السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.

Mawlana Sheikh Mehmed Adil. Translations.

Translations

2024-12-25 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ahir zamanın alametleri ve işaretleri hakkında şöyle buyuruyor: إعْجَابُ كل ذي رأي برأيه Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyuruyor ki: "Herkes kendi düşüncesini beğenecek, başkasınınkini kabul etmeyecek." İşte bu bahsettiğimiz durum, demokrasi denilen şeyde de var: Herkes reyini verecek, ama başkasının reyini kabul etmeyecek. Kendi bildiğini doğru zannedecek. Başkasınınki yanlış. Kendi doğrusunun herkes tarafından kabul edilmesi gerektiği düşünülecek. Bu zihniyet her şeye sirayet etmiş durumda. Onun için, İslam'da fetva gerektiren bir mesele ortaya çıktığında, eski alimler hemen fetva vermezdi. Bu konuyla ilgili fetva sahibi var, git ondan sor derlerdi. Ona göre davranırsın. Mevcut fetva sahibinin hükmü neyse onu yaparsın diye kendince fetva vermezlerdi. Ama şimdiki insanlar, hiç öyle değiller, kendi bildiklerini doğru zannederler. Kendi bildiklerini üstelik başkalarına dayatıyorlar. İnsanların rahatsız olup olmaması umurlarında bile değil. Mesela, sabahtan beri bir saattir buradayız Bir aklı evvel koku koymuş, kokudan nefes alamıyoruz. Kendi aklınca güzel bir şey yaptığını zannediyor. Halbuki işte başkasını rahatsız etmiş oluyor. Bunu da misal olarak söylüyoruz. İnsanların dikkat etmesi lazım. Bu yaptığımız şey doğru mudur? Doğru değil midir? Bize fayda getirir mi, zarar getirir mi? Kendimize fayda olursa, başkasına zararı var mı? Bizim güzel gördüğümüz şey aslında çirkin bir şey olabileceğini farkında mıyız? Bunu düşünmesi lazım insan. Bu ahir zaman insanının hali budur. Senin doğru düşündüğün şeyler çoğu zaman doğru değil, yanlıştır. Kendini bir şey sanan bu insanlar, sürekli başkalarının üzerine giderler: İşte "ben şuyum, ben buyum." "Ben" dedin mi zaten sende bir iş yok. Sende hiçbir şey yok. "Acaba" demeden, doğrudan "ben" diyorlar. Benlik olan insanda bir fayda yok. Zarardan başka bir şey yok. Allah hepimize akıl fikir versin, ıslah etsin. Nefsimize uymayalım, kendimizi bir şey zannetmeyelim inşaAllah. https://youtu.be/AruKVNk6jL8?si=Pu7AWS_xSnpQAj92

2024-12-24 - Dergah, Akbaba, İstanbul

وَيَعۡبُدُوۡنَ مِنۡ دُوۡنِ اللّٰهِ مَا لَا يَضُرُّهُمۡ وَلَا يَنۡفَعُهُمۡ (10:18) Allah Azze ve Celle buyuruyor ki; kendilerine göre ibadet ettikleri, hiçbir faydası olmayan şeylerdir. Ne bir fayda gelir onlardan ne de bir zarar; bu insanlar dini kendilerine göre yaparlar, diye tarif ediyor. Bugüne, Hazret-i İsa’nın doğum günü diye itibar ediyorlar. Hristiyan âlemi, hâlbuki kendileri de biliyorlar ki bu, vaktiyle putperestlerin bir bayramıydı. O putperestlerin bayram gününü Hazret-i İsa Aleyhisselam’a yakıştırdılar. Haşa, Allah Azze ve Celle’nin oğludur diye iddia ediyorlar. Bunlar akla, hayale, sığmayacak şeylerdir. Allah Azze ve Celle’nin zatını kimse bilemez. Kalkıp da Allah Azze ve Celle'ye çocuk isnat etmek, haşa, mantıkla, akılla alakası olmayan şeylerdir bunlar. Bir de akıllıyız diye geçinirler. Akıl diye bir şey yok ortada. Akıl kalptedir, akıl baştadır. Kalpteki akıldır esas mühim olan. O da imansızlarda yoktur. İslam olmayanlarda yoktur. İslam kimdir? Bütün Peygamberler İslam’dır. Bütün Peygamberler, "Bizler Allah’ın kuluyuz," diye buyurdular. "Allah’ın, insanlara hizmet edelim diye gönderdiği insanlarız," diye buyurdular. Hazret-i İsa, "Haşa, ben tanrılık iddia etmedim," diyor. "Ben öyle bir şey demedim," diyor. Bunlar, sonradan dini bozsunlar diye uydurulan şeylerdir. Onun için, bu bayram dedikleri, kendilerine göre kutladıkları şeyin bile aslıyla, özüyle alakası yok. Bu bile sahtedir. Yani bütün dini değiştirmişler, kendi kafalarına göre yapmışlar. Helali haram, haramı helal yapmışlar. Öyle insanları kendi kafalarına göre, menfaatlerine göre yönlendirsinler, kullansınlar diye bu işler yapılmış vaktiyle. Bunu Hristiyanlar da biliyor. Hiç alakası olmayan, hiçbir kudsiyeti olmayan bir gündür ama şeytan kandırmış kendilerini. Onlar da kanmışlar, kendilerini kandırmışlar. İşlerine öyle gelmiş. Bugünü mübarek bir gün sayıyorlar. Hiç alakası yok. Bazı aklı evvel Müslümanlar da, “Acaba bugün Hazret-i İsa’nın doğum günü de biz de mi bir şeyler yapalım?” diye şey düşünüyorlar. Hiç alakası olmaz. Haşa, kimse itibar etmesin, takmasın böyle şeyleri. Ona itibar eden, bilerek, bilmeyerek hata işlemiş, günaha girmiş olur. Allah muhafaza etsin. Allah hepimize, insanlığa hidayet versin. Hepsi Allah’ın kullarıdır. Allah da hepsine kapısını açmış. Nefsinize uymayın, hakikate gelin, diye davet ediyor Allah Azze ve Celle. Hakikate gelen kurtulur. Hakikate gelen insanlar çok var. Dünyasını bırakmış, etrafında ne kadar baskı olsa da onlara kulak asmamış. Hakikati gördükten sonra Allah’a yönelmiş olan çok insan var. Allah hepsine hidayet versin inşaAllah.

2024-12-23 - Dergah, Akbaba, İstanbul

فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ أَحۡسَنُ ٱلۡخَٰلِقِينَ (23:14) Allah Azze ve Celle, en güzel yaratandır. Her şeyi güzel yaratmış. Her şeye bir hikmet vermiş Allah Azze ve Celle. Bugün takvimde zemheri başlangıcı yazıyor. Allah Azze ve Celle günleri, seneleri, ayları ayrı ayrı yaratmış. Her birine bir hikmet koymuş. Bu, kışın en soğuk, soğuğun da en şiddetli olduğu vakittir, 40 gün sürermiş derler. O 40 günün faydası çok büyüktür. Bazı, şimdi, aklı evveller günlük güneşlik havayı güzel görüp, soğuk olmayınca seviniyor. Sonra da "Su yok, meyveler yetişmedi, şu arttı, bu arttı" diye yakınıyorlar. Demek ki Allah Azze ve Celle her şeye bir hikmet vermiş. Her şeyin ölçüsünü, miktarını Allah Azze ve Celle takdir etmiş. İnsanlar bu işlere karışınca, her şeyi kötü etmişler. Allah Azze ve Celle ayet-i kerimede buyurduğu gibi: ظَهَرَ ٱلۡفَسَادُ فِي ٱلۡبَرِّ وَٱلۡبَحۡرِ بِمَا كَسَبَتۡ أَيۡدِي ٱلنَّاسِ (30:41) "Her türlü bozukluk, kötülük karada, denizde ve havada meydana çıktı" diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Bunlar da insanların kendi elleriyle yaptıkları yüzündendir. Onların yaptıkları, Allah Azze ve Celle'nin işine karışıp, Allah Azze ve Celle'ye karşı gelip, aykırı işler yapınca, her şey kötü oluyor. Allah ahsen'ül halıkîndir. Allah her şeyi en mükemmel şekilde yaratmıştır. Eğer insanlar O'na karışmasa, Allah Azze ve Celle'nin yolunda gitseler, her şey insanlar için mükemmel olur. İnsanlar kalkıp da Allah Azze ve Celle'ye karşı gelince, o vakit "Cezanızı çekin" diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Yoksa bir problem yok aslında. Problem insanlarda, kötülerde. Onun için her şeye şükretmek lazım. Soğuğa da şükretmek lazım. Sıcağa da şükretmek lazım. Her şeye Allah'tan, Allah Azze ve Celle'nin verdiği her şeye, "Hikmetini kendisi bilir" diye, O'na boyun eğmekten başka yapacağımız bir şey yok. Allah muhafaza etsin. Allah bereketini versin. Allah'ın yaptıklarına razıyız. Elimizden bir şey gelmez. Biz O'na teslimiz. Müslümanız. Teslim etmişiz kendimizi Allah Azze ve Celle'ye inşaAllah. O'nun himayesine, O'nun merhametine teslimiz. Allah Azze ve Celle merhametlidir. Her şeyin bir karşılığı vardır. İyiliğin de karşılığı var, kötülüğün de karşılığı var. Allah muhafaza etsin. Dünyada yapıp da kurtulduğunu zanneden, ahirette çeker, Allah muhafaza etsin. Bugün de, yine bu zemheri denilen en soğuk günde, zalimler bundan 100, 110 sene önce, garip askerleri, üstlerinde doğru düzgün bir şey olmadan kara kışın içine göndermişler. Daha bir kurşun atmadan hepsi şehit olmuş. Allah makamlarını âli etsin. Bu kötülüğü yapanlara da Allah muhakkak cezasını verir. Sarıkamış diyorlar buna. Sarıkamış faciası, ne için yaşandı? Çünkü bunlar Allah'a karşı gelmişlerdi. Sultanı devirmişlerdi. Sarıkamış'ta, Çanakkale'de... Milyonlarca Müslüman kanını döktüler. Ondan sonra da bütün Osmanlı'yı gâvura bıraktılar. Allah onun hesabını sorar. Allah zalimleri boş bırakmaz. Onların yaptıkları kötülüğün hesabı muhakkak sorulacak. Allah bizi zulmetmekten korusun inşaAllah. Mazlum olalım, zalim olmayalım inşaAllah.

2024-12-22 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Arkadaş mühimdir. الرفيق قبل الطريق Yola çıkmadan önce yol arkadaşını iyi seçeceksin Bahsedilen yol, hayat yoludur. Gittiğimiz yol ya iyi yol olacak ya kötü yol olacak. İyi yol, iyi arkadaşla gidilir. Arkadaşı kötü olan, kötü yola götürür kendisini. Kötü yolda dünyada da helak olur, ahirette daha beter helak olur. Onun için çoğu zaman çocuklar, ihvanlar gelir, nasihat isterler. En büyük nasihat, iyi insanlarla olmaktır. İyi insanlarla birlikte olursan, Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in hadiste buyurduğu gibi, iyi insan güzel koku satan dükkâna benzer. Oraya girersen bir şey almasan bile kokusundan istifade edersin. Güzel koku insana güzellik verir, rahatlık verir, iyilik verir. Kötü arkadaş da demirci dükkanı gibidir. Demirci dükkanı, tabii ki, insan için lazımdır ama oraya giren insan ya kokusundan rahatsız olur ya da bir kıvılcım sıçrar üstüne, yakar. O misali vermiş Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem ki, iyi yolda, iyi insanlarla, güzel yerlerde olalım. "Benim samimi arkadaşımdır, şudur, budur." En büyük kötülük, hele güvenip de "arkadaş" deyip kendine emniyette olduğunu zannetmektir. En büyük aptallık, kötülüktür kişinin kendine yaptığı. Onun için arkadaşına dikkat edeceksin. Hata yaptı mı, "Arkadaş sen ne yapıyorsun?" diye sor. "Bu neyin nesidir? Niçin böyle yapıyorsun? Hikmeti var mıdır?" "Kendi nefsinden mi yapıyorsun, ne yapıyorsun?" diye sorulması lazım. Hiç olmazsa arkadaşını düzeltsin. Yolu yamultmasın, yoldan çıkmasınlar. Onun için şimdiki gördüğümüz haller, en büyük kötülük her tarafta arkadaştan geliyor. Birini görüyor, şunu yapıyor, ona özeniyor. Acaba o doğru mudur? 'Babalar, analar, akrabalar bu işlerden anlamaz' diye düşünüyor insanlar. "Bu arkadaşım maşaAllah çok akıllı, çok zeki. Ben ona uyarım. Babamın, anamın dediği eskidir, onlar hiçbir şey de anlamazlar." "Bu herif anlar, ona benzeyeyim, onunla gideyim." derken, kendi halini, dünyayı da, memleketi de her tarafı berbat ettiler. Allah akıl fikir versin onlara. Doğru yoldan çıkmasınlar inşaAllah.

2024-12-21 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Bir söz var, hadis mi veya başka bir şey olup olmadığını diyemeyeceğim: أحبب من أحببت فإنك مفارقه Kimi seversen sev, sonunda mutlaka ayrılık olacak. Sonuçta bu dünyada herkesin bir vakti gelecek ve dünyadan göçecek. Sevdiklerinden, yakınlarından ayrılır gider. Bu yüzden işte bu dünya daim bir yer değil. Daim olan Allah Azze ve Celle'dir. Ondan sonra da ahirette ebedi bir devamlılık var. İnsanların ahiretten önce bu dünyada bir hayat geçirmesi lazım Bir şekilde işte geçiyor. İnsanlar boşu boşuna "Şöyle yapsaydık bu olurdu, böyle yapsaydık bu olmazdı" diye hayıflanır durur. Allah Azze ve Celle'nin dediği oluyor. Öyle bir sebep halk ediyor ki, ya hastalık, ya da başka bir şey, Allah korusun, harp, darp, kaza, şu bu, yani o insanın dünyadan ayrılması için bir sebep çıkıyor. O yüzden Müslüman, Mümin olanın muhakkak Allah Azze ve Celle'ye teslim olması lazım ki her şeye razı olsun. Allah'tan gelen her şey yine Allah'a dönecek. Allah'ın istediği olacak. Müslümanın, Müminin bilmesi gereken gerçek bu. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de insanlara bunu tebliğ etmiş. En çok da Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem zorluklar yaşadı. Çocukları kendisi hayattayken ahirete intikal etti. Hiç kimse Peygamber Efendimiz'den daha zor sıkıntı çektim diyemez. Bu nedenle en büyük örnek Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. O'nun mübarek yolundan gitmek gerekiyor. O yoldan giden insan huzur bulur. Hiç kimse bu dünyaya kazık çakacak değil. Şeyh Baba bir keresinde öyle demişti. Hastaydı, rahatsızdı. "Tamam" dedi. "Hadi gidin. Biz buraya kazık çakacak değiliz ya. Herkes ahirete gidecek." Onun için ona göre amel edin. Ahirette ayrılık yok. Dünyada ayrılık var. Ahirette ayrılık yok. Allah hepimizi ayırmasın. Doğru yoldan, inşaAllah, hep beraber cennette oluruz. Allah ölenlere rahmet eylesin. Ailelerine sabır versin. Bu gece bizim çok sevdiğimiz bir ihvan, Sri Lanka'da kaza geçirip ahirete intikal etti. Allah rahmet eylesin.

2024-12-20 - Dergah, Akbaba, İstanbul

أَلَآ إِنَّ أَوۡلِيَآءَ ٱللَّهِ لَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ (10:62) Allah Azze ve Celle'nin evliya kulları, onlara korku yoktur, üzüntü yoktur. Onlar Allah'ın himayesinde, insanlara hidayet olsunlar diye. Evliyalar, Allah'ın sevdiği, Allah'ın emirlerini yerine getiren kullarıdır. Büyük evliyalar var, ancak evliyalık sadece keramet sahibi olmak demek değildir. Keramet sahibi olan evliyalar da var, büyük evliyalar da var, fakat herkes Allah'ın sevgili kulu olabilir. Allah'ın emirlerini yerine getirenler, O'nun sevdiği kullardır. Allah'ın istediğini yapan kullar, O'nun sevdiği kullardır. Herkes soruyor: "Nasıl evliya olabilirim?" diye. Allah'ın emirlerini yerine getirmekle başlar. İlla keramet göstermek değil mesele, asıl büyük keramet nedir? أجلُّ الكراماتِ دوامُ التوفيقِ En büyük keramet, başladığın güzel amellere sebatla devam etmektir. Namaz kılıyorsan, namazına devam et. Hayatın sonuna kadar yaptığın iyilikleri daimen sürdürmek, işte asıl keramet budur. Nice büyük evliyalar vardır ki, insanların hidayetine vesile olmuşlardır. Meşayih, sahabe, âlimler ve ulema, hepsi öyle büyük evliyalardandır. Bunların en büyüklerinden biri de şüphesiz Mevlana Hazretleri, Şeyh Celaleddin-i Rumi'dir. Onun sayesinde milyonlarca insan faydalanmış. Kimi hidayete ermiş, kimi İslam'a girmiş, kimi de yoldan çıkmışken doğru yola dönmüş. Onun güzel nasihatleri ve öğütleriyle bütün dünya, Müslüman ve gayrimüslim, onu kabul etmiş, sözlerini okuyor. Onun nasihatlerini, kitaplarını okuyor. Onun vesilesiyle insanlar hakikati öğreniyorlar. Hakikat de Allah Azze ve Celle'nin yolunda olmaktır. Odur. Yani bazı insanlar Mevlana'yı başka türlü gösteriyorlar. Mevlana'nın gayesi, insanlar İslam'a girsin, imana gelsin ve tövbe etsin diye kapıları açık tutmaktır. O meşhur mübarek sözlerinden birisi: "Tövbeni bozsan yine gel. Yüz defa bozsan yine gel, yine gel." Bu kapı açıktır. Bir insan bir defa kötülük yapsa, hata yapsa, günah işlese kapı kapanmaz. Kapı açıktır. Yeter ki sen şu kötülüğü bırak. Kötülüğün peşinden koşma, kapı açıktır sana. İnsan hata yapar, hatasız insan olmaz. Bazı insanlar nefislerine hakim olamıyorlar. Bir günah işleyince, "Artık ben günahkarım, hiçbir şeye yaramam, beni kabul etmezler. O zaman daha da kötüsünü yapayım" diye düşünüyor bazı insanlar. Öyle değil, merhametinden dolayı davet etmeye devam ediyor: "Sen yine de gel. Bir kere olsun, iki kere olsun, beş kere, on kere, yüz kere olsun... En sonunda inşallah vazgeçersin bu günahlardan, bu kötülüklerden." Mevlananın güzel sözüdür bu. Bunun gibi binlerce nasihati var, yazdığı muazzam kitabı var, o Mesnevi'dir. İnsanın halini anlatıyor, en ince teferruatına kadar onu gösteriyor insanlara. Mevlana Hazretleri büyük evliyalardandır. Tabii, büyük evliyalar insanlara hidayete vesile olsun diye çok güzel şeyler yapmışlar. Onların bereketine, milyonlarca insan hidayete ermiş, dine girmiş, dinde Müslüman olan da tövbe etmiş. Günahlarından arınmış. O mübarek zatların vesilesiyle tertemiz olarak Allah'ın huzuruna varmışlar. Onların vesileyle hidayete erenlerin fazileti de o evliyalara yazılmıştır. Allah onların bereketini üzerimize eylesin. O güzel halleri, o güzel sözleri bize de olsun inşaAllah.

2024-12-19 - Dergah, Akbaba, İstanbul

نَصۡرٞ مِّنَ ٱللَّهِ وَفَتۡحٞ قَرِيبٞۗ (61:13) Allah Azze ve Celle müjde veriyor. Allah'la beraber olanlar daima zafere ulaşır. Dünya elbette bir imtihan yeridir. İmtihan yeri olduğu için zorluklar da olacaktır. İnsan imtihan edilecektir. Ne kadar iyilik yapabilirse, hangi hayırlı işleri gerçekleştirebilirse, Allah ona göre mükâfatını verecektir. İnsanlar dünyada her şeyin çok rahat ve kolay olmasını isterler. Lakin dünya hayatı bir imtihandır. Allah dilediğini yapar. İstediğine verir, istediğine vermez. Bu yüzden Allah'la beraber ol ki nefsine karşı daima zafer kazanasın. Nefis, seninle sürekli savaş halindedir. Bu savaşın ne zaman biteceğini soracak olursan, ancak kabre girdiğinde son bulur. Bu sebeple daima Allah'la beraber ol, çünkü en büyük düşmanımız olan nefsimize karşı zafer ancak böyle gelir. Bu zafere nail olmak için Allah'la beraber olmak gerekir. Allah Azze ve Celle her şeye kadirdir. O'nu unutan mağlup olur. İnsan böyle kazanamaz. O'nu unutmayan kazanmıştır. Allah Azze ve Celle zaferi vaat etmiştir. Bu yüzden, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) buyurduğu gibi: "Küçük cihattan döndük, şimdi büyük cihada, nefisle olan cihada gidiyoruz." Allah yardımcımız olsun. Nefsimize uymayalım. İnşallah nefsimize galip gelelim.

2024-12-18 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Elhamdülillah, ala din el-İslam. İslam dininde bizi yaratan Allah'a hamd-ü senalar olsun. Peygamber Efendimizin hürmetine bu din, olduğu gibi hiç değişmeden aynı şekilde devam ediyor. Bundan önce gelen insanlar, kendilerine gönderilen ve aslı İslam olan dini değiştirdiler. Kendi kafalarına göre, hoşlarına nasıl gidiyorsa, dinle alakası olmayan şeyleri yaptılar. Her şeyi bozdular. Her şeyi sahte yaptılar. Onun için Müslümanların yaptığı ibadetler, Allah Azze ve Celle'nin emrettiği gibidir. Ötekilerin ise, hiçbir şeyleri doğru değil. Her şeyi kendi kafalarına göre yaptılar; kitapları bile değiştirip bozdular. Dinle hiç alakası olmayan şeyler eklediler. Hatta bunu kendi ağızlarıyla bile söylerler. Hazreti İsa'nın doğduğu güne 24 Aralık diyorlar. Onunla alakası yok. Başka bir zamanda, başka bir vakitte doğmuş. O zamanı 24 Aralık olarak kabul etmeleri, putperestlikten kalma bir gelenektir. Onu da eklediler. Putperestlikten kalma ne varsa Hristiyanlığa eklediler. Dinden diye eklediler halbuki dinle alakası olmayan şeylerdir. Onun için insanlar bir şey yaptıklarını zannederler. Hiçbir faydası, kıymeti olmayan şeyler yaparlar. Allah'a şükürler olsun ki İslam'a giren insan, Allah Azze ve Celle'nin lütfuna erişmiş insandır. Çünkü yaptığı her şey ona hayır, sevap ve ecir getirir. İnşaAllah, ahirette ona verilecek makamlar da yaptığı bu güzel şeylerle olacaktır. Ama öteki türlü, 'bir şey yapıyoruz' diye yılbaşı kutluyorlar, şunu bunu yapıyorlar. Onların zaten sevap kazanmak gibi bir dertleri yok. Allah Azze ve Celle'nin rızasını kazanmak gibi bir dertleri yok. Onun için yaptıkları boş ve zararlı işler. Allah muhafaza etsin. İnşaAllah Allah bu yolda bize ecir ve sevaplarımızı versin. Doğru yolda olduğumuz için Allah'a şükürler olsun. Şükretmek lazım. Boş yere yorulup hayatını harcayan çoktur. İnşaAllah onlardan olmayız. İnşaAllah onlara da hidayet nasip olur.

2024-12-17 - Dergah, Akbaba, İstanbul

وَذَكِّرۡ فَإِنَّ ٱلذِّكۡرَىٰ تَنفَعُ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ (51:55) Hatırlat diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. Hatırlatmak insanlara, müminlere fayda verir. Bazen aynı şey tekrarlanır. O tekrarlama insanı hatırlatır, unuttuğu şeyleri, yapmadığı şeyleri aklına getirir. Onun için devamlı nasihat edilir; bir şey bir kez söylenir, ikinci kez söylenir, bazen yüz kez söylenir ve her söylenişinde bereket olur. İnsan yine hatırlar çünkü bir defa söyleyince insan unutur. İnsan kelimesi unutmaktan gelir, nisyandan gelir. Onun için devamlı hatırlatmak lazım, devamlı aynı şeyi yapmak kötü bir şey değil, iyi bir şeydir. Bazen insanlar "aynı şey daha önce de söylendi" diyor. Meşayihler, evliyalar ve ulema sürekli hatırlatır, kıssalar ve hikâyeler anlatır. Âlimler bunları dinlediklerinde 'Ben bunu biliyorum' demez, dikkatle dinlerler. Dinleyince fayda olur, sevap olur. O meclis zaten Allah rızası için olan bir meclistir. Bir şeyi daha önce bilse de, öğrenmiş olsa da, yine dikkatle dinleyince sevabına nail olur. Allah Azze ve Celle'nin rızasına nail olmuş olur. Onun için bu meclislerde dinlemek ve hatırlamak büyük sevaptır. Kur'an'ı, hadisi ve yapılması gereken şeyleri hatırlamak çok güzel olur inşaAllah. Allah daim etsin, böyle güzel meclisler daim olsun. Bunlar ilim meclisleridir ve bu ilim meclislerini dinleyen, işiten kişi Allah Azze ve Celle'nin sevgili kulu olur. Allah Azze ve Celle onlar için meleklerin kanatlarını yere serer ve onlar bu kanatların üzerinde yürürler. İlim talep etmek farzdır bütün Müslümanlara, yani tek kişiye değil, herkese! Bunlar ilim meclisleridir. Ne zaman bu meclise katılsa, Allah'ın rızası onun üzerinde olur. Allah bu meclislerden mahrum etmesin inşaAllah.

2024-12-16 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi vesellem buyuruyor ki: من تشبه بقوم فهو منهم Kim bir insanlara, bir kavme benzemek isterse, o da onlardandır. Bazı lüzumsuz şeyler yapıyor insanlar haberi olmadan. Giyim kuşam konusunda herkes aynı şekilde giyiniyor artık. O ayrı bir mesele ama bundan daha lüzumsuz şeyler de var: Yılbaşı. İşte oraya buraya süs asıyor, her yeri süslemeye kalkıyor. O hiç lüzumu olmayan bir şey. Faydası olmayan bir şey. Bereketi kaçıran, huzuru kaçıran, imanı kaçıran şeylerdir onlar. Onlar Hristiyan değil de tam putperest adetleridir. Bu adetleri Hristiyanlığa sokmuşlar. Hristiyanlıkla alakası olmayan bir şeydir. Onu da Müslümanlar bir şey zannedip süslüyorlar, püslüyorlar. Süsleyip de ne olacaksın? Sen mi evleneceksin? Yoksa ev mi evlenecek? Yani hiç mantıkla alakası olmayan bir şeydir. Her sene bakıyorum ne yapıyorlar diye. Yapan boş boşuna bir meşgale yapıyor. Zerre kadar faydası olsa dersin ki iyi bir şey yaptı. Yok hiç faydalı değil. Zarardan başka bir şey değil. Onu da insanlar bir şey zannedip, başkaları da onlara özenip yapayım diye uğraşıyor. Her yerde yapılan bu şeylerin ne faydası var? Ne yani, geçen seneyi geri mi getirecek, kaybettiğin günleri geri mi döndürecek? Yahut yeni sene için fayda mı olacak? Allah insanlara akıl vermiş, düşünce vermiş. Yaptıkları lüzumsuz masrafları, lüzumsuz işleri yapmamaları lazım. Faydalı olan şeyleri yapmak lazım. Onun yerine yapılacak bin tane iş var. Bin tane güzel yapılacak şey var. Onlarla meşgul olmak lazım. Kendine bak diyorlar. Hakikaten kendisine bakması lazım insan. Yaptığım işler iyi midir, kötü müdür? Kendine bakmak derken, aynada yüzüne, kılığına kıyafetine bakmak değil; yaptığın işlerin, davranışların faydalı mı, değil mi ona bakmak gerek. Ona bakması lazım insan. Devamlı kendisine bakması, kendini kontrol etmesi, nefsini kontrol etmesi lazım. Her şeyde insanlar davar gibi biri yaptı diye hep beraber yapalım diye düşünmesin. Sürüden bir davar uçurumdan atlayınca, diğerleri de peşinden gider; yüzlercesi, beş yüzü birden düşüp helak olur. Bizim onlara benzemek akıl işi değil. Onlarda akıl yok garibanlarda ama bize Allah akıl vermiş. Allah aklınızı kullanın diye buyuruyor. Allah yardım etsin, gafletten kurtarsın insanları. Boşuna işler yapmasınlar inşaAllah.