السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.

Mawlana Sheikh Mehmed Adil. Translations.

Translations

2025-05-01 - Dergah, Akbaba, İstanbul

وَلَقَدۡ كَرَّمۡنَا بَنِيٓ ءَادَمَ وَحَمَلۡنَٰهُمۡ فِي ٱلۡبَرِّ وَٱلۡبَحۡرِ (17:70) Allah Azze ve Celle insanı tekrim etmiştir. Onurlandırmıştır. İnsanoğlu Allah indinde mükerremdir. Kıymetli bir varlıktır. İnsanoğlu bu kıymetini bilmiyor. Bunun için kıymetsiz işler yapınca, kendisinin de kıymeti kalmıyor. Faydasız hale geliyor. Allah Azze ve Celle'nin yolunu bırakıp başka yollara gidince, başka yerlerde kendisine ikram edileceğini veya değer verileceğini düşünerek gittiğinde, orada hiçbir şey bulamaz. İnsanoğlu orada aldatılmaktan ve kandırılmaktan başka bir şey bulmaz. Eğer Allah Azze ve Celle'nin doğru yolunda olsa, işte o zaman ikram görür, güzelliklere nail olur. Allah'ın yolunu bırakıp başka yollara giderek kendisine ikram edileceğini, değer verileceğini umanlar vardır. Bütün bunlar menfaat için yapılır. Menfaatten başka bir şey değildir. İslam dini insana hürmet göstermiş, ona saygı duymuş, emeğinin kıymetini bilmiştir. Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem buyuruyor: "Çalışanın teri kurumadan ücretini verin." Yani o zamanlar, bundan 1400-1500 sene önce, insan emeğinin pek bir kıymeti yoktu. İnsanlar köle olarak alınır, çalıştırılır, hakları gözetilmezdi. Sadece boğaz tokluğuna çalıştırılır ya da belki hiçbir karşılık verilmezdi. O zaman bile, Allah Azze ve Celle'nin insanlar için ezelden beri var olan kanunu aynıydı. İnsan ikrama layık görülmüştür. İnsanoğlu mükerrem bir varlıktır. Bunun kıymetini bilmesi gerekir. Yaratan'a şükretmesi gerekir. O'nun verdiği her şeye şükretmek gerekir. Senede bir gün değil, her gün şükretmek gerekir. Senede bir gün şükretmek yeter demek milleti kandırmaktır. Başka bir şey değildir. Allah Azze ve Celle insana her zaman ikram etmiştir; insanoğlu kıymetini bilmelidir. Başka insanların lafıyla yoldan çıkıp isyan etmemesi gerekir. Doğru Yolda olan yolunu bulur. Yoldan çıkan tehlikeye düşer. Allah muhafaza etsin. Dünyaya düşkün olanlar daima menfaat peşinden koşar. Bir yerde dünyevi bir menfaat söz konusu olunca, "bu bize zarar verir" diye kıskançlık başlar. Birbirlerini mahvetmeye, ortadan kaldırmaya çalışırlar. Birbirlerini yerler. İslam ise böyle değildir. İslam kardeşliktir, paylaşmaktır, hak ve hukuka riayet etmektir. Hak ve hukuk İslam'da çok mühimdir. Kul hakkı Allah indinde çok büyüktür. Kul hakkı Allah'ın hakkından daha büyüktür. Allah kendi hakkını affedebilir ama kul hakkını ancak hak sahibi affeder. O kişiden helallik almak gerekir. Allah Azze ve Celle Gafur'dur, Rahim'dir. Ama insanoğlu öyle değildir. İnsanoğlu ise seni affetmeyebilir, hakkını helal etmeyebilir. O zaman senin işin zordur. Allah Azze ve Celle'ye tövbe istiğfar edersen ve kul hakkına girmemişsen, kurtulursun. Ama kul hakkına girdiysen, o zaman durum tehlikelidir. Allah muhafaza etsin. Kimsenin hakkını yemeyelim, kimsenin emeğini boşa çıkarmayalım inşaAllah. Allah bizim emeğimizi muhafaza etsin, kıymetlendirsin inşaAllah.

2025-04-30 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem buyurur: المؤمن يألف ويؤلف Mü'min, o kimsedir ki, insanlarla iyi geçinir, herkesle iyi geçinir. İnsanlar ondan memnun olur. O da insanlara karşı tahammüllü olur. Geçinip gider. Mü'min için bu dünya hayatı selametle geçer. Mümin tahammül edendir. Durumu iyiyse Allah'a şükreder; zorsa O'na hamd eder. İnsanlarla geçinir vaziyetine göre ve her şeye razı olur. Allah da böyle kimseden razı olur. Mü'min -ki bu sıradan bir Müslümandan daha ileridir, Allah'a imanı kuvvetli olandır- işte böyle yapar. Normal bir Müslümanın ise terbiyeye ihtiyacı vardır; nefsini terbiye etmesi lazımdır. Nefis terbiyesi de tek başına zor olur. İşte bunun için tarikat vardır. Şeyhin huzurunda, onun rehberliğinde nefsini yavaş yavaş terbiye ederek ne kadar yapabilirse yapar. Bu bile hiç yoktan iyidir. Biraz başarsa bile, Allah Azze ve Celle ondan razı olur. Tabii insan bunu %100 yapamaz. Ama normal insanlar, özellikle de bu zamanın insanları, her şeye itiraz eder, hiçbir şeyi beğenmez, her şeyden şikâyetçidir. Bundan eline bir şey geçmez. Kendini huzursuz ve rahatsız etmekten başka bir işe yaramaz. Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in bu güzel sözleri bize yol gösterir, ne yapacağımızı, ne edeceğimizi öğretir. Peygamberin yolunu takip eden rahat eder. Hazreti İbrahim Aleyhisselam'a, ateşin içindeyken bile Allah Azze ve Celle orayı bir cennet bahçesi kıldı. İşte bu yüzden mü'min de Peygamberlere benzemeye çalışırsa, onların dediklerini uygularsa, dünyanın hiçbir tesiri olmaz. Çünkü iman sahibi bilir ki, karşılaştığı her şey Allah Azze ve Celle'dendir. Dünya zorluklarına tahammül eder; onlar geçer gider. Allah bizi nefsimizin şerrinden muhafaza etsin. Allah yardım etsin. Bunları söylemek kolaydır ama yapmak biraz zordur. İnşaAllah Allah'ın yardımıyla bunu da yapabiliriz.

2025-04-29 - Dergah, Akbaba, İstanbul

فَأَمَّا مَن طَغَىٰ (79:37) وَءَاثَرَ ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا (79:38) فَإِنَّ ٱلۡجَحِيمَ هِيَ ٱلۡمَأۡوَىٰ (79:39) Allah Azze ve Celle buyuruyor ki, dünyayı tercih eden, dünya için çalışan, isyan eden, tuğyan eden insanın sonu kötüdür. Cehennemdir. Ama Allah rızası için olan insanın, bütün dünya onun olsa, yine de sonu cennettir. Allah rızası için olduktan sonra her şey iyi olur. Allah rızasını gözetmeyen insanın her şeyi kötü olur. Yani bir zerre kadar dünya için bile olsa, dünyayı ahirete tercih eden kişi ahiretini kaybeder. Ahiret ebedi olandır. Ebedi hayat, hakiki hayat ahiret hayatıdır. Dünya ise göz açıp kapayıncaya kadar geçer. Onun için akıllı insan ahireti tercih eder. Allah Azze ve Celle buyuruyor ki: Siz bana itaat ettikten, ibadetinizi yaptıktan sonra helal hudutları içinde size her şey helaldir. Helal hududunun dışına çıkınca, Harama girince, o vakit insan dünya için çalışmış olur. Onun da vebali vardır, cezası vardır. Onun için yaşarken, yürürken, yatarken, kalkarken Allah Azze ve Celle'yi hatırlamak lazımdır. Onun istediği gibi amel etmek lazımdır. Niyet öyle olursa akıbet hayır olur. Yok, her şeyi dünya için yapan insan o vakit helal haram gözetmez. Her şeyi alacağım, benim olsun diyenin hiç bir faydası olmaz. Kazandıkları ona iyilik değil, bela olur. Kazandıkları, yaptıkları yanına kâr kalmaz. Çünkü her şey anidir. İnsanoğlunun dünyadaki yaşantısı anidir. Yani bu an içindir. Daha önceki bitmiştir, geleceği ise belli değildir. Onun için daima Allah rızası için çalışmak, Allah'ı hatırlamak lazımdır. Allah bizi sabit kadem kılsın. O'nun istediği gibi yaşamak nasip olsun inşallah. Önceliğimiz Dünya değil, Mevla olsun, inşaAllah.

2025-04-28 - Dergah, Akbaba, İstanbul

إِنَّ عِدَّةَ ٱلشُّهُورِ عِندَ ٱللَّهِ ٱثۡنَا عَشَرَ شَهۡرٗ مِنۡهَآ أَرۡبَعَةٌ حُرُمٞۚ (9:36) Haram aylar dört aydır. Bu dört haram aydan üçü Hac içindir, birisi de ayrıdır; Allah Azze ve Celle bunları bu şekilde belirtmiştir. Yaratan Allah Azze ve Celle'dir. Ayı, yıldızı, günleri, seneleri yaratan O'dur. Allah Azze ve Celle, bu on iki ayın arasında işte bu dört ayı haram kılmıştır. Bu aylara hürmet edilir ve bu aylarda kötülükler de haram kılınmıştır. Savaş yapılmaz. Ancak müdafaa için olursa yapılması caizdir. Lazım olduğu vakit başka bir usul uygulanır. Her şeyin bir usulü vardır. Yarın inşaAllah, bu akşamdan itibaren Zilkade ayı başlıyor. Bunlar Hac aylarındandır. Bundan sonra Zilhicce ve Muharrem gelir. Bu aylarda insanlar eskiden ancak Hacca gidip gelebilirlerdi. İnsanların selametle gidip gelmeleri için Allah Azze ve Celle bu ayları haram kılmıştır. Eskiden de böyle yapılırdı. İslam'dan önce de İbrahim Aleyhisselâm zamanından kalmıştır. Müşrikler de bunu biliyorlardı. Ona hürmet edip tabi oluyorlardı. Ama yine de işlerine geldiği zaman, kafalarına göre onu başka aya çeviriyorlardı. Bir ayın yerine diğerini koyarak yapacaklarını yaparlardı. Bu da caiz değildir. Allah Azze ve Celle Kur'an'da bunun olmayacağını buyuruyor. Her şeyin bir yeri ve vakti vardır. Kendi kafana göre değiştiremezsin. Bizim için de halvet, bu akşamdan başlayıp 10 Zilhicce'ye kadar olan kısmi halvettir. Yani kısmi halvettir; 40 gün uzlette durmak için daha kimseye izin yoktur. Halvet yapmak isteyen, bu dönemde kısmi olarak yapabilir. İster akşamla yatsı arası, ister ikindiyle akşam arası, isterse sabah namazından önceki teheccüt vaktinden işrak vaktine kadar, niyet edip Allah rızası için halvete girebilir. Bu vakitlerde evradını, zikirlerini, tesbihatını yapabilir, Kur'an okuyabilir; hangi ibadet varsa yerine getirebilir. Bu, insan için büyük bir fazilet olur. Tarikat ehlinin zaten halvete girmesi lazımdır. Bu zamanda resmî halvet insanlara gerekmez. Çünkü dünyanın hâli berbât. İnsanların nefsi, o halveti kaldıramaz. Halvet yapmaya çalışıp başaramayacaksa, o durumda halvetsiz kalması daha faziletli olur. Ama mürit için, halvet niyetiyle yapılan kısmi halvet de resmî halvetin yerine geçer. Onun için bu süre 10 Zilhicce'ye kadar, hemen hemen 40 gündür. Bir de bunu yapamayanlar için Recep'ten 10 Şaban'a kadar vakit vardır. Bizim halvet vaktimiz senede iki defadır. Onun dışındakiler riyazet olur. Allah kabul etsin. İnşallah bu günlerimiz, aylarımız mübarek olsun. Hayırla geçsin. Ömrümüz, senelerimiz, aylarımız hayırla geçsin. Mühim olan budur. Ömür geçiyor, seni beklemiyor. Durmuyor. Onun için vakti faydalı kullanmak lazımdır. Ne kadar ibadet yapabilirsek kârdır, inşaAllah Allah kabul etsin. Allah razı olsun.

2025-04-27 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Allah'a şükür, Şevval ayındayız. Bu mübarek ay, Ramazan ile Hac ayları arasındadır. İnşaAllah yarın, öbür gün Zilkade ayı başlayacak. Hacılar da Hac yolculuklarına başlarlar. Hac, insanlar için Allah Azze ve Celle'nin bir lütfu ve mucizesidir. Allah Azze ve Celle'nin emrettiği şeyler ile insanın kendi kafasına göre yaptıklarının arasında elbette mukayese kabul etmez bir fark vardır. Bu ikisi arasında bir mukayese olmaz. Allah Azze ve Celle'nin tayin ettiği ibadetler, insanların faydası ve iyiliği içindir. Hac da onlardan birisidir. Malı ve sıhhati yerinde olan insanın Hac yapması farzdır. Yani İslam'ın şartlarından birisidir. Onu yapmayan, İslam'ın şartlarından birini eksik bırakmış olur. Birincisi kelime-i şehadet. İkincisi namaz, üçüncüsü oruç, sonra zekat ve Hac'dır. İnsanlar diğer şartları genellikle yerine getiriyorlar veya getirebiliyorlar. Ancak Hac meselesine gelince, çoğu insan ona yeterince ehemmiyet vermiyor. Ehemmiyet verse bile, günümüzde Hacca gitmenin önünde çok maniler var. Kişi hemen Hacca gideyim dese, parası ve imkanı olsa bile, yine de başka birçok engel çıkabiliyor. Haccı yapamıyor. Gidemeyen kişi niyet ettikten sonra, Allah Azze ve Celle onun niyetini kabul eder. Fakat Haccı hiç aklından geçirmeyenlere gelince, onlar ahirette "Keşke yapsaydık" diye pişman olurlar. Tabii, vekaleten Hac, yani Hac-ı Bedel, yaptırmak da mümkündür. Ancak vekaleten yapılan Haccın sevabı, bizzat yapılan Haccın sevabıyla ne kadar olduğu konusunda mukayese edildiğinde, binde bir mi, on binde bir mi, yüz binde bir mi? Yine de az da olsa o fazilet ve sevap kişiye ulaşır. Ama bu sevabın derecesi başka bir meseledir. Ama hiç olmazsa, üzerine farz olan Haccı yapamamanın günahından kurtulmuş olur. Bu vekaleten Hac, malı sıhaıt olup da bir mazeret sebebiyle gidemeyen kişinin varsa günahını kaldırır. Diğer mazeretler ise fakirlik veya hastalık sebebiyle gidememek olabilir. Bu durumda kişi adına vekaleten yapılan Hac makbul olur. Zaten malı olmayan veya sağlık durumundan dolayı gidemeyecek durumda olan kişiden Hac farziyeti düşer. O farz olmadıktan sonra da bir sakıncası yok. Yani insan için bir günahı olmuyor. إذا أخذ ما أوهب أسقط ما أوجب Bu fıkhi bir kaidedir. Bu kaideye göre Allah vermediği bir imkanın hesabını sormaz. Sorumluluğu düşmüş olur. Yani emir ondan düşmüş olur. Mesela bu durum deliler için geçerlidir. Adam delidir. Aklı yerinde olmadığı için artık ona ne namaz ne de oruç vaciptir. Yani o kişi dini emirlerden mükellef değildir. Aynı şekilde Hac farziyeti de, yeterli parası olmayan veya sağlığı elverişli olmayan kişinin üzerinden düşer. Yapamayınca o kişi bundan sorulmaz. Fakat bir mani olmayanın ve imkanı olanın Haccı yapması gerekir. Dediğimiz gibi Hacca gitmenin önünde maniler de çok var şimdi. Kotalar, kısıtlamalar "Bu kadar insan alırız" denmesi gibi engeller çıktığında, kişi gidemediği için o an sorumlu olmaz. Ancak imkan ve yol varken gitmek lazımdır. Allah herkese nasip etsin. Çünkü bu öyle bir yolculuktur ki, herkesin ruhaniyeti, bereketi ve sevap kazanması için çok önemlidir. Mescid-i Haram'da kılınan bir namaz, başka yerde kılınan yüz bin namaz gibidir. Bir namaz neredeyse bir ömür boyu kılınan namazların sevabı kadar fazileti vardır. Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'i ziyaret etmek, O'nun huzurunda durmak ise apayrı bir güzellik ve manevi faydadır. Mescid-i Nebevi'de kılınan her namaz da bin namaza bedeldir. Sevabı, fazileti, her şeyi... Allah hepimize nasip etsin. Gidemeyenlere de Allah en kısa zamanda nasip etsin inşaAllah.

2025-04-26 - Dergah, Akbaba, İstanbul

وَخُلِقَ ٱلۡإِنسَٰنُ ضَعِيفٗا
(4:28)

Allah insanoğlunu zayıf yaratmış.

Kimse "ben şöyleyim, ben böyleyim" diye övünmesin.

Allah isterse zayıfı kuvvetli yapar.

Kuvvetliyi de zayıf yapar.

Allah Azze ve Celle'nin emrinde olalım.

Subhanallah, bugün de işte bu mesele oldu.

O da insanların ne kadar zayıf olduğunu gösteriyor.

Allah razı olsun, kaldırdılar.

Uykuya dalmışız şimdiye kadar.

Allah'a şükür sabah namazını bari kaçırmadık.

Gece namazlarının hepsini kaçırdık.

Sabah namazı için kapıyı çaldılar, uyandırdılar.

İnsan gaflete düşüyor.

İnsan zayıftır. Allah Azze ve Celle'nin istediği oluyor.

Onun fazlı keremiyle bütün ibadetleri, bütün taatları yaparız.

Ona şükretmek lazım.

İnsanların kendilerini başkalarıyla kıyaslayıp üstün görmemeleri gerekir.

Gaflet dediğimiz şey de Allah'ın iradesidir.

Yaptığımız her şey Allah'ın fazlı keremiyle oluyor.

"Ben yaptım, ben şunu yaptım" diye böbürlenmek olmaz.

Galiba evliyalardan, büyüklerden biridir.

Ama hatırlamıyorum kim olduğunu.

Bağdat'ta babasıyla sabahtan önce teheccüde kalkmış.

Demiş: "Allah'a şükür biz kalktık."

"Bak bütün insanlar gaflette yatıyor, uyuyor."

"Biz Allah'a şükür olsun teheccüde kalktık, onlar uyuyor."

Babası dedi: "Keşke sen de uyusaydın da bu lafı söylemeseydin."

Bu böbürlenmek olmaz.

Allah'ın fazlı keremiyle her şey oluyor.

Kalkarsan da yatarsan da seni gaflete düşüren de Allah Azze ve Celle'dir.

Tarikat edeptir.

O edep de Allah'a şükretmektir.

Hiçbir şeyini üstün görmeyeceksin.

Yaptığın hiçbir şeye kıymet vermeyeceksin.

İbadetlerimizin, taatlarımızın hiçbirinin kıymeti yoktur.

Allah Azze ve Celle istemedikçe hiçbir şey yapamazsın. Nefsine ilk başta bunu hatırlatacaksın.

Başkalarını "şu böyledir, bu böyledir" diye mukayese yapmak olmaz.

Bu nefsine şeytanın bir oyunudur.

Şeytan, nefsini büyütmek için "sen teheccüdlere kalkıyorsun, kıyam el-leylller yapıyorsun, gece uyumuyorsun" diyerek sana tuzak kurup kazandığın şeyleri kaybettirmek ister.

Tarikata giren bazı insanlar "benim derecem ne kadar oldu" diye soruyor.

O da usulden, adaptan değildir.

Sen tarikata girdin, tarikat dediğin zaten Allah Azze ve Celle'nin yoludur. Nefsini terbiye için girmişsin.

Bunu sormak da usulden, adaptan değildir.

Ne yapacaksın? Yola devam edeceksin.

En büyük keramet: "Ecel-ül kerâmât devâmü't-tevfîk."

Yola devam etmek en büyük keramettir.

Allah'a hamd edeceksin, şükredeceksin.

Başkalarıyla mukayese yapmayacaksın.

Allah bilir sonumuz ne olur.

Sabit kadem olmamızdır mühim olan.

Sabit kadem olmadıktan sonra istersen bütün ibadetleri yap.

Şeytan da öyle. Allah muhafaza etsin.

Yeryüzünde, gökyüzünde namaz kılmadığı hiçbir yer kalmamış.

En sonunda da en rezil, en kötü mahlukat olmuş.

Onun için ona benzememek için Allah yolunda devam edeceksin.

Ona buna bakmadan, "ne kadar yaptım, ne derecem var" diye sormadan devam edeceksin bu yolda.

Allah muhafaza etsin.

Bazen istemeyerek olsa da devam ettiğin vakit bir hal olursa, ibadetin yine aynı şekilde mükâfatlandırılır.

Allah Azze ve Celle'nin lütfu keremiyle bununla ilgili yine bir kıssa var.

Beyazıd-ı Bistami Hazretleri, bizim olduğumuz gibi, bir gece namazlarına uyuyakalmış, kalkamamış.

Sabah namazının galiba yakınmış, zor yetişmiş.

Şeytan çok sevinmiş.

Ondan sonra Beyazıd-ı Bistami Hazretleri üzülmüş, ağlamış.

Çok üzülmüş, ağlamış.

Allah Azze ve Celle onun yapamadığı ibadetlerin sevabını bin kat daha fazla yazmış.

Bu olayı şeytan da görüyor.

İkinci defa, bir kaç zaman sonra yine uykuya dalmış.

Bakmış biri onu uyandırıyor, dürtüyor.

Bakmış bu şeytan, uyanmış.

"Kalk kalk namaz kıl" demiş.

"Kalk, sen sabahı kaçırıyorsun."

"Nasıl sen böyle yapıyorsun?" demiş.

"Sen beni uyutturman lazım normalde."

"Geçen defa uyuttun."

Bunun üzerine şeytan demiş ki: "Bin defa daha fazla sevap kazandın."

"Onun için şimdi kalk, bir tane sevap ile idare edelim" demiş.

İbadet eden insan, istemeden gaflete düşünce, hastalanınca veya bir mazereti olunca, Allah Azze ve Celle, özüründen dolayı yapamadığı ibadetinin ecr-i sevabı yine aynen yazıyor.

Allah affetsin hepimizi.

Allah sizden de razı olsun.

Bu kadar sabredip beklediniz.


2025-04-25 - Dergah, Akbaba, İstanbul

لَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ (10:62) İman edenlere korku, üzüntü olmaz Allah'ın izniyle. Allah'a sığınmak, mümin insan için en büyük iyiliktir. Allah Azze ve Celle tarafından verilmiş ikramdır. Bu ikramdır, mühim olan. İnsanın hayatı dünya için değil, ahiret içindir. Dünya geçicidir, ahiret bakidir. Onun için Allah'la beraber olan, Allah yolunda olanlarda üzüntü, keder, hüzün olmaz. Hakiki Allah'a tevekkül eden Müslümanlar da tabii gayrimüslimlere göre daha iyi olur. Onun faydasını Allah Azze ve Celle iman edenlere vermiştir. Allah herkesi selamete, cennete davet ediyor. Hiç kimse mahrum değildir. İsteyen herkes gelebilir. Cennete herkes gelebilir, davetlidir. Ama tabii insanın inadı, nefsi, küfrü onu uzak tutuyor, ters tarafa koşturuyor. Çoğu insanın istikameti kötü tarafa götürüyor. İnsanlar nefislerine, hevalarına, şeytana tabi oluyorlar. Doğru yoldan uzaklaşıyor, kaçıyorlar. Halbuki selamet ondadır. İyilik ondadır, kazanç ondadır. İnsanın hayatını kazanması Allah yolunda olanlardadır. Allah yolunda olmayanlar hayatlarını kaybetmişlerdir. Hayatını kaybeden onlardır. İmanlı olmayanlar ölünce hayatları kaybetmiş oluyorlar. Fırsatları kaybetmiş oluyorlar. İman edenler kazanmış oluyor. Hayatlarını kazanmış oluyorlar. Şimdi devamlı derler, "hayatını kaybetti." Geçen gün, işte birkaç gün önce, "küfrün başı hayatını kaybetti" dediler. O zaten kaybetmiştir. Onun yolunda olanlar kaybeder. Çünkü Allah'ın yolundan çıkmışlar, kendi kafalarına göre bir yol tutmuşlar. Halbuki hakikati bilirler. Bildikleri halde nefislerine uyup o yolda giden hayatını kaybeder. Hiçbir faydası olmaz. Ahirette hiçbir iyi hayır görmez. Onun için Allah yolunda olanlar kazanmıştır. O yolda sabit kadem olmak lazım. Şimdi bir hayli saçma sapan şeyler çıkmış. "Buna inanırım, buna inanmam, bunu severim, bunu sevmem." Senin kendi kafana göre olmaz. Din neyse onu takip edeceksin. O din de Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in yolundan gelmiştir. O yolu takip edeceksin. Şimdi "Yok biz hadis istemeyiz, Kur'an yeter bize" derler. Bunu diyen sapıtmıştır. İnsanları da sapıtıyorlar. Bunu kabul eden akıldan noksandır. Aklı yoktur. Ahmaktır, delidir. Çünkü Kur'an kimin yolundan gelmiş? Peygamber Efendimiz'in - sallAllahu aleyhi vesellem. Sen nasıl hadisi kabul etmiyorsun, Kur'an'ı kabul ediyorsun. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu! İnsana Allah akıl, mantık vermiş. Şeytan, heva ve nefis aklı bertaraf edip aklı kalmayan insanları kendilerine tabi ettiriyorlar. Allah aklımızı muhafaza etsin. Allah bizi doğru yoldan ayırmasın. Allah bu cumamızı mübarek eylesin inşaAllah.

2025-04-24 - Dergah, Akbaba, İstanbul

إِنَّ ٱللَّهَ يُمۡسِكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ أَن تَزُولَاۚ وَلَئِن زَالَتَآ إِنۡ أَمۡسَكَهُمَا (35:42) Allah Azze ve Celle yerleri, gökleri yaratandır. Onları böyle nizam-ı intizamda tutan Allah Azze ve Celle'dir. Her şey O'nun emriyle, O'nun izniyle, müsaadesiyle olur. Hiçbir şey kendiliğinden olmaz. Hiçbir hareket kendi kendine olmaz. Muhakkak Allah Azze ve Celle'nin emridir. Bu Ayet-i Kerime, gökleri ve yerleri Allah Azze ve Celle'nin nizamda tuttuğunu beyan ediyor. O tutmasa darmadağın olur, hiçbir şey kalmaz. Allah Azze ve Celle iradesiyle oluşuyor her şey. Yaratan O'dur. O'nun emri olmadan bir şey olmaz. İnsanlar kendi hadlerini bilmeden bir şeyler yapmaya uğraşırlar. Ondan sonra da kendilerini bir şey zannediyorlar ama Allah ufak bir şeyle insanlara hatırlatır. "Allah" der herkes. "Allah" demesi lazım. Unutmamak lazım. Yerler, gökler O'nun emriyle, O'nun izniyle duruyor. Bizim yaşadığımız yer, dünyada her şey bir düzen içinde durur. Her şey tiken üstündedir. Ama Allah'ın izni olmadıktan sonra hiçbir şey olmaz. Vakti gelince olur. Bu yeryüzü tehlikelerle doludur. Bundan seneler önce İtalya'ya gitmiştik, orada bir tane şehir var yanardağın, volkanın altında kalmış. Oradaki denizde öyle bir büyük bir volkan var ki eğer patlasa dünyada bir şey kalmaz. Allah Azze ve Celle'nin kudretinden bu bir tanesi yalnız. Başka neler var, neler var. Onun için Allah'a dönmek lazım. Tövbe istiğfar etmek lazım. "Ne yapalım?" diyorlar. İnsanlar şimdi korkuyor. Allah'tan af dileyin: Bizi affet, tövbe istiğfar ediyoruz. Günahlarımızı affet. Biz zayıf kullarız. Tövbe ettik. Yapmamız gereken şey, Allah Azze ve Celle'yi hatırlamadığımız için, O'na dönmektir. O'na dönmek. O'ndan merhamet dilemektir. Bazı insanlar var, ilk başta bir şey demezler. Sonra bu tehlike geçtikten sonra başlarlar: Ne biçim akılsız insanlar bunlar diye Allah diyenlerle alay ederler. İşte yok yer kımıldadı, yok şöyle böyle diye Allah dememek için bahane üretirler. Ama o olay olduğu vakit başka bir şey hatırlamazlar. "Allah" der herkes. Demesi lazım. Bu olaylar olmadan önce "Allah" diyelim. Allah'a yalvaralım. Allah bizi affetsin. Muhafaza etsin inşaAllah. Müslümanın güzel tarafı Allah Azze ve Celle'yi daima hatırlar. Daima O'ndan yardım ister. Başka kimse yardım edemez, istense bile. Kimse bu olayların önüne duramaz. Allah Azze ve Celle durur. Allah'a yalvaralım da Allah muhafaza etsin. Allah korusun inşaAllah. O'ndan geldik, O'na döneceğiz. Allah'ın iradesiyle inşaAllah geçmiştir bu. Geçmiş olsun korkan insanlara. Allah'tan merhamet dileyin. Allah affetsin. Tövbe istiğfar edip kulluktaki eksik şeyleri tamamlamaya uğraşalım. Sadaka da çok mühimdir. En mühim olan: sadaka korur, muhafazadır. Hastalığı da iyileştirir, kazaları da def eder inşaAllah. Allah yardım etsin. Allah muhafaza etsin inşaAllah. İman versin inşaAllah. Tövbe edenler tövbelerini tutsun inşaAllah.

2025-04-23 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Allah Azze ve Celle, Kur'an-ı Azim'da çoğu yerde "Cahillerle beraber olmayın, cahillerin peşinden gitmeyin" diye müminleri ikaz etmiştir. Çünkü cehalet kötü bir şeydir. Cahillik, insana verilebilecek en kötü şeydir. Eskiden okuma yazma bilmeyen insanlara cahil denirdi. Peygamber Efendimiz'in zamanında cahiliyet dünyanın her tarafındaydı. Buna ""Cahiliyyet-ül Ula" denir. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, bu dönemi "birinci cahillik dönemi" olarak adlandırdı. Şimdiki yaşadığımız zaman ise ikinci cahillik zamanıdır. İkincisi birincisinden çok daha beterdir. Birincisinde insanlar yine bir şeyleri kabul ediyorlardı. Şimdikiler hiçbir şey kabul etmiyor. Hakikati kabul etmiyorlar. Kendi kafalarına göre bir şeyler düşünüp, "Bu doğrudur" diyorlar. Bunun peşinden koşturuyorlar. İşte bu hakikat olmayan, faydası olmayan şeyler onları hakikatten uzak tutuyor. Cahillik işte budur. Cahillik, okuyup da anlamamaktır. Okuyup da faydalanmamaktır. Bütün ilimleri bilirler. Ama hakikati bilmezler. Hakikat nedir? Onun dışındadırlar hepsi. Onun için hakikati kabul etmeyen, bilmeyen cahildir. Okuduğunun da faydası yoktur. Senelerce okuyup kendini bir şey zanneden insanın cahilliği günden güne artıyor. Ta ki hakikati bulsa, o vakit bu cahillikten kurtulmuş olur, kendini de kurtarmış olur. Yoksa cahillik, onun ilelebet en kötü yerde kalmasına sebep olur. Bir türlü düşünse, çünkü düşünce mühimdir. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem: "Bir saat düşünmek, yetmiş sene ibadet etmekten daha hayırlıdır" buyurmuştur. Çünkü hakikati görüp, iman edip, doğru yola gidince dünya ve ahiret saadeti olur insana. Öteki türlü dünyada da bir işe yaramaz. Ahirette ise büsbütün beterdir. Allah muhafaza etsin. Hakikaten cahillik döneminde yaşıyoruz. Cahillik, pis bir hastalık gibidir. Ondan ona, ondan ona bulaşan bir hastalıktır. Allah muhafaza etsin, imanımızı muhafaza etsin inşaAllah. Cahillerden olmayalım inşaAllah. فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْجَاهِلِينَ (6:35) Ne cahillerden olalım ne de onlarla beraber olalım. Allah muhafaza etsin.

2025-04-22 - Dergah, Akbaba, İstanbul

وَلَقَدۡ كَرَّمۡنَا بَنِيٓ ءَادَمَ (17:70) Allah Azze ve Celle buyuruyor, insanoğluna en yüksek mertebeyi vermiştir mahlûkatın arasında. Takva sahibi olan insanoğlu Allah indinde mertebelerin en yükseğidir. Allah Azze ve Celle'nin yarattığı haddi hesapsız mahlûkat var. Bildiğimiz melekler var, cinler var, insan var. İnsanoğlu Allah Azze ve Celle'nin yolunda olursa hepsinin en yükseği olur. Hatta meleklerden de yüksek olur. Hazreti Cibril Aleyhisselam, Peygamber Efendimiz'in miraca çıktığı vakit bir yere kadar geldi. Oradan ilerisi ancak Peygamber Efendimiz'e nasip oldu. Çünkü mertebesi bütün mahlûkattan yüksektir. O yolda giden insanın mertebesi hepsinden yüksek olur. Allah'ın yolundan gitmeyen kişi ise mahlûkatın en aşağısı olur ve Allah indinde sevilmeyen bir varlık haline gelir. En aşağı mertebede olur. Doğru yol insana ikram olarak nasip olur. Gitmeyen olunca mahlûkatın en düşüğü, Allah indinde sevilmeyen bir varlık olur. Allah Azze ve Celle sevmez. Kâfirleri sevmez, müşrikleri sevmez. İnsanlara zarar verenleri sevmez. Mertebeleri ne kadar yükselirse insan o kadar Allah indinde sevilen birisi olur. Sevilen birisi için büyük bir fayda olur. Sonsuz bir saadet faydası olur. Allah muhafaza etsin, doğru yoldan gitmeyenlerin bazıları sonsuza dek, bazıları ise günahlarının ve kötülüklerinin cezasını çektikten sonra temizlenip kurtulur. Allah'ı hiç tanımayan kişinin vay haline; o kişi sonsuza dek şekavette kalır, ilelebet bedbaht olur ve cehennemde olur. Allah Azze ve Celle'nin yolunu tutmayanın sonu kötü olur. Şimdi insanları kandıran çok var. "Yok şöyledir, yok böyledir, iman nedir, İslam nedir, bir şey yok" diye insanları kandırırlar. İnsanlar da kanar. Kanınca da cezasını çeker. Allah Azze ve Celle akıl vermiş. Aklını kullanan insan muhakkak hakikati görür. Kullanmayan o vakit cezasını çeker. Allah muhafaza etsin. Allah iman versin insanlara, imanımızı muhafaza etsin inşaAllah.