السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.

Mawlana Sheikh Mehmed Adil. Translations.

Translations

2025-02-06 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Elhamdülillah, bir yıl sonra tekrar buluşmamıza vesile olan Allah'a şükürler olsun. Elhamdülillah, Allah bize hayat bahşetti. Elhamdülillah, işte buradayız. Elhamdülillah, hepiniz Allah'ın yolunda ve Peygamber Efendimizin, sallallahu aleyhi ve sellem, izindesiniz. Bu, bizim için - bir mümin için, inananlar için, tüm insanlık için - en büyük nimet, Allah yolunda olmaktır. Allah bize hayat verdi. Bu yolda, Allah'ın yolunda, sebat edelim. Çünkü milyarlarca insan nefsinin yolunu, şeytanın yolunu, yanlış yolu takip ediyor. Ahir zamanda, insanlara hem iyilik hem de kötülük kapıları aynı derecede açıktır. İnsanların çoğu iyiliği aramıyor, sadece kötülüğün peşinde koşuyor. Bu sebeple, eğer bu yoldaysanız, her gün Allah'a şükretmelisiniz ki bizi bu yolda tutuyor - Peygamber Efendimizin, sallallahu aleyhi ve sellem, yolunda, Evliyaullah'ın yolunda, Meşayihin yolunda. Allah'a dua edin ki size nefsinizi yenme ve sabah namazına kalkma gücü versin. Camiye gidebiliyorsanız, bu daha hayırlı olur. En azından sabah namazını vaktinde kılın. Bütün namazları vaktinde eda edin. Bazı ülkelerde bu kolay değil. Müslüman ülkelerde bile birçok insan namazları vaktinde kılmakta zorlanıyor. Ama Allah'ın izniyle, namazları ertelememeye gayret etmelisiniz. Bu bir nimettir ki, bunun için Allah'a gönülden şükrediyoruz. Allah hepimizi doğru yolda tutsun ve yorulduğumuzu hissetmeyelim ya da yapamayız diye düşünüp sonraya bırakmayalım. Hayır, inşaAllah., O'nun dilediği gibi, yolumuz Peygamber Efendimizin, sallallahu aleyhi ve sellem, yolu ve sevgisiyle birleşsin. Sadece ibadet değil - Peygamber Efendimizi, sallallahu aleyhi ve sellem, gerçekten tanımak da aynı derecede önemlidir. Peygamber Efendimiz sizden razı olursa, mutlu olursunuz, inşaAllah. Allah sizleri mübarek eylesin, inşaAllah. Allah bize yakında, inşaAllah, Mehdi aleyhisselam ile buluşmayı nasip eylesin.

2025-02-04 - Dergah, Akbaba, İstanbul

قُلۡ إِنَّ صَلَاتِي وَنُسُكِي وَمَحۡيَايَ وَمَمَاتِي لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ (6:162) Bu ayet-i kerime insanların ne yapacaklarını söylüyor. Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem buyuruyor: "Her şeyim, namazım, niyazım, her türlü şeyim Allah için, Allah rızası içindir ki O'na ortak yoktur." Budur. İnsanların bunu bilmesi lazım ki "Allah bizi ne için yarattı?" diye soranlar var. İnsanları, işte onun için yarattı. Her şey Allah rızası için olacak ki Allah sizden razı olsun. Cennetine koysun, yüksek makamlara eriştirsin. Başka türlü, hayatı oyun ve eğlence için yaşayanlar, dünyada eğlenseler bile ahirette eğlenemeyecekler. Onun için Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in yolu, hak yoldur. Kurtuluş yoludur. Her iyiliğin yoludur. Peygamberimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in yolu. Onu bilmek lazım. Ona inanmak lazım, yoksa insan boşa yaşar. Hayatını boşuna harcar. Ahirette de pişman olur. Bu yolda olan, her şeyini, her saniyesini, her dakikasını Allah'ı hatırlayıp, O'nun istediği gibi olmak için niyet etmelidir. Başka türlü, işimize yaramaz. Hiçbir şey, bu yoldan başka hiçbir yol işe yaramaz. Fayda vermez. Zarar verir. Fayda vermez. İşte bu yolu, Allah Azze ve Celle insanların gözünün önüne koymuş ama insanlar onu bırakıp yanlış yollara gidiyorlar. Allah muhafaza etsin. İnşallah her türlü yaptığımız, yediğimiz, içtiğimiz, yürüdüğümüz, gittiğimiz, geldiğimiz, her şey Allah rızası için olsun inşaAllah. Allah kabul etsin. Bizi doğru yoldan ayırmasın.

2025-02-03 - Dergah, Akbaba, İstanbul

يَقُولُ يَا لَيْتَنِي قَدَّمْتُ لِحَيَاتِ (89:24) Keşke hayatımı değerlendirebilseydim, diyecek. Keşke hayatım boşuna gitmeseydi. Peki, ne zaman? Öleceği zaman. İşte o vakit Allah, insana bütün yapıp ettiklerini bir bir gösterecek. O zaman da, keşke bu hayatımı boşuna harcamasaydım, diyecek. Hayat, Allah rızası için olmalıdır. Hayat Allah rızası için olduğunda, kıymetli olur. Eğer öyle olmazsa, hayat boşuna geçmiş sayılır. Hiçbir şey kazanmaz. Kazanmak bir yana, üstelik bir de günahlarıyla gider. Hayatın kıymeti ne? Allah yolunda olmaktır. Allah yolunda olan, hayatını kazanmıştır. Bu zamanın insanlarının çoğu, genellikle saçma sapan konuşur. Bu zamanın insanları, hiçbir şeyi doğru dürüst yapmazlar. Nasıl olsa hayata bir defa geliyoruz, bu hayatımızda eğlenelim, kendimizi sevindirelim, böylece boşuna geçmesin diye düşünüyorlar. "Ölen ölüyor, giden gidiyor" diyorlar. "Hayat kısadır" diyorlar. "Hayatımızı oyun, eğlenceyle geçirelim" diyorlar. Bir şey kazandıklarını zannederler. En sonunda da bir bakarlar ki hayatlarını boşuna harcamışlar. Hattâ onların güzel ve iyi olmasa da doğru dedikleri bir söz var: "Hayatını kaybetti" derler. En sonunda hakikaten hayatını kaybetmiş olur. Hayat bir defa veriliyor ve onu da kaybetmiş oluyor. Boşuna harcamış oluyor. Üstüne bir de bir hayli günahla öteki tarafa gidiyor. Ondan sonra da orada "keşke ben bunu yapmasaydım" diye pişman olur. Artık o "keşke" demesi faydasız. Geçmiş olsun! Hayat, Allah yolunda olanın hayatıdır. Hayat odur. Onun dışındaki yaşam, gerçek hayat sayılmaz. O, hiçbir şey değildir. Hakiki hayat, Allah yolunda yürüyen insanın, bu yola başladığı andan itibaren başlar. Tarikata girenler için de durum aynı. Tarikat yolunda da yükselmek var, daha yükseğe gitmek var. Kişi ne kadar nefsiyle mücadele eder, nefsine ne zaman uymayı bırakırsa, gerçek hayatı o kadar erken başlamış sayılır. İşte o, hakiki hayat olarak kabul edilir. Hayatında ibadet ettiğinde de elbette hayatı olur; ancak nefsini yenen insan, daha farklı ve yüksek bir mertebeye erişir. Mübarek meşayihlerden birinin yanına bir kimse gelmiş. O da işte, "Senin müritlerin kaç yaşındadır?" diye sormuş. O da, "Müritlerim mezarlardır" demiş. "Gidip bakalım" demiş. Gidip bakmışlar. Bir mezar taşında 6 aylık yazıyor, birinde 1 sene, birinde 2 sene, birinde 5 sene, en fazla 10 sene. "Sizin müritlerinizin hepsi çocuk mu, bebek miydi?" diye sormuş. "Yok" demiş. Bunlar, nefislerini yendikleri andan itibaren geçen süre onların ömrüdür, yaşlarıdır. Yoksa bunların her biri 50, 60, 70, 80 yaşlarında insanlar ama nefislerini ancak bu kadar süreden beri yenebildiler. Onların tarikat yolundaki ömürleri bu kadar kabul edilir. Allah katında, Allah yolunda olanların ömrü elbette makbuldür; Fakat tarikatta nefsini yenenlerin mertebesi daha yüksektir. Tarikata girmek, nefsini öldürmek demektir. Nefsi yenmektir. Bu hayatta nefsini yenen, hakiki insan, adam, rical denilen seviyeye ulaşmış olur. İşte nefislerini yendikleri andan itibaren geçen süreleri taşlarında yazıyor. Hayat kaybedilecek değil, kazanılacak bir şeydir. Hayatını çok kaybedenler var. Hayatını kaybedenler... İşte, bazen onlar da farkında olmadan doğruyu söylüyor. Aslında doğruyu söylemek hoşlarına gitmez. Kötüyü söylemek isterler ama bilmeden "Hayatını kaybetmiş" diye doğruyu söylüyorlar. Allah, bizi hayatını kaybedenlerden eylemesin. Hayatımızı kazananlardan eylesin inşaAllah. Hayatımız boşuna gitmesin.

2025-02-02 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz (sav) buyuruyor ki; Müslümanlar tek vücut gibidir. Eğer insanın vücudunun bir yeri ağrırsa, diğer yerleri de rahatsız olur. O ağrıyı, acıyı sezer diyor Peygamberimiz (sav). Müslümanlar da aynı şekildedir. Nerede olurlarsa olsunlar, hangi memlekette olurlarsa olsunlar, bir şey olduğunda o üzüntüyü hissederler. Sevinçli bir şey olunca da ona sevinirler. Allah'a şükür, bu günlerde Müslümanlar biraz rahata kavuştu, bazı yerlerde o zulümden kurtuldular diye bütün Müslümanlar sevindi. Çünkü büyük bir sıkıntı, büyük bir zulüm vardı. Onlardan kurtulunca bütün Müslümanlar seviniyor. Müslüman dediğin, başka hiçbir şeye benzemez. Müslüman olmayanlar bir yerde bir şey olduğunda, "Eh, bizden değil nasılsa, kurtulduk ya, iyi oldu" diye düşünür. Ama Müslümanlar öyle değil. Dünyanın neresinde olursa olsun, bir ferahlık olunca hepsi sevinir. Bir zulüm olunca da üzülürler. İşte bu, İslam'ın insanlığa verdiği en güzel işaretlerden biridir, en büyük delillerden biridir ki hak din İslam'dır. Öteki dinler, hak olmayan ya da bozulmuş dinler, insanlığa kötülük olunca bunu kendilerine fayda sanırlar. Buna sevinirler. Halbuki bir yerde kötülük olunca, aslında bütün insanlığa kötülük oluyor. Bu sadece Müslümanlara yapılan bir kötülük değil. İslam herkese merhamet eder, herkese iyilik ister. İşte bunun için Allah Azze ve Celle bu dini insanlığa bahşetti ki insanlar hem dünyada huzur bulsun, hem de ahirette rahat etsin. Ama şeytan bunu istemez. إِنَّمَا يُرِيدُ ٱلشَّيۡطَٰنُ أَن يُوقِعَ بَيۡنَكُمُ ٱلۡعَدَٰوَةَ وَٱلۡبَغۡضَآءَ (5:91) Hep düşmanlık, kin, nefret yaymak ister. Onun yolundan gidenler de aynısını yapar. Allah yolunda olanlar ise iyiliği yayar. Bazıları çıkıp "İslam savaşarak yayıldı" diye insanları kandırmaya çalışır. "İslam savaştı" derler. Evet, İslam savaştı, ama insanları kötülükten kurtarmak için savaştı. İnsanlar kötülük yapmasın diye savaştı. Kötülük yapanların elinden insanları kurtarmak için, Peygamber Efendimiz (sav) Allah'ın emriyle adaleti ve güzelliği yaymak için savaştı. Onun yaydığı İslam nur oldu. İnsanlara iyilik oldu. Her türlü güzellik oldu insanlara. İşte bunu iyi bilmek lazım. Allah'a şükretmek lazım bizi bu güzel dinde yarattı diye. Allah'a binlerce, milyonlarca şükürler olsun.

2025-02-01 - Dergah, Akbaba, İstanbul

وَيْلٌ لِّلْمُطَفِّفِينَ (83:1) Allah Azze ve Celle alışverişte hile yapanlara şöyle buyuruyor: Cehennemde Veyl adında bir vadi vardır. Alışverişte sahtekârlık yaparak insanları kandıranlara cehennemdeki o vadi mahsustur. Dünyada insanlara merhamet etmeyip kazanç uğruna hile yapan, insanları kandıran ve tartıda aldığı-verdiği şeyde hile yapanlar için ahirette cehennem olacaktır. Kazandıkları da onlara hiçbir fayda sağlamayacaktır. Bunu söylüyoruz çünkü son iki-üç senedir insanlar iyice pusulayı şaşırdı. Kazançtan başka bir şey düşünmüyorlar, helal mı haram mı diye de bakmıyorlar. Fakir fukara yer mi, yemez mi, umurlarında değil. Yeter ki ben kazanayım. Devlet üç kuruş zam yapıyor, onlar otuz kuruş zam yapıyor. Devlet denetim yapıyor, sahtekârlık var mı diye bakıyor; yine de görüyoruz ki aynı hileler sürüyor. Eti bilmem neyle karıştırıyor, yağa başka şey katıyor. Artık her şey sapıtmış. İnsanlar iyice sapıtmış artık. Umurlarında değil; ne Allahtan korkuyorlar, ne insandan utanıyorlar, ne devletten çekiniyorlar. Nefislerinin peşinde gidiyorlar. Zannediyorlar ki kazanıyorlar. "Yok!" diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. O kazandığın şeyler burnundan çıkacak. Az kazan, bereketli olsun. Çok kazanırsan, helal olmayan kazanç sana fayda vermez. Burnundan çıkar. Üç kuruş kazanırsın, hasta olursun. Onun yüz mislisini, bin mislisini harcasan da iyileşmezsin, bir faydasını göremezsin. Onun için dikkat etmek lazım. Nefsinize uymayın. Milleti perişan ettiler. Bütün dünya perişan oldu. Bu, şeytanın işidir. Bu şeyleri yapanlar, şeytanla beraber olanlardır. Dünyanın her tarafında insanlarda vicdan diye bir şey kalmamış. Allah yardım etsin fakir fukaraya, insanlara. Helalinden yesinler ki, hem imanlarına hem de vücutlarına kuvvet olur. Öteki türlü iman da gider, sıhhat de gider, bereket de gider, huzur da gider. Yani çok kazandım deyip milleti kandırarak bir şey elde ettiğini sanan insan, tam ahmağın kendisidir. Akılsızın ta kendisidir. Aptalın kendisidir. Böyle söylemek lazım ki, başka türlü insanlar anlamıyor. Bir yerde aynı malı üç kuruşa satıyor, ötekisi beş kuruşa satıyor. Aynı ürün, eskiden markasızdı; şimdi ise yalnızca markası yüzünden on kuruşa satıyorlar. Artık insaf! Allah yardım etsin, Allah akıl fikir versin bu insanlara ki bilsinler: Az kazansan da bereket olduktan sonra o sana yeter, ailene ve çoluk çocuğuna yeter. Öteki türlü sıhhatinden de olursun, dahası evlatların sana asi olur. Evlatlar haram parayla hayır görmüyor. İşte bu nedenle bu tür şeyler çoğaldı: hap, içki, sigara, uyuşturucu... Bunlar nereden geliyor? İşte bu haram yemekten, bereketsizlikten geliyor. Allah muhafaza etsin. Allah yardım etsin Müslümanlara. Evlatlarına da Allah yardım etsin inşaAllah.

2025-01-31 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Şaban ayınız mübarek olsun bugün. Bu ayın hakkında, Peygamber Efendimiz "Benim ayımdır" diye buyuruyor. Şaban-ı Şerif, Peygamber Efendimizin ayıdır, mübarek ayıdır. Bereketli aydır. Bu kâinatı Allah Azze ve Celle, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in yüzü hürmetine yarattı. O'na ikram olsun diye. Peygamber Efendimizin şanı büyüktür. O'nu bilmeyen, kendine zarar veriyor. Kendine eziyet veriyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e ne kadar tazim etsen, o kadar sana fayda sağlar. Peygamber Efendimizin merhameti bütün ümmete şamildir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ilk olarak ailesini İslam'a davet etti. Hepsi bir yerde toplandı. Onlara tebliğ etti. Hepsi kabul ediyordu. Amcası Ebu Leheb kalktı, kötü sözler söyledi. Hepsini Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e iman etmekten men etti. Tabii ondan sonra çoğu Müslüman oldu ama Ebu Leheb olmadı. Allah Azze ve Celle, Kur'an-ı Azimüşşan'da onun cehennemlik olduğunu buyurdu. Yani Peygamber Efendimize tazim etmeyen, hürmet etmeyenin sonu kötü olur. Allah muhafaza etsin. Allah, insanlara bir örnek vermiş. Amcası bile olsa, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e tazim etmeyen cehennemliktir. İnsanların bunu bilmesi lazım diye Allah Azze ve Celle, kadim kitabı Kur'an-ı Azimüşşan'da onun kötü halini gösteriyor. Niçin? Çünkü sürekli eziyet verirdi. İnsanları hayırdan men etti. Hayır yapmaktan, hayırlı işlerden ve O'na tabi olup hayra nail olmalarından men ettiği için, kıyamete kadar ilelebed bu hal üzere kalacak. Şimdiki insanlar da aynı şekilde, Müslüman olsun kâfir olsun, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e tazim etmeyenin imanı yoktur. İmansızdır. İnsan diliyle "Ben Müslümanım" diyebilir ama onda iman diye bir şey yoktur. Şimdi şeytan da bu zamanda insanlara bu fitneyi yapıyor. "Peygambere tazim etmeyin" diyor. "O da sizin gibi bir insandır, Allah size ceza verir" diyor. "Şirke girmiş olursunuz, dinden çıkmış olursunuz" diyor. Bu da şeytanın bir hilesidir. Müslümanları imanlarından etmek içindir. Allah muhafaza etsin. Bu mübarek ayda, O'nu tazim etmek için elimizden geleni yapalım. Salavat-ı şerifeyi çokça okuyalım; zira Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyorlar ki: "Her kim bana salavat getirirse, ben de ona mukabelede bulunurum." "Bana selam veren herkese selamını iade ederim" diye buyuruyor Efendimiz (s.a.v.). Bu büyük bir kazançtır. Bunu kaçırmamak lazım. Elimizden geldiği kadar tesbihat ve salavat edelim inşaAllah. Allah bu ayı mübarek eylesin. Hayırlara vesile etsin. İmanımıza kuvvet versin, Peygamber Efendimize muhabbetimiz çoğalsın. Muhabbet ne kadar çoğalırsa, o kadar bize fayda sağlar. Allah mübarek eylesin.

2025-01-30 - Dergah, Akbaba, İstanbul

وَخُلِقَ ٱلۡإِنسَٰنُ ضَعِيفٗا (4:28) Allah Azze ve Celle buyuruyor: İnsanoğlu zayıf yaratıldı. Bütün mahlukat arasında baktığınızda, bedeni kuvvet olarak insan en zayıfı sayılır. Bedeni kuvvet olarak o kadar zayıftır ki, böceğe, haşerata bile mahkum düşer. Allah Azze ve Celle onu özellikle öyle yarattı. O halde, en zayıf yaratıldığı halde herkese kafa tutar, herkesi ezmeye uğraşır. İnsanoğlu kendini haddini bilirse akıllı olmuş olur. Akılla kuvvetlenir. Allah Azze ve Celle'nin yardımıyla kuvvetlenir. Tek başına zayıftır. Ne kadar bütün dünya onun olsa, bir nefes gitti mi hiçbir şey yapamaz. Onun için insanoğlu zayıflığını bilmeli. Ben alimim, ben şeyhim, ben sultanım, ben bakanım, başkanım, bilmem ne... Onların hiçbirinin kuvvetle alakası yok. Kuvvet, Allah Azze ve Celle ile olmakla beraberdir. O yüzden biz zayıflığımızı bilip Allah'tan yardım isteriz. Nefsimizi yenmeye yardım isteriz ki, en büyük düşman odur. Nefsi, insana en kötü şeyleri yaptıran odur. Onu yenmezse, onun zulmünün altında kalır. Yaşadığımız günler, yaşadığımız vakitler gösteriyor ki, insanoğlu 60-70 sene, 100 sene, 1000 sene zulmedenler, en sonda onlar da gitti. Onların nerede binlerce sene geçti. Hiçbir şey kazanmadılar. Allah'la beraber olanlar, Allah Azze ve Celle ile beraber olanlar kazandılar. Onların isimleri yücelti, kendileri yücelti, Allah indinde makamları yükseldi. Çünkü insanlar unutulmuş, kendilerini kuvvetli zannediyorlar. Bombaları, topları, tüfekleri var, bilmem parası var, şu var, bu var. Onlar kuvvet ondadır zannediyorlar. Onda hiçbir kuvvet yok. Onların hepsi Allah'ın emriyle çalışıyor. Vakti gelince hiçbiri çalışmıyor. Bunlar izinle oluyor. Allah'ın izni olmadıktan sonra bir şey olmaz. Onun için Allah Azze ve Celle buyurdu: İnsan zayıf yaratıldı. Kuvvetli başka şeyde zannederse, o kuvvet birden gider. Ortada kalır. Başka bir şey kazanamaz. Allah muhafaza etsin. Allah'la beraber olalım. Zayıflığımızı bilelim. Biz zayıf kullarız. Allah yardım etsin bize, hepimize inşaAllah.

2025-01-29 - Dergah, Akbaba, İstanbul

قُلِ اسْتَهْزِئُوا إِنَّ اللَّهَ مُخْرِجٌ مَّا تَحْذَرُونَ (9:64) Allah Azze ve Celle buyuruyor: "Alay ediyorlar." Allah Azze ve Celle'ye davet edenlerle çoğu zaman alay ederler, beğenmezler. Zannederler ki kendileri akıllı, kendileri mükemmel insanlar. Allah yolunda olanlar ahmaktır, akılsızdır. Onlarla alay ederler. Allah ise "Alay edin! Sonra sizden çıkaracağım şeyle ne tür bir hataya düştüğünüzü göreceksiniz" buyuruyor. إِنَّ اللَّهَ مُخْرِجٌ مَّا تَحْذَرُونَ (9:64) Yani o alay ettikleri gerçeğin boş olmadığını, Allah'ın bunu ibret olarak ortaya çıkaracağını haber veriyor. O ahirette de olur, dünyada da olur. Dünyada bir şeyi doğru zannedip de başkalarına yanlış diye bakan insan çoğu zaman hata kendisinde olur. Kendi rezil olur en sonunda. Allah yolunda olanlarla alay edenler, onlara zulmedenler dünyada ve ahirete gitmeden önce de onların yaptıklarına pişman olsalar iyi olur. Pişman olmazlarsa o vakit kötü olur. Pişman olup da tövbe istiğfar edince Allah affeder ama bunu devam ettirirse, dünyada da rezil olur ahirette de rezil olur. Allah muhakkak herkesin hesabını görür. Her şey O'nun kudreti elindedir. Allah Azze ve Celle merhametlidir. Bu yapılan şeylere tövbe ederse Allah affeder. Yok, tövbe etmezse o vakit dünyada da rezil oluyor. Ahirette de büyük bir kayba uğruyor. Yani buna dikkat etmek lazım. İnsanlar kendilerine bir şey verildi mi zannediyor ki dünya kendisinindir. Başkası yaramaz, başkası itibarsızdır. Alaya müstehaktır. Buna dikkat etmek lazım. Herkes hata yapar. Herkes olmayacak şeyleri söyleyebilir ama ondan sonra tövbe istiğfar ederse muhakkak Allah Azze ve Celle affeder. Yani bu çok mühimdir. Allah yolunda olanları çok alaya ettiler. Peygamberlerle, onların ümmetiyle, onlara tabi olanlarla küfür edenler, kâfirler, imansızlar çok alay ettiler, çok güldüler. İşte tarih kitaplarında, Kur'an-ı Azimüşşan'da onların vaziyetini anlatıyor, nasıl helak olduklarını anlatılıyor. Yani alay edip de bir kazanç sağlayan kimse olmadı. Alay edip de hakka karşı gelenler daima hüsrana uğradılar. Hiçbir şey kazanmadan öteki dünyaya gittiler. Allah muhafaza etsin. Allah muhafaza etsin. Bu zamanda çocukları, gençleri, yaşlıları, hepsini kandırıyorlar. Onun için Allah muhafaza etsin, hepimizi, onları da. Çünkü tehlikeli bir vaziyet olur.

2025-01-28 - Dergah, Akbaba, İstanbul

ٱللَّهُ خَـٰلِقُ كُلِّ شَیۡءࣲۖ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَیۡءࣲ وَكِیلࣱ (39:62) Edep, tarikatın baş öğretisidir. Tarikata giren edebi öğrenir. Edep ilk başta kiminle olur? Allah Azze ve Celle ile olur. Allah Azze ve Celle her şeyi yaratandır. Her şeye, herkese hayat verendir; insanlara, cemadatlara, haşerata. Bütün kâinat O'nun kudretiyle yaratılmıştır. O'nundur hepsi. El mülkü lillâh. Mülkün sahibi Allah Azze ve Celle'tır. Onun için tarikatın edebi, Allah Azze ve Celle ile her olanı Allah Azze ve Celle'den bilmektir. O'na itiraz etmemektir. İtiraz etmek şeytanın işidir. O'nun yolunda gidenler de itiraz eder. Her şeye itiraz eder. İyisine de, kötüsüne de. Hiçbir şeyi beğenmez. Her şeye itiraz eder. Allah Azze ve Celle'nin işine de karışırlar bazıları. Tarikatta olmayanlar "Nasıl Allah bu kadar zulme karşı gelmiyor, bir şey yapmıyor, razı geliyor?" derler. Dünya cennet değildir. Dünya imtihan yeridir. O olacaktır. Her türlü şey olacak, Allah muhafaza etsin. Mümin olan insan Allah'a yalvaracak ki, Allah kendisini muhafaza etsin. Başka türlü olmaz. Sen istediğin kadar itiraz et. O sana gelecek şey ancak Allah'ın merhametiyle önlenir; Allah muhafaza etsin diye dua etmelisin. Allah'a karşı gelmekle bir şey olmaz. "Şu daha iyi yapar, bu daha kötü yapar" diye kimseye güvenme. Allah Azze ve Celle'ye yalnız güven. Allah Azze ve Celle'nin kudretidir, takdiridir. Allah Azze ve Celle her şeyi yapar. Her şeye kadir olan Allah Azze ve Celle'dir. Zoru kolaylaştırır. Allah her türlü beladan muhafaza eder. Her şeyi yapan Allah Azze ve Celle'dir, işte tarikatın esası budur. Tarikatta olmayanlar, Müslüman bile olsa yine itiraz eder. Şunu yapar, bunu yapar. Hiçbir fayda da etmez. Onun için Allah Azze ve Celle'nin takdir ettiğini kabul edeceksin. Edep üzere Allah'a yalvaracaksın. Biz aciz kullarız. Bizi imtihan etme. Bu imtihan dünyasıdır. İnayet ve ihsanınla muamele et. İmtihanı, zorları kolaylaştır. İmtihanımız olmasın, inşaAllah. Budur dua edeceğimiz, inşaAllah. Allah yardım etsin hepimize.

2025-01-26 - Lefke

Bu gece mübarek bir gecedir. Allah Azze ve Celle bu gecenin bereketini üzerimize indirsin inşaAllah. İmanımıza kuvvet olsun. Bu gece mühim bir gecedir. İnsanlık için, İslam için çok büyük, muazzam bir gecedir. Bu gecede Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in dünyadan ahirete, arş-ı âlâya kadar yükseldiği gecedir. Onun şanı ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor. Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in şanı büyüktür. Bu gece bereketli bir gecedir. Dualar kabul olur. Bu gecede yapılan ibadetlerin daha makbul olduğunu bilip, yapabildiğimiz kadar yapmaya gayret etmeliyiz. İhyâ-yı leyl derler. Yani bütün geceyi ayakta geçirmek. Bu, zordur. Herkes yapabildiğini yapması lazım. İbadetlerini yaptıktan sonra, abdestli olarak iki rekât kılıp yatsın. Ardından teheccüd vaktinde erken kalkıp namazlarını kılıp, ibadetlerini yapsın, dualar etsin. O dualar makbuldür. Allah'a şükür, bizi imanlı yarattı. İmanımızı kuvvetlendirsin diye dua edeceğiz. En mühim şey, af ve mağfiret dilemektir. Allah'tan af dileyeceğiz, mağfiret dileyeceğiz. Afiyet, sıhhat. Daim afiyette olmak üzere olalım diye dua edelim, en büyük nimet budur. Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in tavsiyesidir. Bunu yapan kazanır. Bunları yapmayan çok şey kaçırmış olur, kaybetmiş olur. Allah ona o vakitte nasip etmemiştir. Bu mübarek gece insanların imanını sınayan şeylerdendir. Mümin olan, iman eden insan, Peygamber Efendimizin bütün söylediklerine iman eder. Gaybe iman eder. Gayb dediğimiz, görmediğimiz şeylere imandır. Peygamber Efendimiz bunları söyledi, Allah Azze ve Celle onun vasıtasıyla bize bu şeyleri bildirdi. Biz bunlara iman edip inanırız, Allah'a şükür. İman kimlerde olur? Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in yolunda olanlarda olur. Sünnete tabi olanlarda olur. Bize emrettiklerine uyanlarda olur. Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'e uymayanlar helak olur. İmanları sarsılır, imanlarını kaybetmelerine vesile olur. Bunlar müşrikler gibi olur. Müşrikler de Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in arş-ı âlâya çıktığını duyunca inanmadılar, yalan dediler. Yalancı dediler. Şimdiki zamanda da Müslümanım diye geçinen bazı insanlar var. İnsanların imanlarıyla oynuyorlar. Bazıları rüya diyorlar. Bazıları hiç inanmıyorlar. Ne rüya diyorlar, ne bir şey. Böyle bir grup çıkıyor ortaya. Şeytan onları kandırmış. İmanlarını götürmüş, imansız olmuşlar. İmansız olunca, iman da olmadıktan sonra insan dinden de çıkar, Allah muhafaza etsin. Bu tehlikeli bir şeydir. Allah Azze ve Celle için hiçbir şey zor değildir. Seni yoktan var eden Allah Azze ve Celle, istediğini yapar. İsterse seni bir anda en yüksek yere de çıkarır, en düşük yere de indirebilir Allah Azze ve Celle. Onun için insanları şüpheye düşürüp imanlarıyla oynayan bu insanlar cahil ve akılsızdırlar. Kendilerini çok akıllı sayan, çok okumuş bazı insanlar bu şüpheye düşer. Şeytanların ağına düşmüş olurlar. O durumdan Allah muhafaza etsin, kurtuluş yoktur. Çok az insan kurtulur. Onun için bu kişilerden uzak durmak lazım. Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'e hürmet etmeyen, tazim göstermeyen insanlardan uzak durmak lazım. Onlarla hiç konuşmaya bile gerek yok. Çünkü onlarda zehir var. O zehir seni, Allah muhafaza etsin, zehirler, helak olursun. Ölürsün. Yani manen ölmüş olursun ki, ahirette ebedi kurtuluşun olmaz. Allah muhafaza etsin. Allah bu günün bereketini üzerimize daim etsin inşallah. Bu çok muazzam bir gecedir ki, bu gece Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem her yeri gezdi. "Nasıl olur?" diyorlar, Allah'ın indinde zaman da, mekan da O'nun elindedir. Onlar ikisi de yaratılmıştır. İstediği gibi tasarruf eder Allah Azze ve Celle. Onun için Peygamber Efendimiz o gecede iki saatte bütün cenneti, cehennemi, arş-ı âlâyı gördü, Huzur-u Hakk'a, Allah Azze ve Celle'nin huzuruna çıktı. O kısa zamanda Allah zamanı genişletti. Ne zamanı? Zaman durdu. Allah Azze ve Celle zamanını durdurur. Yüz sene de geçse. Bir lahza gibi şimdiki gibi. Onun için insanın aklı bazı şeylere erer. Bazı şeylere ermez. Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in İsra ve Miraç meselesi aklın sınırları içindedir. Sınırların dışında değil. Sınırların dışında çok şeyler var daha. Sınır diye bir şey olmayan yerler var. Allah Azze ve Celle'nin hikmetine sınır yoktur. Sınır konuluyor. Allah Azze ve Celle'nin hikmetlerine sınır yoktur. Onun için İsra ve Miraç meselesi gayet basit, inanılacak, iman edilecek bir şeydir. Mümin olan için, üniversite okumuş, ilahiyat okumuş insanlar buna inanmayınca, demek ki onların akılları kısırdır. Allah iman versin, akıl versin. https://mawlanatranslated.com/