السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.

Mawlana Sheikh Mehmed Adil. Translations.

Translations

2024-05-25 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, nübüvvetiyle ileride olacak her şeyi gördüğünü söylemiştir. Allah Azze ve Celle Efendimiz'e her şeyi göstermiş. İleri olacak şeyleri de göstermiş. Onun dediklerini hepsi çıkmış. Şimdi artık en son bu ahir zamanda yaşadığımız için insanlar, bazı müminler, ye'se düşüyor ki bu kadar fesat bu kadar kötülük nasıl olacak? Bu ne olacak halimiz? Halimize, Allah'a şükür. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem dediği gibi bütün İslam'ın girmediği yer kalmayacak. Bina, taş, kıldan çadırlara kadar İslam'ın izhar etmediği yer olmayacak diye buyuruyor Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Ahir zamanın en sonunda Allah Azze ve Celle, galip olarak vaadini izhar edecek. Vaadini yerine getirecek ki bütün dünya müslüman olacak. Bu yaşadığımız ahir zaman fitne zamanıdır. Müminler ye'se düşmesin, lüzumsuz şeyler yapmasın. Sabırla, Allah Azze ve Celle vaadininin çıkacağı, bütün dünya küfürden temizleneceği vaktı beklemek gerekir. Küfür pisliktir, necasettir. Kafir necis ta ki müslüman olana kadar; onun hali pislik halidir. Kafir dediğimiz Allah'a inanmayan, peygamberlere inanmayan insandır. O büyük bir musibettir, insan için en büyük musibet. Her şeyden daha kötüsü kafir olmak, Allah'ı tanımamak, Allah'ın yolundan çıkmak. Allah'a inanmamak en büyük musibettir, Allah muhafaza etsin, insanlara hidayet versin. Ama tabi bu da nasip işidir, Allah istediğine hidayet verir, istediğine vermez. Onun için mümin müslüman şanslıdır, Allah ona hidayet nasip etmiş, ona İslam'ı nasip etmiş. En büyük nimeti o da almış. Allah insanlara hidayet versin. Peygamber Efendimiz'in müjdesidir bütün dünya müslüman olacak. Tez zamanda o vakit gelsin, inşaAllah bütün dünya temizlensin, güzel olsun. Hem zahirde hem batında güzel olur o vakit. Allah yardım etsin, sabır versin hepimize.

2024-05-24 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem buyuruyor, mümin Allah Azze ve Celle'ye nasıl yaklaşır, daha yakın olur? İbadetleri, nafileleri yaparak. Tabi farzlar, Allah'ın emridir. Onlar yapılması gerekendir: Beş vakit namaz, oruç, zekat, hac. Bunlar yapılacak. Onun dışında nafile dediği sünnetlerdir. Hep sünnetleri yapmak. Vacip olan müekkede sünnetleri var. Sabah, öğle, ikindi, akşam namazının müekkede sünnetlerinin dışında nafile olan daha fazla namaz var. Mesela öğlen namazının son iki rekatını dört rekat olarak kılmak. Ondan sonra ikindi namazının sünneti, akşam namazından sonra evvabin veya işrak, kuşluk namazları. Onlar nafile namazlar. İsteyen kılar, isteyen kılmaz ama Allah Azze ve Celle'ye yaklaşmak isteyen onları daha fazla yapar. Bu nafilelerle insan ne kadar Allah Azze ve Celle'ye yaklaşırsa o kadar faydası olur. Allah Azze ve Celle hadisi kudsi de buyuruyor. Kulum Bana nafilelerle yaklaşır. Yaklaştıkça ben onun eli olurum. Yürüyen ayağı olurum diye buyuruyor Allah Azze ve Celle hadisi kudside. İnsanlara müjde veriyor. İnsan, Allah Azze ve Celle'ye ne kadar yaklaşabilirse yaklaşmaya çalışsın. İnsan ne kadar yapabilirse, onu yapması lazım, bilhassa müminler, tarikat ehli. Yapamazsan bile Allah niyetine göre verir. Yapmak isteriz bütün sünnetleri. Farzları zaten yapıyoruz da, Allah yardım etsin. Şimdi de çoğu insan namaz kılamıyorum diyor. Kılınca bir hal oluyor. O hal mazeret değil. Mazeret değil. Farz olan namazı kılmak her Müslümana Allah'ın emridir. Onu yapması lazım. Hastaysa oturarak kılacak. Kalkıp kılamazsa. Hatta hiçbir yeri kımıldamasa bile gözleriyle namazı kılması lazım. Şimdiki insanlar yok ki işte namazda şöyle oluyor, kılamıyorum, kıldırtmıyorlar. Kıldırmıyor dediğin nefis kıldırmıyor. Sen o nefsini kıracaksın, o namazı kılacaksın. Başka çaresi yok. Onu kıldıkça o dediği haller üstünden gider. Bu haller kalmaz, Allah'ın izniyle. Farzlar için mazeret olmaz. Orucu, hastaysa tutamaz. Onun yerine fidyesini verir. Ama namazı muhakkak kılacaksın. Namazın fidyesi olmaz. Hiçbir hareket yapamazsa bile gözüyle, konuşamıyorsa içinden okuyarak kılması. Onu yapması farzdır. Bu farzı yaşadıkça yerine getirmesi lazım. Öldükten sonra, Allah affetsin, ne yaparsa yapsın artık. Allah muhafaza etsin. Allah kolaylık versin. İbadet lezzeti versin. İbadet yapınca, namaz kılınca bir haz duyar insan. Bir güzellik hisseder. Onu hissetmeyen onun için mazeret yapar. Allah o hazlı güzelliği hepimize versin. O kalbimize nur, iman olsun, ferah olsun. Ferahlık sıkıntılar onunla gider.

2024-05-23 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki dualarınızda Allah'tan daima af ve afiyet talep edin. Bunlar Müslüman için en mühim şeydir. Allah'tan af dilemek, bağışlanmayı dilemek, Müslümanın isteyeceği birinci olarak en mühim şeydir. Allah affedicidir. Allah'a tövbe istiğfar edersen, Allah affeder, bütün yaptıklarınızı affeder. Yani o kapı açıktır. Tövbe kapısı açıktır. Allah'ın seni affetmesi açıktır. Allah'a yapılan bütün dualar, tövbe istiğfarlar reddolmaz inşaAllah. Ama insanoğlu bu zor olmayan şeyi bile ihmal eder, şeytan yaptırmaz insana. Bu gibi şeyler mühim olan şeylerdir. Ufak bir küçük dua gibi gözüküyor, ama insanı kurtaracak dualardır bunlar. Yani ehemmiyeti büyüktür. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in sözleri bize nur, imandır, faydadır her tür bakımdan. Dualarda talep edilmesi gereken ikincisi afiyettir, yani sıhhat. Sıhhat da mühimdir Müslüman için. Sıhhatli olması iyidir. Müslüman sıhhatli olmasına dikkat etmesi lazım. Yediğine, içtiğine dikkat etmesi mühim bir şeydir. Sen kendi vücuduna zarar verirsen ve hasta olursan, ibadet de aksar, maiyşet de aksar. Allah Azze ve Celle sana emanet ettiği vücuduna zarar gelir. Halbuki Allah Azze ve Celle herkesi sağlam olarak yaratmış. Herkese sıhhatine bakmasını emretmiş. Sıhhatine bakmak kötü bir şey değil. 'Ben derviş oldum' diye yahut 'Müslümanım, vücuduma dikkat etmeme gerek yok artık' demek olmaz. Vücuduna bakmalısın, emirdir. Yediğine, içtiğine. Şimdi ahir zamanın insanların yedirdikleri, içirdikleri şeylerin çoğu yaramaz şeyler, vücuduna zarar veren şeylerdir. Onlara dikkat et ki ahir hayatına kadar vücudun seni idare etsin, kimseye muhtaç olmadan. Ondan sonra daim afiyet olsun, inşaAllah. Allah yardım etsin hepimize. Bu günlerde ahir zamanda yediğimize içtiğimize dikkat ederiz. Dikkat edildiği halde, sebzeye meyveye bile bir şeyler katıyorlar. Ama ondan maada içtikleri şeyler tabii olmayan, anormal içecekler var. Onları içeceksen az az iç. Çok fazlası zarar, bazı insanlar litrelerce içiyor. Bu su değil ki, şekerdir. Sırf şeker. İnsanın vücudu o şekeri kaldıracak belirli bir miktarı var. Kaldırmayacak miktarı da var. Her şeyin fazlası zarardır. Faydalı bile olsa çoğu zarardır. Ona dikkat etmek lazım. Allah sıhhat ve afiyet versin hepimize. Kimseye muhtaç etmesin. Doktora, hekime muhtaç etmesin.

2024-05-22 - Dergah, Akbaba, İstanbul

İman edenler zulüm etmez diyor Allah Azze ve Celle. Zulüm küfürden gelir. Allah'a inanan insan kimseye zulmetmez, kimseye eziyet vermez. Allah çünkü merhametlidir. Allah'a Azze ve Celle'ye teşebbüh ederler bazı şeylerde. Lakin zulüm etmek, sıfatlarından değildir. Adalet ve merhamet Allah Azze ve Celle'nin sıfatlarındandır. Müminin bu sıfatlara uyması ve adil ve merhametli olması gerekiyor. Allah'a kimse benzemez, ama sıfatlarıdır bunlar. Sıfatlarına benzemek güzeldir. Zulüm yapmak, haşa, Allah'ın sıfatlarından değil. Adalettir, sıfatlarından. Allah'ın sıfatı güzel şeylerdir. İnsanlara, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in gösterip öğrettiği yollardır. Bunları uygulayan, Allah'ın rızasını kazanmış olur. Onu yapmayan, zulüm yapan da Allah'ın gazabına mucib olur. Ona muhakkak cezası olacak. Tövbe etmedikçe. Devam ederse zulmüne, o zulüm başına gelir o insanın. Zulüm, insanın kendisine bir fayda sağlamaz, ancak kötülüğe sebep olur. Zulüm, her türlü haksızlık, yüzsüzlük, kötülüktür. İnsanoğluna hattâ yürüdüğün yaptığın her kötülük zulüm sayılır. Allah Azze ve Celle mühakkak güzel bir hayat vermiş herkese. Hayatını kötüye kullanan, hem kendine hem başkasına zulmetmiş olur. Onun için dikkat etmek lazım. Allah Azze ve Celle ve Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem'in yolu, nurlu ve adalet dolu, zulmün mevut olmadığı yoldur. O gösterşen yoldan gitmek bize hem dünyada hem ahirette güzel hayat verir. Allah hepimize bu yoldan gitmeyi nasip etsin. Kimseye zulmetmeyelim. Bilerek bilmeyerek zulmettiysek, Allah affetsin hepimizi.

2024-05-21 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم أَتَأْمُرُونَ ٱلنَّاسَ بِٱلْبِرِّ وَتَنسَوْنَ أَنفُسَكُمْ وَأَنتُمْ تَتْلُونَ ٱلْكِتَـٰبَ ۚ أَفَلَا تَعْقِلُونَ (2:44) صدق الله العظيم Sen iyiliği emrederken kendinizi unutuyorsun. Zannediyorsun ki sen sadace emri vereceksin, başkaları tutacak. İyilik yapmayı, her türlü Allah Azze ve Celle'nin istediğini yapmayı başkalarına söyleyeceksin, sen kendin yapmayacaksın? 'Böyle olur mu?' diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Olmaz. Bir insan bir nasihat verdi mi, bir fikir verdi mi, nasıl başkasına nasihat veriyorsa onu kendisi de yapması lazım. Yoksa yapmasa başkaları faydalanmış olur. Kendisi hem fayda almamış olur, hem bildiği halde yapmadığı için vebal olur kendisine. Çoğu insan zanneder ki kendi yaptığı iyidir. Ne yaparsa yapsın iyidir. Hiçbir kötülük yok. Başkaları, iyi şey yapması lazım. Başkaları, söylediği nasihatı, meşveret ettiği işi yapması lazım. Kendisi hepsinden daha iyidir zanneder. Bu nefsini yüceltmek, nefsini yükseltmektir. Nefse daima iyilik yaptırılması gerek ki kendini kâmil görmesin. Nasıl daha iyi yapayım diye uğraşması lazım. Daha güzel şeyler yapmak için uğraşması lazım. Verdiği nasihat de ilk başta kendi nefsine olması lazım. Başkasından önce kendi nefsine olması lazım ki hakkı kabul etsin. Hak olmayanı yapmasın. İyi olmayanı yapmasın. İyiyi yapsın. Kötüyü yapmasın. Bunu bilmek lazım. Şimdi ahir zaman alimleri çoğu onlar insanlara nasihat verir ama kendileri onu yapmaz. Alim olmasa bile bilmesi lazım ki nefsi insanı iyiyi yaptırmaya yaptırmaz. Nasihat ilk başta nefsimize yapalım inşa'Allah Nasihatı duyan, söyleyen olalım. Yapan olalım. Nasihatle yapalım. Boşuna konuşmayalım inşa'Allah. Allah yardım etsin hepimize.

2024-05-20 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم ٱدْعُونِىٓ أَسْتَجِبْ لَكُمْ (40:60) Allah Azze ve Celle buyuruyor: Dua yapınız. Sizi kabul edeyim, icabet edeyim diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Duayı da ederken ilk başta Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e salatu selam getirip sonunda da salatu selam getirince o dua makbul olur. Bazı dualar kabul olur, bazı kabul olmaz ama salatu selam getirince Peygamber Efendimiz'in hürmetine o dualar muhakkak makbul olur. Dua silahımızdır. Müminlerin silahı duadır. Duanın yaptığı tesiri silah da yapmaz. Onun için dua yapmak her zaman lazımdır. Zarurettir. Hafife alınacak bir şey değil. Sabah kalktığın vakit bütün gün akşama kadar herhangi duaları yapmak olur. Peygamber Efendimiz'in sallallahu aleyhi ve sellem'ın çok duaları var. Sahabelerin duaları var, meşayihlerin duaları var. Hepsini yapabilir. Aklına geleni yapmak lazım. Koruma için. Dünyada yaşadığımız için bazıları kötü nazarlar atabiliyor. Kötü, haset dolar nazarlar oluyor. Çekememezlik var. Her türlü kötülük var.

2024-05-19 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Allah Azze ve Celle Kur'an-ı Azimuşşan'da buyuruyor. وَيْلٌۭ لِّلْمُطَفِّفِينَ (83:1) Vay haline, alışverişte sahtekarlık yapan, tartıda oynayan insanlara. İşte bu zamanımızda her tarafta bu sahtekârlıkla doldu. Sahtekârlık sırf tartıda değil? Örnek olarak veriliyor tartı. Tartıya ekledikleri üç beş gram değil de, adamlar üç mislisini, beş mislisini üstüne koyarak sahtekarlık yapıyor. İnsanları, fakir fukarayı eziyorlar. Maksatları tabii deccalın emirlerini yerine getirmek. Her tarafta, burada da, başka yerlerde de sahtekârlar var ama Allah onlara hesabını soracak. Onlar inanmıyor ki o büyük günde hesaplarını vereceklerini? Bilmiyorlar mı? Bilseler de bilmeseler, de bu kötülüğü yapan insanlar ahirette büyük bir sıkıntıya düşecekler. Nasıl bu dünyada insanları sıkıntıya düşürdülerse ahirette de kendileri sıkıntıya düşecek. Bu son zamanlarda böyle bu yapılan bu sıkıntılar hesapsız geçmez. Allah Azze ve Celle muhakkak hesabını soracak. Ne maksatla yapıldı? Para kazanmak için mi? İnsanlara sıkıntır vermek için mi? Yaptıkları bu kötülük hesapsız kalmaz. Yaptıklarına pişman olacaklar. Böyle bir hal nadir görülmüş. Bu haller iyi haller değil. Yani bu insanların, Allah Azze ve Celle'yi unuttuklarından dolayı da onlara da bir cezadır. Herkese bir cezasıdır. Allah tevkül eden, Allah unutmayan o sıkıntıdan salim çıkar. Ama Allah'ı unutan, nefsine uyan, şeytana uyan, muhakkak pişman olacak. Yaptıklarına pişmanlığın yaramadığı günde pişman olacak. Allah muhafaza etsin. Allah nefsimize uydurmasın. Ne yapacaksın, işte ahir zamanda yaşıyoruz. Vicdan kalmamış. Merhamet kalmamış. Allah kalbimizden o merhameti kaldırmasın inşa'Allah. Allah muhafaza etsin. Ümmeti Muhammediyye doğru yola gelsin. Onlara da bereket olsun, inşa'Allah.

2024-05-18 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم وَلَا تَسُبُّوا۟ ٱلَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ فَيَسُبُّوا۟ ٱللَّهَ عَدْوًۢا بِغَيْرِ عِلْمٍۢ (6:108) صدق الله العظيم Allah Azze ve Celle buyuruyor ki konuştuğu vakit insan düşünerek konuşsun. Sevmediğiniz insanlar varsa veyahut Allah'tan başka putlara tapanlar varsa, onların taptıklarına sövmeyin. Çünkü onlar cahildir. Onlar da bu defa Allah Azze ve Celle'ye söverler. Onun günahı fazladır, büyüktür. Cahil oldukları için sen vesile olmuş olursun, onların bu davranışlarına. Çünkü ileride olabilir, hakikati görürler. Kalkıp da onlarla mücadele edip iyilik yapacağım derken, kötülük yapmış olursun. Günah işletmiş olursun. Onun için bu bazı insanlar, var onların hallerine bakmamak lazım. Yahut bilirsen o mevzudan uzak durun. Ona yaklaşmayın. Allah Azze ve Celle'ye karşı kimseyi getirtmeyin. Hikmetle davranın, hikmetle konuşun. Tabi insan olabilir, İslam öğreteceğim veyahut bu Müslümanları müdafaa edeceğim derken, sen daha beter edersin. Çünkü çoğu insan yaşına göre, zamana göre davranır. İnsanları, bilmeden Allah'a karşı gelmelerine sebep olma. Çünkü aklı yerine gelince, o vakit bu yaptıklarından pişman olur. Allah'tan af diler, mağfiret diler. Allah affeder. Allah affedicidir. Lüzumsuz şeyler söylemek fayda getirmez. Hikmetsiz konuşmak fayda getirmez. Bilmeden konuşmak da yine fayda getirmez. Bu insanları, Allah Azze ve Celle her taraftan imtihana tabi tutmuş. O imtihanı sen de kaybetme, başkasına da kaybettirme inşa'Allah. Allah muhafaza etsin. Allah hidayet versin hepimize, inşa'Allah.

2024-05-17 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم وَلِلَّهِ عَلَى ٱلنَّاسِ حِجُّ ٱلْبَيْتِ مَنِ ٱسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلًۭا (3:97) صدق الله العظيم Allah Azze ve Celle'nin emirlerini herkes imkanları izin verdiği kadar yerine getirebilir. Allah'ın emirleri nedir? Namazdır, hacdır, zekâttır. Hepsini, vacip olan, farz olan şeyleri, yapabildiği kadar yapmak zorundadır. Hac için sıhhat gerekir, para gerekir. Zekâtta aynı şekilde, o da böyledir. Oruç, sıhhati olan tutabilir. Sıhhati yerinde olmayan onun yerine para ödeyebilir. Namazdan kaçınmak yok. Namazı kılmak farzdır. Kılmamak günah olur. Günaha girmiş olur. Onu kaza etmeyip ahirete bırakırsa, ahirette daha fazla zorlukla kılar. Ama dünyada, dediğimiz gibi, yapılabilecek şeyleri yapması lazım. Bazen yasak ediyorlar. Yasak edene günah olur. İnsan yine de farz olan şeyleri elinden geldiği kadar yapması lazım. Yapmak isteyip de mani edilenlerin günahı ve vebali mani edenlere olur. Yapamayanların vebali yolu açmayanlaradır. Ama namaz, dediğimiz gibi, yatarak bile olsa gözüyle ima ederek kılmak farzdır. Namaza kimse mani olamaz. Kimse durduramaz. Gündüz kılamadıysan bile, yine de gece kılarsın. Hastasın, hasta olduğun halde teyemmüm edip namazı yine kılarsın. Ama hac meselesi, o da imkanlara bağlıdır. Yollar kapalı olabilir, onun için Allah Azze ve Celle buyurmuştur: مَنِ ٱسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلًۭا Yani ona ulaşabilen insan için farzdır. Hac, şimdiki bu zamanın durumlarına göre, her zaman olduğu gibi, meşakkatli ve zordur. Bu zamanın zorluğu da onun müsaade edilmemesidir. Az bir miktar insanın gidebilmesi bir manidir. O şer’i manidir. Onu yapamayanın vebali kendisine değil, yaptırmayanadır. İnşa'Allah, bu bir ay kaldı hacca. Şimdi yakında hacılar gitmeye başlayacak galiba. Hacca gidebilenler için Allah mübarek eylesin. Bu güzel ibadeti de yapmayı hepimize nasip etsin, inşa'Allah. Hac sırf oraya gidip tavaf etmek değil. Bütün yapılan günahlardan affolunmanın meselesidir. Hacca giden insan, Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in buyurduğu gibi, hakkı hukuku gözetip gitmeden önce etrafındakilerden helallik istemelidir. Birine zulmettiysen, birinden bir şey alıp vermediysen, onlardan helallik istemen lazım. Bu şekilde hacca giden ve geri gelen kimse, tertemiz anasından doğmuş gibi günahsız olarak gelir. Allah muvaffak eylesin. Gidemeyenlere de yol açsın, inşa'Allah. Onlara da nasip etsin hacı olmaları için.

2024-05-16 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Bu ay, eşhurul hurum denilen hürmetli olan aylardan birisidir. Zilkade, Zilhicce, Muharrem. Bu aylar hac ayları olduğu için - bir de Receb ayı ayrı olarak - bu aylarda savaş, harp yapmak yoktur. Ama size saldıran olursa tabii onu ona karşılık verebilirsiniz. Bu zahiri olarak dikkat edilmesi gerekendir. Manevi olarak, bu aylarda ve günlerde yapılan kıymetli şeyler çok büyük sevap getirir. Bu aylar hürmet edilen aylardır: eşhurul hurum. Hurum, hürmet edilen demektir. Kan dökmek, savaş yapmak yasak olan aylardır. Savaş yasak diye gelip de düşman sana gelirse ona müdafaa etmek olur. Tabii şimdiki zamanda artık kimsede insanlık kalmamış. Nerede artık dine bakmak. Hiçbir şeye bakılmıyor. Zulüm had sayfaya gelmiş. Her şeyin bir pişme zamanı var. Dünya da pişti artık. Bundan sonra ahiret, kıyamet yaklaşır. ٱقْتَرَبَتِ ٱلسَّاعَةُ وَٱنشَقَّ ٱلْقَمَرُ (54:1) Hemen hemen ta 1500 sene önce Allah, Kur'an-ı Azimuşşan'da kıyametini yaklaştığını buyuruyor. Kıyamet yaklaştı. Her gün daha fazla yaklaşıyor. Bu mübarek günlerden faydalanmak lazım. Bu mübarek aylarda daha fazla her türlü iyilik, ibadet, Allah'a taat yapıp, günahlardan kaçınmak insan için, Müslüman için büyük bir fayda olur. Allah'a yaklaşmak insanoğlu için en büyük fayda odur. En büyük zarar da Allah Azze ve Celle'dem uzak olmak. Allah muhafaza etsin. Allah hepimizi doğru yoldan ayırmasın. Bu günler mübarek olsun müslümanlara, insanlara, hürmet edenlere inşa'Allah.