السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.

Mawlana Sheikh Mehmed Adil. Translations.

Translations

2024-07-21 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم أَنَّمَا خَلَقْنَـٰكُمْ عَبَثًۭا (23:115) Sizi tesadüf olarak yaratmadık diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Biz ne için yaratıldık? Allah'a itaat ve ibadet etmenizi imtihan etmek için size bu hayatı verdik diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Şimdiki insanların çoğu ne için yaratıldık yahut bazıları daha ileri gidip ben bu hayatı istemiyorum deyip te kendilerini telef eden bazı insanlar var. İsyan edenler çoktur. Allah Azze ve Celle bizi yarattı. Boşuna yaratmadım diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Sen ister kabul et, ister kabul etme. Kendi iyiliğini istersen Allah'ın yolunda git. Allah'ın yolunda giden dünyada da iyi olur, ahirette de iyi olur. Yok daima isyan eden, hiçbir şeyi beğenmeyen insan burada da eziyetli bir hayat yaşar, ahirette daha da beterini bulur. Allah Azze ve Celle'ye 'Sen ne için böyle yaptın?' soramazsın. İnsanlar alışmış bu şeytanın söylediği şeyleri dinlemeye. Şeytanı dinlemek nefsin işine geliyor. Halbuki Allah'a karşı gelip isyan etmek nefsin kötülüğünedir. Allah Azze ve Celle seni insan olarak yaratmış, sana ikram etmiş. Buna şükredip Allah'a ibadet edecek yerine insan isyan ediyor. Allah'ın vaadı haktır. Boş konuşan insanlar gibi değildir. Bin tane söz verir, hiçbirini yapmaz. إِنَّوَعۡدَٱللَّهِحَقّٞۚ (40:77) Allah'ın vaadi, sözü haktır. Allah Azze ve Celle buyuruyor, 'Bunu yaparsan ahirette sana cennet var.' 'Dünyada da iyilik olur sana.' Yok öteki türlü biz böyle ansızın yaratıldık, ansızın tesadüf olarak meydana geldik diyen insanlar dünyada da ne için geldiklerini bilmedikleri için hiç bir rahat etmezler. Gönülleri ferah etmez. İman eden, Allah'ın verdiği bu nimetlere şükreden, Allah'a itaat eden insanın gönlü ferah olur, rahat olur. Mesela bir insanı bir yolculuğa çıkmış. Nereye gidiyorsun? Bilmiyorum. Ne zaman, ne kadar gideceksin? Bilmiyorum. Ne yapacaksın? Bilmiyorum. Bu insan nasıl olur bu yolculukta? Rahat mı olur? Yok! Olacaktan hiç haberi yok. Halbuki Allah Azze ve Celle bize hepsini söylemiş. Şöyle, buraya gideceksin. Vakti gelince, şunu yapman lazım. Öteki türlü yine bunu yapacaksın. Her şeyi planlı, programlı yapmış Allah Azze ve Celle. Mümin olan insan bunun şuurundadır. Rahat olur. Öteki türlü rahat görmez, huzur görmez. Allah muhafaza etsin. İşte bu çağımızın hastalığı budur. İnsanlar hiçbir şeyden memnun olmuyorlar. Hiçbir şeyi kabul etmiyorlar. Ondan sonra da şikayet ediyorlar. Hükümetten şikayet eder, devletten şikayet eder, belediyeden şikayet eder, ondan şikayet eder, bundan memnun olmaz. Kendindeki hatayı ama asla görmez. Allah yardım etsin. Allah hidayet versin, inşa'Allah.

2024-07-20 - Dergah, Akbaba, İstanbul

طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية Bu mübarek sözü, Şeyh Bahauddin Nakşibendi Hazretleri hayatında 12 bin defa söylemiş. Bunu neden söylüyoruz? Çünkü bugün Şah-ı Nakşibend'in mübarek doğum günüdür. Kendisi bizlere güzel bir hizmet, güzel bir yol göstermiştir. Bu yol, Allah yolu olup Peygamberimizden gelir ve kıyamete kadar devam eder. Bu tarikatın ismi, Şah-ı Nakşibend Hazretleri'nden önce farklıydı. Şah-ı Nakşibend Hazretleri'nden sonra bu yol, Nakşibendi yolu olarak anılmaya başlandı. Salihler zikir ettiği zaman, rahmet iner, buyuruyor Allah Azze ve Celle. Onların mübarek hayatları insanlara ibrettir. Güzel bir örnektir. Her türlü iyilik, her türlü güzellik onların hayatlarındadır. Şah-ı Nakşibend Hazretleri, Buhara'da dünyaya gelmiştir. İslam dininin güzel yolunu, doğru yolunu insanlara öğretmiştir. On binlerce, yüz binlerce mürid yetiştirmiştir. Onlara yolu göstermiştir. Onlar da dünyaya yayılıp, dünyada nur olarak Allah Azze ve Celle'nin güzel nurunu insanlara öğretmiş ve sevdirmiştir. Onlara da o nur ulaşmıştır. Kıyamete kadar da ulaşacaktır Allah'ın izniyle. Çok büyük hizmette bulunmuştur. Çünkü onların yolu halis ve güzeldir. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in yoludur. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in yolu güzel bir yoldur. İnsanlara kalpten hizmet edip, kalpten kalbe gelen güzellikleri aktarmaktır. Sadece sözde kalıp da kalbe inmeyen bir yol değil. Bu yol, kalbe inen bir yoldur. Onun için yüzyıllardır ta Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'den başlayan bu yol, onların vasıtasıyla bize ulaşmıştır. Bu yola giren, en güzel yola girmiş olur. Başkalarının tesirinde kalmayıp, Allah Azze ve Celle'nin rızasını kazanmış olur. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem buyuruyor ki öyle insanlar var ki namazlarını kıldığını görürseniz utanırsınız. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in bu hitabı bize değil, Sahabe-i Kiram efendilerimizedir. Namazlarını o kadar müntezam kılarlar. İbadet deseniz, sizin ibadetiniz onların yanında sıfır kalır, buyuruyor Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem. Ümmet arasında böyle bir kısım insan var. Lakin okudukları Kur'an boğazlarından aşağı inmez. Bu hitap bize değil, bizim namazımız belli zaten. İşte gördüğünüz gibi namazımız şaldır şuldur. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem buyuruyor ki, sahabelerin namazı ve ibadetleri bile o insanların karşısında az bir şey gibidir. Ama onların o müntezam namazları sadece şekilden ibarettir. Bu yüzden hiç kabul olmuyor, buyuruyor Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem. Çünkü kibirle, enaniyetle, kötülükle, nefisleri için kıldıkları namazlar fayda etmiyor. Fayda eden, kalbe inendir, buyuruyor Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem. Bu yol, tarikat, mübareklerin gösterdiği yol ile kalbimize nur iniyor, kalbimizi nurlandırıyor. Başkalarına da faydalı oluyor. O nur bir yerde kalmaz. Her yere dağılır. Allah makamlarını âli eylesin. Himmetleri üzerimize hazır olsun, inşa'Allah. Allah onların yolunda gitmeyi herkese nasip etsin, inşa'Allah.

2024-07-19 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Cuma günü mübarek olsun, inşa'Allah. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem cuma gününe özel olarak hakkında günlerin en hayırlısı olduğunu buyuruyor. İnsanların en hayırlısı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem olduğu gibi cuma günü ile birlikte en hayırlı şeyleri Allah Azze ve Celle Peygamber Efendimiz'e hediye etmiş. O'nun ümmeti olmak büyük bir şereftir, büyük bir lütuftur Allah Azze ve Celle'den. Cuma günü daha fazla fazilet kazanmak için vazifeler var. Cuma guslü olsun, sadaka olsun. Cumadan önce de yahut cuma günü herhangi vakit Kehf Suresinin okunması var. Onu okumak cumadan cumaya nur olur. Kabir nur ile dolar. Kabir zülmet yeri, kapkaranlık bir yerdir. İnsanoğlu vefat edince tabi yapacak bir şey yok artık. O zülmetin içinde eziyet olur ona. Kehf Suresini okuyunca yahut dinleynince, kabir nur olur. O zülmet, karanlık, kasvet kalmaz. Bu da Peygamber Efendimiz'in bize hediyelerinden birisidir. Kabir vahşet yeri, korku yeridir. Ne kadar insan müslüman olsa da yine kabrin zülmetini gidermek için muhakkak her cuma ya Kehf Suresini ya oturup dinleyecek yahut kendisi okuyacak. Esasen cumadan önce okunsa daha iyi olur ama cuma günü herhangi vakit de olur. Kehf Suresi'nin büyük faziletleri var. İlk ve son ayetleri okuyan deccalın şerrinden muhafaza olmuş olur. Deccal ahir zamanda çıkacak. Ahir zamanda olduğumuz için deccalın da çıkması kıyametin büyük işaretleridir. Ondan korunmak için Kehf Suresi'ni okumak lazım. Kehf Suresi'nin ilk sayfasını, son sayfasını okuyunca, Allah'ın izniyle, deccalın şerrinden muhafaza olur insan. Deccallar çoğaldı. Ama esas deccal, büyük deccal, kör deccal daha çıkmadı, o bekliyor. Onu bekleyenler de çok. Büyük Deccalın yardımcıları, yeni deccallar her gün çıkıyor. Daha da fazla çoğalıyor. Deccalın sıfatı nedir? Kötülüğü iyilik gibi göstermek. İyiliği kötülük gibi göstermektir. Allah muhafaza etsin şerlerinden. Onların bu kötü hallerinden bizi Allah muhafaza etsin. Çünkü onlar imana musallattır. Dinden imandan çıkarıp ateist yapmak ya da kafir yapmak isterler. Allah muhafaza etsin şerlerinden. Her Cuma, Kehf Suresini okumak, bilhassa ilk ve son ayetlerini okumak, insanları onların şerrinden muhafaza eder. Allah yardım etsin, inşa'Allah.

2024-07-18 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz'in güzel sıfatlarından biri, insanlara iyi muamelede bulunmaktır. İyilik yapmak. Herkesle iyi geçinmek. Onun yolu budur. Bu yoldan gidip biz de aynısını yapmalıyız. Ne kadar insanlarla iyi geçinirsen, o kadar iyi olur. Peygamber Efendimizin yolundan gitmiş olursun. Sana doğrudan zarar vermek istemedikten sonra, o insanla geçinebilirsin. O insanı idare edebilirsin. Tabii bazen bir şey yapman gerekebilir. İki yol var. Biri kötülük, diğeri iyilik. Sen her zaman iyiliği seç ki başın ağrımasın. Peygamber Efendimizin yolundan giderek, sonunda o insanı kazanabilirsin. Onunla dost olabilirsin. Onu da doğru yola çekmiş olursun. Aksi takdirde düşman olursanız, bir fayda etmez. Hem sen kötülük etmiş olursun, hem de karşı taraf güzel yollardan uzaklaşmış olur. Bu yüzden, iyiliğin iyiliği getirdiğini söylerler. Kötülük de kötülüğü. Her türlü yolun iyiliğe gitmesi lazım. Bazen yolda bir engel olabilir. Onun etrafından geçip, yine doğru yola gidebilirsin. Eğer illa da durup kavga edersen, yolda ilerleyemezsin. Bu yüzden insanları idare edin. Nebiyyü mübarek müdarette nasih. Allah, beni insanları idare etmek için gönderdi, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor. Onun yolu güzeldir. Çoğu zaman insanlar, iyi insanı görüp onun yolundan gitmek ister. Muhabbet duyarlar. Onun muhabbetiyle doğru yola gelirler. Bu yol bazen kapalı olabilir. Bu engeli nasıl aşacağını düşünmek lazım. İyilikle aşmalıyız. Kötülükle olursa, durup kalırsın. Ne sana fayda olur, ne de başkasına. Allah, insanlara anlaşabilmeleri için akıl vermiş. O aklı kullanırsan muhakkak iyiliğe gidersin. Aklı kullanmayınca, insan muhakkak kötülük yapar. Allah hepimize yardım etsin. Zor günler yaşanıyor. İnsanları idare etmek zor. İki dakika sonra bakıyorsun, insanlarda sabır yok, patlıyorlar. Birbirlerine hakaret ediyorlar. Bazı zamanlar daha ileri gidip kavga edebiliyorlar. Hatta daha da ileri gidip birbirlerini öldürebiliyorlar. Bu yüzden, ne kadar idare edebilirsen o kadar kazançlı olur insan. Kavga etsen bile sabredip bir şey söylememek biraz sıkıntılı olur, ama biraz sonra geçer. Aksi takdirde kavga edersen, bütün vakit moralin bozulur. Kötü hissedersin kendini. İnsanları ne kadar idare edebilirsen, o kadar iyidir. Hiçbir zaman kavgaya, gürültüye gerek yok, inşa'Allah.

2024-07-17 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم كُلَّشَيۡءِۭبِأَمۡرِرَبِّهَا (46:25) Bu yaşadığımız dünya'da her şey Allah Azze ve Celle'nin elindedir. Allah istediğini yapar. Hiçbir şey zor değildir. İmkansız hiçbir şey yok Allah Azze ve Celle'ye. Allah'a tevekkül eden rahat eder. Allah'a tevekkül etmeyen huzursuz olur. Tevekkül de nedir? Tevekkül imandır. Allah'a iman eden daha fazla Allah'a tevekkül eder, rahat olur. Onun için iman büyük bir nimettir. İnsanlara verilen en büyük nimettir. İman olmazsa hiçbir şeyin faydası yok. Dünyalık olsa da yine faydası yok. İster bütün dünya senin olsun. Tevekkül olmadıktan sonra, iman olmadıktan sonra hiçbir huzurun olmaz. Bu dünyayı nasıl muhafaza edeceğim diye düşünüp durur. Rahatı kalmaz. Bunu nasıl elimden gitmesin diye düşünerek uykuları kaçar. Huzuru olmaz. Tevekkül, iman olmadıktan sonra hiçbir şeyin kıymeti yok. Nimetlerin kıymeti imanla beraberdir. İman olmadıktan sonra hiçbir şeyin faydası yok. Onun için mümin, hiçbir şeyi olmasa bile, Allah'a imanla tevekkül eder ve o imanıyla bütün her şey güzel olur. Her iş güzel olur mümin için. Hiçbir şeyden şikayet etmez. Rahatsız olmaz. Ama iman olmayınca her şeyden rahatsız olabilir. Hiçbir şey ona tam olarak istediğini elde etmiş gibi hissettirmez. Ne kadar yaparsa yapsın, daha fazla nefsinin peşinden gider. Nefsinin de kendisine faydası olmaz. Allah muhafaza etsin. İmanımıza kuvvet versin ki her şeyi güzel görelim inşa'Allah. Allah Azze ve Celle her şeyi güzel eyler. Mübareklerin sözüdür. 'Görelim, neylerse Mevlam güzel eyler' demişler. Geçmiş zamanın mümin evliyaları bu güzel sözü söylemiş; mümin olan da ona kulak verir. Onu kendine müjde olarak bilir. Allah imanımıza kuvvet versin inşa'Allah.

2024-07-16 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Aşure günü mübarek olsun inşa'Allah. Hayırlara vesile olsun. Bugün çok güzel haller olmuş. Allah'ın istediği oluyor. Allah'ın istemediği hiçbir şey olmaz. مَا شَاءَ اللَّهُ كَانَ وَمَا لَمْ يَشَأْ لَمْ يَكُنْ Sana emrolana bakacaksın. İşin olmayan şeylere bakma. Kendi nefsine bakacaksın. Nefsini terbiye edeceksin. Başkasının yaptıklarına bakmayacaksın. Onlar Allah Azze ve Celle'ye alakadar eder. Onlar O'nun hükmündedir. Her şey Allah'ın hükmündedir. İnşa'Allah, bu Aşure günü hayırlara vesile olur daima. Ne gibi ihtiyaç varsa kendine, kendi ihtiyaçlarına dikkat et. Allah'tan onları talep et. Allah'tan kuvvetli iman, hakiki iman talep et. Doğru yolda sabit kadem olmayı talep et. Müslümanlara hidayet talep et. Allah'tan muhafaza talep et onlar için. Şifa, hayırlı geçimler, her türlü şeyi talep edebilirsin. Boşuna başka şeylerle uğraşmaya gerek yok bugün. Her gün dua kabul olur. Bugün daha makbul. Bugün daha fazla hayırlar hasıl olan gündür. Onun için bugün şeytanın oyuncağı olma. Başka şeylere kafan gitmesin. Her şeyi yapan, her şeyi eden Allah Azze ve Celle'dir. O'nun bereketini isteriz, talep ederiz. Bereket Ehli Beyt'tedir. Onların da ruhaniyetleri, ruhları bizden memnun olsun. Onlara da okuruz. Onların bereketiyle bereketleniriz. Şifa olur, her türlü iyilik olur. Onlarla beraber olalım daima. Onlarla haşrolunalım. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bizlere bereket olarak iki şey miras bıraktığını buyurmuştur: Birisi Kur'an-ı Azimuşşan, diğeri ise Ehli Beyt'e sevgi ve muhabbet. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, size Kur'an-ı Azimuşşan'ı ve Ehli Beyt'e muhabbeti bıraktım. Bu ikisini bırakmadığınız sürece, kazanırsınız. Bunları bırakırsanız kazanmazsınız. Bazıları Kur'an'ı bırakıyor, bazıları Ehli Beyt'e sevgiyi bırakıyor. Allah'a şükür, tarikat ve hakikat ikisini beraber gözetiyoruz. Bu yol, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in sözünü dinlemektir. O bize her türlü iyiliği, dünya ve ahiret iyiliğini getirir. Öteki türlü kendi kafana göre işler yaparsan, hiçbir şey kazanamazsın. Allah'a şükür, bu yoldayız. Güzel yoldayız. Çoğu insan yolunu şaşırmış. Ne yapacağını bilmiyor. Bu Aşûre günü mübarek gündür. Bugün dualar makbuldür. Vazifeler de yapılacak tabii. Her rekatında, on bir İhlaslı dört rekat namaz var. Zikir, tesbihat yapın. Bir de bin tane de İhlas, akşama kadar yapılsa çok faydalı olur. Çok büyük faydalar var. Bugün hayır hasenat yapılmalıdır. Afiyet için Peygamber Efendimiz'in tavsiye ettiği gusül alınmalıdır. Eve bereket olsun diye bir şeyler alınmalıdır. Sadaka verilmelidir. Bu bize, inşa'Allah, faydası olan şeylerdir. Hem dünya için hem ahiret için faydalı. Dünyalık da Müslüman'a lazımdır kimseye muhtaç olmasın diye. Allah kimseye muhtaç etmesin. Allah herkese ferahlık versin. Sıkıntıda olan Müslümanlara da Allah yardım etsin. O sıkıntılar zail olsun, inşa'Allah.

2024-07-15 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ (49:10) صَدَقَ الله العظيم Allah Azze ve Celle Müslümanlar arasında iyilik olmasını emrediyor. Bir Müslüman kardeşiyle arasında husumet varsa, onları barıştırın diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Onların halleri iyi olsun. İslam, sevgi ve barışı emreder. Müslümanlar birbirlerini sevsin diye emir öyledir. Hadislerde, Kur'an-ı Azimuşşan'da da bunu emreder. Müslümanlar arasında düşmanlık olmasın diyor. Müslümanlar arasında düşmanlık olursa fitne olur, iyi olmaz. Onun için İslam dini sevgi ve muhabbeti emreder. Düşmanlığı emretmez. Düşmanlığı yasaklar. Düşmanlığı, birbirlerine düşman olmayı yasaklayan Peygamber Efendimiz'in zamanından şimdiye dek, Allah'a şükür, bu yol yani tarikat yolu O'nun yoludur ve sürüp gitmektedir. Allah Azze ve Celle'nin sevdiğini seveceksin. Sevmediğini de, yine O'nu ıslah etsin diye Allah'a dua edeceğiz inşa'Allah. Çünkü Allah sevmediğini biz sevemeyiz tabii ki. Ama Allah yolunda olanlara düşmanlık yapmayacağız. Onlar ıslah olsun diye dua ederiz. Peygamber Efendimiz'in zamanından beri şeytan insanları kandırmıştır: إِنَّمَا يُرِيدُ ٱلشَّيْطَـٰنُ أَن يُوقِعَ بَيْنَكُمُ ٱلْعَدَٰوَةَ وَٱلْبَغْضَآءَ (5:91) Allah Azze ve Celle buyuruyor Ayet-i Kerime'de. Şeytan düşmanlığı, nefret ve birbirinizi sevmemeyi ister. Onu yapar. Bütün uğraştığı bu. Ta kıyamete kadar bu vazifesi odur. Bu vazifesi üzerine devam eder. Vazifesini yapıyor. Sen de vazifeni yapman lazım. Vazifen nedir? Ona muhalefet edip, onun emrettiklerinin tersini yapmak. O tersini yaparsan, Allah Azze ve Celle'nin dediğini yapmış olursun. Bu da sana büyük bir fazilet kazandırmış olur. Şeytanın hilesi ve tuzağı boşa çıkmış olur. Bütün yaptığı ve uğraştığı boşa gitmiş olur. Eğer onun dediğini yaparsan, şeytan çok memnun olur. "Bak, birisini yine cehenneme gönderdim" diye çok sevinecek. Bu yüzden onun istediklerini yapmamalıyız. Aramızda düşmanlık ve fitne olmasın diye uğraşacağız. Osmanlı zamanında da böyleydi. Herkesle iyi geçinmişlerdi. Müslüman olsun, olmasın; Hristiyanı, Yahudisi, Acemi, Mecusi hepsiyle iyi geçinmişlerdi. Allah yardım etmiş. Adaletle yapmışlar. Allah'ın yolunda olduktan sonra Allah yardım eder. Allah hepimize yardım etsin inşa'Allah. Fitneye düşmeyelim inşa'Allah. Fitne şeytanı sevindirir. Biz Allah Azze ve Celle'nin sevdiği şeyleri yapalım inşa'Allah. Allah muvaffak eylesin hepimizi.

2024-07-14 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Bu Muharrem ayıdır, mübarek aydır. Bu ayın en mübarek günü de 10. günüdür. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem o gün oruç tutmamızı tavsiye etti. Yani farz değil de tavsiyedir. Büyük bir fayda bize ahiret için. Cennetle müjdelenmiş oluyor insan. Kim o gün oruç tutarsa, onun geçen senelik günahları affolunuyor. Allah Azze ve Celle bize merhametinden dolayı günahlarımızın affedilmesi için vesileler yaratıyor. Bu da o vesilelerden biridir. Zaten her gün tövbe istiğfar ederse insan, günahları affolunuyor. Tövbe edince, melekler günah yazmıyor. Melekler, günah yazmadan evvel 8-10 saat kadar bekler; insan tövbe eder, istiğfar eder de günahı affolur diye. İnsan tövbe etmezse, melekler günahı yazarlar. Eğer bir insan tövbe etmeyi unutmuş ya da ihmal etmişse, yine de bu orucu tutarak geçen senenin günahlarından arınabilir. Aşure gününün orucu tek günde tutulmaz. Ya Muharrem ayının 9. ve 10. günü tutacaksın veya 10. ve 11. günü tutacaksın. Bu orucu tutarsan bir senelik geçmiş günahın affolunuyor. Affolunca, günahların o ağırlığı üstünüzden gider. Tabii bu geçen sene için geçerlidir, önümüzdeki sene için yine tövbe istiğfara devam etmek lazım. Tövbeye devam etmemiz gerekiyor ki o yaptığımız günahlar affolsun. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e, Fetih Sûresi'nde Rabbimiz Allah Azze ve Celle'nin, onun geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlayacağı müjdesi verilmiştir. Zaten bütün peygamberler masumdur. Günahları yok. Peygamberler dışında günah işlemeyen ve masum olan yoktur. Evliya olsun, Sahabe olsun, Ehli Beyt olsun, onların hepsinin mertebeleri, Peygamberlerin altında olup onların masumiyeti yoktur. Bazı insanlar düşünür ki evliya günah işlemez, hata yapmaz. Yapar. Allah'ın kuludur. Allah Azze ve Celle insanı tövbe etmesi ve günahlarını affetmesi için yarattı. Özel olarak yaratılanlar ise peygamberler olup onların hatası, günahı olmaz. Onların hatası olursa, insanlar onlara itibar etmez. Onların ehemmiyeti kalmaz. Onun için Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem günahı olmadığı halde hep günde yetmiş defa istiğfar edip, estağfirullah derdi. Peygamberimiz 'İstiğfar ederim' diyerek bizlere ders olsun diye söylemiştir. Yani günahı olmadığı halde tövbe istiğfar ederdi. Onun için biz de her gün tövbe istiğfar ediyoruz. Bu aşure günü orucunu, Muharrem ayının 9. ve 10. günü oruç tutup tamamlayarak inşaAllah çok faydalı olur. Bu orucu tutana, ahirette çok büyük mükafatlar verir Allah Azze ve Celle. Aslında Muharrem ayının birinden onuna kadar oruç tutsa o çok daha iyi olur, ama hiç olmadı 9. ve 10. günü, veya 10. ve 11. günü tutmak gerekir. Aşure orucu tek gün tutulmaz Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in mübarek sözüyle işaret ettiği gibi: 'Ben seneye kalsam, iki gün tutarım,' diye buyurmuştu. Ama zaten mucize olarak biliyordu seneye kalmayacağını. Onun için bize tavsiye etti. Allah razı olsun hepinizden. Aşure günü mübarek gündür. Bazı insanlar kötü bir şey yaparlar o gün. Muharrem ayının 10. günü, kötü gün değildir. Her şeyde bir hayır vardır. İnsanlar için ibrettir, derstir, nasihattir. Her türlü iyiliği Allah Azze ve Celle bize vermiş. Peygamberimiz, ümmetine iyilikler vermiş. Ona tabi olan hayır bulur. Tabi olmayan kendi bilir. Allah ıslah eylesin. Allah hidayet versin hepimize.

2024-07-13 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem bize güzel ahlakı öğretti. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem’in her yaptığı şey güzeldir. Hadis-i Şerifte, “Ben, insanları idare etmeye gönderildim,” diye buyuruyor. İdare etmek nedir? İnsanlarla iyi geçinmek demektir. İnsanlara aksilik yapmak değil, alıştıkları ve bildikleri şeylere — kötülük yoksa — müsamaha gösterip onlarla uyum içinde olmaktır. Eğer gerçekten iyi değillerse, o insanları yavaş yavaş uyararak yanlış yoldan dönmeleri için idare etmektir. Bazı insanlar vardır ki her şeye aksilik yapar. Bu, güzel huylardan değildir. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem’in huylarından değildir. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem bir şeyi beğenmedi mi bazen bir söz söylemez. Canı sıkıldı mı susar. Susunca sahabeler bu durumun iyi olmadığını anlarlardı. Sorarlardı, “Nasıl olacak?” diye. O zaman Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem anlatırdı. Bu yüzden, nereye gidersen git seni dinlesinler diye dikkatli olman gerekir. Yani bir şey gördüğünde hemen tembih etmek bazen iyi olur, bazen ters teper. Tabi ki uyarılacak ama bunun bir usulü var. Bir şekil var yani. Kaba ve aşağılayıcı şekilde olmaz. Güzel sözle yahut hiç söylenmeden bile yapılabilir. Çünkü güzel insanlarla geçinmek kötü bir şey değildir. Bilakis, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem’in emridir. Yaptığı sünnettir, güzel bir şeydir. Düşmanlarına bile fırsat verirdi ki hatalarından dönsünler. Onların eylemlerine sabredip sonrasında onları doğru yola getirirdi. Öte yandan, şimdiki bazı insanlar iyilik yaptıklarını zannederek insanları kaçırıyorlar. İnsanları nefret ettiriyorlar. Bu iyi bir şey değil. Güzel olan şey, onları kazanmak ve onlara hizmet etme değerini aşılamaktır. Allah ﷻ bize de nasip etsin ki huylarımız güzel olsun. İnsanları idare edelim. Tabi, kolay değil insanları idare etmek. Ama onun da bir ecri, bir sevabı var. Bir iyiliği var. Bu kesinlikle çok büyük bir iyilik olur insanlığa. İnsanları idare edip onların doğru yola girmelerine vesile olmak büyük bir nimettir. Allah bu fazileti vermiştir. Allah hepimize kuvvet versin. Yapabilelim inşa'Allah.

2024-07-12 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِن جَآءَكُمْ فَاسِقٌۢ بِنَبَإٍۢ فَتَبَيَّنُوٓا۟ أَن تُصِيبُوا۟ قَوْمًۢا بِجَهَـٰلَةٍۢ فَتُصْبِحُوا۟ عَلَىٰ مَا فَعَلْتُمْ نَـٰدِمِينَ (49:6) صَدَقَ الله العظيم Allah Azze ve Celle buyuruyor: Bir şey duyduğunuzda, bunu iyice araştırın. Doğru mudur, değil midir? Acele etmeyin. Acele ederseniz pişman olursunuz. Karşı tarafa zarar verirsiniz. Sonra bakarsınız ki haber yanlışmış. Karşı tarafa zarar verdiğinize pişman olursunuz. Allah Azze ve Celle Kur'an-ı Azimuşşan'da yani şimdiki halimizi anlatıyor. Hiç araştırmadan, duyduğunu hemen kabul edip insanlara su-i zan yapılıyor. Su-i zan bir yana, çoğu zaman üstelik eziyet ve zarar veriliyor. Pişman olunacak şeylerde acele etmemek lazım. Bu zamanda olumsuz haller çoktur. Halk arasında meşhur bir laf var, "çamur at, izi kalsın." Yani çamur kalmasa da izi kalır. Bu insanların zihninde kalır. Zihin temiz olması lazım. Su-i zandan uzak olması lazım. Atalarımız, "Her duyduğunuza inanmayın." derler. Her duyduğuna inanırsan, tüm yaşamın boyunca başkalarının arzusuna göre bir oyuncak, maskara olursun. Şimdiki durum tam olarak böyledir. Bütün insanları kandırıyorlar. Bir kimse bir şey söyledi mi, hemen inanıyorlar. Kur'an'a inanmazlar, Peygamber'e inanmazlar. Bir kişi yalan söylediğinde onun sözüne itibar edip ortalığı harap ediyorlar, geriyorlar, her türlü kötülüğü yapıyorlar. Ve bu zamanki insanlar maalesef pişman da olmuyor. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in zamanında insanlar yaptıklarından pişman olurlardı. Şimdikilerde ise pişmanlık yok, hiçbir şey yok. Hakikat çıktıktan sonra sesleri çıkmıyor ya da yine aynı şekilde "duyduğumuz doğrudur, bu yanlış söylüyor" diyerek kötülüğe devam ediyorlar. Allah muhafaza etsin. Kötülük yapan kötülük bulur. Yalan söyleyen hiçbir zaman iflah olmaz. İnsanlara yalan ve iftira atanların günahları çok büyüktür. Ahirette azabı çok büyüktür. Dünyada özür dileyip helallik istemezse, ahiretteki çekeceği çok büyüktür. Ama şimdiki insanlarda özür dilemek yok. Özür dileyip, "Çok ayıptır" diyerek yaptığı hatayı kabullenmek yok bu zamanın insanlarında. Nadir olarak var ama çoğu bu terbiyeyi almamış. Osmanlı'dan sonra hiç terbiye, edep kalmamış, ahlak kalmamış. Allah muhafaza etsin. Allah insanlara akıl fikir versin inşallah. Ve sahip göndersin inşallah.