden yoldur.
Diğeri ise şer olur.
Allah muhafaza etsin.
Hayırlı ilimler nasip olsun inşa'Allah bize de.
2024-08-06 - Dergah, Akbaba, İstanbul
بسم الله الرحمن الرحيم
ٱلشَّيْطَـٰنِ ۖ إِنَّ كَيْدَ ٱلشَّيْطَـٰنِ كَانَ ضَعِيفًا
(4:76)
صَدَقَ الله العظيم
Allah Azze ve Celle buyuruyor, şeytanın hilesi, mekri zayıftır.
Ne kadar uğraşsa, yaptığı zayıftır.
Şimdi şeytanların hüküm sürdüğü zamandır.
Lakin şeytan, Allah Azze ve Celle'nin buyurduğu gibi zayıftır.
Şeytan şimdi insanın iyilik adına bildiği her şeyi bitirmek istiyor.
İyiyi kötüyle birbirine karıştırıp, insanı iyiyi kötüyü ayırt edemez hale sokup kendi emri altına alıp bütün iyilikleri bitirmek istiyorlar bu şeytanlar.
İnsanoğlu da Allah'a tevekkül etmeyip, onların peşinden gidip o kötü hallere düşüyor.
İnsanların bildiği ne iyilik varsa hepsini yıkıp yerine ne olduğu belli olmayan bir şey yaptırıyorlar.
Bellidir, yapacakları kötü, daha yetmedi, daha kötüsünü istiyorlar.
Çünkü kötülüğünün sonu yok.
Nefsin istediğinin sonu yok, şeytanın istediğinin sonu yok.
Ne kadar onlara yönlenirsen o kadar daha fazla isterler.
Günah yaptın, tövbe etmedin, bu yetmez der.
Daha başkasını yap, başkasını yap.
Ama Allah Azze ve Celle şeytanın bu hilesini, mekrini, insanoğlunun Allah'a dönüp de tövbe ettiği vakit, şeytanın bütün yaptığı şeyler harap olur.
Allah'ın istediği, günahları sevap olarak tebdil etmektir.
Bütün şeytanın uğraştığı boşuna gitmiş olur.
Bu dünyanın hali kötü gözüküyor ama her şeyde bir hayır var.
Allah Azze ve Celle, zorluğun karşısında kolaylık olduğunu buyuruyor.
İlk başta zorluk olur, sonra kolaylık.
İnsan için kötülük, iyilik yapmaktan daha kolay.
Ama o kötüyü yapmazsa o vakit iyilik oluyor.
İyilik de o kötülüğün zorluğunu bitirmiş oluyor.
Hem mükafat fazla oluyor.
Ne kadar zor olursa o kadar mükafatı fazladır.
Şimdi şeytan Müslüman olanlara da yine bir hile yapmış.
Efendim, ben namaz kılamıyorum.
Namaza durduğum vakit bilmem çarpıntı oluyor, şu oluyor, bu oluyor, sıkıntı geliyor, yapamıyorum.
Bakıyorsun adam yahut kadın senelerce namaz kılmamış.
Niye kılmıyorsun? İşte sıkıntı.
Tabii, sıkıntı olursa sıkıntıyla kılsan, kıldığın namaz bin defa daha faziletlidir öteki namazdan.
Nefsini kırıp da o zorluklara dayanıp namazı kılan bin defa fazla sevap almış olur.
Yok, öteki türlü bırakırsa günaha girmiş olur.
Büyük faziletlerden mahrum olmuş olur.
Allah muhafaza etsin şeytanın şerrinden, nefsimizin şerrinden, bu zamanın şerrinden.
2024-08-05 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor,
تَفَاؤَلُوا بِالخَيْرِ تَجِدُوهُ
Her şeyi iyi düşünün, hayır bulursunuz.
Hayırlı düşününce, muhakkak o hayır olur diye buyuruyor Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem.
Kötü düşünmeyin.
Her zaman olacak olan şeyler hakkında hayırlı olduğunu düşünün diyor Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem.
Bulunduğumuz bu ay şimdi Sefer ayıdır.
Seferul hayr, hayırlı Sefer ayı diye adlandırdı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu ayı.
Çoğu insan Sefer ayından korkar.
Allah'ın izniyle - Şeyh Baba derdi - hayır bize, şer isteyenlere olsun.
Hayır olsun bize.
Bu mübarek ayda korkulacak bir şey yok.
Bu ayın inşa'Allah hayırlı olacağını düşünüyoruz.
İslam'a hayırlı, insanlara hayırlı.
Bu ay mübarek aydır.
Bu ayda biraz daha fazla tesbihat, tövbe istiğfar gerekir.
Sefer ayının ayrıca günlük vazifeleri var.
Onları biliyor herkes, yazacaklar bizim ihvanlar.
Ondan sonra bu ayda daha fazla tövbe istiğfarlar var.
Sadakayı biraz daha fazla verin.
Bu ay hayır yapmaya vesile oluyor.
Daha fazla tövbe istiğfar etmeye, daha fazla hayır hasanat yapmaya vesile olmak üzere bu mübarek ay girmiştir.
Allah hayırlara vesile edecek inşa'Allah bize.
Her şeyi hayır olarak düşünüyoruz.
İnsanlar, Müslümanlar bahusus, gerçekleşen şeyleri hayır olarak görüp, hayır görünce muhakkak o hayır olur.
İyilik düşünün.
İyi olacak diye düşünün, iyi olur.
Kötü olacak diye düşünen insan, o insanın düşüncesi gibi olur.
Allah muhafaza etsin.
Her şeyi iyi olarak düşün.
Ne olursa olsun iyi olacak diye düşün.
Müslümansın, müminsin hayır düşünerek hayıra vesile olur.
En kötü şey bile hayır olur.
Kötü zannettiğin şeyde Allah Azze ve Celle hayır murat etmiş olur.
Hikmetleri sonsuzdur Allah Azze ve Celle'nin.
Allah mübarek eylesin Sefer ayımızı.
Allah hayırlara vesile etsin inşa'Allah.
2024-08-04 - Dergah, Akbaba, İstanbul
İnsanlar "sıkıntıdayız" derler.
Dünyada şikayet eden çok insan var. Çoğu kişi sıkıntılarından şikayet eder.
Elbette sıkıntı çoktur.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor, bu sıkıntıların nasıl olduğunu bize anlatıyor.
Kıyamet günü, dünyada en çok sıkıntı çeken, malı mülkü olmayan, hastalığı olan, en kötü durumda olan mü'min bir insan getirilir.
Cennette olunca ona sorarlar, "Dünyada sıkıntı çektin mi?" Hiç sıkıntı çekmedim der.
Yani, cennette olunca artık hiçbir şey hatırlanmaz ve hiçbir sıkıntı hissedilmez.
2024-08-03 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Bizim gayemiz bu hayatta - Müslüman insanın, insanoğlunun gayesi - Allah'ın Azze ve Celle'nin rızasını kazanmak olmalıdır.
Ondan daha ötesi Allah'ınsevgisini kazanmak.
Peygamber Efendimiz'in yolunda olan hakkında Habibullah diye buyuruyor.
Habibullah demek Allah'ınsevdiği insandır.
Gaye bu olması lazım.
İnsanların gayesi dünya değil, Allah'ın Azze ve Celle'nin rızası, sevgisini kazanmak olmalıdır.
Bu insanlar için en büyük iştir.
Bunu yapmadıktan sonra hiçbir şey işe yaramaz, faydası olmaz.
Bütün dünya değil, on tane dünya senin olsa da, Allah Azze ve Celle'nin sevgisini kazanamadıysan hiçbir faydası olmaz.
Akıllı olan Allah Azze ve Celle'nin sevgisini nasıl kazanırım diye düşünüp ona göre hareket yapar.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki, Allah'ınsevdiği insanlar karanlıkta camilere, namaza gidenlerdir.
Karanlıkta camiye gitmek demek, yatsı ve sabah namazını cemaatle kılmak için camiye gitmek demektir.
Onlar Allah Azze ve Celle'nin sevdiği insanlardır.
Onlar bu Allah'ın rızasını kazanmış, Allah'ın sevgisini kazanmış insanlar.
Onlar en büyük işi yapmış oluyorlar.
İnsanlar niçin yaşıyoruz diye bazı insanlar sorar.
Cahil olanlar, yani bilmeyenler bunun bilincinde değildir.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bize bildiriyor, öğretiyor.
Cahillikten kurtarıyor.
Camiye gidemedin, hiç olmazsa evde sabah kalkıp kıl, yat.
Onu da yapamadın, hiç olmazsa kalktıktan sonra namazını kıl.
Öğlene kadar kılabilirsin.
Öğlene kadar sünnetle kılabilirsin.
Öğlenden sonra artık kazaya girmiş oluyor.
Öglene kadar kılamadın, da kazaya bıraktın, hadi onu kıl.
Yok, onu da yapmadıktan sonra senin hayatın neye yarar?
Hiçbir işe yaramaz.
Kılmadığın namazları en azından kaza yapmasan bile o vakit hayatın boşa geçmiş olur.
Hiçbir faydası olmamış, faydasız bir hayattır bu.
Kaybedilmiş bir hayat.
İlelebet sürecek olan büyük faziletler, büyük nimetleri kaybetmiş olursun.
Allah Azze ve Celle'nin emri zor değil insan için. Yapabilir!
Yapamayacağı şeyi Allah Azze ve Celle teklif etmez insana.
لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا
(2:286)
صَدَقَ الله العظيم
İnsanın yapamayacağı şeyi hiç teklif etmez Allah Azze ve Celle.
Onun için bu zordur, şuydu buydu diyen insanlar nefislerine uymuş oluyorlar.
Nefsine uyan da zarar da olur.
Allah muhafaza etsin.
Allah nefsimize itaat edenlerden eylemesin bizi.
Allah'ın yolunda olalım.
Allah'ın sevdiği insanlardan olalım inşa'Allah.
2024-08-02 - Dergah, Akbaba, İstanbul
بسم الله الرحمن الرحيم
ٱلَّذِىٓ أَحْسَنَ كُلَّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ ۖ
(32:7)
صَدَقَ الله العظيم
Allah Azze ve Celle her şeyi en güzel şekilde yaratmış.
En mükemmel şekilde yaratmış.
Bütün kainatı yaratmış.
Hepsi Allah Azze ve Celle'nin kudretiyle vücuda gelmiş.
Akılsız, kafir olan insan kabul etmese de Allah Azze ve Celle'nin kudretiyle yaratılmıştır.
Hiçbir şey kendi kendine olmuş değildir.
Allah Azze ve Celle'nin her zerrede kudreti olmasa vücuda gelmez.
O, Allah Azze ve Celle'nin iradesiyle oluyor.
Allah Azze ve Celle, bütün kainatı sadece bizim yaşadığımız yeri değil, her tarafı, yerleri ve gökleri, tamamen kudretiyle yaratmıştır.
Bu dünyada, bizim yaşadığımız yerde, O'nun iradesiyle insanoğlunu imtihan için göndermiştir.
Her şeyi en güzel şekilde yaratmış.
En güzel vaziyette koymuş.
Ama insanoğlu, Allah Azze ve Celle'ye itaat etmeyip kendi düşünceleriyle uzaklaşınca her şeyi berbat etmiştir.
Tabii ki bu yeryüzü her zaman böyle kalmayacak.
İlle böyle kalacak değil.
Allah Azze ve Celle insanlara bu imkanı vermiş.
Doğru yolda olsalar, doğru olsalar Allah'ın fazl-ı keremiyle kimse bir kötülük yapmadan, düzgün olarak yaşasa dünya da düzgün kalırdı.
Ama her türlü kötülüğü insanoğlu yapmış.
Daha da yapıyor, daha da beter yapıyor.
Ondan sonra bunu düzelteceğiz diye uğraşıyorlar.
Düzeltemezsin.
Düzeltemezsin çünkü dünyanın miadı doldu.
Bu artık gidecek.
Allah Azze ve Celle bizden sonra kimi yaratırsa, ama bu dünya bitmiştir.
Kıyamet yaklaşmıştır.
Allah muhafaza etsin.
İnsanlara hidayet versin.
Ama tabi insanlar hidayet diye bir şey istemiyorlar.
Kendi nefislerinin peşine koşup iyilik yapıyoruz zannediyorlar.
Halbuki hem kendileri iyi olmuyor, hem dünya iyi olmuyor.
Onun için Allah yolunda olanlar kazanmıştır.
Dünya iyi olsa kötü olsa onlara tesir etmez.
Çünkü dünya burada kalacak.
Ahiret var.
Dünyasını da ahiretini de mamur etmesi insanoğlunun elindedir.
Allah yolunda olanın hem dünyası mamur olur hem ahireti mamur olur.
Allah yolundan uzaklaşan, hem dünyası kötü olur, hem ahireti kötü olur.
Allah muhafaza etsin.
Allah hepimize iman nasip etsin.
Hakiki iman.
Allah yolundan ayrılmayalım inşa'Allah.
2024-08-01 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ahir zamanın özelliklerinden, işaretlerinden bahsederken şöyle buyurmuştur:
إعجاب كل ذي رأي برأيه
Her insan, kendi düşündüğünü beğenir, başkasınınkini beğenmez diye bu zamanı tarif etmiştir Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem.
Herkes kendi bildiğini doğru sanır.
Başkasınınki ise yanlıştır.
Bana göre doğru olan budur deyip tutturur.
Ama o olmaz.
Ya yanlışsa? İnsan yanlışını bilmesi lazım.
Yanlışı bilmek iyidir, çünkü yanlışı bilirsen düzeltirsin.
Yok, sen kendi kafana göre yanlışı doğru zannedersen, bu sana bir fayda sağlamaz.
Fayda değil, çoğu zaman da zarar olur insana.
Bu dünya işleri için böyledir.
Ahiret işleri içinse daha zordur.
Bir mesele olur, sen kendi kafana göre konuşursun:
‘Bu böyle olur.’
‘Bunu yapmak münasiptir.’
Bunu demekle insan fetva vermiş olur.
Sen kendi kendine fetva vermiş olursun.
Fetva vermek doğru değildir.
Din işlerinde bilmediğin şeyler hakkında kendi kafana göre fetva verirsen, günaha girersin.
Başkasının işine de karışırsan daha büyük bir günaha girmiş olursun.
Onun için bildiğin bir şey varsa, emin olduğun bir konu varsa, ‘böyle duyduk, böyle yapıyoruz ama siz yine de sorun' demen en doğrusu.
Fetva vermek için sırf âlim olmak bile yeterli değildir.
Hem âlim olması lazım, hem de fetva sahibi olması lazım ki fetvayı versin.
Onun mesuliyetini o taşır.
Herkes, daha elif mertebesinden anlamayan bir insan, kalkıp da kendi kafasına göre fetvalar veriyor.
Dünya işinde düşüncen yanlış olabilir, yani senin görüşün yanlış olabilir.
28
00:00:45,000 --> 00:03:30
Zararı sırf bu dünyadadır.
Onun ahirette bir hesabı yok.
Ama ahiret için fetva verirsen o vakit büyük bir vebal altına girersin, ahirette büyük ceza olabilir.
Allah Azze ve Celle’nin ve Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in dediklerinin dışında olursa, o fetva sana vebal olur.
Cezaya müstahak olur insan.
Onun için hiç yoktan kendini günaha sokma, kendine zarar verme.
Biliyorsan bilirim diyebilirsin, bilmiyorsan bilmem demek güzeldir.
Bilmediğin şeyi sen bilmezsin, başkası bilir; başkası onun fetvasını verir, neyin doğru neyin kötü olduğunu anlatır.
Ama sen yanlış fetva verirsen, insanlar artık sormaya gerek duymaz, nasıl olsa fetvayı aldık derler.
Bu ise doğru değildir.
Ama sen bilmem desen, ‘ben bilmiyorum, ilmim bu kadar, bu meseleden haberim yok,’ dersen,
‘Sen git müftülere sor' dersen, o vakit kişi hakikati öğrenmiş olur.
Ve sen de vebalden kurtulmuş olursun.
Allah bizi nefsimize uydurmasın.
Nefis zanneder ki her şeyi bilirim, yahut bilmediğini demek kötü bir şey zanneder nefis.
Halbuki bu kötü bir şey değil.
Bildiğini söyle, bilmediğini söyleme.
Başkasına da hem sen günaha girersin, hem başkasını doğru yoldan çıkarmış olursun.
Allah muhafaza etsin.
https://youtu.be/6ykaAE9nSto?feature=shared
2024-07-31 - Dergah, Akbaba, İstanbul
بسم الله الرحمن الرحيم
مِن شَرِّ ٱلْوَسْوَاسِ ٱلْخَنَّاسِ
(114:4)
صَدَقَ الله العظيم
Vesvese yapan şeytanın şerrinden Allah muhafaza etsin diye buyuruyor Allah Azze ve Celle.
Bu ayet, son sure olan Nas Suresi'nde geçmektedir.
Vesvese herkeste olur.
İnsanlar geliyor, 'Bizde şöyle vesvese var, böyle vesvese oluyor.'
Bu, insanların imtihanıdır.
Allah Azze ve Celle vesveseyi insanlara imtihan olarak vermiş ama işin kolayını da vermiş.
Vesveseyi dinlemeyin diye buyuruyor Allah Azze ve Celle.
Onun şerrinden Allah'a sığının.
O vesvese - içine ne gelirse gelsin - dışarı çıkmadıktan sonra, yani onu kabul edip de vesvese üzerine hareket etmedikten sonra, vesvesenin hiçbir hükmü yok, hiçbir günahı da yok.
Vesvese, Allah Azze ve Celle'nin insanları imtihan ettiği şeydir.
Vesveseye göre hareket etmedikçe hiçbir zararı yok, günahı yok.
Bilakis insanın imanına kuvvet verir.
Çünkü ona itibar etmeyince kuvveti artar insanın.
Öteki türlü ona itibar edip, kulak veren insan zorluklar çeker.
Vesveseyi dinleyen dünyada çok zorluklar çeker.
Allah affetsin.
Vesveseyi dinleyen için dünyada çok zorluk olur.
Vesveseyi dinleyen, lüzumsuz şeylere kafayı takar yahut lüzumsuz işler yapar.
Vesvese, her türlü takıntı olabilir.
Vesvese yapan, hak sözü kabul etmeyip de şüphe içinde olur:
'Yok, bu böyle olması lazım, bu şöyle olması lazım' diye kendi kafasına göre bir şeyler yapar.
Kendine kendine yük, lazım olmayan şeyler yükler.
O yaptığı şeylerin de hiçbir faydası olmaz, bir sevabı olmaz.
Günahı olmasa da bile faydası olmaz, lüzumsuz işler yapmış olur.
Onun yerine çok daha güzel şeyler yapabilir.
Vesvese hiçbir zaman durmaz.
Sen namazdayken, yatarken, kalkarken istersen umrede ol, hacda ol, vesvesenin olmadığı yer olmaz.
İnsanın dünyadaki imtihanıdır.
Allah muhafaza etsin.
Allah Azze ve Celle vesveseden, vesvesenin şerrinden muhafaza etsin hepimizi inşa'Allah.
2024-07-30 - Dergah, Akbaba, İstanbul
بسم الله الرحمن الرحيم
إِنَّٱلَّذِينَيُحِبُّونَأَنتَشِيعَٱلۡفَٰحِشَةُفِيٱلَّذِينَءَامَنُواْلَهُمۡعَذَابٌأَلِيمٞ
(24:19)
صَدَقَ الله العظيم
Allah Azze ve Celle buyuruyor:
Kötü amelleri, günahları müminler arasında yaymayı seven insanlara ahirette büyük azap var.
Onlara Allah'ın gazabı var.
Onlar iflah olmaz.
Çünkü istedikleri kötülüktür, kötülükten başka bir şey değildir.
Günah kötülüktür, iyilik değil.
İyilik günahtan sakınmaktır.
Her türlü günah kötülüktür.
Küçüğü var, büyüğü var tabii.
Günaha tövbe etmek, istiğfar etmek ondan kurtulmak demektir.
Günaha müptela isen, günahından dolayı Allah'tan af dileyip o günahı açığa vurmaman senin için iyidir.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor:
المبتلى بالمعصية فليسترها
Günaha müptela olursanız kendinizi saklayın, günahı aşikâr etmeyin.
O günahı sen saklarsan Allah Azze ve Celle kıyamet günü seni saklar.
Ama şeytan bilakis günahın açık olmasını ister, herkes yapsın ister.
Yapmayanlara da zulmetmek isterler:
Sen niçin günah işlemiyorsun, bu kötü hallere girmiyorsun?
İnsanlara uymayan, haysiyet, utanç diye bir şey bırakmayan günahlara niye girmiyorsun diye zorlarlar.
İşte bu tam ortasındayız.
Hiç alakası olmayan şeylerin içine de o pislikleri bulaştırırlar.
İyilik yaparsan, sen iyi şeyler işin içine karıştırıyorsun diye kızarlar.
Ama onların yaptıkları pisliği haddi, hududu çok aşmıştır.
Onun için Allah muhafaza etsin.
Bunlardan razı değiliz.
Bunlar normal değil.
Şimdi onlar normal olarak gösteriyorlar.
Ellerinden geldiği kadar bu kötü halleri insanlara gösterip özendirmek istiyorlar.
Hâlbuki insan bu hallerden iğrenir.
İmanlısı imansızı bu hallerden iğreniyor, kaçmak istiyor.
Ama onlar iyi göstermek istiyorlar.
Allah Azze ve Celle iyiyi de insanın fıtratına koymuş.
İyilik de insanın fıtratındadır.
Kötü şeyler de insanın fıtratındadır.
Neyin iyi, neyin kötü olduğunu bilirler.
Aradaki farkı ortadan kaldırmak istiyorlar ki her şey normal olsun.
Her yaptıkları pislik normal olsun.
Yaptıkları kötülüğü normal olarak göstermek istiyorlar.
Allah muhafaza etsin şerrinden.
Onlar Allah'ın gazabına nail olacaklar.
O gazaba, cezaya müstahak olacaklar.
Allah muhafaza etsin.
Müslümanların büyüğünü küçüğünü de etkiliyorlar.
Artık sadece küçükler değil büyükler de her şeyi mübah görüyorlar.
Allah muhafaza etsin.
Allah nefsimizin şerrinden muhafaza etsin hepimizi.
2024-07-29 - Dergah, Akbaba, İstanbul
بسم الله الرحمن الرحيم
فَٱتَّبِعُوهُ ۖ وَلَا تَتَّبِعُوا۟ ٱلسُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمْ عَن سَبِيلِهِۦ ۚ ذَٰلِكُمْ وَصَّىٰكُم بِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
(6:153)
صَدَقَ الله العظيم
Allah Azze ve Celle buyuruyor, doğru yolu bırakıp da başka yollara gitmeyin.
Doğru yol bellidir.
O yolu bırakıp da başka yollara giderseniz helak olursunuz.
Doğru yol Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in gösterdiği yoldur.
Onu bırakıp da başkasının sana gösterdiği, Efendimizin yolu dışında olan yollara giden insan iflah olmaz, hayır bulmaz.
Allah'tan korkun buyuruyor Allah Azze ve Celle.
Bu yolu tutun.
Başka yollar doğru değildir.
O yollar insanı doğrudan çıkarıp hiç sonu olmayan yollardır.
O yollar insana dünyada da hayır getirmez, ahirette de hayır bulmaz insan.
Bu yollar şeytanın gösterdiği yollardır.
Peygamber Efendimiz'den önce de ta Adem aleyhisselam'dan beri şeytan o yolları insanlara gösterir.
İnsanlar da o yollardan gidince şeytanın istediği oluyor.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem buyuruyor:
Yahudiler yetmiş bir fırkaya ayrıldı.
Hristiyanlar da yetmiş iki fırkaya, yani değişik yollara ayrıldı.
Müslümanlar yetmiş üç fırkaya.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in söylediği sayı en azıdır.
Şimdi çok daha fazla fırkaya ayrıldılar.
Bunlar Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in söylediği, Kur'an-ı Azimüşşan'da Allah Azze ve Celle'nin bize ihtar ettiği "bu yollara gitmeyin" dediği yollardır.
Doğru yol bellidir.
Bir gizlisi saklısı yok.
Aşikardır.
O yoldan dışarı çıkmayın.
Bu yol hangi yoldur?
Bu yol, atalarımızın, babalarımızın, sahabelerin, ta Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem tarafından gösterilen yoldur.
O yolun yolcusu kazanmıştır.
O yolun dışına çıkan helak olmuştur, esameleri okunmamıştır.
Ama doğru yolda olanlar kıyamete kadar, Allah'ın izniyle insanlara yol gösteren, nurları olan insanlardır.
Allah doğru yoldan çıkartmasın bizi.
Allah muhafaza etsin.
Şeytanın şerrinden, nefsimizin şerrinden, şeytanlaşmış insanların şerrinden Allah muhafaza etsin.