السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.

Mawlana Sheikh Mehmed Adil. Translations.

Translations

2025-03-03 - Dergah, Akbaba, İstanbul

أَنَّمَآ أَمۡوَٰلُكُمۡ وَأَوۡلَٰدُكُمۡ فِتۡنَةٞ (8:28) Allah Azze ve Celle buyuruyor: "Malınız, mülkünüz ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır." Bu imtihan, onları doğru kullanmanız veya doğru yetiştirmeniz içindir ki hem Allah katında makbul insanlar olsunlar, hem de size fayda sağlasınlar. Hem size de faydası olur. İnsanlar çocuklarını çok sever, tabii çocukları sevmekle onları terbiye etmek farklı şeylerdir. Bazı insanlar çocuk ne yaparsa yapsın onu haklı görür veya kabul eder, hiçbir şey söylemez. Ancak biraz terbiye etmek gerekir çünkü herkesin nefsi vardır. Nasıl yetiştirirsen öyle büyür, öyle yetişir, öyle iyi insan olur. Sen çocuğuna bakmazsan, çocuğunu başkası senin yerine yetiştirir, kötü olarak yetişir. Nasıl yetiştireceğiz? Allah Azze ve Celle ve Peygamber Efendimiz'in sevgisiyle, onların emirlerini yerine getirmek için çocukları eğiteceksiniz. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, "Yedi yaşından sonra çocuklara namazı öğretin," buyurmuştur. Tabii daha küçükken, bir-iki yaşındayken ailesi namaz kılıyorsa, çocuk onlara özenip onlar gibi yapmaya çalışır. Yedi yaşına kadar çocuklar akıl-baliğ olmadığı için günahları Allah'ın indinde sayılmaz. Günahsızdırlar onlar, masumdur çocuklar. Onlara yavaş yavaş dini öğretmek gerekir. Yedi yaşında "namaz kıl" diyeceksin. On yaşından sonra da daha sıkı takip edeceksin, namazını kılsın diye. Şimdi mübarek Ramazan ayındayız. Oruç için de geçerlidir. Siz oruç tutarken çocuklar da "biz de tutalım" derler. Eskiden yarım gün tutarlardı. Bazen arada bir gün tutarlardı. Onları teşvik etmek lazım. Orucu sevdirmek lazım. Şimdiki insanlar, "El bebek gül bebek" derler çocuğa. "Sakın acıkmasın, hemen yedirelim, içirelim, istediğini verelim. Emredersiniz efendim. Kulunuz burada, size hizmet ediyor." Böyle yetiştiriyorsun. Sonra büyüyünce şaşırıp kalıyor insanlar. Hatta akıl-baliğ olduktan sonra bile, 14-15 yaşından sonra bile onlara oruç tutturmaya kıyamıyorlar, "şimdi küçüktür, sonra tutar" diye. Halbuki akıl-baliğ olduktan sonra, bilerek orucu bozan büyük günaha girmiş olur. Oruç ve namazı bırakmak büyük günahlardan sayılır. Küçük günahlardan değil, büyük günahlardandır. O fazileti başka şeyle yerine koyamazlar. Sen çocuğuna, kızına burada acıyorsun. Acıma değil, ona zulmetmiş oluyorsun. O kadar sevaptan onu mahrum ediyorsun. O sevaptan mahrum ediyorsun. "Bugün imtihan var. Çocuk oruç tutmasın, sonra dersini iyi yapamaz." Yaptığı dersin de faydası yok. Zaten bir şey yapsa da hiçbir faydası olmayacak. Yapmasa da aynı şekilde. Bilakis, Allah yolunda olan, oruçlu ve namazında olan çocuklara Allah yardım eder. Allah kesinlikle onlara daha fazla yardım eder. Onun için, günümüz insanları terbiye vermeyi bilmiyor. Aileler çocuklarını terbiye etmeyi bilmiyor. Çocuğun eline makineyi, telefonu veriyor, "Sen bununla ders çalış" diyor. Çocuk "Ne dersi?" diyor. Berbat şeyler çıkıyor, şeytan dolu her tarafta. Ders çalışırken bilmem ne zıkkımlar çıkıyor, kafasını karıştırıyor. İyice kafasını karıştırıyor, ahlakını bozuyor. Biz din için yaşıyoruz. Çocuklarımızı da din için yaşatmak lazım. Bu terbiye, İslam terbiyesi üzerine olmalı. Sıkmadan, bunaltmadan ama bazı noktalarda da sağlam durmak gerekir. Ramazan ayı mübarektir. Çocukları oruç tutmaları için teşvik edin. Tutanlara da engel olmayın. Tutanlara da engel olmayın. En önemli şey, akıl-baliğ olduktan sonra oruç bozarsa, kefareti vardır. Sadece kaza değil, kefaret gerekir ve sonra da kazalarını yapması lazım. Sonra da kazalarını yapması lazım. Bu çok önemlidir. Allah bize hayatımızı O'na ibadet etmek için verdi. Bunu boşuna harcamamak gerekir. Allah insanlara akıl versin, öğrensinler. Öğrenmek ayıp değildir. İnsan öğrenir. İlmin sonu yoktur. Öğrenmenin sonu yoktur. Her gün yeni bir şey öğrenebilir insan. Onun için dikkat edin. Ramazan ayı daha başlangıçtadır. Çocuklar sevinsin. Bu günlerde zaten oruç çok uzun değil. Yapabildiği kadar yapsın. Allah makamını âlî eylesin - Hacı Anne, biz küçükken orucumuz satın alırdı. Eski insanların güzel adetleri vardı "Her gün için senin orucunu satın alacağım" diye bir para verirdi. Çocukları her türlü hediye ve ödüllerle güzelce teşvik edin. Zaten iftar sofrası, sahur çocuklar için güzel bir neşe, değişiklik oluyor. Ramazan'ın bereketiyle inşallah hayırlı nesiller yetişsin. Duyuyoruz, Allah muhafaza etsin, çocuklarda iman kalmamış, dinden çıkmalar çok fazla. Ama Allah için yapılan her şeyi, Allah muhakkak muhafaza eder. Allah korusun şeytanların, kötülerin ve sapkınların şerrinden inşaAllah. Her yer sapkınlıkla dolmuş. Sapkınlığı da güzel bir şeymiş gibi gösteriyorlar. Allah korusun. Allah korusun. Allah şeytanın şerrinden muhafaza etsin.

2025-03-02 - Dergah, Akbaba, İstanbul

وَلَا عَلَى ٱلۡمَرِيضِ حَرَجٞ (24:61) Allah Azze ve Celle hasta olanlara izin veriyor. Neye izin var? Hasta olan kişi namazını oturduğu yerden kılabilir. Hastaysa ve oruç tutamıyorsa, ona da müsaade var. Tutamadığı oruç için fidye verebilir. Günümüzde birçok insanda çeşitli hastalıklar var. Oruç bazı hastalara iyi gelir. صوموا تصحوا وترزقوا Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem "Oruç tutun, sıhhat bulun," buyuruyor. Bazı hastalıklar var ki gerçekten onlar için oruç uygun değil. Çünkü durumları öyle ki oruç tutarlarsa vücutları daha büyük zarar görebilir. Onlara müsaade var. Zaten oruç öyle güzel bir ibadet ki, onu tutan insan tutamadığı zaman "tutamadım" diye çok üzülüyor. Bu yüzden mecbur kalınca oruç tutmaması daha uygun oluyor. Yani vücut zarar görecek duruma gelirse, oruç tutmaması gerekiyor. Ama bazı hastalıklar var ki... Doktorlar şimdi kendi düşüncelerine göre "sen tutamazsın" diyorlar. Eğer vücuda zarar vermeyecekse, aksine oruç tutmak hastalara da Allah'ın izniyle iyi gelebilir. Ama dediğimiz gibi, bazı durumlar var ki, susuz kalınca o insanın zaten yarım yamalak olan sağlığı ya da mesela böbrek rahatsızlıkları olanların organları mecburen çok az çalışıyor. Susuz kalırsa büsbütün kötüleşir. Bu durumda izin vardır. Şimdi bazılarında şeker hastalığı var, bazılarında çok ileri seviyede. Bazıları için ise oruç faydalı olabilir. Yani insanın vücuduna göre değerlendirmesi lazım. Tutabilirse, tutmalı. Tutamazsa yine müsaade var. Ama Allah Azze ve Celle sana sağlıklı, afiyetli bir vücut vermişse, ufak şeylerden dolayı vazgeçme. Orucunu bozma. Bazıları grip olur, soğuk algınlığı olur... Ve orucunu bozar. Bunlardan dolayı orucunu bozmana gerek yok. Ama dediğimiz gibi, ciddi durumlar olunca mecbur kalırsın. Allah bu güzel ibadeti insanların hem maddi hem manevi faydası için vermiş. Hem vücudumuza hem ruhumuza faydalı. Allah Azze ve Celle bizi yaratan O'dur. Bizi bizden daha iyi bilen O'dur, Allah Azze ve Celle'dir. Onun için Allah hepimize hayırla dolu bir ömür ve ömrümüzün sonuna kadar oruç tutmayı nasip etsin inşaAllah. Bu güzel ibadeti bırakmayı nasip etmesin. Bıraktırmasın. Dediğimiz gibi, ancak hasta olup sağlığımız bozulduğunda bırakabiliriz. Onun için Allah hem sağlık ve afiyet versin, hem de ömrümüzün sonuna kadar inşaAllah bu güzel ibadeti devam ettirmeyi nasip etsin. Bütün ibadetleri de inşaAllah.

2025-03-01 - Dergah, Akbaba, İstanbul

شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذ۪ٓي اُنْزِلَ ف۪يهِ الْقُرْاٰنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدٰى وَالْفُرْقَانِۚ (2:185) Allah Azze ve Celle, Kur'an-ı Kerim'de Ramazan ayını yüceltiyor. Öyle bir ay ki Kur'an o ayda indirildi, bereketle doldu. Hidayet ayıdır. Müslümanlara, tüm insanlara bereket ayıdır. Allah Azze ve Celle "hidayet ayıdır" diye buyuruyor. Peygamber Efendimiz de Ramazan ayına "bereketli ay" diye buyuruyor. Bu ayda yapılan hayır, hasenat ve ibadetler yüzden yedi yüze, sekiz yüze kadar daha fazla sevap kazandırır. Allah Azze ve Celle kimseye söylemeden istediği kadar verir, ama en azından diğer aylara göre yüz kat daha fazla. Başka aylardan daha faziletlidir. Bu yüzden, zekat her zaman verilebilse de Ramazan ayında verildiğinde hem daha fazla sevap kazanılır hem de insan vaktini şaşırmaz. Kişi senenin herhangi bir vaktinde zekat verebilir, ama bu ay daha faziletli olduğu için, hesap karışmaz. "Şimdi bu ayda verdim, bu ayda verdim" diye düşünmeye gerek kalmaz, Ramazan'dan Ramazan'a verilir. Zekat vermekle mal eksilmez. Zekattan mal çoğalır. Sakın "haksız bir şey alıp da kazanç sağlayacağım" diye düşünme, kazanamazsın. Çünkü o artık senin hakkın değildir. Bir sene geçtikten sonra nisap miktarı dediğimiz, yeterli miktarda parası olan kişinin bunu ödemesi gerekir. Ödemezse hak yemiş olur. Mesela, bir ağaç düşünelim, kocaman bir ağaç oluyor. "Bu ağacı budamayalım" diyelim. "Çok meyve versin" diye düşünüp bırakırlar. Ama budamazsan meyvesi küçük olur. Ya da kötü olur. Budayınca koca ağacı yarısı kadar bırakıyorsun. Fakat verdiği meyveler daha güzel, daha iyi oluyor. Toplaması kolay oluyor. Aslında meyve daha çok oluyor. İnsan zannediyor ki "Ben ağacı budarsam çok şey kaybederim." Halbuki budamazsan daha az verim alırsın. Dikenlerden dolayı ağacın içine giremezsin. Faydalanamazsın. Zekat da aynı şekildedir. Malı çoğaltır, bereketlendirir. Çünkü Allah'ın ve Peygamber Efendimiz'in rızasını kazanırsın. Fakir fukaranın da hakkını vermiş olursun. Bu yüzden şimdiden söylemek gerekir ki, insan nefsini yensin. Nefsine yenilmesin. Nefsine aldanmasın. Şeytana kanmasın. Şeytan ve nefis der ki: "Sen bu kadar para vereceksin. Bunu nasıl geri kazanacaksın?" Kazanmayı bir kenara bırak. "Kaybediyorsun" diyor. "Bu kadar zarara giriyorsun." "Bu kadar bin lira veriyorsun" ki insan bunu çok zannediyor. Halbuki Allah Azze ve Celle verdiyse, demek ki sana faydalanasın diye vermiş. Vermezsen, o zaman Allah senden alır veya başka yerden eksiltir. Allah muhafaza etsin. Vermezsen, çoğalmasını bırak, azalır. Başka yerden çıkar. On katını verir. Allah muhafaza etsin. İnsanlar umursamaz. Zor durumda kaldıklarında, sıkıştıklarında gözünü kırpmadan para harcarlar. Ama rahat olunca, Allah'ın emri olunca "Şimdi veririm, sonra veririm" diye ertelerler ve vakit geçer. "Unuttuk" diye geçiştirirler. Buna dikkat etmek lazım. Bu Ramazan ayında herkes oruç tutar. Herkes namaz kılar. Tabii, "herkes" derken, aslında çoğu kişi kılmıyor, oruç tutmuyor, ama mesele o değil. Mesele: tutanların bile zekat vermeyi zor bulması. Alim, hoca, şeyh, hacı, hoca... Onlara bile zor gelir. Onların yüzde yüz verdiğini söyleyemezsin. Nefsine galip gelmesi lazım ki versin. Allah versin, hep birlikte verelim inşaAllah. Nefsimize yenilmeyelim inşaAllah.

2025-02-28 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Bugün Mübarek Cuma günü. Ramazan ayının mübarek arefesi sayılır. Yarını Ramazan'ın ilk günü olarak ilan ettiler. Hilali görmek gerek, ama hilali görecek kişi, nereden çıktığını, nereden battığını zaten bilemez. Bu yüzden hükümet ne derse, ulu'l-emr, ona uyarak inşaAllah bu mübarek ay bu akşamdan itibaren başlar. Teravih namazları kılınıp yarın da birinci günü olur. Ramazan çok önemli bir aydır, yüce Allah Azze ve Celle'nin bize bahşettiği bir aydır. Bu ayı oruçla, namazla, zekâtla ve sadakalarla geçirmek gerekir, çünkü normal günlerde sadaka verdiğinde veya bir iyilik yaptığında Allah sana 10 sevap yazar. Ramazan'da ise 100, hatta 100'den fazla, 800'e kadar, belki daha da fazla olabilir. Allah Azze ve Celle'nin keremi sınırsızdır, cömertliği sonsuzdur. Günümüz insanları gibi değil. Haşa, kıyaslanamaz bile. Tövbe estağfirullah. Bu nedenle, ne kadar iyilik yapmak istiyorsanız yapın. Zekât her sene istediğiniz bir zamanda ödenebilir, ama Ramazan'da öderseniz, normalde 10 sevap yazılacakken size 700, 800 sevap yazılır. Böylece daha kazançlı olursunuz. Hem de zamanını karıştırmazsın. Diğer türlü muhakkak karışır. Bu sebeple zekâtı Ramazan'dan Ramazan'a vermek daha faziletlidir, Allah Azze ve Celle size daha büyük sevaplar bahşeder. Namaz konusunda da aynı durum geçerlidir. Teravih için şimdi yeni modalar çıkarıyorlar. Namazı nasıl kısaltalım, nasıl namazdan kaçalım diye uğraşıyorlar. Halbuki insanlar namaz kılmaya alışmış. Şimdi Kâbe'de, Medine-i Münevvere'de kısalttılar diye, bazı insanlar "bu bir fırsat" diyerek teravih namazını 20 rekât yerine daha az kılmak için işlerine gelen fetvalar çıkaracaklar. Oysa insan faydalanmalıdır bu fırsattan. Nerede fayda varsa, Allah'ın nimetlerinden yararlanmak gerekir ki bu Ramazan ayı bereket ayı, sevap ayı, güzellik ayıdır. Onu boş geçirmeyin, boşuna harcamayın. Dediğimiz gibi ne kadar hayır, hasenat ve ibadet yaparsanız, bunları ahirette amel defterinizde göreceksiniz. Diyeceksiniz ki Allah'a şükür, bunları yapmışız. Bu yanlış yönlendirmelere kanmamışız, ibadet yapanlara engel olmaya çalışanlara da uymamışız diye. Allah Azze ve Celle'ye ahirette şükredersiniz. Allah mübarek eylesin, hayırlı olsun inşaAllah. Allah hidayete vesile kılsın inşaAllah. İslam'a yardım olsun, Müslümanlara hidayet nasip olsun inşaAllah.

2025-02-27 - Dergah, Akbaba, İstanbul

إِنَّ ٱلدِّينَ عِندَ ٱللَّهِ ٱلۡإِسۡلَٰمُۗ (3:19) قُلۡ إِن كُنتُمۡ تُحِبُّونَ ٱللَّهَ فَٱتَّبِعُونِي يُحۡبِبۡكُمُ ٱللَّهُ وَيَغۡفِرۡ لَكُمۡ ذُنُوبَكُمۡۚ (3:31) Din, İslam dinidir. Allah Azze ve Celle'nin insanlara gönderdiği din İslam dinidir. Bu da Peygamber Efendimiz'e (sallAllahu aleyhi ve sellem) tabi olmakla gerçekleşir. Peygamber Efendimiz'in (sallAllahu aleyhi ve sellem) gösterdiği yolda gitmek, Allah'ın emrine itaat etmektir. Onun dışına çıkmak Allah'a isyandır, Allah'a karşı gelmektir. Onun için Allah'a şükür. Müslüman, Peygamber Efendimiz'in (sallAllahu aleyhi ve sellem) yolunda gider. Nasıl gider? Onun gösterdiği, yaptığı ibadetleri - namaz, oruç, zekât, hac - hepsini Peygamber Efendimiz'in (sallAllahu aleyhi ve sellem) gösterdiği gibi yapar. Peki bu nasıl oluyor? Sahabeler nasıl gösterdiyse, ondan sonra, sahabelerden sonra imamlar var. Mezhep imamları, şeyhler, meşayihler var, tabii bir de tarikatlar. Onların yolunda gitmek bize farzdır, vaciptir. Bunu yapmayan yoldan çıkar, kendi kafasına göre sapıtır. Çünkü 124 bin sahabe vardı. Her birisine tabi olabilirsiniz ama onların yolları kalmadı. Çünkü her birisi vefat ettikten sonra o yol kapanmıştır, açık kalan yollar bellidir. Bizim mezhep olarak gösterilen yolda gitmemiz lazım. Mezhebin dışına çıkmak insanın kafasını karıştırır. Yoldan çıkarır. Mezhepler ne zaman biter? Müçtehidi mutlak olan Mehdi Aleyhisselam geldiği vakit, mezhepleri de tarikatları da hepsini birleştirir. Çünkü o, varisi Muhammedî'dir; Peygamber Efendimiz'in (sallAllahu aleyhi ve sellem) gösterdiği, müjdelediği kişidir. Onun dışında, o vakit olmaz. Ondan önce bu düzenleri kaldırmak olmaz. Çünkü insanların kafası karışır. Her şey karma karışık olur. Olmaz. Onun için bu yol açıktır, göründüğü gibi yapmak lazım. Bazı insanlar iyi niyetle "hepsine tabi olacağız" diyor ama bu zorluk oluyor. Zaten birine bile tam tabi olamıyoruz, nasıl hepsini bilip yapacaksın? Onun için bizim tarikat yolumuz açıktır, bellidir. Şeriata göredir, şeriat dışında olmaz. Kalkıp da "namaz kıldıracağım" deyip de karma karışık bir şey yaparsan o namaz da kabul olmaz. Hiçbir şey kabul olmaz. Sen usule tabi olmazsan. Onun için tarikatta olan insanlar şeriata tabi olacak, şeriatın hükümlerini yapabildiği kadar uygulayacak. Yapamadıkları yahut yanlışlık olanlar için "Allah affetsin ama biz bu yolda gidiyoruz" diye niyet edeceksin. "Tarikat, mezhep yok" deme. Onlardan zarar gelmez. Fayda gelir. Zarar getirecek şey mezhepsizliktir, mezhebin dışına çıkmaktır, mezhebi kabul etmemektir; işte bu zarar getirir insana. İslam'a hiçbir zaman zarar gelmez. Zarar görecekse İslam'a tabi olmayan, kendi kafasına göre, nefsinin arzularına göre hareket eden insan zarar görür. Şimdi birçok kişi çıkıyor, orada konuşuyor, burada konuşuyor. İnsanların kafası karma karışık oluyor. Onun için dikkat edip de hakiki şeyhlerden, âlimlerden, meşayihlardan dinleyip, ne diyorlarsa ona tabi olacaksınız. Onlar da Allah'a şükür şeriata, tarikata tabi insanlardır. Allah bizi şaşırtmasın. Ahir zamanda yaşıyoruz. Fitneler çoktur, Allah hepimizi muhafaza etsin.

2025-02-26 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki, Allah Azze ve Celle'nin en sevdiği amellerden biri müminin kalbine sevinç vermektir: إدخال سرور في قلب المؤمن Müminin kalbine sevinç vermek, sevindirmek, mümini sevindirmek: Allah Azze ve Celle'nin en sevdiği hayır işlerden birisidir. Allah'a şükür, biz de elimizden geldiği kadar yapıyoruz inşaAllah. Bu yolculuk, yaklaşık 3 hafta süren bir yolculuktu. Allah'a şükürler olsun, Allah'ın istediği gibi olmuştur inşaAllah. Çünkü sevindiler, kalpleri ferah etti. Bu dünyanın ağırlıkları ancak iyi insanlarla, güzel topluluklarla beraberken hafifler. Diğer türlü, dünyaya daldığında daha fazla karanlığa gömülür, kalbin kararır, sıkıntı artar. Sıkıntıların gitmesi için Allah Azze ve Celle'nin buyurduğu, sevdiği şeyleri yapman gerekir. Müminin kalbine sevinç, sürur dediğimiz mutluluk vermek, herkese fayda sağlar. Allah ondan razı olur. Onun da kalbine ferahlık verir. İyilik nasip eder. Dünyanın hali belli, işte ortada. Allah Azze ve Celle'nin insanlara bildirdiği, emrettiği şeyler onların iyiliği içindir. Bu emirleri yerine getirmezlerse hem hiçbir faydası olmaz, boş yere yaşamış olurlar, hem de sıkıntıyla yaşarlar. Ahirette de daha büyük sıkıntıları olur. Allah muhafaza etsin. Allah Azze ve Celle'nin buyurduğu gibi, şimdi Ramazan da yaklaşıyor, o mübarek ayda, insan ferahlık bulur. Ramazan ayı, ferahlık ayıdır. Onu Allah bize, Ümmeti Muhammed'e hediye etmiştir. O, Ümmeti Muhammed'in ayıdır. Peygamber Efendimizin Ümmetinin ayıdır. O ayda ferahlık olur inşaAllah. Elimizden geldiği kadar ferah vermeli, yani sevindirmeliyiz. Mümini sevindirmek için mutlaka para vermek veya maddi şeyler yapmak gerekmez; güzel sözlerle de sevindirebilirsiniz, onun hatırını almakla da sevindirebilirsiniz. Yani binlerce şey vardır insanı sevindiren. Allah yardım etsin, birbirimizi kırmadan, birbirimize güzellik ve iyilik vererek bizim de kalbimiz ferahlansın. Müminlerin de kalpleri ferah olsun inşaAllah. Her şey Allah'ın istediği gibi olsun inşaAllah.

2025-02-25 - Dergah, Akbaba, İstanbul

إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٞ رَّحِيمٌ (2:173) Allah hepimizi affetsin inşaAllah. Allah'a şükürler olsun diyeceğiz. O affedicidir. Bu, herkes için en büyük nimetlerden biridir ve buna şükretmek gerekir. İnsanlar ne kadar kötülük yapsa, günah işlese de Allah affeder. Bu çok önemli bir şeydir. Eğer affetmeseydi, o zaman işimiz çok zor olurdu. Ama Allah Azze ve Celle bize kolayını vermiş. "Tövbe edin" diyor. "Tövbenizi kabul ederim" diyor Allah Azze ve Celle. Dünya her zaman insanların günahlarıyla doludur. Ve eğer günah temizlenmezse, bu en büyük kirliliktir, pisliktir. Onu da Allah Azze ve Celle, dediğimiz gibi, merhametinden dolayı ne yaparsanız affeder. Ama af dilemelisiniz. إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا ۚ إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ diye buyuruyor Allah Azze ve Celle. (39:53) Bu yüzden dünya, dediğimiz gibi, eskiden de günahlar vardı ama şimdi çok daha fazla. Günah, kötülük, her şey daha fazla. İnsanlara iyilik olsun diye Allah Azze ve Celle affediyor. Eğer affetmezse dünya yaşanmaz olur. Allah Azze ve Celle bir damla su bile vermez. Bu kadar önemli ve insanın kendisine de faydası var. Günahlardan temizlenince o yük üzerinden gider, insan rahatlar. Ne kadar günah işlerse, o kadar üzerine yük biner. O kadar karanlık çöker, o kadar kötülük iner. İnsan rahat edemez. Kötülük ve günah işleyince rahatlayamaz. Daha fazla tedirgin olur, huzursuz olur, mutsuz olur. Bu yüzden Allah Azze ve Celle'nin bize verdiği bu güzel fırsatı kaçırmamak gerekir. Sürekli tövbe ve istiğfar ile, bilerek veya bilmeyerek yaptığımız günahların hepsini Allah Azze ve Celle affeder. Allah hepimizi affetsin. Ramazan geliyor, hayırlı olsun. İnşaAllah hayırlı olsun. O mağfiret ayıdır, tövbe ayıdır. İnşaAllah hepimize mübarek olsun.

2025-02-18 - Dergah, Akbaba, İstanbul

ٱلَّذِينَ ٱشۡتَرَوُاْ ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا بِٱلۡأٓخِرَةِۖ (2:86) Bu ayette Allah, ahireti dünya menfaatleri uğruna satanlardan bahsediyor. Bu dünyada var oluşumuzun tek gayesi ahirete hazırlanmak olmalı, geçici kazançlar için ahiretimizi tehlikeye atmamalıyız. Özellikle de hiç kimseyi kandırmamalı ya da kendimizi olduğumuzdan daha dindar göstermemeliyiz. Bu sadece para meselesi değil, hayatın her alanını kapsayan bir mesele. Bugünlerde birçok kişi kendini Allah dostu, büyük alim veya şeyh olarak tanıtıyor. İşte tam olarak böyle yapıyorlar. Dışarıdan bakınca bu insanlar mutlu ve zengin görünebilir, ama Allah'ın rızasını kazanmış değiller. Dünya hayatı kısa ve gelip geçici. Hayatları sona erdiğinde anlayacaklar ki, yaptıkları şeyler kendilerine fayda sağlamak şöyle dursun, tam tersine zarar vermiş. Biri kendini şeyh, alim veya Allah dostu olarak tanıttığında çok dikkatli olmak gerekir. Öğrettikleri her şey Peygamber Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) sünnetine uygun olmalı. Peygamber Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) öğretilerine aykırı olan her şeyi reddedin. Elhamdülillah ki bu konuyu konuşuyoruz, çünkü bu tür aldatmacalar her yerde var ve herkes bunlara kanabilir. Bu yüzden sürekli uyanık olmamız gerektiğini hatırlatmak çok önemli. Kimi insanlar insanların güvenini kazanmak için İslam hukukunu kalkan olarak kullanıyor. Aslında başkalarını kandırmadan önce kendilerini kandırıyorlar. En büyük zararı kendilerine veriyorlar; değerli olanı değersiz olanla değiştiriyorlar. Değerli olan sonsuz ahiret hayatı, değersiz olan ise bu fani dünyadaki geçici varlığımız. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) dünya hayatını göz açıp kapayıncaya kadar geçen süreye benzetmiştir. Ne bereketi ne de hayrı olan, üstelik Allah'ın, Peygamberinin (sallallahu aleyhi ve sellem), meleklerin ve tüm insanlığın lanetini üzerine çeken bir şeyden nasıl haz alınabilir? Bu insanlar Allah'ın gazabını hak ediyorlar. Allah'ım, onları doğru yola iletsin ve bizi onların tuzaklarından korusun. Dediğimiz gibi, bu insanların hileleri sadece para ile sınırlı değil. İşlerine gelen her şeyi söylüyorlar, hatta "Sana kurtuluş yolunu gösterebilirim, namaz kılmana gerek yok" bile diyorlar. "Bana tabi ol ve sadece bağış yap" gibi sözlerle insanları kandırıyorlar. Böylece adım adım insanları sapkınlığa sürüklüyorlar. Bazıları daha da ileri gidip akıl almaz iddialarda bulunuyor. Allah bizi böyle insanların şerrinden muhafaza eylesin. İnşallah onların şerrinden uzak kalırız.

2025-02-17 - Dergah, Akbaba, İstanbul

وَإِن تُطِعْ أَكْثَرَ مَن فِي الْأَرْضِ يُضِلُّوكَ عَن سَبِيلِ اللَّهِ (6:116) Allah Azze ve Celle bizlere şöyle buyuruyor: Yeryüzündeki insanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan saptırırlar. İmanından ve sana faydalı olan her şeyden uzaklaştırırlar. Onlar dalalette yaşamaktadırlar. Dalalet, hayattaki bütün kötülüklerin ve bozuklukların adıdır. İnsan dalalete düştüğünde sadece yolunu değil, kendini de kaybeder. Kim Allah Azze ve Celle'ye ve Peygamber Efendimiz'e -sallallahu aleyhi ve sellem- yakınlık aramayanların peşinden giderse, mutlaka sapıklığa düşer. Elhamdülillah ki, tarikata bağlanıp bir mezhebe tabi olanlar, işte bu yüzden korunur ve selamet bulurlar. Bu mesele sadece gayrimüslimlerle alakalı değildir. Kendini Müslüman sayan nice kimseler var ki, insanları doğru yoldan saptırıyorlar: Allah'tan, Peygamber'den, Evliyaullah'tan, Sahabe'den ve Ehl-i Beyt'ten uzaklaştırıyorlar. Allah Azze ve Celle'nin buyurduğu gibi, bunlar çoğunluğu teşkil ederler. Pek azı hak yolda, Allah'ın yolundadır. Çoğunluk, başkalarını saptıran ve kalplere şüphe tohumları ekenlerdir. Şüphe kalbe bir kere yerleşti mi, insan yolunu kaybeder. İman, İslam'dan daha kuvvetlidir. Elbette herkes Müslüman olabilir, lakin herkes mümin olamaz. Mümin, hakiki iman sahibi kimsedir. İnsanların iman konusunda türlü türlü anlayışları vardır. İslam'ın içinde bile öyleleri var ki, Peygamber Efendimiz'in söz ve fiillerinin doğruluğundan şüphe duyarlar. Bu nasıl olabilir ki? Peygamber Efendimiz'in bütün söz ve fiilleri Ulema ve Sahabe vasıtasıyla bizlere ulaşmıştır. Sen buna şirk mi diyorsun? Bu, Peygamber Efendimiz'in, Sahabe'nin ve Ehl-i Beyt'in öğretisidir. Sen bütün bunları görmezden gelip insanların kalplerine şüphe düşürüyorsun. Tarikatla bağları olmadığından ve İslam'ı sadece yüzeysel yaşadıklarından, bugün görüyoruz ki Müslümanların çoğu - büyük topluluklar halinde - doğru zannederek bu sapkın kimselerin peşinden gidiyorlar. Halbuki Allah Azze ve Celle, onların yanlış yolda olduğunu beyan buyuruyor. Allah Müslümanlara bu hakikati idrak etmeyi nasip eylesin. Allah Azze ve Celle, Adem aleyhisselam'dan bugüne kadar daima kullarına rehberler göndermiştir: Önce peygamberleri, sonra onların yolundan giden Evliyaullah'ı, Ulema'yı ve Meşayih'i... Bunların hepsi insanlara hakkı öğretmek, imanlarını kuvvetlendirmek ve onları sapkınlardan muhafaza etmek için gönderilmiştir. Allah bizleri salih kullarından eylesin. Bizi çoğunluğun içinden çıkarıp, seçilmiş az kullarından eylesin, inşallah.

2025-02-16 - Dergah, Akbaba, İstanbul

El-hubbu fillâhi vel-buğdu fillâh Allah'ın sevdiğini sev, hoşlanmadığından da uzak dur. Hayatta her şeyin bir yeri var, her şeyi sevmek olmaz. Sevgi her daim var olmaz. Kimi zaman bir şeyi veya birini seversin, kimi zaman da sevmezsin. Fakat bir Müslüman başka bir Müslümana buğz etmemelidir. Tek ölçümüz Allah'ın rızası olmalı. Zulüm gördüğünde sessiz kalmamalısın. Zulme göz yuman, Allah Azze ve Celle'den uzaklaşır. Allah Azze ve Celle'ye sadık kal. O'nun sevdiğini sen de sevmelisin. O'nun razı olmadığını sen de reddetmelisin. Allah hayır olanı sever. Şer ve pis olandan uzak durur. Nice kötü şeyler vardır. Eskiden sekiz yüz tane idi, şimdi daha da fazla. Allah Azze ve Celle'nin razı olmadığı şeyler. İşte bu bizim yolumuz - Allah sevgisine giden yol. Allah'ın muhabbetini böyle kazanırız. O'nun sevdiğini sev. O'nun sevmediğini sevme. Şerden uzak dururuz. Şeytandan uzak dururuz. Zulümden uzak dururuz. İnsanlara eziyet veren her şeyden uzak dururuz. Bunlar Allah'ın razı olmadığı şeylerdir. O asla hayırdan yüz çevirmez. Bu, Allah Azze ve Celle'nin sıfatlarından değildir. Allah Azze ve Celle'nin sıfatları yalnız hayır ile bağlantılıdır. Kötü sıfatlar insanlarda ve şeytanda bulunur. İşte reddettiğimiz ve karşı çıktığımız budur. Biz insanların zatını yahut şahsiyetini reddetmeyiz. Biz onların taşıdıkları kötü sıfatları reddederiz. İşte Allah Azze ve Celle'nin bizden istediği budur. Kimi insanlar Müslümanların her şeyi reddettiğini sanır. Hayır, biz sadece şerri reddederiz. Allah bize neyi şer olduğu için reddetmemiz, neyi hayır olduğu için sevmemiz gerektiğini gösterir, inşaAllah.