السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.

Mawlana Sheikh Mehmed Adil. Translations.

Translations

2024-07-26 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ كَانَتْ لَهُمْ جَنَّـٰتُ ٱلْفِرْدَوْسِ نُزُلًا (18:107) صَدَقَ الله العظيم İman edenler için bu dünyada ne kadar sıkıntı varsa, ahirette o kadar güzellik var diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Ebedi güzellik, ebedi hayat var. Sıkıntısız, üzüntüsüz cennet hayatı. Akla hayale gelmeyen şeyler Allah Azze ve Celle vaad etmiş. Burada dünyada yaşar, insan her şeyi bilirim zanneder. Ama ahiret hiç de bildiği gibi değil. Başka memlekete gitse şaşırır kalır, ne kadar bilmediği şeyler var diye. Bu teşbih ahiret için çok az bir şey. Cennet, dünyaya kıyaslandığında, insanın akla hayale gelmeyen şeylerin yeridir. Cennettekiler akla gelecek şeyler değil. Cennetteki güzellikler, cennetteki mutluluklar dünyaya kıyaslanamaz. İnsanlar dünyanın peşine düşmüşler. Dünyada sıkıntıdan başka bir şey yok. İman edenler için Allah onların kalplerini dünyada da mütmain eder, çünkü ahiretlerine iman ederler. Ama imanı olmayan, Allah'a inanmayan insanların da hiçbir ümitleri yok, hiçbir şeyleri yok. Onun için ona saldırırlar, buna saldırırlar ki zannederler ki böyle yapınca kendilerini iyi hissedecekler. Ama kötülükten iyilik gelmez. Kötülükten kötülük gelir. İyilikten iyilik gelir. Mümin hakkında Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: لا ضرر ولا ضرار Mümin, kimseye eziyet vermez. Eziyet ettirmez diye buyuruyor Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem. Onu insanlar bilmiyor. Ne kadar haset etseler, ne kadar başkalarına eziyet verseler o kadar daha iyi zannederler. Halbuki Allah Azze ve Celle herkesin rızkını, yapacağı şeyleri önceden vermiş. Her şeyin hesabı, kitabı var. Boşuna yaratmadım sizi diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Onun için Allah yolunda olanlar dünyada da mutlu olur, saadet içinde yaşarlar, ahirette de. İman en kıymetli şeydir ki imanı olan her nefesin hayra gideceğini bilirler. İmanı olmayan ise hiçbir şeyde iyilik bulamaz. Devamlı kabahati başkalarında bulmaya uğraşırlar. Kendilerinde hiçbir şey bulmazlar. En sonunda da iman etmezlerse, onlara hiçbir şey fayda etmez. Zararda olurlar. Allah muhafaza etsin. Allah herkese hidayet versin, inşa'Allah.

2024-07-25 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم هَوْنًۭا وَإِذَا خَاطَبَهُمُ ٱلْجَـٰهِلُونَ قَالُوا۟ سَلَـٰمًۭا (25:63) صَدَقَ الله العظيم Allah Azze ve Celle'nin bize ne yapmamızın gerektiğini söyleyen güzel bir ayettir. Bir olay yaşandığında veya biri hakkında kötü konuşulduğunda, insanlar hemen "kendimi savunmalıyım" telaşına kapılırlar. "Bu durumu düzelteyim, insanlar gerçeği bilsin" diye uğraşırlar. Hiç gerek yok! Cahil insanlara kulak asma. Cahil ile mücadele etme, tartışma. Hiç oralı olma diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Onlar anlamaz. Zaten niyetleri kötü, ne kadar konuşsan, ne kadar tartışsan, o kadar daha kötü olur. Bu yüzden en iyisi hiç konuşmamak, oralı olmamak. Hiçbir şey fayda etmez. Sana havlayan bir köpeğe sen de havlasan, istediğin kadar akşama kadar havla - Ne olacak? Millet sana gülecek. Millet seni ayıplayacak. Bu hayvandır ondan sana havlıyor. Sen geri havlasan ne olacak? Kötü olacak. Havlamazsan ne olacak? İyi olacak. Odur mesele. İnsanların anlamadığı şey bu. Boşuna kendilerine eziyet etmiş oluyorlar. Boşuna üzülmüş oluyorlar. Halbuki duyma, işitme! Allah biliyor ya. Kul bilse ne olacak, bilmese ne olacak. Kula hesap verecek halimiz yok. Allah Azze ve Celle'ye hesap verilecek. Sana kötülük yapan da mutlaka hesabını verecek Allah katında. Dünyada Allah muhafaza etsin şerlerden. Ama dünya olduğu için fitneler oluyor. Dünya hali işte. Her türlü şey olabiliyor, insanın başına gelebiliyor. Bu konu hakkında Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem ne güzel buyurmuş, ki her sözü güzeldir. Bu söz ise bu duruma daha da uygun düşmektedir. En kuvvetli insan kimdir diye soruyor Efendimiz. İnsanları yenen, döven insan mıdır? Yok, o değil. Öfkesini yenen, öfkesine hakim olan insandır! Öfkesine hakim olan insan herkesten kuvvetlidir. Öfkesine hakim olamayan istediği kadar kuvvet iddia etsin. Onun kuvvetinin hiçbir hükmü yok. Şeytanın istediği senin üzülmen, öfkelenmen, kavga etmen, tartışmandır. Onun istediği budur. Sen de tartışırsan, bu demektir ki şeytan sana galip gelmiş. Dünyanın en kuvvetli adamı olsan bile öfkene hakim olamıyorsan, zayıfsın. Dünyanın en zayıf insanı olsan bile, öfkene hakim olabiliyorsan, en kuvvetli insansın. Allah muhafaza etsin. Şerlerden, insan şeytanlarından, şeytanlardan, iblislerden Allah muhafaza etsin. Fitnelerden muhafaza etsin hepimizi.

2024-07-24 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, büyük günahların neler olduğunu size söyleyeyim mi diye sordu ashabına. Bazen insan bazı şeyleri hafife alır. Çok kötü olduğu halde onu hafife alır. Ekber-i kebair denilen en büyük günahlardan biri anne ve babaya iyi davranmamaktır. Anne ve babaya kötü davranmak o günahların en büyüğüdür. Başka büyük günahlar da var. Ama en kötüsü anne ve babaya kötü muamele etmek, kötü davranmak, onları üzmektir. Tabii, bunların dereceleri var. Kötü davranmak, dövmek, sövmek veya ilgilenmemek günahların en büyüğüdür. Ondan sonra da, şu anki çağda yaygın olan yalan şahitlik gelir. Yalan yere şahitlik yapmak da çok büyük bir günahtır. Peygamber Efendimiz bu konuya o kadar çok değinmiştir ki, bunun büyük bir günah olduğunu vurgulayarak. Yalan şahitlik yapmak, yalan şahitlik yapmak demiş. Sahabeler adeta "Keşke artık devam etmese" diye düşünmüşler, Peygamber Efendimiz bu konuyu o kadar üzgün bir halde dile getirmiş ki. Gerçekten de yalancı şahitlik insanların canını çok yakar, haklarını gasp eder. İki kuruş için bu şahitliği yapar. Bir laftan ne çıkar deyip yalancı şahitlik yapar. Bazı laflar kelleyi götürür, bazı laflar insanın hakkını alır. Onun için dikkat etmek lazım. Biri sana 'Bunu gördün mü?' ya da 'Öyle mi?' diye sorarsa, gördüysen aynen olduğu gibi söylersin. Eğer biri sana 'Gel de şunu söyle, bunu söyle' derse, görmediğin ve bilmediğin şeyi söyleme. Sakın! Küçük bile olsa yine görmediğin ve bilmediğin şeyi söyleme. Yalancı şahitlik yapma! Bu sırf mahkemede değil hayatın içinde yaşadığın her vakit için geçerlidir. Bir mesele hakkında bilgin varsa söyle. Bilgin yoksa sakın onun bunun lafıyla şahitlik yapma. Şahitlik, 'Gel burada elini Kur'an'a bas da şahitlik yap' demekle sadece mahkemede olmaz. Her zaman bir şey hakkında yalancı şahitlikten sakın. Şimdiki mahkemelerde bir hayli insan 'yalancı şahidim' diye iftihar eder. 'Şu parayı ver, ben sana şahitlik yapayım' der. Hem de geçerli olur. Nasıl bir sistemse, bu adamın yalancı olduğunu bildikleri halde yine de şahitliğini kabul ederler. Allah muhafaza etsin. Onları kabul etmeleri mühim değil. Allah Azze ve Celle'nin indinde vereceğin hesap, ahirette çekeceğin büyük azap önemlidir. Yalancı şahitlik günah olarak, kötü son olarak insana yeter. Hak dünyada zayi olur ama ahirette zayi olmaz. Sen iki kuruş için şahitlik yapmışsın, onun muhakkak cezasını çekeceksin. İster işin içinde para olsun olmasın, yalancı şahitlik, yani görmediğiniz, duymadığınız şeylere şahitlik yapmayın. Onun bunun sözüne de inanıp da şahitlik yapmayın. Allah muhafaza etsin. Uyanıklık versin bize. Bu da çok mühim bir şeydir. Şahitlik sırf mahkemede söz konusu değildir. Şahitlik her daim her saat, her gün olur. Allah muhafaza etsin nefsimizden. Onun bunun nefsinin isteği üzerine kötülük yapmayalım. Günaha, harama girmeyelim inşa'Allah. Allah hepimizi muhafaza etsin.

2024-07-23 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem, bu ümmetin bereket üzerine olduğunu söyler. Peygamber'e inanana, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in yolunda gidene ve helalinden Allah'tan bereket isteyene Allah o bereketi verir. Bereket Allah Azze ve Celle'nin sırlarından bir sırdır. Bereket nerede olur? İmanda olur, İslam'da olur, Allah yolunda olanlarda olur. Bazı yerler daha bereketlidir. Müslüman olan yerlerde de aynı şekilde. Öteki türlü bereket yok. Allah'a inanmayan yerlerde bereketsizlik var. Her Ne kadar her şeye sahip olsa bile bereket olmayınca bir faydası olmaz. Vücudunu büyütüyor olabilir. Daha fazla yiyebiliyorsun, daha fazla içebiliyorsun. Ama esas olan bereketinfaydası insanın ruhaniyetedir? Ruhaniyet te bereket ister. Bereket olmayınca o ruhaniyet fayda etmez. Hiçbirşey'den istifade etmez. Bereket nasıl olur? Allah'a inanıp, Allah Azze ve Celle'nin yolundan gitmekle bereketr olur. Allah'ın istediği gibi hareket etmek bereket getirir. Bereket Besmele'yle olur. Bereket israf etmemekle olur. Bereket cömertlikle olur. Çok şeyler vardır ki berekete vesile olur. İnsanoğlu onların hepsini unutmuş şimdi ahir zamanda yaşadığımız için. Hiç aklına bile gelmiyor. Ne kadar daha fazla toplasam. Ne kadar daha fazla iş yapsam. Ne kadar bankada daha fazla var diye uğraşıyor. Uğraştığı şeyler bereket yok. Onların nasıl bereketi olacak? Allah yolunda olmaya niyet edip her şey Allah rızası için diye niyet edecek. Bu rızkımız çoluk çocuğa bereket olsun. Ümmete faydalı olsun diye niyet edecek. Öyle olunca o vakit kıskançlık kalmaz. Haset kalmaz. Onlar olmayınca bereket olur. Hasetle kıskançlık onlar bereketi onları da giderir. Mümin olanın için onun için mümin olanın da bereketi olur. Müslüman çok birbirinden kıskanan, birbirini kuyusunu kazmaya çalışan çok Müslüman var. Ama mümin öyle değil. Mümin herkese hayır ister. Herkese bereket ister. Allah bereketini versin hepimize in shā'a Llāh. Allah muhafaza etsin. Çok zor durumlarda insanlar var. Yine Allah Azze ve Celle'nin bereketiyle onlar da kurtuluyor. Onların o sırla, Allah Azze ve Celle'nin bereket sırrıyla ne kadar zor durumda olsalar yine de Allah onlara yardım ediyor. Bereket mühimdir. Allah Azze ve Celle'nin imdadıdır, yardımıdır. Allah özel özel eksik etmesin bereketini.

2024-07-22 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم حَتَّىٰٓإِذَآأَخَذَتِٱلۡأَرۡضُزُخۡرُفَهَاوَٱزَّيَّنَتۡوَظَنَّأَهۡلُهَآأَنَّهُمۡقَٰدِرُونَعَلَيۡهَآأَتَىٰهَآأَمۡرُنَالَيۡلًاأَوۡنَهَارٗافَجَعَلۡنَٰهَاحَصِيدٗاكَأَنلَّمۡتَغۡنَبِٱلۡأَمۡسِۚ (10:24) صَدَقَ الله العظيم Allah Azze ve Celle buyuruyor ki, insanlar "Bu dünya tam ziynetini almış, en güzel haline gelmiş." deyip artık kimseye ihtiyaçları olmadığını sanırlar. Biz yaptık. Bu dünyayı süsledik. Yollar, sokaklar, her türlü şey yaptık. Çok mükemmel bir şey yaptık diye zannederler ki her şey tamam. Allah Azze ve Celle buyuruyor, bizim emrimiz gelince her şey dümdüz olur, hiçbir şey kalmaz. Dün bu kadar her şeyin olduğu yer dümdüz olur. Her şeyin dümdüz olacağı, insanların Allah Azze ve Celle’nin kudreti ve azameti karşısında hiçbir duramayacağını görecekleri gün gelecek. Bugün herkes dünyaya hükmettiklerini iddia ediyor. Her şeyi biz yapıyoruz. Her şeyi daha da yapmaya uğraşıyoruz. Şunu yapıyoruz, bunu yapıyoruz diye kibirleniyorlar ama Allah’ın istediği vakit, Allah Azze ve Celle’nin emri geldiği an hepsi çöp gibi gider. Bir şey kalmaz. Kalacak olan müminin imanıdır. Mümin dünya için değil, ahiret için yaşar. Dünya onu kandırmaz. Dünyanın metaına, dünyanın hiçbir şeyine kalbinde zerre kadar kıymet vermez mümin. Çünkü biliyor ki Allah Azze ve Celle’nin vaadi haktır. Bunun hiç birinin bir kıymeti yok, kuvveti yok Allah Azze ve Celle’nin iradesi karşısında. Hayatta yaşıyoruz ama mühim olan Allah’a güvenmek. Mühim olan Allah Azze ve Celle’ye güvenmek ve Allah'ın emirlerini yerine getirmektir. Bu dünya sonunda öyle yahut böyle kalmayacak. İnsanlar kalmayacak. Gözünü yumduğu an zaten kalmıyor. Daha ibret olsun diye Allah Azze ve Celle bu mübarek ayetlerinde Kur'an-ı Azimuşşan’da çoğu yerde insanlara seslenmiş. Ama insanlar gafil, gafil ve cahil. Okumuşuz diyorlar. Dünyanın her köşesinde on tane üniversite var. Her yerde bin tane bilmem ne var, profesörler, öğretmenler. Hiçbir kıymeti yok. Allah Azze ve Celle’yi tanımadıktan sonra hepsi cahildir. Alim olan Allah’ı bilendir. Bilmeyen cahildir. İstediği kadar okumuş olsun. Allah Azze ve Celle’nin emri vaki olacak. Dünya bizi kandırmasın. Allah muhafaza etsin. Dünyanın metaından, şerrinden Allah muhafaza etsin. Allah’a kul olalım inşaAllah. Ahirette, cennetini bize nasip etsin, inşaAllah.

2024-07-21 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم أَنَّمَا خَلَقْنَـٰكُمْ عَبَثًۭا (23:115) Sizi tesadüf olarak yaratmadık diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Biz ne için yaratıldık? Allah'a itaat ve ibadet etmenizi imtihan etmek için size bu hayatı verdik diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Şimdiki insanların çoğu ne için yaratıldık yahut bazıları daha ileri gidip ben bu hayatı istemiyorum deyip te kendilerini telef eden bazı insanlar var. İsyan edenler çoktur. Allah Azze ve Celle bizi yarattı. Boşuna yaratmadım diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Sen ister kabul et, ister kabul etme. Kendi iyiliğini istersen Allah'ın yolunda git. Allah'ın yolunda giden dünyada da iyi olur, ahirette de iyi olur. Yok daima isyan eden, hiçbir şeyi beğenmeyen insan burada da eziyetli bir hayat yaşar, ahirette daha da beterini bulur. Allah Azze ve Celle'ye 'Sen ne için böyle yaptın?' soramazsın. İnsanlar alışmış bu şeytanın söylediği şeyleri dinlemeye. Şeytanı dinlemek nefsin işine geliyor. Halbuki Allah'a karşı gelip isyan etmek nefsin kötülüğünedir. Allah Azze ve Celle seni insan olarak yaratmış, sana ikram etmiş. Buna şükredip Allah'a ibadet edecek yerine insan isyan ediyor. Allah'ın vaadı haktır. Boş konuşan insanlar gibi değildir. Bin tane söz verir, hiçbirini yapmaz. إِنَّوَعۡدَٱللَّهِحَقّٞۚ (40:77) Allah'ın vaadi, sözü haktır. Allah Azze ve Celle buyuruyor, 'Bunu yaparsan ahirette sana cennet var.' 'Dünyada da iyilik olur sana.' Yok öteki türlü biz böyle ansızın yaratıldık, ansızın tesadüf olarak meydana geldik diyen insanlar dünyada da ne için geldiklerini bilmedikleri için hiç bir rahat etmezler. Gönülleri ferah etmez. İman eden, Allah'ın verdiği bu nimetlere şükreden, Allah'a itaat eden insanın gönlü ferah olur, rahat olur. Mesela bir insanı bir yolculuğa çıkmış. Nereye gidiyorsun? Bilmiyorum. Ne zaman, ne kadar gideceksin? Bilmiyorum. Ne yapacaksın? Bilmiyorum. Bu insan nasıl olur bu yolculukta? Rahat mı olur? Yok! Olacaktan hiç haberi yok. Halbuki Allah Azze ve Celle bize hepsini söylemiş. Şöyle, buraya gideceksin. Vakti gelince, şunu yapman lazım. Öteki türlü yine bunu yapacaksın. Her şeyi planlı, programlı yapmış Allah Azze ve Celle. Mümin olan insan bunun şuurundadır. Rahat olur. Öteki türlü rahat görmez, huzur görmez. Allah muhafaza etsin. İşte bu çağımızın hastalığı budur. İnsanlar hiçbir şeyden memnun olmuyorlar. Hiçbir şeyi kabul etmiyorlar. Ondan sonra da şikayet ediyorlar. Hükümetten şikayet eder, devletten şikayet eder, belediyeden şikayet eder, ondan şikayet eder, bundan memnun olmaz. Kendindeki hatayı ama asla görmez. Allah yardım etsin. Allah hidayet versin, inşa'Allah.

2024-07-20 - Dergah, Akbaba, İstanbul

طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية Bu mübarek sözü, Şeyh Bahauddin Nakşibendi Hazretleri hayatında 12 bin defa söylemiş. Bunu neden söylüyoruz? Çünkü bugün Şah-ı Nakşibend'in mübarek doğum günüdür. Kendisi bizlere güzel bir hizmet, güzel bir yol göstermiştir. Bu yol, Allah yolu olup Peygamberimizden gelir ve kıyamete kadar devam eder. Bu tarikatın ismi, Şah-ı Nakşibend Hazretleri'nden önce farklıydı. Şah-ı Nakşibend Hazretleri'nden sonra bu yol, Nakşibendi yolu olarak anılmaya başlandı. Salihler zikir ettiği zaman, rahmet iner, buyuruyor Allah Azze ve Celle. Onların mübarek hayatları insanlara ibrettir. Güzel bir örnektir. Her türlü iyilik, her türlü güzellik onların hayatlarındadır. Şah-ı Nakşibend Hazretleri, Buhara'da dünyaya gelmiştir. İslam dininin güzel yolunu, doğru yolunu insanlara öğretmiştir. On binlerce, yüz binlerce mürid yetiştirmiştir. Onlara yolu göstermiştir. Onlar da dünyaya yayılıp, dünyada nur olarak Allah Azze ve Celle'nin güzel nurunu insanlara öğretmiş ve sevdirmiştir. Onlara da o nur ulaşmıştır. Kıyamete kadar da ulaşacaktır Allah'ın izniyle. Çok büyük hizmette bulunmuştur. Çünkü onların yolu halis ve güzeldir. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in yoludur. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in yolu güzel bir yoldur. İnsanlara kalpten hizmet edip, kalpten kalbe gelen güzellikleri aktarmaktır. Sadece sözde kalıp da kalbe inmeyen bir yol değil. Bu yol, kalbe inen bir yoldur. Onun için yüzyıllardır ta Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'den başlayan bu yol, onların vasıtasıyla bize ulaşmıştır. Bu yola giren, en güzel yola girmiş olur. Başkalarının tesirinde kalmayıp, Allah Azze ve Celle'nin rızasını kazanmış olur. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem buyuruyor ki öyle insanlar var ki namazlarını kıldığını görürseniz utanırsınız. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in bu hitabı bize değil, Sahabe-i Kiram efendilerimizedir. Namazlarını o kadar müntezam kılarlar. İbadet deseniz, sizin ibadetiniz onların yanında sıfır kalır, buyuruyor Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem. Ümmet arasında böyle bir kısım insan var. Lakin okudukları Kur'an boğazlarından aşağı inmez. Bu hitap bize değil, bizim namazımız belli zaten. İşte gördüğünüz gibi namazımız şaldır şuldur. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem buyuruyor ki, sahabelerin namazı ve ibadetleri bile o insanların karşısında az bir şey gibidir. Ama onların o müntezam namazları sadece şekilden ibarettir. Bu yüzden hiç kabul olmuyor, buyuruyor Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem. Çünkü kibirle, enaniyetle, kötülükle, nefisleri için kıldıkları namazlar fayda etmiyor. Fayda eden, kalbe inendir, buyuruyor Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem. Bu yol, tarikat, mübareklerin gösterdiği yol ile kalbimize nur iniyor, kalbimizi nurlandırıyor. Başkalarına da faydalı oluyor. O nur bir yerde kalmaz. Her yere dağılır. Allah makamlarını âli eylesin. Himmetleri üzerimize hazır olsun, inşa'Allah. Allah onların yolunda gitmeyi herkese nasip etsin, inşa'Allah.

2024-07-19 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Cuma günü mübarek olsun, inşa'Allah. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem cuma gününe özel olarak hakkında günlerin en hayırlısı olduğunu buyuruyor. İnsanların en hayırlısı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem olduğu gibi cuma günü ile birlikte en hayırlı şeyleri Allah Azze ve Celle Peygamber Efendimiz'e hediye etmiş. O'nun ümmeti olmak büyük bir şereftir, büyük bir lütuftur Allah Azze ve Celle'den. Cuma günü daha fazla fazilet kazanmak için vazifeler var. Cuma guslü olsun, sadaka olsun. Cumadan önce de yahut cuma günü herhangi vakit Kehf Suresinin okunması var. Onu okumak cumadan cumaya nur olur. Kabir nur ile dolar. Kabir zülmet yeri, kapkaranlık bir yerdir. İnsanoğlu vefat edince tabi yapacak bir şey yok artık. O zülmetin içinde eziyet olur ona. Kehf Suresini okuyunca yahut dinleynince, kabir nur olur. O zülmet, karanlık, kasvet kalmaz. Bu da Peygamber Efendimiz'in bize hediyelerinden birisidir. Kabir vahşet yeri, korku yeridir. Ne kadar insan müslüman olsa da yine kabrin zülmetini gidermek için muhakkak her cuma ya Kehf Suresini ya oturup dinleyecek yahut kendisi okuyacak. Esasen cumadan önce okunsa daha iyi olur ama cuma günü herhangi vakit de olur. Kehf Suresi'nin büyük faziletleri var. İlk ve son ayetleri okuyan deccalın şerrinden muhafaza olmuş olur. Deccal ahir zamanda çıkacak. Ahir zamanda olduğumuz için deccalın da çıkması kıyametin büyük işaretleridir. Ondan korunmak için Kehf Suresi'ni okumak lazım. Kehf Suresi'nin ilk sayfasını, son sayfasını okuyunca, Allah'ın izniyle, deccalın şerrinden muhafaza olur insan. Deccallar çoğaldı. Ama esas deccal, büyük deccal, kör deccal daha çıkmadı, o bekliyor. Onu bekleyenler de çok. Büyük Deccalın yardımcıları, yeni deccallar her gün çıkıyor. Daha da fazla çoğalıyor. Deccalın sıfatı nedir? Kötülüğü iyilik gibi göstermek. İyiliği kötülük gibi göstermektir. Allah muhafaza etsin şerlerinden. Onların bu kötü hallerinden bizi Allah muhafaza etsin. Çünkü onlar imana musallattır. Dinden imandan çıkarıp ateist yapmak ya da kafir yapmak isterler. Allah muhafaza etsin şerlerinden. Her Cuma, Kehf Suresini okumak, bilhassa ilk ve son ayetlerini okumak, insanları onların şerrinden muhafaza eder. Allah yardım etsin, inşa'Allah.

2024-07-18 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz'in güzel sıfatlarından biri, insanlara iyi muamelede bulunmaktır. İyilik yapmak. Herkesle iyi geçinmek. Onun yolu budur. Bu yoldan gidip biz de aynısını yapmalıyız. Ne kadar insanlarla iyi geçinirsen, o kadar iyi olur. Peygamber Efendimizin yolundan gitmiş olursun. Sana doğrudan zarar vermek istemedikten sonra, o insanla geçinebilirsin. O insanı idare edebilirsin. Tabii bazen bir şey yapman gerekebilir. İki yol var. Biri kötülük, diğeri iyilik. Sen her zaman iyiliği seç ki başın ağrımasın. Peygamber Efendimizin yolundan giderek, sonunda o insanı kazanabilirsin. Onunla dost olabilirsin. Onu da doğru yola çekmiş olursun. Aksi takdirde düşman olursanız, bir fayda etmez. Hem sen kötülük etmiş olursun, hem de karşı taraf güzel yollardan uzaklaşmış olur. Bu yüzden, iyiliğin iyiliği getirdiğini söylerler. Kötülük de kötülüğü. Her türlü yolun iyiliğe gitmesi lazım. Bazen yolda bir engel olabilir. Onun etrafından geçip, yine doğru yola gidebilirsin. Eğer illa da durup kavga edersen, yolda ilerleyemezsin. Bu yüzden insanları idare edin. Nebiyyü mübarek müdarette nasih. Allah, beni insanları idare etmek için gönderdi, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor. Onun yolu güzeldir. Çoğu zaman insanlar, iyi insanı görüp onun yolundan gitmek ister. Muhabbet duyarlar. Onun muhabbetiyle doğru yola gelirler. Bu yol bazen kapalı olabilir. Bu engeli nasıl aşacağını düşünmek lazım. İyilikle aşmalıyız. Kötülükle olursa, durup kalırsın. Ne sana fayda olur, ne de başkasına. Allah, insanlara anlaşabilmeleri için akıl vermiş. O aklı kullanırsan muhakkak iyiliğe gidersin. Aklı kullanmayınca, insan muhakkak kötülük yapar. Allah hepimize yardım etsin. Zor günler yaşanıyor. İnsanları idare etmek zor. İki dakika sonra bakıyorsun, insanlarda sabır yok, patlıyorlar. Birbirlerine hakaret ediyorlar. Bazı zamanlar daha ileri gidip kavga edebiliyorlar. Hatta daha da ileri gidip birbirlerini öldürebiliyorlar. Bu yüzden, ne kadar idare edebilirsen o kadar kazançlı olur insan. Kavga etsen bile sabredip bir şey söylememek biraz sıkıntılı olur, ama biraz sonra geçer. Aksi takdirde kavga edersen, bütün vakit moralin bozulur. Kötü hissedersin kendini. İnsanları ne kadar idare edebilirsen, o kadar iyidir. Hiçbir zaman kavgaya, gürültüye gerek yok, inşa'Allah.

2024-07-17 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم كُلَّشَيۡءِۭبِأَمۡرِرَبِّهَا (46:25) Bu yaşadığımız dünya'da her şey Allah Azze ve Celle'nin elindedir. Allah istediğini yapar. Hiçbir şey zor değildir. İmkansız hiçbir şey yok Allah Azze ve Celle'ye. Allah'a tevekkül eden rahat eder. Allah'a tevekkül etmeyen huzursuz olur. Tevekkül de nedir? Tevekkül imandır. Allah'a iman eden daha fazla Allah'a tevekkül eder, rahat olur. Onun için iman büyük bir nimettir. İnsanlara verilen en büyük nimettir. İman olmazsa hiçbir şeyin faydası yok. Dünyalık olsa da yine faydası yok. İster bütün dünya senin olsun. Tevekkül olmadıktan sonra, iman olmadıktan sonra hiçbir huzurun olmaz. Bu dünyayı nasıl muhafaza edeceğim diye düşünüp durur. Rahatı kalmaz. Bunu nasıl elimden gitmesin diye düşünerek uykuları kaçar. Huzuru olmaz. Tevekkül, iman olmadıktan sonra hiçbir şeyin kıymeti yok. Nimetlerin kıymeti imanla beraberdir. İman olmadıktan sonra hiçbir şeyin faydası yok. Onun için mümin, hiçbir şeyi olmasa bile, Allah'a imanla tevekkül eder ve o imanıyla bütün her şey güzel olur. Her iş güzel olur mümin için. Hiçbir şeyden şikayet etmez. Rahatsız olmaz. Ama iman olmayınca her şeyden rahatsız olabilir. Hiçbir şey ona tam olarak istediğini elde etmiş gibi hissettirmez. Ne kadar yaparsa yapsın, daha fazla nefsinin peşinden gider. Nefsinin de kendisine faydası olmaz. Allah muhafaza etsin. İmanımıza kuvvet versin ki her şeyi güzel görelim inşa'Allah. Allah Azze ve Celle her şeyi güzel eyler. Mübareklerin sözüdür. 'Görelim, neylerse Mevlam güzel eyler' demişler. Geçmiş zamanın mümin evliyaları bu güzel sözü söylemiş; mümin olan da ona kulak verir. Onu kendine müjde olarak bilir. Allah imanımıza kuvvet versin inşa'Allah.