السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.
Peygamber Efendimiz buyuruyor:
تفاءلوا بالخير تجدوه
"Hayrı ümit edin, bulursunuz."
Yani onun için her iş yaptığınızda, nereye giderseniz gidin, ne iş yaparsanız yapın, hayırlı olacak diye düşünün.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bunun muhakkak öyle olacağını söylüyor.
Bu hem sizin için daha hayırlı olur, hem de Allah Azze ve Celle sizin ümidini boşa çıkarmaz.
Hasta olan "iyileşeceğim" diye düşünsün.
İşi olmayan "işim olacak" diye düşünsün.
Bir yere gidecekse "hayırlı olacak" diye düşünsün.
"Gidip selametle döneceğiz" diye düşünsün.
Yani bütün işlerin hayırlı olacağını düşünmeli.
"Benim işim olmayacak, olmaz" diye düşünürsen, zaten baştan kendi ümidini kırmış oluyorsun.
Bu da aynı şekilde hasta "ben artık iyileşmem" dese, baştan kendini yıkmış oluyor.
Öte yandan "Allah'ın izniyle iyileşeceğim, Allah şifa verecek" derse, o da Allah'ın izniyle iyileşir.
Bu ilaçtan daha kuvvetlidir.
Moralini düzeltmek ve inanmak, insana ilaçtan da daha kuvvetli gelir.
Her şeyden daha kuvvetlidir.
Onun için Peygamber Efendimizin bütün sözleri insanlara yol gösteren, her iyiliği gösteren ve veren şeylerdir.
Bu yüzden daima hayrı düşünün.
"İşimiz iyi gidecek, bundan daha kötü olmaz.
Allah'ın izniyle, Allah'a tevekkül ettik.
İşimiz iyi olur, daha güzel olur" diye daima düşünün.
Bazı insanlar var, şom ağızlı derler.
Her işe kötü yaklaşan, kötülüğü düşünen insanlar... Bu güzel bir şey değil, fayda vermez, aksine zarar verir.
Allah muhafaza etsin.
Devamlı iyilik düşünmek lazım.
Allah iyilik versin, işlerimiz güzel olsun inşallah.
Daima daha iyi, daha güzel olsun inşallah.
2024-11-26 - Dergah, Akbaba, İstanbul
فَاعْتَبِرُوا يَا أُولِي الْأَبْصَارِ
(59:2)
Görenler, gözleri açık olanlar için, ibret alın diye buyuruyor Allah Azze ve Celle.
Dünyada yaşamak her an ibret almak içindir.
Her şeyin bir hikmeti var, bir tecellisi var.
Onu gören insanlar görür, ibret alır, faydalanır.
Görmeyenler hiçbir şey bilmez.
Cahil olarak gelir, cahil olarak gider.
Hiçbir şeyden bir fayda sağlayamaz, bir fayda edemez.
İbret alan insan her şeyden faydalanır.
İbret almak, Allah Azze ve Celle'nin emridir.
Dünyada ot gibi yaşayıp gitmek için değil, dünya hayatını ahiret için ganimet olsun diye Allah Azze ve Celle yaratmış.
Onun için ibret almak emirdir.
İbret alın, her şeyden ibret alın.
Kendi hayatından da alırsın.
Başkalarının da yaptıklarından ibret alırsın.
Gördüklerinden de ibret almak demek:
onun hikmeti nedir diye onu düşünmektir.
Bir şey anlamazsan bile Allah Azze ve Celle'nin bir hikmetleri var diye düşünmen o da faydadır.
O vakit Allah Azze ve Celle'yi hatırlamış oluyorsun.
Allah Azze ve Celle'nin yaptığı, yarattıklarında ibret olarak çok şeyler var.
Geçmişte, gelecekte, hazırda çok ibret alacak şey var.
أَنَّمَا خَلَقۡنَٰكُمۡ عَبَثٗا
(23:115)
Onun için bütün hayat - hem kendi hayatın hem başkalarının hayatı - ibret alıp iyi olmak ve kötüden uzak durmak içindir inşallah.
Allah yardım etsin.
O hikmetleri anlamaya yardım etsin bize inşallah.
2024-11-25 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Allah Azze ve Celle şöyle buyuruyor:
اِنَّكَ لَا تَهۡدِىۡ مَنۡ اَحۡبَبۡتَ وَلٰـكِنَّ اللّٰهَ يَهۡدِىۡ مَنۡ يَّشَآءُ
(28:56)
"Sen sevdiğin kişiyi hidayete erdiremezsin, ancak Allah dilediğine hidayet verir."
Allah dilediğine hidayet nasip eder.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki: "Bir insanı hidayete erdirmen, dünya ve içindeki her şeyden daha hayırlıdır."
Bu sebeple, bir insanı Allah yoluna yönlendirmek büyük bir mükâfattır.
İnsana böyle bir nasip olduğunda, başka bir şeye bakmaması gerekir.
Hem Şeyh Efendi'nin zamanında hem de şimdiki zamanda Allah'a şükür, pek çok insan bu yola girdi.
Hidayet yolu, Peygamber Efendimiz'in yolu, Ehli Sünnet vel Cemaat ve Nakşibendi Tarikatı yoluna binlerce, on binlerce insan girdi.
Fakat bakarız, bazılarını göremiyoruz.
Bizim kapılarımız herkese açıktır.
Onlar hidayete erişti diye onları satın almadık.
Herkes istediği zaman gelir, istediği zaman gider.
Kimse kimseye mecbur değildir.
Bu bir gönül meselesidir.
Allah senin vesilen ile birini hidayete eriştirdiyse, bu sana yeter.
Başka menfaatler peşinde koşmana gerek yok.
Bu, Allah Azze ve Celle'nin sana büyük bir ikramıdır.
Bir kişiyi hidayete eriştirmen ve o kişinin bu yolda devam etmesi, büyük bir nimettir.
Ne yazık ki bazı kimseler 'Ben hocayım, bu insanlar benim vasıtamla tarikata girdiler, Şeyh Efendiyi tanıdılar' diyerek, kendilerine bilhassa kadınlar tarafından hizmet edilmediğinden şikâyet ediyorlar:
"Şimdi bana artık hizmet etmiyorlar, bana ikram etmiyorlar."
Evet, insanlar size saygı gösterir, ikramda bulunur, ama kimseyi satın almış değilsiniz.
Allah herkesi hür yaratmıştır.
Kimse kimsenin hizmetçisi, kölesi değildir.
Gönülden gelirse, Allah rızası için hizmet eder.
Bu gerçeği herkesin, bihassa tarikat ehlinin bilmesi gerekir.
Çünkü tarikat, şeriatın özüdür.
Şeriat kıl kadar incedir.
Kılıç gibi keskindir, dikkat etmek gerekir.
İyilik yapayım derken kendinize zarar vermeyin, başınız kötülük gelmesin.
Bu insanları doğru yolda görürseniz, Allah'a şükredin, hamd edin.
Allah'a şükür ki, milyonlarca insan sapkınlık içindeyken, ne Allah'ı biliyorlar, ne Peygamber'i, ne dini, ne imanı, ne ahlak var ne birşey var
Onlara bakmayıp da, mübarek bir insan seninle beraber değil ama aynı yolda gidiyor diye can sıkmak doğru değil.
O insana zorluk çıkarmayın. Darılmasın!
Bu çok önemlidir.
Yola girenler için kapı her zaman açıktır.
Şeyh Nazım Efendi'ye binlerce, on binlerce kişi gelip gitti.
Hepsini göremiyoruz tabii, ancak azını görebiliyoruz.
Çoğu gönülden devam ediyorsa ne mutlu bize; etmiyorsa Allah onlara da hidayet versin.
Allah kimseyi doğru yoldan ayırmasın.
İnsanı doğru yola koyduktan sonra Allah'a şükretmek gerekir.
Başka şeyleri kalbinden geçirme.
Ondan alacağın şey yerine, Allah sana daha büyüğünü, daha hayırlısını nasip eder.
Bunlar dikkat edilmesi gereken konulardır.
Özellikle tarikat ehli için.
Maalesef tarikat ehli her yerde "şu şöyleydi, bu böyleydi" diye konuşuyor.
Bizim tarikatımız açıktır.
Kapımız açıktır.
Bize gelmek isteyen hoş gelir.
Başka yere gitmek isteyen, doğru yolda olduktan sonra, Allah ve Peygamber yolunda olduktan sonra, gitsin. Hiç üzüntü olmaz.
Kalbi nereye meylediyorsa oraya gider.
Ne yaparsa yapsın.
Yeter ki yoldan çıkmasın.
Önemli olan budur.
Allah hepimizi bu yolda sabit kadem kılsın.
Nefsimize uydurmasın inşallah.
Allah Azze ve Celle yolunu göstersin.
Sapıtmaktan korusun inşallah.
2024-11-24 - Lefke
وَلَا يَخَافُوۡنَ لَوۡمَةَ لَاۤـئِمٍ
(5:54)
Allah Azze ve Celle Kur'an-ı Azimüşşan'da buyuruyor ki, mümin olan, Allah Azze ve Celle ile beraber olan insan için başkalarının ne dediği önemli değildir, kıymet vermez.
Onların dedikleri, Allah yolunda olan insan için önemli değildir.
Önemli olan Allah yolunda olmaktır.
"Bu beni beğenecek, bu beğenmeyecek" diye bir dertleri yoktur.
Tek dertleri Allah Azze ve Celle'nin onları beğenmesi ve kabul etmesidir. Bütün gayeleri, hamleleri ve düşünceleri budur.
Allah Azze ve Celle bizi kabul etsin.
Başkası kabul etmiş, şu kabul etmiş, bu kabul etmemiş, bu giysimizi beğenmemiş, bu okulumuzu beğenmemiş, bu yürüyüşümüzü beğenmemiş diye hiçbir endişemiz olmaz.
Allah Azze ve Celle ile beraber olan insan O'ndan başkasını düşünmez.
Düşüneceği tek şey, giydiği, yediği, içtiğinin Allah Azze ve Celle'nin istediği gibi olmasıdır.
O adamın, bu kadının, başkalarının beğenip beğenmeyeceği diye bir kaide yoktur Müslümanlıkta.
Müslümanlıkta tertipli ve temiz giyineceksin.
Üstünü temiz tutacaksın, necasetten uzak duracaksın.
Ondan sonra üstü kolay, yediğin de temiz olacak.
Necaset olmayacak, pislik olmayacak.
İslamı ve Müslümanları beğenmeyen bu insanların hem üstü başı pis, hem de yedikleri şeyler necasettir.
Şimdi bu necaset, bir kere içki necasettir.
Üstüne değdiğinde temizlensin diye yıkaman gerekir.
O necaset gitsin diye yıkaman lazım.
Yediğin şey de aynı şekilde.
Şimdi bu akılsız Müslüman olmayanlar, "Efendim, bir millet köpek yermiş, nasıl köpek yiyor bunlar?" diyor.
"Sen domuz yiyorsun, domuz daha pis ondan."
Yani nasıl bir mantık bu, mantık diye bir şey yok.
Allah Azze ve Celle'ye inanmayan insanın hiçbir mantığı yoktur.
Hiçbir şeyi doğru dürüst değildir.
Onun için onlar seni beğensin diye uğraşırsan, seni maymuna çevirirler.
Yani onların keyfine göre davranacaksan, her türlü maskaralığa maruz kalırsın, sana gülerler.
O zaman esas sana gülerler.
Allah yolunda olan insan, Allah Azze ve Celle'nin istediği gibi olduktan sonra en büyük kazancı elde etmiş olur.
Her işi güzel olur.
Allah yolunda gitmiş olur.
Öteki türlü "bu beğenecek, bu beğenmeyecek" diye davranırsan, Allah Azze ve Celle sana hayır nazarıyla bakmaz, senden memnun olmaz.
Allah Azze ve Celle'nin rızası olsun inşallah hepimizin üzerine.
"Bu böyle dedi, şu şöyle dedi" diye üzülmek yakışmaz.
Tam tersine, bizi beğenmeyenler, yani İslam'ı beğenmeyenler varsa ve onların beğenmediğini yapıyorsak, ne mutlu bize, ne güzel bize.
Onların beğenmediklerini, hayır işlerini yaparak kazanacaksak, hiç beğenmesinler.
Biz iyiliği, iyi olarak yaparız.
Beğenirlerse ne âlâ, beğenmezlerse önemli değil.
2024-11-22 - Lefke
Allah Azze ve Celle Kur'an-ı Azimüşşan'da buyuruyor.
وَمَنۡ اَحۡسَنُ دِيۡنًا مِّمَّنۡ اَسۡلَمَ وَجۡهَهٗ لِلّٰهِ وَهُوَ مُحۡسِنٌ وَّاتَّبَعَ مِلَّةَ اِبۡرٰهِيۡمَ حَنِيۡفًا
(4:125)
En iyi insanlar, İbrahim aleyhisselam'ın dinine, onun milletine - ki o millet İslam milletidir - tabi olanlardır.
Dini İslam'dır.
Ona tabi olan, Allah katında en iyi ve en güzel insanlardır.
Allah katında iyi ve güzel olmak, her insanın yapması gereken şeydir.
Çünkü her şeyimiz Allah'tandır ve biz Allah'a borçluyuz.
Hepimiz Allah'a aitiz.
O'nun mülküyüz.
O bizim sahibimizdir.
Allah Azze ve Celle'dir.
Rızkımızı veren, her türlü sıhhati veren ve en önemlisi imanı veren Allah Azze ve Celle'dir.
O'na şükredip O'nun istediği yolda gitmek gerekir.
Kurtaran da O'dur, veren de O'dur, alan da O'dur.
Allah Azze ve Celle'dir.
Bu yüzden o yolda giden insana ne mutlu, diye buyuruyor Allah Azze ve Celle.
Yani en güzel insan odur.
Doğruları bize öğreten, gösteren Allah Azze ve Celle'dir.
"Bu gittiğiniz yol, güzel yol budur" diye buyuruyor.
Bundan daha güzel yol yoktur.
Başka yola sapmayın.
Başka insanların peşinden gitmeyin.
Bu yoldan çıkan insanların peşinden sakın gitmeyin, helak olursunuz.
"Biz sizi kurtardık, biz size yardım ettik, şunu yaptık, bunu yaptık" deyip de seni yoldan çıkaran insanın sana faydası olmaz, kendine de faydası olmaz.
Bu nedenle doğru olan, Allah Azze ve Celle'nin yolunda olmaktır.
İnsan için en önemli şey "hayati karar" derler.
Hayati karar budur.
Bu yolda sebat edip ahirete bu yol üzere intikal etmektir.
En iyi karar, en güzel karar, en akıllı karar budur.
Allah Azze ve Celle buyuruyor ki:
وَاتَّخَذَ اللّٰهُ اِبۡرٰهِيۡمَ خَلِيۡلًا
(4:125)
İbrahim aleyhisselam'ı sevgili, sevindiği insan olarak kabul etti diye buyuruyor.
İbrahim aleyhisselam ulül azm peygamberlerindendi, onlar büyük peygamberlerdir.
124 bin peygamber vardır.
Aralarında ulül azm olan mübarek vardır.
En yüksek makamlarda olan onlardır.
İbrahim aleyhisselam, Peygamber Efendimiz'in de ceddi sayılır.
Tabii ki Peygamber Efendimiz'in peygamberliği hepsinin başında gelir, ve son peygamber olarak İslam dinini tamamlayıp, kıyamete kadar insanoğlu bu din üzere kalsın.
İslam dini zor değildir.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: "Fazla zorlamayın, Allah Azze ve Celle ne kadar yaparsanız kabul eder."
Fazla da yapsanız yeter deme!
Bu yüzden Peygamber Efendimiz "Fazla zorlamayın" diyor.
Kendinize fazla yük yapmayın.
Yapabildiğiniz kadar emirleri yerine getirin.
Farzları da tabii ki eksik etmeyin.
Eksik etmeyin.
Namazları, oruçları ve diğer ibadetleri eksik etmeyin ama fazlasını yapmanıza da gerek yok.
Çünkü bakıyorsun bazıları dönmüş oluyor kötü yollardan, Allah Azze ve Celle'nin sevmediği yollardan.
"Ben yapacağım, edeceğim" deyip bir hevesle giriyor.
Sonra fazla yük almış oluyor.
Onu devam ettiremiyor.
Bu yüzden azar azar yapmak Allah Azze ve Celle'nin en sevdiği amellerdendir.
Az olsun ama devamlı olsun, kesilmesin.
Bu sebeple İslam dini kolay bir dindir, zor değildir.
Zor diyen yalancıdır.
Allah muhafaza etsin.
2024-11-21 - Lefke
İnsan, nisyandan gelir.
Nisyan kelimesinden gelir ki o unutmak demektir.
İnsan da unutan demektir.
O da insanın bir çeşit sıfatıdır.
Unutkanlık insanlarda bazen olur.
Her şeyin bir hikmeti vardır.
Her şeyi yaratan Allah Azze ve Celle'dir.
Hikmetini de, faydasını da en iyi Allah bilir.
Onun için insanoğlu her şeyi unutmazsa hayatı çekilmez olur.
Acıları, hatıraları, ondan sonra her türlü şeyde bir hikmet vardır.
Unutmakta da bir hikmet vardır.
Çünkü her şeyi hatırlasa insan kimseye muhtaç olmaz.
Şimdi unutulacak şeyleri Allah Azze ve Celle insanın kalbinden, zihninden o acıları kaldırır.
Günler geçtikçe insanın üzüntülü halleri yahut kendisine gelen çeşitli zorluklar unutulur, hayatı geçer gider.
Bu sebeple unutkanlık normal, ama bazı şeyleri unutmak zor geliyor insana.
Bunun için muhakkak mesela Kur'an ezberlemişsen unutmamak için, onu devamlı okuman lazım.
Yani ezberlediğin yerleri unutmamak için çalışmak lazım.
Unuttuklarını hatırlamak istediğinde salavat-ı şerif oku; Peygamber Efendimize (s.a.v.) salat ve selam getir. Allah'ın izniyle aklına gelecektir.
İster ders olsun, ister başka bir şey, unutunca insan üzülüyor.
Unutkanlık Allah'ın insana verdiği doğal bir özelliktir.
Allah'tan geldiği için onu da kabul etmek lazım.
Önemli konuları unutmamak için ya sürekli tekrar etmeli ya da not almalıyız.
Yapılacak işleri, gidilecek yerleri, özellikle de önemli görevleri unutmamak gerekir.
İslam esaslarını, namazı unutmayacaksın, orucu unutmayacaksın.
Hac görevini aklında tutup inşallah yerine getirmeyi ve zekat vermeyi ihmal etmemelisin.
Bu önemli şeyleri unutmamak için not alıp dikkat etmek lazım.
Allah yardım etsin, Allah muhafaza etsin.
Bildiklerimizi, özellikle Kur'an-ı Azimüşşan'ı, Peygamber Efendimizin güzel sözlerini, ezberimizde olanları unutmamak için salavat getirip, inşallah aklımız başımızdayken bu dünyadan çıkarız.
Şimdi bir de unutkanlık hastalığı var ki, o daha büyük, büsbütün kötü.
Artık insanın kimseyi tanıyamadığı yeni hastalıklar ortaya çıktı.
Allah hepimizi onlardan muhafaza etsin inşallah.
2024-11-19 - Lefke
Allah Azze ve Celle buyuruyor:
وَكَمۡ أَهۡلَكۡنَا قَبۡلَهُم مِّن قَرۡنٍ هُمۡ أَشَدُّ مِنۡهُم بَطۡشٗا فَنَقَّبُواْ فِي ٱلۡبِلَٰدِ هَلۡ مِن مَّحِيصٍ
(50:36)
Kur'an-ı Kerim'de yazılı olduğu gibi, Allah Azze ve Celle'nin buyurduğu bu ayetin tefsirinde, bu insanlardan önce nice kavimler gelmiş geçmiş. Hepsi bunlardan daha kuvvetli, daha azametli, daha bilgili imiş. Hepsi geçip gitmiş, çoğu helak olmuş.
Helak olmayanlar sadece Allah Azze ve Celle'nin yolunda olanlardır.
İnsanlar bu dünya için "Bu benimdir" diye dolaşırlar.
Halbuki hiçbir şey değildir.
Mal, dünya, her şey ve ahiret Allah Azze ve Celle'nindir.
Her şey insanoğlu ibret alsın diye yaratılmıştır.
İbret alan kurtulur.
Allah yolunda olan kurtulur. Diğerleri kendilerini bir şey zannedip "Biz şöyleyiz, biz böyleyiz, biz daha güçlüyüz, biz daha iyiyiz" diye boş konuşurlar.
Çünkü güç de, mal da, mülk de geçicidir, her şeyin bir sonu vardır.
Bu yüzden kalıcı olacak şeylere bakmak gerekir.
Dünya nimetlerine, zevklerine değil; dünyada yaşarken bile Allah Azze ve Celle'yi unutmamak lazım.
Allah Azze ve Celle temiz ve güzel olan şeyleri sana helal kılmıştır.
Helalinden, güzelinden istifade edebilirsin.
Allah'a şükredersen hepsi sana fayda olur.
Ama şükretmezsen, orada burada kabadayılık yapıp "buranın meyhanesi" diye övünürsen, o zaman Allah sana hiçbir fayda vermez.
Sen de diğer helak olan kavimler gibi yok olup gidersin.
Allah Azze ve Celle'ye karşı gelen insan akılsızdır.
Allah'a kafa tutmak akıl işi değildir.
Kendi erkanına kafa tutarsın ama Allah'a karşı böyle davranmak hiç iyi değil.
Senin gücün bir insana yetmez.
Allah kâinatın yaratıcısıdır, O'na karşı nasıl böyle davranabilirsin?
Hangi cüretle, nasıl bir akılsızlıkla O'na karşı her türlü saygısızlığı yapıyor insan?
Üstelik kendini bir şey zannediyor.
Kendisinin övülmesini istiyor.
Allah'a şükür, her şeyi vermiş Allah Azze ve Celle bize.
Müslümanlara her nimeti bahşetmiş.
Şeytan ise bunları Müslümanlardan almak istiyor.
Ne yazık ki çoğu kişi şeytana kanıyor.
Hem dünyada rezil oluyor, hem de hiçbir faydası olmuyor.
Elinde avucunda ne varsa hepsi gidiyor.
Sağlığı da, namusu, şerefi de gidiyor.
Hiçbir şey kalmıyor.
Böyle çaput gibi - çaput bile ondan daha iyi - bu dünyada geçip gidiyor.
Bu yüzden Allah Azze ve Celle'nin yolundan ayrılmayın, ibret alın.
Binlerce yıldır bu dünya, senden daha güçlü, daha sağlıklı, daha güzel, daha akıllı nice insanlar gördü; hiçbiri kalmadı.
Binlerce yıldır bu dünya hepsine mezar oldu.
Bize de mezar olacak.
Mezar olsun, hayırlısı olsun inşa'Allah.
Ahiret bizim olsun.
Dünya böyledir, kalıcı değildir.
Dünya bir mezarlıktır.
Başka bir şey değil.
Allah bizi şerlerden, şeytanın şerrinden korusun.
Şeytan bu günlerde insanlara çok musallat olmuş durumda.
Kötülük yapınca, günah işleyince iftihar ediyorlar.
Utanılacak şeylerle, en büyük ayıplarla övünüp, utanmadan ortalıkta dolaşıyorlar.
Allah şerlerinden korusun.
Allah onlara da akıl fikir versin.
Vermezse de zaten hesaplarını Allah Azze ve Celle'nin huzurunda verecekler.
2024-11-18 - Lefke
أَلَآ إِنَّ أَوۡلِيَآءَ ٱللَّهِ لَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ
(10:62)
Evliyalar, Allah'ın sevgili kulları.
Onlara korku yok, üzüntü yok.
Onlar Allah Azza ve Celle ile beraberdirler.
Allah'la beraber olanın hiçbir şeyden kaygısı olmaz.
Allah Azza ve Celle'yi tanımak lazım.
Nasıl tanırız?
Bizi yaratan ve yoktan var eden Allah Azza ve Celle, bize bu ihsanı bahşettikten sonra, üstelik kendisini bize tanıtıp O'nun yolunda yürümemize müsaade ve irade buyurmuşsa, bu en büyük nimettir.
İnsan için bundan daha kıymetli bir şey olamaz.
En kıymetli şey budur.
O'nun yolunda olan, O'nunla beraber, O'nu sevenlerle beraber olan insan her hayra nail olmuş olur.
Her hayra nail olmuş olur.
Çünkü dünyada binlerce, milyonlarca insan gelip geçmiş.
Sen de yine gelip geçeceksin.
Sen kiminle beraber olacaksın?
İşte insan, Allah'ın evliyalarıyla ve O'nun sevdiği kullarıyla beraber olmalıdır.
Onlara üzüntü yok, korku yok diye buyuruyor Allah Azza ve Celle.
İşte Şeyh Baba'yı ziyarete geliyorsunuz, gidiyorsunuz.
O'nu uzaktan da ziyaret etmek mümkündür.
Ona ve bütün evliyalar, tüm peygamberler ve sahabeler için dua okuyunca onlarla beraber olmuş olursunuz.
Onları ziyaret etmiş gibi olursunuz. Bazılarının makamları bellidir.
Çoğunun makamı belli olmayan evliyalar var. Allah'ın bu sevgili kullarıyla beraber olunca, onların himmeti üzerinize olur.
Onun için bu, insan için en güzel şeydir.
İnsan için mal, mülk, ev, bark ve dünya şeyleri ahirete yaramazsa hiçbir faydası yok.
Ama onlar ahiret için olursa her hayra nail olursunuz.
Her güzel şeye nail olursunuz.
Onların kıymetini bilmek lazım.
Allah'a şükretmek lazım.
Ziyade etsin.
Allah, evliyalarını tanıttığı için ve onlarla beraber olmamızı nasip ettiği için, evliyaların himmeti üzerimize olur. Onlara hürmet edenlere Allah da hürmet eder.
O iyiliğe vakıf olan, bu güzelliğe vakıf olan insan şanslı insandır.
Lakin onun düşmanları çoktur.
Bir güzel yola, iyi yola gittin mi, yahut bir evliya insana gittin mi bin tane şeytan çıkar karşına.
"Ne gerek var, niye gidiyorsun, niye yapıyorsun?" derler bazı Müslümanlar bile.
Müslüman olmayanların itirazlarının ise haddi hesabı yok.
Bu yoldan giden muhafaza edilecek.
Kimseyi dinlemeyin.
Kimse sizi yolunuzdan alıkoymasın.
Bu yol güzel yoldur, bu yol doğru yoldur.
Şimdi dediğimiz gibi bin tane değil, yüz bin tane şeytan var dünyada.
Hemen ayağın kayar ve cehenneme gitmesen bile, doğru yoldan uzak düşersin.
Evliyalardan, Allah'ın sevgili kullarından uzak olursun.
Onlarla beraber olmak necattır.
Onlarla beraber olmak kurtuluştur, iyiliktir.
Ahirette onlarla beraber olmak en büyük arzudur insanoğlu için, müminler için.
Allah onlardan ayırmasın bizi.
Onların himmetine nail olalım daima inşallah.
2024-11-17 - Lefke
İslam dini iki esasa dayanır.
Birisi Kur'an, birisi sünnet.
Sünnet dediğimiz, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in yaptığı şeyler ve söylediği güzel sözler, onlara tabi olmak lazım.
Kur'an-ı Azimüşşan'ı Allah Azze ve Celle muhafaza ediyor.
إِنَّا نَحۡنُ نَزَّلۡنَا ٱلذِّكۡرَ وَإِنَّا لَهُۥ لَحَٰفِظُونَ
(15:9)
"Biz zikri, Kur'an'ı indirdik."
"Onu biz koruyoruz."
Onu değiştiremezler.
Onu istedikleri gibi yapamazlar.
Hadisler konusunda ise, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in gerçek hadisleri, mübarek sözleri ve sünneti mevcuttur, ancak maalesef zamanla bazı kimseler bunların arasına uydurma hadisler katmışlardır.
Kendi kafalarına göre koymuşlar.
Zaten Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: "Bu hadisleri duyduğunuz zaman kalbinize ve aklınıza yatmıyorsa, o benim sözlerim değildir, benim sünnetim değildir."
"Onu kabul etmeyin" diye buyuruyor Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem.
Şimdi tabii Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'den sonra hadis alimleri çıktı.
Hadisleri ayıkladılar, temizlediler, çok şeyi düzelttiler.
Yine de arada bir akla, mantığa uygun olmayan şeyler var.
Onları da bu Selefi denen tayfa kullanıyor.
Onlardan birisi, haşa, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in mübarek annesi, babası kafirdir diyorlar.
Hiç olacak şey mi yani bu? Haşa, onu hadis diye bir hadis çıkarmışlar.
Hiç alakası olmayan bir hadis.
O muhakkak Yahudiler yahut o vakitteki müşrikler oraya koymuş.
O kabul edilemez bir şey.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in soyu, bütün peygamberlerin sülalesinden gelen temiz bir iman ve nur ile gelmiştir.
Yani nur geliyor.
O nur dededen babaya, babadan anneye geçiyor, hep o nur gelen yerde küfür olamaz.
Küfür nur olmayan yerde olur.
O nur muhakkak her şeyi sarmıştır.
O mübarekler cennetin en yüksek yerlerindedir.
Onun için, dediğimiz gibi, şimdi kendilerine göre, kafalarına göre "bu hadis zayıftır, bu hadis iyidir, bu şöyledir" diye yazarlar.
Halbuki mevzu uydurma hadis dediğimiz, sonradan eklenmiş olan işte bu hadistir.
Diğer hadisler öyle değil.
Yani bu ne akla yatar, ne de kalbe yatar.
Onun için buna Şeyh Baba da çok zaman kızıyordu.
Bir defa Şam'dan gelmişti.
Hutbede imamın biri bu şeyi söylemiş.
Ateş gibi kızıyordu Şeyh Baba.
Çok kızdı ona.
Nasıl böyle diyor, ne biçim bir şey.
Hatta "Cuma olmasaydı bırakıp kaçacaktım" diyor.
O kadar kızdı.
Bu mübarek zatların makamları en yüksek mertebededir.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in bir zerresini taşıyan insanlar, o mübarek nur sayesinde her şeyden korunur ve en yüksek mertebelere ulaşırlar.
Onun için onlara hürmet etmek, onların makamlarının yüksek olduğunu bilmek lazım.
Bunları tarikat ehli Müslümanlar bilecek.
Bu aşırılık değil.
Bu hakikattir.
Hakikati söylemek lazım.
İnsanlar çünkü bazen "Peygamber Efendimiz'in, haşa, annesi babası Müslüman değildi" deyip konuşurlar.
Haşa, öyle bir şey yok.
O nuru taşıyanların imanı, senden benden bin defa daha fazladır.
2024-11-16 - Lefke
وَٱلطَّيِّبَٰتُ لِلطَّيِّبِينَ وَٱلطَّيِّبُونَ لِلطَّيِّبَٰتِۚ
(24:26).
Allah Azze ve Celle buyuruyor ki:
"İyi erkekler iyi kadınlar içindir."
"Kötüler de kötüler içindir." diye buyuruyor Allah Azze ve Celle.
İyi insanlar dünyaya ve insanlığa faydadır.
Onların burada bulunması yahut bize yol göstermesi büyük bir lütuftur.
Onlara tabi olanlar, o yolda gidenler ve onlarla buluşanlar çok şey kazanmış olur.
Onlarla buluşmasalar bile, binlerce böyle iyi, salih, tayyib insan gelmiş geçmiştir. Bütün evliyalar ve peygamberler tayyibundur, yani iyilerdir.
Tayyibat da iyi hanımlar demektir.
Allah yolunda olanlar, insanlara hizmet edenler, beylerine yardımcı olanlar, o yolu kolaylaştırıp insanlara gösterenler de onlardandır.
Bu insanlar nadirdir ama onların yolu nur yoludur.
İnsanlar ona taliptir. O insanlara taliptir.
Burada Hacı Anne'yi gören çok az kişi kaldı.
Ama onun hizmeti çok büyüktür.
Bu hizmet hepinize muhakkak ulaşmıştır.
Kıyamete kadar da ulaşmaya devam edecektir.
Şeyh Baba'nın, Şeyh Efendi'nin yardımcısıydı.
Onun hizmetindeydi. İnsanlığa hizmet etti.
Bundan yirmi sene önce dünyasını değiştirdi.
Bu halleri görmek istemezdi.
Bu yüzden onun için çok hayırlı oldu.
Yirmi sene önce dünyasını değiştirmesi, kendisi için bu halleri görmekten ve merhametinden dolayı daha hayırlı oldu. Bu günlere dayanamazdı.
Kırklardan olduğu için onu hemen aldılar.
Ahirette de bize yardım etmeye devam ediyor.
Vefat edeceği günden bir gün önce ağır bir rahatsızlığı vardı.
Çok ağır değildi aslında, şiddetli grip gibiydi.
Akşam bir ihvan kardeşimiz ısrarla "Hacı Anne ile konuşalım" dedi. Biz "Hastadır, rahatsız etmeyelim" dedik ama yine de konuştuk.
O sabah namazdan sonra istirahat ederken bir nida geldi: "Hacı Anne irtihal etti."
Biraz sonra ihvanımız Metin geldi, "Hacı Anne rahmetli oldu" dedi.
Ama ahirete irtihal etmeden önce Akbaba'dan fırtına gibi geçti, arkasına bakmadan gitti.
Allah makamlarını âli eylesin.