السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.

Mawlana Sheikh Mehmed Adil. Translations.

Translations

2026-02-09 - Dergah, Akbaba, İstanbul

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَكُونُواْ مَعَ ٱلصَّـٰدِقِينَ, (9:119) Allah Azze ve Celle; "Salih insanlarla olun, sadıklarla olun," buyuruyor. Çünkü "salih" dediği; Allah’ı bilen, Allah’a inanan insanlardır. Onlar iyilik ister, insanlara iyilik yaparlar. Dindar, dini kabul eden, Allah Azze ve Celle'yi kabul eden insanlardır. Onlarla beraber olmak insanlık için hayırlıdır. Şimdi öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, insanlarda bir şey kalmadı. İtikad, din, iman; hiçbir şey kalmamış. Herkes kendi kafasına göre davranıyor. Gayrimüslimler başka, Müslümanlar başka... Herkes; "Ben böyle istiyorum", "Benim zannımca böyle iyidir" diyerek o yolu takip ediyor. Başkasına da onu tavsiye ediyor. Ondan sonra hiçbir şey iyi gitmiyor. Allah Azze ve Celle'nin rızası olmadıktan sonra, hiçbir işin faydası yok. Yapılan hiçbir şeyin, isterse bütün dünyayı altın yapsınlar, yine de bir faydası yok. Asıl fayda, Allah’ın rızasıdır. Allah rızası olunca sana da iyi olur, ailene de olur, bütün ümmete de olur. O olmadıktan sonra hiçbir fayda yok. O vakit hayvanlar, insanlardan daha hayırlı oluyor. Çünkü hayvanın seviyesi aşağıdır ama o mahlukat Allah Azze ve Celle’yi bilir. Tesbih eder, zikreder, Allah’a şükreder. Nereden biliyoruz? Çünkü her şeyi yaratan O, bildiren O, bize söyleyen O'dur. Onun için onların seviyesi belli bir derecededir. Onun üstüne çıkmak lazım. Bunu yapmazsa; o hayvanın seviyesinin de altına düşmüş olur. İnsanlıktan çıkmış olur. İnsanlık; Allah’a inanmaktır, Allah’a şükretmektir. Onu yapmazsa, kötülük yaparsa; hayvanın seviyesinden de aşağı olur. Allah muhafaza etsin. Bugünlerde görüyoruz; her tarafta insanlar adeta insanlıktan çıkmışlar. Allah hidayet versin. Allah, insanları muhafaza etsin inşaAllah.

2026-02-08 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Sela okunduğu vakit; meyyitin ardından, vefatı bildirmek içindir. Sela ve selamdan sonra; "Accilû bi's-salâti kable'l-fevt." Ve; "Accilû bi't-tevbeti kable'l-mevt." Namazda acele edin. Namazı vakti geçmeden kılın. Kılamazsanız, onun kazasını yapın. Onu öyle bırakmayın, boşa gitmesin. Hiçbir şey boşa gitmez. Onun hesabı var; ahirette muhakkak onu kıldırırlar. Kılmayana ahirette kıldırırlar onu. Her bir namaz, seksen sene olarak kıldırılır. Burada seksen sene, zaten insanın bütün hayatıdır. Kılmazsa kendi bilir, ahirette kılar artık. O da binlerce sene sürer. Hiç kılmadıysa, ahirette muhakkak hesabı sorulacak. İkincisi; "Accilû bi't-tevbeti kable'l-mevt." Ölmeden önce tövbe edin. Allah'tan af dileyin. Çünkü öldükten sonra artık af yoktur. Af dünyadadır. Günah, kusur işledin mi, ne yaptıysan... Dünyadayken onun bir çaresi var. Her türlü günahın nasıl affolunacağını şeriat bildiriyor ama insanlar bildiğini okuyor. Ama mühim olan tövbe etmektir. Ölmeden önce tövbe etmek. Tabii dediğimiz gibi; bu tövbeyi ederken üzerinde kul hakkı olabilir. Onları da hesaba katıp, ona göre tövbe edeceksin. Yahut en iyisi; Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi vesellem) "Ben günde yetmiş kere tövbe istiğfar ederim" buyurdu. Sahabeler; "Sizin günahınız yok, Allah sizi günahsız yaratmış" deyince, Peygamber Efendimiz; "Ben Allah'a şükreden bir kul olmayayım mı?" dedi. İnsan tövbe edince Allah'a şükretmiş olur. Onun için devamlı, her gün tövbe istiğfar etmek lazım. Günahlarımızdan ne varsa ahirete kalmasın. Öldükten sonra boynumuzda bir şey kalmasın diye; o tövbe mühimdir. Namaz gibi tövbe de çok mühimdir. Bu insanlar artık başlarına hiçbir şey gelmeyecek zannediyorlar. Her türlü kötülüğü, pisliği yapıyorlar; ondan sonra kurtulduklarını sanıyorlar. Hiçbir şekilde... tövbe etmeden kurtulunmaz. Tövbe edersen, o vakit kurtulursun. Yok, inat edip tövbe etmezsen, o vakit senin cezan çok büyük olur. Hayatını kaydırırlar; esas hayatın ilelebet kaymış olur. O yaptığı kötülüklerin ve insanlara öğrettiği kötülüklerin cezasını muhakkak çeker. Kim olursa olsun. Büyüğü küçüğü yok; tövbe etmedikten sonra muhakkak o cezayı çeker. Onun için Allah bizi affetsin diye "Tövbe Estağfurullah" diyoruz.

2026-02-07 - Dergah, Akbaba, İstanbul

قُلۡ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلنَّاسِ مَلِكِ ٱلنَّاسِ إِلَٰهِ ٱلنَّاسِ مِن شَرِّ ٱلۡوَسۡوَاسِ ٱلۡخَنَّاسِ ٱلَّذِي يُوَسۡوِسُ فِي صُدُورِ ٱلنَّاسِ مِنَ ٱلۡجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ (114) Herkeste vesvese vardır, ama bu şeytandandır. Vesvese, her şeyi olduğu gibi görmeyip zorlaştırmak demektir. Vesvese budur. Çeşit çeşit vesvese türleri vardır. Bazıları temizlik ve benzeri konulardadır. Bazıları da vardır ki, kendilerini dindar gösterip insanların işlerini zorlaştırırlar. "Sen namazını huşu ile kılacaksın, yavaş yavaş kılacaksın" derler. "Şöyle kılınan iki rekat, diğer türlü yüz rekattan iyidir" derler. Şimdi sen bunu söyleyince insan tereddüt eder; "Ben kılamıyorum" diye bir iki defa uğraşır. Sonunda da namazı bırakabilir. "Abdest alamıyorum" diyerek abdest alamaz, namaz kılamaz hale gelir. Bu hikmetsiz insanlar çoktur, hikmeti olmayanlar çoktur. Allah Azze ve Celle ve Peygamber Efendimiz sallAllahu aleyhi ve sellem "Kolaylaştırın, zorlaştırmayın" buyuruyor. Ne okuyorsa okusun; anlayıp anlamaması değil, okuması önemlidir. Tabiri caizse otomatik olarak devam etsin. Yok şöyle yapacaksın, yok böyle... Hangi zamanda yaşıyoruz? Zaten insanların hiçbir şeyi doğru dürüst yapmadığı bir zamandayız. Sen kalkmış "Şöyle yapacağım, dikkat edin, kabul oldu mu olmadı mı?" diyorsun. Sen kimsin ki Allah'ın kolay kıldığını zorlaştırıyorsun? Kolaylaştırın, kolaylık gösterin. Vesveseye hiç bulaşmayın, bu berbat bir hastalıktır. Bulaştı mı, şeytandan olduğu için insan namazı da bırakır, aklını da yitirir; her türlü kötülük gelir. İyilik yapacağına... Nasıl kılabiliyorsan öyle kıl. Huşu muşu istemez. Şimdi "huşu" diye tutturanlar, adeta münafıklık yapıyor demektir. Bizim dinimiz kolaydır; kolaylık gösterin, zorluk çıkarmayın. Allah Azze ve Celle'nin kulu olun. "Ben daha iyi yapacağım, şu alim böyle söyledi" diyerek kendinizi zorlamayın. Kılın, namazınızı kılın. Abdestinizi çabuk alın, namazınızı çabuk kılın. Bazen "Neden bu kadar hızlı kılıyorsun?" diyorlar. Hızlı kılarsa aklına vesvese gelmez, çabucak kılıp farzını, vazifesini yapmış olur. Onu da beğenmiyorlar; "Sen nasıl vazife yapıyorsun?" diyorlar. Allah kabul ediyor da sen mi kabul etmiyorsun? Ahir zamanda bu hikmetsiz insanlar çoktur. İnsanları dinden, yoldan kaçırmak için her türlü şeytan var zaten. Bir de kalkıp hoca diye böyle zorlaştırırsan; millet zaten yoldan çıkmış, büsbütün bırakır ve daha beter olur. Allah muhafaza etsin. Onun için vesveseye sakın bulaşmayın. Bir yerden girdi mi, artık çıkarması zor olur. Sonra doktor doktor, hoca hoca koşturursun. Onun için dikkat edin, kolay olanı seçin. "Kabul oldu, olmadı" diyenleri hiç dinlemeyin. Allah kabul etsin inşaAllah.

2026-02-06 - Dergah, Akbaba, İstanbul

وَقُلِ ٱعۡمَلُواْ فَسَيَرَى ٱللَّهُ عَمَلَكُمۡ (9:105) Allah Azze ve Celle buyuruyor ki dünyada yaptığınız her şeyi Allah Azze ve Celle görüyor. Yaptığınız şeyler Allah Azze ve Celle'nin huzurunda görülecek. İyilik yaptınız mı, iyiliği Allah Azze ve Celle görür, ona göre mükafatını verir. Kötülük yaparsa, eğer tövbe etmezse, onun da muhakkak cezası vardır. Allah Azze ve Celle, bu dünya meşgaleleri için, "Dünya oyun ve eğlenceden ibarettir," diyor. Onun için bu yapılan şeyler Allah yolunda olsun. Lüzumsuz şeylere o kadar ehemmiyet vermemek gerekir. Verilen emekler, sarf edilen paralar... Bunlar lüzumsuz şeylere giderse hiçbir faydası yoktur. Kişinin kendisine de bir faydası yoktur. Peşine gittikleri bazı şeyler çok kötü olabilir. Bazıları da fazla kötü olmasa bile, vaktini kaybetmek, emeğini harcamak boşuna oluyor. Subhanallah... iki gün önce havaalanından gelirken baktık, bir kalabalık. Sorduk; bir çocuk top oynuyormuş galiba, millet onu karşılamaya geliyormuş. Ya, ne iştahla geliyorlar! Yani kimse o kadar iştahla ibadet yapamaz. Onların o koşturdukları, o iştahla koşturdukları şeye insanların... Tabii insan hacca gider, sohbet dinlemeye gelir; şeyhi, alimleri dinler ama öyle o kadar iştahlısını hiç görmedim. Dünya için, lüzumsuz bir şey için o kadar koşturmak... Onun yüzde biri bizde olsa hepsi evliya olur, hepsi havada uçar. Yani öyle Subhanallah... Şeytan insanlara öyle bir gaz veriyor ki... Bir düşünsen; nedir bu? Senin bir şey kazandığın yok. Kaybeden olur da... En azından vaktini kaybedersin, emeğini kaybedersin. Allah yolunda olsa o kadar olmaz; onun için dikkat etmek lazım. Makinenin karşısına oturup milletle konuşacaklar... Ne konuşurlarsa saatlerce, anlamam. Sabaha kadar uyumazlar. Yani insanların düşünmesi lazım; bu yaptıklarımızı Allah Azze ve Celle görüyor, bunların hesabını soracak. Zaten sonra insan pişman olur ki: "Ben bu kadar vakti boşuna harcamışım." "Allah" desem hepsi kâr kalacaktı. Öteki türlü ne kâr var? Zarardan başka bir şey yok. Onun için dikkat etmek lazım. Allah rızası olsun, Allah'ın istediği olsun. Allah'ı unutmayın en azından. Nereye giderse gitsin, oraya da gitse insan Allah'ı unutmasın. "Allah bizi affetsin," desin. "Halimizden memnun değiliz, halimiz iyi olsun," diye Allah'a yalvarsın inşaAllah. Allah hepimizi boş işlerle uğraştırmasın. Bize yarayacak işler olsun. Allah yardım etsin. Milletin zevk-ü sefadan başka bir şey düşündüğü yok artık bu aralar. Allah hepimizi ıslah eylesin.

2026-02-05 - Other

وَٱعۡتَصِمُواْ بِحَبۡلِ ٱللَّهِ جَمِيعٗا وَلَا تَفَرَّقُو (3:103) Allah Azze ve Celle buyuruyor: "Allah'ın ipine hep birlikte sımsıkı sarılın, aranızda ayrılık yapmayın." Bu, Allah Azze ve Celle'nin emridir. Buna en çok tarikat ehlinin uyması gerekir; zira tarikat şeriatın kalbidir, şeriatın özüdür. Fakat bazı tarikat ehli şimdilerde bölük pörçük olmuş, birbirlerine düşman kesiliyorlar. Halbuki birbirlerine değil; Allah'ın rızasına nail olmak için küfre karşı olmaları gerekir. Şimdi ayrılık çıkarınca Allah Azze ve Celle'nin emrine karşı gelmiş oluyorlar. Bu sebeple son zamanlarda yaşananlar Allah'ın rızası dışındadır, şeytanın yönlendirmesiyle olmaktadır. Şeytan buna seviniyor. Bu durum şeytanı sevindirirken, Peygamber Efendimizi ve Evliyaları üzüyor. Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi vesellem) "El mü'min mir'atül mü'min" yani "Mümin müminin aynasıdır" buyuruyor. O yüzden sen onu kötüler yahut ona tavır alırsan, demek ki sen de aynısın, ondan hiç farkın yok demektir. Mümin ayıpları örtmelidir. Ortada bir ayıp yokken, sırf kendine cemaat toplayacaksın diye başka bir cemaate saldırmak olmaz, güzel değildir. Bu tarikatın adabından da değildir, ahlakından da değildir. Konuştuğunu bileceksin, tartarak söyleyeceksin; lüzumsuz sözlere gerek yok. Birlik ve beraberlik için, şeytana karşı durmak için ne iyilik gerekiyorsa onu yapacaksın. Bu günlerde en çok ihtiyacımız olan şey budur. Şeytanı sevindirmeyelim, ondan uzak duralım, onun emrine girmeyelim. Üzücü hadiseler oluyor. Oysa birlik, Allah Azze ve Celle'nin ve Peygamber Efendimiz'in sevdiği şeydir. Bu yüzden şeytana uymak bize yakışmaz, bunu asla tasvip etmeyiz. Konuştuğunuza dikkat edeceksiniz; cübbe sarık takmakla, sakal bırakmakla alim olunmaz. Alim olan hikmet sahibidir; hikmetsiz olanın kimseye bir faydası yoktur. Onun için dikkatli olun, konuştuklarınıza dikkat edin. "Ben iyiyim, sen kötüsün" demekle olmaz. Allah Azze ve Celle herkese ayrı bir özellik vermiştir. Şeyh Efendinin dediği gibi; insan, bir Müslüman kalbi nereye ısınıyorsa oraya tabi olmalıdır. Sen kalkıp konuşarak zorla kalp kazanacağını zannetme. Kalpler Allah'ın elindedir. İnsanın kalbi kime akıyorsa oraya gitsin, "bana gelsin" diye zorla uğraşma. Allah herkese doğru yolu göstersin. Tabi olduktan sonra fark etmez; hangi tarikata tabi olursa olsun hepsi Allah'ın yoludur, Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi vesellem)'in yoludur. Uğraşmayın, birbirinizle veya başkasıyla uğraşmayın. Allah muhafaza buyursun. Bu bir nasihattir; inşaAllah bir daha böyle haberler duymayız.

2026-02-04 - Other

Allahümme kun ma'ana ve la tekun aleyna, ya Allah. (Allah'ım bizimle ol, aleyhimize olma). Elhamdülillah. Bugün buradaki son günümüz. İnşallah; Allah rızası için, Peygamber aşkı ve Evliyaullah muhabbetiyle bu yoldayız. Elhamdülillah, pek çok insanla, pek çok müridimizle bir araya geldik. İnşallah bu; Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi vesellem) ile, Allah dostları ile ve onlar vesilesiyle Cenab-ı Hak ile kavi bir bağa vesile olur. Bir bağ, bir irtibat şart. Bu rabıta olmadan imana varmak ve İman ve İslam dairesinde sabit kalmak kolay değildir. İnsanları Resulullah Efendimiz’e, O'ndan da Allah Azze ve Celle'ye bağlamak için Tarikat manevi bir bağ teşkil eder. Belki meseleyi tam kavrayamayanlar, bunun doğru olmadığını söyleyebilirler. Bunun şirk olduğunu, gereksiz olduğunu iddia edip; kul ile Allah arasına kimsenin girmemesi gerektiğini savunuyorlar. Eğer dedikleri doğru olsaydı, Allah Azze ve Celle neden Peygamberleri —124.000 Peygamberi— gönderdi? Onları ne diye gönderdi? İddia ettikleri gibi bir vasıtaya lüzum olmasaydı, o zaman bunların hiçbirine gerek kalmazdı. Herkes kendi bildiğini okur, isteyeceğini doğrudan Allah Azze ve Celle'den isterdi. Halbuki onlar olmadan biz hiçbir şey yapamayız. Bu, Müslümanlar için; bilhassa günümüzde birbirine düşenler için mühim bir meseledir. Biz insanlarla savaşmıyoruz; biz kötü fikirlerle, batıl düşüncelerle mücadele ediyoruz. Asr-ı Saadet'ten beri Müslümanların itikadı, inancı hep bu yönde olmuştur. Devam ettirmemiz gereken yol budur ve buna sımsıkı sarılmalıyız. Böyle olmazsa, bizimle oynarlar. Tiyatrolar kuruyorlar, filmler çeviriyorlar ve siz bunun gerçek olduğunu sanıyorsunuz; hakikatten kaçıp yalana koşuyorsunuz. Asla kabul edilmeyecek işlerin peşinden gidiyorsunuz. İnşallah bu yolu takip etmeli; insanlara, çoluk çocuğa, herkese Peygamber sevgisini ve hürmetini aşılamalısınız. Bilhassa Peygamber Efendimiz'e (sallAllahu aleyhi vesellem). Ama aslında bütün peygamberler aynıdır; risaletleri bakımından aralarında fark yoktur. Hepsi aynı kaynaktan gelmiştir, birdir. Bazılarının yaptığı gibi "şu iyidir, bu kötüdür" diyemezsiniz. Yahut birinin hata ettiğini, bu yüzden bizim cefa çektiğimizi söyleyemezsiniz. Hayır; Peygamber'e, Allah dostlarına veya Sahabelere dil uzatmak, itiraz etmek akıl kârı değildir. Bu tür düşüncelerin hepsi safsatadır, boştur ve hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Ancak zarar verir, başa bela getirirler. Dolayısıyla Tarikatta en mühim düstur, edep ve hürmettir. Herkese, bilhassa Peygamberlere, Sahabelere, Ehl-i Beyt'e, Evliyaullah'a ve Ulemaya hürmet gösterin. Allah yolunda giden herkese hürmet etmeliyiz. Kim bunların aleyhinde konuşursa edepsizdir. Allah ona itibar etmez, biz de böylelerine kıymet vermeyiz. Rabbim bizi salihlerle beraber eylesin; kötü insanlardan, kötü niyetlerden muhafaza buyursun. Allah tekrarını nasip etsin, yeniden görüşmeyi lütfetsin İnşaAllah. Her zaman dediğimiz gibi; tez zamanda Hz. Mehdi (a.s.) ile buluşmayı ümit ediyoruz, İnşaAllah.

2026-02-03 - Other

فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ (44:4) Leyle-i Mübareke; mübarek, bereketli bir gece. İnşallah bu gece, İslam için, hayır ve barış için açılan bir rahmet kapısı olur. İnşallah... Bu, maneviyatı çok kuvvetli, azametli bir gecedir. Hakikaten öyledir. Şu an dünyada hüküm süren iki kuvvet vardır: Biri Küfür, diğeri İman. İçinde bulunduğumuz hakikat budur. Lakin, "İnne keyde-ş şeytâni kâne daîfâ" (Muhakkak ki şeytanın hilesi zayıftır). (4:76) Şu an Şeytan ve avanesi —Deccal'in başını çektiği o güruh— dünyadaki her şeyi kontrolleri altında tutuyorlar. Ama korkmayın, Elhamdülillah; zira Cenab-ı Hak, Şeytan ve ona tabi olanların güçlü olmadığını beyan buyurmuştur. Kudret sahibi olan, Kadir-i Mutlak olan yalnızca Allah Azze ve Celle'dir. Onlar her şeyin dizginlerini ellerinde sanıyorlar. Halbuki bir saniyede yerle yeksan olacaklar. Bu, bataklık üzerine koca bir bina dikmeye benzer; çabucak çöker gider. Siz onların ne kadar güçlü olduğunu sansanız da, onlara zeval gelmez diye düşünseniz de, temelleri ezelden beri çürüktü. Yer şer, niyet şer; onlara dair her şey şer. Dışarıdan bir darbeye hacet yok; o kendi içinden çürüyüp gidecektir. Çürüyecek, takatten düşecek, zayıflayacak ve nihayetinde başlarına yıkılacaktır. Sizin hiç endişe etmenize mahal yok. Elbette, zahirde Müslümanların bir gücü yokmuş gibi görünüyor ve Şeytan ile avanesinin tasallutu altındalar. Şu anda tüm dünyanın ahvali budur, lakin korkmayın. Allah dilerse, bir saniyede her şeyi murad ettiği şekle çevirir inşallah. Vakti saati geldiğinde —ki inşallah o vakit yakındır— Deccal ve ordusu helak olup gidecektir. Allah inşallah bizi selamete erdirecek bir kurtarıcı gönderecektir. Seyyidina Muhammed Mustafa (sallAllahu aleyhi vesellem) Efendimiz'in müjdelediği üzere, Hz. Mehdi'nin (aleyhisselam) geleceğine imanımız tamdır. Ve o ellerinde zannettikleri güce gelince; aslında hiçbir hükümlerinin olmadığını görecekler. Elleri boş, hüsran içinde bitecekler inşallah. Mevla bizi Hz. Mehdi'ye (aleyhisselam) yetişmekle, onunla buluşmakla şereflendirsin. Mevlana Şeyh Hazretleri, Mehdi'nin (aleyhisselam) zuhuru için daima dua ve niyazda bulunmamızı tembihler. Her ne kadar bu çekilen sıkıntılarda bizim için hayır ve Allah katında ecir olsa da, artık ümmetin takati kalmadı, bu hal dayanılmaz oldu. İnşallah, Hz. Mehdi'nin (aleyhisselam) gelip tüm insanlığı selamete çıkarmasını niyaz ediyoruz.

2026-02-02 - Other

Bu gece, Şaban ayının on beşinci gecesidir. Bildiğimiz şudur ki; Bu gece Kur'an'da mübarek bir gece olarak zikredilmiştir. Bu gece, önümüzdeki yıl herkesin başına neler geleceği yazılır, takdir edilir. Allah Azze ve Celle, hikmetiyle ne olacağını en iyi bilendir. İnsanlara biraz ilim verilmiştir ama bizim bildiğimiz, Allah Azze ve Celle'nin ilmi yanında bir hiçtir; bir toz zerresi bile değildir. Asla kıyas kabul etmez. Bu geceyi ihya ediyor ve bu sene muhafaza olunmak için dua ediyoruz. Öncelikle küfürden, kötü amellerden ve bize zarar verecek şerlerden korunmayı diliyoruz. Kendimize veya çevremizdekilere zarar vermekten Allah'a sığınırız. Dua ettiğimiz ilk şey budur: Allah bizi kötü yola düşürmesin ve başkalarını saptırmamıza izin vermesin. İstemediğimiz şey budur; Allah'tan bizi asla bu duruma düşürmemesini niyaz ederiz. Bu husus çok önemlidir. Diğer isteklere gelince; elbette sağlıklı bir ömür gibi gönlünüzden geçenler için dua edebilirsiniz. Zenginlik istemek de iyidir, zira birçok insan bunu arzular. Ancak zenginliğe kavuştuğunuzda, yolunuzu şaşırmamaya ve harama bulaşmamaya dikkat etmelisiniz. Zira parası olmadığı için yoldan çıkanlar olduğu gibi, parası olup da aklını yitirenleri de görüyoruz. Bu yüzden Allah size verdiğinde şükredin; paranızı nasıl harcadığınıza ve nereye gittiğine dikkat edin. Harcadığınız her kuruşun, Allah rızası niyetiyle olması gerekir. Bunu unutmayın; bu çok mühimdir. Böyle yaptığınızda, hayır yolunda harcadığınız her kuruş için Allah sizi mükâfatlandırır. Eğer bu niyeti hatırlamazsanız, o parada ne bereket olur ne de bir fayda. Gerçek kazanç ve fayda Ahiret içindir. Dünya hayatını yaşarken bile, her şeyin Allah rızası için olduğunu hatırda tutun. Helal dairede dilediğinizi yapabilirsiniz, ancak niyetin Allah Azze ve Celle rızası için olması şartıyla. Allah'a şükretmeyi ihmal etmeyin. Bize bahşettikleri için Allah'a hamdolsun. O bize ibadet etmemiz, başkalarına yardım etmemiz ve Allah Azze ve Celle'nin yolundan gitmemiz için güç verdi. Ama sakın birçok insanın düştüğü gaflete düşmeyin. Şurası çok önemli: Eğer Allah Azze ve Celle size nasip etmezse, hiçbir şey yapamazsınız. Çok zeki olabilir, üniversiteler bitirebilirsiniz; ama yine de eliniz boş kalabilir. Ama Allah dilediğinde, okuma yazmanız olmasa bile size verir. Bunu iyi bilmelisiniz. Her şey sadece sizin çabanızla değil, Allah Azze ve Celle'nin lütfuyla gelir. Allah Azze ve Celle dilediğine verir, dilediğine vermez. Bir nimete kavuştuğunuzda Allah Azze ve Celle'yi unutmamalı ve O'na daima şükretmelisiniz. Çünkü şükrettiğinizde O (nimetini) artırır; Allah Azze ve Celle şöyle buyurur: "...Lein şekertum le ezîdennekum..." (...Eğer şükrederseniz, elbette size (nimetimi) artırırım...) (14:7) Bu çok önemlidir. Allah, bu yılı hakkımızda hayırlı ve bereketli eylesin, İnşaAllah. Mevlana Şeyhimiz de her zaman Allah'tan bize bir kurtarıcı, yani Seyyidina Mehdi'yi (a.s.) göndermesini istememiz gerektiğini söylerdi. Her şeye sahip olsanız bile yine de ona muhtacız, çünkü dünya çok kötü bir hale geldi. Her yer kaos içinde. Seyyidina Mehdi (a.s.) gelmeden kurtuluş yoktur. Bu yüzden dünyadaki zulmü bitirmesi, adaleti ve nuru hakim kılması için Allah Azze ve Celle'den hep onu göndermesini dileriz, İnşaAllah. Allah onu göndersin, İnşaAllah.

2026-02-01 - Other

Meşhur bir söz vardır: "Leyse ba'de'l-küfri zenb." Bu ne manaya gelir? Şu anlama gelir: Bir kişi iman etmediğinde, İslam dairesinde olmadığında, bundan daha büyük bir günah yoktur. Bütün günahlar nazara alındığında; eğer kişi kâfirse —yani imansızsa— yaptığı hiçbir şey, bu küfür haliyle kıyaslanamaz. Bu, İslam'ın temel bir kaidesidir. Şimdi haberlerde hep görüyoruz: "Şunu yaptılar, bunu ediyorlar, şu şöyle, bu böyle..." İnsanlar korkuyor ve soruyor: "Bu nedir?" Ama bu, Allah Azze ve Celle'ye karşı gelmekle kıyaslandığında hiçbir şeydir. "Kâfir" demek, Allah Azze ve Celle'ye muhalif olmak demektir. Allah'ı tanımamak, O'nun emirlerini kabul etmemek demektir. Hal böyle olunca, en büyük günah işte budur. En büyük cürüm budur. Bu sebeple, bir kişi İslam'a girdiğinde, Allah geçmişte yapılan her şeyi siler ve o kişi yeni bir hayata başlar. Günahsız, tertemiz bir sayfa açılır. Sonrasında... elbette beşer şaşar, günah işleyebilir; ama bu günahlar için tövbe edilir ve Allah affeder. Allah Azze ve Celle buyurur: "Eğer benden mağfiret dilerseniz, sizi bağışlarım." Ama Allah'a karşıysanız... Allah'ı kabul etmezken, yaptıklarınız için nasıl bağışlanma dileyebilirsiniz ki? Kimden af dileyeceksiniz? Ondan mı, şundan mı? Milyonlardan af dilemeniz gerekir. Kurtuluş ancak İslam'ı ve Allah Azze ve Celle'yi tasdik etmekle olur... Zira bütün peygamberler İslam üzereydi. Allah katında insanların dini İslam'dır. Hz. Adem'den (a.s.) Peygamber Efendimiz'e (sallAllahu aleyhi vesellem) kadar hepsi İslam'dı. "Bu Hristiyan, bu Yahudi, bu başka bir şey" demeyin. Hayır, hepsi İslam'dır; yani Allah'ın dinidir. Peygamber Efendimiz'e (sallAllahu aleyhi vesellem) kadar silsile halinde geldiler ve O, dini kemale erdirdi. Bundan sonra başka bir din, başka bir peygamber yoktur. Rabbim; henüz Hak yolda olmayan, Allah'ı tanımayan, O'na ve dinine harp açanlara hidayet nasip etsin. Allah, içinde bulundukları bu karanlık halden kurtulmaları için onlara hidayet versin inşaAllah.

2026-01-31 - Other

"Yiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz." (A'raf Suresi, 31. Ayet) Allah (Azze ve Celle) şöyle buyuruyor: "Yiyin, için fakat aşırıya kaçmayın." İsraf etmeyin; size yetecek kadarını alın, fazlasını değil. Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: Midenizi tıka basa doldurmayın. Belki %80, %70 veya %90'ı dolmalı, ama %100'ü değil. Günümüzde insanlar doymakla kalmıyor; ihtiyaçlarından çok daha fazlasını yiyorlar. Ve yeme adabına riayet etmeden yiyorlar. Bu da hastalıklara ve ağırlığa sebep olur; ne bedene ne de ruha iyi gelir. İnsanlar sadece midelerini doldurmayı seviyorlar. Sadece ibadetinize ve işinize güç yetirecek kadar yemelisiniz; ihtiyacınız olanı alın. Ama aşırıya kaçmayın; fazlası hastalık ve yük getirir. Bu hususta Peygamber Efendimiz'i (sallAllahu aleyhi vesellem) takip etmeliyiz. Efendimiz (sallAllahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: "Biz acıkmadan yemeyen, yediğimiz zaman da doymadan kalkan bir topluluğuz." Yediğimiz zaman tıka basa doymayız. Bu, Peygamber Efendimiz'in (sallAllahu aleyhi vesellem) sünnetidir. Yemeğe tuz ile başlamak da sünnettir. Ve ayakta değil, oturarak yemek gerekir. Aksi hâlde bu, Efendimiz'in (sallAllahu aleyhi vesellem) sünnetine uygun olmaz. Bir şey yerken veya içerken oturuyor olmalısınız. Bu çok önemlidir. Bugün çoğu insan her şeyi buna aykırı yapıyor... Şeytan onlara Efendimiz'in (sallAllahu aleyhi vesellem) sünnetinin tersini yaptırıyor. "Fast food" dedikleri şeyi ayakta yiyorsunuz. Ayakta içiyorsunuz. Hatta bazen maratonlarda veya etkinliklerde görüyorum, koşarken insanlara su veriyorlar. Bu çok kötü, çok zararlı. Özellikle yorgunsanız, yürüyüp koşuyorsanız; su içmeden önce biraz -bir iki dakika- oturup soluklanmalısınız. Koşarken içmeyin. Yiyip içmek için ayağa kalkmak mı? Kim yemek için ayakta durur? Sadece hayvanlar, çünkü onlar oturup yiyemezler. Oturamadıkları için ayakta yiyip içerler. Ama onlar bile yürüyerek yemezler; yiyecekleri zaman dururlar. İçecekleri zaman durup içerler. İnsanoğlu maalesef her türlü kötü alışkanlığı benimsiyor. Ayaküstü yemek yemek insanlar için bir alışkanlık hâline geldi. Çok az insan oturarak, tuzla, Besmele ve dua ile yemeğe başlıyor. Bitirdiğinizde dua etmeli ve sonra işinize, dersinize veya vazifenize dönmelisiniz. Ayrıca oruç tuttuğunuzda mutlaka Sahur yapmalısınız. Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi vesellem) Sahurda bereket ve sağlık olduğunu müjdelemiştir. İftar vaktinde orucunuzu bir hurma ile, hurma yoksa su ile açmalısınız. Bu Sünnettir, Elhamdülillah. 24 saatimiz ve 12 ayımız boyunca, Efendimiz (sallAllahu aleyhi vesellem) bize nasıl yaşayacağımızı ve onun izinden nasıl gideceğimizi öğretmiştir. Peygamber Efendimiz'in (sallAllahu aleyhi vesellem) yolunda olmak, öncelikle bereket, sonrasında sağlık ve huzur getirir. Her türlü hayır O'nun yolundadır. Allah bizi O'nun yolundan ayırmasın; Şeytan'ın ve ordusunun bu yeni adetlerinden uzak tutsun. Onlara karşı uyanık olmalıyız. Onlar her türlü kötülüğü, hastalığı, üzüntüyü ve sefaleti isterler; gayeleri budur. Ama Efendimiz (sallAllahu aleyhi vesellem) sayesinde, Elhamdülillah, Allah bizi inşallah bunlardan koruyacaktır.