السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.

Mawlana Sheikh Mehmed Adil. Translations.

Translations

2024-11-22 - Lefke

Allah Azze ve Celle Kur'an-ı Azimüşşan'da buyuruyor. وَمَنۡ اَحۡسَنُ دِيۡنًا مِّمَّنۡ اَسۡلَمَ وَجۡهَهٗ لِلّٰهِ وَهُوَ مُحۡسِنٌ وَّاتَّبَعَ مِلَّةَ اِبۡرٰهِيۡمَ حَنِيۡفًا​ (4:125) En iyi insanlar, İbrahim aleyhisselam'ın dinine, onun milletine - ki o millet İslam milletidir - tabi olanlardır. Dini İslam'dır. Ona tabi olan, Allah katında en iyi ve en güzel insanlardır. Allah katında iyi ve güzel olmak, her insanın yapması gereken şeydir. Çünkü her şeyimiz Allah'tandır ve biz Allah'a borçluyuz. Hepimiz Allah'a aitiz. O'nun mülküyüz. O bizim sahibimizdir. Allah Azze ve Celle'dir. Rızkımızı veren, her türlü sıhhati veren ve en önemlisi imanı veren Allah Azze ve Celle'dir. O'na şükredip O'nun istediği yolda gitmek gerekir. Kurtaran da O'dur, veren de O'dur, alan da O'dur. Allah Azze ve Celle'dir. Bu yüzden o yolda giden insana ne mutlu, diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Yani en güzel insan odur. Doğruları bize öğreten, gösteren Allah Azze ve Celle'dir. "Bu gittiğiniz yol, güzel yol budur" diye buyuruyor. Bundan daha güzel yol yoktur. Başka yola sapmayın. Başka insanların peşinden gitmeyin. Bu yoldan çıkan insanların peşinden sakın gitmeyin, helak olursunuz. "Biz sizi kurtardık, biz size yardım ettik, şunu yaptık, bunu yaptık" deyip de seni yoldan çıkaran insanın sana faydası olmaz, kendine de faydası olmaz. Bu nedenle doğru olan, Allah Azze ve Celle'nin yolunda olmaktır. İnsan için en önemli şey "hayati karar" derler. Hayati karar budur. Bu yolda sebat edip ahirete bu yol üzere intikal etmektir. En iyi karar, en güzel karar, en akıllı karar budur. Allah Azze ve Celle buyuruyor ki: وَاتَّخَذَ اللّٰهُ اِبۡرٰهِيۡمَ خَلِيۡلًا (4:125) İbrahim aleyhisselam'ı sevgili, sevindiği insan olarak kabul etti diye buyuruyor. İbrahim aleyhisselam ulül azm peygamberlerindendi, onlar büyük peygamberlerdir. 124 bin peygamber vardır. Aralarında ulül azm olan mübarek vardır. En yüksek makamlarda olan onlardır. İbrahim aleyhisselam, Peygamber Efendimiz'in de ceddi sayılır. Tabii ki Peygamber Efendimiz'in peygamberliği hepsinin başında gelir, ve son peygamber olarak İslam dinini tamamlayıp, kıyamete kadar insanoğlu bu din üzere kalsın. İslam dini zor değildir. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: "Fazla zorlamayın, Allah Azze ve Celle ne kadar yaparsanız kabul eder." Fazla da yapsanız yeter deme! Bu yüzden Peygamber Efendimiz "Fazla zorlamayın" diyor. Kendinize fazla yük yapmayın. Yapabildiğiniz kadar emirleri yerine getirin. Farzları da tabii ki eksik etmeyin. Eksik etmeyin. Namazları, oruçları ve diğer ibadetleri eksik etmeyin ama fazlasını yapmanıza da gerek yok. Çünkü bakıyorsun bazıları dönmüş oluyor kötü yollardan, Allah Azze ve Celle'nin sevmediği yollardan. "Ben yapacağım, edeceğim" deyip bir hevesle giriyor. Sonra fazla yük almış oluyor. Onu devam ettiremiyor. Bu yüzden azar azar yapmak Allah Azze ve Celle'nin en sevdiği amellerdendir. Az olsun ama devamlı olsun, kesilmesin. Bu sebeple İslam dini kolay bir dindir, zor değildir. Zor diyen yalancıdır. Allah muhafaza etsin.

2024-11-21 - Lefke

İnsan, nisyandan gelir. Nisyan kelimesinden gelir ki o unutmak demektir. İnsan da unutan demektir. O da insanın bir çeşit sıfatıdır. Unutkanlık insanlarda bazen olur. Her şeyin bir hikmeti vardır. Her şeyi yaratan Allah Azze ve Celle'dir. Hikmetini de, faydasını da en iyi Allah bilir. Onun için insanoğlu her şeyi unutmazsa hayatı çekilmez olur. Acıları, hatıraları, ondan sonra her türlü şeyde bir hikmet vardır. Unutmakta da bir hikmet vardır. Çünkü her şeyi hatırlasa insan kimseye muhtaç olmaz. Şimdi unutulacak şeyleri Allah Azze ve Celle insanın kalbinden, zihninden o acıları kaldırır. Günler geçtikçe insanın üzüntülü halleri yahut kendisine gelen çeşitli zorluklar unutulur, hayatı geçer gider. Bu sebeple unutkanlık normal, ama bazı şeyleri unutmak zor geliyor insana. Bunun için muhakkak mesela Kur'an ezberlemişsen unutmamak için, onu devamlı okuman lazım. Yani ezberlediğin yerleri unutmamak için çalışmak lazım. Unuttuklarını hatırlamak istediğinde salavat-ı şerif oku; Peygamber Efendimize (s.a.v.) salat ve selam getir. Allah'ın izniyle aklına gelecektir. İster ders olsun, ister başka bir şey, unutunca insan üzülüyor. Unutkanlık Allah'ın insana verdiği doğal bir özelliktir. Allah'tan geldiği için onu da kabul etmek lazım. Önemli konuları unutmamak için ya sürekli tekrar etmeli ya da not almalıyız. Yapılacak işleri, gidilecek yerleri, özellikle de önemli görevleri unutmamak gerekir. İslam esaslarını, namazı unutmayacaksın, orucu unutmayacaksın. Hac görevini aklında tutup inşallah yerine getirmeyi ve zekat vermeyi ihmal etmemelisin. Bu önemli şeyleri unutmamak için not alıp dikkat etmek lazım. Allah yardım etsin, Allah muhafaza etsin. Bildiklerimizi, özellikle Kur'an-ı Azimüşşan'ı, Peygamber Efendimizin güzel sözlerini, ezberimizde olanları unutmamak için salavat getirip, inşallah aklımız başımızdayken bu dünyadan çıkarız. Şimdi bir de unutkanlık hastalığı var ki, o daha büyük, büsbütün kötü. Artık insanın kimseyi tanıyamadığı yeni hastalıklar ortaya çıktı. Allah hepimizi onlardan muhafaza etsin inşallah.

2024-11-19 - Lefke

Allah Azze ve Celle buyuruyor: وَكَمۡ أَهۡلَكۡنَا قَبۡلَهُم مِّن قَرۡنٍ هُمۡ أَشَدُّ مِنۡهُم بَطۡشٗا فَنَقَّبُواْ فِي ٱلۡبِلَٰدِ هَلۡ مِن مَّحِيصٍ (50:36) Kur'an-ı Kerim'de yazılı olduğu gibi, Allah Azze ve Celle'nin buyurduğu bu ayetin tefsirinde, bu insanlardan önce nice kavimler gelmiş geçmiş. Hepsi bunlardan daha kuvvetli, daha azametli, daha bilgili imiş. Hepsi geçip gitmiş, çoğu helak olmuş. Helak olmayanlar sadece Allah Azze ve Celle'nin yolunda olanlardır. İnsanlar bu dünya için "Bu benimdir" diye dolaşırlar. Halbuki hiçbir şey değildir. Mal, dünya, her şey ve ahiret Allah Azze ve Celle'nindir. Her şey insanoğlu ibret alsın diye yaratılmıştır. İbret alan kurtulur. Allah yolunda olan kurtulur. Diğerleri kendilerini bir şey zannedip "Biz şöyleyiz, biz böyleyiz, biz daha güçlüyüz, biz daha iyiyiz" diye boş konuşurlar. Çünkü güç de, mal da, mülk de geçicidir, her şeyin bir sonu vardır. Bu yüzden kalıcı olacak şeylere bakmak gerekir. Dünya nimetlerine, zevklerine değil; dünyada yaşarken bile Allah Azze ve Celle'yi unutmamak lazım. Allah Azze ve Celle temiz ve güzel olan şeyleri sana helal kılmıştır. Helalinden, güzelinden istifade edebilirsin. Allah'a şükredersen hepsi sana fayda olur. Ama şükretmezsen, orada burada kabadayılık yapıp "buranın meyhanesi" diye övünürsen, o zaman Allah sana hiçbir fayda vermez. Sen de diğer helak olan kavimler gibi yok olup gidersin. Allah Azze ve Celle'ye karşı gelen insan akılsızdır. Allah'a kafa tutmak akıl işi değildir. Kendi erkanına kafa tutarsın ama Allah'a karşı böyle davranmak hiç iyi değil. Senin gücün bir insana yetmez. Allah kâinatın yaratıcısıdır, O'na karşı nasıl böyle davranabilirsin? Hangi cüretle, nasıl bir akılsızlıkla O'na karşı her türlü saygısızlığı yapıyor insan? Üstelik kendini bir şey zannediyor. Kendisinin övülmesini istiyor. Allah'a şükür, her şeyi vermiş Allah Azze ve Celle bize. Müslümanlara her nimeti bahşetmiş. Şeytan ise bunları Müslümanlardan almak istiyor. Ne yazık ki çoğu kişi şeytana kanıyor. Hem dünyada rezil oluyor, hem de hiçbir faydası olmuyor. Elinde avucunda ne varsa hepsi gidiyor. Sağlığı da, namusu, şerefi de gidiyor. Hiçbir şey kalmıyor. Böyle çaput gibi - çaput bile ondan daha iyi - bu dünyada geçip gidiyor. Bu yüzden Allah Azze ve Celle'nin yolundan ayrılmayın, ibret alın. Binlerce yıldır bu dünya, senden daha güçlü, daha sağlıklı, daha güzel, daha akıllı nice insanlar gördü; hiçbiri kalmadı. Binlerce yıldır bu dünya hepsine mezar oldu. Bize de mezar olacak. Mezar olsun, hayırlısı olsun inşa'Allah. Ahiret bizim olsun. Dünya böyledir, kalıcı değildir. Dünya bir mezarlıktır. Başka bir şey değil. Allah bizi şerlerden, şeytanın şerrinden korusun. Şeytan bu günlerde insanlara çok musallat olmuş durumda. Kötülük yapınca, günah işleyince iftihar ediyorlar. Utanılacak şeylerle, en büyük ayıplarla övünüp, utanmadan ortalıkta dolaşıyorlar. Allah şerlerinden korusun. Allah onlara da akıl fikir versin. Vermezse de zaten hesaplarını Allah Azze ve Celle'nin huzurunda verecekler.

2024-11-18 - Lefke

أَلَآ إِنَّ أَوۡلِيَآءَ ٱللَّهِ لَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ (10:62) Evliyalar, Allah'ın sevgili kulları. Onlara korku yok, üzüntü yok. Onlar Allah Azza ve Celle ile beraberdirler. Allah'la beraber olanın hiçbir şeyden kaygısı olmaz. Allah Azza ve Celle'yi tanımak lazım. Nasıl tanırız? Bizi yaratan ve yoktan var eden Allah Azza ve Celle, bize bu ihsanı bahşettikten sonra, üstelik kendisini bize tanıtıp O'nun yolunda yürümemize müsaade ve irade buyurmuşsa, bu en büyük nimettir. İnsan için bundan daha kıymetli bir şey olamaz. En kıymetli şey budur. O'nun yolunda olan, O'nunla beraber, O'nu sevenlerle beraber olan insan her hayra nail olmuş olur. Her hayra nail olmuş olur. Çünkü dünyada binlerce, milyonlarca insan gelip geçmiş. Sen de yine gelip geçeceksin. Sen kiminle beraber olacaksın? İşte insan, Allah'ın evliyalarıyla ve O'nun sevdiği kullarıyla beraber olmalıdır. Onlara üzüntü yok, korku yok diye buyuruyor Allah Azza ve Celle. İşte Şeyh Baba'yı ziyarete geliyorsunuz, gidiyorsunuz. O'nu uzaktan da ziyaret etmek mümkündür. Ona ve bütün evliyalar, tüm peygamberler ve sahabeler için dua okuyunca onlarla beraber olmuş olursunuz. Onları ziyaret etmiş gibi olursunuz. Bazılarının makamları bellidir. Çoğunun makamı belli olmayan evliyalar var. Allah'ın bu sevgili kullarıyla beraber olunca, onların himmeti üzerinize olur. Onun için bu, insan için en güzel şeydir. İnsan için mal, mülk, ev, bark ve dünya şeyleri ahirete yaramazsa hiçbir faydası yok. Ama onlar ahiret için olursa her hayra nail olursunuz. Her güzel şeye nail olursunuz. Onların kıymetini bilmek lazım. Allah'a şükretmek lazım. Ziyade etsin. Allah, evliyalarını tanıttığı için ve onlarla beraber olmamızı nasip ettiği için, evliyaların himmeti üzerimize olur. Onlara hürmet edenlere Allah da hürmet eder. O iyiliğe vakıf olan, bu güzelliğe vakıf olan insan şanslı insandır. Lakin onun düşmanları çoktur. Bir güzel yola, iyi yola gittin mi, yahut bir evliya insana gittin mi bin tane şeytan çıkar karşına. "Ne gerek var, niye gidiyorsun, niye yapıyorsun?" derler bazı Müslümanlar bile. Müslüman olmayanların itirazlarının ise haddi hesabı yok. Bu yoldan giden muhafaza edilecek. Kimseyi dinlemeyin. Kimse sizi yolunuzdan alıkoymasın. Bu yol güzel yoldur, bu yol doğru yoldur. Şimdi dediğimiz gibi bin tane değil, yüz bin tane şeytan var dünyada. Hemen ayağın kayar ve cehenneme gitmesen bile, doğru yoldan uzak düşersin. Evliyalardan, Allah'ın sevgili kullarından uzak olursun. Onlarla beraber olmak necattır. Onlarla beraber olmak kurtuluştur, iyiliktir. Ahirette onlarla beraber olmak en büyük arzudur insanoğlu için, müminler için. Allah onlardan ayırmasın bizi. Onların himmetine nail olalım daima inşallah.

2024-11-17 - Lefke

İslam dini iki esasa dayanır. Birisi Kur'an, birisi sünnet. Sünnet dediğimiz, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in yaptığı şeyler ve söylediği güzel sözler, onlara tabi olmak lazım. Kur'an-ı Azimüşşan'ı Allah Azze ve Celle muhafaza ediyor. إِنَّا نَحۡنُ نَزَّلۡنَا ٱلذِّكۡرَ وَإِنَّا لَهُۥ لَحَٰفِظُونَ (15:9) "Biz zikri, Kur'an'ı indirdik." "Onu biz koruyoruz." Onu değiştiremezler. Onu istedikleri gibi yapamazlar. Hadisler konusunda ise, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in gerçek hadisleri, mübarek sözleri ve sünneti mevcuttur, ancak maalesef zamanla bazı kimseler bunların arasına uydurma hadisler katmışlardır. Kendi kafalarına göre koymuşlar. Zaten Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: "Bu hadisleri duyduğunuz zaman kalbinize ve aklınıza yatmıyorsa, o benim sözlerim değildir, benim sünnetim değildir." "Onu kabul etmeyin" diye buyuruyor Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem. Şimdi tabii Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'den sonra hadis alimleri çıktı. Hadisleri ayıkladılar, temizlediler, çok şeyi düzelttiler. Yine de arada bir akla, mantığa uygun olmayan şeyler var. Onları da bu Selefi denen tayfa kullanıyor. Onlardan birisi, haşa, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in mübarek annesi, babası kafirdir diyorlar. Hiç olacak şey mi yani bu? Haşa, onu hadis diye bir hadis çıkarmışlar. Hiç alakası olmayan bir hadis. O muhakkak Yahudiler yahut o vakitteki müşrikler oraya koymuş. O kabul edilemez bir şey. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in soyu, bütün peygamberlerin sülalesinden gelen temiz bir iman ve nur ile gelmiştir. Yani nur geliyor. O nur dededen babaya, babadan anneye geçiyor, hep o nur gelen yerde küfür olamaz. Küfür nur olmayan yerde olur. O nur muhakkak her şeyi sarmıştır. O mübarekler cennetin en yüksek yerlerindedir. Onun için, dediğimiz gibi, şimdi kendilerine göre, kafalarına göre "bu hadis zayıftır, bu hadis iyidir, bu şöyledir" diye yazarlar. Halbuki mevzu uydurma hadis dediğimiz, sonradan eklenmiş olan işte bu hadistir. Diğer hadisler öyle değil. Yani bu ne akla yatar, ne de kalbe yatar. Onun için buna Şeyh Baba da çok zaman kızıyordu. Bir defa Şam'dan gelmişti. Hutbede imamın biri bu şeyi söylemiş. Ateş gibi kızıyordu Şeyh Baba. Çok kızdı ona. Nasıl böyle diyor, ne biçim bir şey. Hatta "Cuma olmasaydı bırakıp kaçacaktım" diyor. O kadar kızdı. Bu mübarek zatların makamları en yüksek mertebededir. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem'in bir zerresini taşıyan insanlar, o mübarek nur sayesinde her şeyden korunur ve en yüksek mertebelere ulaşırlar. Onun için onlara hürmet etmek, onların makamlarının yüksek olduğunu bilmek lazım. Bunları tarikat ehli Müslümanlar bilecek. Bu aşırılık değil. Bu hakikattir. Hakikati söylemek lazım. İnsanlar çünkü bazen "Peygamber Efendimiz'in, haşa, annesi babası Müslüman değildi" deyip konuşurlar. Haşa, öyle bir şey yok. O nuru taşıyanların imanı, senden benden bin defa daha fazladır.

2024-11-16 - Lefke

وَٱلطَّيِّبَٰتُ لِلطَّيِّبِينَ وَٱلطَّيِّبُونَ لِلطَّيِّبَٰتِۚ (24:26). Allah Azze ve Celle buyuruyor ki: "İyi erkekler iyi kadınlar içindir." "Kötüler de kötüler içindir." diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. İyi insanlar dünyaya ve insanlığa faydadır. Onların burada bulunması yahut bize yol göstermesi büyük bir lütuftur. Onlara tabi olanlar, o yolda gidenler ve onlarla buluşanlar çok şey kazanmış olur. Onlarla buluşmasalar bile, binlerce böyle iyi, salih, tayyib insan gelmiş geçmiştir. Bütün evliyalar ve peygamberler tayyibundur, yani iyilerdir. Tayyibat da iyi hanımlar demektir. Allah yolunda olanlar, insanlara hizmet edenler, beylerine yardımcı olanlar, o yolu kolaylaştırıp insanlara gösterenler de onlardandır. Bu insanlar nadirdir ama onların yolu nur yoludur. İnsanlar ona taliptir. O insanlara taliptir. Burada Hacı Anne'yi gören çok az kişi kaldı. Ama onun hizmeti çok büyüktür. Bu hizmet hepinize muhakkak ulaşmıştır. Kıyamete kadar da ulaşmaya devam edecektir. Şeyh Baba'nın, Şeyh Efendi'nin yardımcısıydı. Onun hizmetindeydi. İnsanlığa hizmet etti. Bundan yirmi sene önce dünyasını değiştirdi. Bu halleri görmek istemezdi. Bu yüzden onun için çok hayırlı oldu. Yirmi sene önce dünyasını değiştirmesi, kendisi için bu halleri görmekten ve merhametinden dolayı daha hayırlı oldu. Bu günlere dayanamazdı. Kırklardan olduğu için onu hemen aldılar. Ahirette de bize yardım etmeye devam ediyor. Vefat edeceği günden bir gün önce ağır bir rahatsızlığı vardı. Çok ağır değildi aslında, şiddetli grip gibiydi. Akşam bir ihvan kardeşimiz ısrarla "Hacı Anne ile konuşalım" dedi. Biz "Hastadır, rahatsız etmeyelim" dedik ama yine de konuştuk. O sabah namazdan sonra istirahat ederken bir nida geldi: "Hacı Anne irtihal etti." Biraz sonra ihvanımız Metin geldi, "Hacı Anne rahmetli oldu" dedi. Ama ahirete irtihal etmeden önce Akbaba'dan fırtına gibi geçti, arkasına bakmadan gitti. Allah makamlarını âli eylesin.

2024-11-14 - Lefke

وَيَٰقَوۡمِ مَا لِيٓ أَدۡعُوكُمۡ إِلَى ٱلنَّجَوٰةِ وَتَدۡعُونَنِيٓ إِلَى ٱلنَّارِ (40:41) Kuran-ı Azimüşşan'da Musa aleyhisselam kavmine şöyle sesleniyor: "Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum." "Sizi doğru yola çağırıyorum." "Ama siz bunu kabul etmiyorsunuz." "Üstelik beni helak olmaya çağırıyorsunuz." "Beni cehenneme çağırıyorsunuz" diyor. Musa aleyhisselamın zamanından bugüne kadar çoğunlukla böyle oldu. Peygamberler, evliyalar, alimler ve ulema insanları hep kurtuluşa çağırıyor. İnsanlar ise bunu istemiyor. "Siz de bizim yolumuza gelin" diyorlar. "Siz de bizimle helak olun" diyerek insanları cehenneme çağırıyorlar. Allah'a şirk koşmaya, Allah'a küfretmeye davet ediyorlar. Bir taraf insanların iyiliğini isterken... Diğer taraf en kötüsünü istiyor. Aklı başında olan insan elbette ki iyi yolu seçer. İyilerle birlikte olmak ister. Kötülük yapanlarla değil, tam tersine onlardan uzak durmak ister. Peygamber Efendimizin zamanından önce de sonra da, nefsine uyan ve nefsinin sesini dinleyen insanoğlu hep haktan uzak durmuş, kötülüğe hizmet etmiştir. Nerede kötülük varsa, orada hazır olur. Ve sonunda helak olur gider. Hem de tek başına değil, yanındakileri de götürür. "Hep beraber cehenneme gidelim" der. Bazıları da şöyle saçma şakalar yapar: "Cehennemde çok insan var, artistler var, şunlar var, bunlar var." Bu şakanın sonu hiç de şaka değil, çok kötü bir şakadır. Allah herkese hidayet versin, sanatçısına da, sıradan insanına da. Herkes Allah'ın yolunda olsun. Necat, kurtuluş yolunda olsunlar, kurtuluşa gelsinler. Kurtuluşun da cennetin de kapısı ardına kadar açık. Herkese yeter, herkes sığar oraya. python3.9 04_into_all_txt.py

2024-11-13 - Lefke

فَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّنِ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبࣰا لِّیُضِلَّ ٱلنَّاسَ بِغَیۡرِ عِلۡمٍۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا یَهۡدِی ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّـٰلِمِینَ (6:144) Allah Azze ve Celle buyuruyor ki: "En zalim insan kimdir? Allah Azze ve Celle'nin söylemediğini, O'na iftira ederek 'Bu Allah'ın sözüdür' diye insanlara takdim eden kimsedir." İşte böyle yapan insan, zalimlerin ta kendisidir. Allah zalimlere hidayet vermez. Onların gösterdiği yol, yol değildir. Zaten herkes kendi yolunu gösteriyor. Kâfir, kâfirliğini gösteriyor. Sapık, sapıklığını gösteriyor. Onlar zaten bellidir de "Müslümanım" deyip de "Bu Allah Azze ve Celle'nin sözüdür, Peygamber Efendimiz'in sözüdür" diye insanlara takdim eden insan, en kötüleri odur. Allah onlara hidayet vermez. Sonları kötü olur. Şimdi çok var, Müslüman geçinen, Müslümanlığı yıkmaya uğraşan, bazıları bilerek, bazıları bilmeyerek bu işleri yapıyorlar. Bilerek yapanlar daha kötü, bilmeyerek yapanlar da kötü. Çünkü madem "İnsanlara yol gösteriyorum" diyorsun, muhakkak biraz bilgin olması gerekir. En mühim mesele şudur ki, Allah Azze ve Celle'nin söylemediği bir şeyi "Bu Allah'ın yoludur" diye insanlara göstermen en büyük zalimliktir. Çünkü insanların imanlarıyla oynuyorsun, onların hayatlarıyla oynuyorsun, ebedi hayatlarıyla oynuyorsun ki yoldan çıktı mı çoğu insan helak oluyor, gidiyor. Geri dönüp aklı başına gelip de tövbe eden insan azdır. Onun için bu büyük bir zulümdür ki insanları ebedi şekavete, ebedi kötü hayata bırakmak, onları yoldan çıkarmak en kötü şeydir. Bu zamanda bu insanlardan çok var. İnsanlar da onlara tabi oluyor. "Yahu sen doğru insana tabi olmuyorsun, doğru olmayan yola gidiyorsun." Bunun mazereti yok. Doğru yoldan bazen sapabilir insan, ama dönüp dolaşıp tekrar doğru yolu bulabilir. Dün mesela Hala Sultan'a gidiyorduk, yolu şaşırdık, dolaşıp dolaşıp yine aynı yola döndük. Ama yanlış yolu takip edersen, o yolda gidersen hiçbir zaman hedefe yetişemezsin. Yoldan çıkmış olursun. Doğru yola dönmedikten sonra bir yere yetişemezsin. Yoldan çıkmış olursun. Eğri büğrü yollara, helak olacağın yollara gitmiş olursun. Onun için buna dikkat etmek lazım. "Ben bilmeden bu adamın peşine, bu kadının peşine gittim, böyle söyledi, şöyle söyledi, güzel konuştu, ben ona tabi oldum" demek mazeret değildir. Mazeret, hakikati nedir diye sorup soruşturmaktır. Doğruysa peşine git. Doğru değilse hemen nereden dönersen sana kâr olur. Allah muhafaza etsin. Deccallar çoktur, yalancılar çoktur. Yalancı peygamberler çıktı, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem zamanında. Onlardan sonra yalancı âlimler çıktı, kötü âlimler çıktı. Onların peşine düşen milyonlarca insan helak oldu. Allah muhafaza etsin. Buna dikkat etmek lazım. Bu yolumuz, doğru yol herkes için açıktır, bellidir. Onu bırakıp da kötü yola giden, kendi kabahatinin cezasını kendi çeker. Allah muhafaza etsin. Sakının inşallah.

2024-11-11 - Lefke

وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلصَّبۡرِ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلۡمَرۡحَمَةِ (90:17) أُوْلَـٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ (90:18) Allah Azze ve Celle sabır ve merhamet sahibi müminlere müjde veriyor. Onlar en yüksek makamlarda, sağ tarafta, cennetin güzel yerlerinde olurlar. Allah Azze ve Celle'nin merhametine nail olurlar. Bu sabır ve merhamet İslam'ın esasıdır. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in öğrettiği, bize tavsiye ettiği, gösterdiği yoldur. Müslüman merhametli olur, sabırlı olur. Sabırsız, merhametsiz olan kendini ıslah etmelidir. Kâfirde merhamet yok, sabır yok, hiçbir iyilik yok. Onlar cehennemin müşterileridir. Cehenneme layık olan insanlardır onlar. Sabır ve merhameti olmayan insana Allah da merhamet etmez. Merhamet etmeyen merhamet bulmaz. Onun için mümin her zaman iyiliktedir. Herkese iyilik ister. Sadece insanlara değil, her türlü hayvana, ağaca, her şeye merhamet vardır. Bu yüzden yeşil olan şeyleri, ağaçları boş yere kesmek olmaz. İslam'da yeşili yakmak da olmaz. Bu mekruhtur. Buna izin verilmez. İnsanlar yapıyor, her türlü şeyi yapıyor. Merhamet, sadece insana değildir. Ağaca, kuşa, hayvana, her şeye merhamet İslam'ın gösterdiği yoldur. Şimdiki münafık insanlar kendilerini merhametli olarak gösterirler insanlara. Halbuki onların hiçbir merhameti yok, hiçbir şeyi yok. Allah Azze ve Celle'nin koyduğu kanunlara, yaşayışa ters olarak hareket ederler. Bu da insanlara zulümdür. Çünkü her şey mizanla, teraziyle yaratılmıştır. Bir şeyi değiştirdin mi, ona karıştın mı herkese zulmetmiş oluyorsun. Tabii bu zamanın insanları aynı şeyi yapıyorlar. Hiçbir merhamet kalmamış. İyilik kalmamış. Bir de üstüne "biz iyiyiz, biz merhametliyiz" diye konuşuyorlar. İslam'dır. En güzel şeyi gösteren, en iyi yolu gösteren, insanlık için gerekli olan şey İslam'dır. İslam'ın dışındakiler: Hepsi insanlığa kötülüktür, kabahattir, her türlü zarara sebep olur. İslam yolu insanlığın kurtuluşudur. Allah Azze ve Celle Kur'an-ı Azimüşşan'da buyuruyor: وَلَوۡ اَعۡجَبَكَ كَثۡرَةُ الۡخَبِيۡثِ (5:100) Pis şeylerin, kötü şeylerin çokluğu seni aldatmasın, "herkes bunu yapıyor, ben de yapayım" diye, sen sakın ona yeltenme, onu beğenme. لَوۡ اَعۡجَبَكَ Yani beğenme. Herkes yapıyor diye sen de yapma. Onlar zarardadır. Sen kendini tehlikeye atma, pisliğin içine atma, sakın buna yeltenmeyesin diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. İslam dünyada az olsa da onunla bağlı ol, ona tabi ol ki sen de kurtulasın, başkalarına da inşallah kurtulmaya vesile olur inşallah.

2024-11-10 - Lefke

اِنَّ الدِّيۡنَ عِنۡدَ اللّٰهِ الۡاِسۡلَامُ (3:19) İslam dini, Allah Azze ve Celle'nin insanlara gönderdiği dindir. Başka din yoktur. Din tektir. Bütün peygamberler bu din üzerinedir. Hepsi İslam'dır. Şeriatlar değişse de her peygamber, kendisinden sonraki peygambere bu emaneti teslim etmiştir. Bu emanet, Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)'e gelene kadar devam etmiş ve O "Bu dini tamamladım" buyurmuştur. اَ لۡيَوۡمَ اَكۡمَلۡتُ لَـكُمۡ دِيۡنَكُمۡ وَاَ تۡمَمۡتُ عَلَيۡكُمۡ نِعۡمَتِىۡ وَرَضِيۡتُ لَـكُمُ الۡاِسۡلَامَ دِيۡنًا (5:3) Bugün din tamamlandı. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) sahabelere veda hutbesinde "Bütün her şeyi öğrettim" diye bildirmiştir. O vakit tabii Peygamber Efendimiz'i insanlar anlamadı. Sadece Hazreti Ebu Bekir Hazretleri anladı ki artık din tamamlandı, Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) irtihal edecek ahirete. Ağlamış. Diğer sahabeler farkında değillerdi. Hazreti Ebu Bekir'in ağlamasını görünce bilmişler ki bir şey var, üzüntü oldu. Anlayan üzüldü. Çünkü Peygamber Efendimiz'in yaşı 63'tü, gayet kuvvetli, normal insanlardan çok daha kuvvetli olarak yaşıyordu. O vefatı tabii sahabeye büyük bir üzüntü oldu ama onun vazifesi dünyada bitmedi, daimdir. Haydır, ölmez, her zaman hazırdır, Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetine hazırdır. En son peygamber O'dur. Ondan sonra gelen ümmet O'nun yolunu takip etmesi lazım. O yol nasıl takip edilir? O'na olan bağlantı, Ehli Beyt'ten sahabeye, sonra ulemaya, evliyalara ve meşayihlere, böylece günümüze kadar geliyor. Doğru yol odur. Başka kendi kafasına göre insanlar "Ben biraz değişiklik yapayım, şunu yapayım, bunu yapayım" diyemez. Esas meselelerde değişiklik olmaz. Namazlarda, ibadetlerin vakitlerinde yapılacak şeylerde değişiklik olmaz. Maişet babında olanlar da tabii zamana göre uyar. Ama esas olan hac, namaz, zekât, oruç, onlar hepsi aynı devam eder. Onların hiçbir değişikliği olmaz. Bu da işte tarikatımızın yoludur. Bizim tarikat, Peygamber Efendimiz'e tabi olmak, onun yolundan gitmek, Allah'ın emirlerini yerine getirmektir. Başka şey yoktur. Fitne yapan çok olur. Çekemeyen çok olur. يُرِيۡدُوۡنَ لِيُطۡفِـُٔـوۡا نُوۡرَ اللّٰهِ بِاَ فۡوَاهِهِمْ وَاللّٰهُ مُتِمُّ نُوۡرِهٖ وَلَوۡ كَرِهَ الۡكٰفِرُوۡنَ (61:8) Nuru ağızlarıyla üfleyerek söndürmek istiyorlar. O nur sönmez. Nuru tamamlayacak Allah Azze ve Celle'dir. Bu nur, Allah'a şükür, doğru yolda olan Müslümanlar da, Peygamber Efendimiz'in yolunda olan Müslümanlar da o nuru söndüremezler. O nur devam eder. Allah'ın izniyle fitne yaptıkları kadar yapsınlar. İsteyen beğensin, isteyen beğenmesin. Tarikattayız biz. Tarikatımız Nakşibendi tarikatıdır, 41 tarikat vardır. Onlar hak tarikattır. Beğenen beğensin, beğenmeyen beğenmesin. O Allah ile aramızda olan ahit, söz budur, Peygamber Efendimiz'in sözü budur. Başka değişmez inşallah. Bu biat Peygamber Efendimiz'in biatıdır. Aynı yolda devam ediyoruz Allah'ın izniyle. Kim ne söylerse söylesin, Vahhabi'sidir, Selefi'sidir, neyse. Kimseden çekinmemiz yok, korkumuz yok. Kimseye de borcumuz yok. Beğenen beğensin, beğenmeyen kendi bilir. Allah bizden razı olsun, o yeter bize. Allah bu yoldan ayırmasın, Allah şaşırtmasın. Çok şaşıran Müslümanlar var, onlar kendilerini helak eder. Doğru yol bu yoldur, Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)'in gittiği yol, bin dört yüz senedir değişmeden gelmiştir. Şimdi son zamanda değişen insanlar var. Onlar da şanssız insanlardır. Allah bizi de onların akıbetinden muhafaza etsin. Doğru yoldan ayırmasın inşallah. Hidayet versin insanlara da.