السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.

Mawlana Sheikh Mehmed Adil. Translations.

Translations

2024-11-11 - Lefke

وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلصَّبۡرِ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلۡمَرۡحَمَةِ (90:17) أُوْلَـٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ (90:18) Allah Azze ve Celle sabır ve merhamet sahibi müminlere müjde veriyor. Onlar en yüksek makamlarda, sağ tarafta, cennetin güzel yerlerinde olurlar. Allah Azze ve Celle'nin merhametine nail olurlar. Bu sabır ve merhamet İslam'ın esasıdır. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in öğrettiği, bize tavsiye ettiği, gösterdiği yoldur. Müslüman merhametli olur, sabırlı olur. Sabırsız, merhametsiz olan kendini ıslah etmelidir. Kâfirde merhamet yok, sabır yok, hiçbir iyilik yok. Onlar cehennemin müşterileridir. Cehenneme layık olan insanlardır onlar. Sabır ve merhameti olmayan insana Allah da merhamet etmez. Merhamet etmeyen merhamet bulmaz. Onun için mümin her zaman iyiliktedir. Herkese iyilik ister. Sadece insanlara değil, her türlü hayvana, ağaca, her şeye merhamet vardır. Bu yüzden yeşil olan şeyleri, ağaçları boş yere kesmek olmaz. İslam'da yeşili yakmak da olmaz. Bu mekruhtur. Buna izin verilmez. İnsanlar yapıyor, her türlü şeyi yapıyor. Merhamet, sadece insana değildir. Ağaca, kuşa, hayvana, her şeye merhamet İslam'ın gösterdiği yoldur. Şimdiki münafık insanlar kendilerini merhametli olarak gösterirler insanlara. Halbuki onların hiçbir merhameti yok, hiçbir şeyi yok. Allah Azze ve Celle'nin koyduğu kanunlara, yaşayışa ters olarak hareket ederler. Bu da insanlara zulümdür. Çünkü her şey mizanla, teraziyle yaratılmıştır. Bir şeyi değiştirdin mi, ona karıştın mı herkese zulmetmiş oluyorsun. Tabii bu zamanın insanları aynı şeyi yapıyorlar. Hiçbir merhamet kalmamış. İyilik kalmamış. Bir de üstüne "biz iyiyiz, biz merhametliyiz" diye konuşuyorlar. İslam'dır. En güzel şeyi gösteren, en iyi yolu gösteren, insanlık için gerekli olan şey İslam'dır. İslam'ın dışındakiler: Hepsi insanlığa kötülüktür, kabahattir, her türlü zarara sebep olur. İslam yolu insanlığın kurtuluşudur. Allah Azze ve Celle Kur'an-ı Azimüşşan'da buyuruyor: وَلَوۡ اَعۡجَبَكَ كَثۡرَةُ الۡخَبِيۡثِ (5:100) Pis şeylerin, kötü şeylerin çokluğu seni aldatmasın, "herkes bunu yapıyor, ben de yapayım" diye, sen sakın ona yeltenme, onu beğenme. لَوۡ اَعۡجَبَكَ Yani beğenme. Herkes yapıyor diye sen de yapma. Onlar zarardadır. Sen kendini tehlikeye atma, pisliğin içine atma, sakın buna yeltenmeyesin diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. İslam dünyada az olsa da onunla bağlı ol, ona tabi ol ki sen de kurtulasın, başkalarına da inşallah kurtulmaya vesile olur inşallah.

2024-11-10 - Lefke

اِنَّ الدِّيۡنَ عِنۡدَ اللّٰهِ الۡاِسۡلَامُ (3:19) İslam dini, Allah Azze ve Celle'nin insanlara gönderdiği dindir. Başka din yoktur. Din tektir. Bütün peygamberler bu din üzerinedir. Hepsi İslam'dır. Şeriatlar değişse de her peygamber, kendisinden sonraki peygambere bu emaneti teslim etmiştir. Bu emanet, Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)'e gelene kadar devam etmiş ve O "Bu dini tamamladım" buyurmuştur. اَ لۡيَوۡمَ اَكۡمَلۡتُ لَـكُمۡ دِيۡنَكُمۡ وَاَ تۡمَمۡتُ عَلَيۡكُمۡ نِعۡمَتِىۡ وَرَضِيۡتُ لَـكُمُ الۡاِسۡلَامَ دِيۡنًا (5:3) Bugün din tamamlandı. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) sahabelere veda hutbesinde "Bütün her şeyi öğrettim" diye bildirmiştir. O vakit tabii Peygamber Efendimiz'i insanlar anlamadı. Sadece Hazreti Ebu Bekir Hazretleri anladı ki artık din tamamlandı, Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) irtihal edecek ahirete. Ağlamış. Diğer sahabeler farkında değillerdi. Hazreti Ebu Bekir'in ağlamasını görünce bilmişler ki bir şey var, üzüntü oldu. Anlayan üzüldü. Çünkü Peygamber Efendimiz'in yaşı 63'tü, gayet kuvvetli, normal insanlardan çok daha kuvvetli olarak yaşıyordu. O vefatı tabii sahabeye büyük bir üzüntü oldu ama onun vazifesi dünyada bitmedi, daimdir. Haydır, ölmez, her zaman hazırdır, Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetine hazırdır. En son peygamber O'dur. Ondan sonra gelen ümmet O'nun yolunu takip etmesi lazım. O yol nasıl takip edilir? O'na olan bağlantı, Ehli Beyt'ten sahabeye, sonra ulemaya, evliyalara ve meşayihlere, böylece günümüze kadar geliyor. Doğru yol odur. Başka kendi kafasına göre insanlar "Ben biraz değişiklik yapayım, şunu yapayım, bunu yapayım" diyemez. Esas meselelerde değişiklik olmaz. Namazlarda, ibadetlerin vakitlerinde yapılacak şeylerde değişiklik olmaz. Maişet babında olanlar da tabii zamana göre uyar. Ama esas olan hac, namaz, zekât, oruç, onlar hepsi aynı devam eder. Onların hiçbir değişikliği olmaz. Bu da işte tarikatımızın yoludur. Bizim tarikat, Peygamber Efendimiz'e tabi olmak, onun yolundan gitmek, Allah'ın emirlerini yerine getirmektir. Başka şey yoktur. Fitne yapan çok olur. Çekemeyen çok olur. يُرِيۡدُوۡنَ لِيُطۡفِـُٔـوۡا نُوۡرَ اللّٰهِ بِاَ فۡوَاهِهِمْ وَاللّٰهُ مُتِمُّ نُوۡرِهٖ وَلَوۡ كَرِهَ الۡكٰفِرُوۡنَ (61:8) Nuru ağızlarıyla üfleyerek söndürmek istiyorlar. O nur sönmez. Nuru tamamlayacak Allah Azze ve Celle'dir. Bu nur, Allah'a şükür, doğru yolda olan Müslümanlar da, Peygamber Efendimiz'in yolunda olan Müslümanlar da o nuru söndüremezler. O nur devam eder. Allah'ın izniyle fitne yaptıkları kadar yapsınlar. İsteyen beğensin, isteyen beğenmesin. Tarikattayız biz. Tarikatımız Nakşibendi tarikatıdır, 41 tarikat vardır. Onlar hak tarikattır. Beğenen beğensin, beğenmeyen beğenmesin. O Allah ile aramızda olan ahit, söz budur, Peygamber Efendimiz'in sözü budur. Başka değişmez inşallah. Bu biat Peygamber Efendimiz'in biatıdır. Aynı yolda devam ediyoruz Allah'ın izniyle. Kim ne söylerse söylesin, Vahhabi'sidir, Selefi'sidir, neyse. Kimseden çekinmemiz yok, korkumuz yok. Kimseye de borcumuz yok. Beğenen beğensin, beğenmeyen kendi bilir. Allah bizden razı olsun, o yeter bize. Allah bu yoldan ayırmasın, Allah şaşırtmasın. Çok şaşıran Müslümanlar var, onlar kendilerini helak eder. Doğru yol bu yoldur, Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)'in gittiği yol, bin dört yüz senedir değişmeden gelmiştir. Şimdi son zamanda değişen insanlar var. Onlar da şanssız insanlardır. Allah bizi de onların akıbetinden muhafaza etsin. Doğru yoldan ayırmasın inşallah. Hidayet versin insanlara da.

2024-11-09 - Dergah, Akbaba, İstanbul

تُعِزُّ مَن تَشَآءُ وَتُذِلُّ مَن تَشَآءُۖ بِيَدِكَ ٱلۡخَيۡرُۖ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٞ (3:26) Her şey Allah Azze ve Celle'nin elindedir. İstediğini aziz kılar, yükseltir. İstediğini alçaltır. Buna iman eden insan rahat eder. Allah'la beraber olan aziz olur. Allah'la beraber olan yükselir, yüce olur. Onunla beraber olmayan zelil olur. Zelil, kıymetsiz demek, itibarsız demek. İzzet Allah Azze ve Celle'yle beraber olmaktır. Allah ile beraber olan muhakkak onun derecesi yüksektir. Allah ile beraber olmayan, O'na karşı olanlar istediği kadar insanlar onu yüceltsin. Faydası yok. Allah Azze ve Celle'nin huzuruna hepimiz çıkacağız. Allah Azze ve Celle'yle beraber olan, Allah'ın sevdiği kullarla beraber olan kurtulur. Onun için sevdiğine dikkat edeceksin, kimi seviyorsan onunla beraber olursun diyor Peygamber Efendimiz. O'nunla haşrolursun kıyamet günü. Onun için iyi insanları sev, Peygamber Efendimizi sev, evliyaları sev, Allah Azze ve Celle'yi sev ki kurtulasın. Dünyada kurtulmuşsun mühim değil. Ahirettir mühim, ebedi hayattır mühim. Onun için dikkat etmek lazım. Ona göre insan hesabını yapsın, kitabını yapsın. Allah akıl vermiş, fikir vermiş, muhakeme vermiş insana. İnsan hayvan gibi değil, hayvanda akıl yok zaten, beyin var. O da ancak yiyip içip çiftleşir, o başka türlü değil. Ama insanoğlu iyi kötüyü ayırt etmelidir. İnsan kandırılmış olabilir. Hesabını yapsın: Acaba bu doğru mudur, kötü müdür, iyi midir, değil midir? Bu dünyadaki menfaat mi daha iyi, ahiretteki menfaat mi daha iyi? Ona göre hesabını yapıp kimi seveceğini, kimi sevmeyeceğini bilsin inşallah. Allah iyileri sevdirsin bize ki iyilerle olalım, Allah'la beraber olalım.

2024-11-08 - Dergah, Akbaba, İstanbul

وَلَا تَقُولَنَّ لِشَا۟یۡءٍ إِنِّی فَاعِلࣱ ذَ ٰلِكَ غَدًا (18:23) إِلَّاۤ أَن یَشَاۤءَ ٱللَّهُۚ وَٱذۡكُر رَّبَّكَ إِذَا نَسِیتَ (18:24) Allah Azze ve Celle bize Kur'an-ı Azimüşşan'da her yapacağımız iş için "bunu yapacağım, edeceğim" demememizi buyuruyor. Allah Azze ve Celle bize "Allah isterse bunu yapacağım" diye öğüt veriyor, emir veriyor, nasihat ediyor. Çünkü insanoğlunun bir dakika sonra ne olacağı belli değil. İnsanlar bol keseden atıp tutar, "şöyle yapacağım, böyle yapacağım" der. Zaten yüzde 99'u palavra. Onun için her yapacağın işi "Allah isterse, nasip olursa bunu yapmak isterim" diye söylemek lazım. İnsanların çoğu bunu hiç düşünmezler. Zannederler ki her şeyi yapabilirler, her şeyi edebilirler. Çoğu zaman insanlar geliyor, "ben her şeyi mükemmel yaptım, bu iş olacak" diyor. Bir yere geliyor, ondan sonra olmuyor. Demek ki Allah Azze ve Celle istemiyor. Allah isterse olur, istemezse olmaz; o yüzden üzülmemek lazım ama gayret göstermek şart. Gayretsiz sırf konuşmakla da olmuyor. Hem gayret edeceksin hem de "Allah müsaade etsin, Allah yardım etsin, bu işimizi tamamlayalım" diye devamlı Allah Azze ve Celle'yi unutmayacaksın. Bu zikirdir. Zikir demek unutmamak demek, hatırlamak demektir. Sırf "Allah Allah" çekip de zikir yapmak değil, her dakika her işte Allah'ı hatırlamak zikir demektir. Onun için buna dikkat edip, gayret gösterdikten sonra olursa Allah'a şükredecek, olmazsa hamd edeceksin. "Allah daha hayırlısını versin." Allah istediğine güzel şeyler yaptırsın bize inşallah.

2024-11-07 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Allah'a şükür, yine kavuştuk. Allah'ın inayeti ve takdiriyle güzel bir yolculuk oldu. Allah yolunda olan, Allah'ı ve Peygamber Efendimiz'i seven birçok ihvanımızla ve sevenlerle bir araya geldik. Onların da ruhaniyetleri ferahladı. Bizim de, Allah'a şükür. Nihayet, Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)'in huzuruna vardık. Buralar mübarek mekânlardır. Çok yüce, çok büyük tecelliler mevcuttur. Allah'a şükür ki insanları cezbediyor. Ne kadar zorluk olursa olsun, Allah'ın mükâfatı o nispette fazla oluyor. Bu sebeple, ne olursa olsun, insan gittiği vakit zorluklar olacaktır. Bu zorluklara tahammül etmek, Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)'in huzurunda olmak için değer. Allah'a şükürler olsun. Allah tekrarını nasip etsin, gitmeyenlere de nasip etsin inşallah. Orada ne olursa olsun, oraya varabilmek en büyük nimettir. Buna şükredip hamd etmek gerekir. "Burası şöyle oldu, bu böyle oldu" dememeli. Bunlar mühim değildir. Mühim olan, oraya davet edilip kabul olunmaktır. Diğer meseleler önemli değildir. İnsan sıradan bir tatile gitmiyor. Bu bir tatil değil, büyük bir mükâfat ve büyük bir davete icabettir. Bu sebeple edeple girip edeple çıkmak gerekir. Allah'a şükür, sonunda mükâfatını görür. "Buraya koydular, buraya koymadılar" diye üzülmeye gerek yoktur. Oraya vardığınızda her yer cennet bahçesidir. Sizi oraya kabul ettiler mi, etmediler mi? Bu mühim değildir. Mühim olan, Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)'in huzuruna varıp mübarek kabr-i şerifinden geçmektir. Peygamber Efendimiz hazırdır, nazırdır. Size bakıyor, sizi görüyor. Zira salavat getiriyorsunuz. Salavat getirdiğinizde, selam verdiğinizde O da size selam ve salat ile mukabele ediyor. Her yerde mümkündür, dünyanın her yerinde olur; ancak oraya ziyaret etmek, elinden gelirse, müminlerin en büyük arzusudur. İnşallah Allah kabul eder. Gitmeyenlere de nasip eder inşallah. O dikenlerin arasında gülü koklamak, güle kavuşmak hepsine değer. Bu eziyetlerin hiçbir ehemmiyeti yoktur. Bazı insanlar sadece gülü değil, dikenleri düşünür. "Şöyle diken vardı, böyle acıttı" derler. Hayır, maksat diken değil, güldür. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)'in mübarek varlığı her şeye değer, her şeyin en kıymetlisidir. Bunu idrak eden, Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)'in rızasına nail olur. "Beni her şeyden çok seveceksiniz" buyuruyor. "Beni unutup da dikenleri düşünmeyin" buyuruyor. "Beni düşünün, beni sevin" buyuruyor Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem). En büyük arzumuz Peygamberimiz'i sevmek, O'nun şefaatine nail olmaktır. O'nu sevmek demek ebedî saadet, ebedî güzelliktir. O'nunla beraber olmak, cennette O'nun civarında bulunmaktır. Allah hepimize nasip etsin.

2024-10-10 - Dergah, Akbaba, İstanbul

فَسِيۡرُوۡا فِى الۡاَرۡضِ (3:137) Allah Azze ve Celle "seyahat edin" diye buyuruyor. Yeryüzünde Allah Azze ve Celle'nin mülkünü görün. İbret alın, faydalanın. İnsanlara fayda verin diyor. Seyahatin çeşitleri var çünkü. Dünya için seyahat, nefsin için seyahat var. Allah rızası için seyahat var. İnşallah Allah rızası için yola çıkacağız, bu sefer uzak yerlere. Bu yerlerde Müslüman da var, Müslüman olmayan da var. Şeyh Efendi'nin insanların kalplerini bu yola toplamış. O yolda devam ediyorlar. Ektiği güzel tohumlar büyüyor, çoğalıyor. İnsanlığa fayda oluyor. Bu yol Allah yoludur. Allah Azze ve Celle'nin insanlara bir nimetidir. Tabii dediğimiz gibi Müslümanlar da var ama insanoğlu bazen yoldan çıkıyor veya bazı şeylere uymuyor. Allah'a şükür tarikatımız, şeriat aynıdır. Beraber o yolu göstermek için seyahatimiz onun için oluyor inşallah. Fayda olur bize de onlara da. Çünkü dediğimiz gibi insanoğlu ahiret için yaşıyor. Ahiretin çiftliği dünyadır. Burada ne ekersen orada bulursun. Allah'a şükür, dünyaya çok dalmış, dünyadan başka bir şey düşünmeyen insanlar bu vesileyle uyanıyorlar. Allah yoluna devam ediyorlar. Dünyaya fazla ehemmiyet vermiyorlar. Dünyayı Allah rızası için kullanıyorlar. Bu da gereklidir. Dünyayı sadece dünya için değil, ahireti hatırlatmak için kullanmalıyız. وَذَكِّرْ فَإِنَّ الذِّكْرَىٰ تَنفَعُ الْمُؤْمِنِينَ (51:55) Hatırlat diyor Allah Azze ve Celle. Bu hatırlatmak fayda olur, menfaat olur insanlara. Onun için inşallah Allah muvaffak eylesin. Hem yeni insanların hidayete ermesine, İslam'a girmelerine vesile olsun. İnsanlara da ahireti hatırlatmak için, kalplerini nurlandırmak için inşallah faydamız olur. Fayda konusunda bizim hiçbir şeyimiz yok. Biz sadece bir aracıyız. Meşayihlerin yoludur. Onların vesilesiyle, onların nazarıyla bu güzel yol dünyanın her tarafında nur olarak, İslam nuru olarak insanların kalplerine ulaşıyor inşallah. Allah hepinizden razı olsun. Bu doğru yola daha fazla insan gelsin. Çünkü şeytanın yolu daha kolay. Nefsin için daha kolay gözüküyor. Ama kolaylığı iyi değil. Kolaylık, nefsine tabi olan insan nefsiyle beraber olur. Allah Azze ve Celle'nin yoluna giden insan kazanmış olur. Allah hepimizi onlardan eylesin.

2024-10-09 - Dergah, Akbaba, İstanbul

اِنَّمَا الۡمُؤۡمِنُوۡنَ اِخۡوَةٌ فَاَصۡلِحُوۡا بَيۡنَ اَخَوَيۡكُمۡ​وَ (49:10) Allah Azze ve Celle'nin emri: Müslümanlar, müminler kardeştir. Kardeşler arasında bir fitne çıkarsa onları birbiriyle barıştırın. Bu büyük bir fazilettir, bir rahmettir. Allah Azze ve Celle buyuruyor ki, bunu yaparsanız rahmetim üzerinize olacak. لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُوۡنَ (49:10) Bu çok önemli, çünkü müminlerin arasına şeytan sürekli girmeye, aralarını bozmaya çalışır. Bozunca da insan şeytanın kontrolüne girmiş olur. Gıybet de eder, kötülük de yapar. Allah'ın yasak ettiği şeyleri yapar. Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in buyurduğu gibi, müminin her şeyi diğer mümine haramdır. Kanı, malı, canı, ırzı onu Allah Azze ve Celle haram kılmış. Ona dikkat etmek lazım. Bu yüzden anlaşmazlık çıkınca insan her türlü şeytani işe kalkışmaya hazır hale gelir. Onun için insanlar arasında anlaşmazlık varsa onu iyilikle, hatta yani doğru olmayan şey bile olsa o müsaade olur. "Bu adam seni seviyor, bu adam sana bir şey demiyor" desen bile de o da münasip olur. İnsanları arasında ıslah etmek için, sulh yapmak için, barıştırmak için. Bu zaman da tersine oluyor. Bir şey oldu mu adamı körüklüyorlar yahut aile içinde kadın kocasıyla anlaşamayınca aileler onlara nasihat edeceğine hemen anında "Boşa bunu" der, kadını evlerine alır. Orada daha fazla sakinleştireceğine daha fazla körükler. Hatta dönmesin diye ellerinden geleni yaparlar. Bu zamanın insanı çoğu böyledir. Sonra da ne evlenebilir, ne barışabilir, başına türlü dertler gelir. Bunlar mühim şeylerdir. Bu zamanın insanları "Ben haklıyım" diye kafasına koyar. Haklı olsan bile, bazen iyi geçinmek için katlanmak gerekir. Onun için nasihat etmesi lazım. Aile içinde veya insanlar arasında anlaşmazlık ya da fitne çıkarsa, onları yatıştırmak için her yolu denemek gerekir. Allah'ın sevdiği şeydir. İhvan, Müslümanlar, karı koca arası, aile arası, çocukla anne baba arası. Bütün bu ilişkilerde barış ve iyi geçinmek için elinizden geleni yapmanız gerekir. Allah hayırlı geçimler versin. Fitne yapmak kolaydır. Barıştırmak zordur. Allah yardım etsin. Fitneler düşmesin ailelere, insanlar arasına. İyi insanlar beraber olsun inşallah.

2024-10-08 - Dergah, Akbaba, İstanbul

إِنَّ ٱلَّذِینَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ كَانَتۡ لَهُمۡ جَنَّـٰتُ ٱلۡفِرۡدَوۡسِ نُزُلً (18:107) Allah Azze ve Celle, iman edip salih ameller işleyenlere cenneti mesken kılacaktır. Onlar cennetlerin sakinleri olurlar. Bu dünyada iyilik yapan, Allah'a inanan ve ibadetini yerine getiren insan için ahirette sonsuz, ölümsüz ve mutlu bir hayat vardır. Güzel hayat, cennettir. Bazen "cennet gibi" dersiniz. Dünyada bazı yerler için "burası cennet gibi güzel" dersiniz. Cennet sadece güzellik değildir. İçinde huzur vardır. Sıkıntı yok, kavga yok, kıyamet yok. Zaten cennete girdikten sonra kıyamet bitmiş olur. Kıyamet bir kez olmuş olur. Kıyameti rahat geçiren insan, cennette hiçbir üzüntü ve endişe yaşamayacaktır. Maaş kaygısı yoktur. Vergi kaygısı yoktur. Kıskançlık yoktur. Zulüm yoktur. Güzellikten başka bir şey yoktur. Cennette iyilikten başka bir şey yoktur. Allah Azze ve Celle herkesi cennete davet ediyor. وَٱللَّهُ یَدۡعُوۤا۟ إِلَىٰ دَارِ ٱلسَّلَـٰمِ (10:25) Allah Azze ve Celle herkesi cennete çağırıyor, ama çok az insan bu davete icabet ediyor. Allah Azze ve Celle'nin cenneti geniştir. Fazla insan girdi diye kimseyi dışarı bırakmazlar. Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyuruyor ki: Cehennemden en son çıkacak olan mümin, cezasını çektikten sonra oradan ayrılacaktır. Allah'a inanan hiç kimse cehennemde ebedi kalmayacaktır. En son çıkan insan cennete gelir ve der ki: "Galiba bana yer yok, içerisi doludur." Ona hitap gelir: "Gir cennete, senin için yer hazır." "Şaka yapıyorlar galiba" der. "Bu kadar milyon sene ben orada kaldım." "Nasıl yer kalacak? Bu kadar milyar insan girdi." İlk başta ayrılır, ancak çağrıldığında geri döner. "Gir" denildiğinde, en son çıkan bu kişiye dünyanın altı katı büyüklüğünde bir yer tahsis edildiğini görür. O kadar Allah Azze ve Celle'nin cenneti büyüktür. Herkese yeter, artar bile. Onun için Allah Azze ve Celle'nin hitabına, davetine icabet edelim inşaAllah. Allah bizi muhakkak affeder. Şüphe yok, Allah'a şükür. İnşaAllah hep beraber cennette oluruz. Peygamber Efendimiz'in civarında oluruz. Meşayihlerle beraber oluruz. Geçmişlerimizle hepsine yine orada kavuşuruz.

2024-10-07 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor: "Sarhoş eden şeyin azı da günahtır." Dikkat edin, sadece içki demiyor, sarhoş eden her şey diyor. Sarhoş eden şeyler... Günümüzde bir sürü çeşidi çıktı. Ottan tut, haptan tut, iğneye kadar. Hepsi haramdır. Bazıları "Biz içki içmiyoruz da ot kullanıyoruz. Ottur, günahı yoktur" diye düşünür. Öyle bir şey yok. Hayır, öyle değil. Günahtır. Sarhoş ettiği için günahtır. Ne olursa olsun, sarhoş eden her şey günahtır. Sarhoş eden şey nedir? Aklı baştan alan, insanı deli eden. İnsan para vererek deli olmak istiyor. Allah korusun, nefsimize uymaktan bizi sakındırsın. Nefis insanı yoldan çıkarınca, insanı deli ediyor. Deli olmak istiyorsan git akıl hastanesine yat. Bu doğru değil. Allah'a şükür, Şam'da eski zamanlar pek yaygın değildi. Bir tane müptela komşumuz vardı. Allah rahmet eylesin. O da sonradan tövbe etti. İçki içerdi. İçtiğinde biz şaşırırdık. Hacı Anne derdi ki, "bunun aklı başından gidiyor". "Nasıl aklı başından gidiyor, deli oluyor?" diye sorardık. Anlatırdı, "bir süre aklı gidiyor, deli oluyor. Sonra kendine geliyor." Bu insanlar yani parayla delilik istiyor. Zaten insanın yarı buçuk. Bir de onu içince iyice sapıtıyor. Ne yaptığını bilmiyor. الخمر أم الخبائث İçki kötülüklerin anasıdır. Yani sarhoşluk, kötülüklerin kaynağıdır. Her türlü kötülüğü yaptırır. Sonra "Bir şey yapmadım, haberim yoktu. Aklım başımda değildi, sarhoştum" der. Olur mu öyle şey? Avrupa'da bile, elin gavuru, alkollü araç kullanırsan ehliyetini alırlar. Burada mübarek Müslüman ülkedeyiz güya. İçki içen o kadar insanı öldürür. Bilmem ne yapar. Kırmızı ışıkta geçmenin cezası kadar bile cezası yok galiba. Ne diyeceksin? Bu insanlara biraz nefislerine uymamaları için ceza lazım. Ceza kesinlikle gerekli. Allah nefsimizin şerrinden korusun. Çünkü bu sorun her yerde çok arttı. İslam dünyasında çok yaygınlaştı. Neden? İman kalmadı çünkü. İmanları kalmadı. "Müslümanız" diyorlar. Hatta bazı sapkın gruplar kendilerini çok Müslüman sayıp başkalarını kafir ilan ederken, bu maddeleri helal görüp kullanırlar. Sonra insanları öldürürler, ezerler. Her türlü kötülüğü yaparlar. Allah bu kötülüklerden, şeytanın ve nefsimizin şerrinden korusun. Deneme, tecrübe diye bir şey yok. Sakın! وَلَا تَقۡرَبُوا الۡفَوَاحِشَ (6:151) "Onlara yaklaşmayın" diyor Allah Azze ve Celle. O şeylere sakın, yanlarına bile uğramayın. Ne olursa olsun uzak durun, pislik uzak dursun. Allah hepimizi korusun.

2024-10-06 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Hz. Ali Efendimiz buyuruyor ki, رأس الحكمة مخافة الله "Allah korkusu hikmetin başıdır." Her şeyin, her ilmin başıdır. Çünkü Allah Azze ve Celle'den sakınan, korkan, utanan insan kötülük yapmaz. Her türlü kötülükten korunmuş olur. Allah'ı aklından çıkarmaz. Ne yazık ki günümüz insanları hiçbir şeyden utanmıyor, çekinmiyorlar. Allah'tan korkmuyorlar. "Allah'tan korkmayanlardan kork" derler ya. Allah korusun, Allah insanlara hidayet versin. Yani Allah'tan korkmak ayıp bir şey değil. Ama şimdiki insanlara göre ayıpmış gibi. O'na itaat etmek iyi değilmiş, nefislerine uymuyormuş. Nefislerinin istediğine engel oluyormuş. Kötülük yapmalarına engel oluyormuş. İnsanlara yardım etmelerine engel oluyormuş. Onun için Allah korkusunu istemiyorlar. Sonra işte nefislerin peşine koşup, bütün dünya "nefsinize uyun" diye, nefsine uyup her türlü rezilliği, her türlü kötülüğü yapıyor. Teşvik ediliyor. İyilikten alıkoyuyor. İnsanların gizli saklısı da kalmadı artık. Eskiden utanır, gizlice yaparlardı. Şimdi açıkça "nefsinize uyun, nefsiniz ne istiyorsa onu yapın" diyorlar. Ondan başka şey dinlemeyin. Hürriyet varmış. İstediğin gibi yap. Hürriyet, senin kötülük yapmana hürriyet veriyorlar. Ondan sonra dünya neden böyle oldu diye şikayet ediyorlar. E olur tabi. İnsan nefsine uyarsa kötülükten başka bir şey bulamaz. Bütün insanlık nefislerine uymuş. Büyüğünden küçüğüne dünya allak bullak olmuş. Onu yapmayana "yardım etmeyiz" diyorlar. "Sen bu kötülüğe müsaade etmiyorsun, sana yardım etmeyiz." Senin yardımın sana kalsın. Allah hepimize yardım etsin inşallah. Allah'ın yardımı önemlidir. Ötekiler yardım ederse eder, etmezse insan kısmetini bulur. Ama Allah Azze ve Celle sana yardım ederse o zaman kimse önüne geçemez. Bir şey verirse kimse engel olamaz. Onun için Allah'tan korkup O'nun emrettiklerini elimizden geldiği kadar yapalım. Yapamadığımız için de tövbe edelim, Allah Azze ve Celle tövbemizi kabul eder, bize yardım eder. Allah Azze ve Celle'ye karşı gelmeyin. Karşı gelmek akılsızlıktır. Allah korusun. Allah insanlara akıl fikir versin. İnsanlar deli olmak için para veriyorlar. Ne yapacaksın?