السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.
بسم الله الرحمن الرحيم
إِنَّ كَيْدَ ٱلشَّيْطَـٰنِ كَانَ ضَعِيفًا
(4:76)
صدق الله العظيم
Şeytanın mekri zayıftır, hilesi zayıftır.
Ne kadar kuvvetli gözükse de zayıftır.
Allah Azze ve Celle, istedikten sonra onun hilesini, mekrini ne kadar kuvvetli gözükse de bir işe yaramaz kılar.
İnsanlar zahiri kuvvetle övünürler.
Maneviyattan haberleri olmaz.
Yahut ona inanmazlar.
Esas kuvvet manevi kuvvettir.
O zahiri kuvvet hiçbir işe yaramaz manevi kuvvetin karşısında.
Onun için manevi kuvvete bakmak lazım.
Şeytanın kuvvetine güvenme, onunla beraber olma.
Onunla olan sonu hüsrandır.
Ona karşı olan daima muzafferdir.
Dünyada kaybetmiş gibi gözükse bile en sonunda Allah Azze ve Celle onun makamını yükseltir.
Hak zahir olur.
Bu ta Adem aleyhisselam'dan beri, en son Peygamber, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e kadar birçok örnekler vuku bulmuştur.
Bu mübarek gün gibi, Ramazan'ın 17'sinde Bedir Savaşı oldu.
Müşrikler 'Müslümanları bitireceğiz' dediler.
Onlar hüsrana uğrayıp döndüler.
Bu yaşadığımız zamanlar da aynı şekildedir.
Daha kötü olmuş insanlar.
Hiçbir insanın yapmayacağı şeyler yapıyorlar.
Ondan sonra 'biz şöyleyiz, biz böyleyiz deyip' münafıklıkları ortaya çıkıyor.
Allah Azze ve Celle bunları dünyada rezil ediyor.
Ahirette de onları çekecekleri azap var.
Gidecekleri cehennemdir.
Onların yaptıkları her iş hiçbir işe yaramaz.
Her işkeri kötülükten başka şey değil.
O kötülük onlara makûs olur.
Müslüman Allah'la beraber olup daima kazanmış olur.
Allah kazananlardan eylesin.
أولئك الفائزون
Faizun demek kazanmışlar demek.
Daima kazanan Allah'la beraber olan.
Şeytanla beraber olanlar ise:
حزب الشيطان هم الخاسرون
Şeytanla beraber olanlar daima hüsrandadır, zarardadır.
Allah muhafaza etsin.
Daima Allah Azze ve Celle'yle beraber olanlardan olalım, kandırılmayalım inşa'Allah.
2024-03-26 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Bu mübarek Ramazan ayı her bakımdan özel bir aydır.
Bu ayın içinde Peygamber Efendimiz sırf oruç ve ibadetle iktifa etmedi.
Bu ayda bazı büyük gazvelere, savaşlara da girmişti.
Bunlardan birisi Büyük Bedir savaşı, gazvesi.
Allah'ın izniyle, düşmanın çokluğuna rağmen Allah'la beraber olanlar galip gelir, zafer kazanır.
Bu mübarek sahabelerin isimleri yazılıp, eski zamanda evlere asılır.
O koruma olur.
Sahabelerin de dereceleri var.
İlk başta Sabikûn-el Evvelîn gelir.
Onlar ilk başta İslam'a girenlerdir.
Ondan sonra biat edenler var.
Ondan sonra bu savaşlara girenler var.
Derece derece Allah Azze ve Celle nasip etmiş.
Onların makamları yüksektir.
Peygamber Efendimiz'in onlara gösterdiği ihtimam, onlara hürmet etmenin, iyi insanlara hürmet etmenin caiz olduğuna delalettir.
Bu, yeni bir durum değil, şeytanın eskiden beri insanları yoldan çıkarma amacıyla onları bu zatlara hürmet göstermekten alıkoymak çabasındadır.
Hürmet etmeyince onlar da nasiplerini alamaz, sevaplardan nasiplenmez.
O nasip ancak Allah'ın sevdiği kullara nasip olur.
Onun için dikkat etmek lazım.
Allah'ın sevdiği kullara laf etmek, dil uzatmak iyi değil.
Boşu boşuna başına iş açarsın, başına bela çekersin.
Allah muhafaza etsin.
Allah sırlarını muhafaza etsin.
Makamları âli olsun.
Peygamber Efendimiz'in sevdiklerini severiz.
Onlara dil uzatan hüsranda olur.
Bu kıyamete kadar aynı şekildedir.
Onun için cahil insanlarla olmayın.
Alim deyip de ulemâ-i sû olan insanlarla olmayın.
Onlar çoğaldı.
Peygamber Efendimiz bir mucizesi olarak bunları haber vermişti.
Peygamber Efendimiz ahir zamanda alimlerin çok olacağını, ilmin kalmayacağını, boş konuşanların çok olacacğını diye söylemişti.
Onun için dikkat edin.
Her söylenene kanmayın, hele kötü söz söyleyenlerden uzak durun.
Onların şerleri size de gelir.
Allah muhafaza etsin.
Allah, bu mübarek Ashab-ı Bedir, Peygamber Efendimiz'in sahabelerinin hepsinden razı olsun.
Onların makamları âli olsun inşa’Allah.
Bereketleri bize de gelsin inşa’Allah.
2024-03-25 - Dergah, Akbaba, İstanbul
وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَطِيعُوا۟ ٱلرَّسُولَ
(24:56)
صدق الله العظيم
Allah Azze ve Celle zekatı emrediyor.
Bu İslam'ın şartlarındandır.
Zekat vermeyi herkes bilir de yine de hatırlatmak lazım insana.
İnsanın nefsi pintiliğe alışmıştır.
ٱلْأَنفُسُ ٱلشُّحَّ
(4:128)
Şuh dediği aşırı pintilik, cimriliktir.
Nefisler öyledir.
Onun için devamlı hatırlatmak lazım.
İnsan, nefsine uyup da kötülük yapmasın kendi kendine.
Başkasından daha fazla, pintiliğin, cimriliğin zararı kendisine, sahibinedir.
Onun için zekat vermek büyük bir fazilettir.
Sevaba vesiledir.
Her türlü iyiliğe vesiledir.
Onu malından kayıp sayma.
Zekat, malın daha fazla olmasına sebep demektir.
Verirsen, Allah sana daha fazla verir.
Vermezsen, Allah vermez.
Veyahut Allah verse de, sen o malın hayrını göremezsin.
İnsanın çok malı olur ve malına güvenerek 'İşte benim malım var. Nasıl hayır görmeyeyim?' der.
Malın çokluğu mühim değil.
Mühim olan ondan fayda sağlamaktır.
Bütün malını bir yere koy, 'Bu benimdir' de.
Bu malla bir şey yapmadıktan sonra bu mallın ne faydası var?
Hiçbir faydası yok.
Zekat, Allah'ın hakkıdır.
Fakirlere, ihtiyaç sahiplerine ayırmış Allah Azze ve Celle.
Zekat verene Allah bereket verir, hayır verir, sevap verir.
Zekat verenin cennette makamlar yükselir.
Vermeyene de Allah'ın gazabı iner.
Allah ondan razı olmaz.
Allah razı olmadıktan sonra hiçbir şeyin sana faydası olmaz.
Onun için yine hatırlatıyoruz.
Zekat, hiç de o kadar büyük bir miktar değildir.
Bütün insanlara zekat verse, vergiye de gerek kalmaz.
Küfür devletleri yüzde 80, yüzde 70 kadar vergi alıyorlar.
Bizimkiler de alıyor epeyce ama yine de bir bereket olmuyor, bir şey olmuyor.
Yine eksik, yine eksik.
Daha fazla istiyorlar.
Allah Azze ve Celle'nin insanlardan istediği anca çekebilecekleri kadar.
Yüzde iki buçuk ile zekat çok az bir miktardır, ama çok bereketlidir.
İnsanlar o mitkarı verse kimse fakir kalmaz.
İnsanlar, ama şeytana uyup bir şey kazanıyoruz diye hilelerle vermekten kaçınıyor yahut vermek hiç akıllarına gelmiyor, gelse de 'Ne gerek var bu kadar para vermeye' diyor.
Para çoğaldıkça daha fazla cimrileşiyor, daha fazla pintileşiyorlar.
Bir milyon olunca hadi 25 bin lira verdim diyor.
Çoktur diyor ama on milyon olunca 250 bin lira vereceğim diyor.
Yüz milyon olunca iki buçuk milyon vereceğim.
Parası çoğaldıkça insan daha fazla meblağ verme endişesi taşır, halbuki düşünmüyor ki benim param bu kadar daha fazla oldu diye.
Elindekini düşünmüyor, verdiğini düşünüyor.
Verdiği ufak şeyi düşünüyor, elindeki büyük şeyi düşünmüyor.
İşte bu pintiliktir. Allah muhafaza etsin.
Allah aklımızı doğru yolda kullanmayı nasip etsin.
Akıl var ama doğru yolda kullanmak mühim olandır.
Allah hayırlarımızı kabul etsin.
Verdiklerimize bereket versin inşa’Allah, Allah kabul etsin.
Allah razı olsun yapanlardan, inşa’Allah.
2024-03-24 - Dergah, Akbaba, İstanbul
بسم الله الرحمن الرحيم
وَلَمْ يُصِرُّوا۟ عَلَىٰ مَا فَعَلُوا۟ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
(3:135)
Yaptıkları hatalara, günahlara ısrar etmeyince Allah Azze ve Celle o günahları affeder.
Ama küfre, kötülüğe ısrar ederse insan yapacak bir şey yok.
Onun cezasını çekecek.
Şimdi insanlar hatalarını kabul etmiyor.
Kendi bildiklerini doğru diye zannedip ısrar ediyorlar.
Bu yanlış, bu yaptığınız iyi bir şey değil.
Bu, her şeye aykırı.
İnsanın tabiatına aykırı.
Allah Azze ve Celle'nin yarattığının aykırına yapılan bu günahlara ısrar ediyorlar.
Israr edip bir de başkalarını da o günaha, o kötülüğe davet ediyorlar.
Bunu yapın, bunu yapın!
Bunu muhakkak yapmanız lazım!
Yapmazsanız size yardım etmeyiz, para vermeyiz, şey yapmayız.
Yani bu bütün dünyayı bu kötülüğe teşvik ediyorlar.
Kötülük nedir?
Her türlü günah kötüdür.
Kötülüktür.
İnsanlığa yaramaz.
İnsanoğlunu Allah Azze ve Celle en güzel şekilde yaratmıştır ve insanoğlunun en güzel şekilde yaşamasını ister.
Günaha girince insanın derecesi düşüyor, kalitesi düşüyor.
Düşe düşe hayvandan beter oluyor.
Hayvan bu durumda da akıllı davranıyor, insandan daha iyi oluyor.
Ama insan iyilik yaparsa mertebesi yükseliyor.
Ne kadar iyilik yapsa o kadar mertebesi yükseliyor.
Bu mübarek ayda yaşıyoruz.
İnsanoğlu yaptığı hatalarına ısrar etmesin.
Birinin hakkını yedi mi, birine zulmetti mi, ona baksın.
Ben haklı mıyım, haksız mıyım diye kendini hesaba çeksin.
Haksızsa, zulümden vazgeçsin, Allah affeder.
Onun kazancı çok büyük olur.
Dünyada kazanç, ahiret içindir.
Dünya için kazanç, hiçbir şey değildir.
İnsanlara zulmedip de bir şey kazandım zannetme.
O sana ahiret için azaptır, cezadır.
Allah muhafaza etsin.
Israr etmeyelim.
Bakın, bir haksızlık var mı, yok mu.
Bazen insan kendine güvenip ben haklıyım diye aldanır.
Bazen o kendine güvendiği, kendini haklı zannettiği meselede aslında haksızdır.
Onun için bu dünyadayken, hakları yerine ulaştırıp ahirete temiz gitmek lazım, inşa'Allah.
Her vakit af dilenşr, bu ay af dilemeye daha güzel vesile olur, inşa'Allah.
2024-03-23 - Dergah, Akbaba, İstanbul
لَا تَقْنَطُوا۟ مِن رَّحْمَةِ ٱللَّهِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يَغْفِرُ ٱلذُّنُوبَ جَمِيعًا ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ
(39:53)
صدق الله العظيم
Allah'ın rahmetinden ümidini kesmeyiniz diyor Allah Azze ve Celle.
Her türlü bütün günahları affeder Allah Azze ve Celle.
Bazı insanlar var şöyle der, 'Ben günahkarım. Benim günahım çok. Artık Bundan kurtulamam. Devam edeyim bu yaptığım kötülüklere, günahlara.'
Yani Allah'tan ümidini kesmiş gibi oluyor.
O olmaz.
Allah Azze ve Celle bütün günahları af diledikten sonra affeder, mağfiret eder.
Elhamdülillah, Allah Azze ve Celle affedici 'dir.
İnsanoğlu affedemez çoğu zaman.
Ne kadar özür dilese, karşı taraf yine kin besler, ama Allah Azze ve Celle affeder yapılan bütün günahları, kötülükleri.
Onları affeder.
Bu ay da güzel aydır.
Mağfiret ayıdır bir ismi.
Allah'ın affettiği ayıdır.
Allah insanları bağışladığı aydır, Ramazan ayı.
Yapılan bütün günahlardan pişman olup, Ramazan ayı'nın hürmetine Allah'tan af dilemek büyük bir güzelliktir, ayın güzelliğidir yine.
Her zaman olur ama bu ayda ikramlar daha fazladır, daha makbuldür.
Bütün yapılan hayırlar, hasenatlar hepsi daha makbul olduğu için bunu fırsat bilmek lazım.
Ayn şekilde kötü adetler varsa, içki, kumar, zina, hırsızlık, yüzsüzlük gibi ne varsa bu ayda onlara tövbe edip Allah'tan yine onlara bulaşmamak için yardım istemek lazım.
Bu arada çoğu insanın kötü bir adeti var.
Bir yakalandın mı bırakamıyor sigarayı.
Bu ayda güzel fırsattır onu bırakmak için.
Çok daha kolay olur.
Alışmış olur bütün ay boyunca içmediği için.
Günah mı, mekruh mu, ne oldu belli değil ama muhakkak çok kötü bir şeydir.
İnsanı esir alıyor.
Nefsini bırakmıyor.
O şeytanın emziği derler eski insanlar.
Onu bırakamaz.
Nasıl çocuk annesinin sütünü bırakmaz.
O kötü adete de insanlar bir yakalandı mı bırakmak isteseler bile bırakamıyorlar.
Esir oluyorlar.
Kurtulalım bundan diyorlar ama kurtulamıyorlar.
İnşa'Allah bu ayın bereketine ondan kurtulmuş olurlar.
Allah'tan yardım isteyip af dileyp.
Bu illetten kurtar bizi diye Allah'a dua etmek lazım.
Her türlü bakımdan bir zerre kadar faydası olmayan bir kötülüktür.
Allah kurtarsın ona müptela olanı inşa'Allah
2024-03-22 - Dergah, Akbaba, İstanbul
بسم الله الرحمن الرحيم
أَتَأْمُرُونَ ٱلنَّاسَ بِٱلْبِرِّ وَتَنسَوْنَ أَنفُسَكُمْ وَأَنتُمْ تَتْلُونَ ٱلْكِتَـٰبَ ۚ أَفَلَا تَعْقِلُونَ
(2:44)
صدق الله العظيم
Allah Azze ve Celle buyuruyor başkalarına iyiliği emredersiniz, kendinizi unutursunuz.
Bir nasihat verileceği vakit insan ilk başta kendi nefsine, kendine nasihat versin.
O nasihatı tutsun.
Sonra insanlara bu şeyi emretsin, söylesin.
Öteki türlü makbul insan sayılmaz Allah Azze ve Celle'nin katında.
İyiliği emrediyorsun, güzelliği emrediyorsun ama sende hiçbir şey yok.
Sende o dediğinin tersi var.
Hiçbir kelimesini tutmuyorsun.
Bu ahir zamanın alimleri arasında, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in bildirdiği üzere, bu durum oldukça yaygındır.
Çok konuşan çoktur, lafazanlar çoktur.
Her şey var da.
Ama ameli yok.
İyilik yok, hiçbir şey yok.
Onun yaptıkları kendi aleyhine delil olur.
Sen bunları söyledin, yapmadın.
Sen tersini yaptın.
Ceza olarak daha normal insandan daha fazla cezaya mustahak olur.
Şimdiki çoğu alimler iyiliği emretmelerini bırak, doğrudan iyiliği başka türlü anlatıyorlar ki olmayan şeyi dindenmiş gibi yahut bu böyle olması lazım gibi söylerler.
Onların söyledikleri aleyhine olur.
Onlar tövbe etmezlerse onun cezasını çekerler.
Dünyada da çekerler.
Dünya için ahireti bırakan insan ne dünyada hayreder ne ahirette hayreder.
Mevkisini kullanarak bir şey, menfaat elde edeceğim diyen ve kendisini akıllı sanan insan ya da alim, akıllı bir kişi değildir.
Allah Azze ve Celle bir imkân vermiş kendisine.
O imkânı kötüye kullanınca işler iyi gitmez, ters gider.
Senin yaptıklarını mahveder, seni de mahveder.
Bir şey emrettiğimiz vakit inşa’Allah ilk başta nefsimize emretmemiz lazım.
O nasihatı kendimize vermemiz lazım, ondan sonra başkalarına.
Başkalarını nasihat edip de, sen kendin uygulamazsan bu büyük bir hatadır.
Telafisi olur.
Tövbe edersen, yaptıklarına Allah'tan af dilersen telafisi olur.
Yok, ısrar edersen o vakit büyük, daha büyük hata etmiş olsun.
Allah muhafaza etsin nefsimizin şerlerinden.
Allah doğru yoldan ayırmasın hepimizi.
2024-03-21 - Dergah, Akbaba, İstanbul
بسم الله الرحمن الرحيم
يَـٰوَيْلَتَىٰ لَيْتَنِى لَمْ أَتَّخِذْ فُلَانًا خَلِيلًۭا لَّقَدْ أَضَلَّنِى عَنِ ٱلذِّكْرِ
(25:28-29)
صدق الله العظيم
Allah Azze ve Celle, Kur'an-ı Azimuşşan'da, ahiretteki insanların pişmanlığını tarif ediyor.
En çok da 'Keşke bu herifi arkadaş edinmeseydim' diye insanlar pişman olacak.
'Bu arkadaş bana fenalık yaptı.'
'Kötülük yaptı.'
'Keşke onunla beraber olmasaydım.'
'Yoldan çıkarttı beni' diyecek.
Şimdiki zamanda, şeytandan daha fazla en çok insanları yoldan çıkaran kötü arkadaşlardır, kötü insanlardır.
İnsanlar onları bir şey zannedip onlarla arkadaşlık yapıyorlar.
Onların yaptıklarını takip edince de doğru yolda giderken yoldan çıkıyorlar.
Bu nerede oluyor?
En çok okullarda, üniversitede vesaire.
Başkalarına gıpta edip, 'Bunlar daha iyi insanlar, daha yolu bilen insanlar. Bizim yolumuz yol değildir' diye onları takip ediyorlar.
'Bunların hayatları güzeldir' diye o insanlara kanıyorlar doğru yoldan çıkıyorlar.
Onların yolunda gidiyorlar ondan sonra.
Allah kurtarmasa onları ahirette ta cehenneme kadar takip ediyorlar.
Cehennemde de o vakit 'Keşke!' diye pişman oluyorlar.
Artık keşkesi yok.
Hayar bir kereye mahsustur.
Gözünü yumdun mu dönüşü yok.
Daha gözün açıkken gözünü iyicene aç.
İyiyi kötüyü bil.
O da senin gibi insan, sen de insansın.
Onun dört tane ayağı yok, senin beş tane kulağın yok.
Sen nasılsan o da insandır.
Allah sana da akıl vermiş, ona da akıl vermiş.
Onun peşinden gitme.
Bir misal var. Deve söylemiş:
'En çok zoruma giden' demiş.
'Kafile giderken...' demiş.
Eskiden kafileler kervanla develerle sırayla arka arkaya gider ve en başta eşek olur.
'... eşeğin peşinden gittiğimde çok zoruma gidiyor' demiş deve.
Deve bile bazı insanlardan daha akıllı.
İnsanlar gidiyorlar: eşeğin peşinden, akılsızın peşinden, ahmağın peşinden.
İnsanların bu hiç gücüne gitmiyor.
Ama sonra pişman oluyorlar çünkü yoldan çıkmış oluyorlar.
Kimin peşinden gittiğine bakman lazım.
Kimin peşinden gidiyorsun?
İyi midir, kötü müdür?
Bu ne öğretiyor, bu ne bize söylüyor?
Bu adamın bizden nesi fazla diye bakmak lazım.
Doğru söylüyorsa git peşinden.
Yok acayip acayip olmadık şeyler söylüyorsa ondan uzak dur.
Her yerde aynı şekilde.
Bazı insanlar cehenneme götürmez de seni boşu boşuna uğraştırır.
Bazıları da doğrudan cehennem götürür.
Bazıları da seni yükseltir, sana doğru daha güzel yolları gösterir.
Onların peşinden git, inşa'Allah.
Allah muhafaza etsin kötü arkadaşlardan, kötü insanlardan inşa'Allah.
Allah bizim basiretimizi açsın ki kötü insanlardan uzak duralım, inşa'Allah.
Ahir zamanda seni yoldan çıkaracak kimse çoktur.
Çok dikkat etmek lazım.
Allah muhafaza etsin.
2024-03-20 - Dergah, Akbaba, İstanbul
بسم الله الرحمن الرحيم
كَذَٰلِكَ نَقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ أَنۢبَآءِ مَا قَدْ سَبَقَ
(20:99)
صدق الله العظيم
Allah Azze ve Celle, Peygamber Efendimiz'e Kur'an-ı Azimuşşan'da vahiyle, ilhamla 'geçmiş insanları, geçmiş zamanları anlatıyoruz' diyor.
'Size haber veriyoruz onlardan', buyuruyor Allah.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem zahiri olarak okumuş değil, bir yerden bir şey öğrenmiş değil.
Doğrudan Allah Azze ve Celle tarafından öğretilmiş, haber verilmiş.
Ne gibi olaylar, kimler gelmiş, kimler geçmiş, hangi peygamberler, hepsi Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e Allah Azze ve Celle tarafından öğretilmiş.
O ilim kalbine verilmiştir.
O geçmiş insanların hayatlarını bize ibret olarak da anlatmıştır.
Çok salih insanlar gelip geçmiş.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'den sonra da yine çok müminler, müslümanlar bu dünyaya gelip geçmiş.
Onların yaptıklarını, az çok değil, az biliyoruz.
Sırf çok az bir şey yetişmiş bize ama yine do o az bir şey olsa bile bizim için çok büyük bir örnek oluyor.
Onların bereketi ve Allah Azze ve Celle'nin ikramıyla, onlar hakkında bize ulaşan bilgi az olsa da, çok güzel bir talim ve öğretim sunup, öğrenme için bize çok şeyler sunmuşlardır.
Onları ziyaret etmek, onları anmak bize de fayda olur.
Onları andıkça üzerimize rahmet gelir.
عند ذكر الصالحين تنزل الرحمة
Salihleri zikredince Allah sana rahmet eder, rahmet iner o meclise.
İyi insanları andıkça onların bereketleri, Allah'ın rahmeti üzerimize iner.
Ramazan-ı Şerif'te ve üç ayların hepsinde burada güzel adetler var.
Türbeleri ziyaret ederler, evliyaları ziyaret ederler, sultanları ziyaret ederler.
Hepsi rahmet olur.
Onları ziyaret etmek hayra vesile olur.
Allah Azze ve Celle onlara indirdiği rahmeti bize de nasip eder onları ziyaret edince.
Onların makamlarından, onların yerlerinden devamlı rahmet iner, kesilmez .
Onun için oraya gidince faydalanır insan.
Şimdiki aklı kıt Müslümanım diye geçinen bazı kimseler var.
'Türbeye gidersen sen şirk yaptın' diyor.
Ne için şirk yapıyorum?
Ordada Allah'ı hatırlıyoruz, ahireti hatırlıyoruz, ölümü hatırlıyoruz.
Bu güzel insanların yaptıklarını hatırlıyoruz.
Başka bir şey değil.
Oraya gidip de onlara tapmıyoruz.
Bir şey yaptığımız yok.
Oraya gidip de Kur'an okunuyor, Fatihalar okunuyor.
Hayra vesile oluyor.
Onların hayatları örnek oluyor.
Onların türbelerine nur iner.
Kıyamete kadar nur iner.
O nurdan nasip olsun inşa'Allah hepimize
Allah hepsinin makamlarını âli eylesin inşa'Allah.
2024-03-19 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki iftar veren, iftar ettirdiğinin de sevabını kazanır.
İftar veren, yemek verir.
Yemek verecek güçte değilse insan, buyuruyor Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, yarım hurma ikram etse bile olsa, o yarım hurman iftar olarak sayılır ve o hurmayı veren oruç tutanın da ecrini alır.
Ama burada oruç tutanın sevabı eksilmez.
Sevabı aynıdır.
İftar veren kişi hem iftar vermenin sevabını hem de iftar ettirdiği kişinin oruç sevabını kazandığı halde, oruç tutanın sevabı eksilmez.
Allah Azze ve Celle insanlara aynı sevabı verir.
Allah Azze ve Celle'ye inanmayan bu dünyadaki insanlar bir şey verdiler mi o bizden eksilecek öteki taraf kazanacak endişesindedir.
Onun için devamlı haset var, rekabet var, çekememezlik var.
Ama Allah'ın indiğinde öyle bir şey yok.
Allah'ın elindedir her şey .
Verir, korkmadan.
Bu insanlar ne kadar zengin olsa da yine de korkarak verir, korkar.
Halbuki bin sene harcasa bitmez, yine de verirken veremez çoğu insan.
Allah muhafaza etsin.
Onun için İslam yolu, Peygamber Efendimiz'in mübarek yolu insanlara güzelliktir.
Bu ay da, Ramazan ayında, daha da güzel oluyor.
Allah mübarek etsin hepinize.
2024-03-18 - Dergah, Akbaba, İstanbul
بسم الله الرحمن الرحيم
وَتَحْسَبُونَهُۥ هَيِّنًۭا وَهُوَ عِندَ ٱللَّهِ عَظِيمٌۭ
(24:15)
Sizin kıymetsiz zannettiğiniz, ehemmiyetsiz gördüğünüz şey Allah'ın indinde büyük bir şeydir diyor Allah Azze ve Celle Kur'an-ı Azimuşşan'da.
Büyük bir ya iyiliktir ya kötülüktür.
İyilikse onu devam ettirmek lazım.
İyilik nedir?
Allah Azze ve Celle'nin emrettiği, Peygamber Efendimiz'in sünneti, evliyaların yaptığı şeylerdir.
Onlara insanlar ehemmiyet vermeseler bile ehemmiyet veren Allah Azze ve Celle'dir.
En mühim olan odur.
Ehemmiyeti olan Allah'ın nasıl istediği ve neyi verdiği, neyi ikram ettiğidir.
Ötekiler lüzumsuz şeylerdir.
Kim beğenmiş, kim beğenmemiş, farketmez.
Moda çıkmış şimdi işte kim beni beğendi, beğenmedi.
Artık bir zamanda yaşıyoruz ki bütün şeylerin hakkındaki anlayışlar ters olmuş.
Eskiden beni beğensinler diye makbul olmayan bu şeyleri yapan insanlara iyi gözle bakılmazken, şimdi herkes onlar gibi olmaya uğraşıyor.
Onlara gerekmez.
Onlar Allah'ın sevdiği şeyler olmadıktan sonra kötü bir şeydir.
Onlar bir faydası olmayan şeylerdir.
Küçük, kıymetsiz zannedersin onları lakin tehlikeli şeylerdir, iyi olmayan şeylerdir.
Allah Azze ve Celle Arhamu r-Rahimin, merhametlerin merhametlisidir.
Onu bile affeder.
Her şeyi affeder Allah Azze ve Celle.
Geçen gün bir ihvanın çocuğu soruyor, bizi Allah affeder mi?
Kur'an-ı Azimuşşan'da kaç yerde, onlarca yerlerde Allah Azze ve Celle'nin afuvvun gafur, en merhametlisi ve affedici olduğunu yazıyor.
Onun için ona şüphe etmeyin.
Allah'tan af dileyin yaptıklarınıza.
Bilerek bilmeyerek yaptıklarınızı affeder.
Büyük de olsa, küçük de olsa hepsini affeder.
Mühim olan af dilemek.
Yapacağın hayırlar, işler, sevaplar Allah indinde büyüktür.
Sen kıymetsiz görsen bile Allah sana onları ahiretine saklar.
Ahirette ne kadar kazançlı olduğunu görürsün, bilirsin inşa’Allah.
Allah hepimize o güzel şeyleri nasip etsin.
Küçük büyük ne varsa hepsinde onları yapmaya bize yardım etsin inşa’Allah.