السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.

Mawlana Sheikh Mehmed Adil. Translations.

Translations

2025-01-20 - Lefke

Allah Azze ve Celle Kur'an-ı Azim'de birçok yerde "Efelâ ta'kilûn" diye buyurmuştur. "Aklınız yok mu?" diye sorar. "Aklınızı kullanmıyor musunuz?" "Akıllanın" diye buyurur. Allah Azze ve Celle insana akıl vermiş ki iyiyi kötüyü ayırt edebilsin. Faydalıyı faydasızı görebilsin. Zararlıyı zararsızı ayırt edebilsin diye akıl vermiştir. Hayvanda akıl yoktur ama Allah ona bazı kötü şeylerden uzak durma içgüdüsü vermiştir. Tehlikeli bir şey görünce kaçar. Allah ona kendisini idare edecek kadar bir beyin vermiştir. O kadarıyla idare eder gider. Ama insan öyle değildir; insanın iyiyi kötüyü görmesi gerekir. Çünkü hayvan ölünce kıyamette toprak olup gider. Onun cennete veya cehenneme gidecek hali yoktur. Tek tük haşerat, hayvanat var. Onlar cennete gidecektir. Geri kalanlar, başkasına eziyet etmişse, kıyamet günü bunun hesabını verecektir. Bir hayvan diğerini vurmuşsa, kıyamet günü o hayvan da onu vuracaktır. Isırmışsa aynısını yapacaktır. Ondan sonra onlar da toprak olup gidecektir. Fakat insanoğlu böyle değildir. İnsanoğlu dünyada yaptıklarının karşılığını ahirette sonsuza dek çekecektir. Bu yüzden imansız kâfirler "Keşke ben de toprak olsaydım" diye temenni edeceklerdir. "Keşke" diyecekler, "ben de bunlar gibi cezamı çekip toprak olup gitseydim." Ama bu mümkün değildir. Neden? Çünkü Allah ona akıl vermiştir ki, bu akılla ne olacağını, tehlikeleri bilsin ve uzak dursun. İyiyi görsün ve ibadetlerini yapsın. İbadetler zordur. Çalışsın, geçimini kazansın diye ona akıl vermiştir. Her şey kolay olmaz. Dünya için çalışanlar da zahmet çeker. İş yapıp para kazanmak için uğraşır. Ahiret için de aynı şekilde olması gerekir. Bu Allah'ın hikmetidir, Allah dilediğini yapar. Şimdi, kışın en soğuk vakitlerinde, günlük güneşlik olunca akılsızlar "Oh, ne güzel!" derler. "Günlük güneşlik!" "Üşümedik, zorluk çekmedik" derler. "Karanlık olmadı." "Yağmur yağmadı üstümüze." "Çamura batmadık." "Oh, ne güzel! Kışı geçirdik." Peki sonra ne olacak yazın kıtlık olunca? Kışta akıllı insanlar Allah'a dua eder: "Allah'ım yağmur gönder, çamur olsun, kar olsun, soğuk olsun ki ekinlerimiz yetişsin. Her şey suya bağlıdır. Allah her şeyi sudan yaratmıştır. Su olmazsa hiçbir şey olmaz. Akıllı olanlar bu günlük güneşliği Allah'ın hikmeti olarak görür ve razı olurlar, diğerleri gibi "Bu ne güzel!" demezler. "Oh! Çok güzel gün." "Günlük güneşliktir." "İşte dolaşıyoruz" diye konuşan çok insan vardır. Ahiret için de aynı şekilde, çok insan günlük güneşlikte dolaşır gibi yaşar. Ne ibadet eder, ne hayır işler, ne hasenat yapar, ne taat eder; kendi keyfince yaşar. Ama keyif sürenler bilmeli ki kışın sonu yazdır, kıtlıktır. Su bulamayacaklar. Çare bulamayacaklar. Sonra çırpınmaya başlarlar, "Ne yapalım?" diye. Ahiret daha da zordur. Ahiret için bu dünyada bir şey yapmadın. Sefa sürdün, gününü gün ettin, alem ettin, yiyip içtin, bilmem ne yaptın. Sonra da ahirette bunun karşılığını çekeceksin. Onun için her şeyin bir adabı, usulü vardır. Buna talip olacaksın: Dünyada ibadetini yapacaksın. Bunun meyvesini ahirette toplayacaksın. Bu yüzden Allah Azze ve Celle "Aklınızı kullanın" diye buyuruyor. İyiyi bilin, kötüyü bilin. Nedir? Vaktinde yapılan işler hayırlı olur. Vakti geçtikten sonra ikinci bir fırsat bulamazsın diye Allah Azze ve Celle bize akıl vermiştir. Allah hepimizin aklını kullanmayı nasip etsin, aklı olup da kullanmayanlara da nasip etsin inşallah. Dünyada akıllı insan neredeyse kalmamış. Ver, ver, ver. Sen vereceksen sonra ne olacak? Hiç. Verdikçe öbür taraftan alıyorlar. Sen istiyorsun, öbür taraftan gidiyor. Allah sahip göndersin. Artık bu durumu düzeltsin. İnsanlar iyice zıvanadan çıkmış, derler. Artık paranın da kıymetini bilmiyorlar. Malın da kıymetini bilmiyorlar. Sağlığın da, hayatın da kıymetini bilmiyorlar. Allah'ın verdiği nimetlerin kıymetini bilmiyorlar. Allah kıymet bilenlerden eylesin inşaAllah. Allah muhafaza etsin. Bize hayırlı yağışlar göndersin inşaAllah. Günlük güneşlik yaza kalsın. Şimdi yağmur olsun, fırtına olsun, kar olsun inşaAllah. Allah bereket versin inşaAllah.

2025-01-19 - Lefke

En-nezâfetü min-el îmân. İslam dini temizlik üzerine kaimdir. Temizlik İslam'ın esasıdır. Temizlik olmazsa hiçbir ibadet kabul olmaz. Bu sebepten dolayı fıkıh kitaplarında ilk bölüm, Kitâbü't-Tahâre'dir. Yani taharet, temizlik bahsi üzerinedir, bunu işaret eder. İlk kısımda suyun temiz olmasını, suyun nasıl temiz olduğunu, kaç çeşit su olduğunu gösterir. Her şey sudan olmuştur, su da temizlik için gerekli olan şeydir. O olmazsa olmaz. Mecbur kalındığında teyemmüm edilir. O başka mesele ama esas olan, daha sonra muhakkak su olacak ki temizlik olsun, üstün başın temizlensin. Bu zahiri temizliktir. İç temizlik de gereklidir. İçi de temiz olsun. İç temizliği nasıl olur? İç temizliği ihlasla, Peygamber Efendimizin yolundan gitmekle olur. Onun yolu bellidir, açıktır. Onun yolunu gösteren zatlar vardır. Şeriat vardır, tarikat vardır. Ona tabi olmak lazım ki, onun yolunda temiz olarak hayatını devam ettirsin. Zahiri temizlikten sonra, iç temizliği de böyle olur. Aksi takdirde, temizliği dikkat etmezsen, suyuna pislik karışması gibi, nasıl ki kirli suyla abdest geçerli olmazsa, o yolda giderken de kalbine başka şeyler karıştırırlar. O karıştırdıkları şeyle senin imanın gider. Allah muhafaza etsin. İşte bu meseleler Peygamber Efendimizden sonra, dini bozmaya şeytanın avenesi çok uğraşmıştır. Her defasında yeni bir şeyler çıkarıyor, yeni bir şey yapıyor. Ama Allah'a şükürler olsun ki, mezhep imamları ve tarikat meşayihleri onların bu şeylerini temizliyor. İnsanları bunlardan temizliyor. İnsanlar da bunlara itibar etmiyor. Ama şimdi maalesef son zamanlarda daha fazla bu şeytanlar ortalığı karıştırıyor. Sana bir şey söylüyor, hepsi iyi, çok güzel görünüyor. Ama en sonunda içine bir pislik karıştırıyor, senin içini kirletiyor. Yaptığın işler faydasız oluyor. O işler sana fayda vermiyor, zarar veriyor. Onun için muhakkak, insanın Peygamber Efendimizin gösterdiği yolda gitmesi lazım ki, ahireti mamur olsun. Ahireti tamam olsun. Şimdi yeni moda çıkmış: "Yok mezhep gerekmez, yok tarikat gerekmez." Onlar en başta gereken şeylerdir. Zaten tarikat, mezhep, şeriat aynıdır, başka şey değildir. Bunu bazı insanlar bir türlü anlamıyor. Onun için kandırılıyor. Kandırılınca da yaptığı işlerin faydası çok az oluyor. İslam'dır, hepsi tamam da o zaman günahları da oluyor. Nasıl günah oluyor? Buğz ediyorlar, bazı sahabelere buğz ediyorlar, ehl-i beyte buğz ediyorlar. "Onlar bizim gibi, onların hiçbir itibarı yok," diyorlar. Bu gibi şeyler, bazen bundan daha hafif, içeriden daha kurnaz olanlar yavaş yavaş insanı şüpheye düşürüp imanını yok ediyor. düşürüp imanını götürüyor. İman herkeste yok. İslam var, iman mertebesi daha yüksektir. İslam, Müslümanın mertebesidir, o vardır ama imanı olan insanlar daha fazla itibarlıdır, Allah'ın sevgili kullarıdır. Allah muhafaza etsin. Allah şerlerden, kötülüklerden, pisliklerden hepimizi muhafaza etsin inşaAllah.

2025-01-18 - Dergah, Akbaba, İstanbul

وَتَعَاوَنُواْ عَلَى ٱلۡبِرِّ وَٱلتَّقۡوَىٰۖ وَلَا تَعَاوَنُواْ عَلَى ٱلۡإِثۡمِ وَٱلۡعُدۡوَٰنِۚ (5:2) Bu, Allah Azze ve Celle'nin mübarek emridir: Birbirinize iyilikte yardımcı olun. İyilik yapın. Hayır yapın. Kötülük yapmayın. Düşmanlık yapmayın. Birbirinize yardımcı olun. Bu işte insanların güzel yaşaması için İslam'ın, Allah Azze ve Celle'nin emridir. İyilik yapın. Yardımcı olun. İyilik yapamıyorsan bari kötülük yapma. İnsanlar bunu uygulasa, hem dünyada cennet gibi yaşar, hem de ahirette aynı güzelliği bulur. Ama şeytan bırakmaz insanları. İyilik yapmayın der. Niçin iyilik yapıyorsun bunlara? Ne fayda var, ne istifade ediyorsun? İyilikten faydan oluyor mu? Olmuyor der şeytan. Nasıl olmuyor, oluyor tabii ki! Ama şeytan o iyiliği görmüyor, göstermiyor. İyiliği zarar olarak gösteriyor. Kötülüğü iyi, faydalı zannediyor. İnsanları aldatarak veya zulmederek elde ettiğini kazanç sanıyor. Halbuki kazanç değil, doğrudan kendisine en başta zarardır. Başkasından önce, kendine zarardır. Ne kadar kötülük yapsa, kendine o kadar zarar etmiş oluyor. Ne kadar iyilik yapsa insan, o iyilik kendisinedir. Her iyiliğin karşılığını Allah Azze ve Celle zerresine kadar verir, mertebesini yükseltir. Kim kötülük yaparsa, yaptığı her kötülüğün zararı zerresine kadar kendisine döner. Allah muhafaza etsin. Uyanıklık versin. Allah Azze ve Celle insana akıl vermiştir ki düşünsün. Düşünse bu şeyi, hiç kimseye zarar vermez. Muhakkak iyilik yapmak ister. Ama aklını kullanmıyor insanlar. Aklı bırakmışlar bir yere. Şeytan ne diyorsa onu yapıyorlar. Allah şerrinden muhafaza etsin. Hayırlara vesile olsun inşaAllah.

2025-01-17 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: المُؤمِنُ يَألَفُ وَيُؤْلَفُ Mümin, kendisiyle iyi geçinilen ve başkalarıyla iyi geçinen insandır. İşte bu, makbul bir Müslümandır. İnsanlara eziyet etmeyen, insanlarla iyi geçinen kimsedir, Müslüman. Aksilik, Müslümanlıkta yok. İnsanlara eziyet etmek diye bir şey yok. Allah Azze ve Celle'nin sıfatı merhamettir. Müminin de sıfatı, Allah Azze ve Celle'nin sıfatından olması lazım. Merhametli olmalı, cömert olmalı, insanlara yardımcı olmalıdır. İşte Müslümanlık budur. Müslümanlık, kötü gösterilen şey değildir. Münafıklardır, Müslüman olmayanlardır bunları yapanlar. Merhametsiz olan, merhameti olmazan münafıklardır. Bir yandan merhametliymiş gibi görünür. Öteki taraftan acımadan insanlara her türlü kötülüğü yapar. Bu sebeple Müslüman, onlara benzememeli. Müslümanın örnek alacağı, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, sahabeler, alimler ve evliyalardır. İnsanların faydalanması için onların yolundan gitmeli, onlara benzemeli. Yoksa kafire, merhametsizlere benzerse ne faydası kalır? Kalmaz. Mühim olan, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'dir, bize yolu gösteren odur. En güzel insan odur. Bütün mahlukatın içinde en şereflisi Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemdir. Ona tabi olmamız, ona benzememiz lazım. Elimizden geldiği kadar. Onun için insanlarla iyilikle geçinmek gerekir. Aileyle, çoluk çocukla, herkesle iyi muamele edip, iyilikle yaşamak gerekir. Bu, peygamber efendimizin emri, güzel emirdir. Bütün vakit aksi bir vaziyette yaşayacağına rahat rahat güzel yaşar. Hem insanlara güzel olsun, aranız. Hem senin hayatın da güzel olur. İşte İslam budur. İslam, iyilikten, güzellikten başka şey emretmiyor. Allah, nefsimize uydurmasın. İslam'ın ve Peygamber Efendimizin emrettiği yolda olalım inşaAllah. Daim olsun inşaAllah.

2025-01-16 - Dergah, Akbaba, İstanbul

وَالشَّمۡسُ تَجۡرِىۡ لِمُسۡتَقَرٍّ لَّهَا ​ؕ ذٰلِكَ تَقۡدِيۡرُ الۡعَزِيۡزِ الۡعَلِيۡمِؕ (36:38) وَالۡقَمَرَ قَدَّرۡنٰهُ مَنَازِلَ حَتّٰى عَادَ كَالۡعُرۡجُوۡنِ الۡقَدِيۡمِ (36:39) Allah Azze ve Celle bize, insanoğluna ve cinlere, aklı olan herkese hitap ediyor. Çoğu insan ot gibi yaşar derler ya, işte öyle ot gibi yaşayan insanlar var. "Nereden geldin, nereye gidiyorsun?" diye hiçbir alakaları yok, umurlarında değil. Nereden geldik? Bazı insanlar sorar. "Nereden geldik, nereye gidiyoruz?" Allah Azze ve Cellenin katından geldik. O'na gidiyoruz. O'ndan O'na. "Haydan huya" derler. İnsanlar bazen yanlış anlar, "haydan gelen huya gider" derler. Yani "boş yerden geldi, boşa gidiyor" demek isterler. Öyle değil. Hayy olan Allah Azze ve Celle'dir. Hu da O'dur. O'ndan O'na. Başka gidilecek yer yok. Bu bütün kâinat O'ndan geldi, O'na gidiyor. Kur'an-ı Azimüşşan'da "koşturuyorlar" diyor. Bütün ay, yıldız, güneş hepsi bir yere doğru gidiyor. Allah bazı ilimleri insanlara vermiş. İşte dünya şu kadar bin kilometre hızla hareket ediyor. O'nun güneşle beraber bilmem kaç yüz bin kilometre, galaksi ile bilmem kaç milyon kilometre hızla ilerliyor. Nereye ilerliyor? Nereden geldi, nereye gidiyor? İnsanlar bunu soruyor. Allah Azze ve Celle'nin kudretinden geliyor, yine kudretine gidiyor. Hiç durmadan ilerliyor. Bazı eski, güzel sözler de var. Derler ki: "Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete." İşte kıyamet de Allah Azze ve Celle'nin huzuruna gitmektir inşaAllah. Ona göre hazırlıklı olsun insanlar. Ona göre bilsinler ki boş değil, "hay huy" öyle bir şey değil. "Hayy" ve "Hu"dur. "Hay-Huy" değil de "Hayy" ve "Hu". O'ndan geldik, O'na gideceğiz. Onun için boşuna hayatlarını harcamasınlar, günlerini telef etmesinler. İnsanlara eziyet vermesinler, kendilerine eziyet vermesinler, ailelerine eziyet vermesinler. Bunlar sorulacak, cevap verilecek şeylerdir. İman mühimdir. İman en güzel şeydir, Allah Azze ve Celle bize ihsan etmişse, Allah'a milyonlarca kere şükretmemiz lazım. İnsan, hayvan değildir. Hayvan bile bazen insanlardan çok daha yüksek mertebede olur ki o, Allah Azze ve Celleyi bilir, tesbihini yapar. Her şey Allah Azze ve Celle'yi tesbih eder. O'nun azametine boyun eğer. Bu dünya Allah Azze ve Celle'ye gidiyor. Her şeyin bir sonu var. Bunun sonu Allah Azze ve Celle'nin katında olacak. Allah hepimize iman versin, akıl versin inşaAllah.

2025-01-15 - Dergah, Akbaba, İstanbul

فَيُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهۡدِي مَن يَشَآءُۚ (14:4) Allah Azze ve Celle dilediğini hidayete eriştirir. Dilediğine nasip etmez. İstemediğine hidayet nasip etmez. Allah Azze ve Celle'nin lütfu, keremi ve hikmetleri sonsuzdur. Sırları sonsuzdur. وَمَآ أُوتِيتُم مِّنَ ٱلۡعِلۡمِ إِلَّا قَلِيلٗ (17:85) "Size ilimden ancak pek az bir şey verdim" diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Bu ilimler sonsuz deryalardır. İnsanlar iki üç şey yapıp, kendilerinin en akıllı, en bilgili olduklarını zannediyorlar. Öyle bir şey yok. Allah Azze ve Celle'nin ilmi hudutsuzdur, sınırsızdır. Bu yüzden hidayet en mühim şeydir. Allah Azze ve Celle, hidayette olan kullarına değer verirken, kibirlenip de Allah'ı tanımayan ve dini kabul etmeyenlere hiç kıymet vermemiştir. Kim olursa olsun, bütün dünya onun elinde olsa bile, onun kıymeti beş para etmez. Bu sebeple Allah'ın hidayet verdiği insan büyük bir nimete erişmiştir. Allah'ın büyük ve güzel bir hediyesidir. Hidayet Allah'ın insanlara hediyesidir. Hidayete ermiş insanlar için bundan daha büyük bir şey olamaz. Allah'ın hikmetine akıl ermez. Allah'ın işlerine akıl ermez. Bazı insanlar atıp tutarlar. Meczup olanlar başka, meczup istediğini konuşur; ama kendini akıllı zannedip de insanlara "şöyledir, böyledir" diyenler... "Allah Azze ve Celle böyle yapar, şöyle yapar" diye kendi kafasına göre söyleyenlerin faydası yok. Zararı var, faydası yok. Allah muhafaza etsin. Mühim olan hidayette olan insanın, Allah'ın lütuf ve keremine eriştiği, O'nun merhametine nail olduğu için şükretmesidir. Bu en büyük şeydir. Allah'a şükretmek lazım. Allah sabit kadem eylesin.

2025-01-14 - Dergah, Akbaba, İstanbul

إِنَّ اللَّهَ لا يَظْلِمُ النَّاسَ (10:44) مَّنْ عَمِلَ صَالِحًا فَلِنَفْسِهِ ۖ وَمَنْ أَسَاءَ فَعَلَيْهَا (41:46) Allah Azze ve Celle hiç kimseye zulmetmez. Hâşâ. Zulüm, Allah Azze ve Celle'nin sıfatlarından değildir. Allah Azze ve Celle'nin sıfatları; iyilik, rahmet, sabır ve her türlü güzel vasıftır. Zulüm ve diğer kötü sıfatlar, hâşâ, Allah Azze ve Celle'ye yakışmaz. İtikat kitaplarımızda Allah Azze ve Celle'ye vacip olan ve olmayan sıfatlar açıkça yazılıdır. Zulüm, şeytanın sıfatıdır. Ona tabi olanların sıfatıdır. En büyük zulüm de insanın kendi nefsine yaptığı zulümdür, başka bir şey değil. Allah Azze ve Celle insanlara ikram etmiş, ibadet etsinler diye yaratmıştır. Onlar ise bunu bırakıp kendilerine ibadet eder, kendilerine taparlar. Allah Azze ve Celle'ye tapacaklarına kendi nefislerine taparlar. Bu yüzden zulüm yaparlar, kendi kendilerine zulüm ederler. Allah Azze ve Celle'nin kimseye ve hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Çünkü yaratan O'dur. Bu kâinatı yaratan O'dur. Biz bu kâinatın içinde toz kadar bile değiliz. Ve ikram etmiş, "ve lekad kerremna beni Adem" (17:70) buyurmuştur Allah Azze ve Celle Kur'an-ı Kerim'de. "İnsanoğluna ikram etmişiz, onu yükseltmiş, yüceltmişiz." Halbuki bu kâinatta dünya bile toz kadardır. O yüce Allah Azze ve Celle'nin mülkünde o toz bile sayılmaz. Allah bize bu kadar ikram etmiş, bu kadar yüceltmiştir. Ama biz bunu görmezden geliriz. Sanki Allah Azze ve Celle'nin bizim ibadetimize ihtiyacı varmış gibi. Bir de namaz kıldıklarında veya başka bir iş yaptıklarında, insanlar kendilerini beğenir, büyük bir iş yaptıklarını zannederler. Allah Azze ve Celle sana ikram etmiş, sen onu yapacaksın. Nefsin ister sevsin ister sevmesin, sana faydalı olsun diye yapacaksın. Bunun faydası senden başkasına değil, Allah Azze ve Celle'nin hiç ihtiyacı yok. Hâşâ! Her şey O'nun elindedir. Allah bu ikramı vermiştir. Bunu yapmayan kendi nefsine zulmetmiş olur. En büyük zalim, kendi kendine zulmeden insandır. Ve maalesef çoğu insan bunu yapar. Ahkâm keser. "Şöyledir, böyledir" diye hüküm vermeye kalkar. "Biz akıllıyız, her şeyi biliriz" derler. Sen kimsin ki kendini bu kadar büyük görüyorsun? Dünya bile bu kâinatta toz kadar değildir. Sen nesin ki? Allah Azze ve Celle'ye yönelen yücelir. O'ndan uzaklaşan alçalır. İşte Allah Azze ve Celle'nin buyurduğu ayetler bunlardır. İnsan zulmederse kendine zulmeder. Allah muhafaza etsin. Allah insanlara hidayet versin. Kendilerini akıllı zanneden insanların, akılları Allah Azze ve Celle'nin yolunda olmadıkça, akıl diye bir şeyleri yoktur. Allah muhafaza etsin.

2025-01-13 - Dergah, Akbaba, İstanbul

يَقُولُ يَٰلَيْتَنِى قَدَّمْتُ لِحَيَاتِى (89:24) İnsanoğlu, yapmadığı şeyler için, "Keşke şunu yapsaydım." diye pişman olur. İki şey vardır insanın pişman olduğu. Dünya ehli olan herkes, yani Müslüman olsun, inanan veya inanmayan olsun, "Keşke şunu yapsaydım, şimdi daha iyi bir yerde olurdum." der. "Şu beş sene önce şu araziyi alsaydık, bu kadar kazanacaktık." "Borsaya yatırsaydık, şu kadar kazanacaktık." Şimdi koyun diye bir şey çıkmış, "Keşke alsaydık, bu kadar kazanacaktık." diye pişmanlık duyarlar. O pişmanlığın hiçbir faydası yoktur. Çünkü senin kısmetin değilmiş. Şimdi aklın başına geliyor, o vakit başka şeyler düşünüyordun. İnsanoğlunun bunu düşünmesi lazım. O saat sana söyleseler, "Şunu yap, bunu yap." desen yapmazsın. Ondan sonra da "Öyle yapsaydık, böyle yapsaydık." demek boş pişmanlıktır. Hiçbir faydası yoktur. Faydalı olan pişmanlık şudur: "Keşke dünyaya bu kadar bağlanmasaydık, daha fazla ibadet etseydik, namazlarımızı kaçırmasaydık, oruçlarımızı kaçırmasaydık." diye pişman olmak. Allah'ın emrettiği şeyleri yapmadığın için veya kötülük yaptığın şeyler için pişman olursan, Allah Azze ve Celle seni affeder. Tövbe istiğfar edince affeder. O fayda eder. Dünya için pişman olursan, "Şunu yapmadık, bunu yapmadık." dersen, bu seni daha çok üzer, daha çok perişan eder. "Ah!" dersin. "Keşke yapsaydık. Bak, adam ne kadar kazandı, neler yaptı." diye. İstediğin kadar pişman ol, artık sana gelmez, o fırsat dönmez. Dönüşü olan şey, yaptığın kötülükler varsa onlara pişman olup, kul hakkı varsa helallik istemektir. Eğer kul hakkı yoksa, Allah'tan mağfiret dile. Günahların için tövbe edersen, o zaman faydası olur. Onlar silinir. Onların yerine sevaplar yazılır. Bu da Allah Azze ve Celle'nin insanoğluna gösterdiği bir merhamet ve lütuftur ki, aklı olan buna dikkat eder. Kendini dünya için üzmez. Olmamış şeyler için artık "Geçmiş olsun." derler. Bizim rahmetli Ahmet amca ne derdi: "Geçti Bor'un pazarı, sür eşeği Niğde'ye." Artık o pazar geçti, başka yere git. Başka yerden kazanacaksan kazan, ama ahiret için fırsat daima vardır. Onun için pişman ol, Allah'tan af dile, Allah affeder. Allah hepimizi affetsin inşaAllah.

2025-01-12 - Dergah, Akbaba, İstanbul

اللَّهُمَّ لَا تُؤَاخِذْنَا بِمَا فَعَلَ السُّفَهَاءُ مِنَّا Bu güzel bir sözdür. Kötülerin yaptıklarını kabul etmiyoruz. Bize onlar gibi azap verme. Allah'a yalvarıyoruz. Çünkü Musa Aleyhisselam zamanında bir kişi memlekette bir günah işlediğinde, Allah katından hepsine azap gelirdi. Allah'a şükür, şimdi Peygamber Efendimiz'in hürmetine öyle bir şey yok. Ama yine de yapılan kötülüklerden dolayı zulmet çöker. Bizim yapmamız gereken nedir? Yapmamız gereken, kötülüğü kabul etmemektir. Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi vesellem buyuruyor ki, elinle değiştirebiliyorsan onu değiştirmen gerekir. Yok, o kadar güç yetiremiyorsan, nasihat edeceksin, "Bu iyi değil, bunu yapmayın." diye. Onu da yapamıyorsan, kalbinden "Bu kötülüktür, ben bunu kabul etmiyorum, bunu istemiyorum." diye düşünmen gerekir, rıza göstermemen gerekir. Tabii, elle müdahale etmek şimdi imkânsız. Konuşarak, söyleyerek anlatsan da, kabul edecek durumda değiller. Çünkü kendi yaptıkları kötülükleri iyilik zannediyorlar. Onların Allah Azze ve Celle'ye karşı, insanlığa karşı yaptıkları kötülükleri iyilik sanıyorlar. Bu yüzden onlarla konuşulmuyor bile. En azı kalbinden reddetmek, gördüğün şeyi kabul etmemen gerekir. Çünkü öyle bir hale getirmişler ki, normal bir şeymiş gibi, yavaş yavaş insanlar da alışıyor. Halbuki herkesin bu görünen kötülüğü, kötü olarak bilmesi gerekir. İyiliği, iyi olarak bilmesi gerekir ki Allah'ın rızasını kazansın. Yani bu, en zayıf mertebe. İnsanın, Müslümanın söylemesi gereken şey: "Bu kötüdür, bu haramdır, bu doğru değildir." Bunu bilmesi gerekir. Haramı, helali bilmesi gerekir, ayırt etmesi gerekir. Haramı kabul etmemesi gerekir. Allah muhafaza etsin. Allah ıslah eylesin. İnsanlar her türlü kötülüğü yapıyor, üstelik bununla övünüyor. Allah akıl fikir versin. Allah ıslah eylesin. Allah muhafaza etsin, hepimizin imanını muhafaza etsin inşaAllah. Allah o hallere düşürmesin.

2025-01-11 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Allah Azze ve Celle insanı yarattı. Onun ahlakı ve terbiyesi için peygamberler gönderdi. O yabaniliği kalksın ve güzel ahlaklı olsun diye peygamberleri gönderdi. Yabanilik nedir? Yabani ağaç gibidir, onu düzenlemek, tertiplemek lazım ki işe yarasın. Eğer bunu yapmazsa, nefis insanın kendini bir şey zannetmesi için her türlü şeyi yapar. Firavun, "Ben sizin en büyük tanrınızım," dedi. Demek ki ötekileri de ufak ufak tanrılar zannediyordu ki "Ben büyüğünüzüm," dedi. İşte nefis böyledir, insanın nefsi kendini tanrı zanneder. Şeyh Baba derdi ki: "Nefse o fırsat verilse, herkes aynı Firavun gibi 'Ben sizin en büyük tanrınızım' diyebilir." Yani ona imkânlar verildi, bunlara imkân yok, onun için yapamıyorlar. Yoksa fırsat olursa nefis, herkese Firavun'un yaptığı gibi yaptırabilir. Onun için nefsini terbiye etmek lazım. Şimdiki yaşadığımız zamanda ise bilakis, nefsini ne kadar yükseltse, ne kadar övse, az diyorlar. "Benden daha iyisi yok." İşte her yerde kendini göstermek ister. Ne yaparsa millet görsün ister. Ey akılsız adam, ey akılsız insan, görseler sana ne faydası olacak? Fayda olmayacak, zararı olacak sana. Senin gösterdiğin şeyler işe yaramaz şeylerdir; hem sana, kendine nazar olacak, bela olacak. Hem başkasına üzüntü getirecek, haset, kıskançlık olacak. Başka bir şey getirmez. Onun için insan nefsini ne kadar terbiye ederse, kendisine o kadar faydalı olur. Nefsini ne kadar yüceltirse, büyüttükçe büyütürse o kadar zarar görür. Bütün millet "Sen şöylesin, sen böylesin" dese ne fayda? Sen ölüp gittiğinde, sana bir fayda gelmez. Sana zarar gelir. Onun için Allah bizi nefsimizin şerrinden korusun. Gördüğünüz kişilerin bir şeyler yaptıklarını zannedip de onlara özenmek, akılsızlıktan başka bir şey değildir. Akıllı insan kendi hacmini, kendi sınırlarını bilir. Allah'ın elinde biz zayıf kullarız. Ne kadar kuvvetli olsa da insan yine zayıftır. Bunu bilmek gerekir. Allah'a kul olmak gerekir. Allah Azze ve Celle'nin elindedir boynumuz. İstediği saat alır, istediği yere götürür, istediği yere getirir. Allah yardımcımız olsun. Nefsimize uyup da maskaralık yaparak gülünç duruma düşmeyelim. Bir de bizi O'nun yolundan çıkarmasın inşaAllah.