السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.
Şaban ayınız mübarek olsun bugün.
Bu ayın hakkında, Peygamber Efendimiz "Benim ayımdır" diye buyuruyor.
Şaban-ı Şerif, Peygamber Efendimizin ayıdır, mübarek ayıdır.
Bereketli aydır.
Bu kâinatı Allah Azze ve Celle, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in yüzü hürmetine yarattı.
O'na ikram olsun diye.
Peygamber Efendimizin şanı büyüktür.
O'nu bilmeyen, kendine zarar veriyor.
Kendine eziyet veriyor.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e ne kadar tazim etsen, o kadar sana fayda sağlar.
Peygamber Efendimizin merhameti bütün ümmete şamildir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ilk olarak ailesini İslam'a davet etti.
Hepsi bir yerde toplandı.
Onlara tebliğ etti.
Hepsi kabul ediyordu.
Amcası Ebu Leheb kalktı, kötü sözler söyledi.
Hepsini Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e iman etmekten men etti.
Tabii ondan sonra çoğu Müslüman oldu ama Ebu Leheb olmadı.
Allah Azze ve Celle, Kur'an-ı Azimüşşan'da onun cehennemlik olduğunu buyurdu.
Yani Peygamber Efendimize tazim etmeyen, hürmet etmeyenin sonu kötü olur.
Allah muhafaza etsin.
Allah, insanlara bir örnek vermiş.
Amcası bile olsa, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e tazim etmeyen cehennemliktir.
İnsanların bunu bilmesi lazım diye Allah Azze ve Celle, kadim kitabı Kur'an-ı Azimüşşan'da onun kötü halini gösteriyor.
Niçin? Çünkü sürekli eziyet verirdi.
İnsanları hayırdan men etti.
Hayır yapmaktan, hayırlı işlerden ve O'na tabi olup hayra nail olmalarından men ettiği için, kıyamete kadar ilelebed bu hal üzere kalacak.
Şimdiki insanlar da aynı şekilde, Müslüman olsun kâfir olsun, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e tazim etmeyenin imanı yoktur.
İmansızdır.
İnsan diliyle "Ben Müslümanım" diyebilir ama onda iman diye bir şey yoktur.
Şimdi şeytan da bu zamanda insanlara bu fitneyi yapıyor.
"Peygambere tazim etmeyin" diyor.
"O da sizin gibi bir insandır, Allah size ceza verir" diyor.
"Şirke girmiş olursunuz, dinden çıkmış olursunuz" diyor.
Bu da şeytanın bir hilesidir.
Müslümanları imanlarından etmek içindir.
Allah muhafaza etsin.
Bu mübarek ayda, O'nu tazim etmek için elimizden geleni yapalım.
Salavat-ı şerifeyi çokça okuyalım; zira Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyorlar ki: "Her kim bana salavat getirirse, ben de ona mukabelede bulunurum."
"Bana selam veren herkese selamını iade ederim" diye buyuruyor Efendimiz (s.a.v.).
Bu büyük bir kazançtır.
Bunu kaçırmamak lazım.
Elimizden geldiği kadar tesbihat ve salavat edelim inşaAllah.
Allah bu ayı mübarek eylesin.
Hayırlara vesile etsin.
İmanımıza kuvvet versin, Peygamber Efendimize muhabbetimiz çoğalsın.
Muhabbet ne kadar çoğalırsa, o kadar bize fayda sağlar.
Allah mübarek eylesin.
2025-01-30 - Dergah, Akbaba, İstanbul
وَخُلِقَ ٱلۡإِنسَٰنُ ضَعِيفٗا
(4:28)
Allah Azze ve Celle buyuruyor: İnsanoğlu zayıf yaratıldı.
Bütün mahlukat arasında baktığınızda, bedeni kuvvet olarak insan en zayıfı sayılır.
Bedeni kuvvet olarak o kadar zayıftır ki, böceğe, haşerata bile mahkum düşer.
Allah Azze ve Celle onu özellikle öyle yarattı.
O halde, en zayıf yaratıldığı halde herkese kafa tutar, herkesi ezmeye uğraşır.
İnsanoğlu kendini haddini bilirse akıllı olmuş olur.
Akılla kuvvetlenir.
Allah Azze ve Celle'nin yardımıyla kuvvetlenir.
Tek başına zayıftır.
Ne kadar bütün dünya onun olsa, bir nefes gitti mi hiçbir şey yapamaz.
Onun için insanoğlu zayıflığını bilmeli.
Ben alimim, ben şeyhim, ben sultanım, ben bakanım, başkanım, bilmem ne... Onların hiçbirinin kuvvetle alakası yok.
Kuvvet, Allah Azze ve Celle ile olmakla beraberdir.
O yüzden biz zayıflığımızı bilip Allah'tan yardım isteriz.
Nefsimizi yenmeye yardım isteriz ki, en büyük düşman odur.
Nefsi, insana en kötü şeyleri yaptıran odur.
Onu yenmezse, onun zulmünün altında kalır.
Yaşadığımız günler, yaşadığımız vakitler gösteriyor ki, insanoğlu 60-70 sene, 100 sene, 1000 sene zulmedenler, en sonda onlar da gitti.
Onların nerede binlerce sene geçti.
Hiçbir şey kazanmadılar.
Allah'la beraber olanlar, Allah Azze ve Celle ile beraber olanlar kazandılar.
Onların isimleri yücelti, kendileri yücelti, Allah indinde makamları yükseldi.
Çünkü insanlar unutulmuş, kendilerini kuvvetli zannediyorlar.
Bombaları, topları, tüfekleri var, bilmem parası var, şu var, bu var.
Onlar kuvvet ondadır zannediyorlar.
Onda hiçbir kuvvet yok.
Onların hepsi Allah'ın emriyle çalışıyor.
Vakti gelince hiçbiri çalışmıyor.
Bunlar izinle oluyor.
Allah'ın izni olmadıktan sonra bir şey olmaz.
Onun için Allah Azze ve Celle buyurdu: İnsan zayıf yaratıldı.
Kuvvetli başka şeyde zannederse, o kuvvet birden gider.
Ortada kalır.
Başka bir şey kazanamaz.
Allah muhafaza etsin.
Allah'la beraber olalım.
Zayıflığımızı bilelim.
Biz zayıf kullarız.
Allah yardım etsin bize, hepimize inşaAllah.
2025-01-29 - Dergah, Akbaba, İstanbul
قُلِ اسْتَهْزِئُوا إِنَّ اللَّهَ مُخْرِجٌ مَّا تَحْذَرُونَ
(9:64)
Allah Azze ve Celle buyuruyor: "Alay ediyorlar."
Allah Azze ve Celle'ye davet edenlerle çoğu zaman alay ederler, beğenmezler.
Zannederler ki kendileri akıllı, kendileri mükemmel insanlar.
Allah yolunda olanlar ahmaktır, akılsızdır.
Onlarla alay ederler.
Allah ise "Alay edin! Sonra sizden çıkaracağım şeyle ne tür bir hataya düştüğünüzü göreceksiniz" buyuruyor.
إِنَّ اللَّهَ مُخْرِجٌ مَّا تَحْذَرُونَ
(9:64)
Yani o alay ettikleri gerçeğin boş olmadığını, Allah'ın bunu ibret olarak ortaya çıkaracağını haber veriyor.
O ahirette de olur, dünyada da olur.
Dünyada bir şeyi doğru zannedip de başkalarına yanlış diye bakan insan çoğu zaman hata kendisinde olur.
Kendi rezil olur en sonunda.
Allah yolunda olanlarla alay edenler, onlara zulmedenler dünyada ve ahirete gitmeden önce de onların yaptıklarına pişman olsalar iyi olur.
Pişman olmazlarsa o vakit kötü olur.
Pişman olup da tövbe istiğfar edince Allah affeder ama bunu devam ettirirse, dünyada da rezil olur ahirette de rezil olur.
Allah muhakkak herkesin hesabını görür.
Her şey O'nun kudreti elindedir.
Allah Azze ve Celle merhametlidir.
Bu yapılan şeylere tövbe ederse Allah affeder.
Yok, tövbe etmezse o vakit dünyada da rezil oluyor.
Ahirette de büyük bir kayba uğruyor.
Yani buna dikkat etmek lazım.
İnsanlar kendilerine bir şey verildi mi zannediyor ki dünya kendisinindir.
Başkası yaramaz, başkası itibarsızdır.
Alaya müstehaktır.
Buna dikkat etmek lazım.
Herkes hata yapar.
Herkes olmayacak şeyleri söyleyebilir ama ondan sonra tövbe istiğfar ederse muhakkak Allah Azze ve Celle affeder.
Yani bu çok mühimdir.
Allah yolunda olanları çok alaya ettiler.
Peygamberlerle, onların ümmetiyle, onlara tabi olanlarla küfür edenler, kâfirler, imansızlar çok alay ettiler, çok güldüler.
İşte tarih kitaplarında, Kur'an-ı Azimüşşan'da onların vaziyetini anlatıyor, nasıl helak olduklarını anlatılıyor.
Yani alay edip de bir kazanç sağlayan kimse olmadı.
Alay edip de hakka karşı gelenler daima hüsrana uğradılar.
Hiçbir şey kazanmadan öteki dünyaya gittiler.
Allah muhafaza etsin.
Allah muhafaza etsin.
Bu zamanda çocukları, gençleri, yaşlıları, hepsini kandırıyorlar.
Onun için Allah muhafaza etsin, hepimizi, onları da.
Çünkü tehlikeli bir vaziyet olur.
2025-01-28 - Dergah, Akbaba, İstanbul
ٱللَّهُ خَـٰلِقُ كُلِّ شَیۡءࣲۖ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَیۡءࣲ وَكِیلࣱ
(39:62)
Edep, tarikatın baş öğretisidir.
Tarikata giren edebi öğrenir.
Edep ilk başta kiminle olur? Allah Azze ve Celle ile olur.
Allah Azze ve Celle her şeyi yaratandır.
Her şeye, herkese hayat verendir; insanlara, cemadatlara, haşerata.
Bütün kâinat O'nun kudretiyle yaratılmıştır.
O'nundur hepsi.
El mülkü lillâh.
Mülkün sahibi Allah Azze ve Celle'tır.
Onun için tarikatın edebi, Allah Azze ve Celle ile her olanı Allah Azze ve Celle'den bilmektir.
O'na itiraz etmemektir.
İtiraz etmek şeytanın işidir.
O'nun yolunda gidenler de itiraz eder.
Her şeye itiraz eder.
İyisine de, kötüsüne de.
Hiçbir şeyi beğenmez.
Her şeye itiraz eder.
Allah Azze ve Celle'nin işine de karışırlar bazıları.
Tarikatta olmayanlar "Nasıl Allah bu kadar zulme karşı gelmiyor, bir şey yapmıyor, razı geliyor?" derler.
Dünya cennet değildir.
Dünya imtihan yeridir.
O olacaktır.
Her türlü şey olacak, Allah muhafaza etsin.
Mümin olan insan Allah'a yalvaracak ki, Allah kendisini muhafaza etsin.
Başka türlü olmaz.
Sen istediğin kadar itiraz et.
O sana gelecek şey ancak Allah'ın merhametiyle önlenir; Allah muhafaza etsin diye dua etmelisin.
Allah'a karşı gelmekle bir şey olmaz.
"Şu daha iyi yapar, bu daha kötü yapar" diye kimseye güvenme.
Allah Azze ve Celle'ye yalnız güven.
Allah Azze ve Celle'nin kudretidir, takdiridir.
Allah Azze ve Celle her şeyi yapar.
Her şeye kadir olan Allah Azze ve Celle'dir.
Zoru kolaylaştırır.
Allah her türlü beladan muhafaza eder.
Her şeyi yapan Allah Azze ve Celle'dir, işte tarikatın esası budur.
Tarikatta olmayanlar, Müslüman bile olsa yine itiraz eder.
Şunu yapar, bunu yapar.
Hiçbir fayda da etmez.
Onun için Allah Azze ve Celle'nin takdir ettiğini kabul edeceksin.
Edep üzere Allah'a yalvaracaksın.
Biz aciz kullarız.
Bizi imtihan etme.
Bu imtihan dünyasıdır.
İnayet ve ihsanınla muamele et.
İmtihanı, zorları kolaylaştır.
İmtihanımız olmasın, inşaAllah.
Budur dua edeceğimiz, inşaAllah.
Allah yardım etsin hepimize.
2025-01-26 - Lefke
Bu gece mübarek bir gecedir.
Allah Azze ve Celle bu gecenin bereketini üzerimize indirsin inşaAllah.
İmanımıza kuvvet olsun.
Bu gece mühim bir gecedir.
İnsanlık için, İslam için çok büyük, muazzam bir gecedir.
Bu gecede Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in dünyadan ahirete, arş-ı âlâya kadar yükseldiği gecedir.
Onun şanı ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor.
Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in şanı büyüktür.
Bu gece bereketli bir gecedir.
Dualar kabul olur.
Bu gecede yapılan ibadetlerin daha makbul olduğunu bilip, yapabildiğimiz kadar yapmaya gayret etmeliyiz.
İhyâ-yı leyl derler.
Yani bütün geceyi ayakta geçirmek. Bu, zordur.
Herkes yapabildiğini yapması lazım.
İbadetlerini yaptıktan sonra,
abdestli olarak iki rekât kılıp yatsın.
Ardından teheccüd vaktinde erken kalkıp namazlarını
kılıp, ibadetlerini yapsın, dualar etsin.
O dualar makbuldür.
Allah'a şükür, bizi imanlı yarattı.
İmanımızı kuvvetlendirsin diye dua edeceğiz.
En mühim şey, af ve mağfiret dilemektir.
Allah'tan af dileyeceğiz, mağfiret dileyeceğiz.
Afiyet, sıhhat.
Daim afiyette olmak üzere olalım diye dua edelim, en büyük nimet budur.
Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in tavsiyesidir.
Bunu yapan kazanır.
Bunları yapmayan çok şey kaçırmış olur, kaybetmiş olur.
Allah ona o vakitte nasip etmemiştir.
Bu mübarek gece insanların imanını sınayan şeylerdendir.
Mümin olan, iman eden insan, Peygamber Efendimizin bütün söylediklerine iman eder.
Gaybe iman eder.
Gayb dediğimiz, görmediğimiz şeylere imandır.
Peygamber Efendimiz bunları söyledi, Allah Azze ve Celle onun vasıtasıyla bize bu şeyleri bildirdi.
Biz bunlara iman edip inanırız, Allah'a şükür.
İman kimlerde olur? Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in yolunda olanlarda olur.
Sünnete tabi olanlarda olur.
Bize emrettiklerine uyanlarda olur.
Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'e uymayanlar helak olur.
İmanları sarsılır, imanlarını kaybetmelerine vesile olur.
Bunlar müşrikler gibi olur.
Müşrikler de Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in arş-ı âlâya çıktığını duyunca inanmadılar, yalan dediler.
Yalancı dediler.
Şimdiki zamanda da Müslümanım diye geçinen bazı insanlar var.
İnsanların imanlarıyla oynuyorlar.
Bazıları rüya diyorlar.
Bazıları hiç inanmıyorlar.
Ne rüya diyorlar, ne bir şey.
Böyle bir grup çıkıyor ortaya.
Şeytan onları kandırmış.
İmanlarını götürmüş, imansız olmuşlar.
İmansız olunca, iman da olmadıktan sonra insan dinden de çıkar, Allah muhafaza etsin.
Bu tehlikeli bir şeydir.
Allah Azze ve Celle için hiçbir şey zor değildir.
Seni yoktan var eden Allah Azze ve Celle, istediğini yapar.
İsterse seni bir anda en yüksek yere de çıkarır, en düşük yere de indirebilir Allah Azze ve Celle.
Onun için insanları şüpheye düşürüp imanlarıyla oynayan bu insanlar cahil ve akılsızdırlar.
Kendilerini çok akıllı sayan, çok okumuş bazı insanlar bu şüpheye düşer.
Şeytanların ağına düşmüş olurlar.
O durumdan Allah muhafaza etsin, kurtuluş yoktur.
Çok az insan kurtulur.
Onun için bu kişilerden uzak durmak lazım.
Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'e hürmet etmeyen, tazim göstermeyen insanlardan uzak durmak lazım.
Onlarla hiç konuşmaya bile gerek yok.
Çünkü onlarda zehir var.
O zehir seni, Allah muhafaza etsin, zehirler, helak olursun.
Ölürsün.
Yani manen ölmüş olursun ki, ahirette ebedi kurtuluşun olmaz.
Allah muhafaza etsin.
Allah bu günün bereketini üzerimize daim etsin inşallah.
Bu çok muazzam bir gecedir ki, bu gece Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem her yeri gezdi.
"Nasıl olur?" diyorlar, Allah'ın indinde zaman da, mekan da O'nun elindedir.
Onlar ikisi de yaratılmıştır.
İstediği gibi tasarruf eder Allah Azze ve Celle.
Onun için Peygamber Efendimiz o gecede iki saatte bütün cenneti, cehennemi, arş-ı âlâyı gördü, Huzur-u Hakk'a, Allah Azze ve Celle'nin huzuruna çıktı.
O kısa zamanda Allah zamanı genişletti.
Ne zamanı? Zaman durdu.
Allah Azze ve Celle zamanını durdurur.
Yüz sene de geçse.
Bir lahza gibi şimdiki gibi.
Onun için insanın aklı bazı şeylere erer.
Bazı şeylere ermez.
Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in İsra ve Miraç meselesi aklın sınırları içindedir.
Sınırların dışında değil.
Sınırların dışında çok şeyler var daha.
Sınır diye bir şey olmayan yerler var.
Allah Azze ve Celle'nin hikmetine sınır yoktur.
Sınır konuluyor.
Allah Azze ve Celle'nin hikmetlerine sınır yoktur.
Onun için İsra ve Miraç meselesi gayet basit, inanılacak, iman edilecek bir şeydir.
Mümin olan için, üniversite okumuş, ilahiyat okumuş insanlar buna inanmayınca, demek ki onların akılları kısırdır.
Allah iman versin, akıl versin.
https://mawlanatranslated.com/
2025-01-25 - Lefke
Allah Azze ve Celle'nin mübarek kıldığı yerler ve zamanlar vardır.
Ümmeti Muhammeddiye'ye, insanlara vermiştir.
O mübarek yerlerden ve zamanlardan faydalansın, istifade etsin diye güzel şeyler vermiştir.
Hem beden hem ruh için.
Beden için zahmetli olabilir ancak ruha ferahlık ve güzellik verir, bedene de faydalıdır.
Bu ibadetler; namaz, oruç, hac ve umre...
Hac vakti, tabii, senede bir defa oluyor.
Eskiden de herkes hacca gidemezdi.
Zorlukları başkaydı.
Şimdiki zamanın zorluğu daha farklı.
Çeşitli sebeplerden dolayı herkese nasip olmuyor.
Bir hikmet var, Allah'ın hikmetidir, sorgulanamaz.
Eskiden, sırf umre için insanlar gidemezdi. Hacca giderlerdi, hacdan sonra umrelerini yaparlardı.
Haccı ancak bir defa yapabilirlerdi.
Ama şimdi yapabiliyorlar, gidebiliyorlar, umre için daha da kolaylık oldu.
İsteyen gidebiliyor.
Hac için mühim olan, umreden önce haccı yapmak.
İşte sıra bekliyoruz.
"Çıkmadı" diyorlar.
"O zamana kadar biz umre yapalım" diyorlar.
Hac için ayırdığın parayı umreye harcarsan ve sonra sana hac çıktığında gidemezsen, bu doğru olmaz.
Ama kâfi miktarda para hac için ayırmışsan, umreye gitmek olur ve daha sonra hac nasip olursa haccını da yaparsın.
Zaten o niyet mevcuttur.
Her sene Allah'ın izniyle sana o sevap yazılmış oluyor.
Bazı insanlar var, 14 yıldır hac için bekliyorlar. Her sene ümitleniyorlar, "Bu sene gideceğiz" diye.
Niyet yapmış oluyorlar. Olmayınca Allah Azze ve Celle onları boş çevirmiyor.
O sevaba nail olmuş oluyorlar. İkinci sene de aynı şekilde, ta ki onlara hac nasip edilene kadar.
O parayı ziyan etmeden bir kenara koyup, imkânı olursa umreye gitsin ki görsün.
Hem Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'i ziyaret etmiş olur, hem Kâbe'yi görmüş olur.
Çünkü insan hayatında hiç görmemiştir; onları görmek, onların faziletinden almak önemlidir.
Kâbe'de her ibadetin 100 bin kat sevabı vardır.
Her rekâtın 100 bin rekât, her namazın 100 bin namaz sevabı vardır.
Onların hepsi faydalı olur o insanlara.
Ama "Şimdi umreye gittim, seneye veya sonra haccım çıktı" deyip gidemezsen, o vakit büyük bir sevabı kaybetmiş oluyorsun.
Allah'a şükür, hacılarımız umreye gidiyor.
Bizim hemşire Rukiye Hanım, Hacı anneniz ve Sultan Anne, Hacı Mehmed, Şeyh Bahauddin Efendi, onlara umre nasip oldu Allah'a şükür.
Allah kısmet edince güzel oluyor. Böyle yerler insan için hakiki fayda sağlıyor.
"Londra'ya gittim, Paris'e gittim, oraya buraya gittim" demenin hiçbir kıymeti yoktur.
Dünya için yaptıktan sonra bunların faydası olmaz. Ahiret için olan o güzel yerler, faydalı olan yerlerdir.
Allah kısmet etsin. Allah kabul etsin.
İnşaAllah onların bereketi, sevabı bize, buralardakilere ve dinleyenlere de yazılsın, inşaAllah.
Allah daha nice defa hacca gitmeyi ve gitmeyenlere de gitmek nasip etsin.
2025-01-25 - Lefke
Allah Azze ve Celle'nin mübarek kıldığı yerler ve zamanlar vardır.
Ümmeti Muhammeddiye'ye, insanlara vermiştir.
O mübarek yerlerden ve zamanlardan faydalansın, istifade etsin diye güzel şeyler vermiştir.
Hem beden hem ruh için.
Beden için zahmetli olabilir ancak ruha ferahlık ve güzellik verir, bedene de faydalıdır.
Bu ibadetler; namaz, oruç, hac ve umre...
Hac vakti, tabii, senede bir defa oluyor.
Eskiden de herkes hacca gidemezdi.
Zorlukları başkaydı.
Şimdiki zamanın zorluğu daha farklı.
Çeşitli sebeplerden dolayı herkese nasip olmuyor.
Bir hikmet var, Allah'ın hikmetidir, sorgulanamaz.
Eskiden, sırf umre için insanlar gidemezdi. Hacca giderlerdi, hacdan sonra umrelerini yaparlardı.
Haccı ancak bir defa yapabilirlerdi.
Ama şimdi yapabiliyorlar, gidebiliyorlar, umre için daha da kolaylık oldu.
İsteyen gidebiliyor.
Hac için mühim olan, umreden önce haccı yapmak.
İşte sıra bekliyoruz.
"Çıkmadı" diyorlar.
"O zamana kadar biz umre yapalım" diyorlar.
Hac için ayırdığın parayı umreye harcarsan ve sonra sana hac çıktığında gidemezsen, bu doğru olmaz.
Ama kâfi miktarda para hac için ayırmışsan, umreye gitmek olur ve daha sonra hac nasip olursa haccını da yaparsın.
Zaten o niyet mevcuttur.
Her sene Allah'ın izniyle sana o sevap yazılmış oluyor.
Bazı insanlar var, 14 yıldır hac için bekliyorlar. Her sene ümitleniyorlar, "Bu sene gideceğiz" diye.
Niyet yapmış oluyorlar. Olmayınca Allah Azze ve Celle onları boş çevirmiyor.
O sevaba nail olmuş oluyorlar. İkinci sene de aynı şekilde, ta ki onlara hac nasip edilene kadar.
O parayı ziyan etmeden bir kenara koyup, imkânı olursa umreye gitsin ki görsün.
Hem Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'i ziyaret etmiş olur, hem Kâbe'yi görmüş olur.
Çünkü insan hayatında hiç görmemiştir; onları görmek, onların faziletinden almak önemlidir.
Kâbe'de her ibadetin 100 bin kat sevabı vardır.
Her rekâtın 100 bin rekât, her namazın 100 bin namaz sevabı vardır.
Onların hepsi faydalı olur o insanlara.
Ama "Şimdi umreye gittim, seneye veya sonra haccım çıktı" deyip gidemezsen, o vakit büyük bir sevabı kaybetmiş oluyorsun.
Allah'a şükür, hacılarımız umreye gidiyor.
Bizim hemşire Rukiye Hanım, Hacı anneniz ve Sultan Anne, Hacı Mehmed, Şeyh Bahauddin Efendi, onlara umre nasip oldu Allah'a şükür.
Allah kısmet edince güzel oluyor. Böyle yerler insan için hakiki fayda sağlıyor.
"Londra'ya gittim, Paris'e gittim, oraya buraya gittim" demenin hiçbir kıymeti yoktur.
Dünya için yaptıktan sonra bunların faydası olmaz. Ahiret için olan o güzel yerler, faydalı olan yerlerdir.
Allah kısmet etsin. Allah kabul etsin.
İnşaAllah onların bereketi, sevabı bize, buralardakilere ve dinleyenlere de yazılsın, inşaAllah.
Allah daha nice defa hacca gitmeyi ve gitmeyenlere de gitmek nasip etsin.
https://www.youtube.com/@MawlanaSheikhMehmedAdil.Transl
2025-01-24 - Lefke
Allah'a şükür mübarek Recep ayının içerisindeyiz. Bu mübarek ay sonuna yaklaşıyor.
Haram aylardan birisidir.
Başında da mübarek gecesi var.
Sonunda da mübarek gecesi var.
Bu ayın başında Regaip Kandili var.
Sonunda da İsra ve Miraç Kandili var ki, bunu hiç kimse inkâr edemez.
Kendisine Müslümanım diyen birisi Peygamber Efendimizin İsra ve Miraç gecesini inkâr ederse, imanından olur.
Çünkü Allah Azze ve Celle bunu Kur'an-ı Kerim'in tam ortasına yerleştirmiş ki, farklı yorumlara yer kalmasın diye.
İsra demek gece yolculuğu demektir.
Cebrail Aleyhisselam, Mekke'ye Burak isimli mübarek bineği getirdi.
Bu mübarek hayvanın bir benzeri dünyada yoktur.
O bir adım attı mı bir dakikada bir yerden bir yere gidiyor.
Yolculuk boyunca Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem beş kutsal mekanda durdu.
Her birinde iki rekat namaz kıldı.
Miraç'a çıkmadan önce en son Kudüs-ü Şerif'e vardı.
Peygamberlerle namaz kılıp oradan da Miraç'a çıktı.
Miraç demek yükselme demektir.
Gökyüzüne yükseldi.
Allah Azze ve Celle, insanların yetişeceği en uç noktaya, en yüksek mertebeye Peygamber Efendimizi yükseltti.
Zaten Peygamber Efendimiz yüksekti, ama Allah Azze ve Celle insanlar görsün diye onu bedenen olarak da en yüksek mertebeye çıkardı ve bu şeref Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e nasip oldu.
Allah Azze ve Celle, bizim idrak edemeyeceğimiz bir şekilde Peygamber Efendimize hitap buyurdu.
O Miraç'ın tecellisi Peygamber Efendimizden başkasına nasip olmadı.
Neden bunu söylüyoruz ki?
Bazı kimseler, Müslümanların imanını zayıflatmak için İsra ve Miraç hadisesinin sadece bir rüya olduğunu iddia ederler.
Bunu diyen de güya sözde alim, okumuş.
Üniversite bitirmiş.
Doktora yapmış, master yapmış.
Bilmem yüksek tahsil yapmış.
Bunları söyleyen kişiler.
"Bu sadece bir rüyaydı" diyorlar.
Rüya görmek sıradan bir şey, herkes görüyor.
Eğer sadece bir rüya olsaydı, bunun mucizevi yönü nerede kalırdı? Onların bu boş sözlerinin hiçbir değeri yok.
Mühim olan hakikat.
Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in mucizelerine ve gayba iman etmek, bizim birinci iman şartlarımızdandır.
Gayba iman, görmediğimiz şeye imandır.
İnsanlar görmediler, 'Bu mümkün değil' dediler.
Bu kırk günde gidilen yer nasıl bir gecede gidip gelinir?
Daha gökyüzüne çıkma meselesine gelmeden, dünyadaki mesafeyi bile akılları almıyordu.
Oysa bugün bu mesafe çok kolay aşılıyor.
İşte o gayb artık açıldı şimdi.
Miraç hadisesine inanmak imanımızın şartıdır.
Allah Azze ve Celle, son peygamberi ve en sevgili kulu olan Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i en yakın mertebeye, kendi huzuruna yükseltti.
O makamda zaman ve mekan kavramları yoktur.
Bu hitabın nasıl olduğunu yalnız Allah Azze ve Celle bilir.
Buna iman ediyoruz.
Buna iman etmemekten Allah muhafaza eylesin.
Bunu inkar edenin hem imanı hem dini gider.
Mübarek İsra ve Miraç gecesi bereketli bir gecedir.
İnşallah iki gün sonra idrak ederiz.
Onun bereketi üzerimize olur.
O mübarek gecede yapılan ibadetler bizi Allah Azze ve Celle'ye daha da yakınlaştırır.
Bu mübarek geceler bize Allah Azze ve Celle tarafından Peygamber Efendimiz hürmetine hediye edilmiş gecelerdir.
Güzel gecelerdir.
Bu gece vesilesiyle imanımız daha da kuvvetlenir.
Allah Azze ve Celle, Peygamber Efendimize öyle şeyler gösterdi ki, zaman ve mekan açısından bunları görmek için insanoğlunun milyonlarca yıla ihtiyacı olurdu.
Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, iki saatte bütün o yerlere, o güzel şeylere nail olup dönüp insanlara bu müjdeyi verdi.
Müjdeyi kabul eden insanlar imanlı insanlardır.
Müjdeyi kabul etmeyenler kafirdir.
Kafirler bunu duyunca alay edip sevindiler.
Artık bundan sonra kimse bu insana tabi olamaz dediler.
Haşa! Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in nübüvvetini kabul etmedikleri için kendisini ya inkar ediyor yahut türlü uygunsuz sözlerle itham ediyorlardı.
Peygamber Efendimiz'in en yakın dostu Hazreti Ebubekir'e anlattıklarında, o 'Gerçekten mi? Bizzat kendi mübarek ağzından mı söyledi?' diye sordu.
O söyledi dediler alay ederek.
"Başkasından değil, bizzat kendisinden duyduk" dediklerinde Hazreti Ebu Bekir "Ben de tasdik ederim" diye karşılık verdi.
Onlar şaşkınlık içinde kaldılar.
Kaçıp gittiler.
Bu durum, Hazreti Ebubekir'in Peygamberimize ne kadar yakın olduğunu gösteriyor.
O kadar ki, Allah'ın 'yaklaş' buyruğu sırasında Hazreti Ebubekir'in sesi duyulmuş.
Allah'ın bir lütfu olarak ve ünsiyeti için, en yakın dostu olduğundan, Allah
onun sesini Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e işittirmiş.
Bu şeyler, Allah'ın bize bahşettiği güzelliklerden, Ümmeti Muhammed'den olmamızın ne kadar kıymetli bir şey olduğunu gösteriyor.
O mübarek anda bile Peygamber Efendimiz yine ümmetini düşündü.
"Ümmetim" diye bize af diledi Allah Azze ve Celle'den.
Mağfiret diledi Allah Azze ve Celle'den.
Allah'a şükür onun ümmeti olmamıza milyonlarca kere şükrediyoruz.
Allah onun civarında iskan etsin bizi cennetlerinde inşaAllah.
Bu güzel günlerin hürmetine inşaAllah.
2025-01-22 - Lefke
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki;
الصدقة ترد البلاء وتزيد العمر
أو كما قال
Sadaka mühimdir, çok mühimdir.
İnsanoğlunun üç yüz altmış azası vardır.
Vücuttaki azalar - kemikler, parmaklar, ayaklar, boyun ve diğer organlar - üç yüz altmış tanedir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki, bunların hepsi için sadaka vermek lazımdır.
Sahabe-i Kiram sordu: "Sadaka vermeye imkanımız yoksa nasıl olacak?"
Onun yerine yerdeki pislikleri, çöpleri, yoldaki engelleri, taşları kaldırmak da sadakadır.
Yani sadakanın illa parayla olması gerekmez, her türlü iyilik sadaka yerine geçer.
İnsan her gün sadaka vermeli çünkü her bir aza için Allah'a şükür borcu vardır.
O da bu şekilde olur.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Sadaka verin" diye buyuruyor.
Hatta yarım hurma bile olsa, bir hurma bile değil.
O vakit fakirlik vardı.
Yarısını kendine ayırıp diğer yarısını sadaka olarak vermen bile seni cehennem ateşinden korur, diye buyuruyor Peygamber Efendimiz (s.a.v).
Bu çok mühimdir.
İnsanlar sadaka vermek istemiyor.
Nefisleri istemiyor.
Sadaka vermeyi zor bir şey zannediyorlar.
Hele parası olan daha da fazla cimrileşiyor.
O da kendi nefsine yapıyor.
Çünkü sadakanın az bir miktarı bile çok büyük belaları, kötülükleri insandan uzak tutar.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki, hem belayı, kazayı uzak tutar, hem ömrü uzatır.
Yani bu insanoğlu için çok mühim bir şeydir.
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) verdiği güzel bir nasihattir.
Sadaka insanoğlu için farz değildir ama mühimdir.
"Ne sadaka vereceğim, işte zekat veriyorum" diyor bazıları.
Zekat veriyor mu, vermiyor mu, o da belli değil.
Sadakayı hiç vermek istemezler.
Ama başka yerlere, lüzumsuz yerlere tonlarca para verirler.
Sadakaya bunun binde birini bile vermezler.
Sadaka çok mühim bir şeydir.
Sadaka kaza ve belanın önüne geçer.
İnsanlar sadaka vermekle muhafaza olur.
Onun faydasını bilseler, insanlar her gün paralarının yarısını sadakaya verirler.
O kadar mühimdir.
Bu, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) ümmetine nasihatıdır.
Pintileşmeyin.
Pintilik güzel değildir.
Allah pinti insanı sevmez, cömerdi sever.
Günahkar cömert, cimri abidden Allah indinde daha makbuldür.
Onun için bunu, kendi faydanız için ihmal etmeyin.
"Her hafta veriyorum" diyor.
Hayır, öyle olmaz.
Peygamber Efendimiz buyuruyor ki, her günün sadakası başkadır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki, güneş her çıktığında o günün sadakası başkadır.
"Şimdi kalkıp dilenci, fakir mi bulacağım o sabah?"
Bir kutu koy, o kutunun içine sadakanı koy.
Daha sonra, istediğin yere verirsin sadakayı.
Başka türlü gerekmez yani, kalkıp da telaşlanmaya gerek yok.
O günün sadakası orada makbul olur o kutunun içine koyarsan.
İhtiyaç olduğu vakit bozukları tamamlattırırsın.
Çünkü bazı aklı evveller, sadakayı koyunca onu bir daha ellemez.
Hayır, ihtiyaç olduğunda paranı bozdurur, tamamlattırır, öyle yaparsın.
Öyle verebilirsin yani, bunun bir mahzuru yoktur.
Mühim olan sadakadır, sadaka oradadır.
O sana faydadır.
Nasıl şimdi sigorta yaptırırlar.
Sigortasını mecburen öderler.
Bu da günlük sigortadır.
En iyi sigorta budur, sadakadır.
İnşallah herkesin her gün bu sigortayı yapması lazımdır.
Allah yapanlardan eylesin.
Sadaka, fakirden önce senin faydanadır.
Oraya koyduğun her sadaka senin hayrınadır.
Allah kazadan, beladan muhafaza etsin.
Ahir zamanda yaşıyoruz, insanın başına ne geleceği belli değil.
Ne zaman, başına ne geleceği belli değil.
Onun için sadakanı koy, rahat çık.
Allah rızası için bu sadakayı bugün koydum.
Fakir fukara için, başımızın, gözümüzün, çoluk çocuğun, ailemizin sadakasıdır diye her gün sadaka ver, Allah seni muhafaza eder.
Peygamber Efendimiz'in hürmetine, onun mübarek sözüne inanarak yaptın mı, o gün rahatsın inşaAllah.
Allah hepimizi muhafaza etsin.
2025-01-21 - Lefke
اِنۡ هٰذَاۤ اِلَّاۤ اَسَاطِيۡرُ الۡاَوَّلِيۡنَ
(8:31)
"Bunlar eski hikayelerdir" diye söylüyorlar.
Kur'an-ı Azimüşşan'da, peygamberler bir şey söylediğinde, onlar "eski hikayelerdir" diye itiraz ederlerdi.
Şeyh Babamız da bu insanların yaptıklarına, söylediklerine, yazdıklarına çok gülerdi...
Onun gözünde, bunların hepsi gülünç şeylerdi.
"Çağdaş" derler, Şeyh Baba da onlara "çağdaş" değil "çaydaş" derdi.
Yani öyle dalga geçerdi.
Çaydaş demek, yani hiçbir alakası olmayan.
Çağdaş dediği, modern demek.
Modern olmak demektir.
Bu yeni bir şey değil.
Eskiden beri var işte.
Peygamberlerin hepsine, "Siz eski hikayeleri anlatıyorsunuz, eski şeyleri söylüyorsunuz" diye itiraz ediyorlardı imansızlar.
Kafirler, onların yaptıklarını beğenmiyordu.
Ama maalesef, Allah bütün insanları aynı yaratmış.
İki yüz seneden beri İslam
alemi içine şeytanın soktuğu şey:
"Siz geri kaldınız, kafanız geride
kaldı, bakın kafirler sizi geçti."
Onlar modernler diye.
Sizi geçti.
"Siz dininizi, hele eski usulü bırakın" diyor.
"O dini yenileyin."
"Yeni, yenilikçi olun."
"Yani o eskileri kabul etmeyin."
"Bakın işte, Avrupalılar nasıl yaşıyor, nasıl yapıyor."
Bir hayranlık vardı; Avrupa denildi mi, kafirlere hayranlık had safhadaydı.
Onlar ne yaparsa, onların yaptıkları insanların gözüne çok güzel gelirdi.
İnsanlar yapa yapa ta bugünlere geldik.
En sonunda baktılar ki hiçbir fark yok.
Ama yine de insanlar, onların fikirleri doğrultusunda, onların yanında olsunlar diye, para vardır diye gidiyorlar.
İnsanı, Allah Azze ve Celle yaratmış.
Nerede olursa olsun, onun rızkı gelecek.
Kimse kimseden üstün değil.
Kimsenin ona tabi olmasına hiçbir lüzum yok.
Ve buna tabi ola ola haysiyetlerini kaybettiler, şahsiyetlerini kaybettiler.
Onurlarını kaybettiler.
Bölük pörçük oldular.
Onlar istedikleri gibi oynuyorlar.
Yani çağdaşlık bir marifet değil.
Çağdaşlık dediğin, sen akıllı değilsen, istersen bin tane çağdaş ol, hiçbir faydası yoktur.
Faydası yok, zararı var.
Çağdaşlık diyerek seni soydular, soğana çevirdiler, memleketlerini aldılar, öldürdüler, kestiler, biçtiler.
Sen hala bunların peşinden "çağdaşlık" diye gidiyorsun.
Normal halk bir yana, ama asıl tehlikeli olanlar şunlardır: kendini alim ve ulema diye tanıtıp da meşayihleri sevmeyen ve küçümseyen kişiler.
"Bunlar gerici, geri kafalı."
"Bunlar da bizim gibi aydın değil."
"Bak Avrupa'daki bu oryantalistlere bakıyoruz, onlar ne güzel söylüyor."
"Ne kadar güzel fikirleri var."
Fikirleri de onların, insanı imansız yapmak, İslam'dan uzaklaştırmak.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ve sahabelerin hepsine düşman olmak, başka bir şey değil.
Bu modernist dedikleri insanlar budur.
Avrupa'nın hayatına hayranlıktan daha tehlikeli.
Çünkü bunlar toplumu doğrudan bozmaya niyet edip, bozmak için uğraşıyorlar.
Başka bir şey değil.
Hiçbir şeyleri yok.
Onlara tabi olanlar ya ahmaktır ya haindir.
Başka türlü değil.
İkisinden birisi.
Üçüncüsü yok.
Onun için dikkat edin.
Bizim yol olan Meşayihlerin yolu, doğru yol odur.
Onun peşinden ayrılmayın.
Ona sıkı sıkı tutunun ki, sizi ellerinde oyuncak yapıp oynatmasınlar.
Allah şerlerinden muhafaza etsin.