السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.
ٱللَّهُ نُورُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ
(24:35)
Allah Azze ve Celle'dedir nur.
İman edenlere nur verir.
O'nun nurundan alır.
Peygamber Efendimiz'in nurundan, bu kâinatı Allah Azze ve Celle yaratmıştır.
Nur imandır, imanı olmayan insanda nur yoktur.
İnsanlar arasında nur, imanın alametidir.
İmanın göstergesidir yani.
İmansız olan insanda onu bulamazsın.
Beyaz olsun, siyahi olsun, kim olursa olsun, mümin olursa siyahi bile olsa onun yüzü parıl parıl parlar.
Allah Azze ve Celle'nin nuruyla.
Allah bu nimeti dünyada iman edenlere vermiştir, ama iman etmeyenler bunun farkında değildir.
Müminler ancak bunun farkındadır.
Allah Azze ve Celle, Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi vesellem vasıtasıyla bildirmiştir ki nur, iman edenlerdedir.
İman etmeyenler nurdan nasıl haberdar olsun? Hiçbir şeyden haberleri yoktur.
Sadece yaşıyorlar, onlara kısmet olmamış.
Kısmet olan şükretmesi lazımdır.
İman edenlere benzemek iyidir.
İman edenlere benzemeye çalışan o nurlardan nasiplenir.
Onların nurundan alır.
O nur insanı saadete eriştirir.
Allah her şeyin yaratıcısıdır. Allah Azze ve Celle'dedir hikmet.
Her şey O'ndadır.
İnsanları gayba iman etsinler diye yaratmıştır.
Gayba iman eden insanlara imanın nuru verilir.
O nur, ahirette onu karanlıkta muhafaza eder.
Dünyada da Allah'ın izniyle muhafaza eder.
Allah Azze ve Celle herkesi iman etsin diye yaratmış ve dilemiştir; lakin insanlara cüz'i irade bahşedilmiştir.
Bu da Allah'ın hikmetinin sırlarındandır.
Allah'ın sırlarına, ilmine hayalimiz bile yaklaşamaz.
Allah kimseye zulmetmez, isteyene verir.
İrade vermiş ki, o iradesiyle nuru istemelidir insan. Bundaki hikmetin sırrını, nasıl olduğunu biz bilemeyiz.
İsteyen alabilir.
"Şöyleydi, böyleydi" deyip mazeret gösteren insanlar vardır.
Onların mazeretleri batıldır.
Kıymeti yoktur.
"Nur isteyin" diye buyuruyor.
Şeyh Baba da son zamanlarda da derdi, "Nur isteyin!"
Allah nur versin.
Nur demek iman demektir, iyilik demektir, en güzel şey demektir.
Allah hepimize o nurdan versin inşAllah.
Kalbimizi nurlandırsın hepimizin.
2025-01-09 - Dergah, Akbaba, İstanbul
وَمَا ٱلۡحَيَوٰةُ ٱلدُّنۡيَآ إِلَّا مَتَٰعُ ٱلۡغُرُورِ
(3:185)
Dünya hayatı, Allah Azze ve Celle buyuruyor ki sadece dünya oyun ve eğlenceden ibarettir.
Dünyanın kıymeti yoktur.
Allah Azze ve Celle'nin buyurduğu gibi, biz dünyada yaşıyoruz ama onun kıymeti yoktur.
Çünkü dünya kalıcı değildir.
Kalıcı olmayan şeyin kıymeti olmaz.
Dünya için insanlar savaşır, birbirlerini öldürür, birbirlerine kötülük yapar.
Bunun da hiçbir kıymeti yoktur.
Kıymet ahiretindir.
Dünyada kıymetli olan şeyler, Allah Azze ve Celle'nin evleridir.
Kâbe, Mekke, Medine-i Münevvere ve Kudüs.
Başka nerede mescit var, cami var, onlar Allah indinde kıymetlidir.
Dünyanın içindeki kıymetli şeyler bunlardır.
Bunların dışında dünyanın hiçbir kıymeti yoktur.
İtibarı yoktur.
Dünyaya ait olan bu yerler aslında dünyalık değil, ahiretliktir.
Allah Azze ve Celle'nin, Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in mescidi, mescitler, camiler, dünyada Allah rızası için olan yerler, dergâhlar, türbeler, bunlar Allah rızası içindir.
Bunlar dünya için olmadığından, yeryüzünde kıymet bunlar teşkil eder.
Ne gökdelenler, ne şehirler...
Ne de saraylar...
Bunların hiçbirinin Allah Azze ve Celle indinde kıymeti yoktur.
İnsanların indinde de olmaması gerekir.
Fakat insanlar tersine, kıymet verilecek şeye kıymet vermiyor.
Kıymet verilmeyecek şeye kıymet veriyor.
İnsanlar yurtlarını, mecbur olmadıkları halde bırakıp başka yerlere gidiyorlar, sadece dünya peşinde, dünya için.
Ancak, eğer bulunduğunuz yer dininize mani oluyorsa, o zaman Allah Azze ve Celle'nin yeri geniştir, başka yere gidebilirsiniz.
Fakat daha lüks bir hayat için, dünya menfaati için bırakıp gitmek, dünya peşinden gitmektir.
Bunların bir faydası olmaz.
Allah bundan razı olmaz.
Allah rızkı her yerde verir.
Nerede olursa olsun rızkını verir.
Bu yüzden ahiret için olan şeylere dikkat edin.
İnsan yaşadığı yerden gitmek isteyip, "Rızık peşinden şuraya gideceğim" der.
Allah, Rezzak'tır.
O, rızkını nerede olursan olsun verir.
Yine de bir yere göç edeceksen dikkat etmek lazım.
"Dinim kalır mı?"
"Bende din kalır mı?"
"Çocuklarımda din kalır mı?"
"Çocuklarımda kaldı, torunlarımda kalır mı?" diye dikkat etmek lazım.
İnsan nereye giderse gitsin, Allah Azze ve Celle'nin sevdiği yerlerde daima olması lazım.
Mescitler, dergâhlar, camiler... Dünyanın neresinde olursa olsun onlara sığınması lazım.
Allah yardım eder.
Allah muhafaza eder, inşaAllah.
Allah, tüm Müslümanlara yardım etsin, inşaAllah.
Dinimizi muhafaza edelim.
Çoluk çocuğumuzun dini muhafaza olsun, inşaAllah.
2025-01-07 - Dergah, Akbaba, İstanbul
وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ
(51:56)
مَاۤ اُرِيۡدُ مِنۡهُمۡ مِّنۡ رِّزۡقٍ وَّمَاۤ اُرِيۡدُ اَنۡ يُّطۡعِمُوۡنِ
(51:57)
Bazı insanlar, hatta çoğu insan, Allah Azze ve Celle'nin bizi neden yarattığını ve yaratılış hikmetini bilmez.
Allah Azze ve Celle buyuruyor ki "İnsanları ve cinleri ibadet etsinler diye yarattım."
Hikmet budur.
Bunu bilen kafasını yormaz, sıkıntıya düşmez.
Bunu bilmeyen, hiçbir faydası olmayan bir hayat yaşar.
Bazen de canına kıyar, 'Ben bu hayatın hikmetini bilmiyorum, ansızın dünyaya geldim' diye düşünüyor ve sanki geldiği dünyada hiç kimse, hiçbir şey yokmuş gibi dolaşıyor.
Bilmiyor ki Allah Azze ve Celle var.
Allah'a inanması lazım.
Allah'a inanınca bütün hayırlar ona gelecek.
Ama imansız olan, hiçbir şeyden haberi olmayan, inkârcı olarak ortaya çıkıyor ve sonra da hayır bekliyor.
Sana nereden hayır gelecek? İsterse bütün dünya senin olsun, yine o sıkıntıdan kurtulamazsın.
Sıkıntıdan kurtulmak için ibadet edeceksin.
İbadet, Allah Azze ve Celle'ye tazim etmektir.
Peygamber Efendimiz'e tazim edeceksin ki hikmetle yaşayasın.
Hikmetsiz bir hayatta hiçbir şey yoktur.
Çoğu insan da annesine babasına "Niçin beni bu dünyaya getirdin?" der. Estağfurullah!
Anne baba değil ki seni getiren, Allah Azze ve Celle seni yarattı.
Onları vesile kıldı.
Onlara yapacağın tek şey, hürmet etmektir.
Onlara Allah rızası için hizmet edeceksin.
Dünya için yaşayan insanlar annesine, babasına zulüm eder, hakaret eder.
Kabahat kendilerindedir.
Allah Azze ve Celle yaratmasa, annen baban seni nereden getirecek?
Kolay mı insan yaratmak?
Allah Azze ve Celle'den başka yaratıcı yok.
Allah Azze ve Celle istediği vakit yaratıyor, sen dünyaya geliyorsun.
Bundan başkası yoktur.
Allah, "Yok" deyince olmuyor.
Allah "Yok" deyince olmuyor, "Ol" deyince oluyor.
Bunu da bilmek lazım.
Hayattaki hikmet de budur: biz ibadet için yaratıldık.
Allah Azze ve Celle'ye ibadet için.
Dünya meseleleri mühim şeyler değil.
Mühim olan, insanın 'Niçin yaratıldık? Allah Azze ve Celle'ye ibadet için yaratıldık' diye itikat etmesidir ki rahat etsin.
Başka türlü rahatlık yok.
Oraya koşturur, buraya koşturur.
Oraya bir şey yapar, buraya bir şey yapar.
Bakar ki yine bir rahatlık yok, kalbinde bir itminan yok.
İtminan nasıl elde edilir?
اَلَا بِذِكْرِ اللّٰهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُۜ
(13:28)
İtminan, Allah Azze ve Celle'yi hatırlamakla, O'nu daima zikretmekle olur.
Allah hepimize, bütün insanlara da hidayet versin.
O güzel yolu takip etsinler; Allah herkese açmış bu yolu.
Sana var, bana yok değil de, herkes, isteyen girsin bu yola, huzura kavuşsun inşaAllah.
2025-01-06 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Hadis-i Şerif var:
إِنَّ اللَّهَ لاَ يَنْظُرُ إِلَى صُوَرِكُمْ وَأَمْوَالِكُمْ وَلَكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأَعْمَالِكُمْ
Allah Azze ve Celle sizin suretinize, yüzünüze, gözünüze bakıp da ona göre sevabınızı vermez.
Sizin yaptığınız işlere, hayır ve Allah Azze ve Celle'ye olan itaatinize göre bakar Allah Azze ve Celle.
Şimdiki insanlar - gerçi daha önce de öyleydi ama şimdi daha fazla - suretlerine, yani tiplerine ve şekillerine önem veriyor.
İçlerine hiç önem vermiyor.
İçleri daha berbat oluyor.
Dışları kendi kafalarına göre güzel oldu zannediyorlar.
Nefisleri için eziyet çekiyorlar.
Her türlü sıkıntıya giriyorlar.
Ama bunların hiçbiri bir şey değil.
Allah rızası için iki rekat namaz kıl desen, onu bile yapmazlar.
Çeşitli şeyler yapıyorlar.
Yok yemek yemiyor, yok bilmem şunu yapıyorlar, bunu yapıyorlar, koşturuyorlar.
Ameliyat yapıyorlar. Yüzlerini, gözlerini değiştiriyorlar.
Nefisleri için.
Hepsi çürüyecek bir ceset için.
Ne kadar güzelleştirsen, ne kadar uğraşsan da, bir süre sonra yine değişiyor.
Yine tekrar yaptırmak zorunda kalacaklar.
Ondan sonra ikinci, üçüncü, dördüncü derken hayat bitmiş oluyor.
Dışarısı gerçekten güzel mi olmuş, değil mi - onu da Allah bilir.
Kendi kafalarına göre güzel sanıyorlar ama içlerine hiç bakmıyorlar.
Dışınla uğraşıyorsun ama kendi dışını zaten kendin görmüyorsun.
Başkası görüyor.
Allah sana gözünü vermiş, kulağını vermiş, her şeyini vermiş.
Sana bunları etrafını göresin diye vermiş.
Başkası sana baksın diye değil.
Allah Azze ve Celle seni yarattı.
Allah'a şükret.
Allah seni ahsen-ül halikin - en güzel şekilde - sana yakışacak biçimde yarattı.
Gözümüz, burnumuz, her şeyimiz...
Allah Azze ve Celle'nin istediği gibi olmuş.
Onu değiştirmeye gerek yok.
İçine bak sen.
O eziyet yapacağına onun içine, kalbine, ruhuna onun binde birini yapsan en yüksek mertebelere erişirsin.
Dış görünüşe önem vermemek lazım.
Dünya için önem yok.
Bu yapılan şeyler Allah rızası için değil.
Hiç kimse "Allah Azze ve Celle beni sevsin" diye burnumuzu düzeltelim, dudaklarımızı şişirelim demiyor.
Gözümü böyle Allah için börtleyim demiyor.
Yani hepsi dünya için.
Nefis için.
İnsanlar beni sevsin diye.
Ama bu sevgi değil, şehvetle bakmak oluyor işin sonunda.
O daha beter oluyor, Allah muhafaza etsin.
Şeytan her şekilde kandırıyor.
Ahir zaman fitneleri çok daha büyüktür.
Eskiden bu kadar yoktu.
Şimdi herkes bırakmış içini.
Dışına bakıyor.
Kendi edebine, terbiyene, ahlakına bakacağına, millet sana şehvetle baksın diye dış görünüşünle uğraşıp duruyorsun.
Allah muhafaza etsin.
Allah nefsimize uydurmasın.
Allah'ın verdiğine razı olalım inşaAllah.
2025-01-05 - Dergah, Akbaba, İstanbul
لَّقَدۡ كَانَ لَكُمۡ فِي رَسُولِ ٱللَّهِ أُسۡوَةٌ حَسَنَةٞ
(33:21)
Allah Azze ve Celle buyuruyor ki:
Sizin için en güzel örnek, Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi vesellem'dir.
Sadece Müslümanlara değil, bütün insanlığa, en güzel örneği Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi vesellem gösteriyor.
Onu takip eden insan olur.
İnsan gibi davranır.
Elinden geldiği kadar.
Bu sebeple bütün tarikatlar, özellikle de Nakşibendi tarikatı, Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi vesellem'in davranışlarını, sözlerini ve eylemlerini uygulamaya çalışıyor.
Tabii ki hiçbir insan Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi vesellem gibi yüzde yüz olamaz.
O'nun yaptığı şeyler sünnettir.
Tarikat olarak bizim vazifemiz sünneti terk etmemektir.
İnsanlık açısından da O, insanların en yücesidir.
Allah Azze ve Celle'nin insanlara örnek olarak gönderdiği Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi vesellem'dir.
O'dur yani.
O'nu takip eden yerde zulüm olmaz, kötülük olmaz.
İyilikten başka bir şey olmaz.
Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi vesellem'in yolu budur.
Bazıları Müslümanlara saldırıp 'bu caiz değil, şu yapılmaz' diye hüküm vermeye kalkışıyor.
Allah'a şükür, bizim tarikatımız Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi vesellem'in her söylediğini gösteriyor.
O'nun yolundan gidiyor.
Tarikat şeriat dışı değildir.
Tarikat şeriatın kalbidir, özüdür.
Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi vesellem'in yolu, insanlığa nurdur, hidayettir, iyiliktir.
O'nu takip eden saadete erişir.
Dünyada da güzel yaşar, ahirette daha da güzel olur, Allah'ın izniyle.
Allah hepimizi O'nun yolunda muvaffak eylesin.
Allah, O yolda gitmemizi nasip etsin, yardım etsin inşaAllah.
Nefsimize uymaktan korusun inşaAllah.
O güzelliğe erişelim inşaAllah.
2025-01-04 - Dergah, Akbaba, İstanbul
يُؤۡتِي ٱلۡحِكۡمَةَ مَن يَشَآءُۚ وَمَن يُؤۡتَ ٱلۡحِكۡمَةَ فَقَدۡ أُوتِيَ خَيۡرٗا كَثِيرٗاۗ
(2:269)
Hikmet'i Allah Azze ve Celle bazı insanlara veriyor.
Hikmet sahibi olan insan büyük hayra nail olur.
Çünkü hikmet nedir? İyi şeyleri anlamak, onları yapmak ve başkalarının da istifade etmesini sağlamaktır. Hikmet böyledir.
Şimdi, bir şey söylendiğinde hikmetsiz olunca, ne kadar iyi olursa olsun, onu yanlış anlatırlar.
Çünkü hikmet yoktur.
Görünen şeyi herkes görür ama, onun hikmetini anlatmak başkadır.
Onun hakikatini anlatmak bambaşkadır.
Şimdi, bunu neden söylüyoruz? Çünkü maşallah her tarafta alim diye geçinen çok insan var.
"İlim sahibiyiz" diyorlar, konuşuyorlar, vaaz veriyorlar, şunu yapıyorlar, bunu yapıyorlar.
Ama hikmeti olan çok azdır.
Hikmetsiz taifeler çıkmış, ne akla hizmetse, İslam'ın asırlardır yapılagelen uygulamalarını kabul etmiyor.
"Bunlar sünnet değil" diyorlar.
"Bunlar, böyle bir şey yok" diye ortaya çıkıp anlatıyorlar.
Sen bundan ne kazanıyorsun? Sana ne faydası oluyor? Ki sırf nefsine hizmet ediyor.
Kendini göstermek için, var olan hakiki şeylere saldırıyor.
"Bu olmaz" diyor.
"Bu caiz değil" diyor.
O kadar çok caiz olmayan şey, o kadar haram varken ortada, sen Müslümanların yaptıkları şeylere saldırıyorsun.
Neden? İşte hikmet yok demek ki.
ünya kadar her tarafta küfür, fısk, fücur varken, onları bırakıp "Recep ayında oruç tutulmaz, caiz değil" derler.
"Recep'in bir kıymeti yok" der.
Bu uygulama ta sahabelerin zamanından, Peygamber Efendimiz'in döneminden beri var.
Sahabeler yapmış, tabiinler
yapmış, hepsi yapmış.
Bin dört yüz seneden fazladır yapılan şeye sen "caiz değil" diyorsun.
Bu nedir? Ahmaklıktan başka bir şey değil mi? Hikmetsizlikten başka bir şey değil.
Tabii işte odur.
Onun için hikmet çok mühim bir şeydir.
Hikmetsiz insanlarla oturup kalkmak, onları dinlemek insana zarar verir.
Fayda vermez.
Allah şerlerinden muhafaza etsin.
Hikmetsiz insanlar ya ahmaktır ya da hain ve münafıktır.
Başka bir şey değil.
Allah şerlerinden muhafaza etsin.
2025-01-03 - Dergah, Akbaba, İstanbul
وَلَا تَقۡرَبُوۡا مَالَ الۡيَتِيۡمِ اِلَّا بِالَّتِىۡ هِىَ اَحۡسَنُ حَتّٰى يَبۡلُغَ اَشُدَّهٗ ۚ وَاَوۡفُوۡا الۡكَيۡلَ وَالۡمِيۡزَانَ بِالۡقِسۡطِ
(6:152)
"Haklara riayet edin." diye buyuruyor Allah Azze ve Celle.
Sakın kimsenin hakkını yemeyin.
Allah her şeyi affeder.
Allah affedicidir; ama kul hakkını, ancak o kuldan helallik istersen yahut onun hakkını ödersen affeder, böylece hakkı boynunda kalmaz.
Eğer o hak kıyamete kalırsa işin zor olur.
Senin sevaplarından alıp ona verir.
Eğer sevabın kalmadıysa, hakkını yediğin kişinin günahlarını sana yükler.
Onun için dünyada iken, hakla beraber herkesin hakkını vermelisin.
Kimse, "Bunu kandırdım, kâr ettim." diye düşünmesin.
O kazanç değil, zarardır.
Dünyada iken o zarardan dönebilirsin.
Daha yaşarken insanın hakkını verirsen, helalleşirsin.
Yok, sana hakkını helal etmezse o vakit, işte o zaman işin çok zordur.
Onun için, yani insan hayattayken kimsenin hakkını yememeye dikkat etmeli.
İnsanların üzerinde hakkın varsa, gidip onlarla helalleşmelisin.
Onların haklarını vermelisin.
Çünkü çoğu insan Müslüman geçiniyor ama insanların hakkını yiyor.
Bu, manevi olarak da olabilir.
Sırf maddi olarak değil.
Hakkı görmezden geliyor, onu zarara uğratıyor.
Bu da hak yemektir.
Yani sana orada, hakla beraber olman için bir fırsat verilmişken, hakkın aleyhine davranırsan, o zaman çok büyük bir günaha girmiş olursun.
Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem, günahların en kötüsü, yalancı şahitliktir, buyuruyor.
Yalancı şahitlik için, Peygamber Efendimiz bir hadisinde, "En kötü günah, yalancı şahitliktir." buyurmuş.
Sonra yine, "Yalancı şahitliktir." buyurmuş.
Yine, "Yalancı şahitliktir." buyurmuş.
Sahabeler, "Keşke Peygamber Efendimiz artık söylemese." demişler; o kadar çok tekrarlamış ki, yani yalancı şahitlik, hak yemenin en kötü şeklidir.
Onun için, yalancı şahit olmamak adına, manevi olarak da hakka dikkat etmek lazım.
Sırf maddi olarak değil, manevi olarak da hakka riayet edilmeli, işte bu çok önemlidir, Allah muhafaza etsin.
Allah bizi nefsimize uydurmasın.
Nefsimiz, kötüyü güzel gösteriyor.
Onun için, Allah muhafaza etsin.
2025-01-02 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Bu gece mübarek Recep ayının ilk Perşembesini Cumaya bağlayan gecesidir, yani Regaip Kandili'dir.
Bugünün gündüzü de mübarektir.
Bereketi büyüktür.
Allah Azze ve Celle cömerttir, kerem sahibidir.
Kerem sahibi vermek ister.
İsteyenlere vermek ister Allah Azze ve Celle.
"Alın, buyurun gelin alın" diye davet ediyor.
Ama insanlar cevherleri almıyorlar.
Gidip -hâşâ huzurdan- pislikleri, necaseti toplayıp onlarla seviniyorlar.
Başlarına, gözlerine, içlerine koyuyorlar.
Öyle mücevherlere de kıymet vermiyorlar.
Bakmıyor, bilmiyorlar.
Allah Azze ve Celle bu mübarek günleri nimet olarak vermiştir. Her Cuma mübarektir.
Her, bu üç ayların da günleri mübarektir.
Ama bunların içinde de ayrıca ikram olarak bu özel günleri vermiş Allah Azze ve Celle.
Regaib, güzelliklerin istenilen ve verildiği gece demektir.
Bu gece rağbet edilmesi gereken şeyler içindir.
Peki rağbet edilecek nedir? Ahirettir.
Allah Azze ve Celle'ye ve Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve selleme tabi olmaktır.
O'na uymak, O'nun istediği gibi yaşamaktır.
İşte budur.
Regaip kandilinde, rağbet edilecek şeyler bunlardır.
Rağbet edilen şeyler güzel şeylerdir.
Allah Azze ve Celle helali ve haramı belirlemiştir.
Helale rağbet edin diyor.
Helal size de fayda eder.
Sizin mertebenizi yükseltir.
Helal demek, rağbet edilecek güzel şeylerdir.
Temiz şeyler, insana vücuduna da fayda verir.
Ruhuna ise daha da fazla fayda verir, ruhaniyetine yükseltir.
Bu gece ve bugün için Allah'a şükretmeliyiz ki bize bu günleri bildirdi.
Çoğu insan bilmiyor.
Ne Recep, ne Şaban, ne üç ay, ne namaz, ne niyaz, hiçbir şey bilmeyen çok insanlar var.
Onlar dünyaya tamah eden insanlardır.
Allah onları ıslah eylesin.
Onlara da ikram etsin inşaAllah.
Bizim vazifemiz tebliğdir.
İnsanlara bu güzel günleri, güzel şeyleri söylemek.
Güzel şeyler bunlardır.
Güzel olan, Allah Azze ve Celle'nin verdiği nimetlere şükretmektir.
Bu nimetlerle bedenimizi ve ruhumuzu beslemektir.
Onun dışında haramla beslenen bir fayda olmaz.
Ne bedene ne de ruha, zarardan başka bir şey vermez.
Allah, bu nimetlerini daim etsin.
Mübarek olsun bu günler, bu geceler.
Allah'a şükür, bu birinci mübarek gecemiz, gerçi hepsi mübarek gecelerdir.
Bugün, üç ayların mübarek gecelerinden ilkidir.
Ardından Miraç gecesi var, Berat gecesi var.
Ondan sonra, Ramazan'da Kadir gecesi var.
Allah'a şükür var.
Bunlardan isteyen herkes nasibini alabilir.
Bunlar sınırlı değildir.
Tek bir kişiye mahsus değil, herkese yetecek kadar, hatta fazlasıyla var.
Dünyamızın bin katı, milyon katı, hatta milyar katı kadar insan olsa bile, cennet hepsine yeter.
Hepsine yer var, sıkıntı yok.
Allah yolunda olalım inşaAllah.
Mübarek olsun günümüz, gecemiz inşaAllah.
2025-01-01 - Dergah, Akbaba, İstanbul
اللهم بارك لنا في رجب وشعبان وبلغنا رمضان
Mübarek olsun.
Üç aylar başladı bugün.
Allah'a şükür.
Recep ayı hakkında Allah Azze ve Celle "Benim ayımdır." diye buyurmaktadır.
Şaban, Peygamber Efendimizin ayı.
Ramazan da ümmetin ayı.
Allah'a şükür.
Üç ayların başlangıcına yetiştik.
Selametle, imanla, Allah'a şükürler olsun, binlerce şükürler olsun.
Bizi bu vaziyete getirip, böyle bir güzel yol nasip etti.
Allah'ın istediği olur, istemediği olmaz.
Dün akşamki insanlar gibi de olabilirdik.
Allah'a şükür.
Ona da şükretmek lazım.
Onları da Allah affetsin ve mağfiret etsin, hepimize de. Çünkü günah olduğu yerde tövbe istiğfar yapmak lazım.
Başkası bile yapsa yine tövbe istiğfar hepimize lazım olur.
Bu yapılan günahlara, kendimizin olsun, başkalarının olsun, razı değiliz.
Allah affetsin bizi.
Allah hepimize merhamet etsin.
Hidayet versin.
Hidayet, en büyük nimettir.
İstikamet, Allah'ın yolunda olmak en büyük nimettir.
Olmayanlara da hidayet versin.
Acımak lazım çünkü onlara Allah kısmet etmemiş.
Biz de onlar gibi olabilirdik.
Allah'ın fazlı keremi ile inşaAllah sabit kadem olup dünyadan çıkana kadar Allah'ın yolunda oluruz inşaAllah.
Şeytana uymayıp şeytanın hilelerini, kötü şeyleri güzel göstermesine kanmayıp, kandırmasın inşaAllah.
Dua ediyoruz bu mübarek üç ayların hürmetine.
Mühim olanlar bunlardır.
Başkalarına gelince, Allah onlara da hidayet nasip etseydi, böyle yapmazlardı.
Allah'ın iradesine karışılmaz.
Allah'ın hikmetine karışılmaz.
Allah bildiğini kendi bilir! Haşa, Allah'ın işine karışamayız.
Bazı insanlar der ki, "Bana kalsa bütün insanlara hidayet veririm, bütün insanları hidayet üzere kılarım."
Allah Azze ve Celle başka bir şey istemiş.
Allah'ın hikmetine sual olmaz.
Allah kimseye zulmetmez.
Kimseye haksızlık etmez.
Allah Azze ve Celle'nin ayıdır bu ay.
Allah'a iman etmişseniz, O'nun işlerine karışıp, 'şöyle olsaydı, böyle olsaydı' demeyin.
Allah'ın yolunda olun.
Allah'ın emrettiği gibi olun.
Allah'a şükredin.
Bütün vakit Allah'a şükredin.
Bizi de sabit kadem kılsın.
Ayağımızı kaydırmasın.
Muhafaza etsin inşaAllah.
Hayırlı, mübarek olsun.
Ümmete hayırlı olsun inşaAllah.
Sahibi bekleriz.
Dünyanın hali kötüdür.
Onu ıslah edecek olan Sahip, Mehdi aleyhisselam.
Onun da gelmesini Allah'tan niyaz ederiz.
Allah göndersin.
Sahipsiz kaldı ümmet.
İnşallah bu günleri mübarek eylesin.
Bereketli olsun.
Hayırlı olsun.
Hayırlara vesile olsun inşaAllah.
2024-12-31 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Recep ayı inşallah bu akşamdan başlıyor.
Üç aylar:
Recep, Şaban, Ramazan.
Recep'in bir başka özelliği daha var, haram aylarından biridir:
Recep, Zilkade, Zilhicce, Muharrem.
Bu dört ay haram aylarıdır.
Onların özel durumları var.
Recep de onlardan birisidir.
Hem üç ayların fazileti var.
Hem de o haram aylarının fazileti var.
Recep ayında, onun için onu fırsat bilip istifade etmek lazım o mübarek aydan.
Bu geceden itibaren inşaAllah başlıyor.
Bu gece akşamdan sonra, Recep ayının biri girmiş oluyor inşaAllah.
Tabii aya bakmak lazım ama artık insanlar ayın nereden çıktığını, nereden battığını bile bilmiyor.
Onun için hükümet, devlet ne diyorsa ona tabi oluyoruz.
İnşaAllah Allah kabul eder.
Bir de kısmi halvet var bu ayda, bir saat, iki saat, ne kadar yapabilirse insan yapsın.
Öteki halvete bu ara izin yok.
Yani 40 gün orada oturup da, halvet riyazet yapmaya izin yoktur şimdi.
Çünkü tahammül yok insanlarda.
Bu sebeple, Allah Azze ve Celle'nin merhametine sığınarak, her gün akşam ile yatsı arası, ikindi ile yatsı arası veya teheccüd vaktinden işrak vaktine kadar olan zaman dilimlerinde 'kısmi halvet' niyetiyle ibadete çekilmek mümkündür.
Bu vakitlerde okunacak tesbihatlar, yapılacak zikirler var.
Vazifeler var, onları yapabilir, onların faziletine nail olur.
Nakşibendi tarikatında olup da halvet yapmayan olmaz.
Büyük Şeyh Efendi, Şeyh Nazım Hazretleri, her konuda kolaylık gösterirdi; zira insanoğluna zorluk ağır geliyor. İşte bu nedenle, o kısmi halvetin de büyük halvet yerine geçtiğini söylerdi.
Peygamber Efendimiz (s.a.v), ahir zamanda yaşayacak olanlara merhamet olsun diye, ashabına şöyle buyurmuş:
Sizler, bir şeyi yüzde yüz yapmanız gerekirken, sadece bir eksiğiyle yaparsanız, bundan sorumlu olursunuz.
Ahir zamanda, %1'ini bile yapsa onlara yeter, der. Onun için Allah'a şükür, bu kolaylık varken onu yapmak lazım.
Tabi oruç da var.
Üç ayları tutabilen tutsun.
Tamamını tutamayanlar ise, yarın üç ayların ilk günü, onu tutsunlar. Sonrasında mübarek Perşembe günü kandil, o günü de oruçlu geçirsinler. Ayrıca, Pazartesi ve Perşembe günleri de oruç tutulabilir.
Daha fazla tutabilen tutsun.
Onların da büyük faydası olacak size.
İnsanlara fayda olacak inşaAllah.
Bunların dışında, günlük ibadetler de var. Recep ayında, 30 rekâtlık bir namaz bulunuyor.
Bu namaz, her iki günde bir, iki rekât olarak kılınabilir. Her rekâtta bir Fatiha ve 11 İhlas okunur. Böylece, 30 rekât, tüm ay için tamamlanmış olur.
Yani, her gün kılmak zorunlu değil. İki günde bir, iki rekât kılarak da Recep ayının faziletinden yararlanılabilir.
Recep ayına özel tesbihatlar da var. Örneğin, "Sübhanel Hayyu-l Kayyum", "Sübhanallah-il ehad-is samed" ve her on günde bir değişen "Sübhanallah-ir Rauf" gibi zikirler bunlardan bazıları. Bu zikirlerin nasıl yapılacağına dair talimatlar zaten yazılı olarak mevcut.
Onu yaparsınız.
Allah mübarek eylesin.
Üç aylarımız mübarek olsun.
Hayırlara vesile olsun inşaAllah.
İmanımıza kuvvet olsun.
Müslümanlara hidayet olsun, onlara muhafaza olsun şeytanın şerrinden.
Ahir zamanın şerlerinden, fitnelerinden muhafaza olsun inşaAllah.
Mehdi (a.s)'a yetişmemiz niyetiyle inşaAllah.
Allah mübarek eylesin.
İnşaAllah daha da güzel günler olur!
İmtihan günleri biter.
Mehdi (a.s) ile güzel günler olur inşaAllah.
Allah hepimize nasip etsin.