السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.
Allah'a şükür, Allah bizi bu güzel münasebetlere kavuşturuyor.
Gelenlere Allah ecirlerini, mükafatlarını versin.
Çünkü Allah rızası ve Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in muhabbeti için buraya gelip toplanmışız.
Allah hepinizden razı olsun.
Mevlid-i Şerif, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in doğum günüdür.
O, insanlığa bir nurdur. Zaten Allah Azze ve Celle, insanlığı Peygamber Efendimiz'in nurundan halk etmiştir, yaratmıştır.
Bu sebeple Peygamber Efendimiz'e tazim etmek, O'nu sevmek, bize Allah'ın rızasını kazandırır.
Yani, "İnsan için en faydalı şey nedir?" diye sorulur.
Para, mal, mülk... Bunların bir faydası yoktur.
Asıl fayda, bir Müslüman için en büyük kazanç; Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in muhabbeti, O'na hürmet etmek, yolundan gitmek ve O'nu sevmektir.
Müslüman olmayanlar da dâhil olmak üzere, Allah Azze ve Celle bütün nimetleri Peygamber Efendimiz'in hürmetine yaratmıştır.
Bu nimetlerden istifade eden herkes, aslında Peygamber Efendimiz'in nurundan istifade etmiş olur.
Dünyada, kâinatta ne varsa, Allah Azze ve Celle hepsini Peygamber Efendimiz'in hürmetine yaratmıştır.
O'nun muhabbeti Müslümana farzdır.
Peygamber Efendimizi en çok sevmeyen, şeytandır.
Ona tabi olanlar da sevmezler.
Müslümanları da kandırabiliyorlar.
Şeytan, "Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemi fazla seversen Allah'a ortak koşmuş, şirk etmiş olursun." diye bir hile uydurmuştur.
Aklı zayıf olanlar bu hileye kanıp Müslümanlara düşman oluyor, onlara eziyet veriyor.
Ellerinden geldiğince bu muhabbeti engellemeye çalışıyorlar.
Bu durum, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in zamanından beri vardır. Fırsat buldukça ortaya çıkıp ortalığı karıştırır, insanları yoldan saptırırlar.
Peygamber Efendimiz'in yolunda olanları saptırmak için ellerinden geleni yaparlar.
Haklı görünüp batılı emrederler.
Yani "Şirk haramdır." diyerek, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e olan muhabbeti ve tazimi yasaklarlar.
Böylece insanları bu feyizden mahrum ederler.
İnsanlar, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in şefaatinden ve Allah Azze ve Celle'nin O'na verdiği ikramlardan mahrum kalırlar.
Şeytana kanan ve kendilerine Müslüman diyen o tayfa, hadis-i şerifleri en iyi bilenlerdendir. Fakat onlar, okuyup da anlamayanlardır.
Anlasalardı, böyle yapmazlardı.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyuruyor: "Kim bana salat-ü selam getirirse, ben de ona karşılık veririm."
"Onun salatını kabul ederim ve Allah Azze ve Celle karşılığını on katıyla verir."
Bu yüzden bu durum, şeytanın hiç işine gelmez.
Müslümanların böyle sevap kazanmasını, Allah Azze ve Celle'ye yakın olmasını istemez.
Hepsini kendisiyle beraber cehenneme götürmek ister.
İşte bu yüzden mevlid, çok güzel bir vesiledir.
Her tarafta kutlanması çok güzeldir.
Ama maalesef bazı yerlerde buna müsaade etmiyor, bunu istemiyorlar.
Onlar da bu büyük faydadan mahrum kalıyorlar.
Hayatlarının en büyük kazancından mahrum kalıyorlar.
"Biz kendimiz yapmıyoruz." diyebilirler. Sen yapmazsan yapma ama başkasını engellersen onun da vebaline girersin.
Allah, şeytanın şerrinden muhafaza eylesin.
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in yolunda olalım inşaAllah.
O'nun sevdiği kullarından olalım inşaAllah.
Allah bu günleri mübarek eylesin inşaAllah.
2025-08-31 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Peygamber Efendimiz'in doğum gününü kutlamakö O'nu anmak, inşallah Allah'ın rızasına vesile olur.
Şimdi bazıları çıkıp "Mevlid diye bir şey yok" diyor.
Onlar, Peygamber Efendimiz'e (sallAllahu aleyhi ve sellem) gösterilen tazimi, hürmeti ve sevgiyi engellemek için bahane arıyorlar ama Allah'ın izniyle başaramazlar.
Çünkü Peygamber Efendimiz'i sevmek bütün Müslümanlara farzdır.
Allah'a şükür, bugün de bu vesileyle Kıbrıs yolculuğumuz var.
Orada ihvanlarla Allah rızası için toplanıp Mevlid'i idrak etmek, büyük bir fayda olacaktır.
İnşallah bu Mevlid, büyük hayırlara ve berekete vesile olsun.
İmanımızın kuvvetlenmesine vesile olsun.
Peygamber Efendimiz'in şefaatine nail olmamıza vesile olsun.
Zaten O'nsuz hiçbir işimiz rast gitmez.
Kim Peygamber Efendimiz'i severse, Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) de onu sever.
Nitekim, "Kişi sevdiğiyle beraberdir" buyrulmuştur.
İşte bu yüzden Allah'ın izniyle, cennette O'nunla beraber oluruz.
Çünkü bu, O'nun mübarek bir sözüdür.
Bu sebeple Peygamber Efendimiz'i (sallAllahu aleyhi ve sellem) seven ve O'na hürmet eden kişinin içi daima ferahtır.
Öyle birinin korkusu, endişesi olmaz.
O'nu sevmeyenler ise "yok şuydu, yok buydu" diye herkesi cehenneme sokarlar.
Sonra da kendilerinin cennete gireceğini zannederler.
Halbuki Peygamber Efendimiz'in (sallAllahu aleyhi ve sellem) şefaati olmadan zor cennete girilir.
Bizi cehennemden kurtaracak olan, Peygamber Efendimiz'in sevgisidir.
Allah bu mübarek günü hayırlı eylesin, bereketini üzerimize yağdırsın inşaAllah.
İnşaAllah cennette O'na komşu oluruz.
Zira bu mübarek ay, O'nun ayıdır.
İnşaAllah O'nun bereketiyle bu zorluklar ve kötülükler son bulur ve Allah bizlere bir sahip gönderir.
Allah mübarek eylesin.
2025-08-30 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Allah Azze ve Celle, bu okuduğumuz surede buyuruyor ki:
وَيۡلٞ لِّلۡمُطَفِّفِينَ (83:1)
ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكۡتَالُواْ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسۡتَوۡفُونَ (83:2)
İnsanları aldatanlara, işlerinde ve kazançlarında hile yapanlara Allah Azze ve Celle "Vay haline!" diyor.
"Veyl" denilen yer, cehennemde bir vadidir.
İşte o vadiye, insanları kandıranlar, tartıda hile yapanlar, söz verip parasını aldığı işi yapmayanlar gider; onlara "Vay haline!" diye buyuruyor Allah Azze ve Celle.
Onların bu kazançları, kendilerini cehennemlik eder.
Cennete değil.
Dünyada bir şey kazandıklarını zannetseler de aslında kendilerine cehennemi hazırlamış olurlar.
Çünkü insanların haklarını yiyorlar.
Bu işin bir tarafı.
İkinci olarak da Allah Azze ve Celle buyuruyor ki; alışveriş, borç veya herhangi bir iş yaptığınızda, ne yaparsanız yapın, bunu yazın.
Bu bir emirdir, bunu yapın.
"Bu benim kardeşimdir, ahbabımdır, on beş defa hacca gitmiş, beş vakit namazını kılan güvenilir biridir,"
"...yazmaya gerek yok, bu adam emniyetlidir," demeyin.
Sakın böyle bir ihmalkârlık yapmayın.
Allah Azze ve Celle kimseyi bu emirden müstesna kılmadı, "yazın" diyor.
Allah size "en yakınınıza bile güvenmeyin" demiyor, ama "yazın" diyor.
Çünkü insanoğlu melek değildir.
Birincisi, onda nefis vardır.
İkincisi, şeytanın vesvesesi vardır.
Ve dünya insanı aldatır.
Bu yüzden bir iş yaptığınızda, karşı tarafın da hakkını korumak için mutlaka yazın.
Çünkü siz kendinizi koyun gibi teslim ederseniz, karşıdakinin nefsi devreye girer.
Belki başlangıçta niyeti iyidir, sözünü tutacaktır.
Ama sonradan nefis araya girer.
Böylece hem işin bereketi kaçar, hem de günaha girilmiş olur.
Sizi aldatan günaha girdiği gibi, siz de bu günaha vesile olduğunuz için sorumlu olursunuz.
"Nasıl olur, benim param gitti!" demeyin.
Evet, çünkü Allah'ın emrini tutmayarak,
o kişinin size zarar vermesine ve günaha girmesine zemin hazırladınız.
Bu ağır bir sorumluluktur.
Kılı kırk yarmak derler ya İslam öyledir.
Sadece "Beni aldattı, param gitti" diye düşünmeyin.
O giden paranın üstüne bir de günaha vesile olma sorumluluğunu almış olursunuz.
Bu hatayı yaparak buna vesile olmuşsunuzdur.
Onun için, bu emirleri, İslam'ın emirlerini yerine getirmek lazımdır.
"O benim babamdır, kardeşimdir, abimdir, ablamdır, arkadaşımdır" demeden...
Halk arasında söylenen "hatır çeki" diye bir şey İslam'da yoktur.
O çeke imza attıysanız, onu paşa paşa ödemek zorundasınız.
Yoksa evinize, iş yerinize haciz gelir.
Bunu bin defa söylememize rağmen, insanlar yine gelip "başımıza bu geldi" diyor.
Kardeşim, bunu ben değil, Allah Azze ve Celle söylüyor.
1500 sene önce de böyleydi, şimdi de böyle; insanoğlu bir fırsatını bulursa, nefis hiç affetmez.
Onun için dikkat etmek lazım.
Malınıza dikkat edin.
Rızkınıza dikkat edin.
Allah Azze ve Celle'nin emrettiği gibi yapın ki bereketli olsun.
Çünkü böyle bir zulüm işlendiğinde, o para "mundar olur" derler.
Mundar olur demek, yani necis olur, pis olur.
Her tarafı kirletir.
O para elden ele dolaştıkça pislik ve necaset yayılır, bereket kaçar.
Bu yüzden dikkatli olun ki, sonra gelip şikâyet etmeyesiniz.
Çoğu zaman Şeyh Baba'ya gelirlerdi, O da derdi ki: "Kardeşim, bu iş başına gelmeden niye sormadın da, iş işten geçtikten sonra gelip soruyorsun?"
İşte bu yüzden dikkat etmek lazım.
Müslüman, rızkını haramla karıştırmasın inşallah.
Allah muhafaza etsin.
Allah herkese hidayet eylesin.
Bir şey kazandığını zannedenlere de Allah akıl fikir versin ki, bu kazanç değil, onlar için cehennemde bir çukurdur.
Allah muhafaza etsin.
2025-08-29 - Dergah, Akbaba, İstanbul
وَمَآ أَرۡسَلۡنَٰكَ إِلَّا رَحۡمَةٗ لِّلۡعَٰلَمِينَ (21:107)
Bu mübarek ayın bereketi üzerimize olsun.
Peygamber Efendimizin doğduğu mübarek Rebiülevvel ayı.
Allah bize bu bereketleri nasip etti.
Şükürler olsun, yine şükrediyoruz.
Dün buraya mübarek insanlar geldi.
Onlar da Pakistan'dan gelen tarikat ehli, Ehl-i Sünnet ve'l Cemaat'ten kimseler.
Çok güzel işler yapıyorlar.
Peygamber Efendimiz'e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hürmet etmeyenlere karşı yürüttükleri çok güzel faaliyetleri var.
Onlar öyle güzel bir şey söylediler ki, hiç aklımıza gelmemişti.
Dediler ki, "Bu sene, bu Mevlid ayı, Peygamber Efendimizin doğumunun 1500. yıldönümü oluyor."
Peygamber Efendimiz (Aleyhisselam) 1500 sene evvel dünyaya teşrif etmişti.
Onun nuru ezelden beri vardı ama mübarek vücuduyla dünyayı şereflendirmesi bu sene 1500 yıl ediyor.
İnşallah bu, hayırlara vesile olacak güzel bir işarettir.
Bu zulüm, kötülük ve haksızlık ortadan kalksın.
Başka türlü de kalkmaz.
Peygamber Efendimizin insanlara ve bilhassa Müslümanlara müjdelediği gibi, onun sülalesinden bir şahıs gelecek.
O kurtaracak.
Çünkü dünya zulümle, adaletsizlikle, her türlü kötülük ve günahla dolup taştı.
Bunları ancak o zat temizler.
Dünyayı, bütün dünyayı yeniden tertemiz eder.
İnşallah bu, ona bir işarettir.
O günler yakındır inşallah.
Ne kadar yakın olduğunu tabii bilmiyoruz.
Ama dünyanın bugünkü haline bakınca, bu zamana kadar böylesi kötü bir zaman gelmedi.
Adem Aleyhisselam'dan bu yana çok kötülükler yaşandı, ama hiçbiri bu boyutta değildi.
Evet, çok zulmettiler, çok insan öldürdüler, nice hadiseler yaşandı; ama o zamanlar insanlar yine de bir şeye inanıyorlardı.
Şimdikiler ise artık hiçbir şeye inanmıyor.
Sadece nefisleri ve şeytan ne emrediyorsa onu yapıyorlar.
İşte bu yüzden, bu zamana kadar böylesi kötü bir zaman gelmedi.
Her şeyin bir yükselişi olduğu gibi, o yükselişin ardından bir de zevali vardır.
İçinde bulunduğumuz bu zaman da, zulmün ve kötülüğün zirveye ulaştığı son dönemdir.
İnşallah bundan sonra zevali başlayacaktır.
Allah, Mehdi Aleyhisselam'ı gönderecek ve insanlığı kurtaracaktır.
Sadece Müslümanlar değil, bütün insanlık kurtuluşa erecektir.
Onlar için başka bir kurtuluş yolu yoktur.
İnşallah Allah, O'nu tez zamanda gönderir de insanlığı kurtarır.
2025-08-28 - Dergah, Akbaba, İstanbul
وَقُلِ ٱعۡمَلُواْ فَسَيَرَى ٱللَّهُ عَمَلَكُمۡ وَرَسُولُهُ (9:105)
Yaptığınız ameller hayırlı olsun, daima iyilik yapın.
İbadetlerinizi yerine getirin.
Çünkü Allah Azze ve Celle ve Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) amellerinizi görecektir.
Allah rızası için yaptığınız işleri, ibadetleri, hayır ve hasenatı Allah asla unutmaz.
İnsan unutur ama Allah Azze ve Celle unutmaz.
O, amellerinizi şüphesiz görmektedir.
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) de görür.
Getirilen salavatlar, yapılan hayır ve hasenat, her ameliniz Peygamber Efendimiz'e ve Allah Azze ve Celle'ye arz edilir.
Kim bu şekilde hayır yaparsa, Peygamber Efendimiz'in rızasını kazanmış olur.
Allah Azze ve Celle'nin rızasını kazanmış olur.
Bunları kazandıktan sonra insanoğlunun başka bir şeye ihtiyacı kalmaz.
Asıl ihtiyaç, Peygamber Efendimiz'in sevgisine nail olmaktır.
Ve Allah Azze ve Celle'nin sevgisine nail olmaktır.
Bu, insanoğlu için en büyük fayda, en büyük iyilik ve en değerli mükafattır.
Bu mükafatın değeri paha biçilmezdir.
Dünya ölçüleriyle ölçülemez.
Çünkü insanın sahip olduğu dünyalık ne varsa, eninde sonunda elinden gider.
Yahut öldüğü vakit yanında bir şey götüremez.
Ama Allah katındaki mükafat ebedidir; hiç eksilmeden devam eder.
Ahirette karşınıza çıkar.
İşte bu yüzden Peygamber Efendimiz'in (sallallahu aleyhi ve sellem) yolundan gitmek çok mühimdir.
Onun rızasını ve sevgisini kazanmak, insanoğlu için paha biçilmez bir değerdir.
Allah adımlarımızı sabit kılsın.
Hepimizi hayırlara ve güzelliklere muvaffak eylesin.
Peygamber Efendimiz'in huzuruna kötü amellerle çıkıp mahcup olmayalım, inşa'Allah.
2025-08-27 - Dergah, Akbaba, İstanbul
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ عَلَيۡكُمۡ أَنفُسَكُمۡۖ لَا يَضُرُّكُم مَّن ضَلَّ إِذَا ٱهۡتَدَيۡتُمۡۚ (5:105)
Allah Azze ve Celle buyuruyor:
Siz hidayete erdiğinizde, yoldan sapmış olanlar size zarar veremez.
Sizin en büyük kazancınız, Allah Azze ve Celle'nin yolunda olmaktır.
Başkaları ister beğensin, ister beğenmesin; size bir zararları dokunmaz.
Allah yolunda olan için her şey hayırdır;
ona hiçbir kötülük erişmez.
Bütün dünya karşınıza dikilse bile, onlara muhtaç olmazsınız.
Çünkü veren Allah'tır.
Ve hem dünyada hem de ahirette asıl mühim olan, O'nun rızasıdır.
Tabii şeytan da boş durmaz.
İnsanlara kötüyü iyi, iyiyi de kötü gösterir.
İşte bu yüzden yoldan çıkmış, dalaletteki insanlar, müminlere devamlı kötülük etmeye çalışır, onlara karşı dururlar.
Onların iyiliğini istemezler.
Ama onlar asıl zararı kendilerine verirler, başkalarına değil.
En büyük zarar; dalalette, küfürde, inkârda olanın, günah işleyenin kendisinedir.
İnsan ne kadar günah işlerse, o kadar kendine etmiş olur.
O yüzden sen doğru yolda ol, gerisini dert etme.
Bütün insanlar yoldan sapmış olsa dahi, sana bir zararları dokunmaz.
Biz "Allah hepsine hidayet versin" deriz, ancak küfrün en büyük özelliği inattır.
Küfrün en büyük özelliği inattır.
Hakikati bildiği halde, inadından ötürü hakkı kabul etmez, ona boyun eğmez.
Niçin? İşte inadından.
Müşrikler de böyleydi.
Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem'in hak peygamber olduğunu bildikleri halde, inatları yüzünden Müslüman olmazlardı.
İşte bu yüzden Allah da onlara müstahaklarını vermiştir.
Zira Peygamber Efendimiz'in yolu ebedidir.
İşte o güzel yol odur.
Ve O'nunla beraber olmak gerekir.
Allah hepimizi yolunda sabit kadem eylesin inşaAllah.
Allah kabul etsin.
2025-08-26 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Peygamber Efendimiz'in (sallAllahu aleyhi ve sellem) hürmeti ve azameti, Allah Azze ve Celle'nin katında çok büyüktür.
Allah bu dünyayı, kâinatı O'nun yüzü suyu hürmetine yaratmıştır.
O'nun nurundan yaratılmıştır. Kendi ilminden nasıl hâsıl olduğunu bilemeyiz ama şurası muhakkak ki her şey Peygamber Efendimiz'in (sallAllahu aleyhi ve sellem) yüzü suyu hürmetine yaratılmıştır.
Ve bizler de bu kâinatın içinde, bu dünyaya yerleştirildik.
Allah Azze ve Celle'nin katında dünyanın hiçbir değeri yoktur.
Burası sırf bir imtihan yeridir; kimin imtihanı geçip kimin geçemeyeceğini görmek için yaratılmıştır.
Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) de buraya gelmiş ve bu toprakları mübarek kılmıştır.
Beyt'ül-Ma'mur, Kıble, Kâbe, Peygamber Efendimiz'in mübarek Kabr-i Şerif'i ve Kudüs-ü Şerif, hepsi buradadır.
Burası hem kutsal bir yerdir, hem de O'na tazim ve hürmet etmemiz için bir vesiledir; imtihanı geçemeyenler bunu anlamaz.
Bu yüzden dünya peşinde koşmak iki çeşittir.
Biri Allah rızası ve Peygamber Efendimiz'in (sallAllahu aleyhi ve sellem) muhabbeti için çalışmaktır; diğeri ise sadece dünya peşinde koşmaktır.
Allah Azze ve Celle her ikisine de yollarını kolaylaştırmıştır.
Kim Peygamber Efendimiz'in (sallAllahu aleyhi ve sellem) yolunda gitmek isterse, Allah ona o yolu kolaylaştırır.
Onun tersi istikamette gitmek isteyenin de yolu kendine kolay gelir.
Bu yüzden çoğu zaman insanlar, Peygamber Efendimiz'in yolundan değil, tersi yoldan giderler.
Hâlbuki nur yolu, güzellik yolu, faydalı yol, Peygamber Efendimiz'in (sallAllahu aleyhi ve sellem) yoludur.
İnsan fayda ve menfaat istiyorsa, yol Peygamber Efendimiz'in yoludur.
Eğer zarar, kötülük ve her türlü lüzumsuz şeyi isterse, o zaman bu yoldan çıkar; insanın durumu böyledir.
Yoldan çıkıp tövbe etmeyen insan zarar eder.
Ama yola dönüp Peygamber Efendimiz'e (sallAllahu aleyhi ve sellem) tâbi olursa, en yüksek mertebelere ulaşır.
Hem dünyası mamur olur, hem ahireti.
Günah işleyip de dünyasını mamur ettiğini zanneden insan yanılmıştır.
Asla mamur olmaz.
Devamlı sıkıntı, eziyet ve zulüm içinde olur.
İşte bu yüzden, Peygamber Efendimiz'in (sallAllahu aleyhi ve sellem) yüzü suyu hürmetine, insan ne kadar kötülük yapmış olursa olsun, tövbe ettikten sonra Allah Azze ve Celle onun tövbesini kabul eder.
Yeter ki halis bir niyetle tövbe etsin.
Allah Azze ve Celle, daha önce yaptığı günahları affeder.
Peygamber Efendimiz'in (sallAllahu aleyhi ve sellem) nuru ve yüzü suyu hürmetine, Allah hepimizi affetsin ve yoldan çıkarmasın inşallah.
Bu güzel yolda bizleri sabit kılsın inşallah.
Allah günümüzü mübarek eylesin.
2025-08-25 - Dergah, Akbaba, İstanbul
Peygamber Efendimiz'i (sallAllahu aleyhi ve sellem) severiz.
Bir Müslüman, Peygamber Efendimizi (sallAllahu aleyhi ve sellem) sevmelidir.
Bu sevgi, şüphesiz bir Müslüman için en büyük fazilettir.
Peygamber Efendimizi sevmek ve O'nun yolundan gitmek, bir Müslüman için en büyük fazilettir.
Tabii bu, sadece lafla olmaz.
Asıl olan, Peygamber Efendimiz'in (sallAllahu aleyhi ve sellem) gösterdiği yolda yürümek ve O'nun yaptıklarını gücümüz yettiğince yapmaya çalışmaktır. Bu, insan için büyük bir nimettir.
Çünkü insana bunu yaptıran, Allah'ın fazlı ve keremidir.
İnsan, Peygamber Efendimizi seviyor ve sayıyorsa, kendisini bu yola koyduğu için Allah'a şükretmelidir.
Bu güzel yol herkese nasip olmuyor.
Bakıyorsunuz, nice insanlar Kur'an'ı ezberlemiş.
Sizin bir Kulhüvallah'ı okuduğunuz rahatlıkta bütün Kur'an'ı okuyabiliyorlar, o kadar ezberlemişler.
Hadisler biliyorlar ve daha nicelerini.
Fakat, cahil bir insanın Peygamber Efendimize duyduğu hürmet ve sevgi onlarda yoksa, bildiklerinin hiçbir fazileti kalmaz.
O cahil kimsenin fazileti, o âlimden daha büyüktür.
Çünkü o ilmin, Peygamber Efendimiz'in (sallAllahu aleyhi ve sellem) hürmetine verildiğinin manasını anlamamıştır.
Allah o faydalı ilimleri, O'nun yüzü suyu hürmetine vermiştir.
Okuyor ama anlamıyor.
İşte bu yüzden Peygamber Efendimiz'e (sallAllahu aleyhi ve sellem) duyulan sevgi, Allah'ın bir lütfu ve keremidir.
İşte bunun için şükretmemiz gerekir.
Şükretmeliyiz ki, şükrettikçe artsın.
Ne yazık ki insanlar bunun pek farkında değil.
Her Müslüman Peygamber Efendimizi sever, hürmet eder.
Fakat bunun Allah'ın bir lütfu ve keremi olduğunu bilmesi gerekir.
Bu, herkese nasip olmuyor.
Dediğimiz gibi, kişi hadis de bilse, Kur'an'ı da ezberlese, o ilim sevgiyi artırmıyorsa hiçbir faydası yoktur.
Çünkü o ilmiyle sadece nefsine hizmet etmiş olur.
"Ben bu ilimleri öğrendim, artık Peygamber sevgisine ihtiyacım yok" demiş oluyor.
İşte o an her şeyini kaybeder.
Ne için?
Çünkü şeytan da her şeyi biliyor.
Şeytan sadece Kur'an'ı değil; dört kitabı, inen bütün vahiyleri, peygamberleri bilir ama bildiğiyle amel etmez.
Allah muhafaza, Peygamber Aleyhisselam'ı sevmeyen insan işte bu yüzden şeytana benzer.
Çünkü şeytanın en sevmediği insan, Peygamber Efendimiz'dir (sallAllahu aleyhi ve sellem).
Allah muhafaza etsin.
Allah'a şükürler olsun ki bize bu Peygamber sevgisini verdi.
İnşallah şükrettikçe bu sevgi daha da artar.
2025-08-24 - Dergah, Akbaba, İstanbul
وَمَآ أَرۡسَلۡنَٰكَ إِلَّا رَحۡمَةٗ لِّلۡعَٰلَمِينَ (21:107)
Allah'a şükür, bugün Rebiülevvel ayının birinci günü; mübarek ve hayırlı olsun.
Safer ayından sonra inşaAllah bir ferahlık olur.
Safer ayı bu sene epeyce zor geçti, ağırdı.
İnşaAllah bütün ağırlık o ayda kalmıştır.
Bu ay ferahlık getirir.
İnsanlara hayra ve hidayete vesile olur.
Çünkü Allah Azze ve Celle, Peygamber Efendimizi (sallAllahu aleyhi ve sellem) âlemlere rahmet olarak göndermiştir.
Herkes istifade etsin, O'na yakın olsun ve tabi olsun diye.
Allah Azze ve Celle, O'na tabi olanlara Kur'an-ı Azimüşşan'da nice mucizeler göstermiş ve başka ümmetlerde olmayan özel ikramlarda bulunmuştur.
Zira Peygamber Efendimizin (sallAllahu aleyhi ve sellem) şanı, Allah katında yücedir.
Kıymeti pek büyüktür.
O'na tazim göstermek bize farzdır.
Bir mümin için en mühim olan şey, Allah Azze ve Celle'nin rızasını ve sevgisini kazanmaktır.
Baki olan da odur.
Kıymetli olan da odur.
Bu dünyanın ve içindeki hiçbir şeyin kıymeti yoktur.
Tek bir yerin değil, bütün dünyanın bir kıymeti yoktur.
İnsan her şeyi bırakıp gidiyor.
Asıl kıymet ahirettedir.
Peygamber Efendimizi seven, O'nunla beraber olur.
Sevmeyen ise o vakit her şeyi kaybetmiş olur.
Fakat Peygamber Efendimizin (sallAllahu aleyhi ve sellem) kapısı herkese açıktır.
O kimseyi kovmadı.
Herkese merhametle baktı.
İnsanlara, "Gelin cennete girin" dediği halde, onlar "Yok istemeyiz, biz cehenneme gitmek isteriz" derler.
O vakit kendileri bilir.
Ama aklı olan, bu fani dünyayı tercih etmez.
Ahireti tercih eder.
Peygamber Efendimize tabi olanlar dünyadan elini eteğini çekecek diye bir kaide yoktur.
Yeter ki Allah'ın emrettiği ve Peygamber Efendimizin (sallAllahu aleyhi ve sellem) gösterdiği yolu takip etsinler.
O zaman saadetleri hem dünyada hem de ahirette olur.
Allah bizi O'nun sevdiklerinden eylesin.
Zira Peygamber Efendimizin (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyurduğu gibi, "Kişi sevdiğiyle beraberdir."
Onun için iyi insanları sevelim ki ahirette onlarla beraber olalım.
Lüzumsuz insanları sevmek ise hiçbir fayda getirmez.
Zarardan başka bir şey değildir.
İnsan fırsatını kaybetmiş olur.
Allah muhafaza etsin.
Allah bu ayımızı mübarek eylesin.
2025-08-23 - Dergah, Akbaba, İstanbul
وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٞ وِزۡرَ أُخۡرَىٰۚ (6:164)
Allah Azze ve Celle buyuruyor ki, "Hiçbir kimse bir başkasının günahını çekmez."
Yani herkes kendi günahının cezasını kendisi çekecektir.
İnsan bir günah işlediğinde, eğer tövbe ederse o günah ortadan kalkar.
Ama tövbe etmezse, tabii ki başkası onun yerine o günahın cezasını çekecek değildir.
Fakat başkalarına kötü yolu gösterip onlara kötülük yaptıran kimse, onların günahından da ayrıca pay alır.
Dediğimiz gibi, insan kendi işlediği günaha tövbe ederse, Allah Azze ve Celle onu affeder.
Çünkü Allah Azze ve Celle çok affedicidir.
Ama bir de bunu yapıp başkalarını da zorlarsa, hatta zorlamasa bile, "Ben bunu yaptım, çok iyi oluyor, gelin siz de yapın" derse, veyahut "Size bu kötülüğün nasıl yapıldığını, bu günahın nasıl işlendiğini öğreteyim" diye teşvik ederse, o zaman daha büyük bir ceza çeker.
Çünkü başkasına da zarar vermiş olur.
Zarar veren, muhakkak onun cezasını çeker.
"Dünyada bu kadar kötülük yapılıyor" diyorlar.
Kendini akıllı zanneden bazı insanlar, Müslümanlar dahi, "Allah Azze ve Celle neden bunların cezasını vermiyor?" diye soruyor.
Sen O'nun ceza vermediğini nereden biliyorsun?
Her kötülüğün bir cezası vardır.
Tövbe edilmedikten sonra o ceza çekilir.
İnsanın bundan hiç şüphesi olmasın.
Ama Allah affedicidir.
O'nun affı herkesi kapsar; "şuna olur, buna olmaz" diye bir ayrım yoktur.
O cezayı çekmemek için tövbe ve istiğfar etmek, işlediğimiz günahlardan ve yaptığımız kötülüklerden dolayı tövbe etmek lazım.
Eğer insan başkasının hakkına girdiyse, o kişiden helallik istemesi lazımdır.
Budur işte.
Yani "Falanca şöyle yaptı, şu kadar insanı telef etti, bu kadar kötülük, bu kadar zulüm yaptı" deyip, sonra o kişinin domuz gibi ortalıkta dolaştığını söylüyorlar.
Hayır, hiç korkmayın.
Haşa, bu tür düşünceler hem sana zarar verir, hem de terk-i edeptir, Allah Azze ve Celle'ye karşı edepsizliktir.
Sen Allah Azze ve Celle'ye işini mi öğreteceksin?
Allah Kadir-i Mutlak'tır, her şeyi O yapar ve dilediğini yapar.
Sen O'nu sorgulayamazsın, bu katiyen olmaz.
İçinden böyle bir şey geçirsen bile hemen tövbe ve istiğfar etmelisin.
Bütün dünya helak olsa bile, "Neden?" diye soramazsın.
Her şeyin sahibi Allah Azze ve Celle'dir.
İstediğini yapar, istemediğini yapmaz.
Allah bize de, bütün insanlara da akıl fikir versin.
Allah bizleri zulmetmekten, günah işlemekten korusun ve işlediğimiz günahlara tövbe etmemiz için bize yardım etsin inşaAllah.