السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.
Allah Azze ve Celle'nin kudreti ve azameti insanların akıllarına, hayallerine sığmaz.
Her şey O'nun kudretiyle oluyor.
Biz yaşıyorsak, Allah Azze ve Celle'nin iradesiyle yaşıyoruz.
Öyle şeyler var ki, Allah Azze ve Celle en ufak bir şeyi istediği an harekete geçirse, tek bir canlı, tek bir insan ya da hayvan kalmaz.
İşte O'nun kudreti ve azameti budur.
Bütün bu şeylerin içinde yaşayıp da ecel gelmedikçe insan ölmez.
İnsanlar "Şöyle yaptık, böyle yaptık, bu ilacı bulduk, şu ilacı bulduk" diye övünürler.
Oysa bunlar da Allah Azze ve Celle'nin iradesiyle oluyor.
Allah Azze ve Celle'nin iradesi olmasa, ilaç fayda vermez.
Boşuna almış olursun.
İlacın etkisi Allah Azze ve Celle'nin iradesiyle oluyor.
Onun için bunu da bilmek lazım.
"Kafir de alıyor, iyileşiyor" diyebilirler.
O da tabii Allah Azze ve Celle'nin iradesi ve muradıyla oluyor.
Her şeyin bir hikmeti var.
Her şeyi bilen yalnızca Allah Azze ve Celle'dir.
Bu sistemi Ademoğulları için Allah Azze ve Celle kurmuş.
Bu sistem kıyamete kadar devam edecek.
Bazen hasta olacak, bazen iyi olacak, bazen ilaç fayda verecek, bazen vermeyecek.
Her şey Allah Azze ve Celle'nin iradesiyle.
Bunu bilmek lazım.
Mümin olan, Müslüman olan "İlaç aldım da iyileştim" demesin.
Allah Azze ve Celle bu ilaca murad etti.
Hikmetiyle bize şifa koydu.
O ilacı alıp iyileşiyoruz.
İlacın kendisinin değil, Allah Azze ve Celle'nin iradesiyle.
Onun için hastalık, şu bu...
Bunlar Allah Azze ve Celle'nin insanlara ezelde yazdığı şeylerdir.
Bunlar olacak.
"O zaman doktora gitmeyelim, ilaç almayalım mı?" diyebilirler.
Hayır, onları da yapacaksın ama şifanın Allah Azze ve Celle'den geldiğini bileceksin.
Yoksa kafir de alıyor ilacı.
Bazen iyileşiyor, bazen iyileşmiyor.
Bazı şeyler var, mecburen alması lazım.
Bunları yapmak insan için gereklidir.
Hele bazı şeyler var ki, onları almasa hem kendine hem başkasına zarar verir.
Onun için bunu bilmesi lazım.
Herkes "İlaçta fayda yok" deyip ilacı bırakırsa, o zaman sorumluluk ona ait olur.
Besmele çekip "Şifa olsun, Allah'ın kudretiyle bu ilaçta şifa olsun" diye niyet edip alınca, hem Allah Azze ve Celle'yi unutmamış olur, hem de aklından çıkarmamış olur.
Çünkü her şey Allah Azze ve Celle'nin kudretiyle olmuştur.
Onun için bazı insanlar tevekkül diye yanlış anlıyor.
Tevekkül edip başkalarına zarar vermek olmaz.
Allah Azze ve Celle bize bu imtihanı verdi.
Bunları idare edip, ömrümüz ne kadarsa onunla idare edip Allah'a kavuşuncaya kadar bu dünyanın ilacıyla, hastalığıyla geçineceğiz.
Allah zikrini unutturmasın.
Zikir demek Allah Azze ve Celle'yi unutmamaktır.
Sadece "Allah Allah" demek değil.
Zikir demek Arapça'da unutmamak demektir.
Sürekli anmaktır.
Her şeyi O'nun adına anıp O'nun adıyla yapınca her şey iyi olur.
Her iş müyesser, Süleyman Çelebi'nin Mevlid'de dediği gibi.
2024-08-17 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Tarikat nedir diye sorulunca,
Tarikat "tahammülü'l-addad" demektir.
O tarikatın öğrettiği şey, sana zıt olan, aksi olan şeye tahammül etmektir.
Onu tahammül edip, ona sabretmek bu tarikatın bir usulüdür.
Bunu söylemek tabii ki kolaydır ama bir şey karşına gelince insan zor tahammül eder.
Bazı insanlar doğrudan karşı tarafa hücum eder.
Bazıları lafla yetinir.
Bazılarının canı sıkılır.
Bu olan hareketten dolayı, sana iyi, hoş gelmeyen hareketlerden, sözlerden dolayı ona tahammül etmez.
Tahammül etmeyince tarikatın adabına muhalif olur.
Normal, avam insanlar gibi olur.
Avam insanı gördüğümüz gibi şimdi her tarafta en ufak bir lafla patlıyor, kendine hakim olamıyor.
Sonunda bir şey kazandığı yok.
Kaybettiği çok oluyor.
Yani bu sırf tarikat için değil, bütün insanlar için de geçerli.
Yani zıt bir şey gördün mü "Ben bunu kabul etmedim" deyip,
Ona karşı bir hareket ettin.
Fayda getireceğini zannetme.
Nereye bakarsan, sağına bak, soluna bak, her tarafta millet patlayacak vaziyette.
En ufak bir lafta başlıyorlar kavga etmeye.
Bazıları bir laf söylüyorlar.
Ondan sonra söylediklerine pişman oluyorlar.
Çünkü karşı taraf bir söylese o on söylüyor.
Daha büyük hakaretler, daha büyük zıtlıklar oluyor.
Onun için bu tarikatın güzel adabıdır.
Hem Allah'ın rızası için bunu tahammül etmiş oluyorsun, hem kendini rahatlatıyorsun.
"Ben nefsime uymadım, nefsim bundan daha beterine müstahaktır" deyip öyle işi büyütmeden geçip gideceksin.
Dünya zıtlarla dolu, zıtlıklarla dolu, aksiliklerle dolu.
Her gün buna takılacaksan sen hayatını zehir etmiş olursun.
Onun için Allah'a şükür, tarikata tabi olup onun adabını uygulayan insanlar muhakkak rahattırlar.
İçleri huzur içinde olur.
Öte yandan nefsine uyup da "Tarikattayım" deyip de hiçbir şeye tahammül etmeyen insanlar o vakit çok şey kaybetmiş oluyorlar.
Kendilerine de eziyet etmiş oluyorlar.
Allah muhafaza etsin.
Allah kaldıramayacağımız şeyleri vermesin inşallah.
2024-08-16 - Dergah, Akbaba, İstanbul
بسم الله الرحمن الرحيم
أَلَآ إِنَّ أَوْلِيَآءَ ٱللَّهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
(10:62)
صَدَقَ الله العظيم
Allah Azze ve Celle'nin sevdiği, O'nun özel kulları vardır. Allah Azze ve Celle onlara ne sıkıntı verir ne de dert.
Çünkü onlar Allah Azze ve Celle ile beraberdir.
Allah'la beraber olan korkmaz.
Onun şanı yüce olur.
Kıyamete kadar cennette ebediyen onun şanı yücedir.
Allah'a şükür, iki gün süren bir seyahat oldu.
Anadolu'nun içine, Gaziantep ve Maraş'a.
Orada her yerde Allah'ın sevgili kulları var.
Peygamberlerden, sahabelerden, evliyalardan her türlü Allah'ın sevgili kullarıyla dolu.
Onun için Allah Azze ve Celle onlarla bereket gönderir.
Onlar olmasa bereket olmaz.
Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuş:
بهم تمطرون بهم ترزقون بهم تنصرون
"Onlarla size yağmur yağar, rızık verilir ve zafer kazanırsınız."
Bereket gelir.
Onların yüzü suyu hürmetine bu boş değildir.
Yani dünya onlar olmasa... Onların vasıtasıyla Allah Azze ve Celle insanlara merhamet eder.
Onlara bu nimetleri verir.
Yoksa bu isyan, bu küfür, bu kötülükten dolayı Allah Azze ve Celle bir damla su bile vermez.
Bazen ahir zamanda verince de gazap olarak veriyor.
Ceza olarak veriyor.
Su veriyor, yağmur yağdırıyor.
Ondan sonra ortalığı sel basıyor.
Onun verdiği rahmet olsun sonra.
Çünkü isyan çok, kötülük çok.
Ama Allah'a şükür, mübarek zatların yattığı yerler berekettir, insanlara hayırdır.
Ziyaret konusunda Şeytanla beraber olanlar "kabir ziyaret edilmez" der.
"Şu olmaz, bu olmaz" diye... Niçin derler? Allah'ın rahmeti üzerimize gelmesin diye.
Allah'ın rahmeti uzak dursun diye.
Allah'ın rahmetini isteyen, Allah verir.
İstemeyen kendi bilir.
Allah yardımcımız olsun.
Rahmet-i ilahi üzerimizde olsun.
Onunla her tarafımızı sarsın ki en büyük nimet odur.
2024-08-12 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Allah Azze ve Celle insanoğlunu kıymetli yarattı ve insanoğlunun da her şeye kıymet vermesini ister.
Kıymet vermek, boşuna yaşamak değildir. İnsan vaktini ve yaşayışını Allah için harcamalıdır ki, bunun faydası sonsuz olsun.
Boşuna yaşamak şöyledir: "Bugün ne yapacağız, nereye gideceğiz, nasıl eğleneceğiz?" diye düşünerek günleri, ayları, hatta tüm hayatı sadece eğlence peşinde geçirmektir.
Sonunda bakar ki elde sıfır, bir şey yok.
O kıymetli vaktini, zamanını, hayatını harcamış.
Hayatını kaybetmiş.
İşte şimdiki, biraz ne söylediklerini de bilmeyen çok insan var.
Adam ölünce vefat etti demezler de şimdi yeni moda "hayatını kaybetti" derler.
Doğru, bazı, çoğu insan hayatını kaybederek gidiyor.
Hiçbir şey elde etmeden kaybetmiş, gitmiş oluyor.
Doğrudan kaybetmiş oluyor.
Her şeyi kaybetmiş oluyor.
Kaybetmemek için hayatı zor değil.
Hayatı kaybetmemek için namazını kılacaksın.
Allah rızası için yaşıyorum diyeceksin.
Bugün niyetim Allah rızası için evin rızkını çıkarayım.
İşime gücüme bakayım.
Biraz fayda varsa insanlara faydalı olayım diye niyet eder.
Böylece hayatını kaybetmez.
Hayatı kazanmış olur.
Hem hayatını hem ahiretini kazanmış olur.
Allah Azze ve Celle insanların ağzına bilmeden bile olsa hikmet veriyor.
Hayatını kaybetmiş, her şeyini kaybetmiş.
Allah muhafaza etsin.
Hayatını kaybedenlerden eylemesin.
İnsanlara da akıl fikir versin ki hayatlarını kaybetmesinler inşallah.
2024-08-11 - Dergah, Akbaba, İstanbul
بسم الله الرحمن الرحيم
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُوا۟ ٱلرَّسُولَ وَأُو۟لِى ٱلْأَمْرِ مِنكُمْ ۖ
(4:59)
صَدَقَ الله العظيم
Allah Azze ve Celle'ye itaat edilmelidir.
Ey iman edenler, Allah Azze ve Celle'ye itaat edin.
Peygamber Efendimiz'e itaat edilmelidir.
Bir de, ulu'l emre yani sizin başınızda olanlara itaat edin diyor.
Bunları yapan insan rahat olur.
Yok, kendi başına buyruk hareket ederse başına işler açar.
Bir faydası olmaz.
İlk başta Allah Azze ve Celle'ye itaat.
Allah'ın emirlerini tebliğ eden Peygamber Efendimiz'e itaat.
Küfre girin demedikçe, ulu'l emre yani sizin başınızda olanlara itaat etmekte fayda var.
Allah Azze ve Celle herkese bir meziyet, bir haslet vermiş.
O işleri herkes yapamaz.
Herkes kendi işine baksın.
Başkasının işine karışmasın.
Dünyada ne kadar yaşayacaksa, herkes kendi yolunda gider.
Bu yol, Allah Azze ve Celle'nin gösterdiği yol olursa kurtuluşa erer.
Yok, kendi kafasına göre olursa ya kurtulur ya kurtulmaz.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor, ahir zamanın işaretlerinden birisi de:
Herkesin kendi fikrini beğenmesi, başkasının fikrini beğenmemesi.
İşte bu demokrasi dedikleri şeydir.
Başkasının fikrini beğenmeyebilirsin, bunu söyleyebilirsin diyorlar.
Fakat bu, insanları mutlu etmek değil mutsuz etmek içindir.
İtaat edip gidersen başını ağrıtmazsın.
Yok sen "ben böyleyim, ben böyle yapardım, şöyle yaparım, bunu beğenmedim" dersen bütün hayatın zaten problemlerle geçip gider.
Bir fayda da etmezsin.
Öteki türlü dünya işlerini dünya ehline bıraksan, rahat edersin.
Allah sana hizmet edecek başında insanlar koymuş.
Her şeyi yapacak insanlar var.
Sen kendi haline bakıp helalinden hayat yaşayıp ahirete güzel gidersin.
Öteki türlü hiçbir faydası olmaz.
Allah itaat edenlerden eylesin.
İtaat etmek, Allah Azze ve Celle'ye ve Peygamber'e itaat etmektir.
Nefsine itaat edenin devamlı problemleri, devamlı kötü sonu olur.
Allah muhafaza etsin.
Allah insanlara bu güzel şeyleri yapmalarına yardım etsin.
Şimdiki insanlar ne kadar itaat etmezsek o kadar daha iyi zannediyorlar.
Kendilerine zarar veriyorlar.
Başkalarına zarar veriyorlar.
Allah nefsimizin şerrinden muhafaza etsin.
2024-08-10 - Dergah, Akbaba, İstanbul
وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرٌ
(11:4)
صَدَقَ الله العظيم
Allah Azze ve Celle'nin kudreti karşısında hiçbir şey engel olamaz.
Allah'ın bu kudret sıfatı, insan oğlunun da acizliğini gösterir.
İnsan bir şey yapar ama yaptığı şeylerde acizdir.
Aciz olduğu halde acizliğini kabul etmez.
"Ben her şeyi yapabilirim" diye iddia eder.
Bu iddia, cahillerin iddiasıdır.
Cahil kimdir? Allah Azze ve Celle'yi tanımayandır.
En büyük cehalet budur.
İnsan cahil olunca cesur olur.
Cahil, cesaret sahibidir çünkü bilmiyor.
Bilen Allah'tan korkar.
Bilmeyen, atar tutar, en sonunda da zararını görür.
Ne kadar zararda olduğunu, ne kadar hata yaptığını görür.
Vaktinde görürse iyi olur hiç olmazsa.
Tövbe edip doğru yola girebilir.
Ama vaktini geçirir ve öteki tarafa geçerse, artık dönüşü yoktur.
Sonu çok kötü olur.
Asıl hayat, ahiret hayatı kötü olur.
O zaman pişman olur ama pişmanlık fayda etmez.
İnsanoğlu, Allah Azze ve Celle'nin lütfuna ve mağfiretine sürekli sığınmalıdır.
Bilmediği şeyler çoktur.
Allah kalplerimize nurunu versin.
Karanlık ve cehalet gitsin.
Daima O'nunla olalım, inşa'Allah.
Allah’ın zikriyle meşgul olalım.
Allah Azze ve Celle'yi unutmamak O'nun zikridir.
O'nu unutan cahildir.
Her şey, her adım, her nefes O'nunla olur.
O'nsuz, her nefes, her yaptığın şey zarardır.
Allah’la beraber olan her nefes, her adım, her lokma, her yudum, hepsi fayda, şifa, derece ve sevap kazandırır inşa'Allah.
Allah nimetini üzerimize daim etsin.
2024-08-09 - Dergah, Akbaba, İstanbul
بسم الله الرحمن الرحيم
وَلَا تَتَّبِعُوا۟ ٱلسُّبُلَ فَتَفَرَّقَ
(6:153)
صَدَقَ الله العظيم
Allah Azze ve Celle buyuruyor:
Yoldan ayrılmayın.
Başka yollara sapmayın, diyor.
Başka yollara saparsanız yoldan çıkmış, helak olmuş olursunuz.
Doğru yol birdir.
Doğru yol bellidir.
O devamlı gider, durmadan gider.
O yola girenler saadete erişirler.
O yoldan çıkanlar helak olur.
Bir yanda doğru yolda devam edenler var.
Diğer yanda devamlı yoldan çıkanlar var, onlar helak olurlar.
Peki nasıl yoldan çıkıyorlar?
Her defasında şeytan ve aveneleri insanlara yeni bir şey gösteriyor.
"Buna tabi olun, bunu yapın," diye emrediyorlar.
Adem aleyhisselam'dan beri ve Peygamber Efendimiz’e kadar ve ondan sonra da tabi ki.
Adem aleyhisselam’dan beri şeytan, insanoğluna kötü ve helake götürecek yolları gösteriyor.
Çoğu insan da o yollardan gidiyor.
İnsanlar nefsine ve şeytana uyuyor.
Yoldan çıkarak helak oluyor.
Allah Azze ve Celle’nin yolunu bırakıp şeytanın yolunu takip ediyorlar.
Halbuki Allah Azze ve Celle Yaratan’dır.
Bizi bilen O’dur.
Allah, bizim için neyin faydalı ve yararlı olduğunu göstermek için peygamberler göndermiştir.
Allah kitaplarını göndermiş.
Evliyaları göndermiştir.
Gece gündüz yol gösteriyorlar.
İnsanoğlu, onu bırakıp kendisine düşman olan şeytanın yolunu takip ediyor.
Ondan sonra da helak oluyorlar.
Başka bir yol yok.
Yola girin, yoldan çıkmayın diyor Allah Azze ve Celle.
Allah bizi yoldan çıkanlardan eylemesin.
İnsanlar, Müslüman sandıkları kişiyi takip ediyorlar.
Fakat takip ettikleri kişi, kendi yolunu gidiyor ve insanları kandırmak için şeytanın yolunu seçmiş.
İnsanlar da iyilik yapıyoruz, iyi yoldayız zannedip aslında yoldan çıkmış oluyorlar.
Ona da dikkat etmek lazım.
Yol, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in yoludur.
Şeriat’tır, tarikattır yol.
Onun dışında olanlar makbul değildir, iyi değildir.
Allah bizi şerrinden korusun.
2024-08-08 - Dergah, Akbaba, İstanbul
سُبْحَانَ الَّذِي لَا يَحُولُ وَلَا يَزُولُ
Allah Azze ve Celle değişmezdir.
Hiçbir şey O'na tesir etmez.
O, Allah Azze ve Celle'dir.
O'ndan gayri her şey ve herkes değişir.
Taş, demir, dünyadaki her şey, ay, güneş; hiçbir şey sabit kalmaz.
Onların ömrü var.
Onların vakti var.
Zaman geçer.
Zaman geçtikçe her şey değişir.
Değişmeyen yalnız Allah Azze ve Celle'dir.
O'nun azameti ve kudreti sonsuzdur.
Akıl almaz.
İnsanlar kendilerini bir şey zannedip hüküm keserler.
Biz şöyleyiz, biz böyleyiz.
"Bence bu böyle," deyip kendi düşüncelerini söylerler.
Allah Azze ve Celle ahkamul hakimin'dir.
Allah bizi yaratmıştır.
O ne isterse onu yapmak gerekir.
O ne isterse o olur.
Sen istediğin kadar uğraş değiştir.
Değiştiremezsin.
Bu yüzden Allah yolunda git.
Allah yolundan uzak olanlar helak olur.
Allah Azze ve Celle ile beraber olanlar daima kazanır.
Dünyada da kazanır, ahirette de kazanır.
Dünyada kazanmamış gibi görünseler bile aslında muhakkak kazanmışlardır.
Allah'ın rızasını kazanmışlardır.
Allah'la beraber olan, Allah Azze ve Celle'nin yolunda olanlar kesinlikle kazanmıştır.
Diğerleri kaybetmiştir.
Bu yüzden değişmeyen, yok olmayan sadece Allah Azze ve Celle'dir.
Onunla beraber ol ki kurtulasın.
Aksi takdirde, "Şu kadar iyiydi, bu kadar bizi kurtardı, bize yardım etti, şunu yaptı, bunu yaptı," dediğin insanlar binlerce yıldır gelip gidiyorlar.
Hiçbiri kalmadı.
Kalan Allah Azze ve Celle'dir.
Sen, değişmeyenle ol ki kurtulursun.
Allah bizi sabit kadem kılsın.
Hayır işlerimizi daim etsin, inşa'Allah.
2024-08-07 - Dergah, Akbaba, İstanbul
بسم الله الرحمن الرحيم
أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ مِهَـٰدًۭا وَٱلْجِبَالَ أَوْتَادًۭا
(78:6-7)
صَدَقَ الله العظيم
Allah her şeyi hikmetle yaratmış.
O'nun hikmetine çok az insan vakıf olabilir.
Allah Azze ve Celle'nin ilminde sınır diye bir şey yoktur.
Akıl ve hayalimizin erişemeyeceği ilimlerdir, Allah Azze ve Celle'nin ilminde olanlar.
İnsan bazen öğrendim zannederken daha da cahil hale gelir, daha fazla inkar eder.
Bazı insanlar böyledir.
Ama Allah Azze ve Celle'den çok korkan alimlerdir gerçek alimler.
İlim sahipleri.
Hakiki ilim, Allah'a götürür.
Bu ilim dedikleri şey ise cehalete götürür.
Aynı ilim, hidayete de götürebilir.
Allah nasıl kısmet etmişse, insana öyle olur.
Allah onun basiretini açıp da bu ilim Allah'a inancın kuvvetlenmesine vesile olursa, o hayırlı ilimdir.
Aynı ilim bazen Allah Azze ve Celle'yi inkar etmeye götürürse, o ilim şer olur.
Allah her şeyi hikmetle yarattım buyuruyor.
Dağlar, taşlar yeri sabitlemek içindir.
Bu bir hikmettir.
Dağlar için, vadiler için, her şey için bir ilim vardır.
Tabii insanlar sürekli araştırıyor, inceliyor.
Bakıyorsun insanlar dağın tepesinde gökyüzüne bakıyorlar.
Ne diye bakıyorsun?
İşte duruyor yerinde.
Ne diye bakıyorsun?
Ne ilimler çıkıyor ondan.
İnsanoğlunun bir şeye bile aklı ermiyor.
Dünyada olanlara bile akıl erdiremiyor.
Bazı cahiller ise Allah Azze ve Celle'nin ilmine kafa tutuyor.
Allah muhafaza etsin.
Öğrendiklerimiz hakiki güzel ilimler olsun.
Güzel ilim, Allah'ı tanıtan ilimdir.
Allah Azze ve Celle'yi tanıtan ilmi talep ediyoruz inşa'Allah.
Şimdi milyonlarca insan okuyor.
Eskiden Türkiye'de bir tane üniversite vardı.
Şimdi binlerce üniversite var.
Dünyada desen milyonlarca üniversite var.
Hepsi bir şey öğrenmek için okuyor.
Faydalı olan ilim, Allah Azze ve Celle'ye giden yoldur.
Diğeri ise şer olur.
Allah muhafaza etsin.
Hayırlı ilimler nasip olsun inşa'Allah bize de.
2024-08-06 - Dergah, Akbaba, İstanbul
بسم الله الرحمن الرحيم
ٱلشَّيْطَـٰنِ ۖ إِنَّ كَيْدَ ٱلشَّيْطَـٰنِ كَانَ ضَعِيفًا
(4:76)
صَدَقَ الله العظيم
Allah Azze ve Celle buyuruyor, şeytanın hilesi, mekri zayıftır.
Ne kadar uğraşsa, yaptığı zayıftır.
Şimdi şeytanların hüküm sürdüğü zamandır.
Lakin şeytan, Allah Azze ve Celle'nin buyurduğu gibi zayıftır.
Şeytan şimdi insanın iyilik adına bildiği her şeyi bitirmek istiyor.
İyiyi kötüyle birbirine karıştırıp, insanı iyiyi kötüyü ayırt edemez hale sokup kendi emri altına alıp bütün iyilikleri bitirmek istiyorlar bu şeytanlar.
İnsanoğlu da Allah'a tevekkül etmeyip, onların peşinden gidip o kötü hallere düşüyor.
İnsanların bildiği ne iyilik varsa hepsini yıkıp yerine ne olduğu belli olmayan bir şey yaptırıyorlar.
Bellidir, yapacakları kötü, daha yetmedi, daha kötüsünü istiyorlar.
Çünkü kötülüğünün sonu yok.
Nefsin istediğinin sonu yok, şeytanın istediğinin sonu yok.
Ne kadar onlara yönlenirsen o kadar daha fazla isterler.
Günah yaptın, tövbe etmedin, bu yetmez der.
Daha başkasını yap, başkasını yap.
Ama Allah Azze ve Celle şeytanın bu hilesini, mekrini, insanoğlunun Allah'a dönüp de tövbe ettiği vakit, şeytanın bütün yaptığı şeyler harap olur.
Allah'ın istediği, günahları sevap olarak tebdil etmektir.
Bütün şeytanın uğraştığı boşuna gitmiş olur.
Bu dünyanın hali kötü gözüküyor ama her şeyde bir hayır var.
Allah Azze ve Celle, zorluğun karşısında kolaylık olduğunu buyuruyor.
İlk başta zorluk olur, sonra kolaylık.
İnsan için kötülük, iyilik yapmaktan daha kolay.
Ama o kötüyü yapmazsa o vakit iyilik oluyor.
İyilik de o kötülüğün zorluğunu bitirmiş oluyor.
Hem mükafat fazla oluyor.
Ne kadar zor olursa o kadar mükafatı fazladır.
Şimdi şeytan Müslüman olanlara da yine bir hile yapmış.
Efendim, ben namaz kılamıyorum.
Namaza durduğum vakit bilmem çarpıntı oluyor, şu oluyor, bu oluyor, sıkıntı geliyor, yapamıyorum.
Bakıyorsun adam yahut kadın senelerce namaz kılmamış.
Niye kılmıyorsun? İşte sıkıntı.
Tabii, sıkıntı olursa sıkıntıyla kılsan, kıldığın namaz bin defa daha faziletlidir öteki namazdan.
Nefsini kırıp da o zorluklara dayanıp namazı kılan bin defa fazla sevap almış olur.
Yok, öteki türlü bırakırsa günaha girmiş olur.
Büyük faziletlerden mahrum olmuş olur.
Allah muhafaza etsin şeytanın şerrinden, nefsimizin şerrinden, bu zamanın şerrinden.