السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.
Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor:
إذا ابتليت بمعاصي فاستتر
Nefsinize uyup günahlara iptila olursanız, bunu gizleyin.
Günah işlemek, insan için bir tür beladır aslında.
İyi bir şey değil, tam tersine beladır.
Bela derken, sadece başına bir şey gelecek anlamında değil.
Kötü şeyler yapmak da bir beladır.
Bu yüzden, insan böyle bir şey yaptığında, bunu açıktan yapmasın.
Gizlesin ki Allah örtsün.
Allah Settâr'dır, örtendir.
Kulum utanıyor, açıktan yapmıyor. İnsanlara göstere göstere günah işlemiyor.
Başına bir bela gelmiş, onu kapatıyor, gizliyor.
Ve Allah Azze ve Celle de inşallah onun günahını gizler, kimseye göstermez, affeder.
Bazı şeyler var ki öyle bir iptiladır.
Çoğu insanda da vardır.
Mesela şu sigara meselesi.
Sigara öyle bir beladır ki en büyük belalardan biridir.
Bir yakaladı mı ahtapot gibi bırakmıyor.
İnsan kurtulamıyor.
İnsan bırakmak istiyor, bir uzaklaşıyor ondan, yine yakalıyor.
Sanki iple çekip yine ayağına getiriyor.
O pis şeyi içine çektiriyor.
O zehiri içine çektiriyor.
Bile bile insan kurtulmak istiyor.
Kurtulmak istemiyor demiyorum, istiyor ama bir türlü esir olunca bırakamıyor.
Bırakamadığını anladık da, hiç olmazsa Allah huzuruna çıkarken o kokuyla çıkma.
En azından yarım saat, bir saat öncesinden ağzına alma.
Büyükler, evliyalar buna "şeytan buhuru" derler.
Şeytan buhur bir beladır. Başına gelmiş ama camiye yakın içme.
İnsanların evinde içme.
Git uzakta iç.
Avrupa'da meyhanelerde bile yasaklamışlar.
Yani en pis yer olan meyhane.
Orada bile adam sigara içerse "Çık dışarı" diyorlar.
"Burada içilmez" diyor.
Bakıyorsun meyhanenin önünde tüttürüyorlar.
Bu böyle bir beladır işte.
Zararlarını saymakla bitiremeyiz.
Faydası bir tane bile yok.
Sigara içmek bir beladır.
Bırakamıyorlar.
Bırakmıyorlar ama ona göre de biraz tedbir alsınlar ki Allah Azze ve Celle affetsin kendilerini.
Tütün kokusu ağzında camiye girmek, abdest aldıktan sonra yine tüttürmek olmaz.
Nasıl Ramazan'da oruç tutarken içmiyorsan, namaz vakti gelirken, namaz kılacaksan en az 15-20 dakika, yarım saat öncesinden ağzına alma.
Ondan uzak dur.
Başkasının da hakkına girersin böyle.
O zehiri ona da bilmeden içirirsen kul hakkına girersin.
Allah korusun.
Günahtır, mekruhtur, şudur budur diye tartışmıyoruz burada.
Dikkat çektiğimiz, sigara içmenin bir bela olmasıdır.
Bu belayı başkalarına da bulaştırma.
Sen de ondan uzak dur.
Gizle.
Onu gizlemek demek, açıktan açığa yapıp da camiye öyle girmemektir.
Yoksa Allah'ın huzuruna o pislikle çıkmaya cüret etmiş olursun.
Allah Azze ve Celle'nin "temiz girin" dediği yere o şeytanın buhuruyla girip orayı da rahatsız edersin.
Allah kurtarsın.
Çoğu insan gelip "Dua et bu şeyden kurtulayım" diyor.
"Bu illetten kurtulayım, bu günahtan kurtulayım."
"Bu beladan kurtulayım."
Allah kurtarsın.
Şeyh Baba'nın bir sözü vardı.
"Burnundan gelsin" derdi.
Zaten burnundan çıkarıyorum o dumanları.
"Burnundan gelsin" demek zor bir şeydir.
Burnundan çıkarmak kolay değil.
Allah kurtarsın.
Allah başlamayanları da korusun.
2024-09-20 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Allah Azze ve Celle insanoğluna her türlü şeyi vermiş.
İnsana yapacağı her şeyi ve iradeyi bahşetmiş.
İrade, Allah'ın ilmindendir. Bizim akıl dediğimiz şey, Allah'ın iradesi ve ilmi karşısında bir hiçtir.
Onun için Allah Azze ve Celle'nin iradesine boyun eğmek lazım, başka çare yok.
Çoğu insan kendilerini akıllı zanneder, düşünür "Nasıldır, nedir, ne oluyor?" diye.
Böyle şeyleri düşünmeye hiç gerek yok.
Allah Azze ve Celle seni yarattı.
Bu dünyaya koydu.
Sen kendi haline bak.
Başka lüzumsuz işlere bakma.
Yasak olan şeylere bakma.
En büyük yasak, Allah Azze ve Celle'nin iradesine karşı gelmektir.
"Neden, niçin?" diye sorma. Lâkin çoğu insan bunu yapar işte.
Allah istediğini yapar, istemediğini yapmaz.
Sana hesap verecek değil ya.
Sen kendi haline bak.
Allah sana lütfuyla muamele eder.
Eğer lüzumsuz işlere karışırsan, sen ziyanda olursun, zararda olursun.
Allah Azze ve Celle'nin insana verdiği her şey, Müslüman için faydalıdır.
Dünya imtihan dünyasıdır.
Her an cennetteymiş gibi yaşayamazsın.
Ne kadar malın mülkün olsa da yine cennet gibi değil.
Öyle bir şey yok.
Muhakkak üzüntüler çok olur.
Üzüntü, sıkıntı dünyanın halidir.
Allah bu zorlukları verince, aslında müminin faydasınadır.
Onlar makamını yükseltir.
Sevaplarını çoğaltır.
Kafir için de eziyettir.
Yola gelsin diye bir uyarıdır.
Dinleyen kazanır.
Dinlemeyen boşuna yaşamış olur.
Vaktini, hayatını heba etmiş olur, kaybı geçmiş olur.
Ne kadar dert çeksen, ne kadar hastalık atlatsan da, bunlar geçip gidince sanki hiç olmamış gibi gelir insana.
Ama imanından taviz vermezse, çektiği çilelerin mükâfatını fazlasıyla alır.
Allah Azze ve Celle karşılığını verir.
Şimdiki dünya hali çok sıkıntılıdır.
İnsanlar ne yapacaklarını şaşırıyorlar.
Yapacakları şey bellidir.
Allah Azze ve Celle'ye sığınacaklardır.
لا ملجأ ولا منجى من الله إلا إليه
Allah'tan başka sığınacak yer yok.
Allah'tan başka bir yol yok.
Kaçacak yer yok.
Bu sıkıntıların çaresi ise Allah'tır.
Bazı insanlar bilmeden öyle şeyler yazıyor ki, "Tek çare biziz" diyorlar.
"Çare biziz" diye yazan, kendisine çaresi yok.
Tek çare Allah'tır.
Allah'a dönün.
Allah Azze ve Celle size yardım eder.
Her türlü iyiliği O'nda bulursunuz.
Allah'tan kaçan hiçbir zaman hayır bulmaz, rahat olmaz.
Allah yardımcımız olsun.
Allah dünyada ve ahirette saadet versin hepimize inşallah.
2024-09-19 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir.
Bu rahmetten faydalanmak isteyen, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in ümmetinden olduğunu kabul etsin ki o rahmetten istifade etsin.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, her türlü vesileyle ümmetine şefaatçi olmayı Allah'tan dilemiştir.
Allah da bu dileği Peygamber Efendimiz'e sallallahu aleyhi ve sellem vermiştir.
Ümmet-i Muhammed'den olan kişi, Allah'ın izniyle o şefaate nail olur.
Peygamber Efendimiz'i sallallahu aleyhi ve sellem kabul edenler ümmetinden oldular.
Etmeyenler kendileri bilir.
Rahmeti reddedenler, iyiliği reddedenler ne yapacaklarsa kendileri bilir, serbesttirler.
İstedikleri gibi yapsınlar.
İstedikleri gibi sıkıntıya düşsünler.
İstedikleri gibi sonları kötü olsun.
Ama kurtuluş isteyen insan Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in şefaatini ister.
Onun bu merhametini diler.
Ona bağlanır.
Onun sevgilisi olur.
Olanlar kurtulur.
Başka türlü kurtuluş yoktur.
Peygamberler bile kıyamet günü Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in şefaatini dilerler.
O zor günde insanlar sarhoş gibi görünür diyor.
Sarhoş değiller.
Allah Azze ve Celle'nin azametinden, o günün heybetinden, o günün zorluğundan insanlar sarhoş gibi görünür.
Sarhoş olsalar yine bir sarhoşluk geçer de ama bunlar öyle bir vaziyette ki ancak Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kurtarır insanları.
Peygamberler de Allah Azze ve Celle'den, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in hürmetine bu zor günden kurtulmak için Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e yalvarırlar.
Ona sığınırlar.
Onun için Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in azameti, büyüklüğü Allah katında en yüksektir.
Ondan daha yüksek bir şey olamaz.
Kıymet bilmeyenlerin sonu iyi olmaz.
Şeytan şimdi buradaki ya da başka yerdeki gençlere musallat olmuş.
Yok şöyleydi, yok böyleydi diye.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'i kabul etmemeleri için.
Onların da sonlarının kötü olması için.
Allah muhafaza etsin.
Peygamber Efendimiz'in sallallahu aleyhi ve sellem şefaati üzerimize olsun.
Merhameti üzerimize olsun ki imanımız kuvvetli olsun inşallah.
2024-09-18 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Bugün mübarek Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin ayında onun güzel sözlerini hatırlamak lazım.
Onun söylediği şeyleri elimizden geldiği kadar yapmamız gerekiyor.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem diyor ki: "Sizin en hayırlılarınız ailelerine hayırlı olandır."
Ailesini muhafaza eden, onlara bakan, onlarla güzel geçinen en hayırlınızdır diyor.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de "Ben sizin en hayırlınızım" dedi.
Çünkü ailesine en güzel bakan Peygamber Efendimizdir sallallahu aleyhi ve sellem.
Onlara her türlü güzelliği veren, her türlü iyiliği yapan, yumuşak ve merhametli olan Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin üstünde kimse yoktur.
Ona benzemek lazım.
Onun istediği gibi hayırlı insan olmak için aileyle güzel geçinmek gerekir.
Hanımla, çocuklarla iyi geçinmek, onlara bakmak onların hakkıdır.
Güzel isimler verip onlara öğretmek, öğretmek dediğimiz şimdiki gibi değil.
Çoluk çocuğu üniversiteydi, şuydu buydu diye uzağa götürüp de sen öğreteceksin.
Onlar bir şey öğretmez.
Öğretecek olan sensin.
Sen de iyi bir örnek olman lazım ki onlar da sana tabi olsun, senin gibi olsunlar.
Allah yolunda olsunlar.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin dediği budur.
İyi insan evden yetişir.
Bir ev, bir mahalle, bir şehir, memleket, herkes iyi olur.
Şimdi herkes kendi nefsinin peşinden gidiyor.
Ondan sonra "Neden böyle oldu?" diye şaşırıp kalıyorlar insanlar.
Göz göre göre sen çocukları ateşe atıyorsun.
Onlara iyi muamele değil bu.
Hayırlı değil insan, öyle yapan insan ailesini kendi kafasına göre yani İslam sınırları dışında, İslam'ın emretmediği gibi yetiştiren insan ailesine hayırlı değildir.
Çünkü hayırlı olan, ailesini dünyada da dünya şerlerinden, ahirette de ateşinden muhafaza eden insandır.
Allah hepimize nasip etsin ki hayırlı insan, ailesine hayırlı olsun.
Aile dediğimiz hem çoluk çocuk, hem hanımı, hem de akrabalardır.
Allah insanların kalplerine bu anlayışı versin ki iyiyi kötüyü bilsinler.
İyi olan Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin yoludur.
Kötü olan onun dışındadır.
İki yol var, başka yok.
Allah hepimizi muhafaza etsin.
Ayımız da mübarek olsun.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve selleme salat ve selam olsun.
Bereketleri üzerimize olsun, nazarları üzerimize olsun inşallah.
2024-09-16 - Lefke
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: "Beni gerçekten sevmeyen insan tam anlamıyla mümin olamaz."
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemi sevenin imanı tam olur.
Peygamber Efendimiz'in sallallahu aleyhi ve sellem sevdiğini de seveceksin.
Neyi seviyorsa onu seveceksin.
Her şeyden en çok Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, Ehl-i Beyt'i, sahabeleri ve evliyaları sever.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem "Onlar sahabelerimdir" diyor. Bütün sahabeleri sever.
"Bunlara kötü söz söyleyen bana söylemiş olur" diyor Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem.
Ona hürmet eden, sahabelerine de hürmet eder.
Çünkü onlar onun sevdiği insanlardır.
Ehl-i Beyt'i, yani ailesi, torunları ve soyundan gelenleri sevmek lazım.
Onlarla beraber sahabelere, evliyalara, alimlere ve ulemalara hürmet edip, bunlar Allah yolunu ve Peygamber Efendimiz'in yolunu gösteren insanlar diye saygı göstermek ve sevmek imanın kemalindendir.
Böylece Peygamber Efendimiz'in gerçekten sevdiği insanlardan olursunuz.
İşte Peygamber Efendimiz'in hoşlandığı şeylerden namaz, oruç, hepsini Peygamber Efendimiz sever.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin özellikle sevdiği bazı yiyecekler vardı.
Peygamber Efendimiz de yemek yerdi elbet. O dönemde yemek çeşidi pek bolca olmasa da, sevdiği belli başlı meyveler, sebzeler ve yemekler vardı.
Peygamber Efendimiz'in sevdiği yemekleri o niyetle yemek imanımızı kuvvetlendirir Allah'ın izniyle.
Onun sevdiği yemeklerden yemek şifa olur.
İnşallah o niyetle olunca imanı da kuvvetli olur.
Bu konuyla ilgili bir kıssa var.
İmamın biri köye gitmiş.
Kabak vermişler.
Kabağı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem severdi.
İşte görünce "Bu Peygamber Efendimiz'in sevdiği yemektir, cennet taamıdır" diye yemiş.
O arada köyde de çok varmış bu kabaktan.
Hem ucuz hem bol miktarda, her gün vermişler.
İmam artık bıkmış, ama bir şey de diyemiyor Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin sevdiğidir diye.
O arada çıkmış minareye.
"Akşam kabak, sabah kabak, bıktım ya Resulallah" demiş.
Cemaat artık vermemiş.
Bıktırana kadar yedirmişler.
O kadar da gerekmez yani.
Yani sevsen de sevmesen de bir lokma alsan yine Peygamber Efendimiz'in hürmetine şifa olur, iyilik olur.
Onun için de Peygamber Efendimiz'in sevgisi en büyük hazinedir, en büyük ibadettir.
İnsanlar o sevgiye sahip olursa hiçbir şeyden korkmasın Allah'ın izniyle.
Allah'ın lütfuna nail olur.
Allah mübarek etsin.
Yine Mevlid ayımızı kutladık.
Bu da geçti.
İnşallah daha güzeli, daha hayırlısı, bütün dünya Peygamber Efendimiz'in hürmetini bilerek ikinci defa Mevlid-i Şerif'i kutlayalım inşallah.
2024-09-15 - Lefke
Bu mübarek gün hepimize, tüm Müslüman âlemine hayırlı olsun.
Peygamber Efendimiz 12 Rebiülevvel Pazartesi günü dünyayı şereflendirdi.
Bugün mübarek ve güzel bir gündür.
Ona saygı gösteren, onu yücelten kişiye muhakkak hayır ve iyilikler nasip olur.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in her şeyi insanlık içindir.
Dünyaya gelir gelmez mucizevi bir şekilde "ümmetim" diyerek Allah Azze ve Celle'ye yalvarıyordu.
Doğduğu anda secde halindeydi.
Peygamber Efendimiz doğduğu an secdede "ümmetim, ümmetim" diye Allah Azze ve Celle'ye yalvarıyordu.
Vefatına kadar her daim ümmetini düşünürdü Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem.
Ümmetinin kurtuluşu için Allah Azze ve Celle'ye yalvarırdı.
Allah Azze ve Celle de Peygamber Efendimiz'in dualarını geri çevirmez.
Şefaat isteyene onun şefaati ulaşır.
"Bana şefaat gerekmez, ben namazımı kılar, ibadetimi yaparım, başkasının yardımına ihtiyacım yok" diyen kişi hiçbir şey elde edemez.
Şefaatsiz kurtuluş çok zordur.
Yani şefaati reddetmekle her şey bitmiş olur.
Bütün amellerin, ibadetlerin boşa gider.
Bu yüzden İslam dini, Peygamber Efendimiz'e hürmet üzerine kuruludur.
O hürmet olmadan hiçbir yaptığımız fayda vermez.
Bu nedenle bu günü yüceltip Peygamber Efendimiz'in şanını yüceltmek bize büyük faydalar sağlar.
Büyük iyilikler muhakkak gerçekleşir.
Allah Azze ve Celle'nin sevgili kulu Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, insanlar arasında en yüce mertebeye ulaşan Peygamber'dir.
O'nu her şekilde yüceltmek, O'nu ziyaret etmek, ziyaret edebilene nasip olur.
Edemeyene de Allah niyetine göre karşılığını verir.
Peygamber Efendimiz'in her şeyini yücelten çok Müslüman vardır.
Allah onları korusun.
Allah onları doğru yoldan ayırmasın.
Çünkü insan iyilik yaparken şeytan vesvese verir.
"Sen yanlış yapıyorsun" der.
"Böyle yapmamalısın" diye.
Tabii, çünkü şeytan kıskanır, sevmez.
Peygamber Efendimiz'i sevmez.
Sevmediği için de insanları uzak tutmak ister.
İnsanlar faydalanmasın, ondan uzak dursun ister.
Allah'a şükür, akşam hem Peygamber Efendimiz'e saygı gösterildi, hem de o mübarek vücudundan bir parça olan sakalı ziyaret edildi.
Peygamber Efendimiz'in sakalının bir zerresi bile insana yeter.
Allah'a şükür, o da ziyaret edildi.
Onun bereketi ziyaret edenlere de ulaştı.
Ziyaret edemeyenlere, isteyenlere, uzaktan görenlere de bu bereket ulaşır.
Allah Azze ve Celle'nin hazineleri boldur, hazineleri doludur.
İnsanlara niyetlerine göre verir.
Bu vesileyle bu mübarek gün hepimize hayırlı olsun inşallah.
İnşallah tüm dünya İslam'la buluşup Peygamberimiz'e saygı göstererek bir araya gelsin.
Umarız seneye daha erken kavuşuruz, geç kalmayız inşallah.
Tüm dünya O'nun değerini bilerek, sahip çıkarak bir araya geliriz inşallah.
Allah hepinizden razı olsun.
2024-09-14 - Lefke
Allah'a daima şükürler olsun.
Sonsuz şükürler, hamdler olsun.
Bizi Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'ın ümmetinden yarattığı için O'na daima şükürler olsun.
Her dakika, her nefes, her saniye O'na şükürler olsun.
Bu büyük nimetin kadrini, kıymetini bilmek lazım.
Allah bizi niçin yarattı diye bazı insanlar sorar.
Müslümanlardan da bazıları "Niçin Allah bizi yarattı?" diye soruyor.
Haşa minel huzur, sen kimsin ki bu soruyu soruyorsun.
İşte Allah seni yaratmış.
Senin elinden ne gelir? Hiçbir şey gelmez.
Sen Allah'ın iradesiyle dünyaya gelmişsin.
Allah istediği gibi yaratır.
İster taş olarak yaratabilirdi, ister böcek olarak.
İster hayvan olarak, ister kuş olarak, ister cin olarak, ister melek olarak.
İstediği gibi yarattı.
Senin iraden yok.
İslam'da Allah'a teslimiyet vardır, "eslim teslim" demişler.
İslam ol, selamet bul.
Öteki türlü hayat boyu kafan karışır.
"Niçin yarattı? Niçin ben buradayım? Keşke olsaydım, keşke olmasaydım" diye hayat boyu düşünür durursun.
Halbuki Allah Azze ve Celle seni insan olarak yaratmış.
İnsana da ne yapacağını emretmiş, söylemiş.
Sen bu talimata uyarsan selamet bulursun.
Şimdi bizde çoğu insan, yani la teşbih deriz, bir alet alır, üstünde bin tane şey yazar, nasıl kullanacağını, nasıl edeceğini diye yazarlar.
Ona bakmadan kalkıp kendi kafasına göre yaparsa, daha aleti eline almadan bozmuş olur.
Halbuki orada sana göstermişler.
Onun için Allah Azze ve Celle, teşbih olmasın haşa,
seni yaratmış, senin yapacaklarını da sana göstermiş ki bu yolda gidesin, selamet bulasın.
Dünyada eziyetler bile olsa senin kafan rahat olacak ki bunlar Allah Azze ve Celle'nin takdiri, iradesidir.
Bunlara sabredeceğiz.
Kaç günlük dünya hayatımız var, o hayattan ahirete selametle gideriz.
Orada Allah'ın vaat ettiği cennetlere gireriz.
Öteki türlü bu dünyada kavga kıyamet, kendisiyle kavga eder, ailesiyle, yaşadığı insanlarla, dünyayla, her tarafa her şeye mızıkçılık çıkarır, aksilik çıkarır.
O hayatı, bu ahiretten önceki cehennemi dünyada yaşar.
Onun için bu dünyada cennet yaşayacaksan Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'ın yolundan git.
Onun gösterdiği yoldan git.
Fakirsen, zenginsen, hastaysan, iyiysen hepsinin O'nun katında ecri mükafatı var.
Allah Azze ve Celle'nin yolundan gittikten sonra rahat edersin.
En büyük şey de biz ahir zaman ümmetleriyiz.
Peygamber Efendimiz'in ümmetiyiz en mühimi.
O da Allah Azze ve Celle'nin iradesiyle bizi bu zamanda yaratmış.
Dünya karmakarışık, allak bullak.
Sen huzur istersen Allah'la beraber ol, huzur bul.
Dünya yıkılsın, sana tesir etmez, sana hiçbir şey olmaz.
Yok öteki türlü.
Sen en güvenli yerde bile yaşasan içindeki o zulmet, o huzursuzluk seni rahat ettirmez.
Allah'a şükür, bugün Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'on doğum günü, alemlere rahmet olarak gönderilmiş.
Her türlü güzel şeyi Allah Azze ve Celle O'na tahsis etmiş, ümmetine tahsis etmiş.
Az önce işte Hafız İmam Efendi Abdurrahman Efendi güzel Kur'an'dan insanları mest etti, o Kur'an'ın ayetleri, sureleri.
Ve bu en büyük hediye gelen ümmete Kur'an-ı Azimüşşan.
Her şey var içinde.
Huzur var, ilim var, sıhhat var, selamet var, güzelliği gösteren şey var.
O da işte Peygamber Efendimiz'in bize hediyesidir, mucize.
İstersen en büyük mucize odur yani Peygamber Efendimiz'in mucizelerinden, en büyüklerinden Kur'an-ı Azimüşşan.
Hiç kimse değiştiremez, O'nun gibi yapamaz.
O'nun içindeki şeylere kimse erişemez.
Allah Azze ve Celle'nin kadim kelamıdır o.
Allah mübarek eylesin bu günümüzü, gecemizi.
Allah razı olsun.
2024-09-13 - Lefke
Allah'a şükür, yine bu cemaat, Peygamberimiz, Allah'ın Sevgilisi için buraya toplanmış.
Bu toplantılar, Peygamber Efendimiz'e hürmet etmek, O'na tazimde bulunmak ve O'na olan sevgimiz için yapılmıştır.
Böylece Allah Azze ve Celle'nin emrini yerine getirmiş oluyoruz.
Az önce hutbede okuduğumuz Kur'an ayetinde, Allah Azze ve Celle, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'i bize yaptıklarımıza şahit olarak göndermiştir.
Allah Azze ve Celle, "Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdim" diyor.
Peygamber Efendimiz "Ben size Allah'ın Peygamberi olarak geldim" diye hitap etmiş.
İnsanlara, karanlıktan, cehaletten ve zulümden kurtulsunlar diye müjde vermiştir Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem.
İnsanlar kullak asmamış.
Yavaş yavaş insanlar anlasalar da ama tabii insan nimetin kıymetini bilmiyor, bilmemiştir.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem üstelik "Nezîrâ" yani uyarıcı olarak gelmiştir.
"Size azaptan sakındırmak için geldim. Eğer bunu yapmazsanız, Allah size verdiği bu iyi ve güzel şeyleri kabul etmezseniz, size eziyet, zahmet ve azap olacaktır."
Bu ahirette mi?
Ahiretten önce dünyada da böyledir.
Dünyada da Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e hürmet etmeyen, O'na tazim etmeyen, dünyada da rahat bulamaz.
Hayatı iyi olmaz.
Bu, Allah Azze ve Celle'nin bize büyük bir uyarısı ve nasihatidir.
"Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'i size gönderdim" diyor.
Allah Azze ve Celle indinden gelmiştir.
Normal bir insan değil, normal bir kişi değil Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, yine bir hadis-i şerifte buyuruyor: "İlk yaratılan benim."
"Peygamberlerin başı, ilki benim."
"Ama insanlığa gönderilen peygamberlerin en sonuncusu da benim" diyor.
Bütün insanlardan önce Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in nuru yaratılmış, ondan sonra diğerleri yaratılmıştır.
O nurdan da vücut olmuş, insanlık oluşmuştur.
Onun için Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in bize faydası haddi hesabı yoktur.
Kıymeti ölçülemez. "Alın" diyor, "En büyük, en kıymetli ikramı veriyorum, kabul edin."
Tabii Allah Azze ve Celle bunu kabul etmeyene de,
O vakit, "Al, sen müstahak olduğun şeyi al; sıkıntıyı al, eziyeti al, huzursuzluğu al" diyor.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem nur olarak yaratılmıştır; yolu da nur yoludur.
Zulmet yolu ise ötekilerin yoludur.
Peygamber Efendimizin yolunun dışında başka yollar zulmet yoludur.
Ona giden helak olur. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in yoluna giden kazanır.
İlel ebed kazanır.
Diğerleri ise ebediyen kaybeder veya sonra pişman olup yaptığı hataların cezasını çekip çıkan da var.
Ama o eziyete gerek yok.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki, "Allah'ı seven, Beni sevsin."
"Benim yolumdan gitsin, kazanır, necât bulur, kurtulur. Başka türlü kurtuluş yok."
Peygamber Efendimizin yolunun dışında başka yolların sonu bir yere gidiyor, başka yere gitmiyor.
Bir çukura gidiyor.
Ne yaparsa yapsın.
O yine aynı yere çıkacak.
Onun hesabını verecek.
Allah muhafaza etsin.
Allah, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in nuru üzerimizde olsun.
Onun selâmı üzerimizde olsun.
Salât ve selâm olsun Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e.
2024-09-12 - Lefke
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bize "ümmeti vasat", yani orta halli bir ümmet olmamızı, yaptığınız şeylerde aşırıya gitmeden yapmanızı tavsiye eder.
Kolaylık olsun diye.
İslam dini zor din değil, kolay dindir.
Bu dinde kolaylık var.
Yapılacak bütün ibadetler nefse ağır gelir.
Nefis için ağırdır ama aslında insanlar için çok kolaydır.
Bazı insanlar daha fazlasını yapabiliyorlar, bazıları ise hiç yapmıyorlar.
Onun için orta yolu tutup da devamlı olmak, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in bize tavsiyesidir.
Bir gün üç kişi, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in Mescid-i Nebevi'sine gelmiş.
Birisi demiş ki: "Ben hiç uyumayacağım, bütün vakit ibadet yapacağım."
Öteki demiş: "Ben sürekli oruç tutacağım, hiç oruçsuz olmayacağım."
İbadetle meşgul olmak için oruç tutacağım.
Üçüncüsü de demiş: "Ben hiç evlenmeyeceğim, ibadetim aksamasın diye sırf ibadet yapacağım."
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bunları duyunca demiş ki: "Ben uyurum, uyanırım, ibadet ederim."
"Oruç tutarım, bazen tutmam, her zaman oruç tutmam."
"Ve evlenirim de," demiş.
"Yani evlenmemek olmaz," demiş Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem.
Bu bize ders olsun diye; bu sahabeler kendi kafalarına göre zannetmişler ki, halbuki Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem onlardan daha üstün olduğu halde, onların dediği şeyleri yapmaya gerek yok.
Gerek yok, çünkü yaptığın ibadetler Allah katında makbul olunca, Allah'la beraber olursun, Allah'ın rızasını da kazanırsın.
Gün içinde yaptığın işler, ailenle beraber rızkını kazanarak, çalışarak, Allah Azze ve Celle bunları da ibadetten sayıyor.
Onlar da sevap getirir.
Onun için, ruhbanlar gibi, rahipler gibi dünyadan çekilip başka bir iş yapmayıp da ibadet yapmak olmasın diyor Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem.
Onların ecrini, sevabını o yaptığın işlerle kazanıyorsun.
Yani bu bir kolaylıktır.
Öteki türlü "Siz de yapın" dese, şimdi birçok insan kendini ibadete veren, Allah yolunda olan insan, her şeyi bırakıp buna kalkışacak, yapsın diye.
Yatmamaya, sürekli oruç tutmaya kalkışırlar ama insanın da belirli bir takatı var.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bize en güzelini öğretiyor, en güzel olan şeyi bize tavsiye ediyor.
Onun yolundan gitmek, mümine en büyük hediyedir.
Allah o yolda gitmeye muvaffak ederse, bu Allah'tan istenen en büyük ve en iyi şeydir.
Şimdi dua yapalım diyeyim.
Dua edelim: Allah bizi doğru yoldan ayırmasın.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in muhabbeti kalbimizde daim olsun.
En mühim şey o.
Peygamber Efendimiz'in muhabbeti her şeyden daha üstün olsun.
Hiçbir şey onun üstünde olamaz.
Hiçbir dünya şeyi onun üstünde değildir.
Çünkü işte binlerce senedir insanlar yaşıyor, gidiyor.
Yaşıyor, gidiyor.
Ne memleketler gelmiş, ne krallar gelmiş, ne sultanlar gelmiş.
Hiçbiri kalmamış.
Allah rızası için muhabbet eden kazanmış.
Allah rızası için olmayan, "şu faydası oldu, bana bu faydası oldu" diyen fayda bulamamış.
Hiçbir fayda, Allah Azze ve Celle'nin dışında olan şeyden gelmez.
Yani başkasının faydası kendine olur.
Fayda olarak, Peygamber Efendimiz'in muhabbeti daima kalbimizde her şeyden çok olsun.
Bazen bilmeyerek insanlar, "şunu çok seviyorum, bunu çok seviyorum" diye söylese...
Onun için her gün tövbe istiğfar yapmak lazım ki, Peygamber Efendimiz'in sevgisinin üstünde hiçbir sevgi olamaz.
Hiçbir çoluk çocuk, ana baba, yer yurt, hiçbir şey, Peygamber Efendimiz'in sevgisinin üstünde olamaz.
Onun için dikkat etmek lazım.
İnsan konuştuğu vakit bunu daima aklında tutarsa, o niyetle, Allah'ın izniyle büyük mükafata nail olur.
En büyük mükafat da Peygamber Efendimiz'in şefaatidir.
O, hepimize en lazım olan şeydir.
O olmasa, isterse bütün dünya ilimleri sende olsun.
İster bütün abidlerin ibadetini yap.
Peygamber Efendimiz'in sevgisi olmadıktan sonra hiçbir faydası yok.
Allah hepimizi sabit kadem kılsın inşallah.
2024-09-11 - Lefke
Yine bu ay mübarek ay.
Zaten bütün sohbetimiz, konuşmamız Peygamber Efendimiz'in bereketiyle inşallah olur.
عند ذكر الصالحين تنزل الرحمة
Salihler anıldığında rahmet iner.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in zikrinde milyonlarca rahmet iner meclisimize.
Meclisimiz hayırlı olur.
Dünyanın en hayırlı işlerinden birini yapmış oluruz.
Peygamber zikri, Allah Azze ve Celle'nin zikri insana verilecek en iyi şeydir.
Bazı insanlar bundan nasiplenir.
Bazıları da nasipsizdir.
Nasipli olan şükretsin ki Allah nasip etmiş.
Dünya hayatı yoldan ibarettir.
Ya doğru yolda gidilir ya da yoldan sapılır.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem her şeyi göstermiş.
Bu yolu yeni göstermiş.
Sahabeler sormuşlar: "Biz nasıl kurtuluşa ereceğiz, ne yapacağız?"
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem eline bir çubuk alıp kum üstünde uzun bir yol çizmiş.
Yanına da çizgiler yapmış.
"Bu yolda giden kurtulur.
Bu yoldan çıkan, o sapan yollardan helak olur" demiş.
Onun için kurtuluş yolu, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in yoludur, onunla doğru istikamette gitmektir.
Onun gösterdiği güzel şeyleri yapmaktır.
Hem ibadet olarak hem de muamelat olarak.
İbadet yapmak da nasip meselesidir.
Kimi insan ibadet eder ama öte yandan insanları kandırır, alışverişte hile yapar yahut yalan söyler, olmayacak işler yapar.
Bu, o yoldan nasip almamış demektir.
Onun için Peygamber Efendimiz'in yolu hem ibadet hem de iyi hal, salih ve güzel işler yapmak, günahlardan kaçınmaktır.
Tabii insanoğlu günahkârdır.
İnsan günahsız olmaz.
Günahsız yapamaz insanoğlu.
Allah öyle yaratmış.
Öyle yaratmış ama tövbe ve istiğfar etsin diye günah işletmiş.
Allah Azze ve Celle hadis-i kudsîde öyle buyuruyor:
"Ben günahkâr insanları affederim.
Affedildikleri, istiğfar ettikleri vakit onları günahlardan temizlerim" diyor.
"Hem günah işleyip tövbe edenleri severim" diyor Allah Azze ve Celle.
Yani bu, insanların yolda devam etmelerinin vesilesidir.
Devam edene vesiledir.
Çünkü başka türlü yoldan çıkıp da o kötü istikamette devam edersen helak olursun.
Ama çıkıp tövbe edersen, hemen yine Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in yoluna girersin.
Sevdiğin insanın peşinden herkes gider.
O ne yaparsa yapmaya uğraşır.
Bizim için Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in sevgisi birinci olmalı ki O'nun yaptıklarını, bize emrettiklerini yapmamız bize fayda sağlasın.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem insanlara fayda olarak, hayır olarak, en güzel şey olarak gönderilmiş.
Onu takip etmek, ona intisap etmek insanlara kurtuluştur.
Başka kurtuluş yolu yok.
Ne dünyada kurtuluş var ne ahirette.
Dünyada kurtulabilir belki ama ahirette kurtulamaz.
Onun için insanoğlu Peygamber Efendimiz'e tabi olsun.
İnsanoğlu kendini kurtaracak, fayda verecek şeyin peşinden koşar.
Hayal bile olsa koşar.
İşte son zamanlarda gördüğümüz gibi.
En kolay şey insanları kandırmak.
Onların tamahlarını, hırslarını kullanarak kandırmak.
"Ben sana şunu göstereceğim, şu kadar kazanacaksın" derler.
Sen akıllı adam sanırsın ama hemen kanar.
Onun için bunlara kanmayın.
Kanarsanız kaybedersiniz.
Onların gösterdiği yol, yol değildir.
Kazanç yolu, dünya ve ahiret olarak Peygamber Efendimiz'in yoludur.
Başka yol yok.
Allah bu yolu herkese nasip etsin diyoruz.
Müslüman, mümin insan insanlara iyilik ister.
Başka şey istemez.
Şerlerden Allah hepimizi muhafaza etsin.