السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.
بسم الله الرحمن الرحيم
وَتُعِزُّ مَن تَشَآءُ وَتُذِلُّ مَن تَشَآءُۖ بِيَدِكَ ٱلۡخَيۡرُۖ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءٖ قَدِيرٞ
(3:26)
صَدَقَ الله العظيم
Allah Azze ve Celle kimi aziz ederse, ancak O aziz eder.
İstediğini aziz eder.
İstediğini yüceltir.
O'na kimse mani olamaz.
O'nun yücelttiğine kimse karışamaz.
Allah Azze ve Celle, Peygamber Efendimiz'i en aziz, en yüce kılmayı murad etti.
O'nun karşısında olanlar ne kadar istemese de, Peygamber Efendimiz kâinatın içinde en aziz olandır.
O ortaya çıktığında yetim ve fakir olarak görünüyordu.
O zamanda, her zaman olduğu gibi, insanlar parası olana, babası kuvvetli olana değer verirlerdi. Bu yüzden kibirlerinden dolayı Peygamber Efendimiz'e iman etmediler.
Ona tabi olmadılar.
Tabi olmayınca ne oldu? Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem aziz oldu.
En izzetli, en şerefli O'dur.
Onlar ise zelil oldu.
Yani kıymetsiz oldular, rezil oldular.
Kıyamete kadar ebediyen cehennemde kaldılar.
Onun için Allah Azze ve Celle'nin aziz ettiği insanlara hürmet edin, muhabbet edin ki size de izzet nasip olsun, size de faydası olsun.
Fayda ancak bununla olur.
Başka amelimizle değil.
Tabii ki O'nun gösterdiği yolda gitmek, O'nun sevgisinin işaretidir.
O'na tabi olduğumuzun göstergesidir.
Bunu yapmak gerekir, ama bunu yaparken de en önemli şey O'na olan sevgimiz, hürmetimiz ve tazimimiz olmalıdır.
Başka türlü amellerimiz noksandır.
Kabul olur mu, olmaz mı belli değil diyorlar.
Ancak Peygamber Efendimiz'e tazim ederek hepsi kabul olur.
O zaman şüphe olmaz.
Aksi halde istersen âlim-i cihan ol, istediğin gibi yap, her şeyi yap.
Peygamber Efendimiz'e muhabbet olmadıktan sonra hiçbir faydası yok.
Kabul olur mu, olmaz mı o da belli değil.
Allah muhafaza etsin.
Allah hepimizi aziz kullarından eylesin inşallah.
Geçerli olan O'nun iradesidir
İnşallah O'nun iradesi ve muradı bize hayır olsun inşallah.
2024-08-22 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Bir atasözü der ki:
"Deliye her gün bayram."
Bu, dünyanın sıkıntısını üstünden atmış olan bir kişiyi anlatır.
Dünya umurunda olmayınca her gün bayram derler.
Onun için dünyanın gayreti olan insan devamlı hüzündedir, telaştadır.
Ne yapacağını şaşırmış insandır.
Allah'a Azze ve Celle'ye tevekkül edip O'na itimat eden, O'na güvenen insan ise bunun tersinedir.
Ona hiçbir şey tesir etmez.
Tesir eden şey Allah Azze ve Celle'nin rızası oldu mu olmadı mı, odur yani.
İnsanın düşüneceği şeyler bunlardır.
Tabii dediğimiz gayrimükellef, o hiçbir şeyden mükellef değil.
Ama mükellef olan hepimiz mükellefiz.
Mükellef olup da yapılan şeyler Allah Azze ve Celle'nin rızası için mi yapılmış, başka için mi, şeytanın rızası için mi, nefsinin rızası için mi yapılmış, ona göre kazanmış olur insan.
O zaman onun rahatlığı olur insanda.
Allah Azze ve Celle'nin rızasını isteyen insan daima rahattır.
Çünkü bu yol hatırlatır.
Hatırlamış olur, zikretmiş olur.
Allah'ı hatırlamak, zikretmek, O'nu hatırlamak, insanın kalbine itminan verir.
أَلَا بِذِكْرِ اللَّهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُ
(13:28)
O'nu zikretmeyince telaştadır.
Endişededir. Hiçbir zaman rahat değildir.
Rahatlık, itminan, Allah Azze ve Celle'yle beraber olmak, O'nu hatırlamak, devamlı hazır olmaktır.
"Allah hazır, Allah şahit, Allah nazır" diye tarikatların şiarıdır.
Allah benimle, Allah görüyor.
Allah şahidimdir diye.
Bunu bilen insan kötülük yapmaz, iyilikten başka bir şey yapmaz.
Allah onlardan eylesin bizi.
2024-08-21 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Allah Azze ve Celle'nin 99 ismi vardır.
İsimler çoktur, ama bunlar ümmetimize bildirilen isimlerdir.
Her isim, zamanın gerektirdiği şekilde tecelli eder.
Şimdi ahir zaman olduğu için son isim Es-Sabûr'dur, yani aşırı sabreden demektir.
Bu zamanın tecellisi onundur.
Bu ismin tecellisi sayesinde, İslam'dan bu kadar sapılmasına rağmen ceza gelmemektedir.
Çünkü kıyamet yaklaştı, yani son budur, bu mübarek isimdir.
Bu yüzden insanlar sanıyor ki canları ne isterse yapabilirler, bir şey olmaz.
Yaptıklarının hiçbir cezası olmayacağını düşünüyorlar.
Halbuki bu ismin tecellisi olmasa, başlarına çok büyük azap ve ceza gelirdi.
Allah affedicidir.
Tövbe ederlerse o ceza silinir.
"Allah sabrediyor" diye tövbe etmeden bir şey olmayacağını sananlar yanılıyorlar.
O ceza er ya da geç gelecektir.
Kaçacak hiçbir yer yok.
Allah Azze ve Celle'den ne bu dünyada ne de ahirette kaçamazsın.
Bu yüzden akıllı insan tövbe eder.
Allah'tan af diler. Allah hepimizi affetsin.
Allah'a şükür, bu yine bir merhamettir.
Bu kadar kötülük, İslam'dan uzaklaşma ve küfre rağmen!
Allah Azze ve Celle sabrediyor.
Bu sabır bize de merhamet olarak yansıyor, çünkü derler ya "yaşla beraber kuru da yanar".
O kötülüklerin cezası bize de dokunurdu.
Allah'a şükür ki o sabır isminin tecellisi var.
Bu sayede hayatımızı sürdürüyoruz.
Allah hepimizi affetsin.
2024-08-20 - Dergah, Akbaba, İstanbul
بسم الله الرحمن الرحيم
يَٰبَنِيٓ ءَادَمَ خُذُواْ زِينَتَكُمۡ عِندَ كُلِّ مَسۡجِدٖ
(7:31)
صَدَقَ الله العظيم
Allah Azze ve Celle, iman edenlere mescitlere, camilere gelirken ziynetinizi alın diyor.
Ziynet demek, yani güzellik. Elinizden geldiği kadar üstünüzü, başınızı, içinizi tertip edin.
İnsanın ziyneti imandır.
İnsanoğlu iman olmadıktan sonra istediği kadar süslensin, istediği kadar uğraşsın.
Ne güzel olur ne de nuru olur.
Allah Azze ve Celle'nin yolunda olan insan en güzel olandır.
Üstü başı perişan olsa bile, yine Allah indinde onun sıfatı güzeldir.
Öte yandan, kişi istediği kadar üstüne başına baksın.
İman olmadıktan sonra hiçbir faydası yoktur.
Boşuna süslenir, boşuna kendini düzenler.
Bu herkes için geçerlidir.
İmanlı olan insanlar daha makbul insanlardır.
Onun için insanlar nasıl kendilerini daha makbul, insanların yanında daha iyi göstermek isterlerse, imanlarını kuvvetlendirsinler.
Müslüman olmayan Müslüman olsun.
Müslüman olan da Allah Azze ve Celle'nin Peygamberi olan Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e muhabbetini artırsın.
Ona ne kadar tazim etsek o kadar nurumuz, güzelliğimiz artar.
Onu tazim etmedikten sonra çirkinleşiriz, kötüleşiriz.
Bu hem Müslüman'a hem kafire geçerlidir.
Kafir ne kadar düşman olursa o kadar çirkin oluyor.
Müslüman da Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e yaklaşmazsa, onu sevmezse, tazim etmezse o da çirkinleşiyor.
Görüyoruz zaten.
Uzak olanlar ne kadar insanları nefret ettiriyor, ne kadar kendilerine zulmediyorlar.
Güzellikten uzaklaşıyorlar.
Güzellik Peygamber Efendimiz'den geliyor. Kainatın en güzel insanı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'dir, ona benzeyelim inşallah.
Güzelleşelim inşallah.
2024-08-19 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Tarikat adap üzerine kaimdir.
İslam da adap üzerine kaimdir.
Tarikat ve şeriat arasında fark yoktur, aynıdır.
Bazı insanlar tarikat deyince ürküyor.
Dinden çıkmış gibi zannediyor yahut üstüne çok büyük yükler konacak sanıyor.
Tarikat gönül meselesidir.
İnsanın Allah Azze ve Celle'ye daha fazla yaklaşması, Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e daha fazla muhabbeti ve itikadı olsun diye olan güzel bir yoldur.
O yolda insan şaşırmaz.
Tutunca doğru yolda olur.
Kötü yoldan uzak durur.
"Efendim, tarikata girersek yapacağımız şeyleri yapamazsak ne olur, günah mı olur? Yapamayız, onun için giremiyoruz" diye düşünülüyor.
Yok, öyle değil, gönül meselesidir.
Günah olan, İslam'da farzları terk etmektir.
Onlara ceza vardır.
Onları terk eden, dünyada yapmazsa ahirette yaptırırlar onu.
Ama ondan başka sünnetler, nafileler filan onlar senin gönül meselendir.
Yaparsan kazanmış olursun.
Sünnet-i müekkede var, vacipler var.
Onları da yapmasan Peygamber Efendimiz'in huzurunda utanırsın.
Sana bakmaz.
"Benim sünnetimi terk eden benden değildir" diyor Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem.
"Benden değil" dedi. Yani onun yolunda, onunla beraber olmaz.
Öyle cemaatler var ki Peygamber Efendimiz'i nasıl bilirler, kendileri, normal insan gibi bilirler.
Halbuki Peygamber Efendimiz'in yüzü suyu hürmetine Allah Azze ve Celle sana merhamet ediyor.
Sana ihsan ediyor.
Onun için tarikat bu güzel şeyleri yapmak için teşvik ediyor.
Yapamazsan en azından sünnetleri, müekked sünnetleri, bildiğimiz sünnetleri yaparsın.
Ondan başka nafile ibadetler var.
Onları yaparsan yaparsın.
Yapamazsan yine sen kazancından kaybetmiş olursun.
Yoksa Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzurunda yine makbul olursun.
Yani bırak, bu yoldasın, ona intisap etmişsin.
O yolu takip ediyorsun.
Az da olsa olur.
Yok "tarikat nedir, Peygamber Efendimiz'in sünneti nedir" diyerek inkar edersen o vakit sen boşu boşuna vakit geçirirsin.
Allah muhafaza etsin.
Allah doğru yolda sabit kadem kılsın hepimizi inşallah.
2024-08-18 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Allah Azze ve Celle'nin kudreti ve azameti insanların akıllarına, hayallerine sığmaz.
Her şey O'nun kudretiyle oluyor.
Biz yaşıyorsak, Allah Azze ve Celle'nin iradesiyle yaşıyoruz.
Öyle şeyler var ki, Allah Azze ve Celle en ufak bir şeyi istediği an harekete geçirse, tek bir canlı, tek bir insan ya da hayvan kalmaz.
İşte O'nun kudreti ve azameti budur.
Bütün bu şeylerin içinde yaşayıp da ecel gelmedikçe insan ölmez.
İnsanlar "Şöyle yaptık, böyle yaptık, bu ilacı bulduk, şu ilacı bulduk" diye övünürler.
Oysa bunlar da Allah Azze ve Celle'nin iradesiyle oluyor.
Allah Azze ve Celle'nin iradesi olmasa, ilaç fayda vermez.
Boşuna almış olursun.
İlacın etkisi Allah Azze ve Celle'nin iradesiyle oluyor.
Onun için bunu da bilmek lazım.
"Kafir de alıyor, iyileşiyor" diyebilirler.
O da tabii Allah Azze ve Celle'nin iradesi ve muradıyla oluyor.
Her şeyin bir hikmeti var.
Her şeyi bilen yalnızca Allah Azze ve Celle'dir.
Bu sistemi Ademoğulları için Allah Azze ve Celle kurmuş.
Bu sistem kıyamete kadar devam edecek.
Bazen hasta olacak, bazen iyi olacak, bazen ilaç fayda verecek, bazen vermeyecek.
Her şey Allah Azze ve Celle'nin iradesiyle.
Bunu bilmek lazım.
Mümin olan, Müslüman olan "İlaç aldım da iyileştim" demesin.
Allah Azze ve Celle bu ilaca murad etti.
Hikmetiyle bize şifa koydu.
O ilacı alıp iyileşiyoruz.
İlacın kendisinin değil, Allah Azze ve Celle'nin iradesiyle.
Onun için hastalık, şu bu...
Bunlar Allah Azze ve Celle'nin insanlara ezelde yazdığı şeylerdir.
Bunlar olacak.
"O zaman doktora gitmeyelim, ilaç almayalım mı?" diyebilirler.
Hayır, onları da yapacaksın ama şifanın Allah Azze ve Celle'den geldiğini bileceksin.
Yoksa kafir de alıyor ilacı.
Bazen iyileşiyor, bazen iyileşmiyor.
Bazı şeyler var, mecburen alması lazım.
Bunları yapmak insan için gereklidir.
Hele bazı şeyler var ki, onları almasa hem kendine hem başkasına zarar verir.
Onun için bunu bilmesi lazım.
Herkes "İlaçta fayda yok" deyip ilacı bırakırsa, o zaman sorumluluk ona ait olur.
Besmele çekip "Şifa olsun, Allah'ın kudretiyle bu ilaçta şifa olsun" diye niyet edip alınca, hem Allah Azze ve Celle'yi unutmamış olur, hem de aklından çıkarmamış olur.
Çünkü her şey Allah Azze ve Celle'nin kudretiyle olmuştur.
Onun için bazı insanlar tevekkül diye yanlış anlıyor.
Tevekkül edip başkalarına zarar vermek olmaz.
Allah Azze ve Celle bize bu imtihanı verdi.
Bunları idare edip, ömrümüz ne kadarsa onunla idare edip Allah'a kavuşuncaya kadar bu dünyanın ilacıyla, hastalığıyla geçineceğiz.
Allah zikrini unutturmasın.
Zikir demek Allah Azze ve Celle'yi unutmamaktır.
Sadece "Allah Allah" demek değil.
Zikir demek Arapça'da unutmamak demektir.
Sürekli anmaktır.
Her şeyi O'nun adına anıp O'nun adıyla yapınca her şey iyi olur.
Her iş müyesser, Süleyman Çelebi'nin Mevlid'de dediği gibi.
2024-08-17 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Tarikat nedir diye sorulunca,
Tarikat "tahammülü'l-addad" demektir.
O tarikatın öğrettiği şey, sana zıt olan, aksi olan şeye tahammül etmektir.
Onu tahammül edip, ona sabretmek bu tarikatın bir usulüdür.
Bunu söylemek tabii ki kolaydır ama bir şey karşına gelince insan zor tahammül eder.
Bazı insanlar doğrudan karşı tarafa hücum eder.
Bazıları lafla yetinir.
Bazılarının canı sıkılır.
Bu olan hareketten dolayı, sana iyi, hoş gelmeyen hareketlerden, sözlerden dolayı ona tahammül etmez.
Tahammül etmeyince tarikatın adabına muhalif olur.
Normal, avam insanlar gibi olur.
Avam insanı gördüğümüz gibi şimdi her tarafta en ufak bir lafla patlıyor, kendine hakim olamıyor.
Sonunda bir şey kazandığı yok.
Kaybettiği çok oluyor.
Yani bu sırf tarikat için değil, bütün insanlar için de geçerli.
Yani zıt bir şey gördün mü "Ben bunu kabul etmedim" deyip,
Ona karşı bir hareket ettin.
Fayda getireceğini zannetme.
Nereye bakarsan, sağına bak, soluna bak, her tarafta millet patlayacak vaziyette.
En ufak bir lafta başlıyorlar kavga etmeye.
Bazıları bir laf söylüyorlar.
Ondan sonra söylediklerine pişman oluyorlar.
Çünkü karşı taraf bir söylese o on söylüyor.
Daha büyük hakaretler, daha büyük zıtlıklar oluyor.
Onun için bu tarikatın güzel adabıdır.
Hem Allah'ın rızası için bunu tahammül etmiş oluyorsun, hem kendini rahatlatıyorsun.
"Ben nefsime uymadım, nefsim bundan daha beterine müstahaktır" deyip öyle işi büyütmeden geçip gideceksin.
Dünya zıtlarla dolu, zıtlıklarla dolu, aksiliklerle dolu.
Her gün buna takılacaksan sen hayatını zehir etmiş olursun.
Onun için Allah'a şükür, tarikata tabi olup onun adabını uygulayan insanlar muhakkak rahattırlar.
İçleri huzur içinde olur.
Öte yandan nefsine uyup da "Tarikattayım" deyip de hiçbir şeye tahammül etmeyen insanlar o vakit çok şey kaybetmiş oluyorlar.
Kendilerine de eziyet etmiş oluyorlar.
Allah muhafaza etsin.
Allah kaldıramayacağımız şeyleri vermesin inşallah.
2024-08-16 - Dergah, Akbaba, İstanbul
بسم الله الرحمن الرحيم
أَلَآ إِنَّ أَوْلِيَآءَ ٱللَّهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
(10:62)
صَدَقَ الله العظيم
Allah Azze ve Celle'nin sevdiği, O'nun özel kulları vardır. Allah Azze ve Celle onlara ne sıkıntı verir ne de dert.
Çünkü onlar Allah Azze ve Celle ile beraberdir.
Allah'la beraber olan korkmaz.
Onun şanı yüce olur.
Kıyamete kadar cennette ebediyen onun şanı yücedir.
Allah'a şükür, iki gün süren bir seyahat oldu.
Anadolu'nun içine, Gaziantep ve Maraş'a.
Orada her yerde Allah'ın sevgili kulları var.
Peygamberlerden, sahabelerden, evliyalardan her türlü Allah'ın sevgili kullarıyla dolu.
Onun için Allah Azze ve Celle onlarla bereket gönderir.
Onlar olmasa bereket olmaz.
Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuş:
بهم تمطرون بهم ترزقون بهم تنصرون
"Onlarla size yağmur yağar, rızık verilir ve zafer kazanırsınız."
Bereket gelir.
Onların yüzü suyu hürmetine bu boş değildir.
Yani dünya onlar olmasa... Onların vasıtasıyla Allah Azze ve Celle insanlara merhamet eder.
Onlara bu nimetleri verir.
Yoksa bu isyan, bu küfür, bu kötülükten dolayı Allah Azze ve Celle bir damla su bile vermez.
Bazen ahir zamanda verince de gazap olarak veriyor.
Ceza olarak veriyor.
Su veriyor, yağmur yağdırıyor.
Ondan sonra ortalığı sel basıyor.
Onun verdiği rahmet olsun sonra.
Çünkü isyan çok, kötülük çok.
Ama Allah'a şükür, mübarek zatların yattığı yerler berekettir, insanlara hayırdır.
Ziyaret konusunda Şeytanla beraber olanlar "kabir ziyaret edilmez" der.
"Şu olmaz, bu olmaz" diye... Niçin derler? Allah'ın rahmeti üzerimize gelmesin diye.
Allah'ın rahmeti uzak dursun diye.
Allah'ın rahmetini isteyen, Allah verir.
İstemeyen kendi bilir.
Allah yardımcımız olsun.
Rahmet-i ilahi üzerimizde olsun.
Onunla her tarafımızı sarsın ki en büyük nimet odur.
2024-08-12 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Allah Azze ve Celle insanoğlunu kıymetli yarattı ve insanoğlunun da her şeye kıymet vermesini ister.
Kıymet vermek, boşuna yaşamak değildir. İnsan vaktini ve yaşayışını Allah için harcamalıdır ki, bunun faydası sonsuz olsun.
Boşuna yaşamak şöyledir: "Bugün ne yapacağız, nereye gideceğiz, nasıl eğleneceğiz?" diye düşünerek günleri, ayları, hatta tüm hayatı sadece eğlence peşinde geçirmektir.
Sonunda bakar ki elde sıfır, bir şey yok.
O kıymetli vaktini, zamanını, hayatını harcamış.
Hayatını kaybetmiş.
İşte şimdiki, biraz ne söylediklerini de bilmeyen çok insan var.
Adam ölünce vefat etti demezler de şimdi yeni moda "hayatını kaybetti" derler.
Doğru, bazı, çoğu insan hayatını kaybederek gidiyor.
Hiçbir şey elde etmeden kaybetmiş, gitmiş oluyor.
Doğrudan kaybetmiş oluyor.
Her şeyi kaybetmiş oluyor.
Kaybetmemek için hayatı zor değil.
Hayatı kaybetmemek için namazını kılacaksın.
Allah rızası için yaşıyorum diyeceksin.
Bugün niyetim Allah rızası için evin rızkını çıkarayım.
İşime gücüme bakayım.
Biraz fayda varsa insanlara faydalı olayım diye niyet eder.
Böylece hayatını kaybetmez.
Hayatı kazanmış olur.
Hem hayatını hem ahiretini kazanmış olur.
Allah Azze ve Celle insanların ağzına bilmeden bile olsa hikmet veriyor.
Hayatını kaybetmiş, her şeyini kaybetmiş.
Allah muhafaza etsin.
Hayatını kaybedenlerden eylemesin.
İnsanlara da akıl fikir versin ki hayatlarını kaybetmesinler inşallah.
2024-08-11 - Dergah, Akbaba, İstanbul
بسم الله الرحمن الرحيم
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُوا۟ ٱلرَّسُولَ وَأُو۟لِى ٱلْأَمْرِ مِنكُمْ ۖ
(4:59)
صَدَقَ الله العظيم
Allah Azze ve Celle'ye itaat edilmelidir.
Ey iman edenler, Allah Azze ve Celle'ye itaat edin.
Peygamber Efendimiz'e itaat edilmelidir.
Bir de, ulu'l emre yani sizin başınızda olanlara itaat edin diyor.
Bunları yapan insan rahat olur.
Yok, kendi başına buyruk hareket ederse başına işler açar.
Bir faydası olmaz.
İlk başta Allah Azze ve Celle'ye itaat.
Allah'ın emirlerini tebliğ eden Peygamber Efendimiz'e itaat.
Küfre girin demedikçe, ulu'l emre yani sizin başınızda olanlara itaat etmekte fayda var.
Allah Azze ve Celle herkese bir meziyet, bir haslet vermiş.
O işleri herkes yapamaz.
Herkes kendi işine baksın.
Başkasının işine karışmasın.
Dünyada ne kadar yaşayacaksa, herkes kendi yolunda gider.
Bu yol, Allah Azze ve Celle'nin gösterdiği yol olursa kurtuluşa erer.
Yok, kendi kafasına göre olursa ya kurtulur ya kurtulmaz.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor, ahir zamanın işaretlerinden birisi de:
Herkesin kendi fikrini beğenmesi, başkasının fikrini beğenmemesi.
İşte bu demokrasi dedikleri şeydir.
Başkasının fikrini beğenmeyebilirsin, bunu söyleyebilirsin diyorlar.
Fakat bu, insanları mutlu etmek değil mutsuz etmek içindir.
İtaat edip gidersen başını ağrıtmazsın.
Yok sen "ben böyleyim, ben böyle yapardım, şöyle yaparım, bunu beğenmedim" dersen bütün hayatın zaten problemlerle geçip gider.
Bir fayda da etmezsin.
Öteki türlü dünya işlerini dünya ehline bıraksan, rahat edersin.
Allah sana hizmet edecek başında insanlar koymuş.
Her şeyi yapacak insanlar var.
Sen kendi haline bakıp helalinden hayat yaşayıp ahirete güzel gidersin.
Öteki türlü hiçbir faydası olmaz.
Allah itaat edenlerden eylesin.
İtaat etmek, Allah Azze ve Celle'ye ve Peygamber'e itaat etmektir.
Nefsine itaat edenin devamlı problemleri, devamlı kötü sonu olur.
Allah muhafaza etsin.
Allah insanlara bu güzel şeyleri yapmalarına yardım etsin.
Şimdiki insanlar ne kadar itaat etmezsek o kadar daha iyi zannediyorlar.
Kendilerine zarar veriyorlar.
Başkalarına zarar veriyorlar.
Allah nefsimizin şerrinden muhafaza etsin.