السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.

Mawlana Sheikh Mehmed Adil. Translations.

Translations

2024-08-29 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Elhamdülillah, bu Safer ayının son Çarşambası da geçti. Peygamber Efendimiz buna sevinirdi. Biz de onun gibi seviniyoruz, inşa'Allah Sağlık ve afiyetle, sıkıntı çekmeden yaşayalım, inşa'Allah. Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: Bazı insanlar sabır istiyor. Sabır istemeyin diye buyuruyor Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem. Allah'tan merhamet ve ihsan isteyin. Sabır ve imtihan isteyen kişi bilmelidir imtihan kolay gelmiyor, zor oluyor. Onun için sürekli Allah Azze ve Celle'den ihsan isteyin, lütfunu dileyin, imtihan etmeden versin diye. Ama yine de dünya imtihan yeri olduğu için, imtihandan geçsek bile bu hayatımızı zorlanmadan, kolayca geçirelim. İmanla geçirelim. En büyük imtihan iman imtihanıdır. Bu imtihanın türlü türlü düşmanı var. Şeytan var, heva var, dünya var. İmtihan çetindir. Bu imtihanı Allah'a tevekkül edip, namazlarınızı kılın, Allah Azze ve Celle'nin emirlerini yerine getirin, gerisini düşünmeyin. Vesvese şeytandandır. Ona kulak asma. Sen üzerine düşeni yap. Bu yolun dışında konuşanlara da aldırış etmeyin. İçinden gelen vesveseye de kulak verme. Vesvese gelince "Lâ ilâhe illAllah Muhammedün Resûlullah" deyip onu savuşturursunuz, inşa'Allah. Şeytan, bunu unutturmak için vesvese verir. Onu gidermek için "Allah Azze ve Celle Rabbimdir, Muhammed sallAllahu aleyhi ve sellem Nebiyim ve Peygamberimdir" demek gerekir. Şeyh Babamız derdi ki, "Nebim Muhammed Aleyhisselam" demek, o imanı ve vesveseyi kalpten siler Allah'ın izniyle. Tabii dünyada imtihanlar çoktur. Bunun için de herkes, fakir zengin fark etmez, mutlaka sadaka versin. Zengin elbette fakir gibi değil. Daha çok vermesi gerekir. Fakir de az verse bile, Allah Azze ve Celle katında o korunur. "Ben fakirim, veremem" demesin. Az bir şey olsa bile, bir lira, yarım lira, elli kuruş, ne olursa her gün sadaka olarak versin. Yani dünya imtihansız olmuyor. Bu imtihanı hafifletmek, belaları ve musibetleri uzaklaştırmak için sadaka çok önemlidir. Allah korusun. Allah hepimize yardım etsin, imanımızı güçlendirsin, inşa'Allah. En önemli şey budur.

2024-08-28 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, Safer ayının çıkmasını müjdeleyene teşekkür ederdi. Ondan razı olurdu. Safer ayı ağırdır. Allah Azze ve Celle öyle yaratmış. Ağır aydır, lakin her şeyin bir hikmeti var. Bu ayın ağırlığı, Müminlerin daha fazla hayır ve hasenat yapmaları içindir. Daha fazla Allah'a yalvarmaları ve Allah'ı hatırlamaları içindir. Allah'a şükür, bütün aylar Allah'ın istediği gibi oluyor. Bazısı mübarek, bazısı ağır, bazısı normal geçiyor ama bu Safer ayının son çarşambası biraz daha ağır oluyor. Bu son Çarşambasında ne yapacağız? Yine aynı şekilde tesbihatı yapacağız. Sadakayı daha fazla verin ki kazalardan korunasınız. Kaza ve bela Allah'ın iradesiyle olur, ama sadakayla önlenebilir. Allah Azze ve Celle'nin bunda da bir hikmeti var. İnsanlara irade vermiş, cüz'i irade, külli irade vardır. Allah'ın bildiği şeylerdir bunlar. Ama muhakkak ki insan hem nefsine uymayabilir, hem nefsine uyabilir: Sen nefsini yenip, iyi şeyi yapmaya uğraş. Onu yaparsan sana fayda olur. İradeni hayra yönlendirirsen kazanmış olursun. Yok, iradene değil de nefsine uyarsan o vakit hiçbir zaman iflah olamazsın. Şimdi bu Safer ayının sonudur. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem neye seviniyorsa ona sevinmemiz lazım. Neyi seviyorsa onu sevmemiz lazım. Neyi sevmiyorsa onu sevmememiz lazım. Safer ayının bugün son çarşamba'sıdır, son haftasıdır, çıkıyor diye biz de Allah'a şükür, Peygamber'e uyarak seviniyoruz inşallah. Allah daima bizi ferah içinde, sevinç içinde yaşatsın. Dünyada ve ahirette sevinci nasip etsin. Sevincimiz Peygamber Efendimiz'in yolunda olmamızdır. En büyük sevincimiz odur. Başka dünyevi şeyler için sevinirsen bir dakikalık sevinç olur, ondan sonra biter. Peygamber Efendimiz'in sevinci ilelebet sürer inşallah. Allah hepimize nasip etsin.

2024-08-27 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Her şey Allah'ın rızası için yapılmalı. İnsanoğlu nankördür. Verirsen seninle olur. Vermezsen hemen sana kızar, sen arkandan konuşur. Her türlü fitne, fesat yapabilir. Öyle yapan insanlardan muhafaza olmak için o şeyi Allah rızası için yapmalısın. Her yaptığın işi, her yaptığın hayrı Allah rızası için yapacaksın. Onun, bunun menfaati için değil. Kendi çıkarın için ya da insanlar sana minnettar kalsın diye bir şey yaparsan, tabii ki insanoğlu er ya da geç unutur gider. Unutmak insanoğlu fıtratındadır. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem, iyilik yaptığın insanın şerrinden korun diye buyuruyor. Allah rızası için yapıldığı sürece, ne kadar kötülük yapsa da, ne kadar çirkin şeyler yapsa da fark etmez. Senin başın, kafan rahat, için rahat, memnunsun. Kimsenin teşekkürünü bekleyecek değilsin. Teşekkür Allah Azze ve Celle'ye'dir. Tabii insanlara teşekkür etmeyen Allah'a şükretmemiş olur. O insanları Allah senin emrine vermiş, sana destek olsunlar diye yoluna çıkarmış. Onlara teşekkür edersen Allah'a teşekkür etmiş olursun. Yok, yapmazsan o faziletten, sevaptan mahrum kalmış olursun. Asıl önemli olan, karşı tarafın şunu bilmesi gerek: Biz bunu sırf Allah rızası için yapıyoruz. Kur'an-ı Kerim'de buyurulduğu üzere, sizden ne bir teşekkür ne de bir karşılık bekliyoruz. 'İşte ben buna yardım ettim, o bana yardım etmedi.' 'Onu yedirdim, o hiç bana bir su bile vermedi' diye çoğu insan böyle konuşur eder. Onlar iyi şeyler değil. Şeytanın oyunları, seni sevaptan alıkoymak için kurduğu tuzaklardır. Şeytanın amacı, elinden geldiğince sevabını azaltmak. Karşılık beklersen, o iş ihlastan çıkmış olur, menfaata dönmüş olur. Onun da faydası çok az olur. Allah muhafaza etsin nefsimizin şerrinden. Halis muhlis Allah rızası için yapalım ki biz de rahat ederiz. Bu adam iyi miydi, kötü müydü, ne diyecek, ne edecek diye onu düşünmezsin. Allah Azze ve Celle ben'den razı oldu mu onu düşünürsün. Karşımdaki kişi kötü davransa bile, ben hiçbir karşılık beklemeden sırf Allah'ın rızası için yaptım diye düşünmelisin. Allah kabul etsin diye düşünmen lazım, yapman lazım, niyetin öyle olması lazım. Allah hepimize bu güzelliği versin ki rahat edelim. Başka türlü karşılığında bir şey beklemek gibi olur. Teşekkür bile, istemek bile o karşılık demektir. Allah'tan istiyoruz. Allah'a teşekkür ediyoruz, Allah'a şükrediyoruz inşa'Allah.

2024-08-26 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Allah Azze ve Celle bizim takatimizi aşan bir şeyi teklif etmez. Yapabileceklerimizi teklif eder. Senin yaptığın şeyler onlardır. Makbul olan yahut olmayan onlardır. Yapamadığın yahut içinden geçirdiğin şeyler için hesap yoktur. Şeytan insanın aklına çeşitli şeyler getirir. Onları yapmadıktan sonra hiçbir hükmü yoktur. Nasıl rüya görürsen, kötü rüya görürsen onu da kimseye söylemezsen onun bir hükmü yoktur. Ondan korkmaya gerek yok. Dışarı çıkıp dilinle yahut elinle, ayağınla, ne şekilde olursa bir kötülük yaparsan o zaman hesaba çekilirsin, cezanı alırsın. Yok, insanın içinde olanlar için dışarı çıkmadıktan sonra kimseye söylemedikten sonra onun hiçbir cezası yok, hükmü yok. Onun için insanın rahat olması lazım. Müslümanın rahat olması lazım. Kendine fazla lüzumsuz şeyler koymasın, yük almasın. Rüya da aynı şekilde kötü rüya görürsen kimseye söyleme. Rüyalarını da iyi tabir etmeyen insanlara söylemeyin. Çünkü nasıl tabir edilirse öyle oluyor. Hazreti Yusuf Aleyhisselam'a onlar yalan rüya anlattıkları halde onu tabir edince öyle çıktı. Onun için buna da dikkat etmek lazım. İnsanlar her gece kötü rüyalarını anlatmasın. Onu anlatmadıktan sonra hiçbir hükmü yok. Çünkü rüyalar çeşit çeşittir. İyi tabir eden insan varsa tabir ettir. Yoksa kendine sakla, hiç başına iş açma. Allah muhafaza etsin. Allah hayırlara vesile etsin. Allah'a şükür, taşıyamayacağımız yük vermez Rabbimiz. لاَ يُكَلِّفُ اللّهُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا (2:286) Allah kimseye takatinin üstünde yük yüklemez diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Allah'a şükürler olsun bu şeylerden dolayı. Yoksa her düşündüğümüze ceza alsaydık, zaten işimiz kötüydü, hiç kurtulamazdık. Allah'a şükürler olsun. Rahimdir, Rahmandır O kendisi.

2024-08-25 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Allah Azze ve Celle buyuruyor: ادْعُونٖٓي اَسْتَجِبْ لَكُمْؕ (40:60) "Bana dua ediniz, dualarınızı kabul edeyim." Allah Azze ve Celle'nin bu sözü haktır. İnsanlar diyor ki: "Dua ettik, ama duamız kabul olmuyor." Allah Azze ve Celle diyor ki dua kabul olur. Müminin duası kabul olur. Kafirin duası kabul olmaz. وَمَا دُعَٓاءُ الْكَافِرٖينَ اِلَّا فٖي ضَلَالٍ (13:14) Kafir dua etse de onun duası kabul edilmez. Onun zaten bir şeyi yok. İmanı yok, inancı olmadığı için onun duası kabul olmaz. Ancak müminin duası kabul olur. Müminler diyor ki: "Biz dua ediyoruz ama duamız kabul olmuyor." Muhakkak kabul ediyoruz. Çünkü Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki, o dua burada gözükmese bile ahirette kalan dua, bu dünyanın kabul olan duasından çok daha fazla faydalıdır. O kadar ki, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem diyor ki, insanlar dua eder ve derler ki: "Keşke hiçbir duamız dünyada kabul olmasaydı, ahirette kalsaydı." O kadar faydalıdır. Onun için bazı insanlar, duaları kabul olmadığı için dua etmekten vazgeçiyor. Ama bu emirdir. Allah Azze ve Celle "Dua edin" diyor. Emirdir. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem "Dua ibadettir" diyor. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem "Dua ibadetin kalbidir, başıdır, özüdür" diyor. Onun için dua etmek her zaman faydalıdır. Ümitsizliğe kapılmak Müslümana yakışmaz. Ancak kafir Allah'tan ümidini keser, mümin kesmemeli. Duasını devamlı hayır için yapsın. Şer için dua etmesin. Devamlı hayır olsun ki, dünyada da kabul olursa o büyük bir hayır olur. Ahirete kalsa daha iyi olur. Allah dualarımızı kabul etsin inşallah. Ümitle yaşayıp da ümitsizliğe düşmeyelim. Allah'tan ümidimizi kesmeyelim inşallah. Ümit kesmek imansızlıktır. Allah muhafaza etsin.

2024-08-24 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Allah Azze ve Celle bizi yarattı. Yine hiçbir yere gidilecek değil. Allah Azze ve Celle'den geldik, O'na döneceğiz. Bu herkes için olacak bir şeydir. Allah'a şükür, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve diğer peygamberler bu hayattan sonra ne olacağını söylemişler. İman sahibi Müslüman olan insan buna göre hazırlıklı olur. Ona göre amel yapar ki ahirette rahat olsun. Nasıl dünyada çalışırsa yaşlılığında rahat olsun diye; Bu da aynı şekilde, ahirette rahat olmak isteyen Allah Azze ve Celle'nin emrettiği şeyleri yapacak. O'nun emirlerine uyacak. Yasaklarından da uzak duracak. İnsan son nefesini verdikten sonra, ahiret hayatı başlıyor. Müslüman için, Şeyh Baba'nın da dediği gibi, bu sadece bir kapıyı açıp öbür tarafa geçmek kadar kolay ve rahat olur. Müslüman için kolay olur. Müslüman olmayan için çok zordur. Allah muhafaza etsin. Allah'a karşı gelen için çok zordur. Müslüman için buradan gider, ailesiyle ayrılır. Karşı tarafta öteki müminler onu karşılar. Her vakit sorarlar kim geldi, kim geldi, şu geldi, bu geldi diye. Onu karşılayıp sevinirler. Buradan giderken üzüntü olur. Karşı tarafta sevinç olur. Nasıl bir yerden yolculuk edersin, insanlar üzülür. Arkadaşımız gidiyor diye. Karşı tarafta da geliyor diye sevinç olur o mümin için. O da sevinir. Hepsi gidenlere kavuşur. Annesine, babasına, sevdiklerine, şeyhine, akrabasına kavuştum diye onlara bayram gibi olur, sevinirler. Bu taraftan üzüntü tabii, o da normaldir. Dünyaya gelirken de aynı şekilde hem ferahlık olur hem üzüntü olur. Giderken de aynı şekildedir. Onun için mümin için bir problem yoktur. Problem kafir için, müşrik için, dinsiz için, zalim için büyük problemdir. O ahirete gitmek. Ama mümin için hiçbir şey yok. Üzüntü yok. Bilakis ferahlık var. Mevlana Hazretleri'nin dediği gibi "Bu düğün gecem" dedi, ahirete irtihal gecesi için. Mümin olan da aynı şekilde. Büyükler, evliyalar, alimler bize yolu gösterirler ki insan hazırlıklı olsun, üzülmesin diye. Allah hepimize hakiki iman versin. Allah bizi nefsin şerrinden muhafaza etsin inşallah.

2024-08-23 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم وَتُعِزُّ مَن تَشَآءُ وَتُذِلُّ مَن تَشَآءُۖ بِيَدِكَ ٱلۡخَيۡرُۖ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٞ (3:26) صَدَقَ الله العظيم Allah Azze ve Celle kimi aziz ederse, ancak O aziz eder. İstediğini aziz eder. İstediğini yüceltir. O'na kimse mani olamaz. O'nun yücelttiğine kimse karışamaz. Allah Azze ve Celle, Peygamber Efendimiz'i en aziz, en yüce kılmayı murad etti. O'nun karşısında olanlar ne kadar istemese de, Peygamber Efendimiz kâinatın içinde en aziz olandır. O ortaya çıktığında yetim ve fakir olarak görünüyordu. O zamanda, her zaman olduğu gibi, insanlar parası olana, babası kuvvetli olana değer verirlerdi. Bu yüzden kibirlerinden dolayı Peygamber Efendimiz'e iman etmediler. Ona tabi olmadılar. Tabi olmayınca ne oldu? Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem aziz oldu. En izzetli, en şerefli O'dur. Onlar ise zelil oldu. Yani kıymetsiz oldular, rezil oldular. Kıyamete kadar ebediyen cehennemde kaldılar. Onun için Allah Azze ve Celle'nin aziz ettiği insanlara hürmet edin, muhabbet edin ki size de izzet nasip olsun, size de faydası olsun. Fayda ancak bununla olur. Başka amelimizle değil. Tabii ki O'nun gösterdiği yolda gitmek, O'nun sevgisinin işaretidir. O'na tabi olduğumuzun göstergesidir. Bunu yapmak gerekir, ama bunu yaparken de en önemli şey O'na olan sevgimiz, hürmetimiz ve tazimimiz olmalıdır. Başka türlü amellerimiz noksandır. Kabul olur mu, olmaz mı belli değil diyorlar. Ancak Peygamber Efendimiz'e tazim ederek hepsi kabul olur. O zaman şüphe olmaz. Aksi halde istersen âlim-i cihan ol, istediğin gibi yap, her şeyi yap. Peygamber Efendimiz'e muhabbet olmadıktan sonra hiçbir faydası yok. Kabul olur mu, olmaz mı o da belli değil. Allah muhafaza etsin. Allah hepimizi aziz kullarından eylesin inşallah. Geçerli olan O'nun iradesidir İnşallah O'nun iradesi ve muradı bize hayır olsun inşallah.

2024-08-23 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم وَتُعِزُّ مَن تَشَآءُ وَتُذِلُّ مَن تَشَآءُۖ بِيَدِكَ ٱلۡخَيۡرُۖ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٞ (3:26) صَدَقَ الله العظيم Allah Azze ve Celle kimi aziz ederse, ancak O aziz eder. İstediğini aziz eder. İstediğini yüceltir. O'na kimse mani olamaz. O'nun yücelttiğine kimse karışamaz. Allah Azze ve Celle, Peygamber Efendimiz'i en aziz, en yüce kılmayı murad etti. O'nun karşısında olanlar ne kadar istemese de, Peygamber Efendimiz kâinatın içinde en aziz olandır. O ortaya çıktığında yetim ve fakir olarak görünüyordu. O zamanda, her zaman olduğu gibi, insanlar parası olana, babası kuvvetli olana değer verirlerdi. Bu yüzden kibirlerinden dolayı Peygamber Efendimiz'e iman etmediler. Ona tabi olmadılar. Tabi olmayınca ne oldu? Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem aziz oldu. En izzetli, en şerefli O'dur. Onlar ise zelil oldu. Yani kıymetsiz oldular, rezil oldular. Kıyamete kadar ebediyen cehennemde kaldılar. Onun için Allah Azze ve Celle'nin aziz ettiği insanlara hürmet edin, muhabbet edin ki size de izzet nasip olsun, size de faydası olsun. Fayda ancak bununla olur. Başka amelimizle değil. Tabii ki O'nun gösterdiği yolda gitmek, O'nun sevgisinin işaretidir. O'na tabi olduğumuzun göstergesidir. Bunu yapmak gerekir, ama bunu yaparken de en önemli şey O'na olan sevgimiz, hürmetimiz ve tazimimiz olmalıdır. Başka türlü amellerimiz noksandır. Kabul olur mu, olmaz mı belli değil diyorlar. Ancak Peygamber Efendimiz'e tazim ederek hepsi kabul olur. O zaman şüphe olmaz. Aksi halde istersen âlim-i cihan ol, istediğin gibi yap, her şeyi yap. Peygamber Efendimiz'e muhabbet olmadıktan sonra hiçbir faydası yok. Kabul olur mu, olmaz mı o da belli değil. Allah muhafaza etsin. Allah hepimizi aziz kullarından eylesin inşallah. Geçerli olan O'nun iradesidir İnşallah O'nun iradesi ve muradı bize hayır olsun inşallah.

2024-08-22 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Bir atasözü der ki: "Deliye her gün bayram." Bu, dünyanın sıkıntısını üstünden atmış olan bir kişiyi anlatır. Dünya umurunda olmayınca her gün bayram derler. Onun için dünyanın gayreti olan insan devamlı hüzündedir, telaştadır. Ne yapacağını şaşırmış insandır. Allah'a Azze ve Celle'ye tevekkül edip O'na itimat eden, O'na güvenen insan ise bunun tersinedir. Ona hiçbir şey tesir etmez. Tesir eden şey Allah Azze ve Celle'nin rızası oldu mu olmadı mı, odur yani. İnsanın düşüneceği şeyler bunlardır. Tabii dediğimiz gayrimükellef, o hiçbir şeyden mükellef değil. Ama mükellef olan hepimiz mükellefiz. Mükellef olup da yapılan şeyler Allah Azze ve Celle'nin rızası için mi yapılmış, başka için mi, şeytanın rızası için mi, nefsinin rızası için mi yapılmış, ona göre kazanmış olur insan. O zaman onun rahatlığı olur insanda. Allah Azze ve Celle'nin rızasını isteyen insan daima rahattır. Çünkü bu yol hatırlatır. Hatırlamış olur, zikretmiş olur. Allah'ı hatırlamak, zikretmek, O'nu hatırlamak, insanın kalbine itminan verir. أَلَا بِذِكْرِ اللَّهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ (13:28) O'nu zikretmeyince telaştadır. Endişededir. Hiçbir zaman rahat değildir. Rahatlık, itminan, Allah Azze ve Celle'yle beraber olmak, O'nu hatırlamak, devamlı hazır olmaktır. "Allah hazır, Allah şahit, Allah nazır" diye tarikatların şiarıdır. Allah benimle, Allah görüyor. Allah şahidimdir diye. Bunu bilen insan kötülük yapmaz, iyilikten başka bir şey yapmaz. Allah onlardan eylesin bizi.

2024-08-21 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Allah Azze ve Celle'nin 99 ismi vardır. İsimler çoktur, ama bunlar ümmetimize bildirilen isimlerdir. Her isim, zamanın gerektirdiği şekilde tecelli eder. Şimdi ahir zaman olduğu için son isim Es-Sabûr'dur, yani aşırı sabreden demektir. Bu zamanın tecellisi onundur. Bu ismin tecellisi sayesinde, İslam'dan bu kadar sapılmasına rağmen ceza gelmemektedir. Çünkü kıyamet yaklaştı, yani son budur, bu mübarek isimdir. Bu yüzden insanlar sanıyor ki canları ne isterse yapabilirler, bir şey olmaz. Yaptıklarının hiçbir cezası olmayacağını düşünüyorlar. Halbuki bu ismin tecellisi olmasa, başlarına çok büyük azap ve ceza gelirdi. Allah affedicidir. Tövbe ederlerse o ceza silinir. "Allah sabrediyor" diye tövbe etmeden bir şey olmayacağını sananlar yanılıyorlar. O ceza er ya da geç gelecektir. Kaçacak hiçbir yer yok. Allah Azze ve Celle'den ne bu dünyada ne de ahirette kaçamazsın. Bu yüzden akıllı insan tövbe eder. Allah'tan af diler. Allah hepimizi affetsin. Allah'a şükür, bu yine bir merhamettir. Bu kadar kötülük, İslam'dan uzaklaşma ve küfre rağmen! Allah Azze ve Celle sabrediyor. Bu sabır bize de merhamet olarak yansıyor, çünkü derler ya "yaşla beraber kuru da yanar". O kötülüklerin cezası bize de dokunurdu. Allah'a şükür ki o sabır isminin tecellisi var. Bu sayede hayatımızı sürdürüyoruz. Allah hepimizi affetsin.