السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.
Mübarek bir söz var.
Hadis mi, salihlerin sözü mü, tam bilemiyorum.
التأني السلامة وفي العجلة الندامة
Düşünerek iş yapmak selamete götürür.
İnsana iyi işler yapmaya yardım eder.
Yavaş yavaş, düşünerek hareket ederek.
وفي العجلة الندامة
Acele eden sonunda pişman olur.
Pişmanlık olur.
Hemen düşünmeden, etmeden oraya buraya atlar, bir şeyler yapar.
Sonunda mutlaka pişman olur.
Çünkü düşünmeden, aceleci davranıp "şunu yapacağım, bunu yapacağım" der.
İşte o zaman pişman olur.
Peki, acele ne zaman gerekli? Hayır işlerinde.
Hayır işini acele yapacaksın.
Dünya işlerini ise iyice düşünmek gerekir.
Nasıl yapacağını, ne edeceğini iyice düşünmelisin.
Ama hayır işinde acele etmek gerekir.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki, insan günah işlediğinde hemen arkasından bir iyilik yapsın ki o günah silinsin.
Hemen arkasından iyilik yapmalı ki günah silinsin.
Bu acelecilik ahiret işlerinde olmalı.
عجلوا بالصلاة قبل الفوت، عجلوا بالتوبة قبل الموت
Namazı vaktinde kılmaya acele edin.
Vakti geçerse o namazın faziletini bulamazsınız.
Tövbeyi de ölmeden önce acele edin.
Öldükten sonra tövbenin faydası olmaz.
İşte bu böyle bilinmesi lazım.
Acele etmek ahiret işlerinde iyidir.
Dünya işlerinde iyi olmaz.
Bu yüzden dünya işlerini düşünerek, yavaş yavaş yaparak, planlayarak yapın.
Ahiret için ise hemen, vakit kaybetmeden.
O işi bırakmayın sonraya.
Allah yardım etsin.
Hayırlı işleri acele yapalım inşaAllah.
2024-12-01 - Dergah, Akbaba, İstanbul
وَلَيَنصُرَنَّ ٱللَّهُ مَن يَنصُرُهُ
(22:40)
Allah buyuruyor ki: Allah'la beraber olan galip gelecektir.
Nusret ona olacaktır inşaAllah.
Allah'la beraber olun ki, ne kadar zorluk olsa da galip olan siz olursunuz.
Şeytanla beraber olan hiçbir zaman galip gelemez.
Galip gelmiş görünse bile mağluptur.
Çünkü Allah'a karşı gelip dünyada bir şey kazandım zannederse, ahirette hiçbir şey kazanmamış olur, mağlup olmuş olur.
Kendi cehennemine gitmiş olur.
Asıl mağlubiyet işte budur.
Dünyadaki galiplik mağlupluk değil, esas ahiret mühimdir.
Allah'la beraber olun ki daima galip olasınız inşaAllah.
Nefsimize galip gelelim.
Şeytana galip gelelim inşaAllah.
Çünkü bu zaman çok zor bir zamandır.
Bütün kötülükler iyilik gibi görünüyor.
Onları yapmak artık çok kolay.
Eskiden kötülük yapmak zordu.
Kötülük yapan insan nadir görülürdü.
Şimdi her taraf doldu.
Onlara Allah yol açmış, şimdi onların vaktidir.
Bu, Müslümanlar için bir imtihandır.
"Onlar yaptı, biz de yapalım, kolay iştir, nasıl olsa bir şey olmuyor" demeyin.
Onların ahirette hesabı vardır.
O vakit göreceksiniz galip kim, mağlup kim oldu.
Allah bizi galiplerden, Allah'la beraber olanlardan eylesin.
Allah'ın safında olalım daima inşaAllah.
Daima galibiz inşaAllah.
Bu lüzumsuz insanların laflarına kanıp da Allah'a karşı gelmesin insanlar.
Çok yanılırlar, çok kandırılırlar öyle yaparlarsa.
Allah'la beraber olsunlar inşaAllah.
Allah bizi yolundan ayırmasın, sabit kadem kılsın inşaAllah.
2024-11-30 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, ahir zamanda bu fitneleri bitirsin diye Mehdi aleyhisselam'ın geleceğini buyurmuş.
Söylediği haktır.
Söylediği her şey gerçekleşti.
Kıyamete kadar olacak her şeyi Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem beyan etti.
Bunların arasında en mühim olanı Mehdi aleyhisselam'dır.
Mehdi aleyhisselam denince, insanlar "Nasıl bileceğiz, nasıl tanıyacağız?" diye soruyor, çoğu bilmiyor.
Bu yüzden her gün biri çıkıp "Ben Mehdi'yim, bana tabi olun" diyor.
Çoğu insan tabii ki bunlara önem vermiyor.
Çünkü Mehdi kalkıp da "Ben Mehdi'yim" diyerek dolaşıp insanlara yalvaracak değil.
Mehdi aleyhisselam ortaya çıktığında kendisi bilinecek.
Tekbir getirecek.
O vakit imanı olan herkes ona tabi olacak.
Şimdilerde "Ben Mehdi'yim" diye ortaya çıkan kişi aklen noksan demektir.
Ya delidir, ya meczuptur, ya da ahmaktır.
Başka bir şey değildir.
Hatta bazı insanlar bunlara inanıyor.
Onlara tabi oluyorlar.
Boş yere peşlerinden gidiyorlar.
Artık ne gösteriyorsa, ne diyorsa, şeriata uygun mu değil mi, o da başka mesele.
Onun peşinden gidenler kendisinden daha akılsız, daha ahmak oluyor.
Başka türlüsü yok.
Yani Mehdi aleyhisselam tek tek uğraşsa, on milyon yıl gerekir ki bütün insanları toplasın ve düzeni değiştirsin.
Böyle bir şey olamaz.
Mehdi aleyhisselam'ın tanınması nasıl olacak? Tekbir getirdiğinde mağripten maşrıka, doğudan batıya, güneyden kuzeye, kuzeyden güneye bilinecek.
İmanı olan herkes bilecek, duyacak ve ona tabi olacak.
Diğer türlü, bazıları zararsız delidir, bazıları zararlı delidir.
İnsanları sömürerek, kendi kafalarına göre hareket ediyorlar, niyetleri nedir Allah bilir.
Bu yüzden dikkatli olmak lazım.
Bazıları da şeyhlerine Mehdi diyor.
Şeyh Nazım Hazretlerine, "Sen Mehdi'sin" diyenler oldu.
Bazı akılsız kimseler vardı.
"Şeyh Nazım Mehdi'dir" diyorlardı.
"Ben de İsa'yım" diye çıkan da oldu.
Şeyh Baba "Biz hizmetçisiyiz" dedi.
"Mehdi aleyhisselam'ın hizmetçisiyiz, biz değiliz" dedi.
Yani doğrudan söylüyor.
Onun için, şimdi hiçbir şeyh Mehdi değildir.
Mehdi ayrı bir zattır.
Vakti gelince herkes görecek.
Dünyadaki zulmü adalete çevirecek.
Kötülüğü iyiliğe çevirecek inşallah.
Allah ona kavuştursun.
Allah'a şükür, Şeyhimiz bize yolu göstermiş.
"Ben Mehdi'yim" diyenlere gelince:
"Mehdi" kelime manası itibariyle hidayete erdiren demektir.
Yani kelime manası olarak, insanlara doğru yolu gösteren bir nevi mehdidir.
Ama asıl beklenen, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in müjdelediği Mehdi aleyhisselam henüz çıkmadı.
İnşallah ona kavuşuruz.
O güzel günlerde beraber oluruz inşallah.
2024-11-29 - Dergah, Akbaba, İstanbul
يُرِيۡدُ اللّٰهُ اَنۡ يُّخَفِّفَ عَنۡكُمۡۚ وَخُلِقَ الۡاِنۡسَانُ ضَعِيۡفًا
(4:28)
Allah Azze ve Celle buyuruyor ki, Allah insanın yükünü hafifletmek istiyor.
İnsan zayıf yaratılmıştır.
Allah Azze ve Celle buyuruyor ki, insanı yaratılış olarak zayıf yarattık.
Bu yüzden ona zorluk yoktur.
Allah diyor ki insana zorluk olmasın, ama şehvetinin peşine düşenler insanı zora sokar.
Şehvetin peşine düşenler insanlara daha çok zorluk ve kötülük olsun isterler.
Allah Azze ve Celle ise iyilik ister.
İnsan zayıf olduğu için, bu zayıflığı yenmesi için emirler vardır yapması gereken.
Bunları yapmazsa o zaman diğer tarafa geçer.
Orada ise her türlü sıkıntı, zorluk ve kötülük vardır.
Şehvetin peşine düşenler, nefsinin peşine düşenler, kötü insanların peşine düşenler, Allah yolundan uzak duranların durumu zordur.
Hem insan zayıftır hem de bunların peşine düşerse, o zaman kendini tamamen harap etmiş, helak etmiş olur.
Allah Azze ve Celle insana iyilik istiyor.
İnsanlara kötülük istemez.
Kötülük isteyen şeytandır.
Allah irade vermiştir, nefsine hakim olan kurtulur.
Nefsine hakim olamayan ise sürüklenip gider.
Sonu kötü olur.
Hayatı mahvolmuş olur.
İnsan zayıflığını Allah yolunda olarak kuvvetlendirir.
Nefsine tabi olursa o zaman bu zayıflık daha beter, daha kötü olur.
Allah hepimizi bu şerlerden muhafaza etsin.
Allah'ın yolunda olalım inşallah.
Allah bize kolaylık göstersin inşallah.
2024-11-28 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Peygamber Efendimiz ṣallá Llāhu alayhi wa sallam buyuruyor ki bu Müslüman, Müslümanın üç günden fazla küsmesi olmaz.
Ona caiz değildir.
Müslümanlar, tabii ki bazen karşı taraftan kötülük görebilir.
Ona küser, onunla görüşmek istemez, muhatap olmak istemez.
Ama yine Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem öyle halde olsa bile yine küsmek olmaz diye buyuruyor.
Şimdi insanlar her şeyde bahane bulur.
Aile içi, aile dışı.
Aile içi daha fazla küskünlük olur.
Kendi aralarında küskünlük daha sonra düşmanlığa dönüşüyor.
Düşmanlık da daha kötü şeylere sebep oluyor.
Onun için Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki iyilik iyilik getirir;
Kötülük de kötülük.
Küsmek de bir türlü kötülüktür.
Normal olarak Müslüman yoldan, Allah'ın yolundan çıkmadıktan sonra onunla muhatap olman lazım.
Yok o yoldan çıkıp dinden çıkıp başka şeyler olursa o vakit muhatap olmana gerek yok.
Ama mühim olan Müslüman Müslümana destek olması lazım.
Hatasını kabul etmesi lazım.
Hatası varsa affetmesi lazım.
Bu Müslümanlığın yapılması lazım, gereken şeylerdir.
Öteki türlü dediğimiz gibi ufak ufak daha kötü şeyler oluyor.
Birike birike çok daha kötü işler oluyor.
Lüzumsuz işler oluyor.
Zararlı işler oluyor.
Onun için anlaşmak nedir hatası, senin hatan nedir diye bilip onları yapmamak daha Allah'ın indinde daha makbuldür, daha iyidir.
Müslümanların birlik olması lazım.
Müslümanların zaten her türlü düşman var.
Müslümanların birbirlerine kötülük etmeleri, birbirlerine düşmanlık etmeleri caiz değildir, olmaz.
Hem kendilerine zarar olur hem etraftaki Müslümanlara zarar olur.
Allah muhafaza etsin.
Allah şeytanın şerrinden muhafaza etsin.
Şeytanın şerri büyüktür.
Allah muhafaza etsin şerrinden.
2024-11-27 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Peygamber Efendimiz buyuruyor:
تفاءلوا بالخير تجدوه
"Hayrı ümit edin, bulursunuz."
Yani onun için her iş yaptığınızda, nereye giderseniz gidin, ne iş yaparsanız yapın, hayırlı olacak diye düşünün.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bunun muhakkak öyle olacağını söylüyor.
Bu hem sizin için daha hayırlı olur, hem de Allah Azze ve Celle sizin ümidini boşa çıkarmaz.
Hasta olan "iyileşeceğim" diye düşünsün.
İşi olmayan "işim olacak" diye düşünsün.
Bir yere gidecekse "hayırlı olacak" diye düşünsün.
"Gidip selametle döneceğiz" diye düşünsün.
Yani bütün işlerin hayırlı olacağını düşünmeli.
"Benim işim olmayacak, olmaz" diye düşünürsen, zaten baştan kendi ümidini kırmış oluyorsun.
Bu da aynı şekilde hasta "ben artık iyileşmem" dese, baştan kendini yıkmış oluyor.
Öte yandan "Allah'ın izniyle iyileşeceğim, Allah şifa verecek" derse, o da Allah'ın izniyle iyileşir.
Bu ilaçtan daha kuvvetlidir.
Moralini düzeltmek ve inanmak, insana ilaçtan da daha kuvvetli gelir.
Her şeyden daha kuvvetlidir.
Onun için Peygamber Efendimizin bütün sözleri insanlara yol gösteren, her iyiliği gösteren ve veren şeylerdir.
Bu yüzden daima hayrı düşünün.
"İşimiz iyi gidecek, bundan daha kötü olmaz.
Allah'ın izniyle, Allah'a tevekkül ettik.
İşimiz iyi olur, daha güzel olur" diye daima düşünün.
Bazı insanlar var, şom ağızlı derler.
Her işe kötü yaklaşan, kötülüğü düşünen insanlar... Bu güzel bir şey değil, fayda vermez, aksine zarar verir.
Allah muhafaza etsin.
Devamlı iyilik düşünmek lazım.
Allah iyilik versin, işlerimiz güzel olsun inşallah.
Daima daha iyi, daha güzel olsun inşallah.
2024-11-26 - Dergah, Akbaba, İstanbul
فَاعْتَبِرُوا يَا أُولِي الْأَبْصَارِ
(59:2)
Görenler, gözleri açık olanlar için, ibret alın diye buyuruyor Allah Azze ve Celle.
Dünyada yaşamak her an ibret almak içindir.
Her şeyin bir hikmeti var, bir tecellisi var.
Onu gören insanlar görür, ibret alır, faydalanır.
Görmeyenler hiçbir şey bilmez.
Cahil olarak gelir, cahil olarak gider.
Hiçbir şeyden bir fayda sağlayamaz, bir fayda edemez.
İbret alan insan her şeyden faydalanır.
İbret almak, Allah Azze ve Celle'nin emridir.
Dünyada ot gibi yaşayıp gitmek için değil, dünya hayatını ahiret için ganimet olsun diye Allah Azze ve Celle yaratmış.
Onun için ibret almak emirdir.
İbret alın, her şeyden ibret alın.
Kendi hayatından da alırsın.
Başkalarının da yaptıklarından ibret alırsın.
Gördüklerinden de ibret almak demek:
onun hikmeti nedir diye onu düşünmektir.
Bir şey anlamazsan bile Allah Azze ve Celle'nin bir hikmetleri var diye düşünmen o da faydadır.
O vakit Allah Azze ve Celle'yi hatırlamış oluyorsun.
Allah Azze ve Celle'nin yaptığı, yarattıklarında ibret olarak çok şeyler var.
Geçmişte, gelecekte, hazırda çok ibret alacak şey var.
أَنَّمَا خَلَقۡنَٰكُمۡ عَبَثٗا
(23:115)
Onun için bütün hayat - hem kendi hayatın hem başkalarının hayatı - ibret alıp iyi olmak ve kötüden uzak durmak içindir inşallah.
Allah yardım etsin.
O hikmetleri anlamaya yardım etsin bize inşallah.
2024-11-25 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Allah Azze ve Celle şöyle buyuruyor:
اِنَّكَ لَا تَهۡدِىۡ مَنۡ اَحۡبَبۡتَ وَلٰـكِنَّ اللّٰهَ يَهۡدِىۡ مَنۡ يَّشَآءُ
(28:56)
"Sen sevdiğin kişiyi hidayete erdiremezsin, ancak Allah dilediğine hidayet verir."
Allah dilediğine hidayet nasip eder.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki: "Bir insanı hidayete erdirmen, dünya ve içindeki her şeyden daha hayırlıdır."
Bu sebeple, bir insanı Allah yoluna yönlendirmek büyük bir mükâfattır.
İnsana böyle bir nasip olduğunda, başka bir şeye bakmaması gerekir.
Hem Şeyh Efendi'nin zamanında hem de şimdiki zamanda Allah'a şükür, pek çok insan bu yola girdi.
Hidayet yolu, Peygamber Efendimiz'in yolu, Ehli Sünnet vel Cemaat ve Nakşibendi Tarikatı yoluna binlerce, on binlerce insan girdi.
Fakat bakarız, bazılarını göremiyoruz.
Bizim kapılarımız herkese açıktır.
Onlar hidayete erişti diye onları satın almadık.
Herkes istediği zaman gelir, istediği zaman gider.
Kimse kimseye mecbur değildir.
Bu bir gönül meselesidir.
Allah senin vesilen ile birini hidayete eriştirdiyse, bu sana yeter.
Başka menfaatler peşinde koşmana gerek yok.
Bu, Allah Azze ve Celle'nin sana büyük bir ikramıdır.
Bir kişiyi hidayete eriştirmen ve o kişinin bu yolda devam etmesi, büyük bir nimettir.
Ne yazık ki bazı kimseler 'Ben hocayım, bu insanlar benim vasıtamla tarikata girdiler, Şeyh Efendiyi tanıdılar' diyerek, kendilerine bilhassa kadınlar tarafından hizmet edilmediğinden şikâyet ediyorlar:
"Şimdi bana artık hizmet etmiyorlar, bana ikram etmiyorlar."
Evet, insanlar size saygı gösterir, ikramda bulunur, ama kimseyi satın almış değilsiniz.
Allah herkesi hür yaratmıştır.
Kimse kimsenin hizmetçisi, kölesi değildir.
Gönülden gelirse, Allah rızası için hizmet eder.
Bu gerçeği herkesin, bihassa tarikat ehlinin bilmesi gerekir.
Çünkü tarikat, şeriatın özüdür.
Şeriat kıl kadar incedir.
Kılıç gibi keskindir, dikkat etmek gerekir.
İyilik yapayım derken kendinize zarar vermeyin, başınız kötülük gelmesin.
Bu insanları doğru yolda görürseniz, Allah'a şükredin, hamd edin.
Allah'a şükür ki, milyonlarca insan sapkınlık içindeyken, ne Allah'ı biliyorlar, ne Peygamber'i, ne dini, ne imanı, ne ahlak var ne birşey var
Onlara bakmayıp da, mübarek bir insan seninle beraber değil ama aynı yolda gidiyor diye can sıkmak doğru değil.
O insana zorluk çıkarmayın. Darılmasın!
Bu çok önemlidir.
Yola girenler için kapı her zaman açıktır.
Şeyh Nazım Efendi'ye binlerce, on binlerce kişi gelip gitti.
Hepsini göremiyoruz tabii, ancak azını görebiliyoruz.
Çoğu gönülden devam ediyorsa ne mutlu bize; etmiyorsa Allah onlara da hidayet versin.
Allah kimseyi doğru yoldan ayırmasın.
İnsanı doğru yola koyduktan sonra Allah'a şükretmek gerekir.
Başka şeyleri kalbinden geçirme.
Ondan alacağın şey yerine, Allah sana daha büyüğünü, daha hayırlısını nasip eder.
Bunlar dikkat edilmesi gereken konulardır.
Özellikle tarikat ehli için.
Maalesef tarikat ehli her yerde "şu şöyleydi, bu böyleydi" diye konuşuyor.
Bizim tarikatımız açıktır.
Kapımız açıktır.
Bize gelmek isteyen hoş gelir.
Başka yere gitmek isteyen, doğru yolda olduktan sonra, Allah ve Peygamber yolunda olduktan sonra, gitsin. Hiç üzüntü olmaz.
Kalbi nereye meylediyorsa oraya gider.
Ne yaparsa yapsın.
Yeter ki yoldan çıkmasın.
Önemli olan budur.
Allah hepimizi bu yolda sabit kadem kılsın.
Nefsimize uydurmasın inşallah.
Allah Azze ve Celle yolunu göstersin.
Sapıtmaktan korusun inşallah.
2024-11-24 - Lefke
وَلَا يَخَافُوۡنَ لَوۡمَةَ لَاۤـئِمٍ
(5:54)
Allah Azze ve Celle Kur'an-ı Azimüşşan'da buyuruyor ki, mümin olan, Allah Azze ve Celle ile beraber olan insan için başkalarının ne dediği önemli değildir, kıymet vermez.
Onların dedikleri, Allah yolunda olan insan için önemli değildir.
Önemli olan Allah yolunda olmaktır.
"Bu beni beğenecek, bu beğenmeyecek" diye bir dertleri yoktur.
Tek dertleri Allah Azze ve Celle'nin onları beğenmesi ve kabul etmesidir. Bütün gayeleri, hamleleri ve düşünceleri budur.
Allah Azze ve Celle bizi kabul etsin.
Başkası kabul etmiş, şu kabul etmiş, bu kabul etmemiş, bu giysimizi beğenmemiş, bu okulumuzu beğenmemiş, bu yürüyüşümüzü beğenmemiş diye hiçbir endişemiz olmaz.
Allah Azze ve Celle ile beraber olan insan O'ndan başkasını düşünmez.
Düşüneceği tek şey, giydiği, yediği, içtiğinin Allah Azze ve Celle'nin istediği gibi olmasıdır.
O adamın, bu kadının, başkalarının beğenip beğenmeyeceği diye bir kaide yoktur Müslümanlıkta.
Müslümanlıkta tertipli ve temiz giyineceksin.
Üstünü temiz tutacaksın, necasetten uzak duracaksın.
Ondan sonra üstü kolay, yediğin de temiz olacak.
Necaset olmayacak, pislik olmayacak.
İslamı ve Müslümanları beğenmeyen bu insanların hem üstü başı pis, hem de yedikleri şeyler necasettir.
Şimdi bu necaset, bir kere içki necasettir.
Üstüne değdiğinde temizlensin diye yıkaman gerekir.
O necaset gitsin diye yıkaman lazım.
Yediğin şey de aynı şekilde.
Şimdi bu akılsız Müslüman olmayanlar, "Efendim, bir millet köpek yermiş, nasıl köpek yiyor bunlar?" diyor.
"Sen domuz yiyorsun, domuz daha pis ondan."
Yani nasıl bir mantık bu, mantık diye bir şey yok.
Allah Azze ve Celle'ye inanmayan insanın hiçbir mantığı yoktur.
Hiçbir şeyi doğru dürüst değildir.
Onun için onlar seni beğensin diye uğraşırsan, seni maymuna çevirirler.
Yani onların keyfine göre davranacaksan, her türlü maskaralığa maruz kalırsın, sana gülerler.
O zaman esas sana gülerler.
Allah yolunda olan insan, Allah Azze ve Celle'nin istediği gibi olduktan sonra en büyük kazancı elde etmiş olur.
Her işi güzel olur.
Allah yolunda gitmiş olur.
Öteki türlü "bu beğenecek, bu beğenmeyecek" diye davranırsan, Allah Azze ve Celle sana hayır nazarıyla bakmaz, senden memnun olmaz.
Allah Azze ve Celle'nin rızası olsun inşallah hepimizin üzerine.
"Bu böyle dedi, şu şöyle dedi" diye üzülmek yakışmaz.
Tam tersine, bizi beğenmeyenler, yani İslam'ı beğenmeyenler varsa ve onların beğenmediğini yapıyorsak, ne mutlu bize, ne güzel bize.
Onların beğenmediklerini, hayır işlerini yaparak kazanacaksak, hiç beğenmesinler.
Biz iyiliği, iyi olarak yaparız.
Beğenirlerse ne âlâ, beğenmezlerse önemli değil.
2024-11-22 - Lefke
Allah Azze ve Celle Kur'an-ı Azimüşşan'da buyuruyor.
وَمَنۡ اَحۡسَنُ دِيۡنًا مِّمَّنۡ اَسۡلَمَ وَجۡهَهٗ لِلّٰهِ وَهُوَ مُحۡسِنٌ وَّاتَّبَعَ مِلَّةَ اِبۡرٰهِيۡمَ حَنِيۡفًا
(4:125)
En iyi insanlar, İbrahim aleyhisselam'ın dinine, onun milletine - ki o millet İslam milletidir - tabi olanlardır.
Dini İslam'dır.
Ona tabi olan, Allah katında en iyi ve en güzel insanlardır.
Allah katında iyi ve güzel olmak, her insanın yapması gereken şeydir.
Çünkü her şeyimiz Allah'tandır ve biz Allah'a borçluyuz.
Hepimiz Allah'a aitiz.
O'nun mülküyüz.
O bizim sahibimizdir.
Allah Azze ve Celle'dir.
Rızkımızı veren, her türlü sıhhati veren ve en önemlisi imanı veren Allah Azze ve Celle'dir.
O'na şükredip O'nun istediği yolda gitmek gerekir.
Kurtaran da O'dur, veren de O'dur, alan da O'dur.
Allah Azze ve Celle'dir.
Bu yüzden o yolda giden insana ne mutlu, diye buyuruyor Allah Azze ve Celle.
Yani en güzel insan odur.
Doğruları bize öğreten, gösteren Allah Azze ve Celle'dir.
"Bu gittiğiniz yol, güzel yol budur" diye buyuruyor.
Bundan daha güzel yol yoktur.
Başka yola sapmayın.
Başka insanların peşinden gitmeyin.
Bu yoldan çıkan insanların peşinden sakın gitmeyin, helak olursunuz.
"Biz sizi kurtardık, biz size yardım ettik, şunu yaptık, bunu yaptık" deyip de seni yoldan çıkaran insanın sana faydası olmaz, kendine de faydası olmaz.
Bu nedenle doğru olan, Allah Azze ve Celle'nin yolunda olmaktır.
İnsan için en önemli şey "hayati karar" derler.
Hayati karar budur.
Bu yolda sebat edip ahirete bu yol üzere intikal etmektir.
En iyi karar, en güzel karar, en akıllı karar budur.
Allah Azze ve Celle buyuruyor ki:
وَاتَّخَذَ اللّٰهُ اِبۡرٰهِيۡمَ خَلِيۡلًا
(4:125)
İbrahim aleyhisselam'ı sevgili, sevindiği insan olarak kabul etti diye buyuruyor.
İbrahim aleyhisselam ulül azm peygamberlerindendi, onlar büyük peygamberlerdir.
124 bin peygamber vardır.
Aralarında ulül azm olan mübarek vardır.
En yüksek makamlarda olan onlardır.
İbrahim aleyhisselam, Peygamber Efendimiz'in de ceddi sayılır.
Tabii ki Peygamber Efendimiz'in peygamberliği hepsinin başında gelir, ve son peygamber olarak İslam dinini tamamlayıp, kıyamete kadar insanoğlu bu din üzere kalsın.
İslam dini zor değildir.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: "Fazla zorlamayın, Allah Azze ve Celle ne kadar yaparsanız kabul eder."
Fazla da yapsanız yeter deme!
Bu yüzden Peygamber Efendimiz "Fazla zorlamayın" diyor.
Kendinize fazla yük yapmayın.
Yapabildiğiniz kadar emirleri yerine getirin.
Farzları da tabii ki eksik etmeyin.
Eksik etmeyin.
Namazları, oruçları ve diğer ibadetleri eksik etmeyin ama fazlasını yapmanıza da gerek yok.
Çünkü bakıyorsun bazıları dönmüş oluyor kötü yollardan, Allah Azze ve Celle'nin sevmediği yollardan.
"Ben yapacağım, edeceğim" deyip bir hevesle giriyor.
Sonra fazla yük almış oluyor.
Onu devam ettiremiyor.
Bu yüzden azar azar yapmak Allah Azze ve Celle'nin en sevdiği amellerdendir.
Az olsun ama devamlı olsun, kesilmesin.
Bu sebeple İslam dini kolay bir dindir, zor değildir.
Zor diyen yalancıdır.
Allah muhafaza etsin.