السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.

Mawlana Sheikh Mehmed Adil. Translations.

Translations

2024-08-05 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor, تَفَاؤَلُوا بِالخَيْرِ تَجِدُوهُ Her şeyi iyi düşünün, hayır bulursunuz. Hayırlı düşününce, muhakkak o hayır olur diye buyuruyor Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Kötü düşünmeyin. Her zaman olacak olan şeyler hakkında hayırlı olduğunu düşünün diyor Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Bulunduğumuz bu ay şimdi Sefer ayıdır. Seferul hayr, hayırlı Sefer ayı diye adlandırdı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu ayı. Çoğu insan Sefer ayından korkar. Allah'ın izniyle - Şeyh Baba derdi - hayır bize, şer isteyenlere olsun. Hayır olsun bize. Bu mübarek ayda korkulacak bir şey yok. Bu ayın inşa'Allah hayırlı olacağını düşünüyoruz. İslam'a hayırlı, insanlara hayırlı. Bu ay mübarek aydır. Bu ayda biraz daha fazla tesbihat, tövbe istiğfar gerekir. Sefer ayının ayrıca günlük vazifeleri var. Onları biliyor herkes, yazacaklar bizim ihvanlar. Ondan sonra bu ayda daha fazla tövbe istiğfarlar var. Sadakayı biraz daha fazla verin. Bu ay hayır yapmaya vesile oluyor. Daha fazla tövbe istiğfar etmeye, daha fazla hayır hasanat yapmaya vesile olmak üzere bu mübarek ay girmiştir. Allah hayırlara vesile edecek inşa'Allah bize. Her şeyi hayır olarak düşünüyoruz. İnsanlar, Müslümanlar bahusus, gerçekleşen şeyleri hayır olarak görüp, hayır görünce muhakkak o hayır olur. İyilik düşünün. İyi olacak diye düşünün, iyi olur. Kötü olacak diye düşünen insan, o insanın düşüncesi gibi olur. Allah muhafaza etsin. Her şeyi iyi olarak düşün. Ne olursa olsun iyi olacak diye düşün. Müslümansın, müminsin hayır düşünerek hayıra vesile olur. En kötü şey bile hayır olur. Kötü zannettiğin şeyde Allah Azze ve Celle hayır murat etmiş olur. Hikmetleri sonsuzdur Allah Azze ve Celle'nin. Allah mübarek eylesin Sefer ayımızı. Allah hayırlara vesile etsin inşa'Allah.

2024-08-04 - Dergah, Akbaba, İstanbul

İnsanlar "sıkıntıdayız" derler. Dünyada şikayet eden çok insan var. Çoğu kişi sıkıntılarından şikayet eder. Elbette sıkıntı çoktur. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor, bu sıkıntıların nasıl olduğunu bize anlatıyor. Kıyamet günü, dünyada en çok sıkıntı çeken, malı mülkü olmayan, hastalığı olan, en kötü durumda olan mü'min bir insan getirilir. Cennette olunca ona sorarlar, "Dünyada sıkıntı çektin mi?" Hiç sıkıntı çekmedim der. Yani, cennette olunca artık hiçbir şey hatırlanmaz ve hiçbir sıkıntı hissedilmez.

2024-08-03 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Bizim gayemiz bu hayatta - Müslüman insanın, insanoğlunun gayesi - Allah'ın Azze ve Celle'nin rızasını kazanmak olmalıdır. Ondan daha ötesi Allah'ınsevgisini kazanmak. Peygamber Efendimiz'in yolunda olan hakkında Habibullah diye buyuruyor. Habibullah demek Allah'ınsevdiği insandır. Gaye bu olması lazım. İnsanların gayesi dünya değil, Allah'ın Azze ve Celle'nin rızası, sevgisini kazanmak olmalıdır. Bu insanlar için en büyük iştir. Bunu yapmadıktan sonra hiçbir şey işe yaramaz, faydası olmaz. Bütün dünya değil, on tane dünya senin olsa da, Allah Azze ve Celle'nin sevgisini kazanamadıysan hiçbir faydası olmaz. Akıllı olan Allah Azze ve Celle'nin sevgisini nasıl kazanırım diye düşünüp ona göre hareket yapar. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki, Allah'ınsevdiği insanlar karanlıkta camilere, namaza gidenlerdir. Karanlıkta camiye gitmek demek, yatsı ve sabah namazını cemaatle kılmak için camiye gitmek demektir. Onlar Allah Azze ve Celle'nin sevdiği insanlardır. Onlar bu Allah'ın rızasını kazanmış, Allah'ın sevgisini kazanmış insanlar. Onlar en büyük işi yapmış oluyorlar. İnsanlar niçin yaşıyoruz diye bazı insanlar sorar. Cahil olanlar, yani bilmeyenler bunun bilincinde değildir. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bize bildiriyor, öğretiyor. Cahillikten kurtarıyor. Camiye gidemedin, hiç olmazsa evde sabah kalkıp kıl, yat. Onu da yapamadın, hiç olmazsa kalktıktan sonra namazını kıl. Öğlene kadar kılabilirsin. Öğlene kadar sünnetle kılabilirsin. Öğlenden sonra artık kazaya girmiş oluyor. Öglene kadar kılamadın, da kazaya bıraktın, hadi onu kıl. Yok, onu da yapmadıktan sonra senin hayatın neye yarar? Hiçbir işe yaramaz. Kılmadığın namazları en azından kaza yapmasan bile o vakit hayatın boşa geçmiş olur. Hiçbir faydası olmamış, faydasız bir hayattır bu. Kaybedilmiş bir hayat. İlelebet sürecek olan büyük faziletler, büyük nimetleri kaybetmiş olursun. Allah Azze ve Celle'nin emri zor değil insan için. Yapabilir! Yapamayacağı şeyi Allah Azze ve Celle teklif etmez insana. لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا (2:286) صَدَقَ الله العظيم İnsanın yapamayacağı şeyi hiç teklif etmez Allah Azze ve Celle. Onun için bu zordur, şuydu buydu diyen insanlar nefislerine uymuş oluyorlar. Nefsine uyan da zarar da olur. Allah muhafaza etsin. Allah nefsimize itaat edenlerden eylemesin bizi. Allah'ın yolunda olalım. Allah'ın sevdiği insanlardan olalım inşa'Allah.

2024-08-02 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم ٱلَّذِىٓ أَحْسَنَ كُلَّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ ۖ (32:7) صَدَقَ الله العظيم Allah Azze ve Celle her şeyi en güzel şekilde yaratmış. En mükemmel şekilde yaratmış. Bütün kainatı yaratmış. Hepsi Allah Azze ve Celle'nin kudretiyle vücuda gelmiş. Akılsız, kafir olan insan kabul etmese de Allah Azze ve Celle'nin kudretiyle yaratılmıştır. Hiçbir şey kendi kendine olmuş değildir. Allah Azze ve Celle'nin her zerrede kudreti olmasa vücuda gelmez. O, Allah Azze ve Celle'nin iradesiyle oluyor. Allah Azze ve Celle, bütün kainatı sadece bizim yaşadığımız yeri değil, her tarafı, yerleri ve gökleri, tamamen kudretiyle yaratmıştır. Bu dünyada, bizim yaşadığımız yerde, O'nun iradesiyle insanoğlunu imtihan için göndermiştir. Her şeyi en güzel şekilde yaratmış. En güzel vaziyette koymuş. Ama insanoğlu, Allah Azze ve Celle'ye itaat etmeyip kendi düşünceleriyle uzaklaşınca her şeyi berbat etmiştir. Tabii ki bu yeryüzü her zaman böyle kalmayacak. İlle böyle kalacak değil. Allah Azze ve Celle insanlara bu imkanı vermiş. Doğru yolda olsalar, doğru olsalar Allah'ın fazl-ı keremiyle kimse bir kötülük yapmadan, düzgün olarak yaşasa dünya da düzgün kalırdı. Ama her türlü kötülüğü insanoğlu yapmış. Daha da yapıyor, daha da beter yapıyor. Ondan sonra bunu düzelteceğiz diye uğraşıyorlar. Düzeltemezsin. Düzeltemezsin çünkü dünyanın miadı doldu. Bu artık gidecek. Allah Azze ve Celle bizden sonra kimi yaratırsa, ama bu dünya bitmiştir. Kıyamet yaklaşmıştır. Allah muhafaza etsin. İnsanlara hidayet versin. Ama tabi insanlar hidayet diye bir şey istemiyorlar. Kendi nefislerinin peşine koşup iyilik yapıyoruz zannediyorlar. Halbuki hem kendileri iyi olmuyor, hem dünya iyi olmuyor. Onun için Allah yolunda olanlar kazanmıştır. Dünya iyi olsa kötü olsa onlara tesir etmez. Çünkü dünya burada kalacak. Ahiret var. Dünyasını da ahiretini de mamur etmesi insanoğlunun elindedir. Allah yolunda olanın hem dünyası mamur olur hem ahireti mamur olur. Allah yolundan uzaklaşan, hem dünyası kötü olur, hem ahireti kötü olur. Allah muhafaza etsin. Allah hepimize iman nasip etsin. Hakiki iman. Allah yolundan ayrılmayalım inşa'Allah.

2024-08-01 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ahir zamanın özelliklerinden, işaretlerinden bahsederken şöyle buyurmuştur: إعجاب كل ذي رأي برأيه Her insan, kendi düşündüğünü beğenir, başkasınınkini beğenmez diye bu zamanı tarif etmiştir Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Herkes kendi bildiğini doğru sanır. Başkasınınki ise yanlıştır. Bana göre doğru olan budur deyip tutturur. Ama o olmaz. Ya yanlışsa? İnsan yanlışını bilmesi lazım. Yanlışı bilmek iyidir, çünkü yanlışı bilirsen düzeltirsin. Yok, sen kendi kafana göre yanlışı doğru zannedersen, bu sana bir fayda sağlamaz. Fayda değil, çoğu zaman da zarar olur insana. Bu dünya işleri için böyledir. Ahiret işleri içinse daha zordur. Bir mesele olur, sen kendi kafana göre konuşursun: ‘Bu böyle olur.’ ‘Bunu yapmak münasiptir.’ Bunu demekle insan fetva vermiş olur. Sen kendi kendine fetva vermiş olursun. Fetva vermek doğru değildir. Din işlerinde bilmediğin şeyler hakkında kendi kafana göre fetva verirsen, günaha girersin. Başkasının işine de karışırsan daha büyük bir günaha girmiş olursun. Onun için bildiğin bir şey varsa, emin olduğun bir konu varsa, ‘böyle duyduk, böyle yapıyoruz ama siz yine de sorun' demen en doğrusu. Fetva vermek için sırf âlim olmak bile yeterli değildir. Hem âlim olması lazım, hem de fetva sahibi olması lazım ki fetvayı versin. Onun mesuliyetini o taşır. Herkes, daha elif mertebesinden anlamayan bir insan, kalkıp da kendi kafasına göre fetvalar veriyor. Dünya işinde düşüncen yanlış olabilir, yani senin görüşün yanlış olabilir. 28 00:00:45,000 --> 00:03:30 Zararı sırf bu dünyadadır. Onun ahirette bir hesabı yok. Ama ahiret için fetva verirsen o vakit büyük bir vebal altına girersin, ahirette büyük ceza olabilir. Allah Azze ve Celle’nin ve Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in dediklerinin dışında olursa, o fetva sana vebal olur. Cezaya müstahak olur insan. Onun için hiç yoktan kendini günaha sokma, kendine zarar verme. Biliyorsan bilirim diyebilirsin, bilmiyorsan bilmem demek güzeldir. Bilmediğin şeyi sen bilmezsin, başkası bilir; başkası onun fetvasını verir, neyin doğru neyin kötü olduğunu anlatır. Ama sen yanlış fetva verirsen, insanlar artık sormaya gerek duymaz, nasıl olsa fetvayı aldık derler. Bu ise doğru değildir. Ama sen bilmem desen, ‘ben bilmiyorum, ilmim bu kadar, bu meseleden haberim yok,’ dersen, ‘Sen git müftülere sor' dersen, o vakit kişi hakikati öğrenmiş olur. Ve sen de vebalden kurtulmuş olursun. Allah bizi nefsimize uydurmasın. Nefis zanneder ki her şeyi bilirim, yahut bilmediğini demek kötü bir şey zanneder nefis. Halbuki bu kötü bir şey değil. Bildiğini söyle, bilmediğini söyleme. Başkasına da hem sen günaha girersin, hem başkasını doğru yoldan çıkarmış olursun. Allah muhafaza etsin. https://youtu.be/6ykaAE9nSto?feature=shared

2024-07-31 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم مِن شَرِّ ٱلْوَسْوَاسِ ٱلْخَنَّاسِ (114:4) صَدَقَ الله العظيم Vesvese yapan şeytanın şerrinden Allah muhafaza etsin diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Bu ayet, son sure olan Nas Suresi'nde geçmektedir. Vesvese herkeste olur. İnsanlar geliyor, 'Bizde şöyle vesvese var, böyle vesvese oluyor.' Bu, insanların imtihanıdır. Allah Azze ve Celle vesveseyi insanlara imtihan olarak vermiş ama işin kolayını da vermiş. Vesveseyi dinlemeyin diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Onun şerrinden Allah'a sığının. O vesvese - içine ne gelirse gelsin - dışarı çıkmadıktan sonra, yani onu kabul edip de vesvese üzerine hareket etmedikten sonra, vesvesenin hiçbir hükmü yok, hiçbir günahı da yok. Vesvese, Allah Azze ve Celle'nin insanları imtihan ettiği şeydir. Vesveseye göre hareket etmedikçe hiçbir zararı yok, günahı yok. Bilakis insanın imanına kuvvet verir. Çünkü ona itibar etmeyince kuvveti artar insanın. Öteki türlü ona itibar edip, kulak veren insan zorluklar çeker. Vesveseyi dinleyen dünyada çok zorluklar çeker. Allah affetsin. Vesveseyi dinleyen için dünyada çok zorluk olur. Vesveseyi dinleyen, lüzumsuz şeylere kafayı takar yahut lüzumsuz işler yapar. Vesvese, her türlü takıntı olabilir. Vesvese yapan, hak sözü kabul etmeyip de şüphe içinde olur: 'Yok, bu böyle olması lazım, bu şöyle olması lazım' diye kendi kafasına göre bir şeyler yapar. Kendine kendine yük, lazım olmayan şeyler yükler. O yaptığı şeylerin de hiçbir faydası olmaz, bir sevabı olmaz. Günahı olmasa da bile faydası olmaz, lüzumsuz işler yapmış olur. Onun yerine çok daha güzel şeyler yapabilir. Vesvese hiçbir zaman durmaz. Sen namazdayken, yatarken, kalkarken istersen umrede ol, hacda ol, vesvesenin olmadığı yer olmaz. İnsanın dünyadaki imtihanıdır. Allah muhafaza etsin. Allah Azze ve Celle vesveseden, vesvesenin şerrinden muhafaza etsin hepimizi inşa'Allah.

2024-07-30 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم إِنَّٱلَّذِينَيُحِبُّونَأَنتَشِيعَٱلۡفَٰحِشَةُفِيٱلَّذِينَءَامَنُواْلَهُمۡعَذَابٌأَلِيمٞ (24:19) صَدَقَ الله العظيم Allah Azze ve Celle buyuruyor: Kötü amelleri, günahları müminler arasında yaymayı seven insanlara ahirette büyük azap var. Onlara Allah'ın gazabı var. Onlar iflah olmaz. Çünkü istedikleri kötülüktür, kötülükten başka bir şey değildir. Günah kötülüktür, iyilik değil. İyilik günahtan sakınmaktır. Her türlü günah kötülüktür. Küçüğü var, büyüğü var tabii. Günaha tövbe etmek, istiğfar etmek ondan kurtulmak demektir. Günaha müptela isen, günahından dolayı Allah'tan af dileyip o günahı açığa vurmaman senin için iyidir. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor: المبتلى بالمعصية فليسترها Günaha müptela olursanız kendinizi saklayın, günahı aşikâr etmeyin. O günahı sen saklarsan Allah Azze ve Celle kıyamet günü seni saklar. Ama şeytan bilakis günahın açık olmasını ister, herkes yapsın ister. Yapmayanlara da zulmetmek isterler: Sen niçin günah işlemiyorsun, bu kötü hallere girmiyorsun? İnsanlara uymayan, haysiyet, utanç diye bir şey bırakmayan günahlara niye girmiyorsun diye zorlarlar. İşte bu tam ortasındayız. Hiç alakası olmayan şeylerin içine de o pislikleri bulaştırırlar. İyilik yaparsan, sen iyi şeyler işin içine karıştırıyorsun diye kızarlar. Ama onların yaptıkları pisliği haddi, hududu çok aşmıştır. Onun için Allah muhafaza etsin. Bunlardan razı değiliz. Bunlar normal değil. Şimdi onlar normal olarak gösteriyorlar. Ellerinden geldiği kadar bu kötü halleri insanlara gösterip özendirmek istiyorlar. Hâlbuki insan bu hallerden iğrenir. İmanlısı imansızı bu hallerden iğreniyor, kaçmak istiyor. Ama onlar iyi göstermek istiyorlar. Allah Azze ve Celle iyiyi de insanın fıtratına koymuş. İyilik de insanın fıtratındadır. Kötü şeyler de insanın fıtratındadır. Neyin iyi, neyin kötü olduğunu bilirler. Aradaki farkı ortadan kaldırmak istiyorlar ki her şey normal olsun. Her yaptıkları pislik normal olsun. Yaptıkları kötülüğü normal olarak göstermek istiyorlar. Allah muhafaza etsin şerrinden. Onlar Allah'ın gazabına nail olacaklar. O gazaba, cezaya müstahak olacaklar. Allah muhafaza etsin. Müslümanların büyüğünü küçüğünü de etkiliyorlar. Artık sadece küçükler değil büyükler de her şeyi mübah görüyorlar. Allah muhafaza etsin. Allah nefsimizin şerrinden muhafaza etsin hepimizi.

2024-07-29 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم فَٱتَّبِعُوهُ ۖ وَلَا تَتَّبِعُوا۟ ٱلسُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمْ عَن سَبِيلِهِۦ ۚ ذَٰلِكُمْ وَصَّىٰكُم بِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ (6:153) صَدَقَ الله العظيم Allah Azze ve Celle buyuruyor, doğru yolu bırakıp da başka yollara gitmeyin. Doğru yol bellidir. O yolu bırakıp da başka yollara giderseniz helak olursunuz. Doğru yol Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in gösterdiği yoldur. Onu bırakıp da başkasının sana gösterdiği, Efendimizin yolu dışında olan yollara giden insan iflah olmaz, hayır bulmaz. Allah'tan korkun buyuruyor Allah Azze ve Celle. Bu yolu tutun. Başka yollar doğru değildir. O yollar insanı doğrudan çıkarıp hiç sonu olmayan yollardır. O yollar insana dünyada da hayır getirmez, ahirette de hayır bulmaz insan. Bu yollar şeytanın gösterdiği yollardır. Peygamber Efendimiz'den önce de ta Adem aleyhisselam'dan beri şeytan o yolları insanlara gösterir. İnsanlar da o yollardan gidince şeytanın istediği oluyor. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem buyuruyor: Yahudiler yetmiş bir fırkaya ayrıldı. Hristiyanlar da yetmiş iki fırkaya, yani değişik yollara ayrıldı. Müslümanlar yetmiş üç fırkaya. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in söylediği sayı en azıdır. Şimdi çok daha fazla fırkaya ayrıldılar. Bunlar Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in söylediği, Kur'an-ı Azimüşşan'da Allah Azze ve Celle'nin bize ihtar ettiği "bu yollara gitmeyin" dediği yollardır. Doğru yol bellidir. Bir gizlisi saklısı yok. Aşikardır. O yoldan dışarı çıkmayın. Bu yol hangi yoldur? Bu yol, atalarımızın, babalarımızın, sahabelerin, ta Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem tarafından gösterilen yoldur. O yolun yolcusu kazanmıştır. O yolun dışına çıkan helak olmuştur, esameleri okunmamıştır. Ama doğru yolda olanlar kıyamete kadar, Allah'ın izniyle insanlara yol gösteren, nurları olan insanlardır. Allah doğru yoldan çıkartmasın bizi. Allah muhafaza etsin. Şeytanın şerrinden, nefsimizin şerrinden, şeytanlaşmış insanların şerrinden Allah muhafaza etsin.

2024-07-28 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem buyuruyor ki, nefsin birçok hastalığı vardır. Bu hastalıklardan çoğundan, insan dünyadayken nefsiyle mücadele ederek ve ona karşı gelerek kurtulabilir. Ancak bir tanesi vardır ki, insanla birlikte dünyadan çıkana kadar sürer. Bu hastalık nedir? Hubbu Riyas'tır. Yani kendini öne çıkarma, başkalarından üstün olma, başkan olma isteğidir. Riyas, başkanlıktır; her türlü başkanlığı kapsar. Başkalarının önüne geçmek isteyen insanda bu hastalık bulunur. Bu hastalığa yakalanan kişi, ancak ahirette ondan kurtulabilir. Allah Azze ve Celle insan için her şeyi yaratmıştır. Bu nefsin hasletini de Allah yaratmıştır. Eğer bu hasleti Allah yolunda değerlendirirsen, hem bu hastalığın şerrinden kurtulursun hem de Allah katında sevap kazanırsın. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem buyuruyor ki, her şey için bir mesuliyet vardır. Hepiniz bir şeyden mesulsünüz, sorumlusunuz. Ailenizin reisi olarak ailenizden. Muhtar olarak halkınızdan. Makamlarda yükseldikçe, mesuliyetiniz de artar. Nefsine kapılıp da onun emirlerine uyan insan için bu durum zorlayıcı olur; işlerini bir yük haline getirir. Büyük bir zorluk ve yük altına girer. Bu yük nasıl hafifletilir? Nefsin emirlerine değil de, Allah Azze ve Celle'nin emirlerine uyarak. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem buyuruyor ki: الكَيِّسُ مَنْ دَانَ نَفْسَهُ Akıllı kişi, nefsine hükmeden, nefsinin emirlerine uymayan, nefsini terbiye eden kişidir. İnsanın nefsinin pek çok hastalığı vardır. Nefs, insanın mertebesini ya yükseltir ya düşürür. Riyas sıfatını Allah yolunda değerlendirerek hareket etmek, insanı nefsinin zararlarından korur. İnsanın mertebesini yükseltir. Ne kadar hizmet ederse, o kadar ecir kazanır. Bu yolu hizmet amacıyla kabul eden kişi, sonunda mükafatını bulur. Eğer nefsi için yaparsa, dünya metaı dünyada kalır. Ahirete sadece günahlarla gider. Allah muhafaza etsin. Riyas sevgisi herkeste vardır, Peygamber Efendimiz buyurduğu gibi. Allah muhafaza etsin. Hiçbir zaman nefsine uymasın insan. Nefsinin peşinden gitmesin. Riyasın birçok çeşidi vardır. Nefsin, riyaset sevgisi mevcuttur. Riyaset, tek bir çeşit değildir. Binlerce çeşidi vardır. İnsan, kendisinde riyaset olmadığını düşünebilir. Oysa herkeste vardır. Bu nedenle Allah muhafaza etsin, dünya için ahiretimizi satmayalım, inşa'Allah.

2024-07-27 - Dergah, Akbaba, İstanbul

بسم الله الرحمن الرحيم فَيَوْمَئِذٍۢ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُۥٓ أَحَدٌۭ وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُۥٓ أَحَدٌۭ (89:25-26) صَدَقَ الله العظيم Allah Azze ve Celle buyuruyor, o gün hesabını ancak herkes kendisi verir. Kimse başkasının hesabını vermez diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Bu gün kıyamet günü. Bugün hesap günüdür. O günkü hesaptan kimse kaçamaz. Dünyada hesaptan kaçanlar çok var. Paçayı kurtaranlar çok var, dünya hesabından kaçarak. İnsanlara zulmeden, insanları kandıran, insanlara eziyet eden insanlar çoktur. Dünyada hesap vermekten kaçtım zannediyor. Kendimi kurtardım zannediyor. Kağıt yok, evrak yok. Kandırdım insanı. Ötekisine de zulmettim. Yine kimse bir şey diyemedi diye kendi kendine sevinip gider. Ama esas ahirettir. Hiçbir şey, zulüm, kötülük boşa gitmez. Onlar muhakkak sorulacak. Onun hesabını ancak kendisi verir. Başkası veremez diyor Allah Azze ve Celle. Onun için dünyada kötülük yapan insanlar ahirette onun hesabını verecekler. Yani boşa gitmeyecek. Dünya gözüyle kurtulmak isterse, zulmettiği insanlardan haklarını helal ettirmek için ne lazımsa onu yapması en mühim işidir. Hayatında okumaktan da daha mühim, üniversiteden de daha mühim, diplomadan da daha mühim. Her şeyden daha mühimdir. İş güç hepsinden daha mühim. Yapılan kötülüklerden dolayı insanlardan helallik istemek en mühim şey. Allah Azze ve Celle affedicidir. Affeder, tövbe edene mağfiret eder. Ama kul hakkını kul ister. O kulun hakkını vermezsen onun hesabını çekeceksin. Allah muhafaza etsin. Kul hakkı konusunda, salih insanlar ve iyi insanlar, hakları olmadığı halde, başkalarının sözlerine güvenerek onların hak dedikleri şeye boyun eğer. Halbuki hak olmasa da, Allah huzurunda temiz kalmak için, dünya malı ahirete kalmasın diye yine de verirler. Allah Azze ve Celle onun ecrini verir muhakkak. Kul hakkından korunmak lazım. Allah muhafaza etsin. Kimsenin hakkını yemeyelim, inşallah, bilerek bilmeyerek. Allah muhafaza etsin. Bilmeyerek olduysa onun yerine de dünyada sadaka verilir. Bilmeyerek yapılan şeylere tövbe edince, Allah affeder. Ama bilerek kul hakkı yemek, o çok büyük bir tehlikedir. Allah muhafaza etsin. Allah insanları affeylesin. Allah insanlara akıl fikir versin ki düşünsünler. Yaptıkları işlerin iyi olmadığını, kötü olduğunu bilsinler, inşallah.