السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.

Mawlana Sheikh Mehmed Adil. Translations.

Translations

2024-06-16 - Lefke

Bu bayram hepimize mübarek olsun. Allah kabul etsin. Yaptığımız ibadetlerle Allah'ın rızasına nail olalım hepimiz, inşa'Allah. Mübarek bayramlar olsun. İslam alemine de Allah muhafaza etsin. Doğru yolda olsunlar, inşa'Allah. Peygamber Efendimiz'in Hadis-i Şerifi'ni okumuştuk. Senenin en faziletli günü, Allah Azze ve Celle indiğinde, 'yawmun n-nahr wa yawmun qarr' dediği gündür. 'Yawmun n-nahr' yani kurban kesme günü, bugündür. 10 Zilhicce tarihindeki kurban bayramımızın birinci günü, Allah indinde en iyi gündür. Allah indinde en iyi gün, elbette ki Peygamber Efendimiz'in de, müslümanların da, müminlerin de en iyi günüdür. Mübarek olan iyi geceler var ama gündüz olarak en iyi gün kurban bayramının vuku bulduğu Zilhicce ayının 10'uncu günüdür, diye buyuruyor Peygamber Efendimiz. 10 Zilhicce en faziletli gündür. Çünkü bu günde farzlar yapılıyor, vacipler yapılıyor. Vakit, mekan, zaman olarak en mübarek gündür. Mübarek gün ne demek? Ruhuna bir ferahlık verendir. Allah Azze ve Celle'nin insanın ruhuna verdiği bu ferahlık ahirete kadar ilelebet sürer. Ferahlık dünyada olduğunu zanneden insanlar var. Bu ferahlığı bulmak için dünyada her şeyi yapıyorlar. Kendini memnun ve mutlu etmek için bir şeyler yapıyor insanoğlu. Mutlu olmak için bir şeyler yapıp da ondan mutlu olacağını zannediyor. Lakin sadece o an, o dakika, o saat için süren bir mutluluktur, ferahlıktır, sevinçtir. Bir anlık bir hissiyattır. Ama onun devamı olmuyor. Bir saat sonra, bir gün sonra o mutluluğu bulamıyorsun. O mutluluğu yeniden ararsan, aynı şeyleri tekrar yapacaksın. Fakat ne yazık ki, o mutluluk yine kısa sürede gidecek, kalıcı olmayacak. İstersen bütün dünyanın her sevindiren ve mutlu eden şeylerini yap. Bütün kendine nefsini tatmin edecek şeyler yap. Bir saat sonra, bir gün sonra, bir ay sonra, 'ben şu kadar bir şey yaptım, bu kadar şey yaptım.' desen bile fark etmez. Onun hiçbir faydası yok. Devamı olmuyor. O saat yapılıyor. Orada kalıyor. İlerisi için hiçbir faydası olmayan şeylerdir. Allah rızası olmayan şeylerdir. Allah Azze ve Celle rızası olmayan şeyler daha sonra sıkıntı oluyor, daha beter hal oluyor. Daha fazla yapacağım deyip yapsa da yine aynı şekilde bir devamı olmayan şeydir. Onun için Allah Azze ve Celle buyuruyor ki قُلْ بِفَضْلِ ٱللَّهِ وَبِرَحْمَتِهِۦ فَبِذَٰلِكَ فَلْيَفْرَحُوا۟ هُوَ خَيْرٌۭ مِّمَّا يَجْمَعُونَ (10:58) İnsanlar, yapılan hayır hasenatla sevinsinler. Yapabildikleri iyilikler, yerine getirdikleri Allah Azze ve Celle'nin emirlerini, üzerlerinde Allah'ın rahmeti olarak bilip ona sevinsinler. Yaptığın hayır hasenatın mutluluğu geçici değildir. İlelebet sürer. Ölsen de seninle beraber gelir. Mahşerde seninle beraber olur. Cennette de seninle beraber olur. İlelebet o mutluluk sende kalır. Öteki dünya mutlulukları geçicidir. Karun bile o kadar zengindi, o kadar servete sahipti, her türlü şeyi vardı. Bir fayda etmedi. Bu büyük bir misaldir. Başka daha küçük bir misal ise: Şimdiki insanlar yaşayacağız diyorlar. Yaşamak istiyoruz. Yaşamak dedikleri yani kendi nefsini tatmin etmektir. Namaza gitmemek, oruç tutmamak, hiçbir şey yapmamak. Onları yapmayınca yaşıyoruz zannediyorlar. Her türlü halt yapınca yaşıyoruz zannediyorlar. Ama onun kendilerine bile faydası yok. Bir saat sonra o ferahlık, o sevinç, o mutluluk kalmıyor. Onun için mutluluk isteyen insan bu gibi mübarek günlerde o mutluluğu bulabilir. Hayırlarla mutlu oldukça, Allah da Azze ve Celle bu insana daha fazla mutluluk verir, sevinç verir. Allah bugünlerimizi mübarek eylesin. İyiyi kötüden ayırt edelim, inşa'Allah. İyi olan daim olandır. İyi ve kalıcı olmayan şeylerde mutluluk arayan, sadece çölde serap görmüş gibi bir anlık geçici mutluluk yaşar. Hiçbir faydası olmaz. Sonu da hüsran olur. Allah, bu günlerimizi mübarek eylesin. Allah, ferahlık eylesin hepimize. Bereketli olsun. Her türlü kötülükten muhafaza etsin, inşa'Allah. İslam'a nusret versin. Sıkıntı içinde olan Müslümanlar var, onların da Allah makamlarını âli eylesin. Onların da nasipleri öyleymiş demek ki onlar sabırlı insanlarmış. Allah'tan geldi diye o kadar sıkıntı içinde bile Allah'a hamd ediyorlar, razıdırlar. Allah onlara da yardım etsin, inşa'Allah.

2024-06-13 - Lefke

Allah Azze ve Celle buyuruyor ki, بسم الله الرحمن الرحيم رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِۦ (2:286). Bize kaldıramayacağımız, takatını getiremeyeceğimiz yükü bize yükleme diyor. Bu Bakara Sûresi'nin son iki iki ayetidir ve Allah Azze ve Celle tarafınden doğrudan Peygamber Efendimiz'e hediye olarak Mirac gecesinde vermiştir. Cibril aleyhiselam'ın vasıtasıyla değil, yani vahiyle değil de doğrudan Allah Azze ve Celle'den verilmiştir. Onu her gece okuyan büyük nimetlere vasıl olur. Ayeti Kerime'de 'bizleri takat getiremeyeceğimiz işlerden mesul etme' diye buyuruluyor. Takat edemeyeceğimiz halleri bize ne hiç yükleme ne de yanından bile geçirme. Bu ayetler Allah Azze ve Celle'nin bize bir lütfudur. Tabii dünya oldukça insanda sıkıntı olur. İnsanın çekeceği sıkıntıları vardır her insanın çekeceği sıkıntı başka. Başkasının çekeceği sıkıntısı başkadır. bazı insanlar rahat olduğu halde ben sıkıntıdayım diyor. Ne için? Haşa, Allah beni niçin yarattı diye soranlar da oluyor. Halbuki her şeyleri var. Bazı insanlar da her türlü bela üstlerine yağmur gibi yağıyor. Fakat sabreden, Allah'a Azze ve Celle'ye tevekkül eden Allah'a imanı kuvvetli olandır. Ötekisinin imanı zayıftır tabii daha öğrenmesi lazım. Seni sana sorarak Azze ve Celle bu hayata seni yaratmadı. Nasıl bir hayat istersin, nasıl yaratayım seni, yaratılmak ister misin, istemez misin diye Allah sana sormadı. Akıl mantık var. Akıl mantık olmayan çok insan var. Bizi yaratan Allah Azze ve Celle'dir Senin haddine mi, ne için beni yarattın diye sormak. Anlamazsan sor istediğin kadar. Sana bir fayda gelmez. Allah muhafaza, zarar gelir. Allah herkesi yaratmış. İmtihan için yaratmış. Kendi hikmetiyle yaratmış. Sen gelmişsin bu dünyaya, sana bu büyük bir nimettir bu. O nimetinin değerini bilmeszen büyük bir cezaya müstahak olursun. Devamlı Allah muhafaza etsin. Her türlü iptila var insanların. Hastalık var, çoluk çocuğun asi olmaları var, hasta olmaları var. Çocukların başka türlü olmaları var. Her türlü iptila çok bu dünyada. Onun için devamlı Allah bize kaldıramayacağımız yük yüklemesin diye dua etmek lazım. Biz aciz kullarız. Aciz kullar olduğumuz için, yar Rabbi, bizi imtihana tabi tutma. Kereminle, rahmetinle muamele et. Bizi hiç fazla imtihan etme. İkram et. İmtihan istemeyiz, ikram isteriz. Cömertsin, biz fakir kullarınızız. O cömertliğinden bize ver, ya Allah. En büyük şey de, iman kuvveti versin. İman kuvveti verdikten sonra insan imtihanı kaldırır. İmtihanı kaldıranlar olsa bile, tabii herkes kaldıramaz. Onun için hiç imtihan etmeden bize ikram buyur diye Allah'a dua ederiz. Allah hepimize ikramından versin, imtihanından vermesin, inşa'Allah. İmtihanı olanlara da Allah yardım etsin. İmtihanları kalksın, imtihanları kolay olsun. Allah onlara sabır versin, inşa'Allah.

2024-06-12 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَدْخُلُوا۟ بُيُوتًا غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتَّىٰ تَسْتَأْنِسُوا۟ وَتُسَلِّمُوا۟ عَلَىٰٓ أَهْلِهَا (24:27) Kur'an-ı Azimuşşan'da Allah Azze ve Celle buyuruyor ki bir yere geldiğiniz vakit, bir eve geldiğiniz vakit o evden izin isteyin girmek için. İzin verirlerse girin diye buyuruyor. Allah Azze ve Celle vermezlerse: قِيلَ لَكُمُ ٱرْجِعُوا۟ فَٱرْجِعُوا۟ (24:28) Oradan gidin, çekilin. İlla ısrar edin demiyor Allah Azze ve Celle. Kur'an-ı Azimuşşan edebi öğretiyor insanlara. Hem edebi öğretiyor, hem edeble beraber insanlığı. Edeb demek insanlık demek. Edepsizlik demek artık ne dersen de olur. Onun için tarikat ehli bahusus buna dikkat etmesi lazım. Bazı yerlerde edeb lazım. Her tarafta edeb lazım da, ama bazı yerlerde daha fazla mühimdir. Evin hürmeti var. Evin hem dinen hem örfen, yani bilinmiş olarak hürtmeti var. Ama maalesef şimdi ahir zamanda yaşadığımız için herkes kendi kafasına göre bir şey üretiyor. Onu doğru zannediyor. Doğru olan edeptir. Eski zamanlarda, Allah makamlarını âli etsin, Osmanlı'nın edebi vardı. Osmanlı'dan sonra edeb kalmadı. Haya kalmadı, Peygamber Efendimiz buyurduğu gibi. En son ortadtan kalkacak olan haya ve edeptir. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in buyurduğu zahir oluyor. O'nun mübarek sözlerini emir olarak saymak lazım, tarikat ehli bahusus. Edep hakkında öğrenmek gereken ne varsa öğrenmek lazım. Osmanlı edep hakkında kitap da çıkarmış. Bu edeb ve irfan hakkındaki kitap nasıl davranılması gerektiğini öğretmektedir. İnsanlara şaşırmasınlar, iyiyi kötüyü görmeleri için kitap çıkarmışlardı. Tabi şimdi edepten eser yok. Allah onlardan razı olsun. İnşaAllah onların yolundan gitmeyi nasip etsin hepimize.

2024-06-11 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Allah'a şükür, bu mübarek günler, bu zilhiccenin on günü senenin mübarek günlerindendir. Allah Azze ve Celle, bunu Kur'an'da da zikretmiştir. Onun bereketi ve faydası Ümmet-i Muhammediye'dir. Ona mahsus olarak Allah Azze ve Celle, Peygamber Efendimiz'in ümmetine vermiştir. Bu mübarek günler, hem hacılar hem de hacı olmayanlar için de mühimdir. Sevabı çok olan, hediyesi çok olan günlerdir. O günlerden ne kadar istifade edebilirsen et, Allah Azze ve Celle'nin. Allah Azze ve Celle'nin tükenmez hazineleri vardır. Dünyadaki insanlar ne kadar zengin olsa da cömertlik bir dereceye kadar olur. Allah Azze ve Celle'nin indinde sonsuz bir kerem, cömertlik vardır. O cömertlik insanlara verilmiştir ama insanlar istifade etmiyor. Ondan kaçıyorlar. Sonra da niçin bu üzüntü var, niçin bu daralma var diye düşünüp dururlar. Halbuki Allah Azze ve Celle, "Benim yolumda olan insana genişlik ve rahatlık veririm" diyor. Ötekisine dünyada sıkıntı veririm, ahirette de azap veririm diyor Allah Azze ve Celle. Allah Azze ve Celle, Arhamu'r-Rahimin rahmetine rahmeti bol olan Allah Azze ve Celle, bu rahmetinden herkese verir, herkese yeter, artar. Hiçbir noksanlık olmaz. İnsanlar nankördür, akılsızdır daha fazla. Allah yolunda olmayanların düşünceleri tamam değildir. Düşünceleri yanlıştır. Allah'la beraber olanlar daima kazananlardır. Daima sonları hayır olanlardır. Allah hepimize mübarek eylesin bu günleri. Hacılarına gidemeyenlere de, hepimize de onların sevaplarını versin. Çünkü çok insan gidemedi. Gidenlere de Allah mübarek eylesin. Allah tamamına erdirip o hediyelerle, manevi hediyelerle, zahiri ve batıni hediyelerle dönsünler inşaAllah. Bereketlerinden dönsünler inşaAllah.

2024-06-10 - Dergah, Akbaba, İstanbul

عوذ بالله من الشيطان الرجيم بسم الله الرحمن الرحيم وَمَنيَبۡتَغِغَيۡرَٱلۡإِسۡلَٰمِدِينٗافَلَنيُقۡبَلَمِنۡهُوَهُوَفِيٱلۡأٓخِرَةِمِنَٱلۡخَٰسِرِينَ (3:85) İslam'ın dışında kim din ararsa bilsin ki o edindiği din makbul olmaz. Yeryüzünde makbul olan İslam'dır. Allah'a şükür şimdi 12-13 gün Avrupa'yı dolaştık. Allah'a şükür Müslümanlar var, yeni olan Müslümanlar da var, Allah'a şükür. Eskiler de çoktur. İnsanlar o memleketlerde bir şeyler arıyorlar. Bazen aradıkları şey İslam'ın dışında olduğu için Allah'ın indinde makbul değildir. Bütün kendi kafalarına göre yaptıkları şeylerin hiçbir kıymeti yoktur. Ahirette de hüsranda olurlar. Allah Azze ve Celle'nin buyurduğu budur. Çok acayip şeyler gördük. Nelere taktıklarını gördük. Ama onların hiç bir fayda olmadığı bellidir. Fayda olan Allah Azze ve Celle'nin emrettiği İslam dinidir. Nur ondadır. Bereket, fayda, her türlü iyilik İslam'dadır. İslam'ı takip edenler, o yolu gidenler kazanmıştır, dünyada zengin olmasalar bile. Dünyanın en zengin ülkeleri diyorlar. Onun hiçbir kıymeti yoktur. Çünkü ahirete hiçbir şey götüremezler. Hepsini dünyada bırakıp gider. Orada bir de ahiretten önce insanı yakıyorlar. Külünü atıyorlar. Gittikleri yolunun sonunda bir faydasının olmadığı demektir. Bu takip ettikleri yol, sonu hüsran olan bir yoldur. Onlarda akılları var. Görüyorlar çoğu zaman. Ama nefisleri, şeytan ve şeytandan beter insan şeytanları, onları o güzel yoldan alıkoyuyor. Doğru yolda iki adım atar atmaz, hemen onları yoldan çıkarıp uçuruma atıyorlar, helak ediyorlar onları. Allah muhafaza etsin. Allah onlara da hidayet versin. Doğruyu görsünler. Doğru yolu görsünler. Boş boşuna eziyet çekmesinler. Allah insanlara hidayet versin, inşa'Allah. Allah, sahip göndersin. İnsanlar şeytana uymasın, inşa'Allah.

2024-06-04 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Allah bu ışığı, bu nuru bizim kalplerimize de versin. Bir Mü'min kalbinde her zaman nur bulundurmalıdır, bu şekilde her yer onun için en iyi hale gelir. Allah buyuruyor ki, nur arayın. Nur Allah Azze ve Celle‘dendir. ٱللَّهُ نُورُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ (24:35) Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, Allah’ın nurundan yaratılmıştır. Nurun nerede olduğunu aramalıyız. Nur Allah'tan gelir ve karanlık şeytandan gelir. Allah’ın emirlerini yerine getirdiğinizde, daha fazla nurla dolarsınız. Allah size daha fazla nur verir. Şeytanla beraber olduğunuz her seferinde daha fazla karanlık üzerinize çöker. Allah’ın rızası için yaptığınız her şey, bu nurun size daha fazla gelmesini sağlar. Nefsiniz için bir şey yaptığınızda ise nur değil karanlık gelir. Allah bu nuru kalplerimize versin inşaAllah.

2024-05-29 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم نَصْرٌۭ مِّنَ ٱللَّهِ وَفَتْحٌۭ قَرِيبٌۭ ۗ وَبَشِّرِ ٱلْمُؤْمِنِينَ (61:13) صدق الله العظيم Bu, Peygamberimizin Sancağı'nda yazılı olan zafer müjdesidir. Bugün, Allah'a şükür, İstanbul'un fethi günüdür. İstanbul'un fethinden bu yana, miladi olarak bu 571 sene geçmiş. Belediye yazmış her tarafa. Ne kadar olduğunu hesaplayıp, her yere koymuşlar güzelze. İstanbul, 571 senedir İslam sancağı altında payitaht olmuş. İslam'ın başşehridir. Bu mübarek belde, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in feth olunacak diye müjdelediği şehirdir. Mübarek yerdir. Dünyanın merkezi sayılır. İslam aleminin başıdır. Her türlü şeytan ve onun avanesi, bu şehri İslam'dan çıkarmak için uğraşırlar. Allah'ın izniyle başaramazlar. En kutsal emanetler burada, mübarek şehit, şüheda hepsi burada hâzırdır. Onlar istediği kadar uğraşsın. Şeytanın gücü zayıftır. Allah karşısında zayıftır. Bu belde, Allah'ın izniyle, Mehdi aleyhisselam'ın zamanında yine İslam'ın baş şehri olacak. Şimdiki görünen şeyler mühim değil. Mühim olan manevi kuvvet. Zahiri şeyler temizlenip gider. Bir şey kalmaz. Her şeyin vakti vardır. Her şeyin bir zamanı vardır. Bu şehir çok şeyler geçirdi. Her şeye rağmen, hâlâ İslam'ın başı kalesidir, Allah'a şükür. Bu belde, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in övgüsüne mazhardır. Onun için ne kadar üstünde lazım olmayan şeyler varsa da o mühim değil. Mühim olan maneviyattır. İstanbul'un fethiyle beraber dünya değişti. Dünyadaki her şey değişti. Zulmet gitti. Zulmetin yerine nur geldi. Allah'a şükür, bu nur yine daim olacak, inşa'Allah. Allah razı olsun fethedenlerden, şehid şühedadan, evliyalardan, ulemalardan, bu şehirde İslam'a hizmet eden bütün gelip geçmişlerden. Onların makamları cennet olsun. Ta Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in zamanından bu yana gelip şehid şüheda olan Ebu Eyyub el-Ensari Hazretleri başta olmak üzere, tüm sahabeler, evliyalardan, hepsinden Allah razı olsun. Himmetleri hazır olsun. Üzerimize sahiban olsun. Himmetleri bize de daim olsun inşa'Allah. Onların yaptıklarını biz yapamayız ama niyetimiz Allah rızası için hizmet etmektir. Allah kabul etsin, inşa'Allah.

2024-05-28 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Bir söz var. كل حالٍ يزول Her şeyin sonu vardır. Her halin, olması gibi bir de bitmesi vardır. Allah Azze ve Celle, insanları öyle yaratmış ki insanlar zanneder ki ölmeyecekler. Her şey olduğu gibi kalacak. Bir şey olunca da şaşırıp kalırlar. Nasıl bu oluyor? Bu dünya ihtimal yeridir. Her şey olabilir. Her şey oldu ve olacak da. Kıyamete kadar bu vaziyet devam eder. Hiçbir şey aynı kalmaz. Hattâ dağlar bile. Allah Azze ve Celle Kur'an'da buyuruyor ki insanlar dağların sabit olduğunu zanneder. Onlar bulut gibi geçiyor diye buyuruyor. Dağlar dahi, hiç birşey aynı halde kalmaz. Aynı halde kalan, hiç değişmeyen, hiçbir şeyin tesir etmediği Allah Azze ve Celle'dir. Allah'ın dışında her şey değişir. Bir başlangıcın olduğu gibi sonu da var. Değişmeyen Allah Azze ve Celle'dir. Yaratıcı O'dur. O'nun hikmetleri sonsuzdur. Halimizi zahir olarak değişse bile, imanımız değişmesin, inşa'Allah. O halin ilelebet kalması kazançtır. İnsanlara kazançtır. Dünya değişse de iman değişmemesi lazım. Allah yolunda devam etmek insan için sonsuz bir kazançtır. Allah yardım etsin. Halimizle kötü halde olmayalım. Değişince daha iyi hallere değişelim inşa'Allah.

2024-05-27 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem buyuruyor لا طاعة لمخلوق في معصية الخالق Yaratıcı Allah'a isyan etmek için mahlûka itaat edilmez, dinlemek olmaz 'Allah'a karşı gelin. Allah'a karşı olun' diyen bir insana itaat etmek olmaz. Kötülüğü emredenin peşinden gitmek, onun emrine itaat etmek olmaz. Sen Allah'a karşı gelmişsin. Sen kendi cezanı çekeceksin. Niçin bizi de illa seninle beraber cehenneme götürmek istersin? Gideceksen, serbestsin. Allah herkese irade vermiş. Bununla birlikte yapacağı şeyleri söylemiş. İnsana doğru yolu, kötü yolu göstermiş Allah Azze ve Celle. Onun için doğru yolda olanla beraber ol. Kötü yolda olup da sana bu yola gel diyene kanma. Ona inanma. Onun peşinden gitme. Allah yolundan git. Çünkü kötü yola, giden insanın sonu kötüdür. Dünyada da hayretmez. Hayrediyomuş gibi gözükse bile o bir aldatmacadır. Allah Azze ve Celle imkanlar verir ve insanlar zanneder ki bu kimse bir şey kazanmış. Yok. Allah, isyan edenlere ahirette daha fazla ceza çeksin diye onlara imkan veriyor. Allah Azze ve Celle irade vermiş insana. O iradeyi Allah hikmetle vermiş. Her şeyde hikmeti var Allah Azze ve Celle'nin. İnsan istediği yoldan gidebilir. İki yol var. Bir doğru yol var, bir kötü yol var. Doğru olmayan, insanlara faydası olmayan, zararı olan yol var. O yol nedir? Allah'a isyan etmek yoldur. Onun için Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem buyuruyor Sana biri içki içelim, hırsızlık yapalım, zina yapalım gibi şeyler emrederse ona kanma, ona itaat etme. Onun peşinden gitme. Bu Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in emridir, vasiyetidir. İnsanlara iyilik, rahmet rahmet olarak gelen, iyiliğin en iyisini söyleyen Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in sözüdür. Onun için ona tabi olun. Şeytana tabi olmayın. Şeytan kötülüğü emreder. Ona itaat eden hiç iflah etmez. Allah muhafaza etsin. Allah şeytanların şerrinden kötülüğü emredenlerin şerrinden muhafaza etsin. Allah onlara kandırmasın bizi.

2024-05-26 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم إِنَّ اللَّهَ مَعَ الَّذِينَ اتَّقَوا وَّالَّذِينَ هُم مُّحْسِنُونَ (16:128) صدق الله العظيم Allah Azze ve Celle, Allah'tan korkan ve iyilik yapanlarla beraberdir diyor. Allah Azze ve Celle'den başka korkulacak bir şey yok. Allah Azze ve Celle'den korkmak demek, O'nun istediğini yapmaktır. Çünkü O'nun istemediğini yaparsan, o vakit işlerin zahirde yürüse bile ahiret işin durmuş olur. Sana günahlar yazılmış olur. Onun için Allah'tan korkmak mümin için lazım olan şeydir. Allah'tan korkan insanlar artık bu zamanda çok azdır. Allah'tan korkmayınca ne oluyor? Allah'tan korkmayınca insan her şeyden korkuyor. Korkulmayacak şeyden korkuyorlar. Korkulacak tek şey olan Allah Azze ve Celle'den korkmuyorlar. Kabadayılık yapıyorlar. "Biz tanımayız, etmeyiz" diye. Ama öyle yapınca da her şeyden korkuyorlar. Hiçbir şeyden emin değiller. Hiçbir şeyden memnun değiller. Şimdi ne olacak, ne oldu, ne olacak filan. Öyle olunca teslimiyet de gitmiş oluyor. Hiçbir şey onları korkularından emin edemiyor, korkularından kurtaramıyor. Bu zamanda çoğu insanın bu korkudan dolayı bazıları evden çıkmıyor, bazıları ne yapacağını şaşırmış durumda. Halbuki çareyi Allah Azze ve Celle önlerine koymuş. Allah'tan korkun. Allah'tan korkarsanız kimseden korkmazsınız. Ne bir kimseden ne bir şeyden korkarsınız. "Bu bana böyle yapacak, bu benim işim olacak, bu ne olacak, gideceğim yer, okuyacağım, imtihan, şuydu buydu" diye. Onlardan hiçbir şeyden korkmazsınız ki Allah Azze ve Celle'nin istediği oluyor diye. Öteki türlü her şeyden, daha evden dışarı adım atmadan korkmaya başlıyor. Evin içinde korkuyor. Her yürüdüğü adımda korkusu var. Onun için Allah'la beraber olun. Allah'la beraber olunca, korkmazsınız. إِنَّ اللَّهَ مَعَ الَّذِينَ اتَّقَو (16:128) Allah, O'ndan korkanlarla beraberdir diyor Allah Azze ve Celle. Allah seninle beraber olduktan sonra niye korkacaksın? Korkacak bir şey kalmıyor artık. Allah bizi de O'ndan korkanlardan eylesin ki bilelim, hata yapmayalım, kusur yapmayalım, günah yapmayalım inşa'Allah.