السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.

Mawlana Sheikh Mehmed Adil. Translations.

Translations

2024-04-22 - Dergah, Akbaba, İstanbul

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٖ (68:4) صدق الله العظيم Allah Azze ve Celle, Efendimiz'i, sallallahu aleyhi ve sellem'i, en yüce ahlak sahibi olarak methediyor. İyi ahlak sergilemek, Peygamberimiz, sallallahu aleyhi ve sellem'in bir emridir. Ve tüm Sahabe ve Meşayih, bu iyi ahlak özelliğini sergiler. Herkes için hayatı daha iyi hale getiriyorlar. Müminleri, Allah Azze ve Celle'ye daha yakın olmaları için yardım ediyorlar. Aileleriyle, komşularıyla, akrabalarıyla, arkadaşlarıyla ve tüm insanlarla en güzel şekilde davranırlar. Tüm peygamberler ve evliyalar bu ahlaka sahiptir. Onlarda sadece güzellik ve iyi ahlak görürsünüz – adalet, merhamet gibi aklınıza gelen her güzel edep ve ahlak. İyi ahlaka sahip bir kişi, hiç kimseye zarar vermeyen birisidir. Sana mutluluk getirirler. Allah bizi iyi ahlak sahibi olanlardan eylesin.

2024-04-16 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Bugün mübarek Şevval ayının yedinci günü oluyor. Allah'a şükür. Bugün Şevval orucunun olarak son günü oluyor. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, kim Ramazan'dan sonra altı günü oruç tutarsa bütün sene oruç tutmuş gibi oluyor diye buyurmuş. Bu nafile oruçtur. Farz değil, farz olmadığı için istediği zaman tutabilir insan. Şevval ayı boyunca herhangi gün tutabilir. Bir gün tutabilir, beş gün de. Altı gün diye mecburiyet yok nafile olduğu için. Nafile olan şeyler kıymetsiz değildir. Onlarda büyük kıymetleri var. Oruç tutmak, bir günü on gün gibi sayıldığı için Ramazan ayında tutulan 30 günlük oruç, sanki 300 gün oruç tutmuş gibi sevap kazandırır. Ayrıca, Şevval ayında da altı gün daha oruç tutulduğunda, bu da altmış gün gibi sayılıp toplamda 360 gün oruç tutulmuş gibi sevap kazandırılıyor. Bütün sene oruç tutmuş gibi olur diye buyuruyor Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Bu da bizim için büyük bir nimettir, büyük bir faydadır. Efdal olan Peygamber Efendimiz'in sünneti üzerine bayramın ikinci günü Şevval orucuna başlamaktır. Bayramda oruç tutulmaz. Doğru, Ramazan bayramın birinci günü tutulmaz, esas bayram birinci gündür. Kurban bayramında ise dört gün tutulmaz. Yani senede beş gün oruç tutması haramdır, olmaz. Onun dışında olur. İkinci günden başlayınca oruca, bugün son gün oluyor. Bunda yine bayramdır. İd el-ebrar derler. Bugün ikinci bayram sayılıyor. Yazılan bazı şeyler var. Şeriat'a uyan şeyler makbuldür. Öteki türlü bazen insan hal sahibi olup yazıyor. O yazalınlara ehemmiyet vermemek lazım. Bizi bağlamaz. Bağlayan şeyler, şeriat ne diyorsa tarikatta aynısıdır. Şeriatın dışında bir şey olmaz tarikatta. Şeriatın dışında olan şeyler daha sonra gelenler tarafından yola uymayan uydurulmuş şeylerdir. Bütün tarikatlar şeriatla beraberdir. İhtilaf olmaz. Tarikat şeriat birdir. Aynı maden gibi erimiş birbirine hiçbir farkı yok. Fark var diyen insan o vakit günaha girmiş oluyor. Allah muhafaza etsin. Bugün bize mübarek olsun, hayırlı olsun. Gelenlere, Allah'a şükür, hoş geldiniz. Ümreden gelmişler. Allah kabul etsin. Hacca gitmeyenlere de hacca gitmek nasip olsun inşa'Allah

2024-04-15 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Kerametlerinin en büyüğü, en iyisi doğru yolda, istikamette devam etmektir. Allah'a şükür. Günler geçti. Ramazan, bayram. Günler geçiyor. Bu günlerin nedir fazileti? Doğru yoldaysan, o yolu devam ettirmektir. Acaba daha fazla ne yapayım diye düşünürsen. Yapabildiğin kadar yapması en iyidir. Kerametdir o. İnsanlar kerameti evliyalıkta arar. Başka şeylerde nasıl keramet sahibi olcağım diye düşünürsen. Sen doğru yolda gidersen şaşmadan, en büyük keramet odur. Ondan daha güzel bir şey olamaz. Ona kani olup da devam eden insan, sonunda hayır bulur. Sonra bereket olur. Kazanmış olur. Yok daha değişik yollara gidersin. Yok daha değişik yollara gidersen o vakit. Yolunu şaşırmış olur. Yolda sabit kadem olmak mühimdir. Kur'an-ı Azimuşşan'da Allah Azze ve Celle buyuruyor ki savaşta yerini bırakıp kaçan, bozgunluk yapan kimse cehennemliktir. Sabit kadem olmak en mühim şeydir. Büyük keramettir. Dünya sizi kandırmasın. Dünya kandırıcıdır. İnsanı yoldan çıkarabilir. Onun için bu yolda devam etmek, sonuna kadar gitmek. O yolun sonu cennettir. En büyük mükafattır. Ondan daha büyük mükafat olamaz. İnsanlar bir yere gidiyorlar. Ondan sonra bitiyor. Yeniden baştan başlıyorlar aramaya. Yol belli. Allah Azze ve Celle o yolu göstermiş. O yoldan gitmek bütün insanlar için iyidir. Kendi kendilerine eziyet yapıp, faydasız yollara girmek, bir fayda getirmez. Zarar getirir. Allah muhafaza etsin insanları. Allah hidayet versin onlara ve hepimize, inşa'Allah.

2024-04-13 - Lefke

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ كُلُوا۟ مِمَّا فِى ٱلْأَرْضِ حَلَـٰلًۭا طَيِّبًۭا وَلَا تَتَّبِعُوا۟ خُطُوَٰتِ ٱلشَّيْطَـٰنِ ۚ إِنَّهُۥ لَكُمْ عَدُوٌّۭ مُّبِينٌ (2:168) صدق الله العظيم Allah Azze ve Celle buyuruyor ki, Ey iman edenler iyi güzel şeyleri yiyin. Şeytanın izinden gitmeyin diye buyuruyor. Allah'a şükür, Allah her nimeti vermiş. Her şeyin haramı var, helali var. Allah Azze ve Cel buyuruyor ki helalden yiyin. O size güzel olur, şifa olur, yediğiniz size iyi olur. Onu yapın. Şeytanın peşinden gitmeyin. Şeytan sizin iyiliğinize değil, kötülüğünüze uğraşıyor. Onun için Allah Azze ve Cel buyuruyor ki yediğinize de dikkat edin. Şimdiki yaşadığımız zamanda insanların yiyeceği bol, ne yediklerine dikkat etmezler. Helala harama dikkat etmiyor çoğu insan. Ondan sonra da hastalıklar çoğalıyor. Çünkü güzel şeyi elmiyor mideye. Allah Azze ve Cel dediğimiz gibi her şeyin bir karşılığı vermiş. Helal, haram. Helal lokma, haram lokma. İyi yemek, kötü yemek. Helal olan var, haram olan var. İkisi de var. İnsan iyisini yesin, helal olanı yesin. Helal olmayana yaklaşmasın. Arsızlığa gerek yok. Şimdi, insanları kandırmak için çeşit şeyler yapıyorlar. Çeşit türlü maddeler karıştırıyorlar yemeklere ki bu yemeği yedi mi insan artık devamlı onu istesin. O kattıkları maddeler de zararlıdır. Çok zararlı maddeler var. Tuz yerine başka bir madde ekliyorlar ki daha tatlı olsun. İnsanların zaten dilinde de ağzında tat kalmadı. Tatlı, lezzetli, lezzetsiz anlamadan yiyorlar. Bir de onun üstüne koyunca kendilerine ve vücutlarına da zarar oluyor. Hem ruhaniyet de zarar görüyor. Onun için helalini, temizini, iyisini yiyin diye buyuruyoe Allah Azze ve Celle. Haramdan kaçının. Haramda bir fayda yok. Senin vücuduna hiçbir faydası olmaz. Kötülük olur, zararı olur. Allah muhafaza etsin ondan. İnsanların şerrinden mekrinden Allah muhafaza etsin. Onun için Şeyh Baba daha fazla evde pişirilen yemeği isterdi. Evde pişirilen az bile olsa yeter. O vücuda da kuvvet verir. İmana da kuvvet verir. Öteki türlü vücut da hastalanır. Ruhunda bir faydası olmaz bu yemekle. Haramın ruha bir faydası olmaz. Ona dikkat etmek lazım. En mühim şey, insanın emanettir vücut. Allah Azze ve Celle bize emanet etmiş ki vücuda iyi bakın, iyi gözetin ki ibadetinizi yapasınız. Hayatın sonuna kadar beraber olasınız. Vücudunuz size ağırlık olmasın, vücudunuz sizi taşısın. Allah muhafaza etsin hepimize. Hayırlı ömürler versin. Yediğimiz de in inşa'Allah sıhhat afiyet olsun. Bilmeden yenilen lokmalardan Allah muhafaza etsin, affetsin bizi, inşa'Allah.

2024-04-12 - Lefke

Biz, Allah'a şükür, milleti İbrahim, ümmeti Muhammed'iz. Osmanlı'da çok kavimler vardı. Yetmiş iki kavim vardı. Osmanlı'da İslam mevcuttu. Kavmiyetçilik yoktu. Osmanlı, kavmiyetçiliği istemezdi. İslam birliktir. İslam, birlik olmaya emrediyor. İslam, ayrılık yapmayı yasaklıyor. Osmanlı, onun için 'hepimiz İbrahim aleyhisselam'ın milletindeniz' diye birliği sağlıyordu. Ümmeti Muhammed'iz hepimiz. Onun dışında başka bir şey gerekmez. İbrahim aleyhisselam'ın dini, din-i haniftir. O din, Peygamber Efendimiz'in atalarının, dedelerininin dinidir. Oradaki millet sonradan o dini değiştirdi. Putlara tapmaya başladılar. Hazreti İbrahim aleyhisselam Mekke'ye Hazreti İsmail'i koyunca dua etti. Allah'ım burası emniyetli bir belde olsun, şehir olsun. Beni ve çocuklarımı putlara tapmaktan koru diye dua etti. ءَامِنًۭا وَٱجْنُبْنِى وَبَنِىَّ أَن نَّعْبُدَ ٱلْأَصْنَامَ (14:35) Bu dua, bütün Ümmeti Muhammedi için aynı şekildedir. İbrahim aleyhisselam'dan, Peygamber Efendemiz'den ta kıyamete kadar putlara tapmak olmaz. Putlar bir fayda vermez. Zahiri putlar var, bir de manevi putlar var. Bilhassa zahiri putlardan kaçınmak lazım. Onlara hürmet vermek, büyüklük vermek insanın yararına olmaz, zararına olur. Puta tapma meselesi kıyamete kadar devam eder. Bundan seneler önce Hindistan'daydık. Bir sokaktan geçiyoruz, adamlar taşları yontuyor. Takır tukur, takır tukur. Bunlar ne? Tapmak için, putlar yapıyorlar, heykeller yapıyorlar. Onların yaptıklarına insan şaşırıp kalır. Kıyamete kadar sürecek olan bir şeydir bu. Allah muhafaza etsin. Evde de şekilli bir şey koymak iyi olmaz, ondan sakınmak gerekir. Bereketi götürür, melekler girmez eve. Meleklerin girmediği yere şeytan, cin girer. Dikkat etmek lazım. İnsanlar çok şikayetçi bu şeylerden. Allah muhafaza etsin. Peygamber Efendimiz de buyuruyor, hutbede okuduğumuz gibi: بُغِضَتْ إِلَيَّ الأَصْنَامُ Putlardan nefret ederim diye buyuruyor Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Şam'a giderken, orada olan Rahip Bahira, Peygamber Efendimiz'in tüm işaretlerini tanıdı ve onlarda olduğunu gördü. Lat ve Uzzâ diye Kureyşlilerin iki tane putları vardı, en büyükleri. Rahip onlara yemin etti, onlar o putlara yemin ederdi. Peygamber Efendimiz bu durumu hiç sevmedi. Bunlar en nefret ettiğim şeylerdir diye buyurmuş Peygamber Efendimiz. O vakit Rahip Bahira, Allah ondan razı olsun, bilmiş Peygamber Efendimiz'in tam vaad edilen Peygamber olduğunu. Bu vesileyle, vaad edilen Peygamberin putlara, heykellere olan nefreti hakkında da bir işaret almış oldu o zaman. Allah muhafaza etsin insanları. İnsanlar bilerek, bilmeyerek, çoğu bilmeyerek bu hataya düşüyor. Akıllı olan insan hiç bu şeyleri tevessül etmez. Akılsız olan, akılları kesmeyen insanlar, 'Bir şey değil' diyerek oraya buraya, evlerine koyarlar. Onlar gereksiz bir şeyler, zararlı şeyler, onlardan uzak durmak lazım. Allah muhafaza etsin.

2024-04-11 - Lefke

بسم الله الرحمن الرحيم وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍۢ (68:4) صدق الله العظيم Allah Azze ve Celle Peygamber Efendimiz'in sıfatını tarif ediyor. En mükemmel insan olarak nitelendiriyor. En mükemmel insan, en güzel edebe sahip olan insandır Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. O'nun yolu insanlığadır, sırf Müslümanlığa değil, bütün insanlığa Allah göndermiş O'nu. O'nun yolu nur yoludur. O'nun yoluna giden her türlü hayra nail olur. O'nun yolunu takip etmek saadettir. Her türlü hayra vesile olur. En büyük hayır da ahirette O'nun Havz-ı Kevser'inden su içmek. O suyu içen insanın içinde hiçbir kötülük kalmaz. Vesvese kalmaz, kuruntu kalmaz. Kimseden korkmaz, kimseye kin beslemez. Kimseye düşmanlık etmez. Cennette, bu dünyadaki olan şeyler yoktur. O kötü hasletlerden temizlemek için bu Havz-ı Kevser'den su içip içine girilir. Havz-ı Kevser'de temizlendikten sonra insanda kötü sıfat kalmaz ve böylelikle kötü şeyleri cennetin içinde bulamazsın. Bu dünyada, bu kötülükler imtihan olarak tabi vardır. Ama ahirette cennette yok, cehennemde istemediği kadar var. Onun için Peygamber Efendimiz'in yolu yoldur, güzel yol odur. İnsanlara Allah'tan bir hediyedir. Allah Azze ve Celle'den lütuftur Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Bir de Allah'a şükür biz O'nun ümmetindeniz. O daha büyük bir lütuf bizim için. Bu bayramlar da O'nun hürmetine verilmiş ümmete. Bayramların beraberinde hem zahiri hem manevi hediyeler geliyor. Onun için Allah'a şükür ediyoruz. Mübarek olsun bayramlarımız. İnşa'Allah, oruçlunun bayramı hem oruç bozarken, iftar yaparken, hem cennette olacaktır. İşte o birincisi vuku buldu. İnşa'Allah, ikincisi de Havz-ı Kevser'den içip o büyük bayrama nail oluruz. İnşa'Allah hepimiz de nasip olur.

2024-04-10 - Lefke

Ramazan bayramımız mübarek olsun, bereketli olsun. Bu bayram, Allah Azze ve Celle'nin bize, Ümmet-i Muhammediyye'ye verdiği hediyedir. Bayram hem manevi olarak esas, kıymetlidir. Ramazan'ın son günü, Allah Azze ve Celle iftarla beraber oruçlulara berat verir. Ramazan boyunca tuttuğu oruçlar ve yapmış olduğu ibadetlerin kabul olduğuna dair Müslümanlara berat verilir. Bu güzel ibadetleri yapıp da Ramazan ayını tamamlayan için böylece bayram oluyor. Esas bayram odur. Bayram, Allah Azze ve Celle'nin sana ahiret için ikram olarak verdiği bir berattır, bir vesikadır. Bu, insan için en büyük faydalı olan şeydir. Bayram ondan bayram oluyor. Maneviyatı olmasa bayramın bir faydası yok. Kötülükten başka şey olmaz. İnsanlar kendi kafalarına göre bir hayli bayramlar yapmışlar, yok şu bayramıydı, yok bu bayramıyıdı. Uydurdukları bayramları ondan sonra insanlara da takdim ediyorlar ki 'Yok bu bizim milli bayramımız, yok bizim adetimizdir.' Onların hiçbirinin kıymeti yok çünkü maneviyat yok. Allah Azze ve Celle'nin tarafından onlara bir hususiyet verilmemiş. Hususiyet verilen bayram, işte bu Ramazan bayramı ve Kurban bayramıdır. Kurban bayramının daha değişik bir ikramları var. Ramazan bayramınınki başka. Allah Azze ve Celle her fırsatta ikramlarını insanlara veriyor ki faydalansın. Bayramlarda bu bayram sevincini yaşamak, birbirine gidip gelmek de sevap oluyor. İnsanlar, müminler birbirini ziyaret etmeye gidince her adımda bir ecir yazılıyor. Gübah siliniyor, sevap da yazılıyor, derecesi yükseliyor. Bu münasebetlerde insanlar ibadet yapamasa bile birbirlerini ziyaret eder. O da bir nebze fayda olur insana. İnsanların uydurdukları başka bayramda hiçbir fayda yok. Faydanın dışında zararı çok. Allah yolunda olmak lazım. Allah yolunda olan kazanır. Hem rahatlar, hem bereket olur. Hem ahiretini kazanmış olur. Eskiden namaz kılmayan insanlar, cuma namazı bile kilmayan insanlar, en azından bayramdan bayrama kılardı. Şimdi o kadarı da kalmadı galiba. Allah hidayet versin. Sadece o bile bir fayda oluyor insanlara. Allah hidayet versin insanlara. Bu güzelliği onlar da tatsınlar, onlara da nasip olsun. Mümin insanlara iyilik ister. Müminin ötekilerine haset etmez. Haset eden mümin değildir. İmanı yok kalbinde. Başkasının faydalanmasını istemeyen insan, başka Müslümanlara hayır teminini etmeyen mümin değil. İmanı kamil değildir onların. Onun için biz de inşa'Allah bütün insanlığa bu iyiliği istiyoruz. Allah Azze ve Celle'nin, Peygamber Efendimiz'in istediği iyilikleri istiyoruz, inşa'Allah. Hayırlı olsun bu bayramımız, inşa'Allah. Daha nice hayırlı bayramlar, inşa'Allah. Bütün insanlar İslam'da olsunlar ki faydalansınlar bu güzel şeylerden.

2024-04-09 - Lefke

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor. بهم تمطرون بهم ترزقون بهم تنصرون Bunlar ebdâllardır. Bunlar evliyaların büyüklerinden; onların vasıtasıyla size Allah rızık verir. Yağmur verir, zafer verir diye buyuruyor. Allah'a şükür, onların bereketiyle bugün yağmur yağdı. Epey zaman oldu. Burada yağış yok. Bu sene çok bir hafif kuraklık oldu. Ama yine Allah Azze ve Celle bu Ramazan'ın bereketiyle buradaki müminlerin dualarıyla hem Ramazan'ımızın kabulü olarak bu yağış olmuştur Allah'ın izniyle. Yapılan ibadetler, hayır hasenatlar onları Allah kabul etti. Allah, onların karşılığında hem dünyada hem ahirette bize verecektir. Ahirette alacaklarımıza kıyasla, bu dünyadaki şeyler hiçbir şeydir. Buradaki hiçbir şey, ahirete göre devede kulak bile değil. Ahirete göre verilen bu, dünyada verilen şeyler ahirete göre toz gibi kalır bile değil. Asıl önemli olan ahirettir. İşte bu vakitteki yağış, hem vücuda hem de ruhaniyete iyidir. Ruhaniyeti olan insan için, Allah Azze ve Celle'nin söylediklerini ve emrettiklerini yapmak ruhaniyetine büyük fayda sağlar. Tanımayan varsa, o kendi bilir. فَمَن شَآءَ فَلْيُؤْمِن وَمَن شَآءَ فَلْيَكْفُرْ (18:29) Allah Azze ve Celle buyurmuş: صدق الله العظيم İsteyen iman etsin, isteyen etmesin, isteyen mümin olsun, isteyen kafir olsun, isteyen ateist olsun, isteyen ne isterlerse kendiler bilir. Onun için, bu verilen nimetler niçin kafire de verilir diye bazıları soruyor. Çünkü bu kıymetsizdir. Dünyanın hiçbir kıymeti yok. Değil bir damla suyun kıymeti. Bütün dünyanın bir sivrisineğin kanadı kadar bile kıymeti yok. Sivrisineğin kanadının kıymeti ne olacak? Sivrisinek, Allah Azze ve Celle tarafından insanlara verilen bir imtihan olarak görülür. Onu öldürmek bile sevap sayılır. Zarar veren haşerattır. Asıl maksat, dünyanın hiçbir kıymeti olmadığını göstermektir. Yani kafire değerli bir şey verilmez. Allah Azze ve Celle, müminin hem dünyada hem de ahirette faydalanmasını sağlar. Mümin faydalanır. Kafir ise faydalanmaz. Kendi eliyle zararına neden olur. Allah bu Ramazan ayımızı mübarek eylesin. İnşallah, Allah kabul etsin ve bu hepimize mübarek olsun. Nice senelere yetiştirsin inşallah. İnşallah, seneye daha güzel olur. Peki, daha güzel nasıl olur? Mehdi aleyhisselam ile. Bütün dünya oruç tutarsa daha güzel olur. Bu dünya, bütün dünya ibadet yaparak daha güzel olur. İnşallah, Allah Azze ve Celle'nin vaadi ve sözü haktır, ümit ederiz. İnşallah, olacak. İnşallah, yakında olur diye temenni ve dua ederiz. Allah mübarek eylesin.

2024-04-08 - Lefke

بسم الله الرحمن الرحيم وَإِن تَعُدُّوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ لَا تُحْصُوهَآ (14:34) صدق الله العظيم Allah Azze ve Celle, bu güzel sözüyle insanlara şunu ifade etmektedir: Ne kadar bu nimetleri saymaya çalışsanız da sayamazsınız. Eskiden insanlar hesaplamalarını kalem ve kağıt kullanarak yapıyorlardı. Günümüzde ise hesaplamalar için bilgisayarlar kullanılıyor. O bile sayamaz. Allah Azze ve Celle'nin insanlara ve mahlukatına verdiği nimetleri hiçbir şekilde sayamazlar. İnsanlar, Allah Azze ve Celle'ye nimetlerinin karşılığını veremezler. Allah Azze ve Celle zaten nimetlerini karşılıksız veriyor. Allah Azze ve Celle nimetleri sizin için veriyor. Bu nimetleri reddeden kişi, kendi kaybetmiş oluyor. Kendi kendine eziyet etmiş olur. İnsanlar, verilen iyilikleri istemez. İyiliği reddedip karşılığında iyilik mi umuyorsun? Bu kötülüğe neden olur. Bu durumda başına kötülükler gelir. Allah'ın nimetleri arasında her nefes büyük bir nimettir. Her yudum su ve her hareket, büyük bir nimettir. İnsanlar bu nimetleri ne takdir ediyor ne de şükrediyor. Şükretmeyi bırakın, isyan ediyorlar, asilik yapıyorlar. Allah Azze ve Celle'ye kafa tutuyor. İnsan, kendini büyük bir şey zannediyor. Kendine büyük bir kıymet verir. Kibirlenir. Kibir en kötü haslettir. Kibirlenilecek hiçbir şey yok. Allah Azze ve Celle'ye karşı kibirlenmek, o insan için en kötü şeydir. Çünkü kibirli olan insanlar başkalarına da kibirlenir. Sonra Allah Azze ve Celle'ye karşı da kibir gösterir. Allah'ın nimetlerini takdir etmez. Nimeti takdir etmeyen kişinin o nimet elinden gider. Allah hepimizi muhafaza etsin. Allah'ın verdiği nimetlere şükredelim. Şükürle nimetler ziyade olur, verdiği nimetler çoğalır. İnsanlar artık bir şeye alışmışlar: Şikayet etmeye ve hiç iyiliği görmemeye alışmışlar. Nimetleri görmemeye alışmışlar. Sadece ne kazanacaklarını düşünüyorlar. Bir nimet olduğunu söylediğimizde, 'Bu nedir?' ya da 'Ne bu ya?' diye tepki veriyorlar. 'Bu ne şey, hiçbir şey bu' diyerek nimete hakaret edip küçümsüyorlar. Daha fazlasını bekliyorlar. Eğer verilene kıymet vermezsen, sonra sana hiç verilmez. Allah muhafaza etsin. Inanana da, inanmayana da, müslümana da, kafire de; hepsi aynı şeyi öğretmişler. Hiçbir şeye gani olamıyorlar. Hiçbir şeyi beğenmezler. Allah'ın verdiği şeyleri beğenmek gerekir. Ne olursa olsun, az bir şey bile olsa, ona da şükrederek, 'Bu büyük bir nimettir' demeliyiz. Biz Allah'a şükrederiz demeliyiz. Allah şükredenlerden eylesin. Kıymet verenlerden eylesin, inşallah.

2024-04-07 - Lefke

بسم الله الرحمن الرحيم ٱلْمَوْتِ بِٱلْحَقِّ ۖ ذَٰلِكَ مَا كُنتَ مِنْهُ تَحِيدُ (50:19) Allah Azze ve Celle Kur'an-ı Azimuşşan'da buyuruyor, ölüm sarhoşluğu gelip insana çattığı vakit insan şaşırır. Ondan kaçınıp dururdu. Ve kaçınacak yer yok sonunda. Herkesin başına gelecek bir şeydir, haktır. En büyük hakikat ölümdür. Onun hazırlığını yapması lazım insanın. En büyük hazırlık da namazlarını, ibadetlerini ahirete bırakmamak. Ahiretin hesabı zordur. Kaçırdığın her bir namazın borcunu ödemek için dünya hesabına göre 80 sene namaz kılacaksın. Ölüm gelmeden önce insanoğlu, müslüman olan farzları ihmal etmemesi lazım, ona dikkat etmesi lazım. Namazlardan, oruçlardan kaçırdığı ne varsa onları tamamlamaya uğraşsın. Tabi hepsini yapamaz insan. Yapabildiği kadar yapacak. Kalanı, Allah insanın niyetine göre verir, inşa'Allah. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki, insan bir borç aldı mı birinden, o borcu alan kişinin niyeti borcu ödemekse Allah kolaylık gösterir ve o borç ödenir. Yok alıp da şimdiki çoğu insanın yaptığı gibi 'borç alayım sonra ya öderiz ya ödemeyiz' derse borç ödenmez o vakit. Bu da aynı şekildedir. Namaz da aynı şekildedir. 'Onu kılacağım, kazasını yapayım' dersen Allah'ın izniyle yaparsın, bitirirsin. Hakiki ihlaslı insansan, namazlarının kazasını yapmakla uğraşırken yapamadan ahirete göçersen, o vakit o niyetine göre Allah seni affeder, inşa'Allah. Ölüm herkesin tadacağı gerçektir. Namaz hakkında Arapların bir deyimi var. İnsanın başına birşey gelince, şöyle derler: جاكل الموت يا طريق الصلاة Ey namazı terk eden insan, beynamaz insan, ölüm geldi sana! Kaçırdığın namazının telafisi yok artık. İnsan helak olmuştur. İnsan, suç üstü yakalanırsa, başına birley gelince bunu söylerler. Bu deyimi bilmeden çeşitli durumlarda, değişik manalarda kullanıyorlar ama esas manası, Allah muhafaza, namaz borcuyla ahirete gitme. O en tehlikeli şeydir. Allah muhafaza etsin. Allah insanlara hidayet versin. Kıymetli şeyleri bilsinler. Kıymetsiz şeylere bakmasınlar.