السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.

Mawlana Sheikh Mehmed Adil. Translations.

Translations

2024-05-06 - Lefke

بسم الله الرحمن الرحيم مِّنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ رِجَالٌۭ صَدَقُوا۟ مَا عَـٰهَدُوا۟ ٱللَّهَ عَلَيْهِ (33:23) صدق الله العظيم Allah Azze ve Celle, 'adamlar var' diye buyuruyor. Bu yolda sabit, sözlerinde duran insanlar hakkında adam diye buyuruyor. Rical dediği en yüksek mertebedir. Onlar sözünden dönmeyen insanlardır. Bazıları yaşıyor, bazıları vefat etmiştir. Ama hiçbir değişiklik olmadı. Bu yol, Allah Azze ve Celle'nin yoludur. Peygamber Efendimiz'in yoludur. Bu yolda meşayihler vardır. Şeyhlerimizin, silsilede gelenlerin hepsinin yoludur. Birisi gidince başka birisi yerine geliyor. Yol devam ediyor. Birisine bağlı değil. Bunu da Şeyh Babamız söylerdi. Onun hak sözleri güzel sözlerdir. İnsanlar bazen bir kimseye bağlı oluyorlar. O kimse vefat etti mi dağılıyorlar. O yol olmaz. O yol Allah yolu olduğu için devam etmesi lazım. Meşayihlerin kendilerinde bir iddiaları yoktur. Bu meşayihlerin yolu Allah'ın yoludur. Bu Allah'ın sünnetidir insanlar için. Mühim olan ona tabi olanlar, o yolda sabit kadem kılmaktır. Allah'a şükür, yarın Şeyh Babamız'ın bizim aramızdan zahiri olarak irtihalı on sene oluyor. Burada bulunların çoğu Şeyh Babayı, Şeyh Nazım Hazretleri'ni görmemiştir. Ama yol, sağlam yol olduğu için onun himmetiyle devam ediliyor. Bu en mühim şeydir. Tarikatta şaşmamak, değiştirmemek, yoldan çıkmamak bu en büyük keramettir, en büyük lütuftur. İnsanlar, müminler için, tarikat ehli için geçerli olan o yolda sabit kadem kılmak, o yol devam etmektir. Herkesin yapacağı birşey olması lazım. O yol çünkü hayatımızın manası, vücudumuzun zarureti olan doğruyu bulup ona tutunmaktır. Ona tutunan kurtulur. Tutunmayana yine de Allah rahmetiyle muamele eder inşa'Allah. Allah, Şeyhimiz'in makamlarını âli eylesin. Onun yolundan şaşmayalım inşa'Allah. O yol ne yoludur? Peygamber Efendimiz'in, Ehli Beyt'in, dört halifenin, imamların, on iki imamın, mezhep imamlarının, itikad imamlarının yoludur. Meşayihlerin yoludur. Kırk bir tarikatın yoludur. Bir kimseye güzel görülmek için bu yolun dışına çıkmayız. Bundan taviz verilmez. Taviz verirsen, o vakit Büyük Şeyh Abdullah Dağıstani Hazretleri bunun devamlı söylediği bir güzel söz var. Yoldan çıkan yoldan çıkmış olur, cehennemde olur. Ebedi olarak cehennemde. Çünkü biraz yoldan çıkan odur. Onun için yolumuz sağlam, yolumuz güzel. Necat yoludur, kazanç yoludur. Allah o yolda sabit kadem kılsın. Şeyh Efendimiz'in himmetleri üzerimizde hazır olsun daima. Muhakkak öyledir. Hayatta olduğu vakitten çok daha yüksektir. Allah'ın izniyle bu gözle görülüyor. Herkes biliyor, inşa'Allah.

2024-05-05 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم اَلَآ اِنَّ اَوْلِيَاۤءَ اللّٰهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُوْنَۚ (10:62) صدق الله العظيم Allah Azze ve Celle'nin sevdiği kullara, Evliyalara korku yok, hüzün yok. Şeyh Babamızın seneyi devriyesinin 10. senesi oluyor. Aramızdan zahirden ayrıldığı 10. sene oluyor. 10 sene geçti aradan ama Allah'a şükür hiç himmeti üzerimizden eksik olmadı. Onun tasarrufu daha çok oldu. Vefatından sonra çok daha büyük hizmetler, himmetleri oldu. Evliyalar ölmez. Zahiren olsa da manevi olarak kuvvetleri daha fazla oldu. Burada en büyük buna delil olarak Şeyh Nazım Hazretleri vefatından sonra çok insanlar onun himmetiyle Müslüman oldu. Müslüman olup da bir şey bilmeyen insanlar onlar da Allah yoluna girdiler. İhvanlar çoğaldılar, eksilmediler, Allah'a şükür. Onların himmetleri hazır oldu. Bunlar delalettir. Zaten Evliyalar vefat ettiği vakit en azından kuvveti daha yedi defa daha fazla olur. Şeyh Babamızın, Şeyh Nazım Hazretleri'nin kuvvet daha fazla olmuştur. Allah'u alem, ne kadar arttı kuvveti ama ortada görüldüğü gibi çok fazla artmıştır. Allah makamlarını âli etsin. Devamlı hissettiğimiz için on sene de geçer, yirmi sene de geçer. Daha hiç gitmemiş gibi aramızdadır, Allah'a şükür, beraberiz. Ne zaman dara düşen insanlar Evliyaları çağırınca onların himmetleri hazır olur. Onlara ikram etmek, onlara mürit olmak, onların talebeleri olmak büyük şereftir. Allah o şerefi herkese taattırsın inşa'Allah. Onunla beraber ahirette olmaya nasip etsin cennette. İlel ebet olsun, inşa'Allah.

2024-05-04 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz, sallallahu aleyhi ve sellem, buyuruyor ahir zamanda yağmur, insanlara ya çok yağar, felaket olur, ya hiç yağmaz, kuraklık olur. Bu Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in mucizelerindendir. Çocuklar da hayırlı evlat olmaz ahir zamanda diye buyuruyor. Çoğu insanların çocukları, babalarına, annelerine asi olurlar. Onların asi olması, ahir zamanda insanların yoldan çıkmış olmalarından kaynaklanıyor ve Allah Azze ve Celle bu durumu ceza olarak gönderiyor. Allah muhafaza etsin. Yağmur olmayınca, Allah Azze ve Celle yağmuru rahmetle indirsin diye dua etmek lazım. Bize ceza olarak, azap olarak göndermesin diye dua ediyoruz. Yağmur berekettir, rahmettir. Eski insanların edepleri vardı, herşeyi güzel söylerlerdi. 'Rahmet yağdı' derlerdi. Şimdiki insanlar yağmurdan, rahmetten kim anlar. Rahmet değil de yağmur yağdı diyorlar. Eski insanlar böyle derdi 'Yağmur, rahmetle yağdı.' 'Başımız felaket olmadı, ceza olmadı' diye şükrederlerdi. Şimdikiler rahmet değil yağmur istiyor, 'al sana yağmur' diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Her tarafta seller evleri yıkar, bahçeleri götürür. Yağmurda tabi yine de fayda var ama insanlar rahmet istemeyince felaket oluyor. Yağmur rahmettir. Ama insanların azgınlıklarından dolayı, onların acizliklerini göstermek için Allah Azze ve Celle, hiç insanın aklına gelmeyecek şekilde, o suyla bir anda bu kadar zarar veriyor. Onun için yağmura rahmet deyin. Rahmet yağdı. Rahmet olsun inşa'Allah hepimize. Bereket olsun. Su hayattır. Allah Azze ve Celle, 'Herşeyi sudan yarattık' diye buyuruyor. Rahmet olsun inşa'Allah bize. Allah muhafaza etsin. Gazabına mucib olmayalım inşa'Allah. İnsanlara da hidayet olsun.

2024-05-03 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki Cuma gecesi, Cuma günü sana salatu selamı çoğaltın. Bunu ne kadar çoğaltırsak, Allah Azze ve Celle'nin bize o kadar ikramı oluyor. Çünkü Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e selatü selam getirdiğimiz vakit, her selatü selam için, Allah Azze ve Celle'nin hikmetiyle, ikramıyla Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bize de selatü selam ediyor. Bundan daha büyük ikram olamaz. Bu Cuma gününün faziletidir, çok faziletleri vardır. Bir tanesi de budur. Onun için ne kadar yapabilirseniz yapın, en azından yüz salavat fazla yapmak lazım, günlük derslerin dışında. Yüz salavat da öyle yapalım ki ne kadar kazansak bizim için büyük kardır. Bunu ikinci defa bulamayız. Bu hayata Allah Azze ve Celle bir miktar vermiş. Onun her vaktini, her saatini, her dakikasını ganimet bilmek lazım ki Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de bize o nasihatı, güzel sözünü bize söylüyor. Çoğaltın! Cuma günü, gecesi ve salatu selamı getirin. Her zaman getirmek insan için, Müslüman için iyiliktir. Sıkıntılar giderir. Her şeyi iyi eder. Çünkü Allah Azze ve Celle'nin en sevdiği kul, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'dir. En yüksek mertebede olan, dünyanın, bu alemlerin Sultanı olan Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'a ikram etmek, onu tazim etmek Müslümana faydadır. Bu, Müslüman'ın kazancıdır. Şeytanın da sevmediği şeydir. Şeytanın sevmediği şeyler yapmak faydalıdır. Sevdiği şeyler yapmak zararlıdır. Allah muhafaza etsin. Allah Azze ve Celle mübarek eylesin bu günleri, geceleri, Cuma'mızı mübarek eylesin. Bu dünya ziyneti, parası pulu yaramaz. Allah Azze ve Celle'nin yolu takip etmediği vakit hiçbir işe yaramaz. İşte şu adam bu kadar yaptı, bu kadar etti. Bu adam salatu selam getiriyor mu Peygamber Efendimiz'e? Yok. Onun için hiç üzülmeye, ona imrenmeye gerekmez. İmreneceksen salih insanlara imren ki biz de Allah'ın Azze ve Celle lütfuna erişelim. Onlara da sevap olur. Kazançlı olmuş olur. Allah Azze ve Celle bu yoldan ayırmasın. Sabit kadem kılsın. Başkalarına da, bunu yapmayanlara da, Allah Azze ve Celle onlara da nasip etsin, hidayet etsin inşa'Allah

2024-05-02 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz sallallhu aleyhi ve sellem'in camilerin inşa edilmesi hakkında hadisler okuduk. Onların arasında da camide temizliğin ne kadar büyük fazilet, sevap olduğunu da Peygamber Efendimiz sallallhu aleyhi ve sellem buyuruyor. Hadis-i şerifte, camide temizlik yapmak, oradaki kirleri almak hurilerin mehridir diye buyuruyor. Yani başlık parası derler. Her şeyin usulü, adabı vardır. Cennette de para geçmez artık. Cennet için dünyadaki yaptığın amellerin kıymeti orada ortaya çıkacaktır. Bu dünyada altından, gümüşten daha kıymetli olan ahiret için yapılan amellerdir. Ahirette zaten cennet mücevherler, altın, gümüş, pırlanta, zümrut gibi her türlü güzel, kıymetli şeylerle süslüdür. Artık orada para geçmez. Para da yok. Para çünkü insanların imtihanıdır. Dünyada imtihan yeridir. O parayı dünyada vereceksin. Para yoksa hizmet edeceksin. Allah yolunda, camide, dışarıda, nerede olursa olsun, Allah rızası için yapılan hizmetler vesilesiyle Allah Azze ve Celle daha fazla cennetteki makamları, güzellikleri sana nasip eder. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in hadislerinin her tanesinin binlerce, yüzbinlerce hikmeti, manası vardır. Sırf yani 'o hurilerin mehri' diye geçer ama onun hikmetleri çok daha fazla. İnsanların anlayacağı lisanla konuştu Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Alimlerin, evliyaların anlayacağı lisan başkadır. Allah'ın bize bu hizmetleri verdiği için şükürler olsun. Ahirettei inşa'Allahi onların bereketine, şefaatine nail oluruz, inşa'Allah.

2024-05-01 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Allah Azze ve Celle insana başka mahlukatlara nazaren üstünlük vermiş. O üstünlük te akıldan kaynaklanır. Akıl, insanın süsüdür. Aklının kullanan kazanır. Onun için Kur'an-ı Azimuşşan'da çok yerde, 'Akılınız yok mu? Akıllı değil misiniz?' diye ayetler var. İnsanoğlu aklını kullanıyor zannediyor. Aklını doğru yolda kullanmadıktan sonra onun faydası olmuyor. Aklını kullanmayan zararda oluyor. Allah Azze ve Celle, insanları kendisine itaat etmeleri, kendisine kul olmaları için yaratmış. Aklı da buna hizmet etsin diye yaratmış. Başka şeylere hizmet etsin diye değil. Başka şeylere hizmet edince, insan aklını yanlış yerlerde kullanıyor. Akıl, ziynet, süsüdür insanın. Başka mahlukatta akıl yok. Onlar, akılsız mahlukattır. Onları, Allah Azze ve Celle bir yola koymuş. O yolda ilerleyip giderler. Onların hesabı yok, kitabı yok. Allah bu güzel şeyi verdiği için, aklına da bir mesuliyeti var. İnsan aklının da hesabını verecek. 'Sana akıl verdim' diye buyuracak Allah Azze ve Celle kıyamet gününde. 'Bu aklı ne için bu kullanmadın? Ne için iyiyi kötüyü bilip de kötüden uzak durup iyiyi yapmadın?' diye aklın hesabını soracak Allah Azze ve Celle. Her şeyin bir ecr-i sevabı var yahut günahı var. Günah işleyen, aklını kullanmamış olur. Veyahut aklını başkalarına tabi etmiş olur. Herkesin mesuliyeti kendisindedir. Akıl, Allah'ın insanlara büyük bir nimetidir. Onu kullanan kurtulur. Kullanmayan, kendi kafasına göre kullanan insan daima hüsrandadır. Allah muhafaza etsin. Allah aklımızı almasın. Doğru yoldan ayırmasın inşa'Allah.

2024-04-30 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم فَمَن يُرِدِ ٱللَّهُ أَن يَهْدِيَهُۥ يَشْرَحْ صَدْرَهُۥ لِلْإِسْلَـٰمِ ۖ وَمَن يُرِدْ أَن يُضِلَّهُۥ يَجْعَلْ صَدْرَهُۥ ضَيِّقًا حَرَجًۭا (6:125) صدق الله العظيم Allah Azze ve Celle, insana hidayet vermek isterse, iradesi oysa, insanın kalbini İslam'a açar. O insanın kalbi, İslam'ı duyunca açılır, sevinir, ferah eder. Eğer hidayet vermek istemezse Allah Azze ve Celle, insanın kalbi, göğsü daralır. İnsanın kalbi daralır, istemez. O insanlar dalalette olur. Bu, Allah Azze ve Celle'nin hikmetidir. O'nun hikmetine akıl ermez. İstediğini yapar, istediğini yapmaz. İstersen itiraz et, isterse yapma. Onun hükmü şâridir, yürürlüktedir. Hüküm O'nundur. O'na karışılmaz. Bazen bazı insanlar başkalarını görür ve der ki 'Ya bunlar niçin bu kadar aksi insanlardır, Allah'a düşmandır?' Onların kalpleri kapanmış. Kalplerini İslam'a karşı, Allah kapatmış demek. Onların kalpleri sıkıntıdadır. Hiçbir zaman ferah olmazlar. Ferah olan, kalbi açık olan mümindir. Müminin kalbi ferahlıdır. Kafir, Allah'a düşman olan insan, daima sıkıntıdadır, üzüntüdedir. Allah'ın sevdiği insan, iman eden insandır. Ona hayır murad etmiştir Allah Azze ve Celle. O'nun iradesinin karşısında da bir şey, kimse duramaz. İstediğin kadar sen müminine eziyet etsen, ne kadar zulüm etsen, mümin vazgeçmez. Çünkü Allah sevmiş onu. O'na o nimeti vermiş. Hidayet nimetini vermiş. En büyük nimettir. Dünyanın nimetleri, Allah Azze ve Celle'nin yolunda olmadıktan sonra, hiçbir işe yaramaz, faydası olmaz. O yolda olanların her yaptıkları hayırdır, berekettir. Onlara da ecir, sevaptır. Allah onlardan eylesin bizi, inşa'Allah. Bu güzel yolu bize murad etmiş olsun, inşa'Allah.

2024-04-29 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Elhamdulillah, bizim dünyada Allah'a şükürler olsun; Şeyh Baba'nın, şeyhimizin hürmetine ve bereketine Islam yayılıyor. Müslümanlar yine yola geliyor inşa'Allah. Hem yeni olan Müslümanlara hidayete vesile oluyor. Onun himmetiyle, bereketiyle, Allah'a şükür, yeni yeni hidayete gelen çok insanlar oluyor. Onun himmeti, bereketi olmasa bu yol yürümez. Bu yol Allah yoludur. Allah'ın sevdiği kullar, Allah'ın istediği kullar bu yola sevk eder. Onların hidayetine vesile olur. İşte bu yolculukta epeyce bir güzellik oldu. Epeyce gelemeyen insanlar oluyor. Onlara gidince Allah bize de ecir veriyor. Onlara da ecir veriyor. Onlarla görüşmüş oluyoruz. Onlarla görüşmek, hem bize hem de onlara, herkese manevi kuvvet veriyor. Manevi kuvvet olmasa zaten bir işe yaramaz. Yolculuğumuz, turistik yolculuk değildi, Allah rızası içindi. Her şey Allah rızası için olması lazım. Bu da Allah rızası için olduğu için ecir güzel, büyük olur. Her şey Allah rızası için. Allah'ın istediği yolda olmak içindir inşa'Allah. Bugün de nasip oldu. Allah gidip gelmeye selametle nasip oldu bize. Oradaki ihvanlarımıza, ahbablarımıza, sevdiklerimize teşekkür ediyoruz, Allah razı olsunlarına da. İnşa'Allah daha kuvvetli olarak onlar da insanların hidayetine vesile olsunlar. Çünkü onlar beraber oldukları için sevdikleri, ahbabları ve diğerleri de onların vesilesiyle hidayete geliyorlar. İnsanlara nur oluyorlar. Onların güzel yollara gelmesine vesile oluyorlar. Allah daim etsin bu güzel yollarımızı. Kuvvet versin. Şeytanın şerrinden muhafaza etsin inşa'Allah. Çünkü ahir zamanda yaşıyoruz. Fitneler çok. Şeytanın şerri daha büyük. Hem insan şeytanları var. Onlar daha beter. Onlardan da Allah muhafaza etsin. Allah sahip göndersin. Bütün insanlara hidayet olsunö inşa'Allah.

2024-04-27 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz, sallallahu aleyhi ve sellem, buyurdu: إِنَّمَا الأَعْمَالُ بِالنِّيَّةِ وَإِنَّمَا لاِمْرِئٍ مَا نَوَى Yaptığınız her şeyde niyetiniz önemlidir. Allah, niyetinize göre sizi mükafatlandıracaktır. Eğer niyetiniz gerçekten Allah ve Peygamber Efendimiz, sallallahu aleyhi ve sellem, içinse, niyetiniz kabul edilecektir. Eğer niyetiniz dünyevi kazançlar, mesela evlenmek veya başka bir şeyden yararlanmak içinse, bu niyetin Allah, Azze ve Celle için olmadığı kabul edilecektir. Öğretilen ilk hadis, Peygamber Efendimiz, sallallahu aleyhi ve sellem'in bu hadisidir. Niyet çok önemlidir. Bu yüzden, yapacaklarımızda niyetlerimizin Allah, Azze ve Celle için temiz olmasına dikkat etmeliyiz. Peygamber Efendimiz, sallallahu aleyhi ve sellem, buyurdu, نية الإنسان خير من عملك Bu, niyetin amelden daha iyi olduğu anlamına gelir. Çok iyi, çok özel bir şey yapmaya niyet ederiz. Ama biz insanız; niyet ettiğimiz her şeyi her zaman başaramayız. Allah niyetiniz için sizi mükafatlandırır. Yüzde bir bile yapsanız, O sizi niyetiniz için mükafatlandırır. İnşallah, yaptığımız her şeyde, Allah'ın ve Peygamber Efendimiz, sallallahu aleyhi ve sellem, emirlerine olabildiğince uymaya çalışırken niyetlerimizin kabul edilmesine dua ederiz. Allah bunu kabul etsin ve bizi mükafatlandırsın, inşallah.

2024-04-26 - Dergah, Akbaba, İstanbul

وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمْعَ وَٱلْأَبْصَـٰرَ وَٱلْأَفْـِٔدَةَ ۚ قَلِيلًۭا مَّا تَشْكُرُونَ (32:9) صدق الله العظيم Allah Azze ve Celle, Secde Suresi'nde sizi topraktan, çamurdan yarattığını ve size her şeyi, özellikle işitme ve görme kabiliyetlerini verdiğini belirtiyor; ancak çok az insan Allah'a şükrediyor. Çok az insan, Yaratıcıları olan Rab'leri, Allah Azze ve Celle'ye şükrediyor. Şükretmek, Allah'a şükredenler için büyük bir nimettir. Allah şükredenlerden razıdır, onları sever. Peygamber Efendimiz, sallallahu aleyhi ve sellem, de razıdır. Meşayihler de ondan razıdır. Bu hayattaki amacımız, Allah'ın, Peygamber'in ve Meşayihlerin, Evliyaullah'ın rızası ve hoşnutluğunu kazanmaktır. Ve bu, Allah'a şükretmekten gelir; Allah'a şükretmek büyük bir şeydir. Belki insanlar bunun çok büyük bir mesele olmadığını düşünebilir, ama gerçekten çok büyük bir şeydir. Her saat, her dakika, her saniye için O'na şükrediyoruz. Elhamdülillah, umarım bizi tekrar bu mübarek yerde buluşturur. Allah size daha fazlasını versin, inşallah. Şükrettiğinizde, O daha fazla verir. İnşallah, tüm İspanya'ya ve tüm Avrupa'ya hidayet versin.