السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.

Mawlana Sheikh Mehmed Adil. Translations.

Translations

2024-06-26 - Lefke

بسم الله الرحمن الرحيم رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِۦ صدق الله العظيم Allah Azze ve Celle'ye yalvarıyoruz ki fazla yük yüklemesin bize. Kaldıramayacağımız şeyleri bize yüklemesin diye, Allah bize yardım etsin diye bu güzel Ayet-i Kerime'yi Allah Azze ve Celle, Peygamber Efendimiz'e Miraç gecesinde hediye etmiştir. Bu ayette Allah Azze ve Celle, sadece insana kendisinin kaldırabileceği şeyleri teklif ettiğini beyan etmektedir. Allah'ın insanlara teklif ettiği yükümlülükler ibadettir, hayır hasenat yapmaktır. Onları insan yaşadıkça hayatta yapması lazım. Boşuna gelmemiş dünyaya insan. Allah Azze ve Celle'nin, insana yükümlülük olarak teklif ettiği şeyler, Allah'ın hikmetiyle insanların kaldırabileceği işlerdir. İnsanoğluna ibadet ve hayır hasenat yükümlülük olarak teklif etmiş. Onları yapacak. Onların dışında yapmaya gerekmez. İnsan bunların dışında bir şey yapabilirse, tabii ki yapar, ama onlar Allah'ın bize yükümlülük olarak teklif ettiği şeyler değildir. Allah Azze ve Celle'nin emrinin dışında bir şey yapan kendi bilir. Yapacağı bir iyilik de olsa, kendisi yapabildiği kadar yapsın. İnsan yapamayacağından yükümlü değildir. Allah Azze ve Celle insana kaldıramayacağı yükler yüklemez. Dünyada çekeceği varsa, o kadar çeker ancak. Sabrederse, ondan sonra onun ecrini alır. Sabretmezse, yine iman sahibiyse ecrini alır ama tabi sabreden gibi değil. Onun ecri daha az olur. Allah Azze ve Celle'ye inanmıyorsa, o vakit hiçbir şey elde etmez. Boş! Hem dünyada eziyet çeker hem ahirette eziyet çeker. Allah Azze ve Celle'nin emirlerini yapmak lazım. Yapabildiğimiz kadar, Allah yardım etsin, yapalım. Yapamadığımızı da Allah affeder, inşa'Allah. Tövbe istiğfar edip, Allah'tan mağfiret dilersek, bilmemiz lazım ki Allah Azze ve Celle'nin mağfireti deryadır. Bu mağfiret deryası, küçük büyük şeylere bakmaz. İnsan tövbe ettikten sonra, affeder Allah Azze ve Celle. Bazı insanlar bu kadar çekemeyiz diye şikayette bulunuyor. Ama çoğu zaman görüyoruz ki dünya insanın kendi istediği gibi olmuyor. Çoğu zaman çok zorluklar oluyor. Ta ilk insan, Adem aleyhisselam'dan beri zorluk var. Hiç rahata erdik diye bir şey yok. Zahiri zorluk olabilir. Ama manevi olarak, bu zorluklar karşısında insan çok büyük güzellikler elde etmiş oluyor. Dünya hali budur. İnsana zorluk olarak görünür. Allah Azze ve Celle'nin verdiğine razı olmak sana fayda olur. Allah'a bize çekemeyeceğimiz şeyleri yükleme diye dua ederiz. Allah Azze ve Celle merhametlidir. İnşa'Allah o duayla sıkıntı olmadan, rahat olarak dünya hayatını yaşayıp ahirette de saadetle yaşarsın. O dua makbuldür. Ona bir itiraz yok. Her şeyde bir hikmet olduğunu bilip, daima Allah Azze ve Celle'ye yalvarıp daima, kolaylık vermesi için diye dua etmek güzeldir, sevaptır. Allah hepimizi muhafaza etsin. Kaldıramayacağımız yük vermesin, inşa'Allah. Allah muhafaza etsin. Çok zor şeyler var. Allah muhafaza etsin, inşa'Allah.

2024-06-25 - Lefke

بسم الله الرحمن الرحيم وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَنِىٓ ءَادَمَ (17:70) صدق الله العظيم Allah Azze ve Celle insanoğlu en üstün yarattık olarak yaratmış, onlara ikram etmiş. Her türlü iyiliği yapsınlar diye onlara Peygamberler göndermiş. Yani yapacaklarını söylemiş. İnsanoğlunun Allah Azze ve Celle yarattığı vakit ilk başta insanın ruhu var. Ruhu Allah'tan başka kimse bilmez. Ruh nedir? O Allah'ın indinde. قُلِ ٱلرُّوحُ مِنْ أَمْرِ رَبِّى (17:85) Ben ruhu bilirim diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Ruh şöyledir böyledir diyen adamı dinlemeyin. Hiç yanına yaklaşmayın. Sizi şaşırtacak demek. İmanınızı zayıflatacak. Onun için o mevzulara giren insanların yanına yaklaşmayın. O mevzu hakkında konuşandan uzak dur. Bazı mevzular var onun hakkında insan konuşabilir. Su götürür, şöyledir, böyledir konuşabilirsin. Ama ruh mevzusu insanı aşar, hiç yaklaşma! Onun yanından kaç. Allah Azze ve Celle insanın içinde bir de nefis yaratmış. Nefse karşı da Allah vicdanı ve merhamet vasfını yaratmış. Vicdanı olan insan, nefsine uymaz. Nefis tabii her türlü yola gidebilir. İyiye de gidebilir, kötüye de gidebilir. Ama vicdan, insanın iyi tarafıdır. İyi şeyleri gösterir, iyi şeyler yaptırır. Vicdan da, daha fazla Allah Azze ve Celle'ye inanan insanlar da olur. Hakiki vicdan, merhameti olan imanlı insanlarda bulunur. Başka insanların da vicdanı bulunsa da, vicdan daha çok Allah korkusuyla olur. Vicdanlı olmak istersen bilmen gerekir ki vicdanlı insan Allah'tan korkar. Acaba ben bu yaptığım şey iyi midir, kötü müdür? Bu insana yaptığım şey vicdana sığar mı? Vicdanım rahat olur mu? Ben buna eziyet edersem ne olur diye vicdan sorar ve insanı kötülükten men eder. Sakın bu vicdansızlık yapma, merhametsizlik yapma der. Bu adamı dolandırma, bu adama eziyet verme. Bu insana iftira etme. Bu insana, hayvana, ne olursa onlara vicdansızlık yapma, onlara yardım et. Yardım edemezsen bile eziyet etme. Vicdan insanı kötülükten men eder. Vicdan böylelikle yavaş yavaş nefsi alıştırır. Vicdan, nefsi merhametli olmasına, doğru yolda olmasına yönlendirir. Vicdan tarikatı, İslam'ın emirlerini gözeten insanlarda olur. İmanı olmayan, Allah'ın emirlerini gözetmeyen kimsede vicdan nadir bulunur. Allah Azze ve Celle herkesi vicdan ile yaratmış. O vicdanını dinleyip vicdanının arkasından yürüyeren sonunda hidayete de bulur. Vicdanlı insanlar çoğunlukla hakikati görüp, hakikate inanıp muhakkak sonunda hidayete erip, Allah yoluna girerler. Vicdanlı olmak büyük bir iyiliktir insan için. Büyük bir meziyettir. Vicdanlı olan insan, insanlar katında da sevilen insandır. İtibar gören insan olur. Öteki türlü, bu adam merhametsiz, vicdansız, ahlaksız diye millet kaçar yanından. Nefsine tabi olmuş, şeytana tabi olmuş diye o insanın yanından kaçarlar. Vicdan ve merhamet gibi bu güzel şeyler insanı yüceltir. İnsanın itibarını yükseltir. Allah katında sevilen insan olur. Allah Azze ve Celle sevdi mi herkes ona ihtiram eder, sever. Öteki türlü Allah Azze ve Celle'yi sevmediği kişiyi de kimse sevmez. Seviyormuş gibi gözükseler bile, ancak menfaatten dolayıdır. Öteki türlü ona itibar eden yoktur. Şimdiki dünyada bunun gibi insanlar çok var. Kendisinin sevildiğini zanneden çok insan var. Mallı mülk var, zengindir. Ama esasen insanlar ona değil de, malına itibar ediyorlar. Onun kendisine hiçbir itibarları yok. Onun parası olmasa kimse ona itibar etmez. Kimse ona bakmaz bile. Allah muhafaza etsin. Allah bizi iyilerle beraber, iyi yolda olarak, Allah'ın sevdiği kullarından eylesin, inşa'Allah.

2024-06-24 - Lefke

بسم الله الرحمن الرحيم وَخَلَقَ كُلَّ شَىْءٍۢ فَقَدَّرَهُۥ تَقْدِيرًۭا (25:2) صدق الله العظيم Allah Azze ve Celle her şeyi yaratandır. Allah Azze ve Celle her şeyi bir hikmetle yaratmış. Hikmetsiz bir şey yok. Yaratılanlarda iyisi var, kötüsü var, temizi var, pisi var. Her türlü şeyler var. Allah Azze ve Celle hepsini bir hikmetle yaratmış. Onun hikmeti kendi indindedir. Allah Azze ve Celle geceyi gündüzü de yarattı. Yazı, kışı da yarattı. Sıcağı, soğuğu yarattı. Yaratan Allah Azze ve Celle'dir. Her şeyde insana hikmet var, fayda var. O hikmeti arayan insan hem hikmet bulur hem fayda bulur. Şimdi sıcak yaz vaktdir. Yazda sıcaklık normaldir. Allah Azze ve Celle bazı memleketlerin sürekli yaz mevsiminde olmasını takdir etmiştir. Başka yerlerde değişik değişik mevsimler oluyor. Allah'ın hikmeti üzerine, az mevsimi olan memleketteki insanlara da Allah ona göre maişetlerini vermiş. Yiyeceklerini, içeceklerini vermiş Mevsimleri olan yerlerde yazın sıcak, kışın soğuk oluyor. İnsanoğlu hikmetini anlamadan söylenip durur. İşte çok sıcak oldu, çok soğuk oldu. Halbuki bu mevsimde olan, vaktinde olan şey güzeldir. Vakıtsız olan şey iyi değil. Yazın soğuk olursa iyi sayılmaz. Yazın sıcak olması lazım. İnsan bunalsa da, daralsa da o insanın ihtiyacı olan bir şeydir. Allah Azze ve Celle ona göre o yazın sıcağını vermiştir. Sabretmek gerekir. Sabretmemenin faydası yok. Sabredip Allah'a şükretmek gerekir. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem bu sıcaklarla ilgili Kuran-ı Azimüşan'dan şu ayete işaret etmiştir: قُلْ نَارُ جَهَنَّمَ أَشَدُّ حَرًّۭا (9:81). Cehennemin sıcağı çok daha yakıcıdır. Bu dünyada sabreden, ahirette cehennemden korunmuş olur. İnsan için faydalı olan şeylerdir. İnsanın vücudu bazen sıcağa da ihtiyacı oluyor. Ondan sonra aynı şekilde yine soğuğa da ihtiyaç oluyor. Allah Azze ve Celle hikmetiyle her şeyi en güzel şekilde yaratmış. Allah'ın verdiği bu şeylere şükretmek lazım. Vaktinde olmayanlara da sabretmek lazım. İşte geçen kış soğuk olmadı. Soğuk olmayınca her şey biraz daha değişik oldu. Ona da Allah'ın hikmeti diyoruz. Ona da karışamıyoruz. Bütün dünya ileri seviyede, teknoloji meknoloji, her şey var. Bir şey yapabiliyorlar mı? Yapamıyorlar. Allah'ın iradesine yaptığı nizam-ı intizama karşı gelemiyorlar. Bu şeyler, her şey Allah istediği gibi oluyor. Vaktinde olunca güzeldir. Zamanında olunca güzeldir. İnsanın da gençliğindeki yapacağı şeyler değişik. Daha sonra yapacakları şeyler de daha değişik. Her konuda vakte ve vaktin gereğine göre davranılması lazım. Allah yardımcımız olsun. Allah hayırları vesile etsin. Her şey hayra vesile olsun. Sabrınında ecrini versin, inşa'Allah.

2024-06-23 - Lefke

Allah indinde din, İslam dinidir. Bütün peygamberler, o din üzerinde insanlara gönderilmiştir. Tabii, onların zamanındaki esas olarak budur: Allah'a ibadet etmek, Allah'ın yolunda olmak, hayrı emretmek, şerri menetmek. Dinin usulü ve esası. Ama teferruat var. Şeriat, her peygamberde esas olarak aynı olsa da, teferruatlarda değişiklikler gösteriyordu. Şeriat, kanun demektir. İslam şeriatı, insanlara nasıl yaşayacaklarına dair kanunlar teşkil etmektedir, hem dinî bakımdan hem ictimai bakımdan. Şeriat, kanun demektir. Şeriat, teferruat yönünden ümmetten ümmete değişiyordu; ta ki Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem gelinceye kadar. Peygamberimiz Efendimiz'in son hutbesinde, veda hutbesinde Arafat'ta, "Bugün dininiz tamamlandı," diye buyurdu. Şeriat, insanlığın dini tamamdır artık, başka değişiklik yoktur. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem var. Ondan sonra kimse yok. O din üzerine, o şeriat üzerine kıyamet gününe kadar devam eder insanlar. Daha önceki ümmetlerde, şeriatın dinin teferruatlarında biraz değişiklikler vardı. Geçen işte, biz bu Avrupa seyahatinde bir yere gittik. Orada keşişlerin bir odaları vardı. Hiç konuşma yok orada, yasak. Günde bir saat var, bir odaya gelip, orada konuşabiliyorlardı. Başka bir yere gittik. Orada da başka keşişlerin bir manastırı vardı. Orada bizim ihvanlar, cümbür cemaat, çoluk çocuk konuşuyorlardı. Baktık, papaz geldi, bir şey demedi. Sonra anladık ki onların meğer susma ibadetine rastlamışız, ibadetleri gereğince iki saat boyunca konuşmuyor, susuyorlarmış. Bizimkiler ortalığı cümbüş yaptı. Adam edepliydi, bir şey demedi, daha sonra açıkladı. Onların şeriatında bazen bu gibi şeyler oluyor. Hazreti Zekeriyya aleyhisselam, Allah Azze ve Celle'nin emri gereğince, kavmine işaret ederek, "Ben şu an konuşmamak üzereyim, konuşmayacağım," dedi. Allah'ın emriyle siz ibadet ile meşgul olun, benimle konuşmayın. Bunlar tabi, hepsi nesh oldu. Nesh oldu demek, yani o ibadet İslam'da yok. Hiç konuşmamak, tamamen susmak yoktur. Elbette halvette olup Allah zikriyle meşgul olabilirsin. Lazım olduğu vakit geri çekilip, dünya kelamı olmadan susup ibadetle meşgul olursun. Lakin, bu nadir yapılacak bir şeydir. Hele böyle bir şey yapmak artık emir değildir. Müslümanlara öyle bir emir kalkmıştır, yoktur artık öyle bir emir. Bize düşen, Peygamber Efendimiz'in yolunu takip etmek. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem zamanında üç kimse gelmiş. Birisi demiş ki ben hiç uyumayacağım. Bütün vakit ibadet edeceğim, hiç uyumayacağım. Ötekisi demiş ki ben devamlı oruçlu olacağım, hiç oruç bozmayacağım. Üçüncüsü de ben hiç evlenmeyeceğim. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem duyunca, onlara şöyle buyurmuş: "Ben uyurum, uyanırım. Oruç tutarım, oruç tutmadığım zamanlar da olur. Evlilik bakımından da evlenirim. Benim sünnetime tabi olanlar bendendir. Bu sünnete uymayanlar makbul değildir." Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bunu ümmete talim olarak gösteriyor ki insan kendi kafasına göre hareket etmesin. İyilik yapayım zan ederken iyilik yapmış olmaz, nefsini tatmin etmiş olur. "Ben bunu yaptım, Peygamber bile yapmadı," gibi yanlış yollara düşebilir. En büyük vebale düşmüş olur. Allah muhafaza etsin. Dinimiz kolaydır. Din bütün insanlığadır. Şeriat kıyamete kadar bu din üzerinde. Tabii teferruat olarak içtihat var, mezhepler var. İnsan kendi kafasına göre dini belirleyemez. Şimdikiler Hadis'i bile kabul etmiyor. "Kur'an'a bakacaksın. Kur'an'dan ne diyorsa onu yapacaksın," diyorlar. Sen ders deyip okusan onu ne dediğini anlamıyorsun. Kur'an'ı nasıl anlayacaksın? O başka bir şeytanın oyunu. Allah muhafaza etsin. Mezhebe, tarikata uyup ona göre elinden geldiği kadar yapacaksın. Ama şeriat şeriattır. Onu inkar etmek olmaz. Yapamazsan o başka. Ama şeriatı inkar edemezsin. Allah muhafaza etsin! O vakit büyük hataya ve vebale düşmüş olursun. Allah doğru yoldan ayırmasın hepimizi.

2024-06-22 - Lefke

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’i Allah Azze ve Celle en güzel şekilde yarattı, hem görünüş olarak hem davranış olarak. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bize en güzel şeyleri öğretiyor. O'nun öğrettikleri bizi insan yapıyor. İnsanı kâmil yoluna koyuyor bizi. Ona tabi olmayanlar o yoldan yavaş yavaş çıkıyorlar. İnsanlıktan çıkıyorlar. Onun için Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in gösterdiği güzel şeylerden birisi de, babanın sevdiği insanlar varsa, onlarla görüşmek, onlarla buluşmak, onlara itibar etmektir. Bu da İslam'ın, Peygamber Efendimiz'in öğütlerindendir. İyi insanlar azdır. Babanın ve atanın bildiği insanlar, eski insanlar demek ki onların da benzer huyları, tabiatları vardır. O tabiat ve huy sana da geçer, senden sülalene de geçer. Onun için iyi insanlar birbirlerini bırakmasınlar. Devamlı irtibatta olsunlar, devamlı beraber olsunlar, olabildikleri kadar. Yani birbirlerini unutmasınlar. Bu mühim bir şeydir. Bu zamanın insanları hiçbir şeye kıymet vermiyor artık. Kıymet verdikleri şeyler lüzumsuz şeylerdir, lüzumsuz insanlardır. Zararlı insanlardır. Onlarla düşüp kalkıp o sıfatları alıyorlar. Elinde bir değer olsa bile, zararlı insanlara uyup benzedikleri için, onu da kaybedip pişman oluyorlar. Hem ruhaniyet bakımından kötü oluyor hem maddi bakımdan da kötü oluyor. Çünkü kötü insanla olmak sana da zarar verir. Hiçbir zaman kötüyle olan kazanmaz. Şeytanla olan hiçbir zaman kazanmaz. Şeytan zaten açıkça söylüyor: Ben sana zarar vereceğim. Allah Azze ve Celle insanlara bildiriyor. Onları yoldan çıkaracağım, onları kötülüğe alıştıracağım. Birbirlerine düşman edeceğim. Allah Azze ve Celle de iyi insanların beraber olmalarını istiyor. Beraber olun, ayrılık yapmayın diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Onun için en mühim şeylerden birisi, babanın, annenin, akrabalarının tanıdığı iyi insanlar varsa onlara hürmet edip, onlarla en azından münasebetlerde olsa bile hürmet edip, onlarla irtibatta kalmaktır. Allah muhafaza etsin. Kötü insanların özellikleri birine geçtiğinde, çoğu insan bu süreçte çok şey kaybediyor. O kaybettikleri şeyler bulunmaz. İnşallah iyilerle buluştursun bizi. İyi olanlarla Allah daim beraber eylesin, inşallah. İyilerle olan dünyada da iyiyle olur, ahirette de iyiyle olur Allah'ın izniyle.

2024-06-21 - Lefke

Allah Azze ve Celle Peygamber Efendimiz'i son Peygamber olarak gönderdi. Efendimiz'in Peygamberlik işaretleri ve özelliklerden bir tanesi, ileriyi yani geleceği söylemek. Peygamberlere, Allah Azze ve Celle'nin ilminden o gelecekten haber etme özelliği verilmiştir. Peygamberlik, nübüvvet demektir. İleriyi görüp, ileride olacak olanı söylemek. Kur'an-ı Azimuşşan'da gelecekten haber eden, ileriyi söyleyen, gösteren ayetler çoktur. Onları bazı insan anlar, bazı insan anlamaz. Ama bu hutbede okuduğumuz ayet çok açık olarak gösteriyor nereye gideceğimizi. Ona göre tedbir alın diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. İnsanoğlu diyor ki dünyaya hakim oldun. Her şey elimdedir, her şeye hakimim. Hiçbir şeyi bize tesir etmez. İnsanoğlu, Allah, Tanrı diye bir şey tanımayan oldu. Biz her şeye hakimiz söylüyorlar. Lakin, bir anda, gece yahut gündüz, kibirlendikleri şeyleri dümdüz edip, dün hiçbir şey yokmuş gibi yaparız diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Emrimiz geldi. Allah'ın emri gelecek! Bu dünyanın haline kanmayın, her şeye hakim olduğunuzu zannedip de Allah Azze ve Celle'yi unutmayın. Her şey Allah Azze ve Celle'nin elindedir. Her şey bir anda yok olup gider. Yok olup giderken, sen de yok olup gitme. Senin hiç olmazsa Allah'a döndüğünde yanında götüreceğin yaptığın iyilikler olsun. Onları kurtarmaya bak. Öteki türlü Allah Azze ve Celle'ye karşı olanlarla olursan helak olup gidersin. Dünyada zaten bir şey kalmaz. Ahirette o vakit felaket olur. Bu günler ahir zaman günleridir. Her tarafta görüyoruz acayip acayip şeyler oluyor. Eskiden aklı hayale gelmeyen şeyler oluyor. Onu gören insanlar ona kanıp onlara tabi oluyorlar. Allah Azze ve Celle'nin yolunda olmayan insanlara inanıp tabi olan helak olur. Aklı olan zaten onu yapmaz. Çünkü o da insandır. Ona tabi olsan zaten sonunda ne sen kalacaksın ne o kalacak. Onun için baki olan Allah Azze ve Celle'yle beraber ol. Biten, ölen, yok olanla beraber olma. Yok olacak insan, Allah Azze ve Celle'ye karşı olanlardır. Sen de onlarla beraber yok olma diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Bunu size öğüt veriyor, nasihat ediyoruz diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Ama nasihat, öğüt dinleyen kim? Hiç kimse yok. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in hadisi şerifinde de buyurduğu gibi her gün öteki günden daha beterdir. Gelecek her gün daha iyi değil, daha kötü. Kötü dediğimiz hem iman bakımından, hem her bakımdan da daha kötü. İnsanlar eskiden daha iyiydi, şimdi daha kötü oluyor. Yine de insanlar bundan ibret çıkarmıyorlar. Devam ediyorlar. Halbuki bunu bilip de Allah'a sığınsalar, o vakit kazanmış olurlar. Allah'a sığınmayınca iki taraftan da kaybetmiş oluyorlar. Hiçbir fayda olmuyor insanlara. Yol Allah yoludur, Allah Azze ve Celle'nin yoludur. Kurtuluş yolu odur. Çünkü dünya sonuna geliyor. Sonuna gelse de gelmese de, insanın ömrü bitiyor. Kıyamet daha kopmayacak diye bazıları söylüyor. Daha çok vakit var. Çok vakit var diyorsun da, sen kıyamete kadar mi yaşayacağını zannediyorsun? İşte o insanlar akıllarını kullansalar kazanmış olurlar. Allah Azze ve Celle akıl vermiş. Ama akıllarını kullananlar ancak Allah Azze ve Celle'ye inananlardır. Allah'a inanmayanlar akıllarını kullanmıyor maalesef. Allah akıl fikir versin diyoruz.

2024-06-20 - Lefke

بسم الله الرحمن الرحيم عَـٰلِمُ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ (59:22) صدق الله العظيم Allah Azze ve Celle hem gaybı, hem de görüneni, hazır olanı bilir. Bizim için görünmeyen, gaybta olan şeyler de Allah Azze ve Celle'nin ilmindedir. Bizim bildiğimiz şeyler hiçbir şeydir. Allah Azze ve Celle'nin ilminin yanında, bildiklerimiz hiç bile değildir; hiçin hiçi, hiçtir. Allah Azze ve Celle her şeyi kendisi bilir. O, her şeyi en güzel şekilde yaratmıştır. Bazı insanlar, “Ben şunu okudum, bunu okudum, sırlar biliyorum” der. “Bu sırları kimse bilmez, sırf ben bilirim” diye iddia edenler çoktur. Hakiki âlimler, hakiki evliyalar öyle iddia da bulunmaz. Onların da Allah’ın bahşettiği ilimle, insanlara fayda sağlamak için açıkladıkları bilgiler, Allah’ın ilminin yanında yok denecek gibidir. Bu bilgi de Allah Azze ve Celle’nin ilminin yanında hiç sayılır. Allah Azze ve Celle her şeyi kendi hikmetiyle yaratmıştır. O sırlar sadece kendisindedir. O bazı sırları kıyamet günü insanlara açıklar. O bazı sırlar da, Allah’ın ilminin okyanuslarında bir damla bile değildir. Aslında okyanus benzetmesi bile yapamayız, çünkü Allah Azze ve Celle’nin ilmi sonsuzdur. Hudut desek olmaz, çünkü Allah’ın ilmi sonsuzdur. Bizim için olan, bizim anladığımız sırlar vardır. Onları kıyamet günü Allah Azze ve Celle herkese açıklar. Bazı sırlar vardır ki onlar da insanların sakladığı sırlardır. Onlar da kıyamet günü ortaya çıkacaktır. Hiçbir şeyi saklayamazsınız. Bütün sırlar aşikâr olur. Ne yaptın, kime zarar veya iyilik ettin, hepsi ortaya çıkar. Şu an yaşadığımız zaman diliminde ne olup bittiğini kimse anlamıyor. Her şey birbirine karışmış çorba olmuş, şeytan istediği gibi insanlarla oynuyor. İnsanlar da sırlarının kimse tarafından bilinmeyeceğini zannedip sevinip duruyorlar. O sırlar kıyamet günü hepsi ortaya çıkar. Herkes de ona göre hesabını verir. Allah Azze ve Celle’nin kıyamet günü beyan edeceği başka güzel sırlar da vardır. Onları da o zaman insanlar anlar. Tabii, bu sırlar Allah Azze ve Celle’nin ilminin yanında zerre kadar bile değildir. Bazı insanlar ‘sır’ lafını duyunca çok sevinirler. Bu sır nedir acaba, diye merak ederler. Çoğu insan, ‘Ben sırları bilirim’ diyenlerin peşinden gidip helak olur. Bizim o sırların peşinden gitmemiz emredilmemiştir. Bazıları, ‘Sır deyip’ insanları Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in gösterdiği yoldan saptırır ve ‘Sır deyip’ kendilerini haklı çıkarırlar. 'Bu sırların sahibiyle yürümen lazım' deyip, insanları yoldan çıkaran birçok grup olmuştur. Bu bizim işimiz değil. O sırlar varsa, Allah Azze ve Celle kıyamet gününe çıkartır. Görürüz. Bizim yapmamız gereken, Peygamber Efendimiz (s.a.v)'in emrettiği yolda devam etmektir. Namazımızı kılmak, orucumuzu tutmak, hacca gitmek, zekât vermek, iyilik yapmak ve kötülükten uzak durmak. Günah olan şeylerden uzak durmalıyız. Bunların hepsine Peygamber Efendimiz (s.a.v) nasıl emrettiyse öyle yapmamız gerekir. ‘Bu sır buymuş, bunu yapmaman lazım’ diyen birçok insan var. Onları dinleyenler, o sır dediği şeylerle birlikte helak olur. Kıyamet günü de o sırlar ortaya çıkar. Yaptıkları şeylerin bir fayda etmediğini görürler o vakit. Allah muhafaza etsin. İnsanoğlu meraklıdır böyle gizli saklı şeyleri öğrenmeye. Allah Azze ve Celle bu merakı vermiş. İnsanın yaratılışında vardır. Bu tür meraklara dikkat etmek lazım. Gereksiz işlerle kendini helak etmeye gerek yoktur. Allah muhafaza etsin. Allah, insanın ve şerlilerin şerrinden bizleri korusun.

2024-06-19 - Lefke

Allah'a hamd, şükürler olsun. Bugün bayramı idrak ettik. Hayırlara vesile oldu, inşallah. Allah taatlerinizi makbul eylesin. Hacılar da hacı oldu şimdi. Hac vazifelerini eda edip dönen döndü, dönemeyen ve rahmetli olanlar da orada kaldı. Bu güzel bir şey. Burada da kurbanlar kesildi. Kendi yerinde kesebilen kesti. Kesemeyen, fakir yerlere gönderdi. Senede bir ya da birkaç senede bir et yiyen insanlar oluyor. Onlara gidiyor. Onlara gidince çok makbul oluyor. Onların duaları Allah indinde makbuldür, inşallah. Hayıra vesile olur. Sonumuz hayır olur onların dualarının bereketiyle. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, her sene güzel ve gürbüz kurbanlar seçerdi. Onları kesip hem yerdi hem de dağıtırdı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. O adeti Allah'a şükür Müslümanlar pek çok yerde takip ediyor. Bazı yerlerde mezheplerine göre daha az yapıyorlar. Bazı yerlerde daha çok yapıyorlar. Müslüman, Allah'a şükür, kurbanın hem sevabından hem de etinden faydalanabiliyor. Efdal olan, kurbanı kesip yemesi ve dağıtması. Ama bu imkan şimdi artık daha zor oluyor. İnsanlar bunu yapamıyorlar. Onun yerine fakir memleketlere kurbanın bedelini verip orada kestirip böylelikle daha fazla hayır dua almak mümkün. Şimdi bazı insanlar, manasına bakmadan tutturuyor: Hadis ne yazdıysa, onu yapacaksın. Hadisin manasını anlamadan "Bu böyledir, bunu yapacaksın" diyorlar. Öyle bir durum olsa hiçbir şeye gerek olmazdı. Ne sahabelere gerek olurdu, ne başka bir şeye. Sen nereden bulacaksın, nasıl yapılır, nasıl edilir, bu icraat nasıl yapılacak, nasıl bileceksin, bilmezsin tabii. Ama şimdiki insanlar kendilerini akıllı zannedip çıkıyor ve "Hadis böyle dedi" diyor: Burada keseceksin, yiyeceksin. Hadis tamam da, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in zamanında orada da fakirlik had safhadaydı. Onun için öyle münasiptir. Daha sonra nasıl münasipse öyle olur. Mühim olan, vacip olan bizim Hanefi mezhebimize göre kurban kesmek. Nerede kesersen kes, sen adını verdikten ve o kurban senin adına kesilmişse, o vacip yapılmış olur. Kurbanın birinci kan damlasıyla beraber cennetle müjdelenirsin. Kurbanın üstünde kaç tüy varsa her tüy adedince on sevap yazılır. Yani bu tamamdır. Yiyen insanlardan da o kadar hayır dualar alırsın. Onun için adını vererek kurban kestirmek münasiptir. Kendi kesebilen, yerinde de kesebilir. O da olur. Kurban etinden kendisi yiyip, komşuya da dağıtabilir. Şimdiki insanlar her gün et yiyorlar. Bir de et pahalandı diyorlar. Şu oldu bu oldu deyip söylenip duruyorlar. Çünkü her gün etten başka bir şey yedikleri yok. Onun için kurban etini et yiyemeyen insanlar yesin, daha iyi. Ama yine de kendi evi için kurban eti ayıran kurban etinden yiyebilir. Zaten çoğu insan bayramlarda tatillere gidiyor, oraya buraya gidiyor. O imkan da olmuyor. Kurbanı kendi adına başkasına kestirmek isteyen, dikkat etmesi gereken kurban bedelini, kesme imkanına sahip, güvenilir olan ve kurbanın kesildiğinden emin olabileceği insanlara vermektir. Çünkü bazı yerlere veriliyor. Nereye gittiği belli değil, kesildiği, kesilmediği belli değil. Onu da biraz araştırmak lazım. Ondan sonra güvenilir, güvendiğin insanlara teslim edip, o güvendiğin insanların sorumluluğudur o artık. Senden çıkmış o sorumluluk. Onların sorumluluğunda olur. Senin niyetine göre Allah sana sevabını, ecrini verir. Allah mübarek eylesin. İşte bugün de bayramın son günü. Bu bayram da geçti. Allah'a şükür. Ömrümüz geçiyor. Geçmesini zaten durduramayız, durduracağımız da yok. Ama taatle geçmesi güzeldir, inşallah. Bu bayram da güzel geçti. Gelen giden ihvanlar oldu, Allah rızası için ziyarete gelenler var. Şeyh Baba'nın türbesini ziyarete gelenler var. Allah onların hepsini kabul etsin, mübarek eylesin. Hayır duaları makbul olsun, inşallah. Allah nice senelere yetiştirsin, inşallah.

2024-06-17 - Lefke

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱرْكَعُوا۟ وَٱسْجُدُوا۟ وَٱعْبُدُوا۟ رَبَّكُمْ وَٱفْعَلُوا۟ ٱلْخَيْرَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ (22:27) صدق الله العظيم Allah Azze ve Celle, Kur'an-ı Azimüşşan'da buyuruyor ki: İbadet edin, secde edin ve hayır yapın. Hayır nedir? İnsanlara her türlü yardım hayırdır. Yolu göstermek hayırdır. İnsanlara her türlü hayır yapmak emirdir. Namaz ve secde ise farzdır. Hayır yapmak da emirdir. Bunları yapan felah'a, yani kurtuluşa erer. Kurtuluş nedir? Son nefesini Allah yolunda vermektir. Son nefesinin bedeninden Allah'ın rızasıyla çıkmasıdır. O'dur maksat. Bu gayeyle hayır yaparsınız, en sonunda kurtuluşa kavuşursunuz. Bu dünya ruh için, can için bir hapis yeri gibidir. Can kuşu derler. O kuş kafestedir. Kafes bizim vücudumuzdur. Can o kafesten kurtulmak ister. Lakin o kurtuluşun iyi olması lazım. Kuş, her kafesten, ister iyi olsun, ister kötü olsun, ister altından olsun yine de o kafesten memnun olmaz. Kapıyı açarsan kaçıp gider. Ruh da aynı şekildedir. Bu vücuttan kaçabileceği saati bekler. O kapı açılınca hemen gider. Ama kurtuluşa mı gider, daha kötü bir yere mi gider o vakit? İşte bu ayeti, Allah Azze ve Celle'nin emrini yerine getiren muhakkak iyiye gitmiş olur. O kafesten kurtulup daha güzel bir yere gitmiş olur. Öteki türlü kötülük yapan, Allah Azze ve Celle'nin emrini yapmayan, herkese zarar veren insanın ruhu da daha kötü bir yere gider. İyi bir yere gidecek olan Allah Azze ve Celle'nin dediğini yapan insandır. Doğru yol gösteriliyor. Hayır yapmak herkes için iyidir. Hayır yapan insan sevilir. Kötülük yapan insan sevilmez. Allah Azze ve Celle o sevgiyi insanlara vermez. Allah Azze ve Celle bir kişiyi sevdi mi, Cebrail aleyhisselama şöyle bildirir: Ben bu kişiyi sevdim. Haber ver. Herkes bu kulumu sevsin. Cebrail aleyhisselam da bu haberi verir. Böylelikle insanlar da bu kimseyi sever. Mahlukat da onu sever. Öteki türlü bir kişi kötü oldu mu, 'Ben bunu sevmedim' diye buyurur Allah Azze ve Celle. 'Bunu da kimse sevmesin' diye buyurur. Dünyada o kişi seviliyormuş gibi gözükse bile, aslında insanlar onu sevmez, sadece bir menfaat için ona karşı hoş davranır ve acayip bir hal olur. Bu hal sevgi değil başka bir şeydir, kötülüktür. Allah muhafaza etsin. Allah hayır yapmamıza yardımcı olsun. Allah, yolunda gitmeye, inşallah, bize müsaade versin. İnşallah, Allah'a şükür, burada bulunan mümin insanlar iyilik yapmak için her türlü vesileyi, her türlü aracı yapmaya uğraşıyorlar. Allah'ın rızasını kazanmak için hem ibadet yapıyor hem kurban kesiyor, ne gibi hayırlar daha yapabilirim diye soruyor. İnsanlara, fakirlere, muhtaçlara, komşulara yardım etmek hepsi hayır yapmaktır. Allah o hayrı yapmaktan mahrum etmesin bizi.

2024-06-16 - Lefke

Bu bayram hepimize mübarek olsun. Allah kabul etsin. Yaptığımız ibadetlerle Allah'ın rızasına nail olalım hepimiz, inşa'Allah. Mübarek bayramlar olsun. İslam alemine de Allah muhafaza etsin. Doğru yolda olsunlar, inşa'Allah. Peygamber Efendimiz'in Hadis-i Şerifi'ni okumuştuk. Senenin en faziletli günü, Allah Azze ve Celle indiğinde, 'yawmun n-nahr wa yawmun qarr' dediği gündür. 'Yawmun n-nahr' yani kurban kesme günü, bugündür. 10 Zilhicce tarihindeki kurban bayramımızın birinci günü, Allah indinde en iyi gündür. Allah indinde en iyi gün, elbette ki Peygamber Efendimiz'in de, müslümanların da, müminlerin de en iyi günüdür. Mübarek olan iyi geceler var ama gündüz olarak en iyi gün kurban bayramının vuku bulduğu Zilhicce ayının 10'uncu günüdür, diye buyuruyor Peygamber Efendimiz. 10 Zilhicce en faziletli gündür. Çünkü bu günde farzlar yapılıyor, vacipler yapılıyor. Vakit, mekan, zaman olarak en mübarek gündür. Mübarek gün ne demek? Ruhuna bir ferahlık verendir. Allah Azze ve Celle'nin insanın ruhuna verdiği bu ferahlık ahirete kadar ilelebet sürer. Ferahlık dünyada olduğunu zanneden insanlar var. Bu ferahlığı bulmak için dünyada her şeyi yapıyorlar. Kendini memnun ve mutlu etmek için bir şeyler yapıyor insanoğlu. Mutlu olmak için bir şeyler yapıp da ondan mutlu olacağını zannediyor. Lakin sadece o an, o dakika, o saat için süren bir mutluluktur, ferahlıktır, sevinçtir. Bir anlık bir hissiyattır. Ama onun devamı olmuyor. Bir saat sonra, bir gün sonra o mutluluğu bulamıyorsun. O mutluluğu yeniden ararsan, aynı şeyleri tekrar yapacaksın. Fakat ne yazık ki, o mutluluk yine kısa sürede gidecek, kalıcı olmayacak. İstersen bütün dünyanın her sevindiren ve mutlu eden şeylerini yap. Bütün kendine nefsini tatmin edecek şeyler yap. Bir saat sonra, bir gün sonra, bir ay sonra, 'ben şu kadar bir şey yaptım, bu kadar şey yaptım.' desen bile fark etmez. Onun hiçbir faydası yok. Devamı olmuyor. O saat yapılıyor. Orada kalıyor. İlerisi için hiçbir faydası olmayan şeylerdir. Allah rızası olmayan şeylerdir. Allah Azze ve Celle rızası olmayan şeyler daha sonra sıkıntı oluyor, daha beter hal oluyor. Daha fazla yapacağım deyip yapsa da yine aynı şekilde bir devamı olmayan şeydir. Onun için Allah Azze ve Celle buyuruyor ki قُلْ بِفَضْلِ ٱللَّهِ وَبِرَحْمَتِهِۦ فَبِذَٰلِكَ فَلْيَفْرَحُوا۟ هُوَ خَيْرٌۭ مِّمَّا يَجْمَعُونَ (10:58) İnsanlar, yapılan hayır hasenatla sevinsinler. Yapabildikleri iyilikler, yerine getirdikleri Allah Azze ve Celle'nin emirlerini, üzerlerinde Allah'ın rahmeti olarak bilip ona sevinsinler. Yaptığın hayır hasenatın mutluluğu geçici değildir. İlelebet sürer. Ölsen de seninle beraber gelir. Mahşerde seninle beraber olur. Cennette de seninle beraber olur. İlelebet o mutluluk sende kalır. Öteki dünya mutlulukları geçicidir. Karun bile o kadar zengindi, o kadar servete sahipti, her türlü şeyi vardı. Bir fayda etmedi. Bu büyük bir misaldir. Başka daha küçük bir misal ise: Şimdiki insanlar yaşayacağız diyorlar. Yaşamak istiyoruz. Yaşamak dedikleri yani kendi nefsini tatmin etmektir. Namaza gitmemek, oruç tutmamak, hiçbir şey yapmamak. Onları yapmayınca yaşıyoruz zannediyorlar. Her türlü halt yapınca yaşıyoruz zannediyorlar. Ama onun kendilerine bile faydası yok. Bir saat sonra o ferahlık, o sevinç, o mutluluk kalmıyor. Onun için mutluluk isteyen insan bu gibi mübarek günlerde o mutluluğu bulabilir. Hayırlarla mutlu oldukça, Allah da Azze ve Celle bu insana daha fazla mutluluk verir, sevinç verir. Allah bugünlerimizi mübarek eylesin. İyiyi kötüden ayırt edelim, inşa'Allah. İyi olan daim olandır. İyi ve kalıcı olmayan şeylerde mutluluk arayan, sadece çölde serap görmüş gibi bir anlık geçici mutluluk yaşar. Hiçbir faydası olmaz. Sonu da hüsran olur. Allah, bu günlerimizi mübarek eylesin. Allah, ferahlık eylesin hepimize. Bereketli olsun. Her türlü kötülükten muhafaza etsin, inşa'Allah. İslam'a nusret versin. Sıkıntı içinde olan Müslümanlar var, onların da Allah makamlarını âli eylesin. Onların da nasipleri öyleymiş demek ki onlar sabırlı insanlarmış. Allah'tan geldi diye o kadar sıkıntı içinde bile Allah'a hamd ediyorlar, razıdırlar. Allah onlara da yardım etsin, inşa'Allah.