السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.

Mawlana Sheikh Mehmed Adil. Translations.

Translations

2024-03-17 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم وَلَا تُلْقُوا بِاَيْد۪يكُمْ اِلَى التَّهْلُكَةِۚ (2:195) صدق الله العظيم Allah Azze ve Celle buyuruyor bilerek kendinizi tehlikeye atmayın. Kendinize Allah Azze ve Celle akıl vermiş. Size hayır olanı yapın. Hayır olmayana, tehlikeye girmeyin. Hem dünya tehlileleri hem ahiret tehlikeleri vardır. Esas tehlike küfürdür. Küfür tehlikedir. Ondan uzak durun diyor Allah. Dünyevi tehlikeler de vardır elbette ki nitekim ahir zamanda yaşıyoruz şimdi. Fitneler çok. Kötülükler çoktur. Tehlike çoktur. Ona göre davranın. Kendinizi tehlikeye atmayın. Tehlikeye atmadan da yapabilirsiniz işlerinizi. İlla da kendinizi ateşe atıp da sonra ne oldu diye bir tehlikeye girmenize gerek yok. İşler, kendine tehlikeye atmadan da yapılır. Fitne zamanıdır, ahir zamandır. Bu zamanda çok dikkat etmek lazım. İslam'a, Müslümanlara çok büyük tehlikeler var. Her gün daha fazla fitne var, daha fazla tehlike var. Daha dikkatli olmak lazım. Konuştuğuna, yaptığına, ettiğine hepsine dikkat etmek lazım. Lüzumsuz yere hiç yoktan kendinizi harap etmeyin, tehlikeye atmayın diyor Allah. Vakti gelir, o vakit Allah'ın izniyle tehlike kalmayınca yapacağınızı yaparsınız. Dünyanın her tarafında tehlike var artık, sadece bir tarafta değil. Şimdi ahir zaman olduğu için her tarafta tehlike yaşanıyor. En başta tehlikeler Müslümanlara karşı. Müslümanları tuzaklara düşürmek istiyorlar. Müslümanlar için hiçbir iyilik olmamasını hedefleyip, onları dinden imandan çıkarmak için uğraşıyorlar. En büyük tehlike odur. Her şeyi deniyorlar. İçkisinden, uyuşturucusundan, rezaletten her türlü şey tehlikedir. Onlardan uzak durun. Onları yapmayın. Yapanlara da yaklaşmayın. Allah muhafaza etsin hepimizi. Bu zamanın şerlerinden tehlikelerinden Allah muhafaza etsin. Evliyalar bu hali görüyor ve bu kadar tehlikeli bir zaman daha önce yaşanmadığını bildiriyor. İnsanlık oldu olalı en büyük tehlike zamanındayız şimdi. Nuh tufanı tehlikeydi ama bu ondan daha beter bir tufan. Küfür tufanı, zulüm tufanı var şimdi. Allah yolunda olun. Allah dostlarıyla beraber olun tehlike uzak durur sizden inşa’Allah.

2024-03-16 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًۭا يَرَهُۥ وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍۢ شَرًّۭا يَرَهُۥ (99:7-8) صدق الله العظيم Allah Azze ve Celle her bir hayrın, ufak da olsa, mükâfatını verecek diyor. Her bir şerrin de hesabını soracak Allah Azze ve Celle. Onun için insana faydalı olan, yaşadıkça elinden geldiği kadar Allah'ın yolunda iyilik yapması ve Allah'a itaat etmesidir. Sakın küçük bir şeydir diyerek yapmamazlık yapma.Yapabiliyorsan, yap. Küçük şeyler büyük, güzel şeylere yardımcı olur. Niçin? Çünkü insan bu küçük şeyi, Allah rızası için Allah'ı hatırlayıp yapınca Allah'ın zikri kalbinde olmuş oluyor. Allah'ı hatırlamış oluyor. Kötü şeyleri de küçümsememek lazım. Bir kötülük yahut bir günah işlerse insan, Azze ve Celle onun hesabını soracağım diyor. Bunu demekle Allah bize kötülük dilemiyor, tam tersi insan iyilik yapsın diye Allah Azze ve Celle bunu söylüyor. Allah'ı hatırlayıp günahların silinmesi için tövbe istiğfar edince Allah Azze ve Celle insanın hesabındaki günahı ve cezasıyı siler. Tövbe edip de her gün ne kadar çekebildiğin kadar yüz tane, yetmiş tane 'estağfirullah', 'tövbe estağfirullah' çekince Allah Azze ve Celle affeder. Küçük günahtır, tövbe gerekmez deme. Tövbe istiğfar gerekmez deme. Küçük büyük hepsine tövbe etmek iyidir. Onları silmek iyidir. Melekler günah yazmadan önce beklerler, bir saat, iki saat, beş saat, sekiz saat. Onu yazalım mı diye beklerler, en sonunda 'Yaz!' denilince, yazar melek. Yazılı kalır. Daha sonra yine de istiğfar ederse, tövbe ederse o da silinir muhakkak. Allah Azze ve Celle merhametlidir. Allah, insanlara hatırlatmak için söylüyor. Zerre kadar iyiliği unutmaz. Mükafatını verir. Zerre kadar da kötülüğü unutmaz. Onun da cezasını verir. Onun için tövbe istiğfar etsinler diye insanoğluna bunu hatırlatıyor Allah Azze ve Celle. Hiçbir şey Allah Azze ve Celle'den kaçmaz. Her şeyin hesabı kitabı var. Her şeyin de mükafatı var, inşa'Allah. Allah hepimizi mükafatlandırsın, inşa'Allah. Bu günler hürmetine.

2024-03-15 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم أَلَآ إِنَّ أَوْلِيَآءَ ٱللَّهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ (10:62) صدق الله العظيم 'Allah'ın Evliyalarına, sevdiklerine korku yok, hüzün yok' diyor Allah Azze ve Celle. Ramazan'ın üçünde bundan 51 sene önce miladi olarak, hicri olarak da 53 sene önce, Şeyh Abdullah Dağıstani Hazretleri dünyasını değiştirdi, ahirete intikal ettiydi. O vakit, Şeyh Baba Şeyh Nazım Hazretleri onun yerine şeyhliği yaptı. Ondan aldı. Şeyh Abdullah Dağıstani Hazretleri kutup, evliyaların sultanıdır. Onu ama anlayan iki kişi vardı. 'İki talebem vardı' demişti kendisi. Makamları âli olsun. Şeyh Nazım Hazretleri Kıbrıslı ve Şeyh Hüseyin Efendi Afrinli. Onlar anladı. Onun sohbetlerini, dediklerini onlar anladı, başkaları anlamadı. İmtihan olarak da anlamadıkları halde bir şeyler söyledi, insanları kaçırttılar. O da bir hikmettir demek. Toplayan Şeyh Nazım Hazretleri. Yüz binlerce, milyonlarca insan bu yola girdi, Allah Azze ve Celle'nin yoluna. Hak yolu olan devam eder. Hak olmayan dökülür gider. Onun için bu gibi şeylerde dikkatli olmak lazım. Nefsine uyup yoldan çıkmamak lazım. Kim olursa olsun, onun ona itibar etmek gerekmez. İtibar edilecek iki kişiydi. Onların yolları doğruydu. Yoldan çıkmadılar. Tarikatla şeriat birbirine yapışıktır. Başka değil, tektir. 'Ben tarikata uyuyorum. Şeriat bana ne.' demek olmaz. Benlikten Allah muhafaza etsin bizi. Şeyh Abdullah Dağıstani Hazretlerine her gittiğimiz vakitte, o vakit tabii küçük çocuktuk, medresede okuyorduk, devamlı 'Devam et!' derdi. 'İlimleri öğren, şeriatı öğren!' deyip bize tavsiyesi buydu. Başkalarına, başka şeyler söylerdi anlamazlardı. O gibi insanlara bir fayda olmaz. Menba olarak Şeyh Nazım Hazretleri, Şeyh Hüseyin Efendi Hazretleri devam ediyor. O güzel yol devam ediyor. Allah'ın izniyle kıyamete kadar doğru olan devam eder. Doğru olmayan da kesilip gider. Allah makamlarını âli eylesin Himmetleri hazır olsun. Onların himmetleriyle, Allah'ın izniyle bu yol devam ediyor. Yoksa başka türlü devam etmez. Doğru olan devam eder. Allah doğru yoldan ayırmasın. Nefsimiz uyudurmasın. Güzel laflara da kanmayalım. Hakiki olan şeylere inanmak lazım. Nefsine zor gelse bile, nefsinin hoşuna gitmese bile, aldırış etme. Sen doğru yolda ol. Allah muhafaza etsin. Her zaman şeytan insanın içine girebiliyor. Doğru yoldan seni çıkarabiliyor. Güzel şeyler, güzel laflarla da yoldan çıkarabiliyor. Onun için dikkat etmek lazım. Ki Peygamber Efendimiz'in yolundan sapmamak lazım. Sapanlar çok oldu. Sapanlar helak oldu. Allah muhafaza etsin.

2024-03-14 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem 'Dünyanızdan bana üç şey sevdirildi: kadın, güzel koku ve en çok sevdiğim namaz' diyor. Bu dünyada sevilen şeyler bunlar diyor Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Onun için namaz en mühim olan şeydir, Müslüman'a. Oruçla beraber Allah Azze ve Celle, Ramazan ayını bize Peygamber Efendimiz'in hürmetine daha fazla namaz kılalım ve daha fazla ecir kazanalım diye hediye olarak vermiş. Teravih sünnettir. Teravih namazını kılmak büyük bir sevaba nail olmak demektir. Bazı saçma sapan insanlar çıkar 'yok sünnettir değildir' der. Bu artık daha tartışılamaz. Teravih'in sünnet olduğu muhakkaktır. Peygamber Efendimiz'den sonra gelen halifeler Hazreti Ebubekir, Ömer, Osman, Ali Efendimiz hepsi teravihi devam ettirmiştir. Onların yaptıkları sünnettir. Onlar da sünnettir. Zaten Peygamber Efendimiz kılmıştır. Farz olmasın diye cemaatle değilde tek başına kılmıştır. Bir iki defa mescitte kılmıştır Peygamber Efendimiz. Ondan sonra Hane-i Saadet'inde devam etti. Hazreti Ömer, Radiyallahu anh, teravih namazını cemaatle devamlı olarak ve resmi bir şekilde kıldırmıştır. Onun için, cemaatle kılmak da sünnettir. Sünneti yapmak ne demektir? Sünneti yapmak daha fazla kazanmaktır. Neyi kazanacağız? Para, altın, mücevher mi? Bunun hepsinden daha kıymetli olanı kazanacağız. Altın, para dünyada kalır. Bu, ilelebet seninle olur. Bu mücevherin sana faydası, sonsuza kadardır. Ötekiler dünyada kalır ancak dünyada bir işe yarar mı yaramaz mı o da belli değil. Hayra giderse yarar, şerre giderse zarar olur. Onun için bu ne kadar elimizden gelirse o kadar almamız lazım bu mübarek ayda. Allah'a şükür bu bizim memlekette bu fitne çıkmamış. Taravih 20 rekat diye biliniyor. Başka yerlerde şeytan insanların aklına girmiş 'yok 4 rekat, yok 8 rekat yeter'. 8 rekat kılıp kaçıyordu cemaat. Cemaatin kaçmasını bırak. Artık imamlar da 8 rekat kıldırıyor. Allah'tan bu memleket İslam'ın halifelerinin yeridir, payitahtıdır. Daha aynı şekilde, Peygamber Efendimiz'in halifelerinin kıldığı gibi, Peygamber Efendimiz'in kıldığı gibi, 20 rekat kılınıyor. Şeytan, ne kadar azaltsam o kadar kârdır kendisine diye her türlü şeyi deneyip uğraşıyor. Bir defa Bayezid-i Bistami Hazretleri sabah namazı nasıl olmuşsa kaçırmış galiba. O kadar üzülmüş, o kadar yakarmış Allah'a. Sonra Allah Azze ve Celle'den nida gelmiş kendisine. O kadar üzülmesine karşılık ona bin kat daha fazla sevap yazılmış kendisine. Ağlamış, feryat figan etmiş. Sonra, bir defa daha saba namazını tam kaçıracakken şeytan uyandırmış Hazreti Bayezid-i Bistami'yi. 'Kalk da vakit kaçacak.' Hemen kılmış. Ondan sonra şeytan'a demiş 'ya sen hayır yapmazdın, sen niçin beni uyandırdın.' Şeytan demiş 'geçen defa uyanmadın bin defa daha fazla sevap aldın.' 'Şimdi yine aynı şekil olmasın diye ben seni kaldırdım namaza.' İnsanları kandırmak için her türlü hile var. Sonunda zarar verecekse, hayrı bile yaptırır. Bu insanlar da aynı şekilde. Vesvese yapıyorlar, 'Sen sünneti yapmıyorsun, sünnet böyle değildir, bunlar Peygamber Efendimiz'in yapmadığı şeyler' deyip insanları kandırıyorlar. Çok insan var mürşide, hakiki şeyhe tabi olmadığı için, hakiki alime tabi olmadığı için çabuk kandırılabiliyor. Allah muhafaza etsin. Sünnet olan namazları elimizden geldiği kadar yapalım. Hele sünnet-i müekkede olanları hiç bırakmamak lazım. Sünnet kısım kısımdır. Sünnet-i müekkede var. Nafile olan sünnetler var. Şimdi çoğu bu insanlar 'sünnet gerekmez' deyip namazı iki rekat, dört rekat kılıp kaçıyor. Ne tesbih ne başka şey. Onlar çok zarar ediyorlar. Faydayı kaçırınca zarar olur. Allah akıl fikir versin. Kalmayalım inşa'Allah şeytana ve şeytanın şeytan gibi alimlere. Allah muhafaza etsin şerlerinden.

2024-03-13 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم وَسَخَّرَ لَكُم مَّا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ (45:13) صدق الله العظيم Allah Azze ve Celle, insanoğlu için gökteki, yerdeki şeyleri yarattı. Her şeyi insanoğlunun faydası için Allah Azze ve Celle yaratmış. Her şeyi yarattı. Allah'ın yaratıcılığı da devam ediyor. Sırf bizi yaratıp da bırakmadı. Allah'ın yaratıcı sıfatı devam eder. Bizim vaktimiz gelir, kıyamet kopar, kimisi cennete kimisi başka yere gider. Allah'ın yine yaratıcılığı devam eder. O'nun ilmine bizim aklımız ermez. Ama mühim olan burada 'Her şeyi sizin için, sizin faydası için yarattım' diyor. Onları size hizmet etmesi için, sizin maişetiniz için yarattım. Göktekiler de, yerdekiler de. Her şeyde bir gördüğümüz şeyler var. Görünen şeyler var, görünmeyen şeyler var. Hepsi, Allah yolunda olduktan sonra, size faydadır. Bütün insanoğluna, ister inanan, ister inanmayan, mümin, kafir herkese ayrım yapmadan Allah Azze ve Celle vermiştir. Onu takdir edip, O'na şükreden kazanmış olur. Hem faydalanmış olur Allah Azze ve Celle'nin verdiği nimetlerden. Onu takdir etmeyip Allah'a inanmayan, Allah'a küfreden insanlara da yine aynı şekilde verilir ama bu defa onların bir faydası olmaz. Zararı olur yaşamakla. Onun için kıyamet günü, o insanlar hesaplarını, azaplarını görünce keşke toprak olsaydık diye ümit ederler. Ama Allah Azze ve Celle insan olarak yaratmış ve ona göre hesabını verecek herkes. Allah hepimizi nimetini takdir eden, O'na şükredenlerden eylesin inşa'Allah. Bu nimet üzerimize daim olsun inşa'Allah.

2024-03-12 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Allah Azze ve Celle Hadis-i Kudsi'de buyuruyor: 'Oruç Benim'dir.' 'Onun mükafatını Ben veririm' diyor Allah Azze ve Celle. Oruc her Müslüman için üçüncü farzdır. Kelime-i Şehadet, namaz, ondan sonra oruç geliyor. Bu üçü her Müslüman yapabilir. Fakiri de, zengini de. Müslüman olan insana, Kelime-i Sehadet'i getirdikten sonra namaz farzdır. Oruç farzdır. Zekat zengine farzdır. Fakire farz değil. Bu üç tane farz şehadet, namaz, oruç herkese farzdır. Zekat, hac parası olan için farzdır. Bütün Müslümanlar için değil. Zekatı, parası olmayan tabii ödeyemez. Haccı, Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere'ye yakın olan insanlar fakir olsa da yine de yapabilir. Öylesi durumlarda fakir de gidebilir. Tabii şimdi gidilmez artık. Eskisi gibi değil. Eskiden fakir de gidebiliyordu hacca. Ama zekat, fakire parası olmadığı için farz değil. Hac da parası olmayan için farz değil ama kişi yakınlarda yaşadığı için veya yolu açık olduğu için yine de Haccını yerine getirebilir. Oruçla namaz ise her Müslüman için yapması gereken farzdır ve yapmasında kendisi için fayda vardır. Allah Azze ve Celle'nin bizim ne namazımıza ne orucumuza ne de ibadetimize ihtiyacı var. Haşa! Onu merhametinden, lütfu kereminden bize ihsan etmiş. İnsanoğlu olarak onları yapıp mertebeniz yükselir. Allah'ın indinde günahlarınız temizlenir. Hem vücut olarak temizlenir, hem ruhaniyet olarak temizlenir. Namaz ve orucun zahir vücudunuz için faydası çok büyüktür. Hem namazın hem orucun onların faydaları insanın vücudu için çok büyüktür. Allah Azze ve Celle'nin rızasıyla her yaptığı harekette, Allah ona ikramlar, inayetler, rahmetler verir ki onlar vücudunu kaviyy kılar. Güzel, iyi eyler. Namaz niyaz olmadıktan sonra ruhunuza bir fayda olmuyor. Namaz ve oruç ruhaniyeti de temizliyor. İnsanın içini temizleniyor. İnsanın hem ruhu hem bedeni temizlenmiş oluyor. Bu büyük bir ikramdır. Bunları bize nasip ettiğine Allah'a şükür olsun. İnsanoğlu şükretmesi lazım bilmesi lazım ki bunda büyük faydalar vardır. Şimdi işte keşfediyorlar 'yok şöyleydi, yok böyleydi, yok iyiydi'. Onlar mühim değil. Onların hiç biri mühim değil. Mühim olan Allah Azze ve Celle'nin rızasıdır. Ötekiler de ikramıdır. Bize en mühim şey Allah'ın rızası ve Allah'ın bizden razı olmasıdır. Allah Azze ve Celle'nin verdiği ikramlara da şükrederiz. Allah daim etsin, sabit kadem kılsın. İnsanlara da, bilmeyenlere de hidayet versin. Onlara da nasip etsin inşa'Allah.

2024-03-11 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Mübarek olsun inşa'Allah bu güzel ay. Bugün bu ayın birinci günü'dür. Bir sayıyoruz, bir ay geçer, birden geçer. Allah Azze ve Celle ikram olarak bize veriyor. Günler çabuk geçiyor. Hayat çabuk geçiyor. Allah'ın hikmeti. Her şeyi güzel yaratmış Allah Azze ve Celle. Her şeyi intizamla yaratmış. İnsanoğlu kendi düşüncesine göre kalsa, hal nice olur. Müslümanı, kafiri, inanmayanı hepsini aynı yarattı Allah Azze ve Celle. İnsanların düşünceleri hayat hakkında aynı. Hiç ölmeyeceklerini zannederler. Ölümü düşünmezler. Ama hayat geçiyor. Dünya durmuyor. Geçiyor. Bu da bir imtihandır. Allah Azze ve Celle'nin insanlara merhametidir. Öteki türlü olsa, insan hiçbir şeyin lezzetini alamayacaktır. Hiçbir şey yapamayacaktır. Allah Azze ve Celle, Ahsen-ül-Hâlıkîn'dir. Allah Azze ve Celle, herşeyi hikmetlere binaen en güzel şekilde yaratmış. Allah, bizim için güzellikleri istiyor. Allah Azze ve Celle güzelliğe, güzel yere çağırıyor. Mübarek Ramazan ayı da o güzelliklerin bir kapısıdır. Bu güzelliklerin kapısından girene, Allah hem dünyada güzelliklerden ve mutlululuktan veriyor hem Ahirette daha da çoğunu. Bu mübarek ay bereketlidir. Güzeldir. Eski insanlar 15'inden, 20'sinden sonra teravihlerde 'Elveda, elveda' diye okurlardı. İnsanların içinde, tıpkı kıymetli bir misafirin gitmesinde meydana gelen hüzün oluşurdu. Ramazan-ı Şerif güzel misafirdir ve insan o güzel misfarin ayrılmasına üzülür. Allah mübarek eylesin. İslam alemine de huzur versin. Sahip göndersin inşa'Allah. İnsanlar iyicene azmış. Allah Azze ve Celle'yi unutmuş. Kâfir desen öyle, Müslüman desen gaflet içinde. Fitneler çok, her türlü belalar çok. Allah muhafaza etsin. Bu ayın hürmetine, Peygamber Efendimiz'in hürmetine hepinizi selamete çıkarsın. En mühimi de imanımız selamette olsun inşa'Allah. İmanımıza kuvvet olmasına vesile olsun bu mübarek ay, oruçlarımız, ibadetlerimiz inşa'Allah. Allah mübarek eylesin. Allah, seneye daha güzel eylesin. Bütün dünya Müslüman olsun inşa'Allah.

2024-03-10 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Allah'a şükür bu bu ay da geçti inşa’Allah. Bu akşam mübarek Ramazan başlıyor. Bereketli ay, güzel ay. Allah'ın Azze ve Celle'nin Ümmet-i Muhammediye'ye ikram ettiği aydır. Bu ay, insanlara nur olan, insanlara Allah'ın Azze ve Celle'nin ikramı olan, Peygamber Efendimiz'in mucizesi olan, kıyamete, sonsuza kadar sürecek olan Kur'an-ı Azimuşşan'ın indiği, Kadir Gecesi'nin olduğu aydır. Bereketli ay! Bu bereketten dolayı ve Peygamber Efendimiz'e ikram olanlardan dolayı mübarek aydır. Bu ay, sıhhat ve selamet ayıdır. Her türlü hayrın ayıdır. Onun için bu ay, hepimize, müslümanlara Allah'ın Azze ve Celle'nin ikramıdır. Her güzelliği, Allah Azze ve Celle bu ayda insanoğluna tattırır, ikram eder Oruç güzel bir şeydir. İnsanların bazısı zorlanır. Ama müslüman için hem sıhhattir hem Allah'ın Azze ve Celle'nin ikramıdır. 'Orucun mükafatını ben veririm' diyor Allah Azze ve Celle. Allah cömertlerin en cömertidir. Onun için bu ayı ağırlayıp ona hürmet etmek, dikkat etmek lazım. Allah'a şükür müslüman olan bu ayı ağırlayıp ona hürmet eder. Başkaları var, bakarsın oruç yiyorlar, bu aya hürmet etmiyorlar. Onlara da kızmamak lazım, acımak lazım. Çünkü bu güzel şeyden nasiplerini alamıyorlar. Allah kısmet etmemiş. Onun için onlar onlara üzülmek lazım ki bu ikramdan nasiplerini almıyorlar. Boş boşuna yaşıyorlar. Boş boşuna vakitlerini geçiriyorlar. Vakitlerini öldürüyorlar. Hakikaten öldürüyorlar. Allah ikram etmiş. 'Bol bol alın bu ikramdan' diyor Allah Azze ve Celle. Bazı insanlar alıyor. Çoğu almıyor. Allah'a şükretmek lazım. Bu yolda olan, 'başkasına da nasip olsun' diye dua etmesi lazım. Çünkü insan nefsine uyup 'ben yapıyorum, başkaları yapmıyor' demek tehlikelidir, güzel değil. Tarikat bu edebi öğretiyor. Tarikat yoluyla edebi öğrenmeyenler, şeriatı kendileri sayesinde yaşıyormuş gibi başkalarına kötü gözle bakıyorlar. Tabii Allah'ın Azze ve Celle'nin emrettiği yolda olmayanlardan razı değiliz, ama onlara acımak lazım. Çünkü boşuna gidiyor hayatları bir hayli. Ama Allah Azze ve Celle Gafur-ur Rahim'dir. Tövbe ederlerse onların tövbeleri kabul olur. Daha tövbe kapısı açıktır. Kapalı değildir. O yaptıkları günahları Allah Azze ve Celle sevaba tebdil eder. Tövbe kapı kapanmış değildir. Allah hepimize hidayet versin. Hidayetten ayırmasın bizi inşa’Allah. Nefsimize uydurmasın. Son nefese kadar insan tehlikededir. Çok insan vardır alimdir, okumuştur, mümindir. Bir ayağı kaydı mı kendini uçurumdan aşağıya düşmüş buluyor. 'Ben oruçluyum, ben oruç tuttum, ben şey yaptım' diye kendine güvenme. Daima Allah Azze ve Celle'ye sığın. O'ndan yardım iste. Bizi bu yolda sabit kadem kılsın. Allah hepimizi sabit kadem kılsın. Doğru yoldan ayırmasın. Bu güzel hallerden bizi ayırmasın. En güzel haller, Allah Azze ve Celle'ye ibadet ettiğimiz hallerdir. Onlar çok güzeldir. Büyük nimetlerdir. Allah muhafaza etsin hepimizi. Hayırlı, bereketli olsun. Inşa’Allah imanımıza da kuvvet olsun hepimize. İnsanlara da hidayet olsun. Sıkıntılar zail olsun.

2024-03-09 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Hud Suresi'ne bir ayet var. O ayet hakkında, sakalıma ak düşürttü diyor Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. O ayet mübarek ayet. بسم الله الرحمن الرحيم فَٱسْتَقِمْ كَمَآ أُمِرْتَ وَمَن تَابَ مَعَكَ وَلَا تَطْغَوْا۟ (11:112) İstikamet üzerine olun. Allah Azze ve Celle'nin emridir. İstikamet üzerine olun. Yoldan sapmayın. Bu, bütün Müslümanlara emirdir. Yapabilen yapıyor. Ama yapamayan, yoldan çıkaracak çok şeylerle karşılaşıyor. Onun için bu yolda durmak, nefsine mücadele etmek büyük bir savaştır inşa’Allah. Bu yol, Allah'a şükür yolumuz, Peygamber Efendimiz'in yoludur. Bu yol, O'nun getirdiği güzel yol inşa’Allah. Bu yol, istikamet üzerine. Bu yolda devam ederiz. Kimseye yağcılık olsun diye yahut onun hoşuna gitsin diye yoldan çıkamayız. Bizim yolumuz İslam yolu, şeriat yolu. Şeriat nedir? Mezhep üzerine olmaktır. Peygamber Efendimiz'in getirdiği şeyleri, O'nun sevdiği şeyleri sevmek, sevmediği şeyleri sevmemek. Sevdiği kimlerdir? Sevdiği, Ehli Beyt, Ashabı Kiram'dır. Onlar sevdiğidir. Onların yolunda gitmezsen yoldan çıkarsın. Kendi kafana göre yaparsın o vakit. Yoldan çıkanlar çok var. Bu dört mezhep üzerine olmayanlar, kendi kafalarına göre yoldan çıkmışlardır. Yok bu böyle yaptı, şu şöyle yaptı deyip şeytan onları kandırıp yoldan çıkarır. Şimdiki bu zamanın illeti olan bilgisayardı, şuydu buydu, herkes istediğini yazıyor, yalan yanlış. Millet de işte bu şöyle söyledi, bu böyle dedi diye inanıp giderse o vakit başı belaya girer. Dünyada başı belaya girmek bir şey değil de ahirette başı belaya girmek zordur. Onun telafisi yok. Dünyada yine cezanı çekersin, af olunursun. Ahirette o şans sana yok. Ancak doğru olarak gidersen, kurtulursun. Doğru yolda belli. Tarikat ve şeriat. Tarikatla şeriat olması lazım. Daha kuvvetli olur. Öteki türlü bir tanesi olursa bir yerden yoldan çıkarsın. Sırf ötekisi olsa ötekisi de başka yoldan çıkarsın. Kendini emniyette zannedersin. Halbuki tam belaya düşmüşsün. Allah muhafaza etsin. Allah hepimizi istikameti üzerine eylesin. Tarikatla şeriat ikisi beraber olması lazım. Din de kendi kafana göre olmaz. 'Bence böyle olması lazım.' Sen kimsin de ben diyorsun. Zaten ben dedin mi sen hiçbir şeysin. Benlik bencillik, nefis demek. Allah muhafaza etsin. Doğru yoldan ayırmasın hepimizi inşa’Allah.

2024-03-08 - Dergah, Akbaba, İstanbul

İnşa'Allah bugün Şaban-ı Şerif'in son cumasıdır, bugün mübarek gün. Üç ayların ikisi hemen hemen geçti. Şimdi Ramazan geliyor, Ramazan mübarek aydır. Günler geçiyor, insanlar gaflet içinde. Ramazan'a hazırlanın. Mümin devamlı hazır olması lazım. Bütün hayatı Allah'ın yolunda olması lazım. Bazı aylar daha güzel. Bunların tabii kıymetini bilen bilir. Bilmeyen ise günleri öldürüp boş boşunu harcar. Zarardan nereden dönersen kârdır. Dönse insan bu güzel ayın hürmetine, Allah Azze ve Celle günahlarını affeder. Günahları sevaplara tebdil eder. Tövbe edince Allah Azze ve Celle günahları yerine sevap yazıyor. Bu Kur'an'da da yazılıdır. Allah Azze ve Celle'nin vaadi hak'tır. Kur'an Allah Azze ve Celle'nin kadim kelamdır. Peygamber Efendimiz'in hadis-i şerifi aynı şekildedir. İnsanlara bize zulüm oldu demesinler diye her türlü imkanı Allah Azze ve Celle veriyor. لَا تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ Şeytanın peşinden gitmeyin. (24:21) Sakın gitmeyin. Şeytanı bırakın. Yine de insanlar aynı şekilde devam ediyor. Ondan sonra 'nasıl böyle olur mu olmaz mı?' yakarırlar. Allah Azze ve Celle insana irade vermiş. İstedikten sonra iradesini kullanıp, nefsini bırakacak. İradesinin nefsine teslim etmeyecek. Allah Azze ve Celle'nin irade dediği nimeti nefsi zapt etmek, nefsi kontrol kontrol etmek için vermiştir. İrade herkeste vardır. Ama kullanan azdır. Kullanamayan çoktur. Nefsine uyup da helak olan da çok oluyor. Bu mübarek günlerdir, mübarek aylardır. Şimdi gelen ay da Allah'a şükür Rahmet ayı, güzellik ayı, mağfiret ayı Ramazan-ı Şerif'tir. O ay kıymetli bir aydır. Onun kıymetini bilen kazanır. Bilmeyen kazanmaz, değer bilmez, atar. Dünya temsili olarak: Dünyanın en pahalı elması var burada Osmanlı'nın elinde. Onu bulan adam çöplükten bulmuş. Kıymetini bilmemiş. Bir kaşık tahta kaşık yerine vermiş. İşte bizim de böyle kıymet bilmeyen insanlar bu kıymetli şeylere ehemmiyet vermeyip değerli olanı ellerinden kaçırıyorlar. Dünyada pişman olmak var ama ahirette pişman olmak var. Ahirette pişman olman, artık daha fayda etmeyen bir pişmanlıktır. Allah muhafaza etsin. Allah bu günleri ayları bize kıymetini bilenlerden eylesin. Bize de mübarek eylesin inşa’Allah.