السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.

Mawlana Sheikh Mehmed Adil. Translations.

Translations

2025-04-03 - Lefke

Allah Azze ve Celle, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e çok ikramlarda bulunmuş. Başka peygamberlere verilmeyen nimetler Peygamber Efendimiz'e verilmiş ki, her biri tek başına bile bütün peygamberlere verilen hediyelerden daha kıymetlidir. Her birisi ayrı ayrı değerli. Allah Azze ve Celle bunların hepsini Peygamber Efendimiz'e mahsus kılmış; ümmetine, O'na tabi olanlara hediyedir. Allah'ın bir ikramıdır. "Alın" diye buyuruyor Allah Azze ve Celle, "bu Benim ikramımdır". Peygamber Efendimiz'in hürmetine hepinize ikramdır. Herkes alsın, herkes faydalansın diye. Ama insanlar bunu bırakıp zibili, çöpü, kötü şeylere tamah ediyorlar. Ona itibar etmiyorlar. Bu nimetlerden birisi de Fatiha Suresi, Elhamdü Suresi, Seb'al Mesani'dir. "U'tītu Seb'al Mesani" Allah Peygamberimiz'e bu yedi güzel ayeti vermiş. Kıymeti ölçülemez. Her hayra vesiledir. Kur'an-ı Azimüşşan'ın başlangıcıdır, girişidir. Onunla girilir. Namaz da onsuz olmaz. Namaz Fatiha okumadan olmaz. Bilerek terk edersen namazın olmaz. Unutarak olursa sehiv secdesi yapılır, ama Fatiha'sız namaz geçerli olmaz. Fatiha'sız Kur'an'ın girişi düşünülemez. Her türlü hayra vesiledir, şifadır, nurdur, imanı güçlendirir. Yani sayısız kerametleri var, ölçülemez kıymeti var. Allah Azze ve Celle bize bunu bahşetmiş. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e tabi olanlara büyük bir ikramdır. Onun kıymetini bilene ikram daha büyüktür. Kıymetini bilmeyen kendi kaybeder. Kendisi bir faydaya nail olamaz. Eğer Fatiha'yı okumazsa, Fatiha'ya itbar etmezse zaten hiçbir ameli kabul olmaz. Dualardan sonra da Fatiha okunuyor ki o dualar kabul olsun. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e Allah Azze ve Celle'nin Ümmeti Muhammed'e verdiği bu büyük ikram şifadır. Her güzelliğe vesiledir. Bu nedenle Fatiha okumak insanın mutlaka yapması gereken bir ibadettir. Namaz da zaten onsuz geçerli olmaz. Bunun dışında da her fırsatta Fatiha'yı okuyup, kırk Fatiha okuyup suya üflenirse şifa olur. Yani kitaplar yetmez Fatiha'nın bereketini anlatmaya. Allah Azze ve Celle'ye şükürler olsun ki bizi Ümmeti Muhammed'den yaratti. O'nun ikramına nail olduk. Allah daim etsin. Daim etsin inşaAllah. Bilmeyene de öğretsin, nasip etsin. Herkese nasip olsun inşallah. python3.9 04_into_all_txt.py

2025-04-02 - Lefke

يٰۤاَيُّهَا الَّذِيۡنَ اٰمَنُوۡۤا اِنۡ جَآءَكُمۡ فَاسِقٌ ۢ بِنَبَاٍ فَتَبَيَّنُوۡۤا اَنۡ تُصِيۡبُوۡا قَوۡمًا ۢ بِجَهَالَةٍ فَتُصۡبِحُوۡا عَلٰى مَا فَعَلۡتُمۡ نٰدِمِيۡنَ‏  (49:6) Allah Azze ve Celle buyuruyor ki bir haber duyduğunuzda, bir şey işittiğinizde, onu iyice araştırın. Yanlış olmasın, size yanlış bilgi vermiş olmasınlar. Sonra bir iş yaparsınız ve pişman olursunuz. Bu yüzden yapılacak her şeyi muhakkak iyice araştırmak lazım. Kendi işin olsun, başkasının işi olsun, cemaatin işi olsun, tarikatın işi olsun, her şeyi iyice emin olduktan sonra insanlara "şu böyledir, bu böyledir" diye söylersin. O vakit mesuliyet kalmaz. İşte tarikat meselesi de budur; insanlar Allah rızası için tarikata geliyorlar. Dünyadan uzak dursunlar diye bir kapı buluyorlar. O kapıya sarılayım diye geliyorlar. Saf niyetle gelenler bazen içeride cahil insanlara rastlıyorlar. Onlar da bunları bir şey zannedip peşlerine takılıyorlar. Halbuki onları sorup soruşturmak lazım. Ama o insanların kabahati yok, çünkü Allah'ın kapısına gelmek için gelmişler. Dergâha gelmişler, medreseye gelmişler, camiye gelmişler. O yerler Allah rızası içindir. Lakin orada bir şey olmaz deme. Orada da olabilir. Her yerde olur. En kutsal yer Kâbe'dir, Mescid-i Haram'da bile oluyor. Orada yapılan her sevap yüz bin kat olur. Günah da yüz bin kat olur orada. Hacerü'l-Esved'i etrafında hırsızlık yapıyorlar. İnsanların parasını çalıyor. Orada da oluyor. Dergâhlarda da olur. Onun için dergâha geldik deyip dikkatsiz olma. İnsan ehemmiyet ile baksın, bu kişi kimdir, nedir, orada ne iş yapar. Bunun sözüne güvenilir mi, güvenilmez mi? Onu araştırmak lazım ki faydalanabilsin. Biz de burada herkesin faydası için, Allah rızası için bulunuyoruz. Emirle duruyoruz burada. Kötü niyetli yahut niyeti iyi olmayan yahut aklı tamam olmayan insanları dinleyip başka yola gidince üzülüyoruz. Bu yüzden ara sıra ikaz ettiğimiz halde düzelme olmayınca, insanların korunması için bazen isimlerini açıkça söylüyoruz, bu da teşhir olmak anlamına geliyor. İnsanların korunması için yapılıyor bu. Bir takdir var, bir tekdir var. Takdirden anlamayanın hakkı tekdirdir. Takdir; güzel sözle anlatmaktır. Ama anlamayınca sert sözle anlatacaksın. Onu cezalandıracaksın ki gelen insanlara zarar vermesin. İnsanların faydası için her şey yapılabilir. Şeriatta ceza da var. Mükâfat da var. Bu yüzden dışarıda zaman zaman orada burada insanların resimleri, isimleri açıklanıyor. Bu şey değil yani sevinerek, hoşumuza giderek değil bu yapılan şeyler. Mecburen yapıyoruz ki hem o herife zarar gelmesin, başkasına zarar vermesin, günaha girmesin. Hem de insanlar zarar görmesin diye yapılıyor bunlar. Bu nedenle dikkat etmek lazım. Bir dergâha girdin mi, oradakiler kimdir, nedir, buna dikkat etmek lazım ki fayda göreceğim derken zarara uğramamak için. Bu mühim bir konudur. Peygamber Efendimiz'in zamanında da Allah Azze ve Celle'nin buyurduğu gibi, Peygamber Efendimiz Mekke'deyken böyle durumlar yoktu. Çünkü Mekke zor bir yerdi. Medine'ye gelince münafıklar çoğaldı. Münafık, Müslüman olmasa kendisine sıkıntı olacak. Müslüman gibi görünüp İslam'a düşman olan insanlardır bunlar. Onun için vardı yani, her yerde her zaman var. Peygamber Efendimiz bunları biliyordu. Sahabeler de çoğunu tanırdı. Onların isimlerini bazen söylerlerdi, bazen söylemezlerdi. Kur'an-ı Azimüşşan'da da onların halleri açıklandı. Bu nedenle sahabeler de dikkatli olsunlar diye uyarılmıştı. Bu yüzden dergâhlarda dikkatli olmak lazım. Münafık da olabilir, akılsız da olabilir, ahmak da olabilir, kötü niyetli de olabilir. Bu sebeple geldiğinizde sorup soruşturmak lazım. Şüpheli kişilerden uzak durmak lazım. Yani zararı olmasa, bugün bunları söylemeyecektik. Ama insanlara zarar olarak yaptığı çok şeyler var. Nasihatten de anlamıyor. Hiçbir şeyden anlamıyor. Onun için dikkat edin. Allah muhafaza etsin. Bu insanları Allah ıslah eylesin. Burası tarikattır. İnsanlar ıslah olmak için geliyor. Bazıları da ifsat olsun diye yapıyor. Allah yardımcımız olsun. Biz hakikati söyleyeceğiz, hakkı söyleriz. Kimseden gücenmeyiz, kimseden de sakınmayız. Onun için Allah yardımcımız olsun. Allah doğruyla beraberdir. Kötü niyetliler hakkında Allah Azze ve Celle buyuruyor ki: وَلَا يَحِيقُ ٱلۡمَكۡرُ ٱلسَّيِّئُ إِلَّا بِأَهۡلِهِۦۚ (35:43) Kötü niyeti olanın kötülüğü kendine makûs olur. Kötülüğü kendine makûs olur. Allah yardım etsin, ıslah eylesin ki o kendine makûs olmaz. Tövbe etsin, istiğfar etsin inşaAllah.

2025-04-01 - Lefke

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor: Min husni islami'l-mer'i, terkuhu ma la ya'nih. Bu ne demek? İnsanın, Müslümanın güzel Müslüman olması nedir, nasıl olur? Kendisini ilgilendirmeyen işlere karışmaması. Karışmayacak. Çünkü sen ilgin olmayan şeylere karıştığında zaten anlamadığın işler olur. Anladığın bir iş olsa bile, bazı insanlar senin karışmandan hoşlanmaz. Sonra karışıp fikir vereceksin, insanların kafasını karıştıracaksın. Senin kendi kafan karışacak. Onun için kendini ilgilendirmeyen işlere karışmamak insan için iyidir. Müslüman için de daha iyidir diye buyuruyor Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem. Şimdiki zamanda tam tersi, her işe herkes karışacak. Her şeyi o bilir. Siyaseti bilir, ekonomiyi bilir, işi bilir, eğitimi bilir, ekmeyi bilir, biçmeyi bilir. Hiçbir konuda bilgisi yok aslında. Her şeyi bildiğini sanan kişi, hiçbir şey bilmiyordur. Bir şeyi bileceksin ki, sana o işi hakkıyla sorsalar sen o işi yapabilirsin. Faydalı olursun. Öyle her konuya atlayıp da hiçbir şeyi doğru düzgün yapmayan insan çok şimdi bu zamanda. Makbul değil yani. İyi bir şey de değil. Onun için dünya kaos içinde. İnsanlar kendileri daha iyi bir dünya kuracaklarını sanıyor. Hatta bazı akılsızlar Allah Azze ve Celle'nin işine bile karışmak istiyor. "Neden böyle insanlar yarattı, neden böyle yaptı" diye. O seviyeye çıkar ahmaklıkları. Bu yüzden insan, Müslüman kendi işine bakacak. Kendi haline bakacak. Kendi nefsine bakacak. Kendini terbiye edecek. Başkasının işi ona vazife değil. Vazife verilirse onu yapar. Vazife verilmediği sürece sen kendi haline, ailene, çoluk çocuğuna, anne babana bak. Onlara nasihat et, yol göster. Onların işlerine karış. O sorun değil. Ama hiç senin ilgilenmediğin konularla dünyayı yönetmeye kalkma. Bırak memleketi. Dünyayı bile yönetmeye kalkar bazı akıl evveller. Sonra hiçbir şey beceremeden, hiçbir şey yapmadan insanlar onlardan fayda değil, zarar görür. Yani hiçbir zaman faydalı insan, kendi işine bakan insandır. İşini tam yapan insandır. Bu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in sözleri çok kıymetli, mücevher gibidir. Onu tutan hem rahat eder hem başarılı olur. Tutmayan hem başarısız olur hem Allah korusun, imanından da olur. Allah yardım etsin. Dünyayı berbat ettiler. İşte bu demokrasi denen şey, Şeyh Baba sürekli onu söylerdi. Her şey, herkes fikrini söyleyecek. Herkes fikrini söylerse, o fikirler arasında kıymetli fikir kaybolup gider. Kötü fikirler kalır. Onlar da zarardan başka bir şey değildir. Allah insanlara akıl fikir versin inşaAllah.

2025-03-31 - Lefke

إِنَّمَا ٱلۡمُؤۡمِنُونَ إِخۡوَةٞ فَأَصۡلِحُواْ بَيۡنَ أَخَوَيۡكُمۡۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ (49:10) Allah Azze ve Celle buyuruyor. Bu bayram münasebetiyle bugün bayramın ikinci günüdür. Şeker bayramı, Ramazan bayramı, oruç bayramı - bugün ikinci günüdür. Bayramda yapılan şeyler Allah indinde makbul olan şeylerdir. Bunlardan akraba ziyareti mühimdir. Akrabaya sıla-i rahim yapmak Müslümanın hayatına büyük fayda sağlar. Bunu yapmayan, yani akrabasına küsen kişi, sıla-i rahimi kesmiş olur diyor. Bunun da vebali vardır. Yani günahtır. Mekruh filan değil de günah olur yani. İnsan bilerek ve isteyerek akrabasına gitmezse, onunla konuşmazsa - tabii bazı şartlar var. Eğer dinden çıkmışsa, o vakit gitmek gerekmez. Ama hala Müslümansa, bu bayramlar barışmak için vesile olur. Müslümanların birbiriyle barışması için, bahusus ailede küskünlük ve dargınlık varsa, bu lazımdır. Böyle küskünlük olmaz. İnsanlar kendi kafalarına göre yorum yapar. Bu yorumlar İslam'da geçersizdir. Küskünlük olmaz. Sen Müslüman kardeşin, bir şey olmasa bile, akraba olmasa bile ona da küskün olmazsın. Selam vermek yeterlidir, fazla teşrik-i mesai gerekmez. Selam verirsen olur. Ama bazı insanlar var ki, selam veriyorsun fakat almıyor. Buna şahit olduk. Bir yere gitmiştik. Rusya tarafında bir medrese, bir okul şeyde ziyaret ettik. Selam verdik. Acaba selamımı duymadı mı diye düşündüm. Bu adam duymadı mı acaba? Sonra anladık ki, Selefi'ymiş. Selefi bize selam verse biz alırız. Şii verse, onu da alırız. Kim olursa olsun, selamını almak farzdır. Selam vermek sünnettir, almak farzdır. Onun için bu bayram münasebetiyle, bunlar mühimdir. Aradaki küskünlüğü, dargınlığı unutmak lazım. Çok yakın olmasanız bile en azından bir selam verirsin. O kadar yani. Dargınlık sana iyi değil. Hem madden de iyi değil, manen de iyi değil. Çünkü iki insan birbirine küs olup aynı yerde durursa güzel bir ortam olmaz. Kötü bir elektrik derler, enerji derler, biri burada küsmüş oturuyor, diğeri öbür tarafta. Birbirlerine kötü kötü bakışlar atıyorlar. Bu durum, ortamı kötü bir şey haline getirir. Onun için Allah Azze ve Celle bizi bildiği, bizi yarattığı için en güzel şeyleri bize öğretiyor. Peygamber Efendimiz'in sallAllahu aleyhi vesellem vasıtasıyla bunları yapsak rahat oluruz. Bunu bir misal olarak söylüyoruz. Daha çok şeyler var. Bu bayram münasebetiyle inşallah küskünlük gitsin. Onun yerine iyilik gelsin. Çünkü sıla-i rahim de mühimdir. Hem rızık bakımından, sıla-i rahim yapmayan insanın rızkı azalır. Fakirliğe sebep olur. Onun için bu bayram münasebetiyle inşallah küskünler birbiriyle barışır. En azından selam verir. Haber gönderir. Telefonla olmazsa, bir buluşamazsa o da olur inşallah. Allah bizi bu güzel yolda, Allah Azze ve Celle'nin gösterdiği yolda yürümeye muvaffak eylesin, müsaade versin inşallah. Her şey O'nun izniyle. Allah razı olsun.

2025-03-30 - Lefke

İnşallah bu bayramımız mübarek olsun, hayırlara vesile olsun. Allah yaptığınız ibadetleri, taatları kabul etsin. Bu günlerde Allah rızası için, Allah'ın bize verdiği nimetlere şükür olsun diye seviniyoruz. Allah yardımcımız olsun. Müslümanlar her yerde ne kadar zorluk çekseler bile, darda olsalar bile bu bayram onlar için bir berekettir. Allah'ın bir lütfudur. Allah hepsine rahmet nazarıyla bakar, inayet nazarıyla bakar. Onların hepsine ecrini verir. Sıkıntısı olup da sabreden insanların mükâfatları elbette çok daha fazladır. Bugün insanlar birçok yerde zulüm görüyor, sıkıntı çekiyor. Evleri yok, yurtları yok. Ama bayramdır diye yine Allah Azze ve Celle'nin verdiği bu nimete seviniyorlar. Durumları iyi olmasa bile yine Allah'ın lütfuna, verdiği nimetlere şükrediyorlar. En büyük nimet de iman nimetidir. Yani dünya yıkılsa bile imanın olduktan sonra o mühim değil. Bütün dünya senin olsa, imanın olmadıktan sonra hiçbir kıymeti yok. Onun için inşaAllah bu bayram herkese mübarek olsun. Allah hayırları artırsın, hayırlara vesile olsun, sahip göndersin. İnşallah daha büyük bayram olsun. Eskiden müezzinler sela verirdi, bayram selası. Onlar da güzel sözler söylerdi. Birtakım güzel kasideler var: Leysel 'îdu men lebise cedîd, innemel 'îdu men hâfel va'îd. Yani bayram, yeni elbise giyinen kişi değildir. Bayram, Allah'tan korkan kişidir. Allah'tan korkan insana bayram ona aittir. Çünkü gerçek bayram odur. Allah ona lütuf nazarıyla bakar. Merhamet nazarıyla bakar. Rıza nazarıyla bakar o insanlara. Zaten eskiden bayramlarda yeni elbiseler giyilirdi. Şimdi çoluk çocuk bir elbiseyi beğenmiyor bile. Bir başkasını istiyor. Eskiden bayramdan bayrama elbise, ayakkabı falan alınırdı. Delik deşik olana kadar giyilirdi. Onun için bayram gelince bu yeni elbiselere insanlar sevinirdi. O açıdan söylüyor. Ama o da mühim değil. Mühim olan Allah'tan korkup Allah'ın yolunda olmaktır. Bayram odur. Bayramlar manevi mevsimlerdir. Allah Azze ve Celle'nin ikramıdır. Bu bayramlarda hem akrabaları ziyaret etmek hem de geçmişlerimizin mezarlarını ziyaret edip, onlara dua okumak gerekir. Bayram günü sabahtan inşaAllah, hikmeti büyük bir bayram namazı var. Hiç namaz kılmayan çok insan var. Hiç olmazsa bayramdan bayrama bir namaz kılıyorlar. O da bir faydadır. Bu bayram her açıdan Müslümanlara tam bir iyilik, tam bir güzelliktir. Her şey bu bayramda vardır. Eskiden çocuklar için bayram yerleri vardı. Bayram geldiğinde, oraya gider, oynarlardı. Çocuklara her türlü eğlence imkanı sunarlardı. Şimdi o kadar fazla kalmadı. Çünkü çocuklar her gün oynasın diye binbir türlü şey yapılmış. Artık eski zamandaki bayramların o neşesi olmasa bile Allah Azze ve Celle'nin katında neşesi var. Oyuncak olmasa bile insanın içine Allah o güzelliği veriyor bayramlarda. Başka hiçbir bayramda olmaz. Ne doğum bayramı, kütük bayramı, ateş bayramı, şu bayramı bu bayramı - hiçbiri mühim değil. Allah Azze ve Celle'nin bu güzel bayramları insanlara maddi manevi ferahlık verir, iyilik verir. Allah mübarek eylesin. İnsanlara hidayete vesile olsun inşaAllah.

2025-03-29 - Lefke

Allah Azze ve Celle âyet-i kerimede buyuruyor: وَلِتُکۡمِلُوا الۡعِدَّةَ وَلِتُکَبِّرُوا اللّٰهَ عَلٰى مَا هَدٰٮكُمۡ (2:185) Yani bu Ramazan ayının bir vakti var. Allah Azze ve Celle "Onu tamamlayın" diyor. Tamamladıktan sonra da bayram olur. Bayramda tekbir ve tehlil getirin. Müslümanın iki bayramı vardır. Yani bu dünyadaki bayram iki tanedir. Birincisi Ramazan bayramı, ikincisi Kurban bayramı. Bunların dışındakiler, bu bayramların kıymeti bilinmesin diye uydurulmuş şeylerdir. Başka bir sürü bayram var ortalıkta. Aslında atalarımız çok güzel söylemiş. Atalarımızın sözü ne güzel: "Deliye her gün bayram" demişler. Yani akılsız insanın her günü bayram gibidir, bayramın kıymetini bilmez. Bayram olarak bilinecek bayramlar, Allah Azze ve Celle'nin bize ikram ettiği bayramlardır. Onlar da işte bu Ramazan bayramı ve Kurban bayramıdır. Bunlara hürmet etmek, Allah'ın rızasına mazhar olmak demektir. Bunlara itibar etmemek insana zarar verir. Yani maddi zarar olmasa da manevi bir zarar vardır ki, o da Allah Azze ve Celle'nin ikram ettiği şeye itibar etmeyip ona kıymet vermemektir. Halbuki kıymet verilecek şey, ancak Allah Azze ve Celle'nin istediği ve sevdiği şeydir. Kıymet verilmesi gereken şey odur. Onun kıymeti büyüktür. Hem dünyada hem de ahirette bu bayramın kıymeti daha fazla bilinir. Tabii şimdiki insanlarda hiçbir şeyin kıymeti kalmadı. Hiçbir şeyin değeri kalmadı. Ne paranın, ne altının, ne sözün, ne namusun, ne iyiliğin... Bu insanların gözünde hiçbir şeyin kıymeti kalmadı. "Enflasyon" diyorlar. Her şey enflasyona uğradı, değersizleşti. Hiçbir kıymet kalmadı. Bundan sadece otuz yıl önce bile bir altınla insan bir ay rahatça geçinebilirdi. Şimdi ise bir hafta bile geçinilmez. Günü zor çıkarır insan. Onun için dünyanın hiçbir şeyinin kıymeti kalmamış, ama ahiretin kıymetinin bilinmesi gerekir ki insan onun faydasını görsün. Allah'a şükür, herkes bu güzel günleri geçirdi. Müminler güzel günler yaşadı. İman eden, Müslüman olup da ibadetini yapan insanlar için çok güzel oldu. Ne kadar sıkıntı varsa onların hiç etkisi olmadı. Ramazan'ın fazileti ve güzelliği sayesinde Allah hepsinin üstünü örter. Ama bir şartı var. İslam'a düşman olanlara hiçbir zaman rahatlık ve iyilik yoktur. Allah'a düşman olan, Allah'a karşı savaş açan insanlar asla mutluluğu bulamazlar. İslam'da huzur var, mutluluk var, güzellik var. Her türlü iyilik İslam'da mevcuttur. İslam, insanlığa Allah Azze ve Celle'nin hediyesidir. Hidayet ve hediyedir İslam. Bu yüzden İslam'ı takip eden, İslam'a değer veren insanlar kıymet bulur. Dediğimiz gibi bu Ramazan, Allah'a şükür, sonunda bayramla taçlanıyor. Zaten her gün bayram gibiydi maşallah. Allah'ın ikramlarını, tecellilerini, güzelliklerini herkes kalbinde hisseder. Gündüz boyunca insan bazen zorlansa bile içinde bir huzur ve güzellik olur. İnsanın içinde ferahlık olur, rahatlık hisseder. Hiçbir kötülük hissetmez. İçinde hiç kötü bir şey hissetmez. Akşam da, Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in dediği gibi, müminin o sevincini ve mutluluğunu hiçbir insan yaşayamaz. Bu orucu tutmayan insanlar bunu asla bulamazlar. Allah mübarek eylesin. Bu günler de geçip gitti. Allah inşallah seneye de nasip etsin. Hem de bütün dünya Müslüman olarak Mehdi aleyhisselam ile birlikte inşaAllah. Ümidimiz vardır. Çünkü dünya iyiye değil, kötüye gidiyor. Dünyayı kurtaracak olan, Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in müjdelediği zat Mehdi aleyhisselamdır. İnşallah onu bekliyoruz. Allah onu tez zamanda göndersin inşaAllah.

2025-03-29 - Lefke

كُلُّ ٱمۡرِيِٕۭ بِمَا كَسَبَ رَهِينٞ (52:21) Allah bu ayette şöyle buyurmuştur: herkes kendi yaptığından sorumludur. Bu yüzden İslam dini bir hoşgörü dinidir. Müslüman hoşgörülü olur. Allah'ın emirlerini yerine getirmeye çalışır. Başkasından değil, kendi nefsinden sorumludur. Kendisi doğru yolda olacak. Başkasına da nasihat eder. İsteyen, kabul eden kabul eder. Etmeyen etmez. İslam dini dediğimiz gibi bir hoşgörü dinidir. Kimseye eziyet vermez. Gördüğü şeylere "dünya bu" diye tahammül eder. İyi bir şey olursa Allah'a şükreder. İyi değilse onu da hoşgörüyle geçiştirir. Kalkıp da insanlara zorla bir şey yaptırmak olmaz. Zorla kendi kafana göre yaparsan bu sefer kavga çıkar, daha büyük sorunlar yaparsın. Onun için "ne yapalım, akılları bu kadar kesiyor" diyeceksin. "Bu adam şöyle yaptı, o bundan bu kadar anlıyor, daha fazla anlamadığı için elden bir şey gelmez." Bizim yapacağımız bir şey yok. Ona nasihat verdik. Bir şey öğrenmek isterse öğretmek mümkün. Ama istemiyorsa, önemli değil. Bu nedenle kafanı ona takma, kendini yorma. O kendi halinde, sen kendi halinde. Yoluna devam et, hiç durma. Durup da... zaten dünyada yeteri kadar sorun var, yeteri kadar sorumluluk var, yeteri kadar sıkıntı ve aksilik var. Kafana bir tane daha yük ekleme. Kim ne yaparsa yapsın, o yaptı, bu yaptı... Bunlara önem verme. Hoşgörüyle karşıla. "Bunlar bu kadar, Allah bunlara bu anlayışı vermiş" de. Onlar yapmıyorsa sen de onlar gibi cahil olma. Onların düşündüğü gibi düşünme. Onların anladığı gibi anlama. Senin anlayacağın şey Allah Azze ve Celle'nin anlattığı, Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in anlattığı şey olsun. Bütün 124 bin Peygamber bu gerçekleri anlatmak için gönderilmiş. Onları bırakıp da cahil insanların yaptıklarına takılma. Uzak dur. Görürsen de hoşgörülü ol. Yani hiç önem verme. Onu kendine sorun etme. Önemsiz şeylerdir onlar. Senin Allah Azze ve Celle ile olan bağlantını kessin diye onlar var. Onlara önem vermezsen sen daha fazla Allah'a yaklaşmış olursun. Allah... tabii kolay değil bu şeyleri yapmak ama yavaş yavaş - bir defasında biraz tahammül edersin, sonraki seferde daha fazla, daha sonra daha fazla. İnsan öğrenerek eğitilir. Tecrübeyle her defasında daha fazla tahammül edersin. Karşılaştığın zorlukları daha kolay aşarsın. Bu yüzden bu birden olmuyor. Yavaş yavaş olur inşallah. Bu nedenle dikkatli olmak lazım. Mümin olan kişinin bu konuya daha fazla dikkat etmesi gerekir. Mümin dediğimiz, tarikat ehli olan, nefsini terbiye etmek için tarikata girmiş kişidir. Bu nefis terbiyesi de hoşgörüdür. İnsanları hoşgörmektir. Her kişinin anlayışına göre konuşacaksın, her kişinin seviyesine göre hitap edeceksin. Allah kolaylık versin inşaAlah. Bu hoşgörüyü içimize koysun.

2025-03-27 - Lefke

قُلۡ اِنۡ كُنۡتُمۡ تُحِبُّوۡنَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُوۡنِىۡ يُحۡبِبۡكُمُ اللّٰهُ وَيَغۡفِرۡ لَـكُمۡ ذُنُوۡبَكُمۡؕ​ وَاللّٰهُ غَفُوۡرٌ رَّحِيۡمٌ (3:31) Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in makamı, Allah indinde en yüksek makamdır. Allah Azze ve Celle'yi seviyorsanız diye buyuruyor Kur'an-ı Kerim, o zaman Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'e tabi olun. O'nun yolunda yürüyün. O'nun yolundan giderseniz Allah sizi sever. Hayatımızdaki en önemli gaye, Allah'ın bizi sevmesi olmalıdır. Allah bizi sevince her şey kolaydır, her şey iyidir. Bundan daha güzel bir şey olamaz. Allah'ın sizi sevmesi için Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in yolundan gidip O'nu sevmek, O'na tazim etmek, O'na hürmet etmet insanlara fayda sağlar. Zaten en çok sevilen insan Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'dir. Gayrimüslimlere bakarsanız şunu severiz, bunu severiz diyorlar ama İslam'daki gibi bir sevgi ve muhabbetleri yok. Onlarda sadece nefislerine hitap eden bir sevgi var. İslam'daki sevgi ise nefsini yenerek, nefisten arınarak olan bir sevgidir. Bu yüzden Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki, selâtü selâm getirene ben de selam veririm diyor Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem. Yani bu büyük bir lütuftur. Sen selâtü selâm getiriyorsun, Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem sana cevap veriyor, sana selam gönderiyor. Bundan daha güzel bir şey olabilir mi? Bu yüzden dünyada en çok sevilen insan Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'dir. Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'den başka gerçekten sevilecek insan yoktur. Çünkü onun yolunda gidenler sevilir, onun yolunda olmayanlar sevilmez. Bu, Allah'ın insanların ruhlarına bahşettiği bir şeydir. Ruhani ve manevi bir sevgidir ki, hakiki sevgi de budur. Diğer sevgiler ise menfaat sevgisidir. Onlar bir işe yaramaz. Onların gerçek bir değeri yoktur. Değerli olan, baki olan sevgidir. Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in sevgisidir Allah'ın izniyle. Bu mübarek aylarda da her şeyi daha fazla Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in hürmetine, onun rızası için, Allah rızası için yapıyoruz. Allah hepimizden kabul etsin. Muhabbetimizi ziyade eylesin. Nefsimizi değil, Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'i sevmek bize farzdır. Vaciptir. İyiliktir. Bunu bilmek lazım. Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: "Beni kendi nefsinden, annenden, babandan, çoluğundan çocuğundan, dünyadan daha fazla sevmedikçe hakiki iman sahibi değilsin." Müslüman olabilirsin. Şimdi şeytanın kandırdığı bazı insanlar var ki, Müslümanız diyorlar ama Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'e fazla hürmet göstermiyorlar. Bu fazla hürmeti kötü bir şey zannediyorlar. O fazla hürmete şirk diyorlar. Böyle bilmem ne diyorlar. İnsanları korkutuyorlar. O faziletleri almaktan men ediyorlar. İnsanların sevap kazanmasına, Allah'a yaklaşmasına, Allah'ın sevgili kullarından olmasına mani oluyorlar. Bu hileyle insanları men ediyorlar. Allah muhafaza etsin. Müslümanlar onlara uymasın inşaAllah. Doğru olan, Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'e ne kadar tazim gösterirsen mertebenin o kadar yükseleceği, o kadar sevap kazanacağındır. Allah muhabbetimizi daha da ziyade eylesin, O'na olan hürmetimizi daha da çoğaltsın inşaAllah.

2025-03-26 - Lefke

İnşallah, bugün Kadir Gecesi niyetine yapıyoruz, niyetimiz odur inşallah. Allah, bu gece olmasa bile başka geceyse kabul etsin. Ama bu geceyi tazim ederek ihya etmek demek; Allah rızası için namazları kılıp kıyam el-leyl yapmak, sonra teheccüde kalkmak, sahura kalkmak ve ibadetlere devam etmek demektir. O önemli olan budur. İşte bu hürmeten, yani hangi gece olduğu tam bilinmediği için ona tazim etmektir. Allah Azze ve Celle tazim etmiştir. Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'e hususi olarak, O'nun ümmetine bu geceyi vermiş ki, başka yüz binden fazla, yüz yirmi dört bin peygamber gelmiş. Hiçbirine bu kadar ikram, bu kadar fazilet verilmemiştir. Bir gece bin aydan daha faziletli, daha hayırlıdır. Yani bir gecede bir ömür kadar fazilet vermiş Allah Azze ve Celle. Bu gecenin kıymetini bilen muhakkak nasibini almıştır. Alır. Yani o geceyi görse de görmese de her gece aynı şeyi yaptıktan sonra o gecenin hürmetini almış olur. Her sene Allah'ın izniyle bin senelik fazilet kazanmış olur insan, müslüman. Bu büyük bir ikramdır. İnsanlar bunu bırakıp üç beş kendini bilmez kişinin peşine düşüp dinden çıkıyorlar, dini beğenmiyorlar. Kendilerine bir şey kazandıracaklarını sanıyorlar, peşine düştükleri şeytanlar. Onlar hiçbir şeye fayda etmez. Allah Azze ve Celle'nin bize verdiği bu ikram, Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in ümmetinden olmak en büyük şereftir, en büyük fazilettir. Onu kabul eden en yüksek mertebelere ulaşır. Şanslı insandır. Kıymet bilen insandır. Cevheri bilen, cevheri gübreden ayırt eden insandır; bazıları gübreyi daha kıymetli buluyor. Gübrenin peşinden koşuyor. Gübrenin peşinden koşuyor da o bir şeye yaramıyor. Allah Azze ve Celle'nin verdiği bu ikramın değerini bilmek lazım. Ondan istifade etmek lazım. Allah'a şükür, Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in ümmeti kimdir? Ona tabi olan, O'na saygı gösteren. Ümmeti olmayan, akrabası bile olsa Allah Azze ve Celle'nin düşmanıdır. Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in amcası Ebu Leheb, öz amcası cehennemliktir. Neden? Çünkü şanssız insandır. Şansı olsa Allah ona ikram ederdi. O şanssızdır ki cehennemlik olmuştur. Şanslı insan bu şansı değerlendirir. Allah'a gece gündüz şükreder. Başkalarının peşinde koşup ahiretini mahvetmez. Ahiret daimdir, ebedidir. Dünya geçicidir. Dünya için ahireti satan insan zavallı insandır. Onun için bu gece mübarek bir gecedir. Allah hepimize mübarek etsin. O niyet, niyetimiz Kadir Gecesi olarak o ikramları Allah bize versin. Herhangi bir gecede versin inşallah. Nasip etsin o mübarek geceyi. Allah'a şükür, gece kıyamı, gece ihyası nedir? Bazıları sabaha kadar arabalarla dolaşır, oradan oraya, camiden camiye gider. O kadar da gerekmez. Ya da evde sabaha kadar uyumadan ibadet eder. Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki: Yatsıyı kılıp, gece namazını kıldıktan sonra sabah teheccüde kalktığın zaman, o geceyi ihya etmiş gibisin. Yani o kadar zor bir şey değil. Zorluk çıkarmayın. İslam dini kolaylıktır. O kolaylıktan istifade edin. Çünkü zor olunca insan yapmaz. "Bütün gece ayakta mı kalacağım?" der. "Tamam kalırım, bir gün, iki gün dayanırım." Ondan sonra dayanamaz insan. Onun için kolaylık; uyumadan önce kıyam ile iki rekat namaz var. Sabah sahura kalktığınız vakit teheccüd namazı kılarsanız, geceyi ihya etmiş olursunuz. Allah mübarek eylesin. Allah herkese nasip etsin. O şansları, o imanı Allah onlara da hidayet versin. Bu Ramazan ayında kötülük, Allah'a karşı yapılan saygısızlık... istiğfar etmezlerse çok büyük ceza var onlara. Bu Allah'a karşı saygısızlık, Allah'a karşı savaş açanlar muhakkak cezalarını çekecekler. Eğer istiğfar ederlerse, tövbe ederlerse o başka. Ama etmezlerse onların da muhakkak çekecekleri var. Her şeyin kaydı var Allah katında. Melekler var sağda solda. İyiliği yazar, kötülüğü yazar. Kötülük meleği bekler ki istiğfar etsin ve silsin. Ederse o yaptığı kötülükleri siler. Yapmazsa bekler, en sonunda yazılır. O da hayatın sonuna kadar istiğfar etmezse ahirette cezasını bulur. Dünyada da zaten bir faydası olmaz ona. Allah hidayet eylesin inşaAllah.

2025-03-24 - Lefke

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor: المؤمن مرآة المؤمن Peygamber Efendimiz, "Mümin, mümin kardeşinin aynasıdır" diye buyuruyor sallallahu aleyhi ve sellem. Mümin başka, Müslüman başka. Müslüman olmak yeterli değil yani. Aynası olmak demek, mümin olan insan karşısındaki mümin insanı kendisi gibi bilir. Kendine istediğini ona da ister. Aynısını ona da olsun ister. Ona daha azını layık görmez. Her hayrı kendine istediği gibi karşısındaki mümin kardeşine de ister. Onu da kendisi gibi bilir, kendisi gibi muamele eder. Bu iman sahibi mümin, hakiki mümin dediğimiz Peygamber Efendimiz'in sallallahu aleyhi ve sellem sevdiği insanlar, Peygamber Efendimiz'in tarikatına ve şeriatına tabi olanlardır. Çünkü doğru yolu gösteren şeriat ve tarikattır. Bunlara uyanlar hakiki mümindir. Müminde ne kadar hayır varsa, o hayır ondadır. Müminden zarar gelmez. Peygamber Efendimiz "Zarar vermeyin, zarar görmeyin" diye emir vermiş. Müminin şanı güzeldir. Mümin, herkese fayda isteyen insandır. İnsanlar doğru yola girsin, cennete girsin diye isteyen insandır. Bu yüzden çoğu meşayih, kendinden sonra gelecek olan meşayihe kendi aynası olarak bakar, ona kendi yolunu gösterir. Büyük evliyaların en meşhurlarından Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri de Şems-i Tebrizi Hazretlerine "Aynamdır" diyor. Bu ayna sayesinde, ona bakıp onun feyzinden aldı. Beraber sohbetler ettiler. İlim ve hakikat öğretti. Şeyh Tebrizi Hazretleri sırf Mevlana için ayna oldu. Başkalarına olmadı. Çünkü onun manevi makamını ancak Mevlana Celaleddin Hazretleri kaldırabilirdi. Ondan başkasına ayna olmadı, diğerleri de onu anlayamadı. O da herkesin anlayabileceği bir vazifede olmadığı için sadece Mevlana Hazretlerine ayna oldu. O hakikatler karşılıklı olarak kalpten kalbe geçti. Büyük hidayete vesile oldular. Şimdiye kadar milyonlarca insan onların vasıtasıyla imana gelip hakikati buldu. Bu sayede hakikat meydana çıktı. İşte ayna dediğimiz budur. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in dediği gibi, insan karşısındakini nasıl bilir? Bazı atasözlerinde de söylenir, kendisi gibi bilir. Ama çoğu insan tabii ki öyle olmaz. Mümin olmayan mümin gibi olmaz. Sen onu kendin gibi zannedip öyle davranırsın. Fakat kalbi temiz olmayan insan senden nasıl menfaat sağlayacak, nasıl kendisi öne geçecek diye düşündüğünde, bazen hayal kırıklığına uğrarsın. O önemli değil. Önemli olan mümin bulup onunla birbirinize ayna olmak, eksiklerinizin neler olduğunu görmek ve onu örnek alarak yaşamaktır. Bu, inşallah güzel bir şey olur ve Peygamber Efendimiz'in emri de yerine gelmiş olur.