السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.
La daim illallah.
Allah’tan başka devam edecek bir şey yok.
Allah Azze ve Celle, baki olan O'dur.
Her şey zail olur.
Her şey biter.
İyisi de biter, kötüsü de biter.
Allah Azze ve Celle ile beraber olan kazanır.
Ötekisi kaybeder.
İnsanlar ibret alsın diye Allah her şeyi yaratmış.
Her şeyden ibret alabilir insan.
Ama insan nefsinin istediğini yapıyor, ona bakıyor.
İbret almayı hiç düşünmüyor.
Hayatı gelip geçiyor.
Sanki iyi bir şey yapıyormuş gibi, yeni bir yıl geliyor diye seviniyor.
Bir takım işlere kalkışıyor.
İyilik yapacağı yerde, kötülük yapıyor.
Kime mi kötülük yapıyor?
İnsan kendi kendine kötülük ediyor.
İnsanın en büyük düşmanı kendisidir, yani nefsidir.
Onun için daimi olanla beraber olmak gerekir.
İşte bir sene daha geride kalıyor.
Yarın son günü.
Yarın son gün olması ne anlama geliyor?
İnsan bir muhasebe yapmalı.
Bu sene iyilik mi yaptık, kötülük mü?
Nerede hata yaptık, nerede iyi yaptık?
Bunları düşünüp, hatalarından dolayı Allah Azze ve Celle'den af ve mağfiret dilemeli.
İyilik yaptıysa da onu daha da fazla devam ettirmesi lazım.
Daimi olan iyiliktir.
Kötülük daimi olmaz.
Dünyada herkesin başına her türlü şey gelmiş.
Başkalarına eziyet edenler, zulmedenler, kötülük yapanlar, ta Kabil'den, firavunlardan, Nemrutlardan beri gelen o zalimler, hani şimdi neredeler?
Geçti gitti.
Geriye ne kaldı? Onların yaptıkları zulümler kaldı.
Onların hesapları kendilerine kalacak.
İyilik yapanlar da gelip geçse de, onlar da Allah'ın izniyle mükafatlarını bulacaklar.
İnsan ilelebet yaşayacağını zanneder.
Yok, öyle bir şey yok.
Ona göre hesabını kitabını yap.
Her sene sonunda hesap yapılır.
Ticarette, her işte, ne kazandık, ne kaybettik diye.
Esas ticaret ahiret ticaretidir.
Onun hesabını yapalım inşaAllah.
Allah hepimizi hayırlı işlere muvaffak kılsın.
Günahlarımızı da affetsin inşaAllah.
2024-12-29 - Dergah, Akbaba, İstanbul
1
قُلۡ هَلۡ نُنَبِّئُكُم بِٱلۡأَخۡسَرِينَ أَعۡمَٰلًا
(18:103)
2
ٱلَّذِينَ ضَلَّ سَعۡيُهُمۡ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا وَهُمۡ يَحۡسَبُونَ أَنَّهُمۡ يُحۡسِنُونَ صُنۡعًا
(18:104)
3
Allah Azze ve Celle, insanların en çok zararda olanlarını açıklıyor:
4
Bir şeyler yapıyorlar, çok iyi yaptık diye zannedip övünüyorlar, seviniyorlar. "Çok iyi işler yaptık," diye düşünüyorlar.
5
Hâlbuki yaptıkları hiçbir şey yok.
6
Yaptıkları, kendilerine zarar, başkalarına zarar, lüzumsuz şeyler, günahlar işliyorlar.
7
Onu bir fayda zannediyorlar, kendilerine yarar sağladıklarını sanıyorlar.
8
Böbürleniyorlar, seviniyorlar, "Biz bu işi başardık," diyorlar.
9
Yaptıkları işler ise günah, zarar, insanlara zarar, en başta da kendilerine zarar veriyor.
10
İnsanlar her dönemde böyleler, ama şimdi yılbaşı yaklaşıyor, herkes bir telaş içinde.
11
"Onu nasıl kutlayacağız, nasıl yapacağız?" diye evlerini, her yerlerini süslüyorlar.
12
Kendilerine bir fayda geleceğini sanıyorlar.
13
O gece daha fazla günahlara dalıyorlar. "Bu sene böyle girersek iyi olacak," gibi düşüncelerle hareket ediyorlar.
14
Bütün insanların akıllarını karıştırıyorlar.
15
Başkalarını da aynı şeyi yapmaya özendiriyorlar.
16
O yaptıkları hiçbir fayda sağlamıyor.
17
Ahirette de onların hesabı var.
18
Tabii tövbe etmezlerse.
19
Tövbe ederlerse, elbette Allah affedicidir.
20
Ne yaparsan yap, mağfiret kapısı açıktır.
21
Allah Azze ve Celle buyuruyor ki: "Tövbe edin, sizi cennete koyayım."
22
"Cehennemden uzak durun, cennete gelin," diye buyuruyor.
23
Allah cennete insanları davet ediyor.
24
Şeytan ise cehenneme davet ediyor.
25
İnsanlar ise cenneti bırakıyor, şeytanın davetine uyup cehenneme gidiyorlar.
26
Fırsat var, tövbe kapısı kapanana kadar.
27
Tövbe kapısı, son nefese kadar açıktır. Öldükten sonra artık tövbe etme şansı yok.
28
Ölmeden önce tövbeni yap.
29
Günahlardan af dile.
30
Allah Azze ve Celle affedicidir.
31
Allah hepimizi affetsin.
32
İyiyi iyi bilelim, kötüyü kötü bilip de onu yapmaktan kaçınalım.
33
Yaptıysak utanıp pişman olalım.
34
Allah'tan af dileyelim inşaAllah.
35
İnsan hata yapar, af diler. Yanıltılmış olabilir, iyiyi kötüyü ayırt edememiş olabilir.
36
Allah’ın dilediği olur, her şey O'nun emrindedir.
37
Allah'a yalvarmak lazım ki, Allah bizi şaşırtmasın.
38
Kötülerden olmayalım, inşaAllah.
2024-12-28 - Dergah, Akbaba, İstanbul
1
قُلۡ إِن كُنتُمۡ تُحِبُّونَ ٱللَّهَ فَٱتَّبِعُونِي يُحۡبِبۡكُمُ ٱللَّهُ
(3:31)
2
Allah Azze ve Celle, Kur'an-ı Azimüşşan'da Peygamber Efendimiz'e şöyle buyurmasını emretti:
3
"Allah'ı seviyorsanız, bana tabi olun ki, Allah Azze ve Celle sizi sevsin."
4
Bu hayatta bir Müslümanın tek arzusu, Allah Azze ve Celle'nin rızasını ve sevgisini kazanmaktır.
5
Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem de bize bu yolu gösteriyor.
6
Allah Azze ve Celle Peygamber Efendimiz hakkında, "Ona tabi olun, ona muhabbet edin, onun istediği yolda gidin, onu sevin." diye buyuruyor.
7
Bütün mesele Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in sevgisi: Onu sevmek, ona tazim etmek, ona itibar etmek, ona hürmet göstermektir. Bu, bizim için en büyük vazifedir, farzdır.
8
Bunu yapmayanlar ise akıldan noksandır.
9
Akılları tam değildir.
10
Eskiden de böyleleri vardı, ama şimdi daha farklı şeyler ortaya atıyorlar:
11
O da bizim gibi insandı, onun vakti geçti.
12
Kur'an-ı Azimüşşan'ı getirdi, artık onun vazifesi bitti.
13
Kur'an'a bakıp amel ederiz.
14
Peygambere gerek yok.
15
Bu nereden çıkıyor? Şeytandan çıkıyor.
16
Şeytan, insanları yoldan çıkarıp cehenneme sürükleyeceğine dair Allah Azze ve Celle'ye yemin etmiş.
17
İşte bu yüzden her türlü yöntemle, Müslüman olmayanları zaten saptırmış, Müslümanları da yoldan çıkarıp cehenneme sürüklemek için çeşitli oyunlar oynuyor.
18
Son zamanlarda ortaya çıkan bazı tipler, "Sadece Kur'an'a bakıp da yaparız," diyorlar.
19
Ona göre amel ederiz.
20
"Hadis, sünnet, başka şuydu, buydu, istemeyiz," diyorlar.
21
"Hadis istemeyiz," diyenler ise akıldan noksandır.
22
Çünkü hadis de Kur'an da Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in mübarek ağzından çıkmıştır.
23
İnsanlar ona tabi olmuş.
24
Birini kabul edip diğerini reddetmek nasıl mümkün olabilir? Akıl sahibi bir insan bunu yapmaz.
25
İnsanın bu lafı söylemesi için deli olması lazım.
26
Şimdi böyle insanları şüpheye düşürenler var.
27
Bunları dinleyenler bedbahttır veya şansları yoktur.
28
Allah Azze ve Celle onlara gazap etmiş, onları dışlamış kimselerdir.
29
Onlar kendilerini akıllı zannedip başkalarına da bu fikirleri yayıyorlar.
30
Dinleyenler de aynı şekilde yoldan çıkıyor.
31
Akıbetleri hayır olmaz.
32
Çünkü en mühim şey, Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'a tazim etmek, ona inanmak, onun mübarek sözlerini dinlemek, onun yolunda gitmektir.
33
Öteki türlü, "Bunu kabul ederim, yarısını kabul ederim, yarısını kabul etmem," diye bir şey yok.
34
Öyle olmaz.
35
Allah fitnelerden muhafaza etsin.
36
Bunlar ahir zaman fitneleridir.
37
İşte bu da Osmanlı'dan sonra kâfirlerin Müslümanlığı bitirmek için yaptığı şeylerdir.
38
Bunları yapanlar haindir, münafıktır.
39
Allah hepimizi şerlerinden muhafaza etsin, inşaAllah.
2024-12-27 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Bugün mübarek cuma günüdür.
İnşaAllah, önümüzdeki Cuma günü, mübarek üç aylar başlamış oluyor.
Mübarek aylardır Recep, Şaban, Ramazan.
Allah Azze ve Celle her insana bu aylarının kıymetini bilmelerini nasip etsin.
Ne yazık ki, bu ayların kıymetini bilmeyen çok insan var.
Yılbaşının farkındadırlar ama bu mübarek aylardan haberleri yoktur.
Asıl kıymetli olanlar, işte bu mübarek aylardır.
Bu aylar, insana kalıcı olarak fayda sağlayacak, hayır, hasenat ve sevapları çok olan aylardır.
Bu nedenle, Recep, Şaban ve Ramazan aylarında oruç tutmanın sevabı çoktur.
Ramazan ayında oruç tutmak zaten farzdır.
Peygamber Efendimiz, diğer iki ayda da çok oruç tutmuştur. Sevapları çoktur.
Tabii, Recep ve Şaban aylarında tutulan oruçlar nafiledir.
Ancak, kaza orucu olanların öncelikle bu oruçları tutması gerekir.
Kaza orucu farzdır.
Farz ibadetler, sünnetlerden daha kıymetlidir.
Farzı yerine getirmemenin cezası vardır.
Nafile ibadetleri yapmamanın ise bir cezası yoktur.
Kılınmayan namazların ve tutulmayan oruçların kazasını yapmak farzdır.
Namazın kazası için niyet edip kılabilirsiniz.
Ancak orucun durumu biraz farklıdır.
Eğer üzerinizde farz oruç borcu varsa, bu orucun kefaretini ödemek gerekir.
Yani, bir gün, bir ay, iki ay, üç sene veya beş sene oruç tutmamış olun, her durumda kefaret olarak 60 gün oruç tutmak gerekir.
Bir gün de tutmamış olsanız, on sene de tutmamış olsanız durum aynıdır.
Kefaret orucu, borçlu olunan oruçları tutmadan önce, bir defaya mahsus tutulur.
Kefaret orucunu tutmak zorunludur.
Aksi takdirde, oruç borcu ödenmiş sayılmaz.
Bu nedenle, 60 günlük kefaret orucuna başlamak için Çarşamba gününe kadar vaktiniz olduğunu şimdiden hatırlatmak isteriz.
Çarşamba gününden sonra sayılacak 60 gün içerisinde, Kameri aylar bazen 29, bazen 30 gün çeker.
Bu nedenle, kefaret orucuna bir iki gün önceden başlamak lazım.
MaşaAllah, bu sene günler de oldukça kısa.
Yani, bu günlerde oruç tutmak zor olmayacaktır.
Kefaret orucu için tam münasip zamandayız.
Bu nedenle, kefaret borcu olanlar oruç tutmaya başlayabilirler.
İsterlerse yarından, isterlerse diğer günden başlayabilirler.
En geç Pazartesi günü başlamaları gerekir ki, kefaret oruçları Ramazan'dan önce bitmiş olsun.
Ardından da Ramazan orucu tutulur.
Ramazan'dan sonra da Şevval ayında altı gün oruç tutmak ve Zilhicce ayında oruç tutmak gibi nafile oruçlar vardır.
Kaza orucu borcu olanlar, bu nafile oruçları tutarken kaza oruçlarına da niyet edebilirler.
Ancak en önemlisi, kefaret orucunun aralıksız olarak 60 gün boyunca tutulmasıdır; zira bu farzdır.
Nafilelerden önce, bu farz yerine getirilmelidir.
Hem Ramazan orucuna daha vakit var, hem de şu an bunun için münasip zaman.
Ramazan ayına iki aydan fazla bir süre var.
Dediğimiz gibi, iki ay boyunca aralıksız tutulmalı.
Herhangi bir sağlık sorunu olmadığı sürece, bu oruç aralıksız 60 gün boyunca tutulmalıdır.
Ondan sonra Allah affetsin.
Bir insan bütün hayatı boyunca oruç tutsa bile, sebepsiz özürsüz olarak kaçırdığı bir gün farz orucun sevabına asla nail olamaz.
Yine de Allah affetsin.
Zararın neresinden dönersen kârdır.
Bu nedenle, inşaAllah, kefaret borcu olanlar bir an önce oruçlarını tutmaya başlasınlar.
İnşallah, bu borç yükü üzerlerinden insin.
Allah hepimizi affetsin.
Allah, nefsimize uymaktan ve bu tür zararlara uğramaktan hepimizi korusun inşaAllah.
2024-12-26 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi vesellem hadis-i şeriflerinde insanın nasıl Allah'ın emirlerini uygulayacağını açıklıyor.
Bazı insanlar der ki - şimdi yeni moda çıkmış - "Kur'an her şeyi söylüyor, hadis istemeyiz."
Peki, hadisleri kabul etmezsen, namazı nasıl bileceksin?
Nasıl dinini yaşayacaksın?
Nasıl abdest alacaksın?
Nasıl gusül yapacaksın?
Kur'an-ı Azimüşşan'da beyan edilenin uygulanmasının tafsilatlı açıklamaları, Peygamber Efendimiz aleyhissalatu vesselamın hadis-i şeriflerindedir.
Hadisler namazın nasıl kılınacağını, adabını bize gösteriyor.
Bu çok mühim.
Bundan daha değişik bir mesele var şimdi.
Hadisi reddedenler, kendi kafalarına göre hareket eder. Mantıkları da akılları da yok o insanların.
Ama bizim mevzu biraz daha değişik.
Şimdi de şu konu var: Kabe'den, Medine-i Münevvere'den, buradan veya herhangi bir yerden canlı namaz yayınları yapılıyor.
Bazı insanlar da canlı yayındaki imama uyarak namaz kılıyor.
O olmaz.
Caminin dışında olduğun için camideki cemaate dahil olamazsın;
Ancak caminin dışındaysan ve seni bir yol cemaatten ve imamdan ayırmyıorsa, o zaman imama uyup cemaatle kılabilirsin.
Ama aranızda sizi cemaatten ayıran bir yol varsa, camideki imama uyup cemaatle kılamazsınız.
Onun için bu mühimdir.
Bize veya başkasına vebal olmasın diye bilinsin ki: cemaatle namaz kılmaya niyetlenince, imamın yanında veya arkasında değilseniz, o namaz olmuyor.
O zaman herkes kendi namazına niyet edip kendince kılacaksın.
O yayındaki cemaate dahil olmuş olmuyorsun.
Cemaatin sevabı normal namazın 27 katıdır.
Bu nedenle cemaatle kılmak için camiye gidersin veya cemaatin olduğu bir yerde birlikte kılarsan, o zaman sevabına nail olursun.
Ancak telefondan, televizyondan veya canlı yayın aracılığıyla, örneğin kulaklık takarak uzaktan imama uymaya çalışmakla o namaz geçerli olmaz.
Bu insanlar daha fazla sevap kazanayım derken, namazları da bozuluyor.
Allah muhafaza etsin.
Bu şeyleri öğretmek lazım, söylemek lazım.
İnşaAllah, bu yayını takip eden bazı insanlar oluyor.
Namaz kılmaya gelince, imama tabi olmak
yerine kendi namazları için niyet etsinler.
Ben cemaate, imama uydum demesin.
Ama yok, Ben imama tabiyim. diye namaz kılarsa, o vakit o namaz olmaz.
Sen namazını boşu boşuna yapmış olursun.
Allah onun hesabını da sorar.
Şimdi bilmeyerek yapanlar tövbe etsin de Allah affetsin inşaAllah.
2024-12-25 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ahir zamanın alametleri ve işaretleri hakkında şöyle buyuruyor:
إعْجَابُ كل ذي رأي برأيه
Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyuruyor ki: "Herkes kendi düşüncesini beğenecek, başkasınınkini kabul etmeyecek."
İşte bu bahsettiğimiz durum, demokrasi denilen şeyde de var: Herkes reyini verecek, ama başkasının reyini kabul etmeyecek.
Kendi bildiğini doğru zannedecek.
Başkasınınki yanlış.
Kendi doğrusunun herkes tarafından kabul edilmesi gerektiği düşünülecek.
Bu zihniyet her şeye sirayet etmiş durumda.
Onun için, İslam'da fetva gerektiren bir mesele ortaya çıktığında, eski alimler hemen fetva vermezdi.
Bu konuyla ilgili fetva sahibi var, git ondan sor derlerdi.
Ona göre davranırsın.
Mevcut fetva sahibinin hükmü neyse onu yaparsın diye kendince fetva vermezlerdi.
Ama şimdiki insanlar, hiç öyle değiller, kendi bildiklerini doğru zannederler.
Kendi bildiklerini üstelik başkalarına dayatıyorlar.
İnsanların rahatsız olup olmaması umurlarında bile değil.
Mesela, sabahtan beri bir saattir buradayız
Bir aklı evvel koku koymuş, kokudan nefes alamıyoruz.
Kendi aklınca güzel bir şey yaptığını zannediyor.
Halbuki işte başkasını rahatsız etmiş oluyor.
Bunu da misal olarak söylüyoruz.
İnsanların dikkat etmesi lazım.
Bu yaptığımız şey doğru mudur?
Doğru değil midir?
Bize fayda getirir mi, zarar getirir mi?
Kendimize fayda olursa, başkasına zararı var mı?
Bizim güzel gördüğümüz şey aslında çirkin bir şey olabileceğini farkında mıyız?
Bunu düşünmesi lazım insan.
Bu ahir zaman insanının hali budur.
Senin doğru düşündüğün şeyler çoğu zaman doğru değil, yanlıştır.
Kendini bir şey sanan bu insanlar, sürekli başkalarının üzerine giderler:
İşte "ben şuyum, ben buyum."
"Ben" dedin mi zaten sende bir iş yok.
Sende hiçbir şey yok.
"Acaba" demeden, doğrudan "ben" diyorlar.
Benlik olan insanda bir fayda yok.
Zarardan başka bir şey yok.
Allah hepimize akıl fikir versin, ıslah etsin.
Nefsimize uymayalım, kendimizi bir şey zannetmeyelim inşaAllah.
https://youtu.be/AruKVNk6jL8?si=Pu7AWS_xSnpQAj92
2024-12-24 - Dergah, Akbaba, İstanbul
وَيَعۡبُدُوۡنَ مِنۡ دُوۡنِ اللّٰهِ مَا لَا يَضُرُّهُمۡ وَلَا يَنۡفَعُهُمۡ
(10:18)
Allah Azze ve Celle buyuruyor ki; kendilerine göre ibadet ettikleri, hiçbir faydası olmayan şeylerdir.
Ne bir fayda gelir onlardan ne de bir zarar; bu insanlar dini kendilerine göre yaparlar, diye tarif ediyor.
Bugüne, Hazret-i İsa’nın doğum günü diye itibar ediyorlar.
Hristiyan âlemi, hâlbuki kendileri de biliyorlar ki bu, vaktiyle putperestlerin bir bayramıydı.
O putperestlerin bayram gününü Hazret-i İsa Aleyhisselam’a yakıştırdılar.
Haşa, Allah Azze ve Celle’nin oğludur diye iddia ediyorlar.
Bunlar akla, hayale, sığmayacak şeylerdir.
Allah Azze ve Celle’nin zatını kimse bilemez.
Kalkıp da Allah Azze ve Celle'ye çocuk isnat etmek, haşa, mantıkla, akılla alakası olmayan şeylerdir bunlar.
Bir de akıllıyız diye geçinirler.
Akıl diye bir şey yok ortada.
Akıl kalptedir, akıl baştadır.
Kalpteki akıldır esas mühim olan.
O da imansızlarda yoktur.
İslam olmayanlarda yoktur.
İslam kimdir? Bütün Peygamberler İslam’dır.
Bütün Peygamberler, "Bizler Allah’ın kuluyuz," diye buyurdular.
"Allah’ın, insanlara hizmet edelim diye gönderdiği insanlarız," diye buyurdular.
Hazret-i İsa, "Haşa, ben tanrılık iddia etmedim," diyor.
"Ben öyle bir şey demedim," diyor.
Bunlar, sonradan dini bozsunlar diye uydurulan şeylerdir.
Onun için, bu bayram dedikleri, kendilerine göre kutladıkları şeyin bile aslıyla, özüyle alakası yok.
Bu bile sahtedir.
Yani bütün dini değiştirmişler, kendi kafalarına göre yapmışlar.
Helali haram, haramı helal yapmışlar.
Öyle insanları kendi kafalarına göre, menfaatlerine göre yönlendirsinler, kullansınlar diye bu işler yapılmış vaktiyle.
Bunu Hristiyanlar da biliyor.
Hiç alakası olmayan, hiçbir kudsiyeti olmayan bir gündür ama şeytan kandırmış kendilerini.
Onlar da kanmışlar, kendilerini kandırmışlar.
İşlerine öyle gelmiş.
Bugünü mübarek bir gün sayıyorlar.
Hiç alakası yok.
Bazı aklı evvel Müslümanlar da, “Acaba bugün Hazret-i İsa’nın doğum günü de biz de mi bir şeyler yapalım?” diye şey düşünüyorlar.
Hiç alakası olmaz.
Haşa, kimse itibar etmesin, takmasın böyle şeyleri.
Ona itibar eden, bilerek, bilmeyerek hata işlemiş, günaha girmiş olur.
Allah muhafaza etsin.
Allah hepimize, insanlığa hidayet versin.
Hepsi Allah’ın kullarıdır.
Allah da hepsine kapısını açmış.
Nefsinize uymayın, hakikate gelin, diye davet ediyor Allah Azze ve Celle.
Hakikate gelen kurtulur.
Hakikate gelen insanlar çok var.
Dünyasını bırakmış, etrafında ne kadar baskı olsa da onlara kulak asmamış.
Hakikati gördükten sonra Allah’a yönelmiş olan çok insan var.
Allah hepsine hidayet versin inşaAllah.
2024-12-23 - Dergah, Akbaba, İstanbul
فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ أَحۡسَنُ ٱلۡخَٰلِقِينَ
(23:14)
Allah Azze ve Celle, en güzel yaratandır.
Her şeyi güzel yaratmış.
Her şeye bir hikmet vermiş Allah Azze ve Celle.
Bugün takvimde zemheri başlangıcı yazıyor.
Allah Azze ve Celle günleri, seneleri, ayları ayrı ayrı yaratmış.
Her birine bir hikmet koymuş.
Bu, kışın en soğuk, soğuğun da en şiddetli olduğu vakittir, 40 gün sürermiş derler.
O 40 günün faydası çok büyüktür.
Bazı, şimdi, aklı evveller günlük güneşlik havayı güzel görüp, soğuk olmayınca seviniyor.
Sonra da "Su yok, meyveler yetişmedi, şu arttı, bu arttı" diye yakınıyorlar.
Demek ki Allah Azze ve Celle her şeye bir hikmet vermiş.
Her şeyin ölçüsünü, miktarını Allah Azze ve Celle takdir etmiş.
İnsanlar bu işlere karışınca, her şeyi kötü etmişler.
Allah Azze ve Celle ayet-i
kerimede buyurduğu gibi:
ظَهَرَ ٱلۡفَسَادُ فِي ٱلۡبَرِّ وَٱلۡبَحۡرِ بِمَا كَسَبَتۡ أَيۡدِي ٱلنَّاسِ
(30:41)
"Her türlü bozukluk, kötülük karada, denizde ve havada meydana çıktı" diye buyuruyor Allah Azze ve Celle.
Bunlar da insanların kendi elleriyle yaptıkları yüzündendir.
Onların yaptıkları, Allah Azze ve Celle'nin işine karışıp, Allah Azze ve Celle'ye karşı gelip, aykırı işler yapınca, her şey kötü oluyor.
Allah ahsen'ül halıkîndir.
Allah her şeyi en mükemmel şekilde yaratmıştır.
Eğer insanlar O'na karışmasa, Allah Azze ve Celle'nin yolunda gitseler, her şey insanlar için mükemmel olur.
İnsanlar kalkıp da Allah Azze ve Celle'ye karşı gelince, o vakit "Cezanızı çekin" diye buyuruyor Allah Azze ve Celle.
Yoksa bir problem yok aslında.
Problem insanlarda, kötülerde.
Onun için her şeye şükretmek lazım.
Soğuğa da şükretmek lazım.
Sıcağa da şükretmek lazım.
Her şeye Allah'tan, Allah Azze ve Celle'nin verdiği her şeye, "Hikmetini kendisi bilir" diye, O'na boyun eğmekten başka yapacağımız bir şey yok.
Allah muhafaza etsin.
Allah bereketini versin.
Allah'ın yaptıklarına razıyız.
Elimizden bir şey gelmez.
Biz O'na teslimiz.
Müslümanız.
Teslim etmişiz kendimizi Allah Azze ve Celle'ye inşaAllah.
O'nun himayesine, O'nun merhametine teslimiz.
Allah Azze ve Celle merhametlidir.
Her şeyin bir karşılığı vardır.
İyiliğin de karşılığı var, kötülüğün de karşılığı var.
Allah muhafaza etsin.
Dünyada yapıp da kurtulduğunu zanneden, ahirette çeker, Allah muhafaza etsin.
Bugün de, yine bu zemheri denilen en soğuk günde, zalimler bundan 100, 110 sene önce, garip askerleri, üstlerinde doğru düzgün bir şey olmadan kara kışın içine göndermişler.
Daha bir kurşun atmadan hepsi şehit olmuş.
Allah makamlarını âli etsin.
Bu kötülüğü yapanlara da Allah muhakkak cezasını verir.
Sarıkamış diyorlar buna.
Sarıkamış faciası, ne için yaşandı?
Çünkü bunlar Allah'a karşı gelmişlerdi.
Sultanı devirmişlerdi.
Sarıkamış'ta, Çanakkale'de...
Milyonlarca Müslüman kanını döktüler.
Ondan sonra da bütün Osmanlı'yı gâvura bıraktılar.
Allah onun hesabını sorar.
Allah zalimleri boş bırakmaz.
Onların yaptıkları kötülüğün hesabı muhakkak sorulacak.
Allah bizi zulmetmekten korusun inşaAllah.
Mazlum olalım, zalim olmayalım inşaAllah.
2024-12-22 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Arkadaş mühimdir.
الرفيق قبل الطريق
Yola çıkmadan önce yol arkadaşını iyi seçeceksin
Bahsedilen yol, hayat yoludur.
Gittiğimiz yol ya iyi yol olacak ya kötü yol olacak.
İyi yol, iyi arkadaşla gidilir.
Arkadaşı kötü olan, kötü yola götürür kendisini.
Kötü yolda dünyada da helak olur, ahirette daha beter helak olur.
Onun için çoğu zaman çocuklar, ihvanlar gelir, nasihat isterler.
En büyük nasihat, iyi insanlarla olmaktır.
İyi insanlarla birlikte olursan, Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in hadiste buyurduğu gibi, iyi insan güzel koku satan dükkâna benzer.
Oraya girersen bir şey almasan bile kokusundan istifade edersin. Güzel koku insana güzellik verir, rahatlık verir, iyilik verir.
Kötü arkadaş da demirci dükkanı gibidir.
Demirci dükkanı, tabii ki, insan için lazımdır ama oraya giren insan ya kokusundan rahatsız olur ya da bir kıvılcım sıçrar üstüne, yakar.
O misali vermiş Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem ki, iyi yolda, iyi insanlarla, güzel yerlerde olalım.
"Benim samimi arkadaşımdır, şudur, budur."
En büyük kötülük, hele güvenip de "arkadaş" deyip kendine emniyette olduğunu zannetmektir. En büyük aptallık, kötülüktür kişinin kendine yaptığı.
Onun için arkadaşına dikkat edeceksin.
Hata yaptı mı, "Arkadaş sen ne yapıyorsun?" diye sor.
"Bu neyin nesidir? Niçin böyle yapıyorsun? Hikmeti var mıdır?"
"Kendi nefsinden mi yapıyorsun, ne yapıyorsun?" diye sorulması lazım.
Hiç olmazsa arkadaşını düzeltsin.
Yolu yamultmasın, yoldan çıkmasınlar.
Onun için şimdiki gördüğümüz haller, en büyük kötülük her tarafta arkadaştan geliyor.
Birini görüyor, şunu yapıyor, ona özeniyor.
Acaba o doğru mudur?
'Babalar, analar, akrabalar bu işlerden anlamaz' diye düşünüyor insanlar.
"Bu arkadaşım maşaAllah çok akıllı, çok zeki. Ben ona uyarım. Babamın, anamın dediği eskidir, onlar hiçbir şey de anlamazlar."
"Bu herif anlar, ona benzeyeyim, onunla gideyim." derken, kendi halini, dünyayı da, memleketi de her tarafı berbat ettiler.
Allah akıl fikir versin onlara.
Doğru yoldan çıkmasınlar inşaAllah.
2024-12-21 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Bir söz var, hadis mi veya başka bir şey olup olmadığını diyemeyeceğim:
أحبب من أحببت فإنك مفارقه
Kimi seversen sev, sonunda mutlaka ayrılık olacak.
Sonuçta bu dünyada herkesin bir vakti gelecek ve dünyadan göçecek.
Sevdiklerinden, yakınlarından ayrılır gider.
Bu yüzden işte bu dünya daim bir yer değil.
Daim olan Allah Azze ve Celle'dir.
Ondan sonra da ahirette ebedi bir devamlılık var.
İnsanların ahiretten önce bu dünyada bir hayat geçirmesi lazım
Bir şekilde işte geçiyor.
İnsanlar boşu boşuna "Şöyle yapsaydık bu olurdu, böyle yapsaydık bu olmazdı" diye hayıflanır durur.
Allah Azze ve Celle'nin dediği oluyor.
Öyle bir sebep halk ediyor ki, ya hastalık, ya da başka bir şey, Allah korusun, harp, darp, kaza, şu bu, yani o insanın dünyadan ayrılması için bir sebep çıkıyor.
O yüzden Müslüman, Mümin olanın muhakkak Allah Azze ve Celle'ye teslim olması lazım ki her şeye razı olsun.
Allah'tan gelen her şey yine Allah'a dönecek.
Allah'ın istediği olacak.
Müslümanın, Müminin bilmesi gereken gerçek bu.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de insanlara bunu tebliğ etmiş.
En çok da Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem zorluklar yaşadı.
Çocukları kendisi hayattayken ahirete intikal etti.
Hiç kimse Peygamber Efendimiz'den daha zor sıkıntı çektim diyemez.
Bu nedenle en büyük örnek Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem.
O'nun mübarek yolundan gitmek gerekiyor.
O yoldan giden insan huzur bulur.
Hiç kimse bu dünyaya kazık çakacak değil.
Şeyh Baba bir keresinde öyle demişti.
Hastaydı, rahatsızdı.
"Tamam" dedi. "Hadi gidin. Biz buraya kazık çakacak değiliz ya.
Herkes ahirete gidecek."
Onun için ona göre amel edin.
Ahirette ayrılık yok.
Dünyada ayrılık var.
Ahirette ayrılık yok.
Allah hepimizi ayırmasın.
Doğru yoldan, inşaAllah, hep beraber cennette oluruz.
Allah ölenlere rahmet eylesin.
Ailelerine sabır versin.
Bu gece bizim çok sevdiğimiz bir ihvan, Sri Lanka'da kaza geçirip ahirete intikal etti.
Allah rahmet eylesin.