السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: "Beni gerçekten sevmeyen insan tam anlamıyla mümin olamaz."
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemi sevenin imanı tam olur.
Peygamber Efendimiz'in sallallahu aleyhi ve sellem sevdiğini de seveceksin.
Neyi seviyorsa onu seveceksin.
Her şeyden en çok Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, Ehl-i Beyt'i, sahabeleri ve evliyaları sever.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem "Onlar sahabelerimdir" diyor. Bütün sahabeleri sever.
"Bunlara kötü söz söyleyen bana söylemiş olur" diyor Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem.
Ona hürmet eden, sahabelerine de hürmet eder.
Çünkü onlar onun sevdiği insanlardır.
Ehl-i Beyt'i, yani ailesi, torunları ve soyundan gelenleri sevmek lazım.
Onlarla beraber sahabelere, evliyalara, alimlere ve ulemalara hürmet edip, bunlar Allah yolunu ve Peygamber Efendimiz'in yolunu gösteren insanlar diye saygı göstermek ve sevmek imanın kemalindendir.
Böylece Peygamber Efendimiz'in gerçekten sevdiği insanlardan olursunuz.
İşte Peygamber Efendimiz'in hoşlandığı şeylerden namaz, oruç, hepsini Peygamber Efendimiz sever.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin özellikle sevdiği bazı yiyecekler vardı.
Peygamber Efendimiz de yemek yerdi elbet. O dönemde yemek çeşidi pek bolca olmasa da, sevdiği belli başlı meyveler, sebzeler ve yemekler vardı.
Peygamber Efendimiz'in sevdiği yemekleri o niyetle yemek imanımızı kuvvetlendirir Allah'ın izniyle.
Onun sevdiği yemeklerden yemek şifa olur.
İnşallah o niyetle olunca imanı da kuvvetli olur.
Bu konuyla ilgili bir kıssa var.
İmamın biri köye gitmiş.
Kabak vermişler.
Kabağı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem severdi.
İşte görünce "Bu Peygamber Efendimiz'in sevdiği yemektir, cennet taamıdır" diye yemiş.
O arada köyde de çok varmış bu kabaktan.
Hem ucuz hem bol miktarda, her gün vermişler.
İmam artık bıkmış, ama bir şey de diyemiyor Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin sevdiğidir diye.
O arada çıkmış minareye.
"Akşam kabak, sabah kabak, bıktım ya Resulallah" demiş.
Cemaat artık vermemiş.
Bıktırana kadar yedirmişler.
O kadar da gerekmez yani.
Yani sevsen de sevmesen de bir lokma alsan yine Peygamber Efendimiz'in hürmetine şifa olur, iyilik olur.
Onun için de Peygamber Efendimiz'in sevgisi en büyük hazinedir, en büyük ibadettir.
İnsanlar o sevgiye sahip olursa hiçbir şeyden korkmasın Allah'ın izniyle.
Allah'ın lütfuna nail olur.
Allah mübarek etsin.
Yine Mevlid ayımızı kutladık.
Bu da geçti.
İnşallah daha güzeli, daha hayırlısı, bütün dünya Peygamber Efendimiz'in hürmetini bilerek ikinci defa Mevlid-i Şerif'i kutlayalım inşallah.
2024-09-15 - Lefke
Bu mübarek gün hepimize, tüm Müslüman âlemine hayırlı olsun.
Peygamber Efendimiz 12 Rebiülevvel Pazartesi günü dünyayı şereflendirdi.
Bugün mübarek ve güzel bir gündür.
Ona saygı gösteren, onu yücelten kişiye muhakkak hayır ve iyilikler nasip olur.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in her şeyi insanlık içindir.
Dünyaya gelir gelmez mucizevi bir şekilde "ümmetim" diyerek Allah Azze ve Celle'ye yalvarıyordu.
Doğduğu anda secde halindeydi.
Peygamber Efendimiz doğduğu an secdede "ümmetim, ümmetim" diye Allah Azze ve Celle'ye yalvarıyordu.
Vefatına kadar her daim ümmetini düşünürdü Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem.
Ümmetinin kurtuluşu için Allah Azze ve Celle'ye yalvarırdı.
Allah Azze ve Celle de Peygamber Efendimiz'in dualarını geri çevirmez.
Şefaat isteyene onun şefaati ulaşır.
"Bana şefaat gerekmez, ben namazımı kılar, ibadetimi yaparım, başkasının yardımına ihtiyacım yok" diyen kişi hiçbir şey elde edemez.
Şefaatsiz kurtuluş çok zordur.
Yani şefaati reddetmekle her şey bitmiş olur.
Bütün amellerin, ibadetlerin boşa gider.
Bu yüzden İslam dini, Peygamber Efendimiz'e hürmet üzerine kuruludur.
O hürmet olmadan hiçbir yaptığımız fayda vermez.
Bu nedenle bu günü yüceltip Peygamber Efendimiz'in şanını yüceltmek bize büyük faydalar sağlar.
Büyük iyilikler muhakkak gerçekleşir.
Allah Azze ve Celle'nin sevgili kulu Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, insanlar arasında en yüce mertebeye ulaşan Peygamber'dir.
O'nu her şekilde yüceltmek, O'nu ziyaret etmek, ziyaret edebilene nasip olur.
Edemeyene de Allah niyetine göre karşılığını verir.
Peygamber Efendimiz'in her şeyini yücelten çok Müslüman vardır.
Allah onları korusun.
Allah onları doğru yoldan ayırmasın.
Çünkü insan iyilik yaparken şeytan vesvese verir.
"Sen yanlış yapıyorsun" der.
"Böyle yapmamalısın" diye.
Tabii, çünkü şeytan kıskanır, sevmez.
Peygamber Efendimiz'i sevmez.
Sevmediği için de insanları uzak tutmak ister.
İnsanlar faydalanmasın, ondan uzak dursun ister.
Allah'a şükür, akşam hem Peygamber Efendimiz'e saygı gösterildi, hem de o mübarek vücudundan bir parça olan sakalı ziyaret edildi.
Peygamber Efendimiz'in sakalının bir zerresi bile insana yeter.
Allah'a şükür, o da ziyaret edildi.
Onun bereketi ziyaret edenlere de ulaştı.
Ziyaret edemeyenlere, isteyenlere, uzaktan görenlere de bu bereket ulaşır.
Allah Azze ve Celle'nin hazineleri boldur, hazineleri doludur.
İnsanlara niyetlerine göre verir.
Bu vesileyle bu mübarek gün hepimize hayırlı olsun inşallah.
İnşallah tüm dünya İslam'la buluşup Peygamberimiz'e saygı göstererek bir araya gelsin.
Umarız seneye daha erken kavuşuruz, geç kalmayız inşallah.
Tüm dünya O'nun değerini bilerek, sahip çıkarak bir araya geliriz inşallah.
Allah hepinizden razı olsun.
2024-09-14 - Lefke
Allah'a daima şükürler olsun.
Sonsuz şükürler, hamdler olsun.
Bizi Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'ın ümmetinden yarattığı için O'na daima şükürler olsun.
Her dakika, her nefes, her saniye O'na şükürler olsun.
Bu büyük nimetin kadrini, kıymetini bilmek lazım.
Allah bizi niçin yarattı diye bazı insanlar sorar.
Müslümanlardan da bazıları "Niçin Allah bizi yarattı?" diye soruyor.
Haşa minel huzur, sen kimsin ki bu soruyu soruyorsun.
İşte Allah seni yaratmış.
Senin elinden ne gelir? Hiçbir şey gelmez.
Sen Allah'ın iradesiyle dünyaya gelmişsin.
Allah istediği gibi yaratır.
İster taş olarak yaratabilirdi, ister böcek olarak.
İster hayvan olarak, ister kuş olarak, ister cin olarak, ister melek olarak.
İstediği gibi yarattı.
Senin iraden yok.
İslam'da Allah'a teslimiyet vardır, "eslim teslim" demişler.
İslam ol, selamet bul.
Öteki türlü hayat boyu kafan karışır.
"Niçin yarattı? Niçin ben buradayım? Keşke olsaydım, keşke olmasaydım" diye hayat boyu düşünür durursun.
Halbuki Allah Azze ve Celle seni insan olarak yaratmış.
İnsana da ne yapacağını emretmiş, söylemiş.
Sen bu talimata uyarsan selamet bulursun.
Şimdi bizde çoğu insan, yani la teşbih deriz, bir alet alır, üstünde bin tane şey yazar, nasıl kullanacağını, nasıl edeceğini diye yazarlar.
Ona bakmadan kalkıp kendi kafasına göre yaparsa, daha aleti eline almadan bozmuş olur.
Halbuki orada sana göstermişler.
Onun için Allah Azze ve Celle, teşbih olmasın haşa,
seni yaratmış, senin yapacaklarını da sana göstermiş ki bu yolda gidesin, selamet bulasın.
Dünyada eziyetler bile olsa senin kafan rahat olacak ki bunlar Allah Azze ve Celle'nin takdiri, iradesidir.
Bunlara sabredeceğiz.
Kaç günlük dünya hayatımız var, o hayattan ahirete selametle gideriz.
Orada Allah'ın vaat ettiği cennetlere gireriz.
Öteki türlü bu dünyada kavga kıyamet, kendisiyle kavga eder, ailesiyle, yaşadığı insanlarla, dünyayla, her tarafa her şeye mızıkçılık çıkarır, aksilik çıkarır.
O hayatı, bu ahiretten önceki cehennemi dünyada yaşar.
Onun için bu dünyada cennet yaşayacaksan Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'ın yolundan git.
Onun gösterdiği yoldan git.
Fakirsen, zenginsen, hastaysan, iyiysen hepsinin O'nun katında ecri mükafatı var.
Allah Azze ve Celle'nin yolundan gittikten sonra rahat edersin.
En büyük şey de biz ahir zaman ümmetleriyiz.
Peygamber Efendimiz'in ümmetiyiz en mühimi.
O da Allah Azze ve Celle'nin iradesiyle bizi bu zamanda yaratmış.
Dünya karmakarışık, allak bullak.
Sen huzur istersen Allah'la beraber ol, huzur bul.
Dünya yıkılsın, sana tesir etmez, sana hiçbir şey olmaz.
Yok öteki türlü.
Sen en güvenli yerde bile yaşasan içindeki o zulmet, o huzursuzluk seni rahat ettirmez.
Allah'a şükür, bugün Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'on doğum günü, alemlere rahmet olarak gönderilmiş.
Her türlü güzel şeyi Allah Azze ve Celle O'na tahsis etmiş, ümmetine tahsis etmiş.
Az önce işte Hafız İmam Efendi Abdurrahman Efendi güzel Kur'an'dan insanları mest etti, o Kur'an'ın ayetleri, sureleri.
Ve bu en büyük hediye gelen ümmete Kur'an-ı Azimüşşan.
Her şey var içinde.
Huzur var, ilim var, sıhhat var, selamet var, güzelliği gösteren şey var.
O da işte Peygamber Efendimiz'in bize hediyesidir, mucize.
İstersen en büyük mucize odur yani Peygamber Efendimiz'in mucizelerinden, en büyüklerinden Kur'an-ı Azimüşşan.
Hiç kimse değiştiremez, O'nun gibi yapamaz.
O'nun içindeki şeylere kimse erişemez.
Allah Azze ve Celle'nin kadim kelamıdır o.
Allah mübarek eylesin bu günümüzü, gecemizi.
Allah razı olsun.
2024-09-13 - Lefke
Allah'a şükür, yine bu cemaat, Peygamberimiz, Allah'ın Sevgilisi için buraya toplanmış.
Bu toplantılar, Peygamber Efendimiz'e hürmet etmek, O'na tazimde bulunmak ve O'na olan sevgimiz için yapılmıştır.
Böylece Allah Azze ve Celle'nin emrini yerine getirmiş oluyoruz.
Az önce hutbede okuduğumuz Kur'an ayetinde, Allah Azze ve Celle, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'i bize yaptıklarımıza şahit olarak göndermiştir.
Allah Azze ve Celle, "Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdim" diyor.
Peygamber Efendimiz "Ben size Allah'ın Peygamberi olarak geldim" diye hitap etmiş.
İnsanlara, karanlıktan, cehaletten ve zulümden kurtulsunlar diye müjde vermiştir Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem.
İnsanlar kullak asmamış.
Yavaş yavaş insanlar anlasalar da ama tabii insan nimetin kıymetini bilmiyor, bilmemiştir.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem üstelik "Nezîrâ" yani uyarıcı olarak gelmiştir.
"Size azaptan sakındırmak için geldim. Eğer bunu yapmazsanız, Allah size verdiği bu iyi ve güzel şeyleri kabul etmezseniz, size eziyet, zahmet ve azap olacaktır."
Bu ahirette mi?
Ahiretten önce dünyada da böyledir.
Dünyada da Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e hürmet etmeyen, O'na tazim etmeyen, dünyada da rahat bulamaz.
Hayatı iyi olmaz.
Bu, Allah Azze ve Celle'nin bize büyük bir uyarısı ve nasihatidir.
"Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'i size gönderdim" diyor.
Allah Azze ve Celle indinden gelmiştir.
Normal bir insan değil, normal bir kişi değil Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, yine bir hadis-i şerifte buyuruyor: "İlk yaratılan benim."
"Peygamberlerin başı, ilki benim."
"Ama insanlığa gönderilen peygamberlerin en sonuncusu da benim" diyor.
Bütün insanlardan önce Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in nuru yaratılmış, ondan sonra diğerleri yaratılmıştır.
O nurdan da vücut olmuş, insanlık oluşmuştur.
Onun için Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in bize faydası haddi hesabı yoktur.
Kıymeti ölçülemez. "Alın" diyor, "En büyük, en kıymetli ikramı veriyorum, kabul edin."
Tabii Allah Azze ve Celle bunu kabul etmeyene de,
O vakit, "Al, sen müstahak olduğun şeyi al; sıkıntıyı al, eziyeti al, huzursuzluğu al" diyor.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem nur olarak yaratılmıştır; yolu da nur yoludur.
Zulmet yolu ise ötekilerin yoludur.
Peygamber Efendimizin yolunun dışında başka yollar zulmet yoludur.
Ona giden helak olur. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in yoluna giden kazanır.
İlel ebed kazanır.
Diğerleri ise ebediyen kaybeder veya sonra pişman olup yaptığı hataların cezasını çekip çıkan da var.
Ama o eziyete gerek yok.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki, "Allah'ı seven, Beni sevsin."
"Benim yolumdan gitsin, kazanır, necât bulur, kurtulur. Başka türlü kurtuluş yok."
Peygamber Efendimizin yolunun dışında başka yolların sonu bir yere gidiyor, başka yere gitmiyor.
Bir çukura gidiyor.
Ne yaparsa yapsın.
O yine aynı yere çıkacak.
Onun hesabını verecek.
Allah muhafaza etsin.
Allah, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in nuru üzerimizde olsun.
Onun selâmı üzerimizde olsun.
Salât ve selâm olsun Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e.
2024-09-12 - Lefke
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bize "ümmeti vasat", yani orta halli bir ümmet olmamızı, yaptığınız şeylerde aşırıya gitmeden yapmanızı tavsiye eder.
Kolaylık olsun diye.
İslam dini zor din değil, kolay dindir.
Bu dinde kolaylık var.
Yapılacak bütün ibadetler nefse ağır gelir.
Nefis için ağırdır ama aslında insanlar için çok kolaydır.
Bazı insanlar daha fazlasını yapabiliyorlar, bazıları ise hiç yapmıyorlar.
Onun için orta yolu tutup da devamlı olmak, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in bize tavsiyesidir.
Bir gün üç kişi, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in Mescid-i Nebevi'sine gelmiş.
Birisi demiş ki: "Ben hiç uyumayacağım, bütün vakit ibadet yapacağım."
Öteki demiş: "Ben sürekli oruç tutacağım, hiç oruçsuz olmayacağım."
İbadetle meşgul olmak için oruç tutacağım.
Üçüncüsü de demiş: "Ben hiç evlenmeyeceğim, ibadetim aksamasın diye sırf ibadet yapacağım."
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bunları duyunca demiş ki: "Ben uyurum, uyanırım, ibadet ederim."
"Oruç tutarım, bazen tutmam, her zaman oruç tutmam."
"Ve evlenirim de," demiş.
"Yani evlenmemek olmaz," demiş Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem.
Bu bize ders olsun diye; bu sahabeler kendi kafalarına göre zannetmişler ki, halbuki Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem onlardan daha üstün olduğu halde, onların dediği şeyleri yapmaya gerek yok.
Gerek yok, çünkü yaptığın ibadetler Allah katında makbul olunca, Allah'la beraber olursun, Allah'ın rızasını da kazanırsın.
Gün içinde yaptığın işler, ailenle beraber rızkını kazanarak, çalışarak, Allah Azze ve Celle bunları da ibadetten sayıyor.
Onlar da sevap getirir.
Onun için, ruhbanlar gibi, rahipler gibi dünyadan çekilip başka bir iş yapmayıp da ibadet yapmak olmasın diyor Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem.
Onların ecrini, sevabını o yaptığın işlerle kazanıyorsun.
Yani bu bir kolaylıktır.
Öteki türlü "Siz de yapın" dese, şimdi birçok insan kendini ibadete veren, Allah yolunda olan insan, her şeyi bırakıp buna kalkışacak, yapsın diye.
Yatmamaya, sürekli oruç tutmaya kalkışırlar ama insanın da belirli bir takatı var.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bize en güzelini öğretiyor, en güzel olan şeyi bize tavsiye ediyor.
Onun yolundan gitmek, mümine en büyük hediyedir.
Allah o yolda gitmeye muvaffak ederse, bu Allah'tan istenen en büyük ve en iyi şeydir.
Şimdi dua yapalım diyeyim.
Dua edelim: Allah bizi doğru yoldan ayırmasın.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in muhabbeti kalbimizde daim olsun.
En mühim şey o.
Peygamber Efendimiz'in muhabbeti her şeyden daha üstün olsun.
Hiçbir şey onun üstünde olamaz.
Hiçbir dünya şeyi onun üstünde değildir.
Çünkü işte binlerce senedir insanlar yaşıyor, gidiyor.
Yaşıyor, gidiyor.
Ne memleketler gelmiş, ne krallar gelmiş, ne sultanlar gelmiş.
Hiçbiri kalmamış.
Allah rızası için muhabbet eden kazanmış.
Allah rızası için olmayan, "şu faydası oldu, bana bu faydası oldu" diyen fayda bulamamış.
Hiçbir fayda, Allah Azze ve Celle'nin dışında olan şeyden gelmez.
Yani başkasının faydası kendine olur.
Fayda olarak, Peygamber Efendimiz'in muhabbeti daima kalbimizde her şeyden çok olsun.
Bazen bilmeyerek insanlar, "şunu çok seviyorum, bunu çok seviyorum" diye söylese...
Onun için her gün tövbe istiğfar yapmak lazım ki, Peygamber Efendimiz'in sevgisinin üstünde hiçbir sevgi olamaz.
Hiçbir çoluk çocuk, ana baba, yer yurt, hiçbir şey, Peygamber Efendimiz'in sevgisinin üstünde olamaz.
Onun için dikkat etmek lazım.
İnsan konuştuğu vakit bunu daima aklında tutarsa, o niyetle, Allah'ın izniyle büyük mükafata nail olur.
En büyük mükafat da Peygamber Efendimiz'in şefaatidir.
O, hepimize en lazım olan şeydir.
O olmasa, isterse bütün dünya ilimleri sende olsun.
İster bütün abidlerin ibadetini yap.
Peygamber Efendimiz'in sevgisi olmadıktan sonra hiçbir faydası yok.
Allah hepimizi sabit kadem kılsın inşallah.
2024-09-11 - Lefke
Yine bu ay mübarek ay.
Zaten bütün sohbetimiz, konuşmamız Peygamber Efendimiz'in bereketiyle inşallah olur.
عند ذكر الصالحين تنزل الرحمة
Salihler anıldığında rahmet iner.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in zikrinde milyonlarca rahmet iner meclisimize.
Meclisimiz hayırlı olur.
Dünyanın en hayırlı işlerinden birini yapmış oluruz.
Peygamber zikri, Allah Azze ve Celle'nin zikri insana verilecek en iyi şeydir.
Bazı insanlar bundan nasiplenir.
Bazıları da nasipsizdir.
Nasipli olan şükretsin ki Allah nasip etmiş.
Dünya hayatı yoldan ibarettir.
Ya doğru yolda gidilir ya da yoldan sapılır.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem her şeyi göstermiş.
Bu yolu yeni göstermiş.
Sahabeler sormuşlar: "Biz nasıl kurtuluşa ereceğiz, ne yapacağız?"
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem eline bir çubuk alıp kum üstünde uzun bir yol çizmiş.
Yanına da çizgiler yapmış.
"Bu yolda giden kurtulur.
Bu yoldan çıkan, o sapan yollardan helak olur" demiş.
Onun için kurtuluş yolu, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in yoludur, onunla doğru istikamette gitmektir.
Onun gösterdiği güzel şeyleri yapmaktır.
Hem ibadet olarak hem de muamelat olarak.
İbadet yapmak da nasip meselesidir.
Kimi insan ibadet eder ama öte yandan insanları kandırır, alışverişte hile yapar yahut yalan söyler, olmayacak işler yapar.
Bu, o yoldan nasip almamış demektir.
Onun için Peygamber Efendimiz'in yolu hem ibadet hem de iyi hal, salih ve güzel işler yapmak, günahlardan kaçınmaktır.
Tabii insanoğlu günahkârdır.
İnsan günahsız olmaz.
Günahsız yapamaz insanoğlu.
Allah öyle yaratmış.
Öyle yaratmış ama tövbe ve istiğfar etsin diye günah işletmiş.
Allah Azze ve Celle hadis-i kudsîde öyle buyuruyor:
"Ben günahkâr insanları affederim.
Affedildikleri, istiğfar ettikleri vakit onları günahlardan temizlerim" diyor.
"Hem günah işleyip tövbe edenleri severim" diyor Allah Azze ve Celle.
Yani bu, insanların yolda devam etmelerinin vesilesidir.
Devam edene vesiledir.
Çünkü başka türlü yoldan çıkıp da o kötü istikamette devam edersen helak olursun.
Ama çıkıp tövbe edersen, hemen yine Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in yoluna girersin.
Sevdiğin insanın peşinden herkes gider.
O ne yaparsa yapmaya uğraşır.
Bizim için Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in sevgisi birinci olmalı ki O'nun yaptıklarını, bize emrettiklerini yapmamız bize fayda sağlasın.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem insanlara fayda olarak, hayır olarak, en güzel şey olarak gönderilmiş.
Onu takip etmek, ona intisap etmek insanlara kurtuluştur.
Başka kurtuluş yolu yok.
Ne dünyada kurtuluş var ne ahirette.
Dünyada kurtulabilir belki ama ahirette kurtulamaz.
Onun için insanoğlu Peygamber Efendimiz'e tabi olsun.
İnsanoğlu kendini kurtaracak, fayda verecek şeyin peşinden koşar.
Hayal bile olsa koşar.
İşte son zamanlarda gördüğümüz gibi.
En kolay şey insanları kandırmak.
Onların tamahlarını, hırslarını kullanarak kandırmak.
"Ben sana şunu göstereceğim, şu kadar kazanacaksın" derler.
Sen akıllı adam sanırsın ama hemen kanar.
Onun için bunlara kanmayın.
Kanarsanız kaybedersiniz.
Onların gösterdiği yol, yol değildir.
Kazanç yolu, dünya ve ahiret olarak Peygamber Efendimiz'in yoludur.
Başka yol yok.
Allah bu yolu herkese nasip etsin diyoruz.
Müslüman, mümin insan insanlara iyilik ister.
Başka şey istemez.
Şerlerden Allah hepimizi muhafaza etsin.
2024-09-10 - Lefke
Allah'ın sevdiği insanlara düşmanlık yapmak, Allah'ın gazabını üzerine çeker.
Allah'ın en sevdiği insan Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemdir.
Şu an O'nun mübarek ayındayız.
Allah Azze ve Celle bir Hadis-i Kudsi'de şöyle buyuruyor:
"Benim sevdiğim kuluma düşmanlık yapan, Bana düşmanlık yapmış olur.
Ben ona savaş ilan ederim."
Allah'ın karşısında kim durabilir?
Bütün kâinat duramaz, tek bir insan mı duracak?
Bu yüzden Peygamber Efendimiz'e hürmet etmek en büyük kazançtır.
Ona düşmanlık etmek ise en büyük zarardır.
Öyle bir zarardır ki, tövbe etmezsen telafisi olmaz ve ilelebet cehennemde kalabilirsin.
Peygamber Efendimiz'in Allah Azze ve Celle tarafından korunduğunu hepimiz biliyoruz. Kâfir bunu bilmez ve ona hürmet etmez.
Ama der ki: "Ben bir şey yaparsam benim için iyi olacak."
Asla olmaz, hayatta olmaz.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hiç kimsesi olmadığı halde Allah Azze ve Celle onu korudu, onu muhafaza etti.
Bir zamanlar, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Kâbe'de namaz kılıyordu.
Müşrikler ve Kureyş kâfirleri de Kâbe'nin etrafında oturuyorlardı.
Ne gibi kötülük varsa düşünüyorlardı.
Kendi kibirlerinden dolayı düşündükleri şey kibirdi, kendilerini övmekti.
Allah Azze ve Celle Peygamber'i övünce kıskandılar, hiç hoşlarına gitmedi.
Ona sürekli eziyet ediyorlardı.
Bir gün Peygamber orada dururken, müşrik kâfirler toplanmışlar, uzaktan bakıyorlardı.
Demişler ki: "Kim gidip de o secdeye varınca başına basıp hakaret edecek?"
Müşriklerin en büyüklerinden Ebu Cehil kalkmış, "Ben yapacağım" demiş.
Hemen gitmiş oraya, ama bir korkuyla geri dönmüş.
Beti benzi atmış, korkudan titriyormuş.
Yanındaki müşrikler, "Hani sen kabadayılık yaptın, 'yapacağım' diye gittin oraya, neden böyle döndün?" demişler.
Demiş ki: "Ben orada büyük bir ateş gördüm. Bir adım daha atsam yanacaktım. Nasıl kaçtığımı bilemedim."
Allah Azze ve Celle, Peygamber Efendimiz'i böyle korumuş.
Onlara da ibret olsun diye, ama kibirlerinden dolayı iman etmemişler.
Kâfir olarak ölmüşler.
Son nefeslerinde bile kibirlerinden vazgeçmeyip kâfir olarak gitmişler.
Şimdiki insanlar da bazen edepsiz, terbiyesiz, ahlaksız davranıp Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve selleme saldırırlar.
Onların saldırdıkları aslında kendileridir.
Kendi kendilerine eziyet veriyorlar, kötülük yapıyorlar ama farkında değiller.
Onlar dünyada da rahat etmezler.
İsterse bütün dünya onların olsun.
Ahirette
ise hiçbir şeyleri yok, ümitleri yok.
Zaten hiçbir şeye inanmıyorlar ama ahirette yaptıklarının cezasını mutlaka çekecekler.
Bu yüzden Peygamber Efendimiz'e hürmet eden, ona karşı muhabbeti olan insan şanslıdır, kurtulmuştur.
Öte yandan nefsine ve kibirine uyup gözü kör olmuş, hakikati görmeyen insan uçurumdan düşüp helak olur.
Allah hepimizi muhafaza etsin.
Peygamber Efendimiz'e hürmet etmek Müslümanlara mahsustur.
Müslüman olup da hürmet etmeyenlerin imanları tehlikede olur.
Allah imanımızı muhafaza etsin, kuvvet versin inşallah.
2024-09-09 - Lefke
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e saygı göstermek, hem de çokça saygı göstermek her daim vardır.
Tarih boyunca, ona saygı gösteren insanlar yücelmiş ve yükselmiştir.
Peygamber Efendimiz buyurmuştur ki iyi insanlarla beraber olmak dünyada da iyidir ve en hayırlı insan kimdir?
محمدٌ خيرُ من يمشي على قدم
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, tüm insanlar, kainat ve yaratılmışlar içinde en hayırlı olandır.
Ona tabi olmak büyük bir şeref ve şanstır.
Bu herkesin nasibine düşmez.
Herkese nasip olmaz.
Dünyanın çoğu, çoğunluk olarak ona tabi değildir.
Tabi olanların bile çoğu tam manasıyla tabi sayılmaz.
Bu yüzden, ona hakkıyla tabi olan kişi gerçekten şanslıdır.
Çünkü Allah Azze ve Celle ona bu şansı bahşetmiştir.
Allah Azze ve Celle istemezse vermez.
İnsan kendi iradesiyle bazı şeyler yapabilir, bazı şeyleri de Allah isterse yapar.
Allah Azze ve Celle'ye sorulmaz.
"Sen niçin böyle yaptın?" denmez. İslam adabı, İslam dini, edep dinidir.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in bize öğrettiği edeptir.
İslam budur.
Tüm Peygamberler de İslam dini üzere olmuştur, ancak ümmetleri yoldan sapmış, bu edebin dışına çıkmışlardır.
Allah Azze ve Celle'ye karşı gelmişlerdir.
"Sen niçin böyle yaptın? Böyle yaptım."
Sana mı hesap verecek Allah Azze ve Celle? Allah istediğini yapar.
İstemediği olmaz.
Allah'ın istemediği hiçbir şey olmaz.
Bu yüzden Peygamber Efendimiz'in yolunda olmamıza mutlu olmamız lazım.
Sevinçli olmamız lazım.
Allah Azze ve Celle Kur'an-ı Azimüşşan'da da buyuruyor:
فَبِذَٰلِكَ فَلْيَفْرَحُو
(10:58)
"Bu yolda olduklarına sevinsinler!"
Allah'ın onlara nasip ettiği en büyük mutluluk işte budur.
Ne paradır, ne puldur, ne başka şeydir.
Akıllı olan insan bunun kıymetini bilir.
Buna sevinir.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem her açıdan insanların en üstünüdür:
edepte, ahlakta, güzellikte, imanda, adalette, her türlü iyi muamelede ve merhamette onu geçecek kimse yoktur.
Bu yüzden ona benzemek insanı yüceltir, gerçek insan kılar.
Onun özelliklerinden uzaklaştıkça kişinin mertebesi alçalır.
Düşer, düşer ta ki merkeplerden, hayvanlardan daha aşağı olur.
Peygamber Efendimiz'den ne kadar uzaklaşırsa, mertebesi o kadar düşer.
Bu yüzden Allah'a şükür ki ona inanmışız, O'nun şefaatine inanmışız.
Bu mübarek ayda yine Allah'a hamd ediyoruz ki O'nun dünyaya teşrif ettiği günlerde O'nu sevmeyi nasip etmiş.
Allah'ın bize verdiği o büyük kıymeti, insanlığa verdiği şeyin kıymetini bilmek güzel bir şeydir.
Kıymet bilmeyen insan hiçbir şeyden anlamaz demektir.
Hiçbir şey onu memnun etmez, mesut etmez.
Kıymet bilen Allah'a şükreder.
Şükürle de nimetler kalıcı olur.
En büyük nimet de imandır.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in sevgisidir.
İnşallah bu nimet artarak çoğalır ve daim olur.
Allah, O'nun muhabbetini kalbimizde çoğaltsın ve daim kılsın inşallah.
2024-09-08 - Lefke
Allah'a şükürler olsun yine bu mübarek yere, dergahımıza, Şeyhimiz'e, Allah'ın sevdiği kulların yanına geldik.
Bu mübarek Mevlid ayı münasebetiyle kısmet oldu.
Her şey bu kısmetle oluyor.
Kısmeti olan böyle yerlere geliyor.
Kısmeti olmayan da Allah Azze ve Celle'nin iradesi olarak bir sebepten dolayı gelemiyor bize.
Allah'a şükür kısmet oldu, nasip oldu yine gelip bereket almak için geldik.
Bu özel Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in doğduğu ayın bereketi inşallah hepimizin üzerine olur.
Gelenlerin, gelemeyenlerin de kalpleri burada olanların, onların da buraya nasip olmadı ama niyetlerine göre Allah onlara da verir.
Allah onların kalplerine de o şeyi verir.
Sevabı, ecri, her şeyi, güzelliği, bereketi verir onlara da inşallah.
Bu ay tabii Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in doğduğu aydır.
Doğduğu gün de var bu ayın içinde.
O gün insanlık için çok önemliydi. Nasıl ki İsa aleyhisselam'dan önce ve sonra bir dönüm noktası olduysa, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in dünyaya teşrif etmesi de öyle bir dönüm noktasıydı.
Bu, insanlık için Allah Azze ve
Celle'den gelen büyük bir rahmetti.
"Bütün alemlere rahmet olarak gönderdik seni" diyor Allah Azze ve Celle.
Onun için o mübarek gün mühim, bizim için çok önemli bir gündür.
Mevlid-i Şerif'te de bu Mevlid günü Kadir Gecesi'ne neredeyse denktir deniyor.
Yani ona denktir.
Niçin? Çünkü Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem gelince Allah Azze ve Celle O'nun gelişini göstermek için, insanlara ibret olsun diye küfrün ne kadar batıl şeyleri varsa hepsini deprem gibi salladı, zelzele etti, yıktı.
O küfrün yıkılmasına işarettir.
Mecusilerin bin yıl, binlerce yıl yaktığı o taptıkları ateş söndü o gece.
Şaşırdılar, "Allah Azze ve Celle ne oldu?" diye.
Ondan sonra Kisra Sarayı yıkıldı.
Başka çok acayip haller oldu o gece.
Yani üç beş tane söylüyorlar ama binlerce şey oldu o gece.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem doğduğu gece.
Bu olayın kuvvetinden, İslam'ın kuvvetinden, heybetinden, Peygamber Efendimiz'in azametinden her taraf küfür sallandı, temelleri sallandı.
Yıkılmaya başladı.
Yıkılmak üzere ayakta duruyor gibi gözükse de temelleri çürüktür.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in azametinin karşısında onlar yıkılacak.
En sonunda küfür kalmayacak inşallah bu dünyada.
Onun için bu Mevlid günü bazı şaşkın insanlar var.
"Yok olurdu, olmazdı" derler.
Her türlü yanlışı yaparlar.
Ona bir şey demezler.
Mevlid yapacaksın, Kur'an okuyacaksın, Peygamber Efendimiz'i tazim edeceksin.
Ona kızarlar.
Onları da şeytan kandırmış.
Sevaptan mahrum etmiş.
Bizim Allah'a şükür en büyük ibadetimiz, en büyük taatimiz Peygamber Efendimiz
sallallahu aleyhi vesellem'i tazim etmek, O'na hürmet etmek, O'nun yolundan gitmektir.
Bu bize vacip, farz olandır.
Farz derler.
Bu doğrudan bütün Ehli Sünnet vel Cemaat, alim, ulema, evliyalar bu şeyi kabul eder.
O'nu kabul etmeyen zaten şaşırmış, şeytana kanmış, şeytan vesvesesine kapılmıştır.
Ona "Bu tazimi et" diye inanmayanlara zavallı demeyeceğiz.
Artık kandırılmış, ne yapacaksın.
Allah ıslah eylesin.
Allah akıl fikir versin.
Allah'a şükür o insanlar, kandırılmış insanlar çoğu zaman doğru yola dönüyorlar.
Döndükleri gibi kandırılmışları da doğru yola getiriyorlar.
"Biz bu kadar sene bu cevheri bilmiyorduk" diyorlar.
"Elimizde tutuyoruz ama taş taşıyoruz zannediyorduk.
Meğerse içinde ne cevherler varmış" diye Allah'ın hikmeti bazılarına hidayet oluyor.
Onlar da başkalarına hidayet ediyorlar.
İnşallah bu Mevlid hürmetine çoğu insan hidayete erer.
Kandırılmış çünkü İslam'ı Peygamber Efendimiz'e tazimsiz bilen çok insan var.
Onlara inşallah Allah hidayet versin.
Çünkü az buz değil, şeytan ne kadar kandırdıysa o kadar daha çok seviniyor.
Onun elinden Allah kurtarsın onları.
Peygamber Efendimiz'in hürmetine onlar da doğru yola gelsinler.
Allah hepimize bu günleri mübarek eylesin.
Allah bereketini üzerimize yağdırsın.
Muhabbetini kalbimize artırsın inşallah. Peygamber Efendimiz'e selam olsun.
2024-09-07 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Bugün inşallah mübarek Rebîülevvel ayının Mevlid münasebetiyle Şeyh Babamızın makamına gideceğiz.
Her sene Şeyh Baba'nın hayatında da hürmet ettiği bu Mevlid münasebeti, kalbimizde ve Müslümanların kalbinde özel bir yere sahiptir.
Bunu unutmamak gerekir.
O gün âlemlere, dünyaya, kâinata nur geldi.
Nur önceden de vardı ama zahiri olarak dünya, Peygamber Efendimiz'in doğumuyla şereflendi.
Bereketlendi.
Yoksa hiçbir kıymeti yoktu.
Peygamber Efendimiz, dünyanın kıymetinin kıymetli olanlarla olduğunu söyler.
"Şerefü'l-mekân bi'l-mekîn" demişler.
Yani, mekânın şerefi onda olanla beraberdir, onunladır.
Bu güzel bir sözdür.
Bu nedenle inşallah bu, Şeyh Babamızın ihvanlara ve Müslümanlara bir hediyesidir.
Çünkü oraya toplanmak, Allah Azze ve Celle'yi zikretmek, Peygamber Efendimiz'e hürmet etmek Allah rızası için yapılan bir şeydir.
Onun mükâfatını Allah verir.
Şimdi bazı akılsız insanlar "Bu bidattir" der.
Her türlü yanlışı yaparlar.
Her türlü günaha girerler.
Onlar önemli değil.
Allah denince bidat olur.
Peygamber'e salavat getirilince bidat olur.
Onlar ne yazık ki kısmetsiz insanlardır.
Onlara kulak asan, onlara itibar eden de kısmetsiz olur.
Allah muhafaza etsin.
Sakın şüphe etmeyin.
Şüphe eden şeytandır.
Şeytan vesvese verir.
İnsanların kalbini bozar.
Bu din, dinimiz İslam dini, Peygamber Efendimiz'e hürmettir.
Peygamber Efendimiz'e tazimdir.
Başka bir şey değildir.
Bunu yapmayan tehlikededir.
İmanı zaten yoktur.
Lafta Müslümandır.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyur ki:
Öyle insanlar var ki Kur'an'ı bin defa ezberlemiş.
Hepsini bilmiş ama okuduğu şey boğazından aşağı inmez.
Kalbine ulaşmaz.
Sadece ağzındadır.
İşte onlardan olmamak lazım.
Nasıl olmamak lazım?
Peygamber'e hürmet edersen, Peygamber'i tazim edersen, onlardan az bilsen onlardan daha hayırlısın.
Kalbinde iman olur.
Allah o imanı hepimize nasip etsin.
İnsanlara da nasip etsin inşallah.
Çünkü Müslüman başkasına da hayır ister.
Müslüman başkasına iyilik ister.
İyilik de Allah'a iman etmek, Peygamber'e salavat ve selamla tazim etmektir.
Allah bu ayımızı mübarek eylesin.
Seneye inşallah daha hayırlısını, İslam'ın nusretiyle, Mehdi aleyhisselam ile kutlarız inşallah.
Allah nasip etsin inşallah.