السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.

Mawlana Sheikh Mehmed Adil. Translations.

Translations

2024-07-31 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم مِن شَرِّ ٱلْوَسْوَاسِ ٱلْخَنَّاسِ (114:4) صَدَقَ الله العظيم Vesvese yapan şeytanın şerrinden Allah muhafaza etsin diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Bu ayet, son sure olan Nas Suresi'nde geçmektedir. Vesvese herkeste olur. İnsanlar geliyor, 'Bizde şöyle vesvese var, böyle vesvese oluyor.' Bu, insanların imtihanıdır. Allah Azze ve Celle vesveseyi insanlara imtihan olarak vermiş ama işin kolayını da vermiş. Vesveseyi dinlemeyin diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Onun şerrinden Allah'a sığının. O vesvese - içine ne gelirse gelsin - dışarı çıkmadıktan sonra, yani onu kabul edip de vesvese üzerine hareket etmedikten sonra, vesvesenin hiçbir hükmü yok, hiçbir günahı da yok. Vesvese, Allah Azze ve Celle'nin insanları imtihan ettiği şeydir. Vesveseye göre hareket etmedikçe hiçbir zararı yok, günahı yok. Bilakis insanın imanına kuvvet verir. Çünkü ona itibar etmeyince kuvveti artar insanın. Öteki türlü ona itibar edip, kulak veren insan zorluklar çeker. Vesveseyi dinleyen dünyada çok zorluklar çeker. Allah affetsin. Vesveseyi dinleyen için dünyada çok zorluk olur. Vesveseyi dinleyen, lüzumsuz şeylere kafayı takar yahut lüzumsuz işler yapar. Vesvese, her türlü takıntı olabilir. Vesvese yapan, hak sözü kabul etmeyip de şüphe içinde olur: 'Yok, bu böyle olması lazım, bu şöyle olması lazım' diye kendi kafasına göre bir şeyler yapar. Kendine kendine yük, lazım olmayan şeyler yükler. O yaptığı şeylerin de hiçbir faydası olmaz, bir sevabı olmaz. Günahı olmasa da bile faydası olmaz, lüzumsuz işler yapmış olur. Onun yerine çok daha güzel şeyler yapabilir. Vesvese hiçbir zaman durmaz. Sen namazdayken, yatarken, kalkarken istersen umrede ol, hacda ol, vesvesenin olmadığı yer olmaz. İnsanın dünyadaki imtihanıdır. Allah muhafaza etsin. Allah Azze ve Celle vesveseden, vesvesenin şerrinden muhafaza etsin hepimizi inşa'Allah.

2024-07-30 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم إِنَّٱلَّذِينَيُحِبُّونَأَنتَشِيعَٱلۡفَٰحِشَةُفِيٱلَّذِينَءَامَنُواْلَهُمۡعَذَابٌأَلِيمٞ (24:19) صَدَقَ الله العظيم Allah Azze ve Celle buyuruyor: Kötü amelleri, günahları müminler arasında yaymayı seven insanlara ahirette büyük azap var. Onlara Allah'ın gazabı var. Onlar iflah olmaz. Çünkü istedikleri kötülüktür, kötülükten başka bir şey değildir. Günah kötülüktür, iyilik değil. İyilik günahtan sakınmaktır. Her türlü günah kötülüktür. Küçüğü var, büyüğü var tabii. Günaha tövbe etmek, istiğfar etmek ondan kurtulmak demektir. Günaha müptela isen, günahından dolayı Allah'tan af dileyip o günahı açığa vurmaman senin için iyidir. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor: المبتلى بالمعصية فليسترها Günaha müptela olursanız kendinizi saklayın, günahı aşikâr etmeyin. O günahı sen saklarsan Allah Azze ve Celle kıyamet günü seni saklar. Ama şeytan bilakis günahın açık olmasını ister, herkes yapsın ister. Yapmayanlara da zulmetmek isterler: Sen niçin günah işlemiyorsun, bu kötü hallere girmiyorsun? İnsanlara uymayan, haysiyet, utanç diye bir şey bırakmayan günahlara niye girmiyorsun diye zorlarlar. İşte bu tam ortasındayız. Hiç alakası olmayan şeylerin içine de o pislikleri bulaştırırlar. İyilik yaparsan, sen iyi şeyler işin içine karıştırıyorsun diye kızarlar. Ama onların yaptıkları pisliği haddi, hududu çok aşmıştır. Onun için Allah muhafaza etsin. Bunlardan razı değiliz. Bunlar normal değil. Şimdi onlar normal olarak gösteriyorlar. Ellerinden geldiği kadar bu kötü halleri insanlara gösterip özendirmek istiyorlar. Hâlbuki insan bu hallerden iğrenir. İmanlısı imansızı bu hallerden iğreniyor, kaçmak istiyor. Ama onlar iyi göstermek istiyorlar. Allah Azze ve Celle iyiyi de insanın fıtratına koymuş. İyilik de insanın fıtratındadır. Kötü şeyler de insanın fıtratındadır. Neyin iyi, neyin kötü olduğunu bilirler. Aradaki farkı ortadan kaldırmak istiyorlar ki her şey normal olsun. Her yaptıkları pislik normal olsun. Yaptıkları kötülüğü normal olarak göstermek istiyorlar. Allah muhafaza etsin şerrinden. Onlar Allah'ın gazabına nail olacaklar. O gazaba, cezaya müstahak olacaklar. Allah muhafaza etsin. Müslümanların büyüğünü küçüğünü de etkiliyorlar. Artık sadece küçükler değil büyükler de her şeyi mübah görüyorlar. Allah muhafaza etsin. Allah nefsimizin şerrinden muhafaza etsin hepimizi.

2024-07-29 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم فَٱتَّبِعُوهُ ۖ وَلَا تَتَّبِعُوا۟ ٱلسُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمْ عَن سَبِيلِهِۦ ۚ ذَٰلِكُمْ وَصَّىٰكُم بِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ (6:153) صَدَقَ الله العظيم Allah Azze ve Celle buyuruyor, doğru yolu bırakıp da başka yollara gitmeyin. Doğru yol bellidir. O yolu bırakıp da başka yollara giderseniz helak olursunuz. Doğru yol Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in gösterdiği yoldur. Onu bırakıp da başkasının sana gösterdiği, Efendimizin yolu dışında olan yollara giden insan iflah olmaz, hayır bulmaz. Allah'tan korkun buyuruyor Allah Azze ve Celle. Bu yolu tutun. Başka yollar doğru değildir. O yollar insanı doğrudan çıkarıp hiç sonu olmayan yollardır. O yollar insana dünyada da hayır getirmez, ahirette de hayır bulmaz insan. Bu yollar şeytanın gösterdiği yollardır. Peygamber Efendimiz'den önce de ta Adem aleyhisselam'dan beri şeytan o yolları insanlara gösterir. İnsanlar da o yollardan gidince şeytanın istediği oluyor. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem buyuruyor: Yahudiler yetmiş bir fırkaya ayrıldı. Hristiyanlar da yetmiş iki fırkaya, yani değişik yollara ayrıldı. Müslümanlar yetmiş üç fırkaya. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in söylediği sayı en azıdır. Şimdi çok daha fazla fırkaya ayrıldılar. Bunlar Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in söylediği, Kur'an-ı Azimüşşan'da Allah Azze ve Celle'nin bize ihtar ettiği "bu yollara gitmeyin" dediği yollardır. Doğru yol bellidir. Bir gizlisi saklısı yok. Aşikardır. O yoldan dışarı çıkmayın. Bu yol hangi yoldur? Bu yol, atalarımızın, babalarımızın, sahabelerin, ta Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem tarafından gösterilen yoldur. O yolun yolcusu kazanmıştır. O yolun dışına çıkan helak olmuştur, esameleri okunmamıştır. Ama doğru yolda olanlar kıyamete kadar, Allah'ın izniyle insanlara yol gösteren, nurları olan insanlardır. Allah doğru yoldan çıkartmasın bizi. Allah muhafaza etsin. Şeytanın şerrinden, nefsimizin şerrinden, şeytanlaşmış insanların şerrinden Allah muhafaza etsin.

2024-07-28 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem buyuruyor ki, nefsin birçok hastalığı vardır. Bu hastalıklardan çoğundan, insan dünyadayken nefsiyle mücadele ederek ve ona karşı gelerek kurtulabilir. Ancak bir tanesi vardır ki, insanla birlikte dünyadan çıkana kadar sürer. Bu hastalık nedir? Hubbu Riyas'tır. Yani kendini öne çıkarma, başkalarından üstün olma, başkan olma isteğidir. Riyas, başkanlıktır; her türlü başkanlığı kapsar. Başkalarının önüne geçmek isteyen insanda bu hastalık bulunur. Bu hastalığa yakalanan kişi, ancak ahirette ondan kurtulabilir. Allah Azze ve Celle insan için her şeyi yaratmıştır. Bu nefsin hasletini de Allah yaratmıştır. Eğer bu hasleti Allah yolunda değerlendirirsen, hem bu hastalığın şerrinden kurtulursun hem de Allah katında sevap kazanırsın. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem buyuruyor ki, her şey için bir mesuliyet vardır. Hepiniz bir şeyden mesulsünüz, sorumlusunuz. Ailenizin reisi olarak ailenizden. Muhtar olarak halkınızdan. Makamlarda yükseldikçe, mesuliyetiniz de artar. Nefsine kapılıp da onun emirlerine uyan insan için bu durum zorlayıcı olur; işlerini bir yük haline getirir. Büyük bir zorluk ve yük altına girer. Bu yük nasıl hafifletilir? Nefsin emirlerine değil de, Allah Azze ve Celle'nin emirlerine uyarak. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem buyuruyor ki: الكَيِّسُ مَنْ دَانَ نَفْسَهُ Akıllı kişi, nefsine hükmeden, nefsinin emirlerine uymayan, nefsini terbiye eden kişidir. İnsanın nefsinin pek çok hastalığı vardır. Nefs, insanın mertebesini ya yükseltir ya düşürür. Riyas sıfatını Allah yolunda değerlendirerek hareket etmek, insanı nefsinin zararlarından korur. İnsanın mertebesini yükseltir. Ne kadar hizmet ederse, o kadar ecir kazanır. Bu yolu hizmet amacıyla kabul eden kişi, sonunda mükafatını bulur. Eğer nefsi için yaparsa, dünya metaı dünyada kalır. Ahirete sadece günahlarla gider. Allah muhafaza etsin. Riyas sevgisi herkeste vardır, Peygamber Efendimiz buyurduğu gibi. Allah muhafaza etsin. Hiçbir zaman nefsine uymasın insan. Nefsinin peşinden gitmesin. Riyasın birçok çeşidi vardır. Nefsin, riyaset sevgisi mevcuttur. Riyaset, tek bir çeşit değildir. Binlerce çeşidi vardır. İnsan, kendisinde riyaset olmadığını düşünebilir. Oysa herkeste vardır. Bu nedenle Allah muhafaza etsin, dünya için ahiretimizi satmayalım, inşa'Allah.

2024-07-27 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم فَيَوْمَئِذٍۢ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُۥٓ أَحَدٌۭ وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُۥٓ أَحَدٌۭ (89:25-26) صَدَقَ الله العظيم Allah Azze ve Celle buyuruyor, o gün hesabını ancak herkes kendisi verir. Kimse başkasının hesabını vermez diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Bu gün kıyamet günü. Bugün hesap günüdür. O günkü hesaptan kimse kaçamaz. Dünyada hesaptan kaçanlar çok var. Paçayı kurtaranlar çok var, dünya hesabından kaçarak. İnsanlara zulmeden, insanları kandıran, insanlara eziyet eden insanlar çoktur. Dünyada hesap vermekten kaçtım zannediyor. Kendimi kurtardım zannediyor. Kağıt yok, evrak yok. Kandırdım insanı. Ötekisine de zulmettim. Yine kimse bir şey diyemedi diye kendi kendine sevinip gider. Ama esas ahirettir. Hiçbir şey, zulüm, kötülük boşa gitmez. Onlar muhakkak sorulacak. Onun hesabını ancak kendisi verir. Başkası veremez diyor Allah Azze ve Celle. Onun için dünyada kötülük yapan insanlar ahirette onun hesabını verecekler. Yani boşa gitmeyecek. Dünya gözüyle kurtulmak isterse, zulmettiği insanlardan haklarını helal ettirmek için ne lazımsa onu yapması en mühim işidir. Hayatında okumaktan da daha mühim, üniversiteden de daha mühim, diplomadan da daha mühim. Her şeyden daha mühimdir. İş güç hepsinden daha mühim. Yapılan kötülüklerden dolayı insanlardan helallik istemek en mühim şey. Allah Azze ve Celle affedicidir. Affeder, tövbe edene mağfiret eder. Ama kul hakkını kul ister. O kulun hakkını vermezsen onun hesabını çekeceksin. Allah muhafaza etsin. Kul hakkı konusunda, salih insanlar ve iyi insanlar, hakları olmadığı halde, başkalarının sözlerine güvenerek onların hak dedikleri şeye boyun eğer. Halbuki hak olmasa da, Allah huzurunda temiz kalmak için, dünya malı ahirete kalmasın diye yine de verirler. Allah Azze ve Celle onun ecrini verir muhakkak. Kul hakkından korunmak lazım. Allah muhafaza etsin. Kimsenin hakkını yemeyelim, inşallah, bilerek bilmeyerek. Allah muhafaza etsin. Bilmeyerek olduysa onun yerine de dünyada sadaka verilir. Bilmeyerek yapılan şeylere tövbe edince, Allah affeder. Ama bilerek kul hakkı yemek, o çok büyük bir tehlikedir. Allah muhafaza etsin. Allah insanları affeylesin. Allah insanlara akıl fikir versin ki düşünsünler. Yaptıkları işlerin iyi olmadığını, kötü olduğunu bilsinler, inşallah.

2024-07-26 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ كَانَتْ لَهُمْ جَنَّـٰتُ ٱلْفِرْدَوْسِ نُزُلًا (18:107) صَدَقَ الله العظيم İman edenler için bu dünyada ne kadar sıkıntı varsa, ahirette o kadar güzellik var diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Ebedi güzellik, ebedi hayat var. Sıkıntısız, üzüntüsüz cennet hayatı. Akla hayale gelmeyen şeyler Allah Azze ve Celle vaad etmiş. Burada dünyada yaşar, insan her şeyi bilirim zanneder. Ama ahiret hiç de bildiği gibi değil. Başka memlekete gitse şaşırır kalır, ne kadar bilmediği şeyler var diye. Bu teşbih ahiret için çok az bir şey. Cennet, dünyaya kıyaslandığında, insanın akla hayale gelmeyen şeylerin yeridir. Cennettekiler akla gelecek şeyler değil. Cennetteki güzellikler, cennetteki mutluluklar dünyaya kıyaslanamaz. İnsanlar dünyanın peşine düşmüşler. Dünyada sıkıntıdan başka bir şey yok. İman edenler için Allah onların kalplerini dünyada da mütmain eder, çünkü ahiretlerine iman ederler. Ama imanı olmayan, Allah'a inanmayan insanların da hiçbir ümitleri yok, hiçbir şeyleri yok. Onun için ona saldırırlar, buna saldırırlar ki zannederler ki böyle yapınca kendilerini iyi hissedecekler. Ama kötülükten iyilik gelmez. Kötülükten kötülük gelir. İyilikten iyilik gelir. Mümin hakkında Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: لا ضرر ولا ضرار Mümin, kimseye eziyet vermez. Eziyet ettirmez diye buyuruyor Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem. Onu insanlar bilmiyor. Ne kadar haset etseler, ne kadar başkalarına eziyet verseler o kadar daha iyi zannederler. Halbuki Allah Azze ve Celle herkesin rızkını, yapacağı şeyleri önceden vermiş. Her şeyin hesabı, kitabı var. Boşuna yaratmadım sizi diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Onun için Allah yolunda olanlar dünyada da mutlu olur, saadet içinde yaşarlar, ahirette de. İman en kıymetli şeydir ki imanı olan her nefesin hayra gideceğini bilirler. İmanı olmayan ise hiçbir şeyde iyilik bulamaz. Devamlı kabahati başkalarında bulmaya uğraşırlar. Kendilerinde hiçbir şey bulmazlar. En sonunda da iman etmezlerse, onlara hiçbir şey fayda etmez. Zararda olurlar. Allah muhafaza etsin. Allah herkese hidayet versin, inşa'Allah.

2024-07-25 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم هَوْنًۭا وَإِذَا خَاطَبَهُمُ ٱلْجَـٰهِلُونَ قَالُوا۟ سَلَـٰمًۭا (25:63) صَدَقَ الله العظيم Allah Azze ve Celle'nin bize ne yapmamızın gerektiğini söyleyen güzel bir ayettir. Bir olay yaşandığında veya biri hakkında kötü konuşulduğunda, insanlar hemen "kendimi savunmalıyım" telaşına kapılırlar. "Bu durumu düzelteyim, insanlar gerçeği bilsin" diye uğraşırlar. Hiç gerek yok! Cahil insanlara kulak asma. Cahil ile mücadele etme, tartışma. Hiç oralı olma diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Onlar anlamaz. Zaten niyetleri kötü, ne kadar konuşsan, ne kadar tartışsan, o kadar daha kötü olur. Bu yüzden en iyisi hiç konuşmamak, oralı olmamak. Hiçbir şey fayda etmez. Sana havlayan bir köpeğe sen de havlasan, istediğin kadar akşama kadar havla - Ne olacak? Millet sana gülecek. Millet seni ayıplayacak. Bu hayvandır ondan sana havlıyor. Sen geri havlasan ne olacak? Kötü olacak. Havlamazsan ne olacak? İyi olacak. Odur mesele. İnsanların anlamadığı şey bu. Boşuna kendilerine eziyet etmiş oluyorlar. Boşuna üzülmüş oluyorlar. Halbuki duyma, işitme! Allah biliyor ya. Kul bilse ne olacak, bilmese ne olacak. Kula hesap verecek halimiz yok. Allah Azze ve Celle'ye hesap verilecek. Sana kötülük yapan da mutlaka hesabını verecek Allah katında. Dünyada Allah muhafaza etsin şerlerden. Ama dünya olduğu için fitneler oluyor. Dünya hali işte. Her türlü şey olabiliyor, insanın başına gelebiliyor. Bu konu hakkında Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem ne güzel buyurmuş, ki her sözü güzeldir. Bu söz ise bu duruma daha da uygun düşmektedir. En kuvvetli insan kimdir diye soruyor Efendimiz. İnsanları yenen, döven insan mıdır? Yok, o değil. Öfkesini yenen, öfkesine hakim olan insandır! Öfkesine hakim olan insan herkesten kuvvetlidir. Öfkesine hakim olamayan istediği kadar kuvvet iddia etsin. Onun kuvvetinin hiçbir hükmü yok. Şeytanın istediği senin üzülmen, öfkelenmen, kavga etmen, tartışmandır. Onun istediği budur. Sen de tartışırsan, bu demektir ki şeytan sana galip gelmiş. Dünyanın en kuvvetli adamı olsan bile öfkene hakim olamıyorsan, zayıfsın. Dünyanın en zayıf insanı olsan bile, öfkene hakim olabiliyorsan, en kuvvetli insansın. Allah muhafaza etsin. Şerlerden, insan şeytanlarından, şeytanlardan, iblislerden Allah muhafaza etsin. Fitnelerden muhafaza etsin hepimizi.

2024-07-24 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, büyük günahların neler olduğunu size söyleyeyim mi diye sordu ashabına. Bazen insan bazı şeyleri hafife alır. Çok kötü olduğu halde onu hafife alır. Ekber-i kebair denilen en büyük günahlardan biri anne ve babaya iyi davranmamaktır. Anne ve babaya kötü davranmak o günahların en büyüğüdür. Başka büyük günahlar da var. Ama en kötüsü anne ve babaya kötü muamele etmek, kötü davranmak, onları üzmektir. Tabii, bunların dereceleri var. Kötü davranmak, dövmek, sövmek veya ilgilenmemek günahların en büyüğüdür. Ondan sonra da, şu anki çağda yaygın olan yalan şahitlik gelir. Yalan yere şahitlik yapmak da çok büyük bir günahtır. Peygamber Efendimiz bu konuya o kadar çok değinmiştir ki, bunun büyük bir günah olduğunu vurgulayarak. Yalan şahitlik yapmak, yalan şahitlik yapmak demiş. Sahabeler adeta "Keşke artık devam etmese" diye düşünmüşler, Peygamber Efendimiz bu konuyu o kadar üzgün bir halde dile getirmiş ki. Gerçekten de yalancı şahitlik insanların canını çok yakar, haklarını gasp eder. İki kuruş için bu şahitliği yapar. Bir laftan ne çıkar deyip yalancı şahitlik yapar. Bazı laflar kelleyi götürür, bazı laflar insanın hakkını alır. Onun için dikkat etmek lazım. Biri sana 'Bunu gördün mü?' ya da 'Öyle mi?' diye sorarsa, gördüysen aynen olduğu gibi söylersin. Eğer biri sana 'Gel de şunu söyle, bunu söyle' derse, görmediğin ve bilmediğin şeyi söyleme. Sakın! Küçük bile olsa yine görmediğin ve bilmediğin şeyi söyleme. Yalancı şahitlik yapma! Bu sırf mahkemede değil hayatın içinde yaşadığın her vakit için geçerlidir. Bir mesele hakkında bilgin varsa söyle. Bilgin yoksa sakın onun bunun lafıyla şahitlik yapma. Şahitlik, 'Gel burada elini Kur'an'a bas da şahitlik yap' demekle sadece mahkemede olmaz. Her zaman bir şey hakkında yalancı şahitlikten sakın. Şimdiki mahkemelerde bir hayli insan 'yalancı şahidim' diye iftihar eder. 'Şu parayı ver, ben sana şahitlik yapayım' der. Hem de geçerli olur. Nasıl bir sistemse, bu adamın yalancı olduğunu bildikleri halde yine de şahitliğini kabul ederler. Allah muhafaza etsin. Onları kabul etmeleri mühim değil. Allah Azze ve Celle'nin indinde vereceğin hesap, ahirette çekeceğin büyük azap önemlidir. Yalancı şahitlik günah olarak, kötü son olarak insana yeter. Hak dünyada zayi olur ama ahirette zayi olmaz. Sen iki kuruş için şahitlik yapmışsın, onun muhakkak cezasını çekeceksin. İster işin içinde para olsun olmasın, yalancı şahitlik, yani görmediğiniz, duymadığınız şeylere şahitlik yapmayın. Onun bunun sözüne de inanıp da şahitlik yapmayın. Allah muhafaza etsin. Uyanıklık versin bize. Bu da çok mühim bir şeydir. Şahitlik sırf mahkemede söz konusu değildir. Şahitlik her daim her saat, her gün olur. Allah muhafaza etsin nefsimizden. Onun bunun nefsinin isteği üzerine kötülük yapmayalım. Günaha, harama girmeyelim inşa'Allah. Allah hepimizi muhafaza etsin.

2024-07-23 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem, bu ümmetin bereket üzerine olduğunu söyler. Peygamber'e inanana, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in yolunda gidene ve helalinden Allah'tan bereket isteyene Allah o bereketi verir. Bereket Allah Azze ve Celle'nin sırlarından bir sırdır. Bereket nerede olur? İmanda olur, İslam'da olur, Allah yolunda olanlarda olur. Bazı yerler daha bereketlidir. Müslüman olan yerlerde de aynı şekilde. Öteki türlü bereket yok. Allah'a inanmayan yerlerde bereketsizlik var. Her Ne kadar her şeye sahip olsa bile bereket olmayınca bir faydası olmaz. Vücudunu büyütüyor olabilir. Daha fazla yiyebiliyorsun, daha fazla içebiliyorsun. Ama esas olan bereketinfaydası insanın ruhaniyetedir? Ruhaniyet te bereket ister. Bereket olmayınca o ruhaniyet fayda etmez. Hiçbirşey'den istifade etmez. Bereket nasıl olur? Allah'a inanıp, Allah Azze ve Celle'nin yolundan gitmekle bereketr olur. Allah'ın istediği gibi hareket etmek bereket getirir. Bereket Besmele'yle olur. Bereket israf etmemekle olur. Bereket cömertlikle olur. Çok şeyler vardır ki berekete vesile olur. İnsanoğlu onların hepsini unutmuş şimdi ahir zamanda yaşadığımız için. Hiç aklına bile gelmiyor. Ne kadar daha fazla toplasam. Ne kadar daha fazla iş yapsam. Ne kadar bankada daha fazla var diye uğraşıyor. Uğraştığı şeyler bereket yok. Onların nasıl bereketi olacak? Allah yolunda olmaya niyet edip her şey Allah rızası için diye niyet edecek. Bu rızkımız çoluk çocuğa bereket olsun. Ümmete faydalı olsun diye niyet edecek. Öyle olunca o vakit kıskançlık kalmaz. Haset kalmaz. Onlar olmayınca bereket olur. Hasetle kıskançlık onlar bereketi onları da giderir. Mümin olanın için onun için mümin olanın da bereketi olur. Müslüman çok birbirinden kıskanan, birbirini kuyusunu kazmaya çalışan çok Müslüman var. Ama mümin öyle değil. Mümin herkese hayır ister. Herkese bereket ister. Allah bereketini versin hepimize in shā'a Llāh. Allah muhafaza etsin. Çok zor durumlarda insanlar var. Yine Allah Azze ve Celle'nin bereketiyle onlar da kurtuluyor. Onların o sırla, Allah Azze ve Celle'nin bereket sırrıyla ne kadar zor durumda olsalar yine de Allah onlara yardım ediyor. Bereket mühimdir. Allah Azze ve Celle'nin imdadıdır, yardımıdır. Allah özel özel eksik etmesin bereketini.

2024-07-22 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم حَتَّىٰٓإِذَآأَخَذَتِٱلۡأَرۡضُزُخۡرُفَهَاوَٱزَّيَّنَتۡوَظَنَّأَهۡلُهَآأَنَّهُمۡقَٰدِرُونَعَلَيۡهَآأَتَىٰهَآأَمۡرُنَالَيۡلًاأَوۡنَهَارٗافَجَعَلۡنَٰهَاحَصِيدٗاكَأَنلَّمۡتَغۡنَبِٱلۡأَمۡسِۚ (10:24) صَدَقَ الله العظيم Allah Azze ve Celle buyuruyor ki, insanlar "Bu dünya tam ziynetini almış, en güzel haline gelmiş." deyip artık kimseye ihtiyaçları olmadığını sanırlar. Biz yaptık. Bu dünyayı süsledik. Yollar, sokaklar, her türlü şey yaptık. Çok mükemmel bir şey yaptık diye zannederler ki her şey tamam. Allah Azze ve Celle buyuruyor, bizim emrimiz gelince her şey dümdüz olur, hiçbir şey kalmaz. Dün bu kadar her şeyin olduğu yer dümdüz olur. Her şeyin dümdüz olacağı, insanların Allah Azze ve Celle’nin kudreti ve azameti karşısında hiçbir duramayacağını görecekleri gün gelecek. Bugün herkes dünyaya hükmettiklerini iddia ediyor. Her şeyi biz yapıyoruz. Her şeyi daha da yapmaya uğraşıyoruz. Şunu yapıyoruz, bunu yapıyoruz diye kibirleniyorlar ama Allah’ın istediği vakit, Allah Azze ve Celle’nin emri geldiği an hepsi çöp gibi gider. Bir şey kalmaz. Kalacak olan müminin imanıdır. Mümin dünya için değil, ahiret için yaşar. Dünya onu kandırmaz. Dünyanın metaına, dünyanın hiçbir şeyine kalbinde zerre kadar kıymet vermez mümin. Çünkü biliyor ki Allah Azze ve Celle’nin vaadi haktır. Bunun hiç birinin bir kıymeti yok, kuvveti yok Allah Azze ve Celle’nin iradesi karşısında. Hayatta yaşıyoruz ama mühim olan Allah’a güvenmek. Mühim olan Allah Azze ve Celle’ye güvenmek ve Allah'ın emirlerini yerine getirmektir. Bu dünya sonunda öyle yahut böyle kalmayacak. İnsanlar kalmayacak. Gözünü yumduğu an zaten kalmıyor. Daha ibret olsun diye Allah Azze ve Celle bu mübarek ayetlerinde Kur'an-ı Azimuşşan’da çoğu yerde insanlara seslenmiş. Ama insanlar gafil, gafil ve cahil. Okumuşuz diyorlar. Dünyanın her köşesinde on tane üniversite var. Her yerde bin tane bilmem ne var, profesörler, öğretmenler. Hiçbir kıymeti yok. Allah Azze ve Celle’yi tanımadıktan sonra hepsi cahildir. Alim olan Allah’ı bilendir. Bilmeyen cahildir. İstediği kadar okumuş olsun. Allah Azze ve Celle’nin emri vaki olacak. Dünya bizi kandırmasın. Allah muhafaza etsin. Dünyanın metaından, şerrinden Allah muhafaza etsin. Allah’a kul olalım inşaAllah. Ahirette, cennetini bize nasip etsin, inşaAllah.