السلام عليكم ورحمة الله وبركاته أعوذ بالله من الشيطان الرجيم. بسم الله الرحمن الرحيم. والصلاة والسلام على رسولنا محمد سيد الأولين والآخرين. مدد يا رسول الله، مدد يا سادتي أصحاب رسول الله، مدد يا مشايخنا، دستور مولانا الشيخ عبد الله الفايز الداغستاني، الشيخ محمد ناظم الحقاني. مدد. طريقتنا الصحبة والخير في الجمعية.

Mawlana Sheikh Mehmed Adil. Translations.

Translations

2025-12-16 - Bedevi Tekkesi, Beylerbeyi, İstanbul

[Hadis-i Şerif] Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Geceleyin kıldığınız en son namaz, vitir olsun. Tabii, kılınan namazların sonuncusu vitir olmalıdır. [Hadis-i Şerif] Peygamber (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Ben vitir ve duha (kuşluk) namazı kılmakla emrolundum. Ancak bunlar size farz kılınmadı. Yani bunları kılan kimse, Peygamber Efendimizin yolunda fazilet kazanır. Vitir bizde vaciptir, kuşluk namazı ise sünnettir. Kuşluk namazını kılan, bütün günün sadakasını vermiş gibi olur. [Hadis-i Şerif] Peygamber (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Ben vitir namazı ve iki rekat kuşluk namazını kılmakla emrolundum. Ancak bunlar size farz kılınmadı. Yani bu emir Peygamber Efendimiz içindir. Bize farz değildir; vitir bize vaciptir. Duha (kuşluk) namazı da sünnettir. Kişi, iki rekattan on iki rekata kadar kılabilir. [Hadis-i Şerif] Peygamber (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Vitir namazı gece kılınır. Yani o üç rekat namaz, bir gece namazıdır. Yatsıdan sonra kılınan namazdır, gündüz kılınmaz. [Hadis-i Şerif] Peygamber (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Şüphesiz Yüce Allah Azze ve Celle beş vakit namazınıza bir namaz daha ilave etti. Bu namaz sizin için kızıl develerden daha hayırlıdır. O dönemin en kıymetli malı kızıl develerdi. Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) o namazın onlardan daha hayırlı olduğunu belirtiyor. Bu vitir namazıdır. Allah onu sizin için yatsı ile sabah namazı arasına yerleştirmiştir. Yani yatsıdan sonra sabaha kadar, sabah namazı vakti girmeden önce kılınabilir. Ama yatmadan önce kılmak daha faziletlidir. Yatıp kalkınca kılarım derseniz uykuya dalabilirsiniz. Bu sebeple kıldığınız son namaz vitir olsun. [Hadis-i Şerif] Peygamber (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Şüphesiz Allah tektir ve teki sever. Allah birdir; O'nun tek dediği, tek rakamlardır: 1, 3, 5, 7, 9... Allah (c.c.) bunları sever. [Hadis-i Şerif] Peygamber (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Şüphesiz Allah tektir ve teki sever. Ey Kur'an ehli, (tek rekatlı) vitir namazını kılın. Bütün namazlar genellikle çift çift olur; iki rekat, dört rekat gibi... Vitir ise Allah'ın sevdiği bir namaz olduğu için, en son kılınan üç rekatlık namazdır. Şafiilerde uygulama farklıdır, onlarda da vitir vardır. Onlar iki rekat kılıp selam verir, sonra tek rekat daha kılarlar. Hanefi olarak bizim kıldığımız ise, tek selamla üç rekattır. [Hadis-i Şerif] Peygamber (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Vitir namazı ancak gece kılınır. Yani gündüz olmaz, vitir namazı geceleyin kılınır. [Hadis-i Şerif] Peygamber (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Sabah namazı girmeden vitir namazınızı kılın. Sabah ezanı okunmadan, vakit girmeden vitri kılın. En iyisi de işi sabaha bırakmadan, yatsıdan sonra kılmaktır. [Hadis-i Şerif] Peygamber (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Sabah namazı olmadan önce vitir namazını kılmakta acele ediniz. Çünkü sabah vakti girdikten sonra artık vitir kazaya kalmış olur. [Hadis-i Şerif] Peygamber (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Üç şey vardır ki bunlar bana farzdır, size ise nafiledir. Buradaki nafileden kasıt; Efendimize farz olanın size sünnet veya vacip olmasıdır. Birincisi, vitir namazı. Efendimize farzdır, Hanefi mezhebine göre bize vaciptir. Diğer mezheplerde vacip olmadığı için sünnettir, ama sünnet-i müekkededir. İkincisi, iki rekat kuşluk namazı; bu da nafiledir. Üçüncüsü, sabah namazının iki rekat sünneti. Bu da sünnet-i müekkededir. Onu muhakkak kılmak lazım. Hükmü vacibe yakındır, terk etmemek gerekir. [Hadis-i Şerif] [Hadis-i Şerif] Peygamber (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Gece namazı ikişer ikişerdir. İki rekat iki rekat kılınır. Sizden biri sabah namazı vaktinin girmesinden korkarsa, son olarak bir rekat kılar. Bu, onun daha önce kılmış olduğu rekatları tek yapmış olur. Tabii hadis-i şerifleri okuduğumuz vakit, ben bunu okudum, kafama göre yapacağım olmaz. Mezhep imamları ve alimler bunun manasını izah etmiş, yolunu göstermiştir. Bu son bir rekat ifadesi Şafiiler içindir. Hanefiler için vitir namazı, üç rekat bütün olarak kılınır.

2025-12-15 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor: Siz Allah'a hakkıyla tevekkül etseniz, Allah rızkınızı verir. Hiçbir şey yapmasanız bile; kuşlar nasıl sabah aç gidip akşam tok dönüyorsa, tevekkül ederseniz size de rızkınızı öyle verir. Tabii Müslümanlarda bile tevekkül yok; nerede kaldı ki imansızlarda, Allah'a inanmayan kâfirlerde olsun? Onlarda hiç yok. Onun için bu dünya haline büyük bir kötü daire, fasit daire derler. Şimdiki insanlar, "Bize daha fazla para lazım, bu yetmiyor," diye kavga ediyorlar, uğraşıyorlar. Para verilir ama o verilenin karşılığında daha fazlası geri alınır. Verilenden fazlası geri alınır. Niçin? Çünkü insanın yapabileceği budur; veren ise Allah Azze ve Celle'dir. İnsanlar O'na tevekkül etse, aldıkları para da rızık da kendilerine yeter. Ama yok; "Ben kıyameti koparır yine de isterim," der. Hadi verdiler diyelim; sana yüz verir, senden iki yüz alırlar. Herkes de bunu biliyor. Sen Allah'a tevekkül et; paranın bereketi olur, sana yeter. Aksi halde döner dolaşır aynı yere, hatta daha beterine gelirsin. Bu yüzden insanoğlu, Allah Azze ve Celle'nin verdiğine kanaat etmedikçe hiçbir fayda görmez. "Fasit daire" derler buna... Şimdi yeni dilde ne diyorlar bilmiyorum ama... Yani döner dolaşır daha beter hale gelirsin; bir şey alırsın ama durumun daha kötü olur. İşte buna şimdilerde "enflasyon" diyorlar, bilmem ne diyorlar. Bu da nereden kaynaklanıyor? Allah'ın gösterdiği yoldan uzak durmaktan. Allah bu dünyayı ve içindeki her şeyi yaratmış. Daha fazlasını alamazsın, belirli bir miktar var. O haddi aşarsan yine aynı yere dönersin, hatta daha kötüsüne gidersin. Onun için dikkat etmek lazım. İnsan elindekine kanaat etsin, o zaman bereketini görür. Öteki türlü, seni sürekli kandırırlar. Herkes de kandırıldığını biliyor. "Bize şu kadar veriyorlar, zam geldi, maaş aldık," diyorlar ama aldığı maaşın iki misli zam, diğer taraftan gelmiş oluyor. Onun için buna dikkat etmek lazım. İnsanların; yaptıkları işi ne için yaptıklarını, kimin için yaptıklarını, her şeyin kimden gelip kime gittiğini bilmeleri lazım. Allah uyanıklık versin, bereket versin inşa'Allah. Allah muhafaza etsin, rızkımızı eksiltmesin inşa'Allah.

2025-12-14 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Allah'a şükür, hepimiz Ümmet-i Muhammed'iz. Bu büyük bir şereftir, büyük bir nimettir. Bu nimetin kadrini bilmek lazım. Bunun için Allah Azze ve Celle'ye şükretmek lazım. Bu dinden, bu ümmetten olduğumuz için... Peygamber Efendimizi sevmeyen şeytandır. Şeytan insanları yoldan çıkarmak, kendisine benzetmek ister. Onun için insanları nefisleriyle kandırıp, Peygamber Efendimiz sallAllâhu aleyhi ve sellem'e düşman eder. Yahut düşman etmese bile en azından hürmet ettirmez. Düşman olanlar zaten kâfirlerdir. Hürmet etmeyenler ise kandırılmış Müslümanlardır. Onlar da kimdir? Çoğu zaman bir mürşidi olmayan, şeyhi olmayan insanlardır. Allah'a şükür bizimkisi, en güzel yol olan İslam yolunu takip eden tarikatlardır. En iyisi de, üzerine hiç toz kondurulmayan tarikat, Nakşibendi tarikatıdır, Allah'a şükür. Bütün tarikatlarda muhabbet vardır, hürmet çoktur. İnsanlar bazen değişik görse de, tarikat olmadan Peygamber Efendimiz sallAllâhu aleyhi ve sellem'in kadri kıymeti bilinmez. İnsan O'nun azametini bilemez. O'na hürmet eden, O'nu en çok seven tarikat ehlidir. Ötekiler ne kadar sevse de, şeytan yine kalplerine bir şüphe koyar... "Yok o da sizin gibi insandır", "yok şöyledir böyledir" derken o muhabbeti azaltır. Peygamber Efendimiz sallAllâhu aleyhi ve sellem'in azametine, hürmetine, kadrine ve kıymetine dair en ufak bir şüphe olmaması lazım. Onun için, sünnetine tabi olmak O'na tazimdendir, O'nu yüceltmektendir. Allah'a şükür tarikatımız sünnetlerin çoğunu, hatta hepsini yapmaya gayret eder; herkes gücü yettiğince yapar. Allah indinde her bir sünneti yapmak, yüz şehit sevabı gibidir. Sünnetleri terk etmiyoruz, ne varsa yapıyoruz. Onun için tarikatta olan "Ne yapayım?" diyor. İşte beş vaktini kılıyorsun, tesbihatını yapıyorsun... Bunların hepsi sünnettir. Yani yapılan bu ibadet daha kolay oluyor. Tarikat dışında olan ise bir yapıyor, iki yapıyor; sonra "Bunu yapmayayım" diyor. Tarikatta olan, Allah'a şükür o yolu takip ediyor; ta ki Allah'ına kavuşana kadar. O güzel yoldur. Allah'a şükür, buna şükretmek lazım; bu, Peygamber Efendimizin yoludur. Tarikat zaten "yol" demektir. O yol Peygamber Aleyhisselam'ın yoludur. O'na kavuşana, O'nunla beraber olana kadar, ilelebet o yolda gidilir inşa'Allah. Allah hepimizi sabit kadem kılsın. Bu yolda olmayanlara da Allah nasip etsin inşa'Allah.

2025-12-13 - Dergah, Akbaba, İstanbul

كُلُّ نَفۡسٖ ذَآئِقَةُ ٱلۡمَوۡتِۖ ثُمَّ إِلَيۡنَا تُرۡجَعُونَ (29:57) Ölüm herkesin tadacağı bir şeydir ama insan yaşarken hiç ölmeyecekmiş gibi zanneder. Bu, Allah Azze ve Celle'nin bir hikmetidir. Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki; kıyamet günü hesaplar bittikten sonra ölüm getirilip cennet ve cehennem arasında bir yerde kurban gibi kesilir. O kesilince, işte o vakit sonsuzluğa kadar ölümsüzlük başlar. Hem cennet ehline hem de cehennem ehline aynı şekilde artık ölüm yok. Dünya ölümlü bir yerdir. Dünyada olan insan muhakkak o ölümü tadacak, ondan sonra ise ölüm ebedi olarak kalkacak. Cennet ile cehennem arasında ölüm kesilmiş olur; artık ondan sonra ölüm yoktur. Ölüm dünyadadır; ahirette, cennette ise... Şimdi insanlar bazen "İlelebet ne yapacağız?" diye düşünüyor. Halbuki yaşarken bile sen kendin hiç ölmeyecekmişsin zannediyorsun. Üstelik buradaki zahmet ve eziyet o kadar çok olduğu halde insan yine de ölmek istemiyor, ölümü düşünmüyor. Ahirette ise durum değişiktir. Orada bu dünya hali yoktur; cennete girip Peygamber Efendimiz'in (sallAllahu aleyhi ve sellem) Kevser havuzundan içince, dünyanın bu üzüntüsü, sıkıntısı ve kötülüğü insanda kalmaz. İnsanda ne kıskançlık kalır, ne de kötü bir düşünce. Ne eziyet verecek bir kimse kalır, ne de korku; hiçbir kötü şey kalmaz. Onun için bu düşünce, yani ahiretin ve cennetin hali, dünyadaki gibi değildir. Bazı kendilerini alim zanneden insanlar bile var ki, "orada ne yapacağız" diyerek ebediyeti kabul etmezler. Halbuki Allah Azze ve Celle'nin vaadi haktır. Cennette ilelebet rahat ve güzellik içinde yaşanır. Orada hiç öyle "Yarın ne olacak, ne kadar zam alacağım, ne kadar para kazanacağım, nasıl geçineceğim?" diye bir şey yoktur. Orada rahatlık vardır, ilelebet sevdikleriyle beraberdirler. Artık orada sevdiklerinden ayrılık da yoktur. "Ayrılacağım", "bu yaşlandı ölecek", "hasta oldu", "kaza geçirdi", "saldırdılar", "şunu yaptılar" gibi hiçbir kaygı, hüzün ve endişe yoktur. Onun için insan ahiret için çalışsın ki... Bu dünya geçicidir; sıkıntılar da mümin için faydadır, rahatlık da mümin için faydadır. Mümin olmayan içinse ne kadar rahat olsa da hiçbir faydası yoktur; asıl fayda ahirettedir. Allah bizi imandan ayırmasın. Bu sapık, kendilerini alim zanneden, alim diye geçinen birçok insan, milleti yoldan çıkarıyor; garipleri, çoluk çocuğu da yoldan çıkarıyorlar. Onların ahiretlerini mahvediyorlar. İlelebet mahvolmuş oluyorlar, Allah muhafaza etsin. Allah şerlerden muhafaza etsin. İman kuvveti versin bize inşa'Allah.

2025-12-12 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz (sall'Allahu aleyhi ve sellem) şöyle buyuruyor: "Günahtan tövbe eden, hiç günah işlememiş gibidir." Yani bir kişi tövbe ettikten sonra, Allah Azze ve Celle onun tövbesini kabul eder. Allah insanları hata ve günah işlemeye meyilli yaratmıştır; çünkü onların tövbe etmesini istemektedir. Bir kimse, "Ben günah işledim, nasılsa affolunmaz, yapmaya devam edeyim" derse hata etmiş olur. İnsan günah işler ve ardından tövbe eder; Allah Azze ve Celle de o günahı affeder. Mühim olan tövbe ve istiğfar etmektir; bu Allah'ın kullarına bir lütfudur. Tövbe kapısı açıktır. Ta ki ahir zamanda kıyamet yaklaşınca o kapı kapanır; işte o vakit tövbeler kabul olmaz. Günahlar cezasını bulur o vakit. Ancak şu an, o vakit gelene kadar tövbe kapısı hep açıktır. Bu yüzden her gün işlediğimiz günahlara, hatalara ve kusurlara karşı Allah'tan af dileyip tövbe etmek büyük bir nimettir. Allah'a şükürler olsun; O, büyük bir fazilet olarak merhameti ve rahmetiyle günahlarımızı affeder. Allah hepimizi affetsin. Çünkü günahsız, küçük veya büyük hatası olmayan insan yoktur. Hatasız olanlar sadece peygamberlerdir. Son Peygamber Efendimiz (sall'Allahu aleyhi ve sellem) günahsız ve hatasız olan yegâne insandır. Onun dışındaki herkesin hatası ve günahı vardır. Fakat tövbe ve istiğfar edildikten sonra Allah affeder. Allah hatalarımızı ve günahlarımızı affetsin inşa'Allah.

2025-12-11 - Dergah, Akbaba, İstanbul

وَلِلَّهِ عَلَى ٱلنَّاسِ حِجُّ ٱلۡبَيۡتِ مَنِ ٱسۡتَطَاعَ إِلَيۡهِ سَبِيلٗاۚ (3:97) Hac, İslam'ın rükünlerinden biridir. Onun için gücü yeten, maddi durumu ve sağlığı yerinde olan herkese farzdır; yapılması gerekir. Şu sıralar üç aylar geliyor. İnsanlar tatil vesilesiyle umreye gidiyorlar. "Hacca gidemedik bari umreye gidelim" diyorlar. Gidin, Allah kabul etsin, mübarek olsun ama asıl farz olan hacdır. Umre farz değildir. İnsanın umreyi hacdan sonra yapması lazım. Şimdi diyorlar ki; "Yazıldık ama çıkmadı, onun için biz de umreye gideceğiz." Peki ya seneye hac çıkarsa? Paranı umreye harcadığın için o zaman hacca gidemeyeceksin. Bu sebeple insan öncelikle hac parasını biriktirmeli ve bir kenara ayırmalıdır. Hatta o parayı altına çevirsin, kâğıt para olarak tutmasın. Onu bir kenarda bekletsin. Hac çıkarsa gider. Çıkmazsa o vakit umreye gidebilir ama o parayla değil. O para ayrı kalacak, ona dokunmayacaksın. "Bu benim hac paramdır" diyerek kenarda duracak. Allah senin haccını kabul eder. Gidemesen bile, Allah gecinden versin vefat edersen, o parayla senin yerine başkasını gönderirler, yine hacı olmuş olursun. Yok eğer sağ kalırsan, nasip olursa o parayla kendin gidersin. Ama şimdiki insanların aklı pek çalışmıyor. İnsanlar zekâlarını kullanmıyor, zekayı alete bırakmış, o ne derse onu yapıyorlar... Yapman gereken budur: Hac paranı ayıracaksın. Eğer fazladan paran varsa o vakit umreye git. Yoksa o parayı sakla, vakti gelince Allah'ın izniyle hacca gidersin. Böylece bu farzı eda etmiş olursun. Parayı saklayıp gidemesen bile; niyetin halis, hazırlığın tam olduğu için sevabını alırsın. Kısmet; bu sene olmazsa seneye olur. Seneye olmazsa beş sene sonra olur. Mesela bu sene olduğu gibi, bazılarına 16 sene sonra hac çıktı. Paraları yok, "Ne yapacağız?" diye dövünüyorlar. E parayı on defa umreye giderek harcadın? O parayı saklasaydın rahat ederdin, kimseye muhtaç olmadan hacca giderdin. Biraz kafayı çalıştırmak lazım. Allah akıl fikir vermiş. Bir de istişare edeceksin; "Gideyim mi gitmeyeyim mi, nasıl yapayım?" diye. Diyorlar ki; "Hac çıkmadı, biz umreye gidelim." Dediğimiz gibi, umre farz değil. Sen farzın hazırlığını yap, gerisi inşa'Allah gelir. Allah kısmet etsin. Allah gidemeyenlere de nasip etsin, rahat gidip gelmeyi lütfetsin inşa'Allah.

2025-12-10 - Dergah, Akbaba, İstanbul

Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) daima "ümmetî, ümmetî" diye ümmetini düşünür, ümmetinin kurtuluşunu ister. Elbette ona hürmet edenler kurtuluşa erer. Hürmet etmeyenlerin vaziyeti ise vahimdir. Ona düşman olanların işleri büsbütün berbattır. Onlar hem dünyada hem de ahirette şeytanla beraberdirler. Peygamber Efendimiz'e (sallAllahu aleyhi ve sellem) düşman olan, Allah Azze ve Celle'nin de düşmanıdır. Allah'a düşmanlık eden ise hiçbir zaman kazanmaz, zafere ulaşamaz. Onlar daima hüsrandadır. Kazanmış gibi görünseler bile, sonları her zaman kötüdür. Bunun için Peygamber Efendimiz'in (sallAllahu aleyhi ve sellem) yolunda olmamız lazımdır. Ona hürmet etmemiz gerekir. Onu ne kadar tazim edip yüceltirsek, Allah katındaki makamımız da o kadar yükselir ve yücelir. Ona hürmet etmeyenin hiçbir kıymeti yoktur. "Şu kadar şeyim var, şu kadar okudum, bu kadar malım ve bana tabi olanlar var" deseler bile, bunların hiçbir kıymeti yoktur; değersizdirler. Asıl kıymetli olan Peygamber Efendimiz'dir (sallAllahu aleyhi ve sellem), ona tabi olanlar ve onu tazim edenlerdir. Allah Azze ve Celle'nin bütün peygamberleri, Peygamber Efendimiz'in ümmetinden olmayı temenni ederlerdi. Çünkü o peygamberler hakikati görürler. Sıradan insanlar gibi olmadıkları ve Peygamber Efendimiz'in (sallAllahu aleyhi ve sellem) yüce makamını gördükleri için onun ümmetinden olmak isterler. Biz de Allah'a şükürler olsun ki onun ümmetindeyiz. Daima onun yolunda olmamız lazım. Onu unutup dünyaya dalmak gaflettir. Allah bizi gafillerden eylemesin inşa'Allah. Gaflet kötü bir haldir. Gaflet demek; ne olduğunu bilmeden ömür geçirip, (ölümle) ansızın uyanmak demektir. Gaflet tıpkı bir uyku veya sarhoşluk hali gibidir. Uyanınca iş işten geçmiş, hayat bitmiş olur. Allah muhafaza buyursun, bizi gafillerden eylemesin.

2025-12-09 - Dergah, Akbaba, İstanbul

وَمَن شَكَرَ فَإِنَّمَا يَشۡكُرُ لِنَفۡسِهِۦۖ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ رَبِّي غَنِيّٞ كَرِيمٞ (27:40) Allah Azze ve Celle buyuruyor ki; "Kim şükrederse, ancak kendisi için şükretmiş olur." Şükretmeyene gelince; şüphesiz Allah Azze ve Celle'nin kimseye ihtiyacı yoktur, O Gani'dir. Allah Azze ve Celle'nin, kimsenin ne şükrüne, ne ibadetine, ne de başka bir şeyine ihtiyacı vardır. Kim hayır işlerse kendisi için yapar; şükreden, onun ecrini ve sevabını kendisi alır. Küfreden de vebalini kendi çeker. Yani bütün kâinat şükretse, bunun Allah Azze ve Celle'ye zerre kadar bir faydası dokunmaz; O'nun buna ihtiyacı yoktur. Bütün kâinat kâfir olsa, küfretse, onun da Allah Azze ve Celle'ye bir tesiri veya zararı yoktur. Allah Azze ve Celle insanları ve mahlukatı yaratmıştır. Yapılan hayırlar, hasenat, ecir ve sevaplar onlar içindir; kulların kendi faydasınadır. Bunların Allah'a bir faydası yoktur. Bazen insan; "Ben namaz kılıyorum, şunu yapıyorum, bunu yapıyorum" der. Halbuki yaptığı şey kendisine faydadır. Allah Azze ve Celle o nimeti sana vermiştir, sen istifade ediyorsun. Yok eğer "Ben yapmayacağım" dersen... Haşa, bazı insanlar (Allah'a) küstüm diyor, ibadet etmiyor. Küssen de sen kendine zarar veriyorsun; bundan Allah Azze ve Celle'ye bir noksanlık veya zarar gelmez. Müslümanların, müminlerin bunu bilmesi ve buna dikkat etmesi lazımdır. İbadet edip de Allah Azze ve Celle'ye minnet etmek olmaz; minnet Allah'a aittir. Seni bu işi, bu hayrı yapmaya müyesser kıldığı için asıl O'na minnettar olman ve şükretmen gerekir. Allah verdiği nimetlere şükrümüzü daim etsin inşallah. Şükrümüz eksilmesin, küfre girmeyelim. Allah Azze ve Celle'nin her hükmüne razı olup, şükür halinde ve rıza makamında olalım inşa'Allah.

2025-12-09 - Bedevi Tekkesi, Beylerbeyi, İstanbul

Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Davud aleyhisselamın oğlu Süleyman aleyhisselama, annesi şöyle dedi: "Ey evladım, gece fazla uyuma." "Zira gece çok uyumak, kıyamet gününde insanı fakir bırakır." Yani gece ibadeti makbul olduğu için, vaktin tamamı uykuyla geçirilmesin diye annesi Süleyman aleyhisselama böyle nasihat etti. [...] Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Allah Azze ve Celle; gecenin ortasında kalkıp namaz kılan, Bakara ve Âl-i İmrân surelerini okuyan kişinin ecrini zayi etmez. Kişi için en güzel hazine Bakara ve Âl-i İmrân sureleridir. Yani başlarından bile okusa; o Bakara suresinin ve Âl-i İmrân suresinin başlarını okumak dahi aynı derecede kıymetlidir. O en büyük hazine, bu Bakara suresi ve Âl-i İmrân suresidir. Şimdi burada -Allah razı olsun- pek çok insan çocuklarının hafız olmasını istiyor, hafız olsun diye okutuyorlar. Garipler bir sene, iki sene okuyorlar. Ezberliyorlar ama sonra unutuyorlar. İşte onun için bizim tavsiyemiz; birkaç cüz öğrensinler. Mesela Bakara suresini, Âl-i İmrân suresini öğrensinler. En'âm suresini öğrensinler, Yasin'i ve Mülk suresinden sonrasını tamamen ezberlesinler. Bunların sağlam kalması, Kur'an'ın tamamını ezberleyip de sonra unutmaktan çok daha hayırlıdır. Çünkü hazine olarak Bakara suresine ve Âl-i İmrân suresine dikkat etmeleri lazım. [...] Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Gece namazı kılan olup da kendisine uyku galip gelen kimse yoktur ki, Allah onun namazının sevabını yazmasın. Uykusu da kendisine sadaka olur. Yani normalde her gece teheccüd namazı kılıyor. Bir gece kılarken uyuyakalmış. Allah Azze ve Celle o namazın ecrini o kula vermiş oluyor. Uykusu da ona sadaka sayılıyor. [...] Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Sizden biri namazı zinde ve dinç olduğu zaman kılsın. Yorulduğu veya gevşediği zaman otursun. Yani bu durum, gece namazlarında daha sık yaşanır. Kişi yorulduğu zaman oturarak da kılabilir. [...] Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Gece namazını çok kılan kişinin gündüz yüzü güzelleşir. Yani çoğu insanın, Allah'a şükür mümin olanların yüzleri güzeldir, nurludur. Asi olan, dinden uzak insanların yüzünde ise zulmet vardır; karanlık ve çirkinlik vardır. Allah muhafaza etsin. Güzellik isteyen gece namazını kılsın inşa'Allah. [...] Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Gece namazına kalkmaya niyet ederek yatağına giren, fakat uyku kendisine galip gelip sabaha kadar uyanamayan kimseye, niyet ettiğinin sevabı yazılır. Yani geceleyin yattı. "Ben kalkıp teheccüd kılacağım, hacet kılacağım, şükür namazı kılacağım" diye yatar. Bir bakmış, sabaha kadar uyumuş. Ama Allah Azze ve Celle, o niyetine binaen o sevapların hepsini ona yazar. Uykusu da kendisi için sadaka olur. Rabbinden ona ihsan edilen bir sadaka olur. [...] Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Kim bir gecede yüz ayet okursa, ona o geceyi ibadetle geçirmiş gibi sevap yazılır. [...] Yani Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) şöyle buyuruyor: Kim gece yüz ayet okursa, o kimse gafillerden yazılmaz. Mesela on rekat kılsa, her rekatta on ayet okusa yüz ayet eder. Yani "yüz ayet" dediği miktar rahat okunur. Örneğin "Kul hüvellâhü ehad" üç-dört ayettir. Onların her biri bir ayettir. Peygamberimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) bütün sure olarak değil, ayet sayısı olarak buyuruyor. Kim gecede yüz ayet okursa, o kimse gafillerden yazılmaz. Gafiller, Allah'tan gafil olanlar, O'nu unutanlar demektir. Yani gafillerden olmak iyi bir şey değildir. [...] Peygamber Efendimiz (sallAllahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: Kılacağın namaz, bir koyun sağımı süresi kadar bile olsa gece namazını bırakma. Yani iki rekat bile olsa... Bir koyunu sağmak beş dakikadan fazla sürmez. Onun için o gece namazına muhakkak devam etmek lazım. Bunda Peygamber Efendimizin (sallAllahu aleyhi ve sellem) müjdelediği o kadar büyük sevaplar, dereceler ve güzellikler var ki... Allah bunu bizde daim etsin inşa'Allah. Hayatımızın sonuna kadar niyet ettik. İnşa'Allah Allah Azze ve Celle o niyetimize göre versin.

2025-12-08 - Dergah, Akbaba, İstanbul

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِن جَآءَكُمۡ فَاسِقُۢ بِنَبَإٖ فَتَبَيَّنُوٓاْ أَن تُصِيبُواْ قَوۡمَۢا بِجَهَٰلَةٖ فَتُصۡبِحُواْ عَلَىٰ مَا فَعَلۡتُمۡ نَٰدِمِينَ (49:6) Allah Azze ve Celle iman edenlere şöyle buyuruyor: "Size bir fasık, yani sözüne güvenilmeyen biri bir haber getirirse, onu iyice araştırın." Söylediği doğru mudur, yanlış mıdır, aslı astarı nedir diye iyice araştırın. Yoksa bilmeden insanlara zarar verir, sonra da yaptığınıza pişman olursunuz. Yani, hiçbir şey hakkında hemen hüküm vermeyin. Sadece gördüğünüze veya duyduğunuza dayanarak hüküm verilmez. Muhakkak araştırın. Gördüğünüzü yanlış anlamış olabilirsiniz, duyduğunuz da yalan olabilir. Buna çok dikkat etmek lazım. Zira insan bazen birilerine tavır alıyor yahut sırf duyduğu bir sözden dolayı gidip münakaşa ediyor, kavga ediyor. Sonra bir bakıyor ki haber yanlış, söyleyen de yalancıymış. O vakit ortada kalıyor; hem pişman hem de suçlu duruma düşmüş oluyor. Halbuki o adam zaten güvenilmez, sözüne itimat edilmez biri. Onun sözüyle başkası hakkında hüküm vermeyin, ona karşı tavır almayın. İyice araştırın. Araştırdıktan sonra eğer gerçekse ve tavır alman gerekiyorsa alırsın; yok gerekmiyorsa ona göre hareket edersin. Bu uyarılar, insanlar zor durumda kalmasın, sonradan özür dileyecek hale gelmesin diyedir. Böylece hem suizan etmemiş hem de kendinizi utandıracak bir duruma düşürmemiş olursunuz. Karşınızdaki kim olursa olsun; erkek yahut kadın, onlara karşı mahcup olmazsınız. Allah Azze ve Celle'nin mübarek kelamı, Müslümanlar için her türlü güzelliği anlatmaktadır. Sen kendini zor duruma düşürmeyesin diye Allah Azze ve Celle bu ayet-i kerimeleri buyurmuştur. Allah bize hakikati göstersin. Çünkü bu devirde yüzü güzel ama içi kötü olan pek çok insan var. Ne hikmetse insanlara kötülük yapmak isteyenler var. Doğru insanlar da var elbette; inşa'Allah iyiler kötüler gibi muamele edilmez. Allah bizi o duruma düşürmesin. Allah muhafaza eylesin.