السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.
Aşure günü mübarek olsun inşa'Allah.
Hayırlara vesile olsun.
Bugün çok güzel haller olmuş.
Allah'ın istediği oluyor.
Allah'ın istemediği hiçbir şey olmaz.
مَا شَاءَ اللَّهُ كَانَ وَمَا لَمْ يَشَأْ لَمْ يَكُنْ
Sana emrolana bakacaksın.
İşin olmayan şeylere bakma.
Kendi nefsine bakacaksın.
Nefsini terbiye edeceksin.
Başkasının yaptıklarına bakmayacaksın.
Onlar Allah Azze ve Celle'ye alakadar eder.
Onlar O'nun hükmündedir.
Her şey Allah'ın hükmündedir.
İnşa'Allah, bu Aşure günü hayırlara vesile olur daima.
Ne gibi ihtiyaç varsa kendine, kendi ihtiyaçlarına dikkat et.
Allah'tan onları talep et.
Allah'tan kuvvetli iman, hakiki iman talep et.
Doğru yolda sabit kadem olmayı talep et.
Müslümanlara hidayet talep et.
Allah'tan muhafaza talep et onlar için.
Şifa, hayırlı geçimler, her türlü şeyi talep edebilirsin.
Boşuna başka şeylerle uğraşmaya gerek yok bugün.
Her gün dua kabul olur.
Bugün daha makbul.
Bugün daha fazla hayırlar hasıl olan gündür.
Onun için bugün şeytanın oyuncağı olma.
Başka şeylere kafan gitmesin.
Her şeyi yapan, her şeyi eden Allah Azze ve Celle'dir.
O'nun bereketini isteriz, talep ederiz.
Bereket Ehli Beyt'tedir.
Onların da ruhaniyetleri, ruhları bizden memnun olsun.
Onlara da okuruz.
Onların bereketiyle bereketleniriz.
Şifa olur, her türlü iyilik olur.
Onlarla beraber olalım daima.
Onlarla haşrolunalım.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bizlere bereket olarak iki şey miras bıraktığını buyurmuştur:
Birisi Kur'an-ı Azimuşşan, diğeri ise Ehli Beyt'e sevgi ve muhabbet.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, size Kur'an-ı Azimuşşan'ı ve Ehli Beyt'e muhabbeti bıraktım.
Bu ikisini bırakmadığınız sürece, kazanırsınız.
Bunları bırakırsanız kazanmazsınız.
Bazıları Kur'an'ı bırakıyor, bazıları Ehli Beyt'e sevgiyi bırakıyor.
Allah'a şükür, tarikat ve hakikat ikisini beraber gözetiyoruz.
Bu yol, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in sözünü dinlemektir.
O bize her türlü iyiliği, dünya ve ahiret iyiliğini getirir.
Öteki türlü kendi kafana göre işler yaparsan, hiçbir şey kazanamazsın.
Allah'a şükür, bu yoldayız.
Güzel yoldayız.
Çoğu insan yolunu şaşırmış.
Ne yapacağını bilmiyor.
Bu Aşûre günü mübarek gündür.
Bugün dualar makbuldür.
Vazifeler de yapılacak tabii.
Her rekatında, on bir İhlaslı dört rekat namaz var.
Zikir, tesbihat yapın.
Bir de bin tane de İhlas, akşama kadar yapılsa çok faydalı olur.
Çok büyük faydalar var.
Bugün hayır hasenat yapılmalıdır.
Afiyet için Peygamber Efendimiz'in tavsiye ettiği gusül alınmalıdır.
Eve bereket olsun diye bir şeyler alınmalıdır.
Sadaka verilmelidir.
Bu bize, inşa'Allah, faydası olan şeylerdir.
Hem dünya için hem ahiret için faydalı.
Dünyalık da Müslüman'a lazımdır kimseye muhtaç olmasın diye.
Allah kimseye muhtaç etmesin.
Allah herkese ferahlık versin.
Sıkıntıda olan Müslümanlara da Allah yardım etsin.
O sıkıntılar zail olsun, inşa'Allah.
2024-07-15 - Dergah, Akbaba, İstanbul
بسم الله الرحمن الرحيم
إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ
(49:10)
صَدَقَ الله العظيم
Allah Azze ve Celle Müslümanlar arasında iyilik olmasını emrediyor.
Bir Müslüman kardeşiyle arasında husumet varsa, onları barıştırın diye buyuruyor Allah Azze ve Celle.
Onların halleri iyi olsun.
İslam, sevgi ve barışı emreder.
Müslümanlar birbirlerini sevsin diye emir öyledir.
Hadislerde, Kur'an-ı Azimuşşan'da da bunu emreder.
Müslümanlar arasında düşmanlık olmasın diyor.
Müslümanlar arasında düşmanlık olursa fitne olur, iyi olmaz.
Onun için İslam dini sevgi ve muhabbeti emreder.
Düşmanlığı emretmez.
Düşmanlığı yasaklar.
Düşmanlığı, birbirlerine düşman olmayı yasaklayan Peygamber Efendimiz'in zamanından şimdiye dek, Allah'a şükür, bu yol yani tarikat yolu O'nun yoludur ve sürüp gitmektedir.
Allah Azze ve Celle'nin sevdiğini seveceksin.
Sevmediğini de, yine O'nu ıslah etsin diye Allah'a dua edeceğiz inşa'Allah.
Çünkü Allah sevmediğini biz sevemeyiz tabii ki.
Ama Allah yolunda olanlara düşmanlık yapmayacağız.
Onlar ıslah olsun diye dua ederiz.
Peygamber Efendimiz'in zamanından beri şeytan insanları kandırmıştır:
إِنَّمَا يُرِيدُ ٱلشَّيْطَـٰنُ أَن يُوقِعَ بَيْنَكُمُ ٱلْعَدَٰوَةَ وَٱلْبَغْضَآءَ
(5:91)
Allah Azze ve Celle buyuruyor Ayet-i Kerime'de.
Şeytan düşmanlığı, nefret ve birbirinizi sevmemeyi ister.
Onu yapar.
Bütün uğraştığı bu.
Ta kıyamete kadar bu vazifesi odur.
Bu vazifesi üzerine devam eder.
Vazifesini yapıyor.
Sen de vazifeni yapman lazım.
Vazifen nedir?
Ona muhalefet edip, onun emrettiklerinin tersini yapmak.
O tersini yaparsan, Allah Azze ve Celle'nin dediğini yapmış olursun.
Bu da sana büyük bir fazilet kazandırmış olur.
Şeytanın hilesi ve tuzağı boşa çıkmış olur.
Bütün yaptığı ve uğraştığı boşa gitmiş olur.
Eğer onun dediğini yaparsan, şeytan çok memnun olur.
"Bak, birisini yine cehenneme gönderdim" diye çok sevinecek.
Bu yüzden onun istediklerini yapmamalıyız.
Aramızda düşmanlık ve fitne olmasın diye uğraşacağız.
Osmanlı zamanında da böyleydi.
Herkesle iyi geçinmişlerdi.
Müslüman olsun, olmasın; Hristiyanı, Yahudisi, Acemi, Mecusi hepsiyle iyi geçinmişlerdi.
Allah yardım etmiş.
Adaletle yapmışlar.
Allah'ın yolunda olduktan sonra Allah yardım eder.
Allah hepimize yardım etsin inşa'Allah.
Fitneye düşmeyelim inşa'Allah.
Fitne şeytanı sevindirir.
Biz Allah Azze ve Celle'nin sevdiği şeyleri yapalım inşa'Allah.
Allah muvaffak eylesin hepimizi.
2024-07-14 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Bu Muharrem ayıdır, mübarek aydır.
Bu ayın en mübarek günü de 10. günüdür.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem o gün oruç tutmamızı tavsiye etti.
Yani farz değil de tavsiyedir.
Büyük bir fayda bize ahiret için.
Cennetle müjdelenmiş oluyor insan.
Kim o gün oruç tutarsa, onun geçen senelik günahları affolunuyor.
Allah Azze ve Celle bize merhametinden dolayı günahlarımızın affedilmesi için vesileler yaratıyor.
Bu da o vesilelerden biridir.
Zaten her gün tövbe istiğfar ederse insan, günahları affolunuyor.
Tövbe edince, melekler günah yazmıyor.
Melekler, günah yazmadan evvel 8-10 saat kadar bekler; insan tövbe eder, istiğfar eder de günahı affolur diye.
İnsan tövbe etmezse, melekler günahı yazarlar.
Eğer bir insan tövbe etmeyi unutmuş ya da ihmal etmişse, yine de bu orucu tutarak geçen senenin günahlarından arınabilir.
Aşure gününün orucu tek günde tutulmaz.
Ya Muharrem ayının 9. ve 10. günü tutacaksın veya 10. ve 11. günü tutacaksın.
Bu orucu tutarsan bir senelik geçmiş günahın affolunuyor.
Affolunca, günahların o ağırlığı üstünüzden gider.
Tabii bu geçen sene için geçerlidir, önümüzdeki sene için yine tövbe istiğfara devam etmek lazım.
Tövbeye devam etmemiz gerekiyor ki o yaptığımız günahlar affolsun.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e, Fetih Sûresi'nde Rabbimiz Allah Azze ve Celle'nin, onun geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlayacağı müjdesi verilmiştir.
Zaten bütün peygamberler masumdur.
Günahları yok.
Peygamberler dışında günah işlemeyen ve masum olan yoktur.
Evliya olsun, Sahabe olsun, Ehli Beyt olsun, onların hepsinin mertebeleri, Peygamberlerin altında olup onların masumiyeti yoktur.
Bazı insanlar düşünür ki evliya günah işlemez, hata yapmaz.
Yapar.
Allah'ın kuludur.
Allah Azze ve Celle insanı tövbe etmesi ve günahlarını affetmesi için yarattı.
Özel olarak yaratılanlar ise peygamberler olup onların hatası, günahı olmaz.
Onların hatası olursa, insanlar onlara itibar etmez.
Onların ehemmiyeti kalmaz.
Onun için Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem günahı olmadığı halde hep günde yetmiş defa istiğfar edip, estağfirullah derdi.
Peygamberimiz 'İstiğfar ederim' diyerek bizlere ders olsun diye söylemiştir.
Yani günahı olmadığı halde tövbe istiğfar ederdi.
Onun için biz de her gün tövbe istiğfar ediyoruz.
Bu aşure günü orucunu, Muharrem ayının 9. ve 10. günü oruç tutup tamamlayarak inşaAllah çok faydalı olur.
Bu orucu tutana, ahirette çok büyük mükafatlar verir Allah Azze ve Celle.
Aslında Muharrem ayının birinden onuna kadar oruç tutsa o çok daha iyi olur, ama hiç olmadı 9. ve 10. günü, veya 10. ve 11. günü tutmak gerekir.
Aşure orucu tek gün tutulmaz Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in mübarek sözüyle işaret ettiği gibi:
'Ben seneye kalsam, iki gün tutarım,' diye buyurmuştu.
Ama zaten mucize olarak biliyordu seneye kalmayacağını.
Onun için bize tavsiye etti.
Allah razı olsun hepinizden.
Aşure günü mübarek gündür.
Bazı insanlar kötü bir şey yaparlar o gün.
Muharrem ayının 10. günü, kötü gün değildir.
Her şeyde bir hayır vardır.
İnsanlar için ibrettir, derstir, nasihattir.
Her türlü iyiliği Allah Azze ve Celle bize vermiş.
Peygamberimiz, ümmetine iyilikler vermiş.
Ona tabi olan hayır bulur.
Tabi olmayan kendi bilir.
Allah ıslah eylesin.
Allah hidayet versin hepimize.
2024-07-13 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem bize güzel ahlakı öğretti.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem’in her yaptığı şey güzeldir.
Hadis-i Şerifte, “Ben, insanları idare etmeye gönderildim,” diye buyuruyor.
İdare etmek nedir? İnsanlarla iyi geçinmek demektir.
İnsanlara aksilik yapmak değil, alıştıkları ve bildikleri şeylere — kötülük yoksa — müsamaha gösterip onlarla uyum içinde olmaktır.
Eğer gerçekten iyi değillerse, o insanları yavaş yavaş uyararak yanlış yoldan dönmeleri için idare etmektir.
Bazı insanlar vardır ki her şeye aksilik yapar.
Bu, güzel huylardan değildir.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem’in huylarından değildir.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem bir şeyi beğenmedi mi bazen bir söz söylemez.
Canı sıkıldı mı susar.
Susunca sahabeler bu durumun iyi olmadığını anlarlardı.
Sorarlardı, “Nasıl olacak?” diye.
O zaman Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem anlatırdı.
Bu yüzden, nereye gidersen git seni dinlesinler diye dikkatli olman gerekir.
Yani bir şey gördüğünde hemen tembih etmek bazen iyi olur, bazen ters teper.
Tabi ki uyarılacak ama bunun bir usulü var.
Bir şekil var yani.
Kaba ve aşağılayıcı şekilde olmaz.
Güzel sözle yahut hiç söylenmeden bile yapılabilir.
Çünkü güzel insanlarla geçinmek kötü bir şey değildir.
Bilakis, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem’in emridir.
Yaptığı sünnettir, güzel bir şeydir.
Düşmanlarına bile fırsat verirdi ki hatalarından dönsünler.
Onların eylemlerine sabredip sonrasında onları doğru yola getirirdi.
Öte yandan, şimdiki bazı insanlar iyilik yaptıklarını zannederek insanları kaçırıyorlar.
İnsanları nefret ettiriyorlar.
Bu iyi bir şey değil.
Güzel olan şey, onları kazanmak ve onlara hizmet etme değerini aşılamaktır.
Allah ﷻ bize de nasip etsin ki huylarımız güzel olsun.
İnsanları idare edelim.
Tabi, kolay değil insanları idare etmek.
Ama onun da bir ecri, bir sevabı var.
Bir iyiliği var.
Bu kesinlikle çok büyük bir iyilik olur insanlığa.
İnsanları idare edip onların doğru yola girmelerine vesile olmak büyük bir nimettir. Allah bu fazileti vermiştir.
Allah hepimize kuvvet versin.
Yapabilelim inşa'Allah.
2024-07-12 - Dergah, Akbaba, İstanbul
بسم الله الرحمن الرحيم
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِن جَآءَكُمْ فَاسِقٌۢ بِنَبَإٍۢ فَتَبَيَّنُوٓا۟ أَن تُصِيبُوا۟ قَوْمًۢا بِجَهَـٰلَةٍۢ فَتُصْبِحُوا۟ عَلَىٰ مَا فَعَلْتُمْ نَـٰدِمِينَ
(49:6)
صَدَقَ الله العظيم
Allah Azze ve Celle buyuruyor:
Bir şey duyduğunuzda, bunu iyice araştırın.
Doğru mudur, değil midir? Acele etmeyin.
Acele ederseniz pişman olursunuz.
Karşı tarafa zarar verirsiniz.
Sonra bakarsınız ki haber yanlışmış.
Karşı tarafa zarar verdiğinize pişman olursunuz.
Allah Azze ve Celle Kur'an-ı Azimuşşan'da yani şimdiki halimizi anlatıyor.
Hiç araştırmadan, duyduğunu hemen kabul edip insanlara su-i zan yapılıyor.
Su-i zan bir yana, çoğu zaman üstelik eziyet ve zarar veriliyor.
Pişman olunacak şeylerde acele etmemek lazım.
Bu zamanda olumsuz haller çoktur.
Halk arasında meşhur bir laf var, "çamur at, izi kalsın."
Yani çamur kalmasa da izi kalır.
Bu insanların zihninde kalır.
Zihin temiz olması lazım.
Su-i zandan uzak olması lazım.
Atalarımız, "Her duyduğunuza inanmayın." derler.
Her duyduğuna inanırsan, tüm yaşamın boyunca başkalarının arzusuna göre bir oyuncak, maskara olursun.
Şimdiki durum tam olarak böyledir.
Bütün insanları kandırıyorlar.
Bir kimse bir şey söyledi mi, hemen inanıyorlar.
Kur'an'a inanmazlar, Peygamber'e inanmazlar.
Bir kişi yalan söylediğinde onun sözüne itibar edip ortalığı harap ediyorlar, geriyorlar, her türlü kötülüğü yapıyorlar.
Ve bu zamanki insanlar maalesef pişman da olmuyor.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in zamanında insanlar yaptıklarından pişman olurlardı.
Şimdikilerde ise pişmanlık yok, hiçbir şey yok.
Hakikat çıktıktan sonra sesleri çıkmıyor ya da yine aynı şekilde "duyduğumuz doğrudur, bu yanlış söylüyor" diyerek kötülüğe devam ediyorlar.
Allah muhafaza etsin.
Kötülük yapan kötülük bulur.
Yalan söyleyen hiçbir zaman iflah olmaz.
İnsanlara yalan ve iftira atanların günahları çok büyüktür.
Ahirette azabı çok büyüktür.
Dünyada özür dileyip helallik istemezse, ahiretteki çekeceği çok büyüktür.
Ama şimdiki insanlarda özür dilemek yok.
Özür dileyip, "Çok ayıptır" diyerek yaptığı hatayı kabullenmek yok bu zamanın insanlarında.
Nadir olarak var ama çoğu bu terbiyeyi almamış.
Osmanlı'dan sonra hiç terbiye, edep kalmamış, ahlak kalmamış.
Allah muhafaza etsin.
Allah insanlara akıl fikir versin inşallah.
Ve sahip göndersin inşallah.
2024-07-11 - Dergah, Akbaba, İstanbul
فَٱتَّبِعُوهُ ۖ وَلَا تَتَّبِعُوا۟ ٱلسُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمْ عَن سَبِيلِهِۦ
(6:153)
صدَقَ الله العظيم
Allah Azze ve Celle buyuruyor,
Doğru yoldan ayrılmayın.
Doğru yoldan ayrılırsanız birçok yol çıkar.
Hangisi doğru, hangisi yanlış bilmezsiniz.
Yoldan çıkmış olursunuz.
Yol Allah'ın yoludur.
Allah Azze ve Celle'nin yoludur.
Peygamber Efendimiz'in yoludur.
Rehberimiz Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'dir.
Onun yolundan gitmemiz için, Allah'a şükür, alimler, meşayihler, evliyalar, sahabeler var.
Onların gösterdiği yoldan gitmemiz için Allah öğüt veriyor.
Onların yolu doğru yoldur.
Tek yol onlardır.
Onun dışına çıkmayın.
Kafanıza göre iş yapmayın.
Yapabildiğimiz kadar bu yolda devam edelim.
Bu yolu beğenmedik, başka yola gidelim derseniz hak yoldan çıkmış olursunuz.
Hak yoldan çıkan helak olur.
Hak yolu öğrenmeleri için, Allah Azze ve Celle ümmetlere Peygamberler gönderdi.
Peygamberlerden sonra sahabeler, meşayihler, alimler, ulemalar gönderdi.
Onların yolundan gitmek necat, kurtuluş demektir.
Onların yolundan çıkmak helaktır.
İnsanoğlu yapabildiği kadar yapması lazım.
Yapamadığınıza Allah affetsin diyeceksiniz.
İnat edip de 'yok, ben bunu daha münasip gördüm' dersen, o vakit büyük bir hataya, günaha girmiş olursun.
Yapabildiğimiz kadar yaparız.
Yapamadığımıza Allah affetsin diye tövbe ederiz.
Yanlışa doğru diyen insan, doğrudan nefsine uymuş oluyor.
Nefsinin istediğini yapmış oluyor.
Onun yolundan gitmiş oluyor.
Yoldan çıkmış oluyor.
Onun için kendi fikrini yürütmemeye dikkat etmek lazım.
Kolay değil fetva vermek.
Yoldan çıkıp, yeni yoldan gitmek kolay değildir.
Onun için var olan yol üzere gitmek lazım.
Yollar değil, yol tektir.
O yol üzerinden yürüyeceksin ki kazanca, cennete ulaşasın.
Öteki türlü helak olur insan.
Allah muhafaza etsin şeytanın şerrinden, nefsin şerrinden.
2024-07-10 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem, Muharrem ayının mübarek bir ay olduğunu buyurmuştur.
Bu, haram aylardan biridir.
Dolayısıyla bu ayların kıymeti daha fazladır.
Ramazan'da oruç tutmak, Medine'ye hicret edildikten sonra farz kılınmıştır.
Daha önce Muharrem ayında oruç tutulurdu, fakat o dönemde oruç tutmak isteğe bağlıydı.
Farz değildi.
Ancak yine de oruç tutuluyordu.
Ramazan orucu farz olunca, Muharrem ayındaki oruç nafile olarak kaldı.
Nafile oruç olsa bile, aşure günü oruç tutmak sünnettir:
9. gün, 9-10. günler veya 10-11. günler.
Bu günlerde oruç tutmak Peygamber Efendimiz'in sünnetidir.
Bu, nafileden ziyade Peygamber Efendimiz'in sünnetidir.
Peygamber Efendimiz'in sünnetini yerine getiren kişi sonsuz faydalar kazanır.
Bunu hafife almak iyi değildir.
Ancak şeytan insanın aklına girer.
İnsanı her türlü iyilikten uzak tutar.
Eğer iyilik varsa, ona şüphe düşürür.
Şeytan, insanın yoldan çıkması ve güzelliklere ulaşmaması için muhakkak bir bahane bulur.
Sünnetleri yapabildiğimiz kadar yapmak bizim faydamızadır.
Sünnetten seni alıkoyan kimseyi dinleme.
Hak görünüp batıl söyleyenler çoktur.
Görünüşte doğru söylüyor olabilirler.
Ancak o doğrunun içinde yalan vardır.
İnsanlara zarar veren bir yalan.
Sünneti önemsemeyen insanlar, insanlara kıymet vermeyen ve zarar veren kişilerdir.
Peygamber Efendimiz'in sünnetlerini mümkün olduğunca yapmalıyız.
Biz ne için yaratıldık diye çok kişi sorar.
Ne kadar çok sorarsan sor, Allah Azze ve Celle sana buyurmuştur ki:
İbadet yapman için insanları ve cinleri yarattım.
Ne tür ibadet varsa, elimizden geldiğince yapmaya çalışmalıyız.
Elimizden gelmiyorsa, bu bir şey değil.
Ama insanları ibadetten alıkoymak doğru değildir.
Peygamber Efendimiz'in sünneti, Peygamber Efendimiz'in emridir.
O, "Sünnetime tabi olun" buyurmuştur.
Benden sonra gelen Hulefa-i Raşidin'in, yani dört halifenin, sünnetlerine de tabi olun.
Sahabelerin sünnetlerine de tabi olun.
Onlar Peygamber Efendimiz'in sünnetlerine uygun yaşadılar, bu nedenle biz de onların sünnetlerine uymalıyız.
Bu konuda elimizden geleni yapmalıyız.
Su içmek, yemek yemek gibi zaruri olan haller vardır.
Kendimiz için, ruhlarımız için de zorunlu olan şeyler vardır.
Ruhaniyet olmadıktan sonra, istersen hayvan ol, istersen taş ol, faydasız bir şey olmuşsun.
İnsan, ruhaniyet kazandığında yücelir.
Allah yardımcımız olsun.
Elimizden geldiğince yapmamız lazım.
Niyetimiz hepsini yapmaktır, niyete göre de Allah mükafatını verir.
Allah kabul etsin.
https://youtu.be/JcyWikDyjxc?feature=shared
2024-07-10 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem, Muharrem ayının mübarek bir ay olduğunu buyurmuştur.
Bu, haram aylardan biridir.
Dolayısıyla bu ayların kıymeti daha fazladır.
Ramazan'da oruç tutmak, Medine'ye hicret edildikten sonra farz kılınmıştır.
Daha önce Muharrem ayında oruç tutulurdu, fakat o dönemde oruç tutmak isteğe bağlıydı.
Farz değildi.
Ancak yine de oruç tutuluyordu.
Ramazan orucu farz olunca, Muharrem ayındaki oruç nafile olarak kaldı.
Nafile oruç olsa bile, aşure günü oruç tutmak sünnettir:
9. gün, 9-10. günler veya 10-11. günler.
Bu günlerde oruç tutmak Peygamber Efendimiz'in sünnetidir.
Bu, nafileden ziyade Peygamber Efendimiz'in sünnetidir.
Peygamber Efendimiz'in sünnetini yerine getiren kişi sonsuz faydalar kazanır.
Bunu hafife almak iyi değildir.
Ancak şeytan insanın aklına girer.
İnsanı her türlü iyilikten uzak tutar.
Eğer iyilik varsa, ona şüphe düşürür.
Şeytan, insanın yoldan çıkması ve güzelliklere ulaşmaması için muhakkak bir bahane bulur.
Sünnetleri yapabildiğimiz kadar yapmak bizim faydamızadır.
Sünnetten seni alıkoyan kimseyi dinleme.
Hak görünüp batıl söyleyenler çoktur.
Görünüşte doğru söylüyor olabilirler.
Ancak o doğrunun içinde yalan vardır.
İnsanlara zarar veren bir yalan.
Sünneti önemsemeyen insanlar, insanlara kıymet vermeyen ve zarar veren kişilerdir.
Peygamber Efendimiz'in sünnetlerini mümkün olduğunca yapmalıyız.
Biz ne için yaratıldık diye çok kişi sorar.
Ne kadar çok sorarsan sor, Allah Azze ve Celle sana buyurmuştur ki:
İbadet yapman için insanları ve cinleri yarattım.
Ne tür ibadet varsa, elimizden geldiğince yapmaya çalışmalıyız.
Elimizden gelmiyorsa, bu bir şey değil.
Ama insanları ibadetten alıkoymak doğru değildir.
Peygamber Efendimiz'in sünneti, Peygamber Efendimiz'in emridir.
O, "Sünnetime tabi olun" buyurmuştur.
Benden sonra gelen Hulefa-i Raşidin'in, yani dört halifenin, sünnetlerine de tabi olun.
Sahabelerin sünnetlerine de tabi olun.
Onlar Peygamber Efendimiz'in sünnetlerine uygun yaşadılar, bu nedenle biz de onların sünnetlerine uymalıyız.
Bu konuda elimizden geleni yapmalıyız.
Su içmek, yemek yemek gibi zaruri olan haller vardır.
Kendimiz için, ruhlarımız için de zorunlu olan şeyler vardır.
Ruhaniyet olmadıktan sonra, istersen hayvan ol, istersen taş ol, faydasız bir şey olmuşsun.
İnsan, ruhaniyet kazandığında yücelir.
Allah yardımcımız olsun.
Elimizden geldiğince yapmamız lazım.
Niyetimiz hepsini yapmaktır, niyete göre de Allah mükafatını verir.
Allah kabul etsin.
2024-07-09 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, "benim ahbablarım, sevdiklerim" diye buyurmuş.
Sahabe de sorar, "Bizler miyiz, Ya ResulAllah, sallallahu aleyhi ve sellem?"
"Siz benim sahabemsiniz.
Onlar ise sevdiklerim, ahbablarım.
Ahir zamandaki Müslümanlar, İslam yolunda olan insanlar ki onların zamanı fitne zamanı, küfür zamanıdır.
Peygamber Efendimiz'e tabi olanlar Efendimiz'in ahbabı olur, sevdikleri olur.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in sevgisine nail olmak insanın istemesi gereken en büyük şeydir.
Ondan daha kıymetli bir şey olamaz.
Sahabe, "Onlar nasıl bu muhabbete nail oldular?" diye sormuşlar.
"Bizden daha çok mu ibadet ederler?
Nasıl bu kadar sevgiye, muhabbete mazhar oluyorlar?"
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş, "Ahir zamandaki Müslümanlar sizin yaptığınızın yüzde birini yapsalar onlar benim sevdiklerimdir."
Hakikaten bizim yaşadığımız zaman, küfrün, günahın, her türlü Allah'a karşı isyanın çok yaşanan bir zamandır.
Onun için yine bize merhamet olarak Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in sahabelerin yaptığının yüzde birini yapsak kurtuluruz.
Sahabeler ise, yüzde doksan dokuz yapıp da bir tanesini yapmasa onların mesuliyetleri vardı.
Ahir zamanda ise, yüzde birini yapmakla Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in sevgisine nail oluruz.
Bu kadar merhametine nail oluruz, inşallah.
İnsanoğlunu Allah Azze ve Celle nankör olarak yaratmış.
İyilik bilmez.
İyilik yapana kötülük yapar.
Onun için bu kadar az bir şey, yüzde birini yapmakla bile Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in sevgisine nail oluruz.
İnsanlar onu da yapmıyor maalesef.
Ondan sonra da şikayet ederler.
Kime şikayet edeceksin? Senin zaten inancın yok.
Bir şey yok.
Sen kendi kendine şikayet et.
Kendini ez, kendine zarar ver.
Başka şey olmaz.
İnsanoğlu şeytana tabi oluyor.
İnsanlar nefislerine tabi oluyorlar.
Helak oluyorlar.
İşte odur.
Allah Azze ve Celle Peygamber Efendimiz'i rahmet olarak, rahmetellil alemin olarak göndermiş.
İnsanlar kurtulsunlar diye göndermiş ama kendileri kurtulmak istemiyorlar.
Ne yapacaksın? Allah hidayet versin, Allah islah etsin.
Bu zaman ticaret zamanıdır.
Onlar yapmadı diye sen de yapmazsan, ticaretini kaybetmiş olursun.
Sen yaparsan kazanmış olursun.
Hem de çok büyük kazanç, bu zamanın kazancı.
Çünkü her taraftan hiçbir iyiliğe davet eden yok.
Davet eden var da kimse dinleyen yok.
Onlar azınlıktır.
Çoğunluk yoldan çıkmış, insanlıktan çıkmış.
Allah muhafaza etsin.
Allah hidayet versin.
Allah bizi sabit kadem kılsın inşallah.
Güzellikten mahrum etmesin.
En büyük güzellik, en büyük kazanç Peygamber Efendimiz'in sevgisine nail olmak.
Allah sevgisine nail olanlardan eylesin, inşallah.
2024-07-08 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Yeni sene mübarek olsun.
Allah hayırlarına vesile etsin, inşa'Allah.
Okuduğumuz ayette, Allah Azze ve Celle buyuruyor.
وَيْلٌۭ لِّلْمُطَفِّفِينَ
(83:1)
İnsanlara merhamet etsinler diye uyarıp insanın nefsi zalim olduğunu uyarıyor.
Nefis başkasına zulüm yaparken, kendi de zulüm görür.
Bu aşırı kazanç sağlamak için hile yapanlara vay hallerine diyor Allah Azze ve Celle.
Şimdiki zaman insanların tamah etmelerinde çok aşırıya gittikleri bir zaman.
Allah muhafaza etsin.
Onlar kazanıyoruz zannediyor ama insanlara, hem pahalı veriyor hem tartıda oynuyorlar.
Hem kalitede oynuyorlar hem aşırı pahalıya veriyorlar.
Bunları cehennemde veyl denilen bir vadi beklemektedir.
Orada onlar hesabını verecekler, cezalarını çekecekler.
Burada fakir fukaranın rızkını alıp da zengin olduk diye seviniyorlar ama ahirette muhakkak onun hesabını verecekler.
Çünkü vicdan olması lazım.
Onu düşünmesi lazım.
Düşünmeyince ve vicdan olmayınca da kendi kendine zarar vermiş oluyor.
Bu son iki üç senedir denge iyicene kayboldu.
İnsan istediği şeyi yapıyor.
Bir insanla yapınca ötekisi de yapıyor.
Ötekisi yapınca diğeri de yapıyor.
Ne kadar para alsa insan
hepsinin hesabını verecek.
İnsanlar da fazla para istiyoruz, maaş istiyoruz diye şikayet ediyor.
Zaten aldığım parayı
keşke hiç vermese.
Fazla vereceğine fiyatlar aynı kalsa.
Fiyatlar ama düşmüyor.
Toplu halde insanlar akılsızca hareket ediyor.
Bu da neden?
İman zayıflığından, imansızlıktan bu
haller insanların başına geliyor.
Zengini, zalim.
Fakiri, gafil.
Ondan sonra işte bu haller geliyor.
Ama bunların da öyle burada istediğini yapıyor insanlar.
Zannediyor ki kazandık.
Ama bunun ahireti de var.
Ahiret de var, bunun hesabını sorulacak vakit de var.
Onun için insanoğlu ahiretine de dikkat etmesi lazım.
Bunun hesabı var.
Sen bir yere girip de istediğin gibi her bir şey yapamazsın.
Senin yapacağın kadar şeyler var, yapamayacağın şeyler var.
Onun için Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem emanete riayet eden ve
emniyetli olan tacir hakkında benimle cennette yani yan yana olacağını buyurmuştur.
Ama insanlara da sahtekarlık yapıp da fazla fazla para kazanacağım diye fakirlerin hallerini düşünmeyene de cehennemde veyl vadisi var.
Onun için dikkat etmek lazım.
Kazancını tabii sağlaman lazım.
Kazançla beraber bereket olsun.
Fazla kazandım deyip de işin içine haram girince, bereketsiz olup faydası hiç olmaz, zararı olur.
Allah muhafaza etsin.
Allah hepimize de yardım etsin.
Hakikaten fakir fukar
çok zor durumlarda.
Allah yardımcımız olsun.
Allah insanlara vicdan versin.
Onlara merhamet versin, inşaAllah.