السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.

Mawlana Sheikh Mehmed Adil. Translations.

Translations

2024-12-15 - Dergah, Akbaba, İstanbul

وَمَا يَفۡعَلُواْ مِنۡ خَيۡرٖ فَلَن يُكۡفَرُوهُۗ (3:115) Allah Azze ve Celle buyuruyor ki: Bir hayır yaptığınızda, o hayır size saklı kalır. Asla kaybolmaz. Allah katında yapılan hayır muhakkak kalıcıdır. Kişi niyetine göre, neye niyet ettiyse o hayrı bulur. Ahirette o hayır karşısına çıkar. Dünyada kaybolsa bile Allah katında yok olmaz. Hayrın sevabı ve fazileti bakidir, mahfuzdur. Allah Azze ve Celle'nin mübarek kelamı haktır. Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem zamanından bugüne kadar yapılan birçok hayır var, çoğu kaybolmuş. İnsanlar vakıflar kurmuş, özellikle son yüz yılda nice vakıflar talan edilmiş. O insanlar vakfiyelerini ebediyen sürsün diye yapmışlar. Allah Azze ve Celle katında onların bu niyeti bakidir. Dünyada insanlar zayi etseler bile ahirette bakidir. Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyuruyor ki: Farz namazları tabii kılmak gerekir. Ama bunun yanında nafile namazları var, Teheccüd namazı ve benzeri nafile ibadetler gibi. Hasta olup da yapamadığı zaman, Allah Azze ve Celle onun özründen dolayı aynı ecri verir. Yapmasa bile yapmış gibi sayılır. Bu da aynı şekilde geçerlidir. Yapılan hayırlar asla boşa gitmez. Allah rızası için yapılan sadaka-i cariye ve hayırlar, Müslümanların faydalanması için yapılan bütün işlerin ecri Allah katında bakidir. Bu büyük bir müjdedir. Çoğu insan "Acaba yaptığım hayır ne olacak?" diye düşünür, ama hepsi sevap defterine yazılır. Bu yüzden hayır yapmaktan geri durmayın. İnsan elinden geldiğince hayır yapsın. Çünkü dünya işleri dünyada kalır. Ahiret için yapılan işler gerçek kazançtır. Allah yardımcımız olsun. Şeytanın vesvesesinden korusun. İnsanların dedikodusundan muhafaza etsin inşallah. Hayır yapınca insan mutlaka ecrini alır. Dünyada da faydası olur. En büyük fayda ahiret içindir inşaAllah. Allah hayırlarımızı kabul etsin. Hayır yapmaya da muvaffak etsin inşaAllah.

2024-12-14 - Dergah, Akbaba, İstanbul

لِّكَيۡلَا تَأۡسَوۡاْ عَلَىٰ مَا فَاتَكُمۡ (57:23) Allah Azze ve Celle buyuruyor ki geçmişe takılıp kalmaya, üzülmeye gerek yok. Olan olmuş, biten bitmiş. Artık oraya bakmayın, önünüze bakın. Daha yaşıyorsunuz, günah işlemişseniz de telafisi var. Günah değil de başka konularda, "Şöyle yapsaydım, böyle etseydim," diye geçmişin peşine düşmek, hiçbir fayda sağlamaz. Geleceğe bakın, ileriye bakın. Geçmiş artık geçmi. Geçmişe "kader" derler. Kader, Allah Azze ve Celle'nin sırlarından bir sırdır, onu O bilir. Geçmiş için "kader böyleymiş" deyip geçin. Gelecek içinse durum başka; Allah Azze ve Celle sana imkân vermiş. Sen ona çalış, kazanmaya, ileriyi kazanmak için çabala. Hayattaysan, o işlere bak. Geçmişte günah işlediysen, onun telafisi için de imkan var. Tövbe edip Allah'tan af dilersen, Allah Azze ve Celle günahları sevaba çevirir, değiştirir. Bu, Kur'an-ı Kerim'de Hak kelamıdır, Peygamber Efendimiz de aynı şekilde buyurmuştur. Onun için birçok insan geçmişte yaptığına pişman olur, için için yanar durur: "Keşke şu kadar mal alsaydım, şu araziyi alsaydım, bu işi yapsaydım, şununla evlenmeseydim, bunu etmeseydim!" Artık bunlara üzülmeye gerek yok. Allah Azze ve Celle o an öyle takdir etti, olan oldu, biten bitti. Bu, çok mühim bir şeydir. İnsan bunu anlarsa hem rahat eder hem de ilerisi için iyi şeyler yapar kendine. Allah kuvvet versin. Kolay değil bu işler. Peygamber Efendimiz'in, sallallahu aleyhi ve sellem'in sözüdür: "Keşke şunu bunu yapsaydım" demeyin. "Keşke" dediğin, artık geçmişte kalır. O yüzden geçmişe takılmaya gerek yok. Mevlana Hazretleri de buyurmuş, "Dünya üç gündür, dün, bugün, yarın. Dün geçti, bugün bugündür. Yarını da Allah bilir, sana yaşamak nasip olur mu." Onun için geçmişi bırak, şimdi hazır olduğun vakte bak. Hazır olduğun vakte bak, onu değerlendir, onun kıymetini bil. Allah kıymet bilenlerden eylesin, yardım etsin bize inşaAllah.

2024-12-13 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki, her şey Allah Azze ve Celle'nin yedi kudretindedir. Kalpleri istediği gibi değiştirir, çevirir. İyi eder inşallah. Bu insanların kalpleri dünyaya dalmış. Bütün iyilikleri unutmuşlar. Sırf dünya için yaşıyorlar. Şu an kalpleri böyle. Daha sonra herşey değişebilir. Herşey Allah'ın istediği gibi olur. Ama şimdi bu zamanın hali böyledir. İstediği vakit değiştirir. Her tarafta küfür, inançsızlık, imansızlık var. Ama Allah Azze ve Celle'nin iradesi karşısında hiçbir şey duramaz. Şeytanın kurduğu mekr, hile hiç sökmez. Allah Azze ve Celle hidayet verdi mi, kimse mani olamaz. Onun için Müslümanlarda ümitsizlik olmasın. Her şey Allah Azze ve Celle'nin elindedir. Her şeyin bir vakti, zamanı var. Vakti geldiğinde Allah Azze ve Celle istediğini yapar her zaman. Her vaktin bir hikmeti, bir anlamı var. Ona göre insan Allah'a itaat etmesi, Allah'a yalvarması lazım ki, yanındakilere, çoluk çocuğuna, ailesine, akrabasına, vatandaşı olduğu yerlere Allah hidayet versin diye. Her şeyin sahibi Allah Azze ve Celle'dir. Allah'la beraber olan kurtulur. Allah Azze ve Celle'nin karşısına giden helak olur. Allah muhafaza etsin. Allah'la beraber olalım inşallah. Kalplerini iman ile değiştirsin bu Cuma hürmetine. Bu insanların, bu kötü yolda olanlara Allah hidayet versin. Kalplerimizi de sabit kılsın. İman üzere olalım inşaAllah.

2024-12-12 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Allah Azze ve Celle buyuruyor. Minnet, Allah Azze ve Celle'nindir. Minnet ettirmek ne demek? Bir şey yapıp da bunu insanın kafasına kakmaktır. "Ben bunu sana yaptım." "Bu iyiliği yaptım" diye. İyilik yapıp da sonra o iyiliği mahvetmek için şeytan insana minnet de yaptırır. Bir iyilik yaptın mı Allah'a şükredeceksin, "Allah nasip etti" diye. "Bu iyiliği yapabildik." Kalkıp da "Ben sana şunu verdim, bunu verdim" diyerek fakir fukaraya karşı övünmek, o aldığın sevabı yok eder. Sana sevap bırakmaz. Onun için bu dünya bir imtihandır. Ne kadar iyilik yaparsan yap, nefsine uyup da böbürlenme. "Ben verdim, ben yaptım." Veren de Allah'tır. Verdiren de Allah Azze ve Celle'dir. Sen değilsin. Buna göre hareket etmek lazım. Müslüman olan, tarikat ehli olan insan daha dikkatli olmalı. Tarikat ehli olan insanın bu konuda daha fazla dikkat etmesi lazım. Kimseyi incitmesin, bir şey verdiyse onu verip de o kişiyi üzmesin. Verdi mi verdi artık. Eski zamanlarda insanların edebi vardı. Hatta İstanbul'da, İslam beldelerinde sadaka taşları vardı. Sadakayı oraya bırakırlardı. Kimin koyduğu bilinmez, kimin aldığı bilinmezdi. Öyle güzeldi. Edep vardı. İnsanlara Allah'ın verdiğini verip, ona şükrederlerdi. Allah insanlara bu güzel ahlakı tekrar versin ki, bunu yapınca insana da bereket olur, ülkeye de bereket olur. Herkese bereket olur. Öteki türlü sevap da kalmadıktan sonra, bereket de kalmaz. Allah muhafaza etsin. Allah insanlara yardım etsin, fakir fukaraya inşaAllah.

2024-12-07 - Dergah, Akbaba, İstanbul

اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الۡقُوَّةِ الۡمَتِيۡنُ (51:58) Rezzâk olan Allah Azze ve Celle'dir. Allah Azze ve Celle rızkı verendir. Bunu insanlar unutmuş. Rızkı başkasının yanında arıyorlar. Başkası da bir elden veriyor, öteki elden alıyor. Fasit daire derler buna eskiler. Şimdikiler de kısır döngü derler. Yani ben daha fazla para istiyorum, karşı taraf pazarlık yapıyor ve sonunda biraz zam yapıyor. Sonra bu aldığım parayı, çakallar, kurtlar görüyor. "Bu paraya konalım" diyerek, sana verilen paranın iki katını elinden alıyorlar. Sonra yine aynı döngü başlıyor: "Bana para ver, bu para yetmiyor" diye. Zorla da olsa yine para veriliyor, ama yine o çakallar, tilkiler, hırsızlar, sana verilen paranın iki katını geri alıyor. Bu defa daha kötü hale düşüyorsun. Daha kötü vaziyete düşüyorsun. Onun için Allah'a yalvarmak lazım. Allah'tan istemek lazım. Kuldan istersen, kulun vereceği bir taraftan veriyor, öteki taraftan iki misli alıyor senden. Sen kendini kazanmış zannediyorsun, seviniyorsun. Ondan sonra bir bakıyorsun hiçbir şey yok, daha beter vaziyette olmuş. Lübnan halkı bundan dört beş sene önce hükümet çalıyor diye kıyamet kopardılar, milyonlarca insan sokaklara indi, yürüyüş yaptı, bankalara karşı çıktı. Ondan sonra bir baktık bankalar bunlara hiç para vermemeye başladı, para yok dedi. Üç kuruş alıyorlardı. Dünyanın en kötü vaziyetine geldiler şimdi. Yani her zaman Allah'tan isteyin ki Allah kaldırsın bu pahalılığı. Fakirliği kaldıran, rızık veren Allah'tır. Kuldan bir şey istediğinde, bir yandan alıyorsun öbür yandan uçuyor. Geldiği gibi gidiyor ve her şey başa dönüyor - işte kısır döngü budur. Fasit daire demek budur. Başka çıkış yok. İnsanların biraz akıllı olması lazım. Akıllı insan Allah'a inanan insandır. Rızkı veren Allah diye O'na yönelen, O'ndan isteyendir. O'ndan isteyelim, Allah rızkımızı versin, kimseye muhtaç etmesin. Bu insanların eline oyuncak etmesin bizi. Allah muhafaza etsin. İmanı olan insanın rızkını Allah verir, bereket verir. Berekettir mühim olan. Bereketi hırsızlar, yüzsüzler, çakallar, tilkiler senden alamaz. Malını alabilirler belki, ama bereket varsa ve bereket Allah'tan dileniyorsa, o bereketi asla alamazlar. Allah yardım etsin insanlara. Allah akıl fikir versin hepimize inşaAllah.

2024-12-06 - Dergah, Akbaba, İstanbul

وَفَوۡقَ كُلِّ ذِی عِلۡمٍ عَلِیمࣱ (12:76) Allah Azze ve Celle buyuruyor ki, her ilim sahibinin üstünde ondan daha âlim var, ilim sahibi var. İlim sonsuzdur. Yani hiç kimse "Ben her şeyi, bütün ilimleri bilirim" derse yanılmış olur. Allah Azze ve Celle'nin ilmi sonsuzdur. Allah Azze ve Celle'nin ilmi hiçbir şeyle sınırlandırılamaz. En büyük ilmi Allah Azze ve Celle, Peygamber Efendimiz'e vermiştir. İnsanların ilmi, onun ilminin yanında denizden bir nokta kadar bile değildir. İnsanlar ellerindeki ilimle övünüyorlar, "Biz şöyle yaptık, bu kadar öğrendik, bu kadar ilim sahibiyiz, bilgi sahibiyiz" diye. O, Peygamber Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) ilminin yanında denizde bir nokta kadar bile değil. O kadar büyük Peygamber Efendimiz'in ilmi var. O da Allah Azze ve Celle'nin ilmi karşısında bir nokta kadar bile değil. Yani Allah Azze ve Celle'nin azameti ve büyüklüğü ile hiçbir şey kıyaslanamaz. Bu yüzden insanlar "İlim sahibiyiz, bilgi sahibiyiz" dediklerinde aslında bilgi değil, cehalet sahibi oluyorlar. "Biz biliyoruz" demek yetmiyormuş gibi, bir de yapay zekâ diye bir şey icat etmişler. Onunla övünüyorlar. Bunlar hiçbir şeydir. Allah Azze ve Celle izin verdiği için yapabiliyorlar. İzin olmasa hiçbir şey yapamazlar. Bu yüzden gerçek ilim sahipleri Allah'tan korkarlar. إِنَّمَا يَخۡشَى ٱللَّهَ مِنۡ عِبَادِهِ ٱلۡعُلَمَـٰٓؤُ (35:28) Allah'ın kulları arasında en çok Allah'tan korkan, Allah'a inanan ilim sahipleridir. İnanmayanlar ilim sahibi değildir. Onlarınki ilim değil, cehalettir. Cahil demek bilmeyen demektir. Allah muhafaza etsin. Allah bize hakiki ilimleri nasip etsin inşaAllah. İnsanlara da nasip etsin. Faydalı olan odur. Faydasız ilimden Allah korusun bizi.

2024-12-05 - Dergah, Akbaba, İstanbul

إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ (2:156) Herkes, Allah ne kadar ömür verdiyse o kadar yaşayıp geldiğimiz yere döneceğiz. Allah'tan, Cenab-ı Hakk'ın emriyle geldik. Allah Azze ve Celle'ye gideceğiz. Bu gece eniştemiz Şeyh Hişam Kabbani Hazretleri vefat etti. Onunla beraber, neredeyse altmış senedir beraberdik. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun. Şeyh Nazım Hazretleri'nin irşadıyla Allah'a şükür bu makamlara erişti. Geldiklerinde talebeydi. Şeyh Abdullah Dağıstani Hazretleri'ne onları Şeyh Nazım Hazretleri getirdi. Onlar kardeştiler. Birkaç sene önce kardeşi Şeyh Adnan Hazretleri de vefat etmişti. O ikisi beraberdi. Dünya elbiselerini çıkarıp cübbe ve sarık takıp bu yolda devam ettiler. Şeyh Nazım Hazretleri'nin bereketiyle bu makamlara eriştiler. Allah'a şükür, o makamlar dünya makamına benzemez. Dünya makamı geçicidir. Kardeşleri, abileri vardı. Onların dünya makamları vardı. Onların bir esamesi okunmadı, okunmaz. Çünkü yol başkaydı. Allah yolu başka, dünya yolu başkadır. Bu mübareke Allah rahmet eylesin. Makamı âli olsun inşaAllah. Başımız sağ olsun. Zaten birkaç senedir Şeyh Baba'dan sonra yavaş yavaş sıhhati yerinde değildi, hastaydı. Allah razı olsun, ablamız Hacı Nezihe çok zahmetini çekti. Ona baktı. Onun hizmetinde bulundu. Onun da hizmeti makbuldür. O da bu hizmetiyle bu makamlara erişti. Her şeyin bir hikmeti vardır. Şeyhlerle, meşayihlerle olan insan daima kazançtadır. Çünkü meşayihlerin derdi, davası ahirettir. Dünya için değildir. Ahiretini kazandı mı, ne mutlu. Bundan daha güzel bir şey yoktur. Bugün onun bayramıdır. Ahirete böyle giden insanın bugünü bayramdır. Mevlana'nın dediği gibi Urs, yani bayramdır. Allah'a, mahbubuna kavuşmak bayramdır. Allah hepimize iman selameti versin. Doğru yoldan ayırmasın. Allah yolundan ayırmasın. Önemli olan budur. Dünyaya tamah ettirmesin. Dünya ahiret için olsun. Dünya dünya için olmasın. Dünyalık olabilir ama Allah yolunda olsun. Müslümanlara kuvvet olsun, fakirlere yardım olsun. İnsanlara, muhtaçlara her türlü yardım olsun inşaAllah. Yardımımız olsun. Sırayla Allah'ın takdiri gerçekleşiyor. Bu herkesin başına gelecek bir şeydir. Bizim de sıramız yaklaşıyor demektir. Biri gidince diğerinin de sırası gelir. Allah doğru yoldan ayırmasın. Hizmetimiz Allah rızası için olsun. Dünya için olmasın inşaAllah. Allah rahmet eylesin. Ablama ve çocuklarının hepsine başsağlığı. Allah, onlara da hayırlı uzun ömürler versin. Babalarının yolundan gitsinler. Yoldan çıkmasınlar inşaAllah. Meşayihlerin yolundan gitsinler hepsi inşaAllah. Ve minAllahi't-tevfik, el Fatiha.. Ruhu için.

2024-12-04 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in buyurduğu günlerdeyiz. Gece karanlığı gibi günlerde, neyin doğru neyin yanlış olduğu belli olmayan, zulmün zirveye ulaştığı bir zamanda yaşıyoruz. İşte bu zamandan sonra, inşaAllah Allah Azze ve Celle'nin vaat ettiği günler gelir. O şeyler ortadan kalkar, temizlenir. Her taraf aydınlık, nur olur. İslam'ın nuruyla nurlanır. Başka türlü, dünyanın hiç düzeleceği yoktur. Delik çuval gibi olmuş. Bir tarafını tutarsan, öteki taraftan akar. Öteki tarafı kapatayım dersen, başka bir delik açılır. Bu zor günler, ama müminler için kolay. Çünkü Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in söylediği, Allah Azze ve Celle'nin vaat ettiği günler ondan sonra gelir. O günler, İslam'ın bütün dünyaya nur, adalet ve güzellik verdiği günlerdir inşaAllah. Karanlıktan sonra aydınlık olur. Muhakkak öyledir. "Zorluktan sonra kolaylık olur," diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Onun için, mümin olan insanı dünya kaygılandırmaz. Çünkü Allah Azze ve Celle'ye tevekkül etmiş, Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in yolundan gider. Bu dünyanın rahat yer olmadığını biliyor. Ama mümin olmayan, imanı olmayan insan şaşırıp kalır; ne yapacak, ne edecek. Şaşkın vaziyette, huzursuz, kederli, hüzünlü, "Nasıl yapacağım?" diye düşünüp durur. Onun için iman, insan için en büyük nimettir, en büyük güzelliktir. Hem dünyada rahat olur, hem ahirette kazanmış olur. Allah imanımıza kuvvet versin ki o olanlardan bize zerre kadar tesir olmasın inşaAllah.

2024-12-03 - Dergah, Akbaba, İstanbul

وَٱفۡعَلُواْ ٱلۡخَيۡرَ لَعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ (22:77) Allah Azze ve Celle buyuruyor ki: Hayır yapın ki işleriniz iyi olsun. Sonunuz iyi olsun. Her şeyiniz iyi olsun. Peki, hayır yapmak nedir? İyilik yapmak, Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gösterdiği her türlü davranışı yapmaktır, hayır budur. Sünnetler nelerdir? Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yaptığı her şey sünnettir. Peki, sünnetler ne demektir? Sünnetler tüm insanlığa hayırdır, herkese faydalıdır. En büyük faydası da onu yapana olur. Allah "Kötülük değil, iyilik yapın" buyuruyor. Her gün vücudumuzdaki 365 aza için sadaka vermemiz gerekir. Sahabeler "Bu kadar sadakayı nasıl vereceğiz?" diye sorunca, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Her iyilik bir sadaka yerine geçer" buyurmuştur. Yoldan geçerken zararlı bir şeyi kenara koymak hayırdır. Kardeşinize selam vermeniz hayırdır, sevaptır ve sadaka yerine geçer. Yani akla gelebilecek her türlü iyilik sadakadır, diye buyuruyor Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Sadaka, Allah Azze ve Celle'nin müminlere bahşettiği bir nimettir. Her sadakanın karşılığında on sevap verilir. Bu sevaplarla ahirette cennet saraylar ve her türlü güzellik elde edilir. Ahirette para geçmez. Parayı burada harcamalısınız ki ahirette karşılığını bulasınız. Parası olmayan da hayır yapmalı, iyilik yapmalı, yardım etmeli ki Allah katında makbul kul olsun. Felaha ersin. Felah, insanın ulaşabileceği en güzel mertebedir. İnsanın ulaşabileceği en yüce makamdır. Buna ulaşan kişi, Allah'ın makbul ve sevgili kulu olur. Allah hepimize hayır işlemeyi nasip etsin. Şer işlemeyi nasip etmesin inşallah. Çünkü insanlar nefislerine uyduğunda... Kötülük de yapabiliyorlar. Bu yüzden Allah bizi korusun. Zalim olmayalım, mazlum olalım ama zalim olmayalım inşaAllah.

2024-12-02 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Mübarek bir söz var. Hadis mi, salihlerin sözü mü, tam bilemiyorum. التأني السلامة وفي العجلة الندامة Düşünerek iş yapmak selamete götürür. İnsana iyi işler yapmaya yardım eder. Yavaş yavaş, düşünerek hareket ederek. وفي العجلة الندامة Acele eden sonunda pişman olur. Pişmanlık olur. Hemen düşünmeden, etmeden oraya buraya atlar, bir şeyler yapar. Sonunda mutlaka pişman olur. Çünkü düşünmeden, aceleci davranıp "şunu yapacağım, bunu yapacağım" der. İşte o zaman pişman olur. Peki, acele ne zaman gerekli? Hayır işlerinde. Hayır işini acele yapacaksın. Dünya işlerini ise iyice düşünmek gerekir. Nasıl yapacağını, ne edeceğini iyice düşünmelisin. Ama hayır işinde acele etmek gerekir. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki, insan günah işlediğinde hemen arkasından bir iyilik yapsın ki o günah silinsin. Hemen arkasından iyilik yapmalı ki günah silinsin. Bu acelecilik ahiret işlerinde olmalı. عجلوا بالصلاة قبل الفوت، عجلوا بالتوبة قبل الموت Namazı vaktinde kılmaya acele edin. Vakti geçerse o namazın faziletini bulamazsınız. Tövbeyi de ölmeden önce acele edin. Öldükten sonra tövbenin faydası olmaz. İşte bu böyle bilinmesi lazım. Acele etmek ahiret işlerinde iyidir. Dünya işlerinde iyi olmaz. Bu yüzden dünya işlerini düşünerek, yavaş yavaş yaparak, planlayarak yapın. Ahiret için ise hemen, vakit kaybetmeden. O işi bırakmayın sonraya. Allah yardım etsin. Hayırlı işleri acele yapalım inşaAllah.