السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.

Mawlana Sheikh Mehmed Adil. Translations.

Translations

2025-03-30 - Lefke

İnşallah bu bayramımız mübarek olsun, hayırlara vesile olsun. Allah yaptığınız ibadetleri, taatları kabul etsin. Bu günlerde Allah rızası için, Allah'ın bize verdiği nimetlere şükür olsun diye seviniyoruz. Allah yardımcımız olsun. Müslümanlar her yerde ne kadar zorluk çekseler bile, darda olsalar bile bu bayram onlar için bir berekettir. Allah'ın bir lütfudur. Allah hepsine rahmet nazarıyla bakar, inayet nazarıyla bakar. Onların hepsine ecrini verir. Sıkıntısı olup da sabreden insanların mükâfatları elbette çok daha fazladır. Bugün insanlar birçok yerde zulüm görüyor, sıkıntı çekiyor. Evleri yok, yurtları yok. Ama bayramdır diye yine Allah Azze ve Celle'nin verdiği bu nimete seviniyorlar. Durumları iyi olmasa bile yine Allah'ın lütfuna, verdiği nimetlere şükrediyorlar. En büyük nimet de iman nimetidir. Yani dünya yıkılsa bile imanın olduktan sonra o mühim değil. Bütün dünya senin olsa, imanın olmadıktan sonra hiçbir kıymeti yok. Onun için inşaAllah bu bayram herkese mübarek olsun. Allah hayırları artırsın, hayırlara vesile olsun, sahip göndersin. İnşallah daha büyük bayram olsun. Eskiden müezzinler sela verirdi, bayram selası. Onlar da güzel sözler söylerdi. Birtakım güzel kasideler var: Leysel 'îdu men lebise cedîd, innemel 'îdu men hâfel va'îd. Yani bayram, yeni elbise giyinen kişi değildir. Bayram, Allah'tan korkan kişidir. Allah'tan korkan insana bayram ona aittir. Çünkü gerçek bayram odur. Allah ona lütuf nazarıyla bakar. Merhamet nazarıyla bakar. Rıza nazarıyla bakar o insanlara. Zaten eskiden bayramlarda yeni elbiseler giyilirdi. Şimdi çoluk çocuk bir elbiseyi beğenmiyor bile. Bir başkasını istiyor. Eskiden bayramdan bayrama elbise, ayakkabı falan alınırdı. Delik deşik olana kadar giyilirdi. Onun için bayram gelince bu yeni elbiselere insanlar sevinirdi. O açıdan söylüyor. Ama o da mühim değil. Mühim olan Allah'tan korkup Allah'ın yolunda olmaktır. Bayram odur. Bayramlar manevi mevsimlerdir. Allah Azze ve Celle'nin ikramıdır. Bu bayramlarda hem akrabaları ziyaret etmek hem de geçmişlerimizin mezarlarını ziyaret edip, onlara dua okumak gerekir. Bayram günü sabahtan inşaAllah, hikmeti büyük bir bayram namazı var. Hiç namaz kılmayan çok insan var. Hiç olmazsa bayramdan bayrama bir namaz kılıyorlar. O da bir faydadır. Bu bayram her açıdan Müslümanlara tam bir iyilik, tam bir güzelliktir. Her şey bu bayramda vardır. Eskiden çocuklar için bayram yerleri vardı. Bayram geldiğinde, oraya gider, oynarlardı. Çocuklara her türlü eğlence imkanı sunarlardı. Şimdi o kadar fazla kalmadı. Çünkü çocuklar her gün oynasın diye binbir türlü şey yapılmış. Artık eski zamandaki bayramların o neşesi olmasa bile Allah Azze ve Celle'nin katında neşesi var. Oyuncak olmasa bile insanın içine Allah o güzelliği veriyor bayramlarda. Başka hiçbir bayramda olmaz. Ne doğum bayramı, kütük bayramı, ateş bayramı, şu bayramı bu bayramı - hiçbiri mühim değil. Allah Azze ve Celle'nin bu güzel bayramları insanlara maddi manevi ferahlık verir, iyilik verir. Allah mübarek eylesin. İnsanlara hidayete vesile olsun inşaAllah.

2025-03-29 - Lefke

كُلُّ ٱمۡرِيِٕۭ بِمَا كَسَبَ رَهِينٞ (52:21) Allah bu ayette şöyle buyurmuştur: herkes kendi yaptığından sorumludur. Bu yüzden İslam dini bir hoşgörü dinidir. Müslüman hoşgörülü olur. Allah'ın emirlerini yerine getirmeye çalışır. Başkasından değil, kendi nefsinden sorumludur. Kendisi doğru yolda olacak. Başkasına da nasihat eder. İsteyen, kabul eden kabul eder. Etmeyen etmez. İslam dini dediğimiz gibi bir hoşgörü dinidir. Kimseye eziyet vermez. Gördüğü şeylere "dünya bu" diye tahammül eder. İyi bir şey olursa Allah'a şükreder. İyi değilse onu da hoşgörüyle geçiştirir. Kalkıp da insanlara zorla bir şey yaptırmak olmaz. Zorla kendi kafana göre yaparsan bu sefer kavga çıkar, daha büyük sorunlar yaparsın. Onun için "ne yapalım, akılları bu kadar kesiyor" diyeceksin. "Bu adam şöyle yaptı, o bundan bu kadar anlıyor, daha fazla anlamadığı için elden bir şey gelmez." Bizim yapacağımız bir şey yok. Ona nasihat verdik. Bir şey öğrenmek isterse öğretmek mümkün. Ama istemiyorsa, önemli değil. Bu nedenle kafanı ona takma, kendini yorma. O kendi halinde, sen kendi halinde. Yoluna devam et, hiç durma. Durup da... zaten dünyada yeteri kadar sorun var, yeteri kadar sorumluluk var, yeteri kadar sıkıntı ve aksilik var. Kafana bir tane daha yük ekleme. Kim ne yaparsa yapsın, o yaptı, bu yaptı... Bunlara önem verme. Hoşgörüyle karşıla. "Bunlar bu kadar, Allah bunlara bu anlayışı vermiş" de. Onlar yapmıyorsa sen de onlar gibi cahil olma. Onların düşündüğü gibi düşünme. Onların anladığı gibi anlama. Senin anlayacağın şey Allah Azze ve Celle'nin anlattığı, Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in anlattığı şey olsun. Bütün 124 bin Peygamber bu gerçekleri anlatmak için gönderilmiş. Onları bırakıp da cahil insanların yaptıklarına takılma. Uzak dur. Görürsen de hoşgörülü ol. Yani hiç önem verme. Onu kendine sorun etme. Önemsiz şeylerdir onlar. Senin Allah Azze ve Celle ile olan bağlantını kessin diye onlar var. Onlara önem vermezsen sen daha fazla Allah'a yaklaşmış olursun. Allah... tabii kolay değil bu şeyleri yapmak ama yavaş yavaş - bir defasında biraz tahammül edersin, sonraki seferde daha fazla, daha sonra daha fazla. İnsan öğrenerek eğitilir. Tecrübeyle her defasında daha fazla tahammül edersin. Karşılaştığın zorlukları daha kolay aşarsın. Bu yüzden bu birden olmuyor. Yavaş yavaş olur inşallah. Bu nedenle dikkatli olmak lazım. Mümin olan kişinin bu konuya daha fazla dikkat etmesi gerekir. Mümin dediğimiz, tarikat ehli olan, nefsini terbiye etmek için tarikata girmiş kişidir. Bu nefis terbiyesi de hoşgörüdür. İnsanları hoşgörmektir. Her kişinin anlayışına göre konuşacaksın, her kişinin seviyesine göre hitap edeceksin. Allah kolaylık versin inşaAlah. Bu hoşgörüyü içimize koysun.

2025-03-29 - Lefke

Allah Azze ve Celle âyet-i kerimede buyuruyor: وَلِتُکۡمِلُوا الۡعِدَّةَ وَلِتُکَبِّرُوا اللّٰهَ عَلٰى مَا هَدٰٮكُمۡ (2:185) Yani bu Ramazan ayının bir vakti var. Allah Azze ve Celle "Onu tamamlayın" diyor. Tamamladıktan sonra da bayram olur. Bayramda tekbir ve tehlil getirin. Müslümanın iki bayramı vardır. Yani bu dünyadaki bayram iki tanedir. Birincisi Ramazan bayramı, ikincisi Kurban bayramı. Bunların dışındakiler, bu bayramların kıymeti bilinmesin diye uydurulmuş şeylerdir. Başka bir sürü bayram var ortalıkta. Aslında atalarımız çok güzel söylemiş. Atalarımızın sözü ne güzel: "Deliye her gün bayram" demişler. Yani akılsız insanın her günü bayram gibidir, bayramın kıymetini bilmez. Bayram olarak bilinecek bayramlar, Allah Azze ve Celle'nin bize ikram ettiği bayramlardır. Onlar da işte bu Ramazan bayramı ve Kurban bayramıdır. Bunlara hürmet etmek, Allah'ın rızasına mazhar olmak demektir. Bunlara itibar etmemek insana zarar verir. Yani maddi zarar olmasa da manevi bir zarar vardır ki, o da Allah Azze ve Celle'nin ikram ettiği şeye itibar etmeyip ona kıymet vermemektir. Halbuki kıymet verilecek şey, ancak Allah Azze ve Celle'nin istediği ve sevdiği şeydir. Kıymet verilmesi gereken şey odur. Onun kıymeti büyüktür. Hem dünyada hem de ahirette bu bayramın kıymeti daha fazla bilinir. Tabii şimdiki insanlarda hiçbir şeyin kıymeti kalmadı. Hiçbir şeyin değeri kalmadı. Ne paranın, ne altının, ne sözün, ne namusun, ne iyiliğin... Bu insanların gözünde hiçbir şeyin kıymeti kalmadı. "Enflasyon" diyorlar. Her şey enflasyona uğradı, değersizleşti. Hiçbir kıymet kalmadı. Bundan sadece otuz yıl önce bile bir altınla insan bir ay rahatça geçinebilirdi. Şimdi ise bir hafta bile geçinilmez. Günü zor çıkarır insan. Onun için dünyanın hiçbir şeyinin kıymeti kalmamış, ama ahiretin kıymetinin bilinmesi gerekir ki insan onun faydasını görsün. Allah'a şükür, herkes bu güzel günleri geçirdi. Müminler güzel günler yaşadı. İman eden, Müslüman olup da ibadetini yapan insanlar için çok güzel oldu. Ne kadar sıkıntı varsa onların hiç etkisi olmadı. Ramazan'ın fazileti ve güzelliği sayesinde Allah hepsinin üstünü örter. Ama bir şartı var. İslam'a düşman olanlara hiçbir zaman rahatlık ve iyilik yoktur. Allah'a düşman olan, Allah'a karşı savaş açan insanlar asla mutluluğu bulamazlar. İslam'da huzur var, mutluluk var, güzellik var. Her türlü iyilik İslam'da mevcuttur. İslam, insanlığa Allah Azze ve Celle'nin hediyesidir. Hidayet ve hediyedir İslam. Bu yüzden İslam'ı takip eden, İslam'a değer veren insanlar kıymet bulur. Dediğimiz gibi bu Ramazan, Allah'a şükür, sonunda bayramla taçlanıyor. Zaten her gün bayram gibiydi maşallah. Allah'ın ikramlarını, tecellilerini, güzelliklerini herkes kalbinde hisseder. Gündüz boyunca insan bazen zorlansa bile içinde bir huzur ve güzellik olur. İnsanın içinde ferahlık olur, rahatlık hisseder. Hiçbir kötülük hissetmez. İçinde hiç kötü bir şey hissetmez. Akşam da, Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in dediği gibi, müminin o sevincini ve mutluluğunu hiçbir insan yaşayamaz. Bu orucu tutmayan insanlar bunu asla bulamazlar. Allah mübarek eylesin. Bu günler de geçip gitti. Allah inşallah seneye de nasip etsin. Hem de bütün dünya Müslüman olarak Mehdi aleyhisselam ile birlikte inşaAllah. Ümidimiz vardır. Çünkü dünya iyiye değil, kötüye gidiyor. Dünyayı kurtaracak olan, Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in müjdelediği zat Mehdi aleyhisselamdır. İnşallah onu bekliyoruz. Allah onu tez zamanda göndersin inşaAllah.

2025-03-27 - Lefke

قُلۡ اِنۡ كُنۡتُمۡ تُحِبُّوۡنَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُوۡنِىۡ يُحۡبِبۡكُمُ اللّٰهُ وَيَغۡفِرۡ لَـكُمۡ ذُنُوۡبَكُمۡؕ​ وَاللّٰهُ غَفُوۡرٌ رَّحِيۡمٌ (3:31) Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in makamı, Allah indinde en yüksek makamdır. Allah Azze ve Celle'yi seviyorsanız diye buyuruyor Kur'an-ı Kerim, o zaman Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'e tabi olun. O'nun yolunda yürüyün. O'nun yolundan giderseniz Allah sizi sever. Hayatımızdaki en önemli gaye, Allah'ın bizi sevmesi olmalıdır. Allah bizi sevince her şey kolaydır, her şey iyidir. Bundan daha güzel bir şey olamaz. Allah'ın sizi sevmesi için Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in yolundan gidip O'nu sevmek, O'na tazim etmek, O'na hürmet etmet insanlara fayda sağlar. Zaten en çok sevilen insan Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'dir. Gayrimüslimlere bakarsanız şunu severiz, bunu severiz diyorlar ama İslam'daki gibi bir sevgi ve muhabbetleri yok. Onlarda sadece nefislerine hitap eden bir sevgi var. İslam'daki sevgi ise nefsini yenerek, nefisten arınarak olan bir sevgidir. Bu yüzden Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki, selâtü selâm getirene ben de selam veririm diyor Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem. Yani bu büyük bir lütuftur. Sen selâtü selâm getiriyorsun, Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem sana cevap veriyor, sana selam gönderiyor. Bundan daha güzel bir şey olabilir mi? Bu yüzden dünyada en çok sevilen insan Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'dir. Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'den başka gerçekten sevilecek insan yoktur. Çünkü onun yolunda gidenler sevilir, onun yolunda olmayanlar sevilmez. Bu, Allah'ın insanların ruhlarına bahşettiği bir şeydir. Ruhani ve manevi bir sevgidir ki, hakiki sevgi de budur. Diğer sevgiler ise menfaat sevgisidir. Onlar bir işe yaramaz. Onların gerçek bir değeri yoktur. Değerli olan, baki olan sevgidir. Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in sevgisidir Allah'ın izniyle. Bu mübarek aylarda da her şeyi daha fazla Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in hürmetine, onun rızası için, Allah rızası için yapıyoruz. Allah hepimizden kabul etsin. Muhabbetimizi ziyade eylesin. Nefsimizi değil, Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'i sevmek bize farzdır. Vaciptir. İyiliktir. Bunu bilmek lazım. Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: "Beni kendi nefsinden, annenden, babandan, çoluğundan çocuğundan, dünyadan daha fazla sevmedikçe hakiki iman sahibi değilsin." Müslüman olabilirsin. Şimdi şeytanın kandırdığı bazı insanlar var ki, Müslümanız diyorlar ama Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'e fazla hürmet göstermiyorlar. Bu fazla hürmeti kötü bir şey zannediyorlar. O fazla hürmete şirk diyorlar. Böyle bilmem ne diyorlar. İnsanları korkutuyorlar. O faziletleri almaktan men ediyorlar. İnsanların sevap kazanmasına, Allah'a yaklaşmasına, Allah'ın sevgili kullarından olmasına mani oluyorlar. Bu hileyle insanları men ediyorlar. Allah muhafaza etsin. Müslümanlar onlara uymasın inşaAllah. Doğru olan, Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'e ne kadar tazim gösterirsen mertebenin o kadar yükseleceği, o kadar sevap kazanacağındır. Allah muhabbetimizi daha da ziyade eylesin, O'na olan hürmetimizi daha da çoğaltsın inşaAllah.

2025-03-26 - Lefke

İnşallah, bugün Kadir Gecesi niyetine yapıyoruz, niyetimiz odur inşallah. Allah, bu gece olmasa bile başka geceyse kabul etsin. Ama bu geceyi tazim ederek ihya etmek demek; Allah rızası için namazları kılıp kıyam el-leyl yapmak, sonra teheccüde kalkmak, sahura kalkmak ve ibadetlere devam etmek demektir. O önemli olan budur. İşte bu hürmeten, yani hangi gece olduğu tam bilinmediği için ona tazim etmektir. Allah Azze ve Celle tazim etmiştir. Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'e hususi olarak, O'nun ümmetine bu geceyi vermiş ki, başka yüz binden fazla, yüz yirmi dört bin peygamber gelmiş. Hiçbirine bu kadar ikram, bu kadar fazilet verilmemiştir. Bir gece bin aydan daha faziletli, daha hayırlıdır. Yani bir gecede bir ömür kadar fazilet vermiş Allah Azze ve Celle. Bu gecenin kıymetini bilen muhakkak nasibini almıştır. Alır. Yani o geceyi görse de görmese de her gece aynı şeyi yaptıktan sonra o gecenin hürmetini almış olur. Her sene Allah'ın izniyle bin senelik fazilet kazanmış olur insan, müslüman. Bu büyük bir ikramdır. İnsanlar bunu bırakıp üç beş kendini bilmez kişinin peşine düşüp dinden çıkıyorlar, dini beğenmiyorlar. Kendilerine bir şey kazandıracaklarını sanıyorlar, peşine düştükleri şeytanlar. Onlar hiçbir şeye fayda etmez. Allah Azze ve Celle'nin bize verdiği bu ikram, Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in ümmetinden olmak en büyük şereftir, en büyük fazilettir. Onu kabul eden en yüksek mertebelere ulaşır. Şanslı insandır. Kıymet bilen insandır. Cevheri bilen, cevheri gübreden ayırt eden insandır; bazıları gübreyi daha kıymetli buluyor. Gübrenin peşinden koşuyor. Gübrenin peşinden koşuyor da o bir şeye yaramıyor. Allah Azze ve Celle'nin verdiği bu ikramın değerini bilmek lazım. Ondan istifade etmek lazım. Allah'a şükür, Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in ümmeti kimdir? Ona tabi olan, O'na saygı gösteren. Ümmeti olmayan, akrabası bile olsa Allah Azze ve Celle'nin düşmanıdır. Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in amcası Ebu Leheb, öz amcası cehennemliktir. Neden? Çünkü şanssız insandır. Şansı olsa Allah ona ikram ederdi. O şanssızdır ki cehennemlik olmuştur. Şanslı insan bu şansı değerlendirir. Allah'a gece gündüz şükreder. Başkalarının peşinde koşup ahiretini mahvetmez. Ahiret daimdir, ebedidir. Dünya geçicidir. Dünya için ahireti satan insan zavallı insandır. Onun için bu gece mübarek bir gecedir. Allah hepimize mübarek etsin. O niyet, niyetimiz Kadir Gecesi olarak o ikramları Allah bize versin. Herhangi bir gecede versin inşallah. Nasip etsin o mübarek geceyi. Allah'a şükür, gece kıyamı, gece ihyası nedir? Bazıları sabaha kadar arabalarla dolaşır, oradan oraya, camiden camiye gider. O kadar da gerekmez. Ya da evde sabaha kadar uyumadan ibadet eder. Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: Yatsıyı kılıp, gece namazını kıldıktan sonra sabah teheccüde kalktığın zaman, o geceyi ihya etmiş gibisin. Yani o kadar zor bir şey değil. Zorluk çıkarmayın. İslam dini kolaylıktır. O kolaylıktan istifade edin. Çünkü zor olunca insan yapmaz. "Bütün gece ayakta mı kalacağım?" der. "Tamam kalırım, bir gün, iki gün dayanırım." Ondan sonra dayanamaz insan. Onun için kolaylık; uyumadan önce kıyam ile iki rekat namaz var. Sabah sahura kalktığınız vakit teheccüd namazı kılarsanız, geceyi ihya etmiş olursunuz. Allah mübarek eylesin. Allah herkese nasip etsin. O şansları, o imanı Allah onlara da hidayet versin. Bu Ramazan ayında kötülük, Allah'a karşı yapılan saygısızlık... istiğfar etmezlerse çok büyük ceza var onlara. Bu Allah'a karşı saygısızlık, Allah'a karşı savaş açanlar muhakkak cezalarını çekecekler. Eğer istiğfar ederlerse, tövbe ederlerse o başka. Ama etmezlerse onların da muhakkak çekecekleri var. Her şeyin kaydı var Allah katında. Melekler var sağda solda. İyiliği yazar, kötülüğü yazar. Kötülük meleği bekler ki istiğfar etsin ve silsin. Ederse o yaptığı kötülükleri siler. Yapmazsa bekler, en sonunda yazılır. O da hayatın sonuna kadar istiğfar etmezse ahirette cezasını bulur. Dünyada da zaten bir faydası olmaz ona. Allah hidayet eylesin inşaAllah.

2025-03-24 - Lefke

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor: المؤمن مرآة المؤمن Peygamber Efendimiz, "Mümin, mümin kardeşinin aynasıdır" diye buyuruyor sallallahu aleyhi ve sellem. Mümin başka, Müslüman başka. Müslüman olmak yeterli değil yani. Aynası olmak demek, mümin olan insan karşısındaki mümin insanı kendisi gibi bilir. Kendine istediğini ona da ister. Aynısını ona da olsun ister. Ona daha azını layık görmez. Her hayrı kendine istediği gibi karşısındaki mümin kardeşine de ister. Onu da kendisi gibi bilir, kendisi gibi muamele eder. Bu iman sahibi mümin, hakiki mümin dediğimiz Peygamber Efendimiz'in sallallahu aleyhi ve sellem sevdiği insanlar, Peygamber Efendimiz'in tarikatına ve şeriatına tabi olanlardır. Çünkü doğru yolu gösteren şeriat ve tarikattır. Bunlara uyanlar hakiki mümindir. Müminde ne kadar hayır varsa, o hayır ondadır. Müminden zarar gelmez. Peygamber Efendimiz "Zarar vermeyin, zarar görmeyin" diye emir vermiş. Müminin şanı güzeldir. Mümin, herkese fayda isteyen insandır. İnsanlar doğru yola girsin, cennete girsin diye isteyen insandır. Bu yüzden çoğu meşayih, kendinden sonra gelecek olan meşayihe kendi aynası olarak bakar, ona kendi yolunu gösterir. Büyük evliyaların en meşhurlarından Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri de Şems-i Tebrizi Hazretlerine "Aynamdır" diyor. Bu ayna sayesinde, ona bakıp onun feyzinden aldı. Beraber sohbetler ettiler. İlim ve hakikat öğretti. Şeyh Tebrizi Hazretleri sırf Mevlana için ayna oldu. Başkalarına olmadı. Çünkü onun manevi makamını ancak Mevlana Celaleddin Hazretleri kaldırabilirdi. Ondan başkasına ayna olmadı, diğerleri de onu anlayamadı. O da herkesin anlayabileceği bir vazifede olmadığı için sadece Mevlana Hazretlerine ayna oldu. O hakikatler karşılıklı olarak kalpten kalbe geçti. Büyük hidayete vesile oldular. Şimdiye kadar milyonlarca insan onların vasıtasıyla imana gelip hakikati buldu. Bu sayede hakikat meydana çıktı. İşte ayna dediğimiz budur. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in dediği gibi, insan karşısındakini nasıl bilir? Bazı atasözlerinde de söylenir, kendisi gibi bilir. Ama çoğu insan tabii ki öyle olmaz. Mümin olmayan mümin gibi olmaz. Sen onu kendin gibi zannedip öyle davranırsın. Fakat kalbi temiz olmayan insan senden nasıl menfaat sağlayacak, nasıl kendisi öne geçecek diye düşündüğünde, bazen hayal kırıklığına uğrarsın. O önemli değil. Önemli olan mümin bulup onunla birbirinize ayna olmak, eksiklerinizin neler olduğunu görmek ve onu örnek alarak yaşamaktır. Bu, inşallah güzel bir şey olur ve Peygamber Efendimiz'in emri de yerine gelmiş olur.

2025-03-23 - Lefke

Şeyh Baba, Allah makamını âli eylesin. İslam büyüklerinden bize ulaşan çok güzel kasideler, şiirler ve sözler var. Binlerce şey var. Bunlar Allah'ın azametini, Peygamber Efendimiz'in üstün makamını ve O'nun tecellilerini anlatan nice kasideler ve sözler. Şeyh Baba da zaman zaman bunları dile getirirdi. İnsanların durumuna göre söylediği bir söz vardı. Lâ tüksir li-hammik, mâ kuddir yekûn, fa-llâhü'l-mukaddir, ve'l-âlem şuûn. Bu "fazla dert etme" demektir. Üzülüp tasalanmayın. Dertlenmeyin. Her şeye eyvallah deyin, geçin. Özellikle dünya için, dünya meseleleri için hiç kafanızı yormayın. Çünkü Allah Azze ve Celle dilediğini yapar. Sen ister kafanı yor, ister kafanı ağrıt, ister kafanı patlat. Hiçbir faydası yok. En güzeli, bu kaside ve şiirin söylediği gibidir. Tasalanma. Allah var. Her şeyi yapan Allah'tır. Kendini yorma. Allah'a teslim ol. Allah Azze ve Celle'ye teslim ol. Her şey rahat olur. Senin tasalanmanla dünya değişecek değil. Kendini üzmekle, kafanı yormakla hiçbir şey değişmez. Sadece kendi başını ağrıtırsın. Bazen imanına bile zarar verebilirsin. Allah korusun, bazı insanlar dünya meselesi yüzünden imandan bile çıkabiliyorlar. Oysa hiç değmez. Allah Azze ve Celle dünyayı yaratıldığından beri aynı şekilde devam ediyor. Zorluk ve sıkıntı olmayan zaman yoktur. Elbette güzel, çok güzel vakitler de vardı. En güzel vakitler de yaşandı. O da kiminle? Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem ile. Ama vakit de tabii en eziyetli vakitti. Ama onlar Allah Azze ve Celle'ye teslim oldukları için en güzel vakit oydu. Dünya için aç kalıp karınlarına taş bağladıkları, bir lokma ekmek bulamadıkları halde, yine de en güzel zamanlar o zamanlardı. Yani dünyada her şey Allah'a teslim olunca güzelleşir. İyi insanlarla birlikteyken dünya cennet gibi olur. Kötülerle beraberken bütün dünya senin olsa bile. Yine de tatmin olmaz, huzur bulamazsın. Kafan yani rahat etmez. Bu yüzden bu güzel nasihatler, Mevlâna'nın sözleri, kasideleri ve binlerce evliyanın söylediği güzel sözler var. Bunların hepsi Allah'a tevekkül etmek, O'na dayanmak içindir. İnsanlara güzel sözleri ve düşünceleri anlatmak için bu değerli ifadeleri dile getirmişler. Kimi insan anlar, kimi anlamaz, kimi kulak ardı eder. Ama önemli olan şudur: Dünyada şu böyle oldu, bu şöyle oldu demek yerine, dünyayı dert etme. Onun Rabbi var, Allah Azze ve Celle var. O'nun istediği olur, istemediği olmaz. Bu yüzden "şöyle oldu, böyle oldu" diye üzülmeye gerek yok. Sen Allah yolunda ol, yeter. Allah hepimize doğru yolu göstersin. Bizi başka şeylerle sıkıntıya sokmasın inşallah.

2025-03-22 - Lefke

وَلَا يَخَافُونَ لَوۡمَةَ لَآئِمٖۚ (5:54) Allah Azze ve Celle Kur'an-ı Azimüşşan'da buyuruyor: Bazı insanlar vardır ki Müslümanları hoş görmezler. Müslüman olanlara kötü sözler söylerler. Allah Azze ve Celle buyuruyor ki: "Onlar kötü söz söyleyecek diye korkmazlar." Çünkü onlar müminlerdir ve onların yolu doğru yoldur, doğru olan onlardır. Doğru olmayanlar onlara kızar, sitem eder, kavga eder, söver, sayar. Allah Azze ve Celle buyuruyor ki: "Onların bundan hiç endişeleri yoktur, umurlarında bile olmaz." Yani sen doğru yoldaysan, başkaları ne söylerse söylesin. Sen cahillerle cahil olma. Bırak onlar istedikleri kadar söylesinler. Anlayacak biri varsa, meramını anlayabilecek insan varsa onunla konuşursun. Eğer sana "Neyi beğenmedin? Neden böyle davrandın?" diye sorarsa, ona cevap verip onunla konuşabilirsin. Ama öte yandan, sırf kötülük olsun diye üzerine gelenler olursa, onlar umurunda olmasın. Onlardan korkma. Onların söylediklerinin hiçbir kıymeti yoktur. Kötülük size değil, onlara dokunur. Kötülük onlara olur. Bu yüzden sen doğru yolda olduğun zaman Allah'a şükret ki: "Ben bu yoldayım." "Bana şeytanlar musallat oldu." "Şeytanların hücumuna uğruyorum." Allah yolunda olanlara karşı onların hıncı vardır, kini vardır, nefreti vardır. Sen Allah yolunda olduğun için sevinmelisin. Bu da senin için boşa gitmeyen bir şeydir. Allah onun ecrini sana verir. Bu insanlar sana saldırdı, kötülük yaptı, kötü sözler söyledi; sen sabrettiysen, o sabrın karşılığını da Allah Azze ve Celle verir. Bu bir nimettir ve her nimetin bir karşılığı vardır. Onun karşılığı en azından şudur: Bazen insanlar bir şey söylemese bile tuhaf bakarlar. O bakış bile sana fayda sağlar. Sana ecir ve sevap kazandırır. Bu yüzden Allah yolunda olan kişi şükretmelidir. Allah'ın lütfuna, inayetine şükretmelisin; başkaları gibi olup da O'na karşı gelip, O'nunla beraber olanlara kötü söz söyleyenlerden olmadığın için şükretmelisin. Onlara da dua etmek gerekir. Çünkü kötü yolda olan birçok insan, daha sonra hak yoluna döner, pişman olur. Bu yol güzel bir yoldur. Onların hidayeti için de dua etmek gerekir. Elbette birçok sahabe var, büyük sahabeler var ki önceleri İslam'ın baş düşmanlarıydı. Sonra İslam'ın en baş müdafileri oldular. O insanlar müminlerin başları oldular. Önce İslam'a karşı savaşlar yaptılar. Peygamber Efendimiz'e karşı savaşanlar çoktur. Fakat sonra hidayete erip en yüksek sahabe makamlarına ulaştılar. Bu sebeple Allah onlara hidayet versin. İslam'a karşı olanlara, İslam'ı beğenmeyenlere, bilmeden cahillik yapıp da İslam'a saldıranlara Allah hidayet versin. Onlar sizi beğenmedi ve bu sözleri söyledikleri için üzülmeyin. Onlar ya pişman olur ya da hidayete erer inşallah.

2025-03-21 - Lefke

Allah'a şükürler olsun ki, Ramazan münasebeti her türlü hayra vesile oluyor. Bu mübarek ayda Kur'an-ı Azimüşşan nazil oldu. Allah Kur'an'ı bu ayda, Ramazan ayında Peygamber Efendimiz'e indirdi. Kur'an-ı Kerim'in nazıl olduğu gece Kadir gecesidir. Bin aydan daha hayırlı bir gecedir diye Allah Azze ve Celle buyuruyor. Bin ay demek, insanın yaşadığı, en çok yaşayabileceği bir ömür demektir aslında. Çocukluk dönemini çıkarırsan, yaklaşık 90 yıl gibi bir sürenin tüm faziletini bir gecede almış olursun. Hatta ondan daha hayırlı bile diyor Allah Azze ve Celle, Kadir gecesi için. Herkes o Kadir gecesini arar ki, eğer ona rastlarsa her türlü hayra nail olur. Hadis-i Şerif'te, mübarek sahabe Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'e soruyor. Kadir gecesi hangi gecedir diye soruyor. Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor: Kadir gecesi aslında yılın herhangi bir gecesinde olabilir ama çoğunlukla Ramazan ayında olur. Ramazan'ın da özellikle son on gününde kendini gösterir. Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki, sana bunun hangi gece olduğunu söylersem, insanlar namazı bırakıp sadece o geceyi bekler. Başka bir şey yapmazlar. Bu nedenle Allah Azze ve Celle Kadir gecesini gizledi. Her daim insanlar ibadette olsunlar ve ona rastlasınlar diye, ona muhakkak rastlarlar. Yani insan bilmese bile, ibadete devam eden kişi mutlaka ona rastlar. Bunun faydası ahirette ortaya çıkar. İnsan "Allah Allah" diyecek, "ben Kadir gecesine birkaç kez rastlamışım da haberim olmamış." Ama iyi ki haberim yokmuş, böylece abuk sabuk şeyler istemeyeyim diye Allah onun faziletini ahirete saklamış. Onun sevabını, mükâfatını ahirette almak çok büyük bir güzellik olacak insan için. Bu Ramazan ayı her türlü güzelliği beraberinde getirir. Bu yüzden yılın en güzel, en faziletli ayı olarak insanlar bunu sezerler. Hissederler ki bu güzel ayın sırlarından biri de işte bu Kadir gecesidir. Oruçtur, sahurdur. Yapılan her ibadet bire on değil, bire yüz, bire yedi yüz, hatta binlerce kat olarak Allah Azze ve Celle tarafından mükâfatlandırılır. Oruç tutanın mükâfatını ben veririm diyor Allah Azze ve Celle. Hem de hesapsız verir. Bu nedenle ne mutlu Müslüman olana, insan olana, insan olup da Müslüman olana ne mutlu. Çünkü insan olmak Allah'ın yarattığı bir durumdur. Bir kavimden olmak da başka bir şeydir, ama insanın Allah yoluna girmesi kendi elindedir. İnsan isterse bunu başarabilir. Bu yüzden nefsine hâkim olup Allah yolunda ilerlemek insan için en güzel şey, en büyük nimet, en büyük faydadır. Allah'a bu nimeti verdiği için şükrederek gece gündüz minnettar olmak gerekir. Onun yolundan ayrılmamak lazım. Allah yardımcımız olsun. Mübarek olsun. İnşallah daha Ramazan bitmedi. İnşallah rastlarsak rastlarız. Aslında çoğumuz ona denk geldik ama haberimiz olmadan. Çünkü Allah Azze ve Celle'nin yarattığı bazı özel şeyler var. İnsan onlara rastlarsa, istedikleri şeyleri gerçekleşiyor. Dünyevi istekler bile kabul oluyor. Ahiret için olan dilekler tabii kabul olur. Kadir gecesine rastladığınızda Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem en hayırlı duanın şu olduğunu buyuruyor: Allahüme inni es'elüke el-afve vel-afiyete vel-muafâtetü'd-dâimete fi'd-dîni ve'd-dünyâ ve'l-âhira Allah'tan afuv dileyin, mağfiret dileyin, sıhhat afiyet dileyin. Afiyetimiz devam etsin, daim olsun. Afiyet en büyük nimetlerden biridir. Sıhhat, afiyet çok büyük bir nimettir. Başkalarına yük olmamak için, Allah yolunda hizmet edebilmek için, ibadete devam edebilmek için mühimdir. Bunu sürekli dile getirmek gerekir. İnsanın aklına para mı gelir, arsa mı, araba mı, bunları da dileyebilirsin ama en mühim bu duadır. Kadir gecesine rastlayıp bu duayı eden kişi: Hayatı sıhhatle, afiyetle geçirir, Allah mağfiret eder inşaAllah.

2025-03-20 - Lefke

Peygamber Efendimiz sallâllâhu aleyhi ve sellem ahir zaman kıyamet alametlerinden birisi olarak buyuruyor: "İ'câbı külli zî re'yin bi-re'yih." "Herkes kendi fikrini beğenir, başkasınınkini beğenmez" diyor. İşte tam da yaşadığımız zamandır bu. Herkes bir şey beğenir, "Ben bunu düşünüyorum, bana göre böyledir" diyerek başkasının fikrini beğenmez, kabul etmez yahut tersini yapar. Böyle yapmanın hiçbir faydası yoktur. Çünkü insanın hakikati araması lazım. Hakikat neredeyse onu kabul etmesi lazım. Her şey kişinin istediği gibi olmaz. Her şey Allah Azze ve Celle'nin takdiri olarak yaratılmıştır. Eğer her şeye itiraz edersen, bu sefer Allah Azze ve Celle'nin iradesine de itiraz etmiş olursun. Çoğu insan işte bazen şöyle der: "Bu zulüm niçin oluyor?" "Dünyada niye Allah müdahale etmiyor?" İşte bu da başka bir anlamsız sözdür. Yani insanın Allah Azze ve Celle'nin kudretine ve azametine karşı bu kadar saygısızlık yapması, ancak aklının noksanlığından kaynaklanır, başka bir şey değil. Allah Azze ve Celle'nin işine karışmak akıllı bir insanın yapacağı iş değildir. Allah Azze ve Celle dilediği gibi yapar, dilediği gibi yaratır. Sen bir konuyu bırak, kendinden üstün birine bile "Bunu niçin yapıyorsun, şunu niye yapıyorsun?" diye sorsan, senin bilmediğin pek çok şey vardır. Onları o bilir, sen bilemezsin. Bilmediğin şeylere itiraz ettiğinde sana hiçbir faydası olmaz. Hatta bazen, çoğu zaman kendi eksikliğini görebilirsen ancak o zaman anlarsın. Göremezsen yine aynı şekilde kafası dikine gider. En sonunda hiçbir fayda elde edemeden bu dünyadan göçüp gider. Onun için hakikati, doğruyu kabul etmek lazım. Kötüyü kabul etmek fayda değil, zarar verir. Zarar vermesi bir yana, boşuna, gereksiz bir iş yapmış olur insan. İşte ahir zamanın işaretlerinden, alametlerinden birisi budur. Herkes kendi kafasına göre "demokrasi" deyip milleti kandırıyor. Yapılması gereken işleri aksatıyorlar. İyi şeyleri men ediyorlar, kötü şeyleri kabul ediyorlar. Bunlar, içinde bulunduğumuz zamanın ahir zaman olduğunun büyük işaretleridir. Ahir zaman dediğimizde, bundan sonra artık kıyamet kopar. Yani kıyamet günü yaklaştı. Bu dünyanın hali günden güne daha iyiye değil, daha kötüye gidiyor. Bu yüzden insanın Hakk'a boyun eğmesi lazım. Hakikati kabul etmesi lazım ki bu durumdan kurtulsun. Kendi nefsine esir olmaktan kurtulması için hakikati kabul etmelidir. O zaman nefsi de kabul eder. O zaman iyi bir Müslüman olmuş olur. Allah hepimize bunu nasip etsin inşaAllah.