السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.
Allah Azze ve Celle Peygamber Efendimiz'i son Peygamber olarak gönderdi.
Efendimiz'in Peygamberlik işaretleri ve özelliklerden bir tanesi, ileriyi yani geleceği söylemek.
Peygamberlere, Allah Azze ve Celle'nin ilminden o gelecekten haber etme özelliği verilmiştir.
Peygamberlik, nübüvvet demektir.
İleriyi görüp, ileride olacak olanı söylemek.
Kur'an-ı Azimuşşan'da gelecekten haber eden, ileriyi söyleyen, gösteren ayetler çoktur.
Onları bazı insan anlar, bazı insan anlamaz.
Ama bu hutbede okuduğumuz ayet çok açık olarak gösteriyor nereye gideceğimizi.
Ona göre tedbir alın diye buyuruyor Allah Azze ve Celle.
İnsanoğlu diyor ki dünyaya hakim oldun.
Her şey elimdedir, her şeye hakimim.
Hiçbir şeyi bize tesir etmez.
İnsanoğlu, Allah, Tanrı diye bir şey tanımayan oldu.
Biz her şeye hakimiz söylüyorlar.
Lakin, bir anda, gece yahut gündüz, kibirlendikleri şeyleri dümdüz edip, dün hiçbir şey yokmuş gibi yaparız diye buyuruyor Allah Azze ve Celle.
Emrimiz geldi.
Allah'ın emri gelecek!
Bu dünyanın haline kanmayın, her şeye hakim olduğunuzu zannedip de Allah Azze ve Celle'yi unutmayın.
Her şey Allah Azze ve Celle'nin elindedir.
Her şey bir anda yok olup gider.
Yok olup giderken, sen de yok olup gitme.
Senin hiç olmazsa Allah'a döndüğünde yanında götüreceğin yaptığın iyilikler olsun. Onları kurtarmaya bak.
Öteki türlü Allah Azze ve Celle'ye karşı olanlarla olursan helak olup gidersin.
Dünyada zaten bir şey kalmaz.
Ahirette o vakit felaket olur.
Bu günler ahir zaman günleridir.
Her tarafta görüyoruz acayip acayip şeyler oluyor.
Eskiden aklı hayale gelmeyen şeyler oluyor.
Onu gören insanlar ona kanıp onlara tabi oluyorlar.
Allah Azze ve Celle'nin yolunda olmayan insanlara inanıp tabi olan helak olur.
Aklı olan zaten onu yapmaz.
Çünkü o da insandır.
Ona tabi olsan zaten sonunda ne sen kalacaksın ne o kalacak.
Onun için baki olan Allah Azze ve Celle'yle beraber ol.
Biten, ölen, yok olanla beraber olma.
Yok olacak insan, Allah Azze ve Celle'ye karşı olanlardır.
Sen de onlarla beraber yok olma diye buyuruyor Allah Azze ve Celle.
Bunu size öğüt veriyor, nasihat ediyoruz diye buyuruyor Allah Azze ve Celle.
Ama nasihat, öğüt dinleyen kim? Hiç kimse yok.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in hadisi şerifinde de buyurduğu gibi her gün öteki günden daha beterdir.
Gelecek her gün daha iyi değil, daha kötü.
Kötü dediğimiz hem iman bakımından, hem her bakımdan da daha kötü.
İnsanlar eskiden daha iyiydi, şimdi daha kötü oluyor.
Yine de insanlar bundan ibret çıkarmıyorlar.
Devam ediyorlar.
Halbuki bunu bilip de Allah'a sığınsalar, o vakit kazanmış olurlar.
Allah'a sığınmayınca iki taraftan da kaybetmiş oluyorlar.
Hiçbir fayda olmuyor insanlara.
Yol Allah yoludur, Allah Azze ve Celle'nin yoludur.
Kurtuluş yolu odur.
Çünkü dünya sonuna geliyor.
Sonuna gelse de gelmese de, insanın ömrü bitiyor.
Kıyamet daha kopmayacak diye bazıları söylüyor.
Daha çok vakit var.
Çok vakit var diyorsun da, sen kıyamete kadar mi yaşayacağını zannediyorsun?
İşte o insanlar akıllarını kullansalar kazanmış olurlar.
Allah Azze ve Celle akıl vermiş.
Ama akıllarını kullananlar ancak Allah Azze ve Celle'ye inananlardır.
Allah'a inanmayanlar akıllarını kullanmıyor maalesef.
Allah akıl fikir versin diyoruz.
2024-06-20 - Lefke
بسم الله الرحمن الرحيم
عَـٰلِمُ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ
(59:22)
صدق الله العظيم
Allah Azze ve Celle hem gaybı, hem de görüneni, hazır olanı bilir.
Bizim için görünmeyen, gaybta olan şeyler de Allah Azze ve Celle'nin ilmindedir.
Bizim bildiğimiz şeyler hiçbir şeydir.
Allah Azze ve Celle'nin ilminin yanında, bildiklerimiz hiç bile değildir; hiçin hiçi, hiçtir.
Allah Azze ve Celle her şeyi kendisi bilir.
O, her şeyi en güzel şekilde yaratmıştır.
Bazı insanlar, “Ben şunu okudum, bunu okudum, sırlar biliyorum” der.
“Bu sırları kimse bilmez, sırf ben bilirim” diye iddia edenler çoktur.
Hakiki âlimler, hakiki evliyalar öyle iddia da bulunmaz.
Onların da Allah’ın bahşettiği ilimle, insanlara fayda sağlamak için açıkladıkları bilgiler, Allah’ın ilminin yanında yok denecek gibidir.
Bu bilgi de Allah Azze ve Celle’nin ilminin yanında hiç sayılır.
Allah Azze ve Celle her şeyi kendi hikmetiyle yaratmıştır.
O sırlar sadece kendisindedir.
O bazı sırları kıyamet günü insanlara açıklar.
O bazı sırlar da, Allah’ın ilminin okyanuslarında bir damla bile değildir.
Aslında okyanus benzetmesi bile yapamayız, çünkü Allah Azze ve Celle’nin ilmi sonsuzdur.
Hudut desek olmaz, çünkü Allah’ın ilmi sonsuzdur.
Bizim için olan, bizim anladığımız sırlar vardır.
Onları kıyamet günü Allah Azze ve Celle herkese açıklar.
Bazı sırlar vardır ki onlar da insanların sakladığı sırlardır.
Onlar da kıyamet günü ortaya çıkacaktır.
Hiçbir şeyi saklayamazsınız.
Bütün sırlar aşikâr olur.
Ne yaptın, kime zarar veya iyilik ettin, hepsi ortaya çıkar.
Şu an yaşadığımız zaman diliminde ne olup bittiğini kimse anlamıyor.
Her şey birbirine karışmış çorba olmuş, şeytan istediği gibi insanlarla oynuyor.
İnsanlar da sırlarının kimse tarafından bilinmeyeceğini zannedip sevinip duruyorlar.
O sırlar kıyamet günü hepsi ortaya çıkar.
Herkes de ona göre hesabını verir.
Allah Azze ve Celle’nin kıyamet günü beyan edeceği başka güzel sırlar da vardır.
Onları da o zaman insanlar anlar.
Tabii, bu sırlar Allah Azze ve Celle’nin ilminin yanında zerre kadar bile değildir.
Bazı insanlar ‘sır’ lafını duyunca çok sevinirler.
Bu sır nedir acaba, diye merak ederler.
Çoğu insan, ‘Ben sırları bilirim’ diyenlerin peşinden gidip helak olur.
Bizim o sırların peşinden gitmemiz emredilmemiştir.
Bazıları, ‘Sır deyip’ insanları Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in gösterdiği yoldan saptırır ve ‘Sır deyip’ kendilerini haklı çıkarırlar.
'Bu sırların sahibiyle yürümen lazım' deyip, insanları yoldan çıkaran birçok grup olmuştur.
Bu bizim işimiz değil.
O sırlar varsa, Allah Azze ve Celle kıyamet gününe çıkartır. Görürüz.
Bizim yapmamız gereken, Peygamber Efendimiz (s.a.v)'in emrettiği yolda devam etmektir.
Namazımızı kılmak, orucumuzu tutmak, hacca gitmek, zekât vermek, iyilik yapmak ve kötülükten uzak durmak.
Günah olan şeylerden uzak durmalıyız.
Bunların hepsine Peygamber Efendimiz (s.a.v) nasıl emrettiyse öyle yapmamız gerekir.
‘Bu sır buymuş, bunu yapmaman lazım’ diyen birçok insan var.
Onları dinleyenler, o sır dediği şeylerle birlikte helak olur.
Kıyamet günü de o sırlar ortaya çıkar.
Yaptıkları şeylerin bir fayda etmediğini görürler o vakit.
Allah muhafaza etsin.
İnsanoğlu meraklıdır böyle gizli saklı şeyleri öğrenmeye.
Allah Azze ve Celle bu merakı vermiş.
İnsanın yaratılışında vardır.
Bu tür meraklara dikkat etmek lazım.
Gereksiz işlerle kendini helak etmeye gerek yoktur.
Allah muhafaza etsin.
Allah, insanın ve şerlilerin şerrinden bizleri korusun.
2024-06-19 - Lefke
Allah'a hamd, şükürler olsun.
Bugün bayramı idrak ettik.
Hayırlara vesile oldu, inşallah.
Allah taatlerinizi makbul eylesin.
Hacılar da hacı oldu şimdi.
Hac vazifelerini eda edip dönen döndü, dönemeyen ve rahmetli olanlar da orada kaldı.
Bu güzel bir şey.
Burada da kurbanlar kesildi.
Kendi yerinde kesebilen kesti.
Kesemeyen, fakir yerlere gönderdi.
Senede bir ya da birkaç senede bir et yiyen insanlar oluyor.
Onlara gidiyor.
Onlara gidince çok makbul oluyor.
Onların duaları Allah indinde makbuldür, inşallah.
Hayıra vesile olur.
Sonumuz hayır olur onların dualarının bereketiyle.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, her sene güzel ve gürbüz kurbanlar seçerdi.
Onları kesip hem yerdi hem de dağıtırdı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem.
O adeti Allah'a şükür Müslümanlar pek çok yerde takip ediyor.
Bazı yerlerde mezheplerine göre daha az yapıyorlar.
Bazı yerlerde daha çok yapıyorlar.
Müslüman, Allah'a şükür, kurbanın hem sevabından hem de etinden faydalanabiliyor.
Efdal olan, kurbanı kesip yemesi ve dağıtması.
Ama bu imkan şimdi artık daha zor oluyor.
İnsanlar bunu yapamıyorlar.
Onun yerine fakir memleketlere kurbanın bedelini verip orada kestirip böylelikle daha fazla hayır dua almak mümkün.
Şimdi bazı insanlar, manasına bakmadan tutturuyor: Hadis ne yazdıysa, onu yapacaksın.
Hadisin manasını anlamadan "Bu böyledir, bunu yapacaksın" diyorlar.
Öyle bir durum olsa hiçbir şeye gerek olmazdı.
Ne sahabelere gerek olurdu, ne başka bir şeye.
Sen nereden bulacaksın, nasıl yapılır, nasıl edilir, bu icraat nasıl yapılacak, nasıl bileceksin, bilmezsin tabii.
Ama şimdiki insanlar kendilerini akıllı zannedip çıkıyor ve "Hadis böyle dedi" diyor:
Burada keseceksin, yiyeceksin.
Hadis tamam da, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in zamanında orada da fakirlik had safhadaydı.
Onun için öyle münasiptir.
Daha sonra nasıl münasipse öyle olur.
Mühim olan, vacip olan bizim Hanefi mezhebimize göre kurban kesmek.
Nerede kesersen kes, sen adını verdikten ve o kurban senin adına kesilmişse, o vacip yapılmış olur.
Kurbanın birinci kan damlasıyla beraber cennetle müjdelenirsin.
Kurbanın üstünde kaç tüy varsa her tüy adedince on sevap yazılır.
Yani bu tamamdır.
Yiyen insanlardan da o kadar hayır dualar alırsın.
Onun için adını vererek kurban kestirmek münasiptir.
Kendi kesebilen, yerinde de kesebilir. O da olur.
Kurban etinden kendisi yiyip, komşuya da dağıtabilir.
Şimdiki insanlar her gün et yiyorlar.
Bir de et pahalandı diyorlar.
Şu oldu bu oldu deyip söylenip duruyorlar.
Çünkü her gün etten başka bir şey yedikleri yok.
Onun için kurban etini et yiyemeyen insanlar yesin, daha iyi.
Ama yine de kendi evi için kurban eti ayıran kurban etinden yiyebilir.
Zaten çoğu insan bayramlarda tatillere gidiyor, oraya buraya gidiyor.
O imkan da olmuyor.
Kurbanı kendi adına başkasına kestirmek isteyen, dikkat etmesi gereken kurban bedelini, kesme imkanına sahip, güvenilir olan ve kurbanın kesildiğinden emin olabileceği insanlara vermektir.
Çünkü bazı yerlere veriliyor.
Nereye gittiği belli değil, kesildiği, kesilmediği belli değil.
Onu da biraz araştırmak lazım.
Ondan sonra güvenilir, güvendiğin insanlara teslim edip, o güvendiğin insanların sorumluluğudur o artık.
Senden çıkmış o sorumluluk.
Onların sorumluluğunda olur.
Senin niyetine göre Allah sana sevabını, ecrini verir.
Allah mübarek eylesin.
İşte bugün de bayramın son günü.
Bu bayram da geçti.
Allah'a şükür.
Ömrümüz geçiyor.
Geçmesini zaten durduramayız, durduracağımız da yok.
Ama taatle geçmesi güzeldir, inşallah.
Bu bayram da güzel geçti.
Gelen giden ihvanlar oldu, Allah rızası için ziyarete gelenler var.
Şeyh Baba'nın türbesini ziyarete gelenler var.
Allah onların hepsini kabul etsin, mübarek eylesin.
Hayır duaları makbul olsun, inşallah.
Allah nice senelere yetiştirsin, inşallah.
2024-06-17 - Lefke
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱرْكَعُوا۟ وَٱسْجُدُوا۟ وَٱعْبُدُوا۟ رَبَّكُمْ وَٱفْعَلُوا۟ ٱلْخَيْرَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
(22:27)
صدق الله العظيم
Allah Azze ve Celle, Kur'an-ı Azimüşşan'da buyuruyor ki:
İbadet edin, secde edin ve hayır yapın.
Hayır nedir?
İnsanlara her türlü yardım hayırdır.
Yolu göstermek hayırdır.
İnsanlara her türlü hayır yapmak emirdir.
Namaz ve secde ise farzdır.
Hayır yapmak da emirdir.
Bunları yapan felah'a, yani kurtuluşa erer.
Kurtuluş nedir? Son nefesini Allah yolunda vermektir.
Son nefesinin bedeninden Allah'ın rızasıyla çıkmasıdır.
O'dur maksat.
Bu gayeyle hayır yaparsınız, en sonunda kurtuluşa kavuşursunuz.
Bu dünya ruh için, can için bir hapis yeri gibidir.
Can kuşu derler.
O kuş kafestedir.
Kafes bizim vücudumuzdur.
Can o kafesten kurtulmak ister.
Lakin o kurtuluşun iyi olması lazım.
Kuş, her kafesten, ister iyi olsun, ister kötü olsun, ister altından olsun yine de o kafesten memnun olmaz.
Kapıyı açarsan kaçıp gider.
Ruh da aynı şekildedir.
Bu vücuttan kaçabileceği saati bekler.
O kapı açılınca hemen gider.
Ama kurtuluşa mı gider, daha kötü bir yere mi gider o vakit?
İşte bu ayeti, Allah Azze ve Celle'nin emrini yerine getiren muhakkak iyiye gitmiş olur.
O kafesten kurtulup daha güzel bir yere gitmiş olur.
Öteki türlü kötülük yapan, Allah Azze ve Celle'nin emrini yapmayan, herkese zarar veren insanın ruhu da daha kötü bir yere gider.
İyi bir yere gidecek olan Allah Azze ve Celle'nin dediğini yapan insandır.
Doğru yol gösteriliyor.
Hayır yapmak herkes için iyidir.
Hayır yapan insan sevilir.
Kötülük yapan insan sevilmez.
Allah Azze ve Celle o sevgiyi insanlara vermez.
Allah Azze ve Celle bir kişiyi sevdi mi, Cebrail aleyhisselama şöyle bildirir: Ben bu kişiyi sevdim.
Haber ver.
Herkes bu kulumu sevsin.
Cebrail aleyhisselam da bu haberi verir.
Böylelikle insanlar da bu kimseyi sever.
Mahlukat da onu sever.
Öteki türlü bir kişi kötü oldu mu, 'Ben bunu sevmedim' diye buyurur Allah Azze ve Celle.
'Bunu da kimse sevmesin' diye buyurur.
Dünyada o kişi seviliyormuş gibi gözükse bile, aslında insanlar onu sevmez, sadece bir menfaat için ona karşı hoş davranır ve acayip bir hal olur.
Bu hal sevgi değil başka bir şeydir, kötülüktür.
Allah muhafaza etsin.
Allah hayır yapmamıza yardımcı olsun.
Allah, yolunda gitmeye, inşallah, bize müsaade versin.
İnşallah, Allah'a şükür, burada bulunan mümin insanlar iyilik yapmak için her türlü vesileyi, her türlü aracı yapmaya uğraşıyorlar.
Allah'ın rızasını kazanmak için hem ibadet yapıyor hem kurban kesiyor, ne gibi hayırlar daha yapabilirim diye soruyor.
İnsanlara, fakirlere, muhtaçlara, komşulara yardım etmek hepsi hayır yapmaktır.
Allah o hayrı yapmaktan mahrum etmesin bizi.
2024-06-16 - Lefke
Bu bayram hepimize mübarek olsun.
Allah kabul etsin.
Yaptığımız ibadetlerle Allah'ın rızasına nail olalım hepimiz, inşa'Allah.
Mübarek bayramlar olsun.
İslam alemine de Allah muhafaza etsin.
Doğru yolda olsunlar, inşa'Allah.
Peygamber Efendimiz'in Hadis-i Şerifi'ni okumuştuk.
Senenin en faziletli günü, Allah Azze ve Celle indiğinde, 'yawmun n-nahr wa yawmun qarr' dediği gündür.
'Yawmun n-nahr' yani kurban kesme günü, bugündür.
10 Zilhicce tarihindeki kurban bayramımızın birinci günü, Allah indinde en iyi gündür.
Allah indinde en iyi gün, elbette ki Peygamber Efendimiz'in de, müslümanların da, müminlerin de en iyi günüdür.
Mübarek olan iyi geceler var ama gündüz olarak en iyi gün kurban bayramının vuku bulduğu Zilhicce ayının 10'uncu günüdür, diye buyuruyor Peygamber Efendimiz.
10 Zilhicce en faziletli gündür.
Çünkü bu günde farzlar yapılıyor, vacipler yapılıyor.
Vakit, mekan, zaman olarak en mübarek gündür.
Mübarek gün ne demek?
Ruhuna bir ferahlık verendir.
Allah Azze ve Celle'nin insanın ruhuna verdiği bu ferahlık ahirete kadar ilelebet sürer.
Ferahlık dünyada olduğunu zanneden insanlar var.
Bu ferahlığı bulmak için dünyada her şeyi yapıyorlar.
Kendini memnun ve mutlu etmek için bir şeyler yapıyor insanoğlu.
Mutlu olmak için bir şeyler yapıp da ondan mutlu olacağını zannediyor.
Lakin sadece o an, o dakika, o saat için süren bir mutluluktur, ferahlıktır, sevinçtir.
Bir anlık bir hissiyattır.
Ama onun devamı olmuyor.
Bir saat sonra, bir gün sonra o mutluluğu bulamıyorsun.
O mutluluğu yeniden ararsan, aynı şeyleri tekrar yapacaksın. Fakat ne yazık ki, o mutluluk yine kısa sürede gidecek, kalıcı olmayacak.
İstersen bütün dünyanın her sevindiren ve mutlu eden şeylerini yap.
Bütün kendine nefsini tatmin edecek şeyler yap.
Bir saat sonra, bir gün sonra, bir ay sonra, 'ben şu kadar bir şey yaptım, bu kadar şey yaptım.' desen bile fark etmez.
Onun hiçbir faydası yok.
Devamı olmuyor.
O saat yapılıyor.
Orada kalıyor.
İlerisi için hiçbir faydası olmayan şeylerdir.
Allah rızası olmayan şeylerdir.
Allah Azze ve Celle rızası olmayan şeyler daha sonra sıkıntı oluyor, daha beter hal oluyor.
Daha fazla yapacağım deyip yapsa da yine aynı şekilde bir devamı olmayan şeydir.
Onun için Allah Azze ve Celle buyuruyor ki
قُلْ بِفَضْلِ ٱللَّهِ وَبِرَحْمَتِهِۦ فَبِذَٰلِكَ فَلْيَفْرَحُوا۟ هُوَ خَيْرٌۭ مِّمَّا يَجْمَعُونَ
(10:58)
İnsanlar, yapılan hayır hasenatla sevinsinler.
Yapabildikleri iyilikler, yerine getirdikleri Allah Azze ve Celle'nin emirlerini, üzerlerinde Allah'ın rahmeti olarak bilip ona sevinsinler.
Yaptığın hayır hasenatın mutluluğu geçici değildir.
İlelebet sürer.
Ölsen de seninle beraber gelir.
Mahşerde seninle beraber olur.
Cennette de seninle beraber olur.
İlelebet o mutluluk sende kalır.
Öteki dünya mutlulukları geçicidir.
Karun bile o kadar zengindi, o kadar servete sahipti, her türlü şeyi vardı.
Bir fayda etmedi.
Bu büyük bir misaldir.
Başka daha küçük bir misal ise:
Şimdiki insanlar yaşayacağız diyorlar.
Yaşamak istiyoruz.
Yaşamak dedikleri yani kendi nefsini tatmin etmektir.
Namaza gitmemek, oruç tutmamak, hiçbir şey yapmamak.
Onları yapmayınca yaşıyoruz zannediyorlar.
Her türlü halt yapınca yaşıyoruz zannediyorlar.
Ama onun kendilerine bile faydası yok.
Bir saat sonra o ferahlık, o sevinç, o mutluluk kalmıyor.
Onun için mutluluk isteyen insan bu gibi mübarek günlerde o mutluluğu bulabilir.
Hayırlarla mutlu oldukça, Allah da Azze ve Celle bu insana daha fazla mutluluk verir, sevinç verir.
Allah bugünlerimizi mübarek eylesin.
İyiyi kötüden ayırt edelim, inşa'Allah.
İyi olan daim olandır.
İyi ve kalıcı olmayan şeylerde mutluluk arayan, sadece çölde serap görmüş gibi bir anlık geçici mutluluk yaşar.
Hiçbir faydası olmaz.
Sonu da hüsran olur.
Allah, bu günlerimizi mübarek eylesin.
Allah, ferahlık eylesin hepimize.
Bereketli olsun.
Her türlü kötülükten muhafaza etsin, inşa'Allah.
İslam'a nusret versin.
Sıkıntı içinde olan Müslümanlar var, onların da Allah makamlarını âli eylesin.
Onların da nasipleri öyleymiş demek ki onlar sabırlı insanlarmış.
Allah'tan geldi diye o kadar sıkıntı içinde bile Allah'a hamd ediyorlar, razıdırlar.
Allah onlara da yardım etsin, inşa'Allah.
2024-06-13 - Lefke
Allah Azze ve Celle buyuruyor ki,
بسم الله الرحمن الرحيم
رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِۦ
(2:286).
Bize kaldıramayacağımız, takatını
getiremeyeceğimiz yükü bize yükleme diyor.
Bu Bakara Sûresi'nin son iki iki ayetidir ve Allah Azze ve Celle tarafınden doğrudan Peygamber Efendimiz'e hediye olarak Mirac gecesinde vermiştir.
Cibril aleyhiselam'ın vasıtasıyla değil, yani vahiyle değil de doğrudan Allah Azze ve Celle'den verilmiştir.
Onu her gece okuyan büyük nimetlere vasıl olur.
Ayeti Kerime'de 'bizleri takat getiremeyeceğimiz işlerden mesul etme' diye buyuruluyor.
Takat edemeyeceğimiz halleri bize ne hiç yükleme ne de yanından bile geçirme.
Bu ayetler Allah Azze ve Celle'nin bize bir lütfudur.
Tabii dünya oldukça insanda sıkıntı olur.
İnsanın çekeceği sıkıntıları vardır her insanın çekeceği sıkıntı başka.
Başkasının çekeceği sıkıntısı başkadır.
bazı insanlar rahat olduğu halde ben sıkıntıdayım diyor. Ne için?
Haşa, Allah beni niçin yarattı diye soranlar da oluyor.
Halbuki her şeyleri var.
Bazı insanlar da her türlü bela üstlerine yağmur gibi yağıyor.
Fakat sabreden, Allah'a Azze ve Celle'ye tevekkül eden Allah'a imanı kuvvetli olandır.
Ötekisinin imanı zayıftır tabii daha öğrenmesi lazım.
Seni sana sorarak Azze ve Celle bu hayata seni yaratmadı.
Nasıl bir hayat istersin, nasıl yaratayım seni, yaratılmak ister misin, istemez misin diye Allah sana sormadı.
Akıl mantık var.
Akıl mantık olmayan çok insan var.
Bizi yaratan Allah Azze ve Celle'dir
Senin haddine mi, ne için beni yarattın diye sormak.
Anlamazsan sor istediğin kadar.
Sana bir fayda gelmez.
Allah muhafaza, zarar gelir.
Allah herkesi yaratmış.
İmtihan için yaratmış.
Kendi hikmetiyle yaratmış.
Sen gelmişsin bu dünyaya, sana bu büyük bir nimettir bu.
O nimetinin değerini bilmeszen büyük bir cezaya müstahak olursun.
Devamlı Allah muhafaza etsin.
Her türlü iptila var insanların.
Hastalık var, çoluk çocuğun asi olmaları var, hasta olmaları var.
Çocukların başka türlü olmaları var.
Her türlü iptila çok bu dünyada.
Onun için devamlı Allah bize kaldıramayacağımız
yük yüklemesin diye dua etmek lazım.
Biz aciz kullarız.
Aciz kullar olduğumuz için, yar Rabbi, bizi imtihana tabi tutma.
Kereminle, rahmetinle muamele et.
Bizi hiç fazla imtihan etme.
İkram et.
İmtihan istemeyiz, ikram isteriz.
Cömertsin, biz fakir kullarınızız.
O cömertliğinden bize ver, ya Allah.
En büyük şey de, iman kuvveti versin.
İman kuvveti verdikten sonra insan imtihanı kaldırır.
İmtihanı kaldıranlar olsa bile, tabii herkes kaldıramaz.
Onun için hiç imtihan etmeden bize ikram buyur diye Allah'a dua ederiz.
Allah hepimize ikramından versin, imtihanından vermesin, inşa'Allah.
İmtihanı olanlara da Allah yardım etsin.
İmtihanları kalksın, imtihanları kolay olsun.
Allah onlara sabır versin, inşa'Allah.
2024-06-12 - Dergah, Akbaba, İstanbul
بسم الله الرحمن الرحيم
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَدْخُلُوا۟ بُيُوتًا غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتَّىٰ تَسْتَأْنِسُوا۟ وَتُسَلِّمُوا۟ عَلَىٰٓ أَهْلِهَا
(24:27)
Kur'an-ı Azimuşşan'da Allah Azze ve Celle buyuruyor ki bir yere geldiğiniz vakit, bir eve geldiğiniz vakit o evden izin isteyin girmek için.
İzin verirlerse girin diye buyuruyor.
Allah Azze ve Celle vermezlerse:
قِيلَ لَكُمُ ٱرْجِعُوا۟ فَٱرْجِعُوا۟
(24:28)
Oradan gidin, çekilin.
İlla ısrar edin demiyor Allah Azze ve Celle.
Kur'an-ı Azimuşşan edebi öğretiyor insanlara.
Hem edebi öğretiyor, hem edeble beraber insanlığı.
Edeb demek insanlık demek.
Edepsizlik demek artık ne dersen de olur.
Onun için tarikat ehli bahusus buna dikkat etmesi lazım.
Bazı yerlerde edeb lazım.
Her tarafta edeb lazım da, ama bazı yerlerde daha fazla mühimdir.
Evin hürmeti var.
Evin hem dinen hem örfen, yani bilinmiş olarak hürtmeti var.
Ama maalesef şimdi ahir zamanda yaşadığımız için herkes kendi kafasına göre bir şey üretiyor.
Onu doğru zannediyor.
Doğru olan edeptir.
Eski zamanlarda, Allah makamlarını âli etsin, Osmanlı'nın edebi vardı.
Osmanlı'dan sonra edeb kalmadı.
Haya kalmadı, Peygamber Efendimiz buyurduğu gibi.
En son ortadtan kalkacak olan haya ve edeptir.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in buyurduğu zahir oluyor.
O'nun mübarek sözlerini emir olarak saymak lazım, tarikat ehli bahusus.
Edep hakkında öğrenmek gereken ne varsa öğrenmek lazım.
Osmanlı edep hakkında kitap da çıkarmış.
Bu edeb ve irfan hakkındaki kitap nasıl davranılması gerektiğini öğretmektedir.
İnsanlara şaşırmasınlar, iyiyi kötüyü görmeleri için kitap çıkarmışlardı.
Tabi şimdi edepten eser yok.
Allah onlardan razı olsun.
İnşaAllah onların yolundan gitmeyi nasip etsin hepimize.
2024-06-11 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Allah'a şükür, bu mübarek günler, bu zilhiccenin on günü senenin mübarek günlerindendir.
Allah Azze ve Celle, bunu Kur'an'da da zikretmiştir.
Onun bereketi ve faydası Ümmet-i Muhammediye'dir.
Ona mahsus olarak Allah Azze ve Celle, Peygamber Efendimiz'in ümmetine vermiştir.
Bu mübarek günler, hem hacılar hem de hacı olmayanlar için de mühimdir.
Sevabı çok olan, hediyesi çok olan günlerdir.
O günlerden ne kadar istifade edebilirsen et, Allah Azze ve Celle'nin.
Allah Azze ve Celle'nin tükenmez hazineleri vardır.
Dünyadaki insanlar ne kadar zengin olsa da cömertlik bir dereceye kadar olur.
Allah Azze ve Celle'nin indinde sonsuz bir kerem, cömertlik vardır.
O cömertlik insanlara verilmiştir ama insanlar istifade etmiyor.
Ondan kaçıyorlar.
Sonra da niçin bu üzüntü var, niçin bu daralma var diye düşünüp dururlar.
Halbuki Allah Azze ve Celle, "Benim yolumda olan insana genişlik ve rahatlık veririm" diyor.
Ötekisine dünyada sıkıntı veririm, ahirette de azap veririm diyor Allah Azze ve Celle.
Allah Azze ve Celle, Arhamu'r-Rahimin rahmetine rahmeti bol olan Allah Azze ve Celle, bu rahmetinden herkese verir, herkese yeter, artar.
Hiçbir noksanlık olmaz.
İnsanlar nankördür, akılsızdır daha fazla.
Allah yolunda olmayanların düşünceleri tamam değildir.
Düşünceleri yanlıştır.
Allah'la beraber olanlar daima kazananlardır.
Daima sonları hayır olanlardır.
Allah hepimize mübarek eylesin bu günleri.
Hacılarına gidemeyenlere de, hepimize de onların sevaplarını versin.
Çünkü çok insan gidemedi.
Gidenlere de Allah mübarek eylesin.
Allah tamamına erdirip o hediyelerle, manevi hediyelerle, zahiri ve batıni hediyelerle dönsünler inşaAllah.
Bereketlerinden dönsünler inşaAllah.
2024-06-10 - Dergah, Akbaba, İstanbul
عوذ بالله من الشيطان الرجيم
بسم الله الرحمن الرحيم
وَمَنيَبۡتَغِغَيۡرَٱلۡإِسۡلَٰمِدِينٗافَلَنيُقۡبَلَمِنۡهُوَهُوَفِيٱلۡأٓخِرَةِمِنَٱلۡخَٰسِرِينَ
(3:85)
İslam'ın dışında kim din ararsa bilsin ki o edindiği din makbul olmaz.
Yeryüzünde makbul olan İslam'dır.
Allah'a şükür şimdi 12-13 gün Avrupa'yı dolaştık.
Allah'a şükür Müslümanlar var, yeni olan Müslümanlar da var, Allah'a şükür.
Eskiler de çoktur.
İnsanlar o memleketlerde bir şeyler arıyorlar.
Bazen aradıkları şey İslam'ın dışında olduğu için Allah'ın indinde makbul değildir.
Bütün kendi kafalarına göre yaptıkları şeylerin hiçbir kıymeti yoktur.
Ahirette de hüsranda olurlar.
Allah Azze ve Celle'nin buyurduğu budur.
Çok acayip şeyler gördük.
Nelere taktıklarını gördük.
Ama onların hiç bir fayda olmadığı bellidir.
Fayda olan Allah Azze ve Celle'nin emrettiği İslam dinidir.
Nur ondadır.
Bereket, fayda, her türlü iyilik İslam'dadır.
İslam'ı takip edenler, o yolu gidenler kazanmıştır, dünyada zengin olmasalar bile.
Dünyanın en zengin ülkeleri diyorlar.
Onun hiçbir kıymeti yoktur.
Çünkü ahirete hiçbir şey götüremezler.
Hepsini dünyada bırakıp gider.
Orada bir de ahiretten önce insanı yakıyorlar.
Külünü atıyorlar.
Gittikleri yolunun sonunda bir faydasının olmadığı demektir.
Bu takip ettikleri yol, sonu hüsran olan bir yoldur.
Onlarda akılları var.
Görüyorlar çoğu zaman.
Ama nefisleri, şeytan ve şeytandan beter
insan şeytanları, onları o güzel yoldan alıkoyuyor.
Doğru yolda iki adım atar atmaz, hemen onları yoldan
çıkarıp uçuruma atıyorlar, helak ediyorlar onları.
Allah muhafaza etsin.
Allah onlara da hidayet versin.
Doğruyu görsünler.
Doğru yolu görsünler.
Boş boşuna eziyet çekmesinler.
Allah insanlara hidayet versin, inşa'Allah.
Allah, sahip göndersin.
İnsanlar şeytana uymasın, inşa'Allah.
2024-06-04 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Allah bu ışığı, bu nuru bizim kalplerimize de versin.
Bir Mü'min kalbinde her zaman nur bulundurmalıdır, bu şekilde her yer onun için en iyi hale gelir.
Allah buyuruyor ki, nur arayın.
Nur Allah Azze ve Celle‘dendir.
ٱللَّهُ نُورُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ
(24:35)
Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, Allah’ın nurundan yaratılmıştır.
Nurun nerede olduğunu aramalıyız.
Nur Allah'tan gelir ve karanlık şeytandan gelir.
Allah’ın emirlerini yerine getirdiğinizde, daha fazla nurla dolarsınız.
Allah size daha fazla nur verir.
Şeytanla beraber olduğunuz her seferinde daha fazla karanlık üzerinize çöker.
Allah’ın rızası için yaptığınız her şey, bu nurun size daha fazla gelmesini sağlar.
Nefsiniz için bir şey yaptığınızda ise nur değil karanlık gelir.
Allah bu nuru kalplerimize versin inşaAllah.