السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.
بسم الله الرحمن الرحيم
وَلِلَّهِ عَلَى ٱلنَّاسِ حِجُّ ٱلْبَيْتِ مَنِ ٱسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلًۭا
(3:97)
صدق الله العظيم
Allah Azze ve Celle'nin emirlerini herkes imkanları izin verdiği kadar yerine getirebilir.
Allah'ın emirleri nedir? Namazdır, hacdır, zekâttır.
Hepsini, vacip olan, farz olan şeyleri, yapabildiği kadar yapmak zorundadır.
Hac için sıhhat gerekir, para gerekir.
Zekâtta aynı şekilde, o da böyledir.
Oruç, sıhhati olan tutabilir.
Sıhhati yerinde olmayan onun yerine para ödeyebilir.
Namazdan kaçınmak yok.
Namazı kılmak farzdır.
Kılmamak günah olur.
Günaha girmiş olur.
Onu kaza etmeyip ahirete bırakırsa, ahirette daha fazla zorlukla kılar.
Ama dünyada, dediğimiz gibi, yapılabilecek şeyleri yapması lazım.
Bazen yasak ediyorlar.
Yasak edene günah olur.
İnsan yine de farz olan şeyleri elinden geldiği kadar yapması lazım.
Yapmak isteyip de mani edilenlerin günahı ve vebali mani edenlere olur.
Yapamayanların vebali yolu açmayanlaradır.
Ama namaz, dediğimiz gibi, yatarak bile olsa gözüyle ima ederek kılmak farzdır.
Namaza kimse mani olamaz.
Kimse durduramaz.
Gündüz kılamadıysan bile, yine de gece kılarsın.
Hastasın, hasta olduğun halde teyemmüm edip namazı yine kılarsın.
Ama hac meselesi, o da imkanlara bağlıdır.
Yollar kapalı olabilir, onun için Allah Azze ve Celle buyurmuştur:
مَنِ ٱسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلًۭا
Yani ona ulaşabilen insan için farzdır.
Hac, şimdiki bu zamanın durumlarına göre, her zaman olduğu gibi, meşakkatli ve zordur.
Bu zamanın zorluğu da onun müsaade edilmemesidir.
Az bir miktar insanın gidebilmesi bir manidir.
O şer’i manidir.
Onu yapamayanın vebali kendisine değil, yaptırmayanadır.
İnşa'Allah, bu bir ay kaldı hacca.
Şimdi yakında hacılar gitmeye başlayacak galiba.
Hacca gidebilenler için Allah mübarek eylesin.
Bu güzel ibadeti de yapmayı hepimize nasip etsin, inşa'Allah.
Hac sırf oraya gidip tavaf etmek değil.
Bütün yapılan günahlardan affolunmanın meselesidir.
Hacca giden insan, Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in buyurduğu gibi, hakkı hukuku gözetip gitmeden önce etrafındakilerden helallik istemelidir.
Birine zulmettiysen, birinden bir şey alıp vermediysen, onlardan helallik istemen lazım.
Bu şekilde hacca giden ve geri gelen kimse, tertemiz anasından doğmuş gibi günahsız olarak gelir.
Allah muvaffak eylesin.
Gidemeyenlere de yol açsın, inşa'Allah.
Onlara da nasip etsin hacı olmaları için.
2024-05-16 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Bu ay, eşhurul hurum denilen hürmetli olan aylardan birisidir.
Zilkade, Zilhicce, Muharrem.
Bu aylar hac ayları olduğu için - bir de Receb ayı ayrı olarak - bu aylarda savaş, harp yapmak yoktur.
Ama size saldıran olursa tabii onu ona karşılık verebilirsiniz.
Bu zahiri olarak dikkat edilmesi gerekendir.
Manevi olarak, bu aylarda ve günlerde yapılan kıymetli şeyler çok büyük sevap getirir.
Bu aylar hürmet edilen aylardır: eşhurul hurum.
Hurum, hürmet edilen demektir.
Kan dökmek, savaş yapmak yasak olan aylardır.
Savaş yasak diye gelip de düşman sana gelirse ona müdafaa etmek olur.
Tabii şimdiki zamanda artık kimsede insanlık kalmamış.
Nerede artık dine bakmak. Hiçbir şeye bakılmıyor.
Zulüm had sayfaya gelmiş.
Her şeyin bir pişme zamanı var.
Dünya da pişti artık.
Bundan sonra ahiret, kıyamet yaklaşır.
ٱقْتَرَبَتِ ٱلسَّاعَةُ وَٱنشَقَّ ٱلْقَمَرُ
(54:1)
Hemen hemen ta 1500 sene önce Allah, Kur'an-ı Azimuşşan'da kıyametini yaklaştığını buyuruyor.
Kıyamet yaklaştı.
Her gün daha fazla yaklaşıyor.
Bu mübarek günlerden faydalanmak lazım.
Bu mübarek aylarda daha fazla her türlü iyilik, ibadet, Allah'a taat yapıp, günahlardan kaçınmak insan için, Müslüman için büyük bir fayda olur.
Allah'a yaklaşmak insanoğlu için en büyük fayda odur.
En büyük zarar da Allah Azze ve Celle'dem uzak olmak.
Allah muhafaza etsin.
Allah hepimizi doğru yoldan ayırmasın.
Bu günler mübarek olsun müslümanlara, insanlara, hürmet edenlere inşa'Allah.
2024-05-15 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Elhamdulillah, Allah'a şükür, Şeyh Efendi'nin sene-i devriyesi de güzel geçti Allah'ın lütfuyla, inanetiyle.
Şeyh Efendimiz'in zahiri olarak ahirete intikal etmesi on seneyi tamamladı.
Şimdi on birinci sene oluyor.
Manevi olarak, Allah'a şükür, daima bizimle, onunla beraber olmak isteyenlerle.
Allah'a şükür, manevi birliktelik daha güzeldir çünkü ilelebed olur, Allah'ın izniyle.
İnsanlar sevdikleriyle olur.
İlelebed demek, bu şimdiki bu insanların ilelebed dedikleri değildir.
Bu dünyada ilelebed yaşayacak demek saçmalıktır.
İlelebed olan, ahiret hayatı, ebedi hayat odur.
Bu hayatta ne kadar yaşarsa yaşa, bin sene, iki bin sene yaşayanlar olmuş eskiden, ama yine de kalmamışlar.
Ahirete intikal etmişler.
Esas hayat olan ahiret hayatına intikal etmişler.
Allah Azze ve Celle'nin yolunda olanlar kazanmış.
Allah Azze ve Celle'nin yolundan çıkanlar kaybetmiş.
Firavun da gelmiş, Nemrut da gelmiş.
Her türlü insan gelmiş.
İyisi gelmiş, kötüsü gelmiş.
İyi olanlar onlar kazanmış.
Onlara tabi olan insanlar kazanmış.
O yoldan gidenler, akılları başlarında olan akıllı insanlardır.
O yoldan dışarıya çıkanlar gaflettedir.
Akılları tamam değildir.
Kim olursa olsun, ne kadar alim bilmiş derse, Allah Azze ve Celle'nin yolunda olmadıktan sonra onun yolu, yol değildir.
Ona tabi olmak insanlara ebedi olarak hüsran verir.
Allah muhafaza etsin.
Allah, Şeyhlerimizin himmetlerini daim etsin.
Allah'a şükür, hidayete vesile oldukları bellidir, Allah'ın izniyle.
Her türlü insan dünyanın her tarafından geldi şeyh babamızın mevlidine.
Onun bereketini aldılar, Allah'ın izniyle.
Onun bereketi, daim olsun üzerimizde.
İnsanlara da hidayet olsun.
Çünkü onun yolu güzel yoldur, merhamet yoludur.
İnsanların bu merhamet yolunu takip etmelerini isterdi.
Herkes bu yola gelsin.
Duamız odur.
İnsanlara hidayet olsunö inşa'Allah.
Yolda olmayanlar doğru yola gelsinler, inşa'Allah.
2024-05-14 - Lefke
بسم الله الرحمن الرحيم
وَمَا ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَآ إِلَّا لَعِبٌۭ وَلَهْوٌۭ ۖ وَلَلدَّارُ ٱلْـَٔاخِرَةُ خَيْرٌۭ لِّلَّذِينَ يَتَّقُونَ
(6:32)
صدق الله العظيم
Dünya hayatı oyun, eğlencedir diye buyuruyor Allah Azze ve Celle.
İnsanlar bir şey yaptıklarını zanneder.
Lakin yaptıkları, Allah Azze ve Celle'nin yolunda olmadıktan sonra hiçbir kıymeti olmayan şeylerdir.
Hayırlı olan ahirettir.
Binaenaleyh, insanoğlu rahat yaşayabilir, oynayarak yaşayabilir, eğlence de olsun ama Allah Azze ve Celle'nin emrettiği sınırların içinde.
Ondan da insan iktifa eder, çok daha rahat eder, çok daha memnun olur.
Allah Azze ve Celle herkesin rızkını, kısmetini vermiş.
Onlar yaşadıkça yavaş yavaş eline geçer yahut onları yaşar.
Ondan sonra ahirete irtihal eder insanoğlu.
Bunun için Allah'ın, dünya ve insanların hakkında buyurduğu:
مَتَـٰعُ ٱلْغُرُورِ
(3:185)
Dünya insanları kandırıyor.
Bir şey yapacağım diyor insan.
Kendi yolundan çıkıyor, başka yollara giriyor ki daha fazla istifade edeyim, daha fazla fayda olsun bana.
Daha fazla kazanayım derken - kazansa bir türlü, kazanmasa bir türlü - o insanın ömrü durmuyor, yürüyor.
Bir gün, bugün olacak dersin, yarın, yarın değil, daha sonra derken, insanın ömrü geçiyor, hiçbir şey yapmadan zararı da olarak hayatı bitiyor.
Bu hayat insanlar için belli zamanı olan bir şeydir.
Allah'ın yarattığı bir şeydir hayat da.
Hayat da ölüm de, Allah'ın ikisi de Allah'ın yarattığı şeylerdir yani onlar yaratılmamış değil, yaratılmış şeylerdir.
Her şey için hayat var, ölüm var.
Bunun için yaşarken dikkat etmek lazım.
İyi insanlarla olmak lazım.
Çünkü ahir zamanda yaşıyoruz, şimdiki zamanın insanı tamahkardır.
Bir hayli insanları kandırmak için, 'şu böyle zengin oldu, bu böyle zengin oldu' diyerek insanları kandırıyorlar.
Yüz binde bir tanesini zengin olur bir şeyden, ondan sonra herkes bu oldu, ben de olabilirim diye hepsi o yola gider.
O yolun içinde de, kazananlar var.
Kazananlar ise, milleti dolandıranlar.
Kazandıkları kazanç değil zarardır.
Bilmiyorlar onu.
Kandırılan insan hem maişetini kaybediyor hem ailesine de zarar veriyor.
Bu dünyada yaşarken dikkat etmek lazım.
Allah'ın sana nasip ettiğine kanaat edip onunla geçinmeye çalış, onun bereketi olur sana.
Ben bir vereceğim, yüz kazanacağım derken, o bir de elinden gider.
Eskilerin atasözleri var: 'Dimyata pirinçe giderken elindeki bulgurdan da olur' derler.
Dimyat Mısır'da çok meşhur, Mısır'ın pirinci meşhurdur.
Elinde bulgur var, ben bunları istemiyorum der, atar.
Şimdi Mısır'a gideceğim, Dimyat pirinci alayım.
Orada da pirinç vermezler.
Ortada kalır.
Bu eskiden beri de böyleydi ama şimdi daha fazla.
Sahtekarlar, üçkağıtçılaı çok daha ileriye seviyeye geldi bizim zamanımızda.
Hele saf insanları gördüler mi onların da kanını emerler, acımazlar.
İhvandı, müritti, kardeşti, müslümandı fark etmez, buna dikkat etmesi lazım.
İhvan kisvesinde de olabiliyor, alim kisvesinde de olabiliyor, hoca kisvesinde, öğretmen kisvesinde, her türlü kisveye girebiliyor üçkağıtçılar.
Çok ileri seviyelere girmişler.
Onun için onlara inanmak iyi değil.
Zaten insan biraz sorup soruşursa bilir.
Nasihatı kabul edin.
Nasihatı dinleyin.
Bazıları nashihat soruyor, 'Bu adam nasıldır?'
'Bu adam şöyledir, sakın bununla iş yapma, bu sahtekardır.'
'Bunlar ne diyor, beni kıskanıyorlar, ben yapacağım işi!'
Yapıyor, ondan sonra pişman oluyor.
Allah akıl fikir versin.
Allah, rızkımızı böyle insanların ellerinden vermesin, inşa'Allah.
Hem rızkın gidiyor, hem karşı üçkağıtçıya bir günah fazla daha işletmiş oluyorsun.
İki taraftan zarar vermiş olursun.
Müslümandır yine en sonunda o üçkağıtçı dediğin insan.
Onun günah işlememesi için uyanık ol.
Ona fırsat verme! Ne kendi nefsine ne onun nefsine fırsat verme günah işlemek için.
Allah yardımcımız olsun.
Günah işletmekten muhafaza etsin, inşa'Allah.
2024-05-12 - Lefke
بسم الله الرحمن الرحيم
ظَهَرَ ٱلْفَسَادُ فِى ٱلْبَرِّ وَٱلْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ أَيْدِى ٱلنَّاسِ
(30:41)
صدق الله العظيم
Allah Azze ve Celle buyuruyor, dünyada her şey bozuldu.
İnsanların yaptıklarından dolayı dünya bozuldu, fesat oldu.
Fesat, sadece bu şimdiki gördüğümüzşe başlamış değil.
Ta Peygamber Efendimiz'in zamanından bahsediyor Allah Azze ve Celle.
İnsanların yaptıklarından dolayı 1500 sene, 1400 seneden beri böyle.
Artık şimdi nasıl oldu, o vaziyet ortada:
Her şey bozuldu.
İlk başta yeryüzü bozuldu, deniz de bozuldu.
Onlar neden bozuldu?
Çünkü insanların bozukluğundan onlar da bozuldu.
Allah Azze ve Celle yeryüzünü tertemiz yaşanacak halde verdi insanoğluna ki ahiret için rahat yaşasın.
Onun birinci şartı temizliktir.
Temizlik de imandan gelir.
İman olmadıktan sonra temizlik yoktur.
ءَامَنُوٓا۟ إِنَّمَا ٱلْمُشْرِكُونَ نَجَسٌۭ
(9:28)
Müşrikler temiz değildir.
Temizlik imanla olur.
Temizlik ve iman, İslam'ın yolundan giderek elde edilir.
İslam neyi emrediyor?
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem neyi emrediyor?
İyiliği emrediyor, temizliği emrediyor.
Her şeye saygılı olmayı emrediyor.
Peygamber Efendimiz, yoldaki kirleri, pisleri kaldırmak da sadaka olduğunu belirtmiştir.
Sırf para vermek sadaka değil.
O taşlı toprağı düzeltmek de sadakadır.
Suya, her şeye, ağaçlara, bitkilere itina etmek de sadakadır.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem hadisi şerifinde suya bevl etmeyin, abdest bozmayın diye buyuruyor.
Suya abdest bozan insana lanet var.
Lanet büyük şeydir.
Yani bu şimdiki insanlar çevreciyiz, mevreciyiz diyorlar ama hiç alakası.
Her taraf onların pislikleriyle dolu.
Bu zahiri pislik, manevi pislik daha da beter.
Çok daha beter.
Bunun için bu dünya haddine gelip vaktini doldurmuştur artık.
Bunu temizleyecek birisi gelecek.
Hem bu zahiri pislikleri hem manevi pislikleri temizleyecek zat Mehdi aleyhisselam'dır.
Onunla her şey temizlenecek.
Bütün küfür, bütün bu sapıklık, bütün kötülük temizlenince o vakit yine yeryüzü bereketli olur, hayırlı olur.
Mehdi aleyhisselam'ın zamanında her taraf yeşillik, güzellik olur.
Hatta Şeyh Efendimiz derdi, koyunlar senede iki defa kuzu doğaracak.
Meyveler en güzel şekilde çıkar.
Bu neden? Çünkü temizlik oldu.
Hem manevi temizlik hem maddi temizlik olduktan sonra vaziyet böyle bereketli olur.
Ondan önce şimdi istediği kadar çevreci çıksın, çevreciyim desin.
Her türlü pislik var üstünde.
Her türlü kötülük onlarda mevcut.
Manevi olarak daha da beter pislikleri var onların.
Onun için hiçbir zaman başaramazlar, başaramayacaklar.
Boşuna milleti kandırıyorlar, menfaat sağlıyorlar.
Allah muhafaza etsin.
Kötülerin şerrinden, bu Allah'a inanmayanların şerrinden Allah muhafaza etsin.
Onların şerleri etraflarına da oluyor.
Allah muhafaza etsin.
Allah onlara da hidayet versin diyoruz.
Hidayet vermezse, Allah bildiği gibi yapar inşa'Allah.
2024-05-11 - Lefke
بسم الله الرحمن الرحيم
وَمَن يَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُۥٓ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ بَـٰلِغُ أَمْرِهِۦ ۚ قَدْ جَعَلَ ٱللَّهُ لِكُلِّ شَىْءٍۢ قَدْرًۭا
(65:3)
صدق الله العظيم
Allah Azze ve Celle insanlara neyi yapmaları gerektiğini öğretiyor.
Allah'ın talimatı, Kur'an-ı Azimşan'da ve Peygamber Efendimiz'in güzel sözlerindedir
Şimdiki insanlar herkes öyle yüzde doksan dokuzu, yüzde binde, biz dokuz doksan dokuzu söylesek yerindedir.
'Ne yapalım' diye şaşırmış vaziyette oluyorlar.
Daha önce de böyleydi.
Şimdi daha fazla o şaşkınlık var.
'Ne yapacağım, ne edeceğim, ne olacak, nasıl geçineceğim, hasta olacak mıyım, yaşayacak mıyım, ne yapayım.'
Bunlar hep insanoğlunun nefsinde, özünde var.
Onun da ilacı, Allah Azze ve Celle buyuruyor ki, Allah'a tevekkül edin, o kendine yeter.
Allah'a tevekkül etmek, Allah'ın istediğinin olduğunu bilmek demektir.
إن الله بالغ أمره.
Allah'ın istediği olacak.
Her şeyin vakti, zamanı var yahut olacağı var.
Onun için insan rahat etmek, üzüntüsüz yaşamak isterse Allah'a tevekkül edecek.
Allah Azze ve Celle'nin istediğine boyun eğecek, kaderine.
Kader Allah'ın sırrıdır.
Ona boyun eğecek.
Yapabilecek işlerini yapacak tabii.
Ondan sonra Allah'a tevekkül edip, Allah'ın istediğini dileyecek.
Ne murat varsa, hayır muratlar olsun.
Allah'ın istediği gibi olsun.
Allah'ın istemediği, sevmediği şeyler olmasın diye dua etmek lazım ki.
Hem tevekkül edeceksin, hem yine Allah'ın Azze ve Celle'nin dediği yoldan gideceksin.
Her şeye bakacaksın.
İnsana Allah'ın verdiği özelliklerle işini takip edeceksin.
O tevekkül olur.
Tevekkül etmek,bir şey yapmadan oturmak demek değil.
Yapacaksın.
Ondan sonra olana razı olacaksın.
Olanı kabul edeceksin.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in meşhur hadis-i şerifi şöyle buyurmuştur.
اعقل وتوكل
Bağla.
Ondan sonra tevekkül et.
Sahabenin biri deveyi tevekkül ettim diye Peygamber Efendimiz'in meclisinin önüne bırakmış, salıvermiş.
O da gitmiş.
Ondan sonra gelmiş Peygamber Efendimiz'e benim deve gitti.
Ne yaptın? İşte burası meclistir diye ben burayı bıraktım.
Allah'a tevekkül ettim ki ben namaza gireceğim.
Güzel sözler dinleyeceğim.
Baktım kaçmış dedi.
O meşhur mübarek sözü 'اعقل' buyurmuş, 'اعقل' demek bağla demek.
Ondan sonra tevekkül et.
Yani her şeyin usulü var.
O usulüne uyduktan sonra inşa'Allah huzurlu hayat olur.
Ahiretin de mamur olur inşa'Allah.
2024-05-09 - Lefke
بسم الله الرحمن الرحيم
وَلَا تَجْعَلْ فِى قُلُوبِنَا غِلًّۭا لِّلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ رَبَّنَآ إِنَّكَ رَءُوفٌۭ رَّحِيمٌ
(59:10)
صدق الله العظيم
Allah Azze ve Celle bu duayı okumamızı buyuruyor: 'Kalbimizde, müminlere karşı kötülük, nefret bırakma.'
Müminler, Allah'ın sevdiği kullarıdır.
Kalbinizde kin, nefret olmasın diye buyuruyor.
Bu, hem Kur'an-ı Kerim'de ayettir, hem okunan duadır.
Güzel bir ayet, duadır, çok güzel.
Kur'an-ı Kerim'in her bir ayeti güzeldir.
Bu da bir başka güzeldir.
Mümin mümine karşı kalbinde kin veya nefret bırakmaması lazım.
Tabi insanoğlu her türlü aksilikle karşılaşabilir.
Eziyete uğrayabilir yahut başına başka bir şey gelebilir.
Lakin, o dünya metaı olduğu için o kalbinin dışında kalması lazım.
Kalp Allah Azze ve Celle'nin mekanıdır, yeridir.
İnsanın kalbi, Allah Azze ve Celle'ye mahsus olan yerdir.
Onun için o kalbe, nefret gibi şeyler girmemesi lazım.
Dediğimiz gibi insanlık hali oluyor.
Kavgada olur, kıyamette olur, her türlü şey olur.
Ama o kavga içinde kalmasın, dışarıda kalsın.
Kalbini karartmasın.
Kalbine zarar vermesin.
O kalp nur yeridir.
İnsanın, müminin her iyiliğin yeri odur.
Onun için kalbe yapılacak kötü şeyler insana zarar verir.
Kalbi temiz tutmak lazım.
Mübarek evliyalar, peygamberler, bütün Allah Azze ve Celle'nin sevdiği kulları bunu emreder, bunu tavsiye eder.
Nefsi tezkiye demek, nefsi temizlemek.
Nefsi temizlemek de kalpten başlar, en mühim kalptir.
Kalbinin dışında her şey olabilir.
Ama dünya metaını kalbinin içine bırakma.
Bunu sana hatırlatan insan olursa, onu dinle!
Şeyhimiz devamlı hatırlatıyor bunu.
Başka insanlar da bunu nasihat olarak verince, o nasihat en büyük, en güzel nasihattir.
Onu kabul edeceksin.
Ne kadar haklıysan, ne kadar kızgınsan, yine de o nasihatı kabul edip de o şeyleri kalbine sokma.
Kalbine koyma onu.
Çünkü esas zehir onlardır.
O zehir, kalbi bozara bütün vücut bozulur diye buyurdu Peygamber Efendimiz, sallallahu aleyhi vesellem.
Onun için kalbini temiz tutun.
Temiz olmayan şeyden, kinden, nefretten, kötülükten uzak tutun.
Öteki şeyler yine ıslah olur.
Kalp daha zor ıslah olur.
Onun için hiç riske girmeden kalbi temiz tutalım inşa'Allah.
Hiçbir müminden kalbinizde nefret etmeyin, hiç bir mümine buğz emteyin.
Mümin olmayanı da Allah için seveceksin, duruma göre Allah için buğz edeceksin.
Allah'a buğz edeni, Allah sevmeyeni sevmeye gerek yok.
Onu da Allah ıslah etsin diyeceğiz.
Allah muhafaza etsin.
2024-05-08 - Lefke
Bir söz var:
Kulli maqāmi maqāl.
Her makama, her meclise göre bir söz var, konuşmak var.
Her şeyde, her yerde aynı şey konuşulmaz.
Bazı yerlerde ilimden konuşursun.
Bazı yerlerde o insanların anlayacağı lisanla konuşursun.
Ziraattan, başka şeyden konuşursun.
İnsanlara göre vereceğin bir şey olması lazım.
İnsanların neye ihtiyacı varsa, neyi istiyorlarsa onu söyleyip o vesileyle yine insanların kalplerini Allah Azze ve Celle'ye çevirmektir mühim olan.
İster neyden konuşursan konuş.
O insanları kaçırma!
İnsanlar iyiden, iyi insandan hoşlanırlar, iyi konuşmadan hoşlanırlar, sevdikleri şeyden hoşlanırlar.
Söylediğin şeyler, Allah Azze ve Celle'nin muhabbetinin gönüllere konulmasına vesile olmalıdır.
Bazı şeyler vardır hiç söylemeye gerekmez.
Bazı insanlar, bu söylenmesi gerek olmayan şeyleri 'Bunu insanların kafasına zorla
sokacağım. Şunu yaparım, bunu yaparım' diye konuşuyor.
Halbuki konuştukça insanları kaçırabiliyor.
Çünkü konuşmak hikmetsiz olunca bir fayda vermiyor.
Hikmet olduktan sonra, o hikmetle faydalanır insan.
Başka türlü bir işe yaramaz.
Bazı şeyleri söylemeye gerek yok.
'Bu doğrudur, bunu söyleyeceğim.'
Vakti değil, yeri değil, zamanı değildir.
Onu söylersen faydasından fazla zarar olabilir.
Hem kendine hem başkasına.
Onun için konuştuğun insanları, konuştuğun yeri iyi bilmen lazım.
Onu anlaman lazım ki ona göre söz söylersin.
Dümdüz gidilmez.
Bazen bu mevzudan konuşursun, bazen başkasından konuşursun.
O insanlar da faydalanır.
Sana da fayda olur.
Başka türlü, lüzumsuz konuşursan, zarar olmasa bile faydası olmaz.
Mâlâyânî'ye girer.
Mâlâyânî demek lüzumsuz şey demektir.
Allah muhafaza etsin.
Şimdiye kadar duyduğumuz en güzel şekil konuşan, en güzel şeyleri söyleyen ve konuştuğuyla insanlara fayda sağlayan Şeyh Baba, Şeyh Nazım Hazretleri'dir.
Her söylediği söz cevherdi.
Her insana göre konuşurdu.
Herkes anlayabildiği kadar anlardı.
Muhakkak onu dinleyen faydalanırdı.
Onun yolunu takip edip ona benzemek lazım.
Elimizden geldiği kadar inşa'Allah.
Allah yardımcımız olsun inşa'Allah.
2024-05-06 - Lefke
بسم الله الرحمن الرحيم
مِّنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ رِجَالٌۭ صَدَقُوا۟ مَا عَـٰهَدُوا۟ ٱللَّهَ عَلَيْهِ
(33:23)
صدق الله العظيم
Allah Azze ve Celle, 'adamlar var' diye buyuruyor.
Bu yolda sabit, sözlerinde duran insanlar hakkında adam diye buyuruyor.
Rical dediği en yüksek mertebedir.
Onlar sözünden dönmeyen insanlardır.
Bazıları yaşıyor, bazıları vefat etmiştir.
Ama hiçbir değişiklik olmadı.
Bu yol, Allah Azze ve Celle'nin yoludur.
Peygamber Efendimiz'in yoludur.
Bu yolda meşayihler vardır.
Şeyhlerimizin, silsilede gelenlerin hepsinin yoludur.
Birisi gidince başka birisi yerine geliyor.
Yol devam ediyor.
Birisine bağlı değil.
Bunu da Şeyh Babamız söylerdi.
Onun hak sözleri güzel sözlerdir.
İnsanlar bazen bir kimseye bağlı oluyorlar.
O kimse vefat etti mi dağılıyorlar.
O yol olmaz.
O yol Allah yolu olduğu için devam etmesi lazım.
Meşayihlerin kendilerinde bir iddiaları yoktur.
Bu meşayihlerin yolu Allah'ın yoludur.
Bu Allah'ın sünnetidir insanlar için.
Mühim olan ona tabi olanlar, o yolda sabit kadem kılmaktır.
Allah'a şükür, yarın Şeyh Babamız'ın bizim aramızdan zahiri olarak irtihalı on sene oluyor.
Burada bulunların çoğu Şeyh Babayı, Şeyh Nazım Hazretleri'ni görmemiştir.
Ama yol, sağlam yol olduğu için onun himmetiyle devam ediliyor.
Bu en mühim şeydir.
Tarikatta şaşmamak, değiştirmemek, yoldan çıkmamak bu en büyük keramettir, en büyük lütuftur.
İnsanlar, müminler için, tarikat ehli için geçerli olan o yolda sabit kadem kılmak, o yol devam etmektir.
Herkesin yapacağı birşey olması lazım.
O yol çünkü hayatımızın manası, vücudumuzun zarureti olan doğruyu bulup ona tutunmaktır.
Ona tutunan kurtulur.
Tutunmayana yine de Allah rahmetiyle muamele eder inşa'Allah.
Allah, Şeyhimiz'in makamlarını âli eylesin.
Onun yolundan şaşmayalım inşa'Allah.
O yol ne yoludur?
Peygamber Efendimiz'in, Ehli Beyt'in, dört halifenin, imamların, on iki imamın, mezhep imamlarının, itikad imamlarının yoludur.
Meşayihlerin yoludur.
Kırk bir tarikatın yoludur.
Bir kimseye güzel görülmek için bu yolun dışına çıkmayız.
Bundan taviz verilmez.
Taviz verirsen, o vakit Büyük Şeyh Abdullah Dağıstani Hazretleri bunun devamlı söylediği bir güzel söz var.
Yoldan çıkan yoldan çıkmış olur, cehennemde olur.
Ebedi olarak cehennemde.
Çünkü biraz yoldan çıkan odur.
Onun için yolumuz sağlam, yolumuz güzel.
Necat yoludur, kazanç yoludur.
Allah o yolda sabit kadem kılsın.
Şeyh Efendimiz'in himmetleri üzerimizde hazır olsun daima.
Muhakkak öyledir.
Hayatta olduğu vakitten çok daha yüksektir.
Allah'ın izniyle bu gözle görülüyor.
Herkes biliyor, inşa'Allah.
2024-05-05 - Dergah, Akbaba, İstanbul
بسم الله الرحمن الرحيم
اَلَآ اِنَّ اَوْلِيَاۤءَ اللّٰهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُوْنَۚ
(10:62)
صدق الله العظيم
Allah Azze ve Celle'nin sevdiği kullara, Evliyalara korku yok, hüzün yok.
Şeyh Babamızın seneyi devriyesinin 10. senesi oluyor.
Aramızdan zahirden ayrıldığı 10. sene oluyor.
10 sene geçti aradan ama Allah'a şükür hiç himmeti üzerimizden eksik olmadı.
Onun tasarrufu daha çok oldu.
Vefatından sonra çok daha büyük hizmetler, himmetleri oldu.
Evliyalar ölmez.
Zahiren olsa da manevi olarak kuvvetleri daha fazla oldu.
Burada en büyük buna delil olarak Şeyh Nazım Hazretleri vefatından sonra çok insanlar onun himmetiyle Müslüman oldu.
Müslüman olup da bir şey bilmeyen insanlar onlar da Allah yoluna girdiler.
İhvanlar çoğaldılar, eksilmediler, Allah'a şükür.
Onların himmetleri hazır oldu.
Bunlar delalettir.
Zaten Evliyalar vefat ettiği vakit en azından kuvveti daha yedi defa daha fazla olur.
Şeyh Babamızın, Şeyh Nazım Hazretleri'nin kuvvet daha fazla olmuştur.
Allah'u alem, ne kadar arttı kuvveti ama ortada görüldüğü gibi çok fazla artmıştır.
Allah makamlarını âli etsin.
Devamlı hissettiğimiz için on sene de geçer, yirmi sene de geçer.
Daha hiç gitmemiş gibi aramızdadır, Allah'a şükür, beraberiz.
Ne zaman dara düşen insanlar Evliyaları çağırınca onların himmetleri hazır olur.
Onlara ikram etmek, onlara mürit olmak, onların talebeleri olmak büyük şereftir.
Allah o şerefi herkese taattırsın inşa'Allah.
Onunla beraber ahirette olmaya nasip etsin cennette.
İlel ebet olsun, inşa'Allah.