السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.

Mawlana Sheikh Mehmed Adil. Translations.

Translations

2025-12-11 - Dergah, Akbaba, İstanbul

وَلِلَّهِ عَلَى ٱلنَّاسِ حِجُّ ٱلۡبَيۡتِ مَنِ ٱسۡتَطَاعَ إِلَيۡهِ سَبِيلٗاۚ (3:97) Hac, İslam'ın rükünlerinden biridir. Onun için gücü yeten, maddi durumu ve sağlığı yerinde olan herkese farzdır; yapılması gerekir. Şu sıralar üç aylar geliyor. İnsanlar tatil vesilesiyle umreye gidiyorlar. "Hacca gidemedik bari umreye gidelim" diyorlar. Gidin, Allah kabul etsin, mübarek olsun ama asıl farz olan hacdır. Umre farz değildir. İnsanın umreyi hacdan sonra yapması lazım. Şimdi diyorlar ki; "Yazıldık ama çıkmadı, onun için biz de umreye gideceğiz." Peki ya seneye hac çıkarsa? Paranı umreye harcadığın için o zaman hacca gidemeyeceksin. Bu sebeple insan öncelikle hac parasını biriktirmeli ve bir kenara ayırmalıdır. Hatta o parayı altına çevirsin, kâğıt para olarak tutmasın. Onu bir kenarda bekletsin. Hac çıkarsa gider. Çıkmazsa o vakit umreye gidebilir ama o parayla değil. O para ayrı kalacak, ona dokunmayacaksın. "Bu benim hac paramdır" diyerek kenarda duracak. Allah senin haccını kabul eder. Gidemesen bile, Allah gecinden versin vefat edersen, o parayla senin yerine başkasını gönderirler, yine hacı olmuş olursun. Yok eğer sağ kalırsan, nasip olursa o parayla kendin gidersin. Ama şimdiki insanların aklı pek çalışmıyor. İnsanlar zekâlarını kullanmıyor, zekayı alete bırakmış, o ne derse onu yapıyorlar... Yapman gereken budur: Hac paranı ayıracaksın. Eğer fazladan paran varsa o vakit umreye git. Yoksa o parayı sakla, vakti gelince Allah'ın izniyle hacca gidersin. Böylece bu farzı eda etmiş olursun. Parayı saklayıp gidemesen bile; niyetin halis, hazırlığın tam olduğu için sevabını alırsın. Kısmet; bu sene olmazsa seneye olur. Seneye olmazsa beş sene sonra olur. Mesela bu sene olduğu gibi, bazılarına 16 sene sonra hac çıktı. Paraları yok, "Ne yapacağız?" diye dövünüyorlar. E parayı on defa umreye giderek harcadın? O parayı saklasaydın rahat ederdin, kimseye muhtaç olmadan hacca giderdin. Biraz kafayı çalıştırmak lazım. Allah akıl fikir vermiş. Bir de istişare edeceksin; "Gideyim mi gitmeyeyim mi, nasıl yapayım?" diye. Diyorlar ki; "Hac çıkmadı, biz umreye gidelim." Dediğimiz gibi, umre farz değil. Sen farzın hazırlığını yap, gerisi inşa'Allah gelir. Allah kısmet etsin. Allah gidemeyenlere de nasip etsin, rahat gidip gelmeyi lütfetsin inşa'Allah.

2025-12-10 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) daima "ümmetî, ümmetî" diye ümmetini düşünür, ümmetinin kurtuluşunu ister. Elbette ona hürmet edenler kurtuluşa erer. Hürmet etmeyenlerin vaziyeti ise vahimdir. Ona düşman olanların işleri büsbütün berbattır. Onlar hem dünyada hem de ahirette şeytanla beraberdirler. Peygamber Efendimiz'e (sallAllahu aleyhi ve sellem) düşman olan, Allah Azze ve Celle'nin de düşmanıdır. Allah'a düşmanlık eden ise hiçbir zaman kazanmaz, zafere ulaşamaz. Onlar daima hüsrandadır. Kazanmış gibi görünseler bile, sonları her zaman kötüdür. Bunun için Peygamber Efendimiz'in (sallAllahu aleyhi ve sellem) yolunda olmamız lazımdır. Ona hürmet etmemiz gerekir. Onu ne kadar tazim edip yüceltirsek, Allah katındaki makamımız da o kadar yükselir ve yücelir. Ona hürmet etmeyenin hiçbir kıymeti yoktur. "Şu kadar şeyim var, şu kadar okudum, bu kadar malım ve bana tabi olanlar var" deseler bile, bunların hiçbir kıymeti yoktur; değersizdirler. Asıl kıymetli olan Peygamber Efendimiz'dir (sallAllahu aleyhi ve sellem), ona tabi olanlar ve onu tazim edenlerdir. Allah Azze ve Celle'nin bütün peygamberleri, Peygamber Efendimiz'in ümmetinden olmayı temenni ederlerdi. Çünkü o peygamberler hakikati görürler. Sıradan insanlar gibi olmadıkları ve Peygamber Efendimiz'in (sallAllahu aleyhi ve sellem) yüce makamını gördükleri için onun ümmetinden olmak isterler. Biz de Allah'a şükürler olsun ki onun ümmetindeyiz. Daima onun yolunda olmamız lazım. Onu unutup dünyaya dalmak gaflettir. Allah bizi gafillerden eylemesin inşa'Allah. Gaflet kötü bir haldir. Gaflet demek; ne olduğunu bilmeden ömür geçirip, (ölümle) ansızın uyanmak demektir. Gaflet tıpkı bir uyku veya sarhoşluk hali gibidir. Uyanınca iş işten geçmiş, hayat bitmiş olur. Allah muhafaza buyursun, bizi gafillerden eylemesin.

2025-12-09 - Dergah, Akbaba, İstanbul

وَمَن شَكَرَ فَإِنَّمَا يَشۡكُرُ لِنَفۡسِهِۦۖ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ رَبِّي غَنِيّٞ كَرِيمٞ (27:40) Allah Azze ve Celle buyuruyor ki; "Kim şükrederse, ancak kendisi için şükretmiş olur." Şükretmeyene gelince; şüphesiz Allah Azze ve Celle'nin kimseye ihtiyacı yoktur, O Gani'dir. Allah Azze ve Celle'nin, kimsenin ne şükrüne, ne ibadetine, ne de başka bir şeyine ihtiyacı vardır. Kim hayır işlerse kendisi için yapar; şükreden, onun ecrini ve sevabını kendisi alır. Küfreden de vebalini kendi çeker. Yani bütün kâinat şükretse, bunun Allah Azze ve Celle'ye zerre kadar bir faydası dokunmaz; O'nun buna ihtiyacı yoktur. Bütün kâinat kâfir olsa, küfretse, onun da Allah Azze ve Celle'ye bir tesiri veya zararı yoktur. Allah Azze ve Celle insanları ve mahlukatı yaratmıştır. Yapılan hayırlar, hasenat, ecir ve sevaplar onlar içindir; kulların kendi faydasınadır. Bunların Allah'a bir faydası yoktur. Bazen insan; "Ben namaz kılıyorum, şunu yapıyorum, bunu yapıyorum" der. Halbuki yaptığı şey kendisine faydadır. Allah Azze ve Celle o nimeti sana vermiştir, sen istifade ediyorsun. Yok eğer "Ben yapmayacağım" dersen... Haşa, bazı insanlar (Allah'a) küstüm diyor, ibadet etmiyor. Küssen de sen kendine zarar veriyorsun; bundan Allah Azze ve Celle'ye bir noksanlık veya zarar gelmez. Müslümanların, müminlerin bunu bilmesi ve buna dikkat etmesi lazımdır. İbadet edip de Allah Azze ve Celle'ye minnet etmek olmaz; minnet Allah'a aittir. Seni bu işi, bu hayrı yapmaya müyesser kıldığı için asıl O'na minnettar olman ve şükretmen gerekir. Allah verdiği nimetlere şükrümüzü daim etsin inşallah. Şükrümüz eksilmesin, küfre girmeyelim. Allah Azze ve Celle'nin her hükmüne razı olup, şükür halinde ve rıza makamında olalım inşa'Allah.

2025-12-09 - Bedevi Tekkesi, Beylerbeyi, İstanbul

Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Davud aleyhisselamın oğlu Süleyman aleyhisselama, annesi şöyle dedi: "Ey evladım, gece fazla uyuma." "Zira gece çok uyumak, kıyamet gününde insanı fakir bırakır." Yani gece ibadeti makbul olduğu için, vaktin tamamı uykuyla geçirilmesin diye annesi Süleyman aleyhisselama böyle nasihat etti. [...] Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Allah Azze ve Celle; gecenin ortasında kalkıp namaz kılan, Bakara ve Âl-i İmrân surelerini okuyan kişinin ecrini zayi etmez. Kişi için en güzel hazine Bakara ve Âl-i İmrân sureleridir. Yani başlarından bile okusa; o Bakara suresinin ve Âl-i İmrân suresinin başlarını okumak dahi aynı derecede kıymetlidir. O en büyük hazine, bu Bakara suresi ve Âl-i İmrân suresidir. Şimdi burada -Allah razı olsun- pek çok insan çocuklarının hafız olmasını istiyor, hafız olsun diye okutuyorlar. Garipler bir sene, iki sene okuyorlar. Ezberliyorlar ama sonra unutuyorlar. İşte onun için bizim tavsiyemiz; birkaç cüz öğrensinler. Mesela Bakara suresini, Âl-i İmrân suresini öğrensinler. En'âm suresini öğrensinler, Yasin'i ve Mülk suresinden sonrasını tamamen ezberlesinler. Bunların sağlam kalması, Kur'an'ın tamamını ezberleyip de sonra unutmaktan çok daha hayırlıdır. Çünkü hazine olarak Bakara suresine ve Âl-i İmrân suresine dikkat etmeleri lazım. [...] Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Gece namazı kılan olup da kendisine uyku galip gelen kimse yoktur ki, Allah onun namazının sevabını yazmasın. Uykusu da kendisine sadaka olur. Yani normalde her gece teheccüd namazı kılıyor. Bir gece kılarken uyuyakalmış. Allah Azze ve Celle o namazın ecrini o kula vermiş oluyor. Uykusu da ona sadaka sayılıyor. [...] Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Sizden biri namazı zinde ve dinç olduğu zaman kılsın. Yorulduğu veya gevşediği zaman otursun. Yani bu durum, gece namazlarında daha sık yaşanır. Kişi yorulduğu zaman oturarak da kılabilir. [...] Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Gece namazını çok kılan kişinin gündüz yüzü güzelleşir. Yani çoğu insanın, Allah'a şükür mümin olanların yüzleri güzeldir, nurludur. Asi olan, dinden uzak insanların yüzünde ise zulmet vardır; karanlık ve çirkinlik vardır. Allah muhafaza etsin. Güzellik isteyen gece namazını kılsın inşa'Allah. [...] Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Gece namazına kalkmaya niyet ederek yatağına giren, fakat uyku kendisine galip gelip sabaha kadar uyanamayan kimseye, niyet ettiğinin sevabı yazılır. Yani geceleyin yattı. "Ben kalkıp teheccüd kılacağım, hacet kılacağım, şükür namazı kılacağım" diye yatar. Bir bakmış, sabaha kadar uyumuş. Ama Allah Azze ve Celle, o niyetine binaen o sevapların hepsini ona yazar. Uykusu da kendisi için sadaka olur. Rabbinden ona ihsan edilen bir sadaka olur. [...] Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Kim bir gecede yüz ayet okursa, ona o geceyi ibadetle geçirmiş gibi sevap yazılır. [...] Yani Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) şöyle buyuruyor: Kim gece yüz ayet okursa, o kimse gafillerden yazılmaz. Mesela on rekat kılsa, her rekatta on ayet okusa yüz ayet eder. Yani "yüz ayet" dediği miktar rahat okunur. Örneğin "Kul hüvellâhü ehad" üç-dört ayettir. Onların her biri bir ayettir. Peygamberimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) bütün sure olarak değil, ayet sayısı olarak buyuruyor. Kim gecede yüz ayet okursa, o kimse gafillerden yazılmaz. Gafiller, Allah'tan gafil olanlar, O'nu unutanlar demektir. Yani gafillerden olmak iyi bir şey değildir. [...] Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Kılacağın namaz, bir koyun sağımı süresi kadar bile olsa gece namazını bırakma. Yani iki rekat bile olsa... Bir koyunu sağmak beş dakikadan fazla sürmez. Onun için o gece namazına muhakkak devam etmek lazım. Bunda Peygamber Efendimizin (sallAllahu aleyhi ve sellem) müjdelediği o kadar büyük sevaplar, dereceler ve güzellikler var ki... Allah bunu bizde daim etsin inşa'Allah. Hayatımızın sonuna kadar niyet ettik. İnşa'Allah Allah Azze ve Celle o niyetimize göre versin.

2025-12-08 - Dergah, Akbaba, İstanbul

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِن جَآءَكُمۡ فَاسِقُۢ بِنَبَإٖ فَتَبَيَّنُوٓاْ أَن تُصِيبُواْ قَوۡمَۢا بِجَهَٰلَةٖ فَتُصۡبِحُواْ عَلَىٰ مَا فَعَلۡتُمۡ نَٰدِمِينَ (49:6) Allah Azze ve Celle iman edenlere şöyle buyuruyor: "Size bir fasık, yani sözüne güvenilmeyen biri bir haber getirirse, onu iyice araştırın." Söylediği doğru mudur, yanlış mıdır, aslı astarı nedir diye iyice araştırın. Yoksa bilmeden insanlara zarar verir, sonra da yaptığınıza pişman olursunuz. Yani, hiçbir şey hakkında hemen hüküm vermeyin. Sadece gördüğünüze veya duyduğunuza dayanarak hüküm verilmez. Muhakkak araştırın. Gördüğünüzü yanlış anlamış olabilirsiniz, duyduğunuz da yalan olabilir. Buna çok dikkat etmek lazım. Zira insan bazen birilerine tavır alıyor yahut sırf duyduğu bir sözden dolayı gidip münakaşa ediyor, kavga ediyor. Sonra bir bakıyor ki haber yanlış, söyleyen de yalancıymış. O vakit ortada kalıyor; hem pişman hem de suçlu duruma düşmüş oluyor. Halbuki o adam zaten güvenilmez, sözüne itimat edilmez biri. Onun sözüyle başkası hakkında hüküm vermeyin, ona karşı tavır almayın. İyice araştırın. Araştırdıktan sonra eğer gerçekse ve tavır alman gerekiyorsa alırsın; yok gerekmiyorsa ona göre hareket edersin. Bu uyarılar, insanlar zor durumda kalmasın, sonradan özür dileyecek hale gelmesin diyedir. Böylece hem suizan etmemiş hem de kendinizi utandıracak bir duruma düşürmemiş olursunuz. Karşınızdaki kim olursa olsun; erkek yahut kadın, onlara karşı mahcup olmazsınız. Allah Azze ve Celle'nin mübarek kelamı, Müslümanlar için her türlü güzelliği anlatmaktadır. Sen kendini zor duruma düşürmeyesin diye Allah Azze ve Celle bu ayet-i kerimeleri buyurmuştur. Allah bize hakikati göstersin. Çünkü bu devirde yüzü güzel ama içi kötü olan pek çok insan var. Ne hikmetse insanlara kötülük yapmak isteyenler var. Doğru insanlar da var elbette; inşa'Allah iyiler kötüler gibi muamele edilmez. Allah bizi o duruma düşürmesin. Allah muhafaza eylesin.

2025-12-07 - Dergah, Akbaba, İstanbul

وَتَرَى ٱلنَّاسَ سُكَٰرَىٰ وَمَا هُم بِسُكَٰرَىٰ وَلَٰكِنَّ عَذَابَ ٱللَّهِ شَدِيدٞ (22:2) Allah Azze ve Celle'nin bu ayeti; Kur'an-ı Azimüşşan, her zaman için geçerlidir. Allah Azze ve Celle'nin mübarek, müşerref kelamı kadimdir. O'nun kelamı her zaman içindir. Bu ayet kıyamet için söylenmiştir ama bu dünyada da, özellikle ahir zamanda insanlar sarhoş gibidirler. Ayette "sarhoş değildirler" buyuruluyor ama vaziyetten, durumun kötülüğünden dolayı sarhoş gibi oluyorlar. Bu zaman da aynı şekildedir. Kıyamet günü o durum daha şiddetli olur ama şimdi de ona benzer bir hal var. İnsanlar Allah Azze ve Celle'yi unutmuş, ne yapacaklarını şaşırmış haldeler. Ne yapıp ne edeceklerini bilmiyorlar. Önlerinde yol var ama sarhoş oldukları için hiçbir şey görmüyorlar. Ne yapacaklarını bilmiyorlar; bir oraya çarpıyorlar, bir buraya çarpıyorlar. Halbuki Allah Azze ve Celle'nin selamet yolu bellidir. Selamet İslam'dadır, başka bir şeyde değil. O yolu bırakanlar böyle sarhoş gibidirler; bu durum onları sarhoş eder. Bir sarhoş nasıl kendini zapt edemezse, bu insanlar da aynı şekildedir. Doğru yola girip Allah'ın ipine sağlam sarılan, işte o sağlam durur. Diğerleri ise bir oraya, bir buraya savrulurlar. "Şu sistem var, öteki sistem var" derler ya da kendi kafalarına göre sistem kurarlar. Kendini akıllı zannedip insanlara zarar verirler. En büyük zararı hem kendilerine hem de başkalarına verirler. Onun için Allah yolundan ayrılmayın, Allah yolunu takip edin. Allah Azze ve Celle'nin emirlerini yerine getirin. Onları ne kadar yerine getirirseniz, o kadar selamette olursunuz. Sarhoşluktan uyanırsınız; çünkü bu dünya sarhoşluğu faydasızdır. Bunu bir kenara bırakın; bu yetmiyormuş gibi, daha beter hale gelmek ve daha fazla sarhoş olmak için her türlü şeyi kullanırlar. Onları kullananlar sadece sarhoş olmakla kalmaz, hem kendini hem de etrafındakileri mahvetmiş olur. Allah muhafaza etsin. Kötülükten kurtulmak isterseniz Allah yoluna sarılın, Allah yolunda olun, Allah'ın istediği gibi olun. Şeytanların izinden gitmeyin, onların gösterdiği yol, yol değildir. Yaptıkları iş, iş değildir ve faydası yoktur; faydası olsa kendilerine olurdu. Allah Ümmet-i Muhammed'i ve çoluk çocuğumuzu muhafaza etsin. Onlara da musallat olmuşlar, her türlü kötülüğü öğretiyorlar. İyilik namına ne varsa ortadan kaldırmak istiyorlar. Ama Allah Azze ve Celle nurunu tamamlayacak inşallah. Bu sarhoşluğun sonunda selamet olacak; bu karanlığın sonunda aydınlık olacak, nur olacak inşa'Allah. Allah o günleri tez zamanda getirsin, biz de görelim inşa'Allah.

2025-12-06 - Dergah, Akbaba, İstanbul

وَمَنۡ أَعۡرَضَ عَن ذِكۡرِي فَإِنَّ لَهُۥ مَعِيشَةٗ ضَنكٗا (20:124) Allah Azze ve Celle buyuruyor: "Benim zikrimden yüz çevirenlerin, beni hatırlamayı akıllarına getirmeyenlerin hayatları zor olur, kötü olur." Bu yaşadığımız günler onu gösteriyor. Bütün dünyada sıkıntı var; sıkıntılar çok, her türlü dert mevcut. Maişet bakımından da sıkıntı, aile içinde de sıkıntı; her türlü sıkıntı var. Bunların sebebini Allah Azze ve Celle şöyle izah ediyor: Allah'ın zikrinden uzak durmak. Allah'ı hatırlamamak. Allah Azze ve Celle'nin verdiği nimetlere şükretmemek. Bunlardan dolayı bu sıkıntılar oluyor. Millet, sıkıntılarını gidersin diye devletten istiyor; daha fazla para istiyor. "Bu para artık yetmiyor" diyorlar. Halbuki Allah Azze ve Celle'den bereketini isteyeceksin ki para yetsin. Sana verilen şeylerin bereketi olunca, kazancın daha fazla olur. Sana verilen para, bir dakikada kurtların eline geçiyor. Maaşı hiç artırmasalar, Allah'tan isteseniz daha iyi. "Hiç artırmayın" deyin. "Her şey yerinde kalsın, bereket kalsın." Allah Azze ve Celle'ye dua etmek lazım. "Bize bereket ver" diye. Verilen şeyin bereketi olduktan sonra kimseye muhtaç olunmaz. İnsan fazlasını istemez. "Bu kadarı yeter" der. Allah Azze ve Celle de bereketini verir, o vakit her şey rahat olur. Bunlar tecrübe edilmiş, yaşanan şeylerdir. İnsanlar ne kadar tamah ederse, o kadar bereket gider; bereket kalmaz. Şimdi "Bu kadar fazla para alacağız" diye seviniyorlar. Halbuki bir taraftan alıyorlar, öteki taraftan onun daha fazlasını geri vermiş oluyorlar. İnsanların bundan haberi yok. "Zam aldık" diye seviniyorlar. Seviniyorlar... Bazen uyanıyorlar ama yine de aynı yolda gidiyorlar. Aynı minval üzere devam ediyorlar. İnsanlar artık uyansın. Uyansınlar ki Allah Azze ve Celle'nin bereketini bulsunlar. Allah'tan talep edin. Allah'tan talep eden kazanır. İnsandan talep eden her daim kandırılır, bir şey elde edemez. Onun için Allah Azze ve Celle bereket versin. Verilen az da olsa bereketli olsun; bu, çoktan daha iyidir. Allah insanlara yardım etsin. Şuur ve uyanıklık versin. Allah Azze ve Celle'ye dönsünler. Allah'ı hatırlasınlar. Ondan sonra hayatları rahat olur. Allah yardımcımız olsun.

2025-12-05 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem buyuruyor: "Küllü benî âdeme hattâun..." Bunun devamı da var. Yani her Ademoğlu, her insan hata yapabilir; hatta yapar. "Yapabilir" ihtimali değil, bizzat yapar. Tabii bu zamanda hata yapmayan kimse yok. Hatasız, kusursuz olanlar sadece peygamberlerdir. Onların haricinde herkes hata yapar. Sahabe de hata yapar, Ehl-i Beyt de hata yapar, imam da yapar, evliya da yapar, şeyh de yapar. Hatayı insanoğluna Allah Azze ve Celle vermiştir. Ama hatasını bilip tövbe etsin diye... Tövbe edince onun da ecrini alır. Yani hata, bir insanoğlunun noksanlığını göstersin diye Allah Azze ve Celle tarafından takdir edilmiştir. Sadece peygamberler en mükemmel olandır, biz de onları takip edeceğiz. Onlara hürmet edilmesi için hatasız olanlar onlardır. Tabii Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem son peygamberdir. Ondan sonra peygamber yoktur. Saçma sapan insanlar çıkıyor "ben peygamberim" diye; onları akıl hastanesine kapatmak lazım. Hata yapmak kötü bir şey değildir. İnsanın hatasından ders çıkarması lazım. Hata yapınca, "Bu bir hatadır, bunu ikinci defa yapmamam lazım" diyerek kabul etmesi gerekir. Hatayı kabul etmemek kusurdur, noksanlıktır. O kişi hatasından faydalanmamış demektir. Hatadan da faydalanılır. Hata yaptıysan, ikinci defa yapma. Bu, insanın aklında kalır. Eğer o hatayı yapmasa ve kimse de onu uyarmasa, hayat boyu o hatayı tekrarlayıp durur, doğru yaptığını zanneder. O yanlışın peşinden gider. En sonunda da bakar ki; yaptıklarıyla ya günaha girmiş yahut bu işleri boşuna yapmış. Kötü şeyler insanın aklında daha çok kalır. Çoğu insan iyiliği hatırlamaz, genellikle kötülüğü veya olumsuz şeyleri hatırlar. Mesela insan bir yere gitmiştir, bir davet olmuştur, yemeği beğenmemiştir, şudur budur... O insanın aklında kalır; "Filanca yerde kötü yemek yedik" diye. Halbuki ondan sonra binlerce defa yemek yemiştir. Hiç aklına gelmez ki "şu yemek ne güzeldi" diye, o aklına gelmez. Aklına gelen o kötü yemektir; yemek tuzludur, tatsızdır vs. o aklına gelir. Ama iyiyi hatırlamaz, nadiren hatırlar. Onun için hatadan dönen, Allah'ın sevdiği insan olur. Hata dediğimiz; hem günah olabilir hem de normal, günlük hatalar olabilir. İnsan bunlardan da öğrenir, hayatını daha iyi yaşayabilir. Onun için şimdiki insanlar hiç hata kabul etmiyor, "Biz mükemmeliz" diyorlar. Oysa mükemmel insan yoktur, herkes hata yapabilir. Bu, Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in mübarek sözüdür; muhakkak öyledir, herkesin hatası vardır. Hatasını düzeltmesi lazım. Farkına vardığı vakit düzelir. Bilmese bile, insan her gün "Estağfirullah" diyerek; "Allah'ım, bildiğimiz bilmediğimiz hatalar için tövbe ettik" diye dua etmelidir. Allah hatalarımızı affetsin inşa'Allah.

2025-12-04 - Dergah, Akbaba, İstanbul

إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَٰتِ كَانَتۡ لَهُمۡ جَنَّـٰتُ ٱلۡفِرۡدَوۡسِ نُزُلًا (18:107) Allah Azze ve Celle vaat ediyor. Allah Azze ve Celle'nin vaadi haktır. İman edip iyilik yapanların mekânı, inşa'Allah Firdevs cennetleri olacak. Bu güzel emri yerine getirmek müminler için en büyük nimettir. Büyük nimetlerden en büyüğüdür. İyilik yapıp iman edeceksin. İman, gayba imandır... Gayba iman demek; başta Allah'a, Peygamber'e, meleklere, cinlere olmak üzere Allah Azze ve Celle'nin emirlerinin hepsine inanmaktır. İman olmayınca büyük bir boşluk oluyor. Bir hiçlik oluyor. İnsan ne yaptığını bilemiyor. Şeytan da bunu istiyor; insanlara bunu empoze ediyor derler. Öyle gösteriyor ki; sanki bu iman, gayba iman gerekmez, öyle bir şey yokmuş gibi. Zaten gaybın ne kadar mühim olduğuna dair en büyük delil; senin kendi vücudun, bizzat kendin, insanın kendisidir. Nereden geldi? Allah insanı yoktan yarattı. Peki nasıl yaratılıyor? Fabrikadan mı çıkıyor, başka bir şeyden mi? Allah yaratıyor işte. İnsanlara ruh veriyor, diğer canlılara can veriyor. İşte o ruh ve can; gaybın ehemmiyetine dair Allah'ın, insanların eline verdiği tutulur bir delildir. O ruh gittikten sonra insan orada bir leş yahut ceset halini alıyor. Hayvan da aynı şekilde. O insanların inanmadığı şey; bütün vakit, hayat boyu kendi ellerindedir. Uzakta değil. Onun için iman büyük bir nimettir, akıllılıktır. Ona iman etmeyenin aklı noksandır. Çünkü elinde koca bir delil var: Kendi vücudu, etrafındaki şeyler. O ruh olmasa, o iman etmediği şey olmasa; o gittikten sonra ne bir nefes alabilir ne de bir adım atabilir. Onun için bu iman mühimdir. İmanın semeresi, meyvesi cennettir. Ona iman etmemenin cezası da cehennemdir. Allah muhafaza etsin. Allah imanımızı kuvvetlendirsin inşa'Allah.

2025-12-03 - Other

أَلَا بِذِكۡرِ ٱللَّهِ تَطۡمَئِنُّ ٱلۡقُلُوبُ (13:28) Kalplerin mutmain olması için, huzur bulması ve insanın içinin rahatlaması için ne lazımdır? Allah Azze ve Celle'yi hatırlamak; Allah'ın ismini, Azze ve Celle'nin ismini zikretmek lazımdır. O'na inanmak, O'na güvenmek lazımdır. Başka türlü itminana ermek yoktur. Şeytan insanları yoldan çıkarmış. Ateist yapmış, deist yapmış, bilmem ne yapmış; insanlara neler neler yapmış. Güya modern olduk, güya akıllıyız, güya bizden daha akıllısı yok. Eh tamam, akıllısın da kalbin mutmain oldu mu? İçinde huzur var mı, iyilik var mı, rahatlık var mı? Yok. Peki niçin? Çünkü Allah Azze ve Celle'den uzaksın. Seni yaratan Allah Azze ve Celle'dir. Sana yolu gösteren de O'dur. Güzellik yolunu gösteren Allah Azze ve Celle'dir. O'nun yolu güzellik yoludur, itminan yoludur, huzur yoludur, iç rahatlığı yoludur. Allah Azze ve Celle'nin gösterdiği yol, her türlü iyiliğin yoludur. Çünkü seni yaratan O'dur. Sen kendi kendine yaratılmadın. Seni Allah yaratmış; etini, kemiğini, kanını, her şeyini O var etmiş. Seni yarattığı gibi, sana ne yapacağını da göstermiş ve söylemiştir. Sen O'nun dediğini yapmazsan, kendi kafana göre hareket edersen olmaz. Sen bir makineyi bile yapamazsın. Başkası yapsa ve sen bilmeden "tamir edeceğim" diye uğraşsan, onu daha beter edersin; bozup kenara atarsın, bir işe yaramaz. İşte sen de o haldesin. Onun için insanın huzur bulması, itminana ermesi, rahatlaması; kalbinin mutmain, hayatının ve ahiretinin güzel olması için Allah'ı hatırlaması gerekir. Allah Azze ve Celle'ye inansın, Allah Azze ve Celle'nin ismini zikretsin. Sıkıntı olduğu vakit O'nu zikretsin. Şimdi "ateist olduk, bilmem ne olduk" diyorlar. Başlarına biraz bir şey gelse, "Aman Allah'ım!" diye bağırırlar. Yer biraz sallansa, "Allah!" diye haykırırlar. E hani ateisttin, hani öyleydin? Demek ki Allah insanın fıtratına o yolu koymuş; doğru yolu ara sıra hatırlatıyor. Sonra şeytan yine insanı kandırıyor, yine yoldan çıkarıyor. Onun için Allah hepsine hidayet versin. Yoldan çıkmasınlar. Okuyup da insanı yoldan çıkaran o ilim, ilim değildir; cehalettir. İlim bilmektir. Neyi bilmek? Yaratanı bilmektir. Allah hepsine hidayet versin, doğru yola dönsünler inşa'Allah.